Öznur Enes - Dikkat Sinek Konabilir

 “DİKKAT SİNEK KONABİLİR” İSİMLİ SERGİ, BEYOĞLU BELEDİYESİ CİHANGİR GALERİSİ’NDE…

Güncel sanat içerisinde bağırsak malzemesi ile sanat yapıtları üreten , yurtdışında davetli olarak katıldığı birçok sergisinin ardından, ikinci kişisel sergisini 12 Nisan–23 Nisan 2012 tarihleri arasında ’sinde açıyor.

“Dikkat Sinek Konabilir” adını taşıyan sergide, organik bir yapıya sahip bağırsak malzemesini kullanan sanatçı, toplumsal ve ekonomik değişimler karşısında doğal yapısı bozulan insan ilişkilerinden sanatta kullanılan insan üretimi malzemelere karşı bir duruş sergilemektedir. Bağırsak yapı itibariyle boşaltım sisteminin bir parçası olup değişim ve dönüşümü de ifade etmekte, canlı organizmaların yaşamlarını sürdürebilme olanağı da tanıyan yaşayan bir organizmadır.

Popülaritenin cicileştirdiği - bicileştirdiği bağırsakların sergisi

Kokusuyla sanatçı ve izleyici ile iletişimini sürdüren bu malzemeyi eserlerinde kullanan sanatçı, ışık ve geçirgenliği temel unsur olarak yorumlamakta, izleyici, bağırsak malzemesinin kullanımından kaynaklanan bir şaşkınlık ya da iticilik yaşarken, formun verdiği dinamizm ve izleyiciye yakın gelen formal yapı, nerede durulması gerektiğini sorgulayan bir biçem sorununu ortaya koymaktadır.

Öznur Enes, size, pisliğin, “beraberinde taşınamazlığın”, “çekilemez kokunun” Freudizan anlamda güzele dönüştürülmüş bir aldatılma halini bilinçli bir biçimde sunar gibidir.

Sanatçı tarafsız olsa da iş bittiğinde sanat yapıtı “kendiliğinden” organik bir mesaja dönüşebilir. Bu tip Amerika’ya özgü sermaye anlayışının organik bir biçimde geliştirdiği popüler sanatın, ciddi sanata dönüşümü tarihinden bu yana, temelde bağırsak malzemesi ile yapılan lif sanatı ürünlerinde bu tarihsel gidişatın alaycı ciddiyetini görebiliriz. Şöyle ki; kent kapitalizminde toplumların biyolojik ve ruh sağlıkları ile ilgili tıp endüstrilerinde kanalizasyon,  -bütün bir kenti bir insan olarak düşünürsek- o “kent insanın” bağırsaklarıdır ve bu yeraltı zehir teşkilatında çok büyük sermaye savaşçıları bulunmaktadır. Dolayısıyla bu savaşların mikrobik görsel pisliği, koku pisliği “beraberinde taşınamaz” ve “yaşanamazlık” içermesi durumunu, Öznur Enes, ayırdında olmadan -her popüler sanatın yaptığı gibi- kapitalizmin en kötüleri, en çekilmezleri dahi popülariteyle cicileştirme - bicileştirme görevini ciddi bir şekilde işleriyle üstlenmiş durumdadır.

Çalışmalarında bağırsak gibi marjinal bir malzeme kullanmakta olan Öznur Enes’in yapıtları yurt içindeki sergilerin yanı sıra İtalya, Fransa, Litvanya, Macaristan, Meksika,  Arjantin, Çin, İspanya’da gerçekleştirilen uluslararası lif sanatı sergilerinde yer almıştır. Bu sergilerden bazıları: “Miniartextil-Energy”, İtalya / “6th International Biennial of Textile Art Mexico”, Meksika / “From Lausanne to Beijing” The 6th International Fiber Art Bienale, Çin / “Valcellina Award 2009″, 9.Edition International Contemporary Fiber Art Competition, İtalya / “Miniartextile in Venezia”, 53 Bienniale d’Arte Venezia, İtalya / “5th International Biennial of Textile Art”, Arjantin / “3rd Triennial of Textile Art”, Macaristan…

23 Nisan 2012 tarihine kadar devam edecek bu ilginç ve yaratıcı sergiye tüm sanatseverler davetlidir…

İLETİŞİM:     Öznur ENES / oznur.enes@deu.edu.tr

M. Zahit Büyükişleyen Resim Sergisi

, M. Zahit Büyükişleyen Sergisi

7 Nisan 2012 - 20 Nisan 2012
Kokteyl 7 Nisan 2012 Cumartesi, Saat 17:00 - 21:00 arası

Bağdat Cad. Plaj Yolu. Haldun Taner Sok. No:16/B Caddebostan
0216 386 99 00

M. Zahit Büyükişleyen

1967′de G.E.E. Resim-İş Bölümünden mezun oldu. 1970′de M.E.B.’nın yarışmasını kazanarak ihtisas için Avrupa’ya gönderildi. 1983′te M.S.Ü. G.S.F.’nde Doktora yaptı. 1984′te H.Ü. G.S.F. Yrd. Doçent, 1986′da Doçent ve 1992′de Profesör oldu. Aynı kurumda Dekan yardımcılığı ve Resim Bölümü Başkanlığı yaptı. 1995′te YÖK Milli Konseyine üye seçildi. Halen Yeditepe Üniversitesi G.S.F. Plastik Sanatlar Bölümü Bölüm Başkanı’dır.

Seçilmiş
1973 Göttingen Kunstmark (Almanya)
1982 Vakko Sanat Galerisi (Ankara)
1986 Tem Sanat Galerisi
1991 Galeri Sanat Yapım (Ankara)
1998 Helikon Sanat Galerisi (Ankara)

Seçilmiş Ödüller
1977 38. Devlet Resim Heykel Sergisi Başarı Ödülü
1979 13. DYO Resim Yarışması Başarı Ödülü
1980 2. Balkan Ülkeleri Bükreş Bienali Büyük Ödül
1988 Devlet Resim Heykel Sergisi Başarı Ödülü

Ankara Antikacılık 15 Nisan 2012 İlkbahar Müzayedesi

2012 yılının ilk müzayedesi 15 Nisan Pazar günü saat 14 00’da Swissotel Ankara’da. Uzman kadromuz ve danışmanlarımızın müzayede için uygun gördüğü 289 eseri antika ve koleksiyon eşyalarının yer aldığı müzayede farklı dönem, tarz ve stilleri bir araya getiriyor. Böylelikle çok farklı istek ve zevk ve düşünceye hitap ediyor. Eserlerin hemen tamamı ilk kez gün yüzüne çıkıyor…

TÜRK RESİM SANATI TARİHİNİN MİHENK TAŞLARINDAN OLUŞAN BİR RESMİGEÇİT…

Türk Sanatı tarihi içinde bir gezinti… Farklı dönemlere ait 151 parça seçme eser satışta yer alıyor.

Resim Sanatımızda başlangıç döneminin en önemli okullarından Mühendishane çıkışlı Asker Ressam BAHRİYELİ İSMAİL HAKKI BEY’in büyük boyutlu bir İstanbul çalışması müzayedenin sürprizlerinden…

NURİ İYEM’in 1968 yılına ait iki ayrı portre çalışması da sanatçının soyut anlatımdan figüre geçişinin ilk örneklerinden olmaları dolayısıyla öne çıkan eserlerden…

İHSAN CEMAL KARABURÇAK müzayedede yer alan ve ilk kez gün yüzüne çıkan ‘Cebeci’de Akşam’ konulu  eseri ile yine sanatseverleri ve otoriteleri şaşırtmaya devam ediyor… Türk sanat dünyasının dahi sanatçısı, farklı anlatım diliyle evrensel olmayı fazlasıyla hak ederken Türk Modern resminin büyük ustasına ait bu eserin satışı merakla bekleniyor.

Lirik soyut resmin Türk Resmi’ndeki en önemli temsilcisi ORHAN PEKER  büyük boyutlu ‘At Başı’ konulu çalışması ile müzayede yer alıyor.

TÜRK SERAMİK SANATININ DUAYENLERİNDEN SEÇMELER

ALEV EBUZZİYA, NASİP İYEM, HAMİYE ÇOLAKOĞLU, BERİL ANILANMERT, ATİLA GALATALI, SITKI OLÇAR imzalı seramik çalışmaları yer aldığı bir özel koleksiyon da bu müzayedede satışa sunulacak diğer eserlerden.

GELENEKSEL İLE ÇAĞDAŞIN UYUMLU KAYNAŞMASI: MİRAÇNAME SERİSİ

EROL AKYAVAŞ müzayedede MİRAÇNAME serisi ile yer alıyor. Yetiştiği toplumun kültürel mirası eserlerinin felsefi temelini oluştururken kullandığı sanat dili ile  uluslararası saygınlığa erişen sanatçının sekiz adet özgün baskıdan oluşan bu serisi satışta yer alan önemli eserler arasında.

BELGESEL NİTELİKTE BİR KOSTÜM ALBÜMÜ

Askeri başarılarının yanı sıra Osmanlı sanat tarihine ve müzeciliğe yaptığı katkılarla da tanınan Müşir Arif Paşa’nın (1807-1865), vefatından 2 yıl önce yayınlatmayı başardığı “Mecmua’i Tesavir-i Osmaniyye” adlı büyük albüm de müzayedenin sürpriz eserleri arasında yer alıyor. Başlık sayfasında Arif Paşa’nın portresi, diğer 16 renkli taş baskıda ise devlet katında önemli görevlerde bulunmuş kişilerin giysilerinin betimlendiği 80 adet figür yer aldığı bu eser, devlet görevlilerinin hangi mevkide bulunduklarını ve ne gibi giysiler giydiklerini göstermesi açısından önemli bir belge özelliği taşıyor.

SARAY İŞİ YILDIZ PORSELEN AYNA

Müzayedenin yıldızı… Yıldız Porselen yapımı ayna. Yıldız Porselenleri’nin günümüze ulaşabilmiş nadir bir örneği. Müzelik değerde bir eser olması itibariyle öne çıkıyor. 

PORSELENLERİ KRALİÇESİ HEREND PORSELENDEN MUHTEŞEM BİR YEMEK TAKIMI

Kraliyet ailelerinin gözde porseleni Herend imzalı muhteşem yemek takımı…

TİTANİC’İN GÜMÜŞÇÜSÜNDEN ÇİFT ŞAMPANYA KOVASI

İngiliz Kraliyet Yatının ve Titanic gemisinin gümüşlerini hazırlayan dünyaca ünlü  Elkington & Co firmasının tasarımı Çift şampanya kovası antika severlerin rüyalarını süsleyecek.

MÜZELİK ANTİKALAR – KOLEKSİYON OBJELERİ

Vakko firmasının ‘Çağdaş Türk Ressamları’ koleksiyonundan sınırlı üretim ipek eşarp koleksiyonuda satışta yer alacak ilginç objelerden.

Mavi Beyaz Uzakdoğu porselenleri, Bohemya kristallerinin nadir örnekleri, içki takımları, mineli eşyalar, sedef kakmalı Osmanlı bir beşik ve opalinler müzayedede yer alan diğer parçalar…

Limoges porselen, Henri D’Argeau. L & Fils yapımcı damgalı, ön ve arkasında François Ganeau (1912-1983) sanatçı imzalı, ‘Yüzyılın Kadınları’ (Les Femmes du Siecle) konulu 15 adet tabaktan oluşan koleksiyon da müzayedenin önemli parçaları arasında. Ön yüzünde 1865–1965 yılları arasındaki Fransız kadın modasını yansıtan figürlerin kullanıldığı tabaklar 1976 tarihli. Yapımcı firma tarafından hazırlanan sertifikalarıyla birlikte orijinal kutularında satışa sunulacak. 

Eserlerin yer aldığı müzayede kataloğu Nisan ayı başında yayımlanmış olacak. Müzayedede yer alan eserler

 2-15 Nisan tarihleri arasında galerimiz  I no’lu salonunda incelenebilecektir.

Ankara Antikacılık

Cinnah Caddesi No 66 Çankaya/ANKARA

Tel: 0312–4423891 pbx -  Faks: 0312–4423893

info@ankaraantikacilik.com

www.ankaraantikacilik.com

www.ankaramuzayede.com

Türk Halkı 10 Yılda 1 Kitap Okuyor!

Mart 31, 2012 by  
Filed under Duyurular, Edebiyat, Etkinlik, Kitaplar, Sanat

; Türk Halkı 10 Yılda 1 Okuyor!

DESAM’ın ‘’ dolayısıyla hazırladığı rapora göre; Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.

(DES) Genel Başkanı  Gürkan Avcı, Türkiye’de kitap okunmamasının yapısal nedenleri olduğunu belirterek, okul öncesi dönemden üniversite eğitiminin sonrasına kadar kitap okumanın stratejik bir konu olarak ele alınmadığını söyledi.  

Sendikanın düşünce kuruluşu olan DESAM tarafından hazırlanan “Eğitim ve Kültür Politikalarının Gençlik Üzerindeki Yansımaları” konulu rapor hakkında değerlendirmelerde bulunan Genel Başkan Gürkan Avcı, “Türkiye’de kitap okunmamasının nedeninin birey değil, ezberci ve sınavcı eğitim sistemidir. Kozmopolit ve taklitçi kültür politikaları başta olmak üzere eğitim sisteminin kendisidir. Sistem ve rejim kitap okumayı teşvik etmiyor. Böylece okumaktan, kitaptan, kültürel faaliyetlerden, bilimden, nitelikli gezi ve tatillerden, dünyayı tanımaktan uzaklaştırılan Türk insanı da sağlıklı kararlar veremiyor” dedi.

Kültür, eğitim ve bilim merkezleri olması gereken kütüphanelerin Türkiye’de kitap okutma stratejilerinin olmadığını, kitapların halen e-kitap haline getirilemediğini, oysaki çağımızda kitabın, okurun evine, otomobiline, ayağına kadar götürülmesi gerektiğini kaydeden Gürkan Avcı, günümüzde otomobilde, yolculukta, tatilde kitap okumanın önü açılmalıdır. Bunun için sesli kitaplar da yapılmalıdır. Klasik, eski kitap okuma alışkanlıklarımızı terk etmeliyiz. Özellikle gençliğe farklı bir stratejiyle kitap okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Aksi takdirde okumayan gençlik ülke geleceğini karartacaktır, dedi.  

“Türkiye’de son yıllarda uygulanan neo-liberal politikalar öncesindeki okuma alışkanlığı devam edecek olsaydı, Türkiye bugün bir başka Türkiye olabilirdi” diye konuşan Gürkan Avcı, Türkiye’de gençliğin geleceğe umutla bakması gerektiğini, sürekli şikayet etmekten vazgeçerek ülke sorunlarının çözümüne kanaat getirmesi gerektiğini ve dünyayı değiştirebileceğine inanması gerektiğini kaydederek, “Ama bugün geleceğini Avrupa Birliği’ne bağlamış, kaderini küresel politika yapıcılara teslim etmiş bir toplum var. Bunun yanında bilgili geçinen siyaset adamları bu toplumu çekip çeviriyorlar. Okuyanlar da aslında manipüle edilmiş şeyler okuyorlar. Neler okuyorlar bakarsak popülizm neyi basmışsa onu okuyorlar, dedi.

21. yüzyılda bilginin giderek daha fazla önem kazandığını, bilgisayar ve internet teknolojilerinin bilginin keşfedilmesinde, depolanmasında, dağıtım ve kullanımında “devrim” niteliğinde değişikliklere neden olduğunu fakat bilgi toplumunun görev ve rollerini değiştirdiğini söyleyen Gürkan Avcı,  Türkiye’de kütüphanelerin bilginin üretim, düzenleme ve yayımına yeterince katkı sağlayamadığını ve çağa ayak uyduramadıkları için gereksinim duyulan bilgilerin hizmetinde stratejik görevlerini yerine getiremediklerini söyleyerek, “Türkiye’de kütüphanecilik hizmetleri toplumsal ihtiyaçlar açısından algı ve yaklaşım politikasızlığı nedeniyle ilgi görmemekte ve izole kurumlar olarak varlığını sürdürmektedir. Eğitim, kültür ve bilim araştırma açısından yeri çağdaş politikalarla belirlenemediği için kütüphaneler toplumsal katkılarını sağlıklı bir biçimde yerine getirememektedir” dedi.

Kütüphanelerle gençler arasında organik bir ilişki oluşturulamaması  yanı sıra kütüphaneler bilgi, kültür ve eğitim arayan kişilere kaynaklarını en doğru, yeterli ve en kısa süre de ulaştıramadığı  için kütüphaneler kuruluş  amaçları açısından işlevlerini yerine getirememektedir şeklinde konuşan Gürkan Avcı, Öyle ki, bilgi sistemlerini tasarlamak kurmak ve kullanmak konusu başta olmak üzere bilgi sistemlerini kullanıcı gereksinimlerini belirlemek, kaynak seçmek düzenlemek, kullanıma sunmak konularında ve kullanıcılarla bilgi kaynakları arasında aracı görevini üstlenmek açısından kütüphanelerimiz hem nitelik hem de nicelik açısından oldukça çağdışı kalmıştır, dedi.  

2009 yılı  itibariyle Türkiye’de toplam 45 çocuk kütüphanesi, 14 yazma eser kütüphanesi ve 55 gezici olmak üzere toplam 1152 olmasına karşılık Almanya’da 10.531, İngiltere’de 4.620, İspanya’da 5.209 bulunduğunu söyleyen BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, şunları kaydetti:

Ülkemizdeki kütüphanelerin 52’si de çeşitli nedenlerle kapalı bulunmaktadır. 2007 yılı verilerine göre Türkiye’deki kütüphanelerde 13 milyon kitap olmasına karşılık, Bulgaristan’da 46 milyon, Rusya’da 739 milyon, Almanya’daki kütüphanelerde 104 milyon kitap mevcut. 

Türkiye’de kütüphanelere kayıtlı üye sayısı 493 bin 500 iken, İran’da 7 milyon, Fransa’da 16 milyon, İngiltere’de 35 milyon kütüphane üyesi bulunuyor. 

 Almanya’da 7 bin 500 kişiye 1 kütüphane düşerken Türkiye’de 68 bin 500 kişiye 1 halk kütüphanesi düşmektedir ki öte yandan Türkiye’de 95 kişiye bir kahvehane düşüyor.

Kişi başına düşen kitap sayısı  Almanya’da 25 bin, AB ortalaması 16 bin iken Türkiye’de kişi başına düşen kitap sayısı 6 bin olarak ortaya çıkıyor.

Almanya’da halk kütüphanelerinde çalışan kütüphaneci sayısı 8 bin 337, Fransa’da 7 bin 88, İngiltere’de 6 bin 978, İspanya’da 3 bin 794, Türkiye’de sadece 333 kişidir.

Türkiye’de kitap, genel ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235’inci sırada yer alıyor. Sendikamız AR-GE Birimi DESAM’ın “Okuma Alışkanlığı” adlı  raporuna göre Türkiye’de okunan kitaplar genellikle “siyaset, aşk, cinsellik”  konularını işliyor.

Türk halkı, kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat zaman ayırıyor. Türkiye kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumunda.

Japonya’da toplumun yüzde 14’ü Amerika’da yüzde 12’si İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca binde 1 kişi kitap okuyor.

Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk  ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.

Oysaki günde en az bir saat kitap okunması gerektiğini, kitap okumanın kendini tanımanın, yaratıcı bireyler olmanın, mutlu ve güçlü bireyler olmanın en kestirme yolu olduğunu söyleyen Gürkan Avcı, Kitap okumanın Türkiye`nin geleceği açısından stratejik bir önem taşıdığına da işaret ederek,  “Günümüzde ülke ve toplumlar var olma stratejilerini yaratıcılık sektörü üzerinden kurgulamaya başlamışlardır.

Artık toplumların yeraltı kaynakları eskisi kadar önem arz etmiyor. Nitelikli insan kaynağı giderek önem kazanıyor. Cep telefonu, diz üstü bilgisayar, internet ve ileri teknoloji ürünleri gibi dünyaya yön veren icatlar yeraltında bulunmadı.

Bunlar yaratıcı toplumların icat ettiği buluşlardır. Türkiye`nin parlak geleceği için muhataralı yeraltı kaynaklarına güvenmek yerine, okuyan toplumu inşa etmek gerekiyor. Tüm bilimsel araştırmalar yaratıcı olmanın kitap okumakla mümkün olduğunu gösteriyor.

Türk insanı okuma alışkanlığı kazanmadan yaratıcı bireyler çıkarması mümkün değildir, dedi.

ÜNİVERSİTE MEZUNU SAYISI 15 KAT ARTTI, KİTAP OKUMA ORANI YÜZDE 10 DÜŞTÜ

Türkiye’de bugün, 1965 yılına göre, üniversite bitirenlerin sayısının 15 kat artmasına rağmen kitap okuma alışkanlığının yüzde 10 daha düşmesinin üzüntü verici olduğuna dikkat çeken Avcı, “Evde anne ve babasını kitap, gazete okurken gören çocuğun kitap okuma alışkanlığı kazanması daha kolay oluyor. Evde kitaplığın olması, hatta çocuğun kendi kitaplığının olması, çocukta kitap okuma alışkanlığını sağlamakta büyük önem taşıyor” dedi.

Gürkan Avcı, Türkiye’de kitap okuma alışkanlığının artması için küçük yaştan itibaren kitap okuma alışkanlığı kazandırılması gerektiğini kaydederek anne babalara şu önerilerde bulunuldu:

“İlk yaşlardan itibaren anne babalar çocuklarına resimli öyküler okuyarak, okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışmalıdır. Çocuğun okumaya olan ilgisini kamçılamak için en uygun dönem ise ilköğretim çağıdır. Bu yüzden, anne babalar ilköğretim 1 ve 2. sınıf çocukları için, metni uzun olmayan kitaplar, doğa, hayvan ve diğer çocukların da içinde yer aldığı bol resimli kısa öyküler, 2 ve 3. sınıf öğrencileri için tabiat veya insan hayatı gezi, serüven, coğrafya, ilk çağlara ait öyküler, okuma alışkanlığı konusunda etkili olabilir. 3 ve 4. sınıf öğrencileri için, cinsiyet farklılaşması ortaya çıkmaya başladığı için, sözcüklerin yer aldığı öyküler, giriş, gelişme, sonuç bölümlerini içeren öyküler daha uygundur. 4 ve 5. sınıf erkek öğrencileri için, bilim ve buluşlara, kız öğrencileri için, okul ve aile hayatını içeren konuların yanında, duygusal temaların yer aldığı öykü kitapları almak daha sağlıklı bir seçim olur. 

Pi Artworks Galatasaray: Horasan “Labirent”

Mart 30, 2012 by  
Filed under Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

Horasan ‘’Labirent’’ isimli kişisel sergisi ile 05 Nisan – 19 Mayıs 2012 tarihleri arasında ’da…

Horasan’ın bu sergisindeki işler kendi yaşantısında birçok kez karşı karşıya kaldığı sanatçıların çalışmalarıyla etkileşim içinde oluşturduğu ‘’Çarpışma Serisinin’’ devamı niteliğindedir.

Horasan 1986’da Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Ana dalı Özgün Baskıresim Bölümünü bitirdi. Yurtiçi ve yurtdışında katıldığı önemli sergileri arasında; 1990 yılında Grand Palais’taki Paristanbul sergisi, 1995 yılında New York’taki Türk Sanatçıları sergisi,  1999 yılında Sharjah Bienali,  2007 yılında İstanbul Modern’de Kesişen Zamanlar sergisi , 2009 yılında İstanbul Modern’de Yeni Yapıtlar, Yeni Ufuklar sergisi ve 2009 yılında Berlin’de İstanbul Next Wave sergisi kapsamında Martin Gropius Bau vardır. 2012 Bahar sezonunda Pi Artworks tarafından Art Dubai fuarında temsil edilecektir. Mayıs ayında Beyrut’ta solo sergisi olacaktır. Yurtiçi ve yurtdışında özel koleksiyon ve müzelerde eserleri bulunan sanatçı, halen İstanbul’da çalışmalarını sürdürmektedir.

Horasan’ın 19 Mayıs 2012 tarihine kadar Pi Artworks Galatasaray’da devam edecek olan “Labirent” adlı sergisi, pazar hariç her gün 10:30-19:30 saatleri arasında gezilebilir.

Sonraki Sayfa »