Türk Sinemasında Sanat Filmleri
Mayıs 14, 2012 by Editör
Filed under Kült Filmler, Klasik Filmler, Manşet, Sanat, Sinema, Türk Sineması, Yakın Dönem & Günümüz Sineması
“A Ay” desem?
Peki, “Hababam Sınıfı” desem?
Filmin özgün müziğini yapan Melih Kibar’ı saymazsak; Güdük Necmi’yi, İnek Şaban’ı, Damat Ferit’i, Hayta İsmail’i, Kel Mahmut’u, Hafize Ana’yı ve Badi Ekrem’i kim hatırlamaz.
Parçala Behçet, Beş Dakikada Beşiktaş, Tak Fişi Bitir İşi, Turist Ömer, Savulun Battal Gazi Geliyor, Kara Murat Fatih’in Fedaisi, Davaro, Kibar Feyzo, Sahte Kabadayı, Dünyayı Kurtaran Adam, Acıların Çocuğu, Recep İvedik… filmlerini duymayan ya da izlemeyen yok gibidir. Baştaki filmi neden çıkaramadık? Çünkü o, Türk sinema tarihinde yapılmış en sofistike sanat filmi, diğerleri ise dönemsel ve ticari eğilimlere göre “kotarılmış” popüler filmler. Hatta bazıları artizler kahvesinde kastı yapılıp bir hafta gibi rekor sürelerde, kimi zaman senaryosuz olarak çekilmiş B sınıfı çöp filmler.
Nedir bir filmi sanat filmi yapan? Bunun herkesçe kabul edilen genel geçer bir kuralı var mıdır? Neden bazı filmler elli bin seyirciye ulaşamazken bazıları üç milyon seyirciye ulaşır? Sanat filmi kategorisindeki bir filmin gişede hâsılat rekoru kırması olası mıdır?
Tüm bu soruların yanıtlarını aramaya başlamadan önce kendi seçkim olan ve sanat filmi kategorisine girebilecek bir listeyi paylaşmak istiyorum:
Susuz Yaz (Metin Erksan, 1963); Gurbet Kuşları (Halit Refiğ, 1964); Sevmek Zamanı (Metin Erksan, 1965); Vesikalı Yârim (Lütfi Akad, 1968); Umut (Yılmaz Güney, 1970); Senede Bir Gün (Ertem Eğilmez, 1972); Gelin (Lütfi Akad, 1973); Canım Kardeşim (Ertem Eğilmez, 1973); Arkadaş (Yılmaz Güney, 1974); Diyet (Lütfi Akad, 1974); Tosun Paşa (Kartal Tibet, 1976); Mağlup Edilemeyenler (Atıf Yılmaz, 1976); Kapıcılar Kralı (Zeki Ökten, 1976); Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz, 1977); Sürü (Zeki Ökten, 1978); Maden (Yavuz Özkan, 1978); Bereketli Topraklar Üzerinde (Erden Kıral, 1979); Yol (Şerif Gören, 1981); Ah Güzel İstanbul (Ömer Kavur, 1981); Bir Yudum Sevgi (Atıf Yılmaz, 1984); Züğürt Ağa (Nesli Çölgeçen, 1985); Adı Vasfiye (Atıf Yılmaz, 1985); Aaah Belinda! (Atıf Yılmaz, 1986); Asiye Nasıl Kurtulur (Atıf Yılmaz, 1986); Değirmen (Atıf Yılmaz, 1986); Anayurt Oteli (Ömer Kavur, 1986); Muhsin Bey (Yavuz Turgul, 1986); Ses (Zeki Ökten, 1986); Kadının Adı Yok (Atıf Yılmaz, 1987); Düttürü Dünya (Zeki Ökten, 1988); Uçurtmayı Vurmasınlar (Tunç Başaran, 1989); A Ay (Reha Erdem, 1989); Piano Piano Bacaksız (Tunç Başaran, 1990); Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (Yavuz Turgul, 1990); Madde 438 (Ümit Efekan, 1990); Gölge Oyunu (Yavuz Turgul, 1992); Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri (İrfan Tözüm, 1992); Dönersen Islık Çal (Orhan Oğuz, 1992); Sarı Tebessüm (Seçkin Yaşar, 1992); Kız Kulesi Âşıkları (İrfan Tözüm, 1993); Gece, Melek ve Bizim çocuklar (Atıf Yılmaz, 1993); Böcek (Ümit Elçi, 1994); İstanbul Kanatlarımın Altında (Mustafa Altıoklar, 1995); Eşkıya (Yavuz Turgul, 1996); Mum Kokulu Kadınlar (İrfan Tözüm, 1996); Hamam (Ferzan Özpetek, 1996); Tabutta Rövaşata (Derviş Zaim, 1996); Ağır Roman (Mustafa Altıoklar, 1997); Masumiyet (Zeki Demirkubuz, 1997); Gemide (Serdar Akar, 1998); Mayıs Sıkıntısı (Nuri Bilge Ceylan, 1999); Üçüncü Sayfa (Zeki Demirkubuz, 1999); Güneşe Yolculuk (Yeşim Ustaoğlu, 2000); Filler ve Çimen (Derviş Zaim, 2001); Uzak (Nuri Bilge Ceylan, 2002); Metropol Kabusu (Ümit Cingüven, 2003); Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (Ahmet Uluçay, 2004); Duvara Karşı (Fatih Akın, 2004); Takva (Özer Kızıltan, 2005); Babam ve Oğlum (Çağan Irmak, 2005); Eve Dönüş (Ömer Uğur, 2006); İklimler (Nuri Bilge Ceylan, 2006); Hokkabaz (Cem Yılmaz, Ali Taner Baltacı; 2006); Kader (Zeki Demirkubuz, 2006); Mavi Gözlü Dev (Biket İlhan, 2007); Pazar: Bir Ticaret Masalı (Ben Hopkins, 2007); Sis ve Gece (Turgut Yasalar, 2007); Üç Maymun (Nuri Bilge Ceylan, 2008); Issız Adam (Çağan Irmak, 2008); Devrim Arabaları (Tolga Örnek, 2008); Bal (Semih Kaplanoğlu, 2009); Çoğunluk (Önder Çakar, Seren Yüce; 2010); Kaybedenler Kulübü (Tolga Örnek, 2010).
Şimdi de bu listeden bir top yirmi çıkaralım:
1. A Ay (Reha Erdem, 1989)
2. Anayurt Oteli (Ömer Kavur, 1986)
3. Sevmek Zamanı (Metin Erksan, 1965)
4. Muhsin Bey (Yavuz Turgul, 1986)
5. Susuz Yaz (Metin Erksan, 1963)
6. Umut (Yılmaz Güney, 1970)
7. Sürü (Zeki Ökten, 1978)
8. Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz, 1977)
9. Gelin (Lütfi Akad, 1973)
10.Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (Yavuz Turgul, 1990)
11.Uçurtmayı Vurmasınlar (Tunç Başaran, 1989)
12.Masumiyet (Zeki Demirkubuz, 1997)
13.Uzak (Nuri Bilge Ceylan, 2002)
14.Bereketli Topraklar Üzerinde (Erden Kıral, 1979)
15.Gemide (Serdar Akar, 1998)
16.Kadının Adı Yok (Atıf Yılmaz, 1987)
17.Takva (Özer Kızıltan, 2005)
18.Senede Bir Gün (Ertem Eğilmez, 1972)
19.Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (Ahmet Uluçay, 2004)
20.Çoğunluk (Seren Yüce, 2010)
Görüldüğü gibi sanat filmleri, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra artış gösteriyor. Anlaşılan askeri cunta, mevcut iktidara darbe yapmakla kalmamış, sinemacıların korteksinde sanat filmi yapan bölgeye de darbe etkisi yapmış. İşin şakası bir yana, yılda 300–400 filmin çekildiği yıllarda Yeşilçam piyasasından sanat filmi beklemek mucize olurdu.
Peki, Ömer Kavur’un Anayurt Oteli’ni Türk sinemasının başyapıtı yapan nedir? Ömer Kavur gibi bir ustanın elinden çıkan bu film, aynı zamanda bir roman uyarlamasıdır. Yusuf Atılgan’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmıştır. Edebiyat ve sinemanın dostluğu diye özetlenebilecek bu gerçek, başka pek çok sanat filminde de karşımıza çıkar. Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un “Kırmızı Eşarp” romanından uyarlanan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde; Duygu Asena’nın aynı adlı romanından uyarlanan Kadının Adı Yok filminde; Orhan Kemal’in aynı adlı romanından uyarlanan Bereketli Topraklar Üzerinde filminde; İhsan Koza’nın aynı adlı öyküsünden uyarlanan Senede Bir Gün filminde olduğu gibi…
İlk neden bu olsa gerek. İkinci ve belki de en önemli neden olarak filmin seyirciyi harekete geçiren bir etkiye sahip olması gösterilebilir. Filmin anti-kahramanı Zebercet; suçlarından arınmak için mahkemeyi beklemez. Kendi vicdanında kurar mahkemeyi ve ucunda intihar olan karanlık bir tünelde sürdürür yolculuğunu.
A Ay; şiirsel ve simgesel bir filmdir; anlatmak istediklerini, tıpkı Yunanlı yönetmen Theo Angelopoulos’un “Puslu Manzaralar” filminde olduğu gibi, simgeler üzerinden yapılan göndermelerle verir. Saklı mesajı bulup çıkarmak burada seyirciye düşmektedir. Elbette böylesine durağan sanat filmlerini hoşça vakit geçirmek, mesajı zahmetsizce almak ve hemen oracıkta tüketmek isteyen milyonların izlemesi beklenemez.
Susuz Yaz ve Sevmek Zamanı filmlerinde kusursuz bir çevre betimlemesi vardır. Işık, çekilecek planlar ve kamera açıları milimetrik olarak hesaplanmıştır. Fakat günümüz sanat filmlerinin olmazsa olmazı; döngüsel kurgu ve flashback (hayal, çağrışım) sahneleri yoktur. Olaylar tarih sırasına göre verilmiştir. Zaten döngüsel kurgu için Quentin Tarantino’nun “Rezervuar Köpekleri” filmini beklemek gerekecektir.
Sonraki dönemlerde çekilen sanat filmlerine damgasını vuran döngüsel kurgu, bizde ya hiç kullanılmaz ya da çok abartılı olarak kullanılır.
Muhsin Bey ve Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni filmlerini diğerlerinden farklı kılan şey belki de verdiği güçlü toplumsal mesajlardır. Her iki filmde de “arayış” teması, üzerinde yeşerdiği değerler zemininden kopartılmadan işlenir. Yavuz Turgul, Senede Bir Gün filminde Ertem Eğilmez’in yaptığı gibi, kahramanları vasıtasıyla geçmişin değerlerine sahip çıkar. Aşk filmleri çeken Haşmet ve batık organizatör Muhsin Bey’in kaderi ortaktır: Vefa duygusunun kurbanı olmak…
Umut filmi çekim tekniğinin mükemmelliği yanında güçlü bir senaryo ve kusursuz bir kurgunun ürünüdür. Filmde ideal toplum düzeninin sosyalizm olduğu mesajı, seyircinin suratına çarpılmak yerine onun bilinçaltına verilir.
Sürü filmi sinemanın dahi çocuğu Yılmaz Güney’in kusursuz senaryosuyla fark yaratmayı başarmıştır. Filmde “sürü” temasının, reel sürüden seyirciye dek uzanan zincirde katmanlar halinde işlenmesiyle, toplumsal gerçeklikten sanata uzanmanın mümkün olduğu gösterilmiştir.
Ömer Lütfi Akad’ın Gelin-Düğün-Diyet üçlemesinin ikincisi olan Gelin’de, memleketinden kopup gelen insanların İstanbul cangılında var olma mücadeleleri belgesele yakın bir gerçeklikle verilir. Karşıtların birbirlerinin özünü içinde taşıdıkları gerçeği, zamanının ötesine geçen bir öngörüyle, seyirci faktörü dikkate alınmadan filmde işlenir.
Uçurtmayı Vurmasınlar filminde ise olay, Barış karakterini canlandıran çocuk oyuncu Ozan Bilen’in gözünden anlatılır. Bu yaklaşım başka pek çok sanat filminde yine karşımıza çıkar. Örneğin Umut filminde toplumsal dönüşüm, arabacı Cabbar’ın gözünden anlatılır.
Pek çok sanat filminde olduğu gibi Masumiyet’te de bir aşk üçlemesiyle karşılaşırız: Hapisten çıkan Yusuf, Uğur ve onun dostu Bekir…
Uzak filminde Rus Yönetmen Andrey Tarkovski’nin Nuri Bilge Ceylan üzerindeki etkilerini görmek mümkündür. Filmdeki boş diyaloglar Quentin Tarantino’nun, ışık oyunları ise Theo Angelopoulos’un izlerini taşır. Zaten bir yönetmenin çağının sanatçılarından etkilenmemesi mümkün değildir. Nasıl ki, sanatın ait olduğu topluma ayna tutması bir gerçektir, sanatçı da içinde yaşadığı toplumun bir ürünü olmak durumundadır.
Uzak filmini sanat filmi yapan şey, tıpkı Sürü filminde olduğu gibi iç içe geçmiş katmanlarıdır. Sıradan bir seyircinin filmi izlerken alacağı mesajla dikkatli bir seyircinin alacağı mesaj farklıdır. Aynı yöntem Yol filminde de görülür.
Hem Gemide hem de Takva filminin en önemli özelliği güçlü oyunculuk ve diyaloglara sahip olmasıdır. Düşük bütçeyle, insanda klostrofobik etkiler yapan sabit mekânlarda çekilen her iki filmde de Erkan Can’ın güçlü oyunculuğu öne çıkıyor.
Düşük bütçeyle çekilen bir başka film Karpuz Kabuğunda Gemiler Yapmak… Film sanat üretiminde “insan” faktörünün ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesidir. Bu filmde yönetmen Ahmet Uluçay büyük kentlerin kenar mahallelerinde, varoşlarda ya da kasabalarda yaşayan küçük insanların, işlenmeyi bekleyen büyük öyküleri olduğunu adeta gözümüze sokar.
Kurulu düzeni reddetmenin çok da kolay olmadığı temasını sürrealist bir üslupla işleyen Çoğunluk filmi, bunu hiç zorlanmadan yapar.
Rönesans filmleri olarak adlandırılan; İstanbul Kanatlarımın Altında, Eşkıya, Mum Kokulu Kadınlar, Hamam, Ağır Roman gibi bazı filmler; belki de iyi bir PR (itibar yönetimi) çalışması sayesinde, hak ettiği ilgiyi görmeyi başarmış ender sanat filmlerindendir.
Sonuçta önemli olan, bir filmin, A Ay’dan Recep İvedik’e dek uzanan yelpazede nereye oturtulması gerektiğidir…
osmanakyol72@hotmail.com
6 Aralık 2011, İstanbul
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.
Modern Zamanlar: 26. Sayı
Mayıs 1, 2012 by Editör
Filed under Duyurular, Sanat, Sinema, Sinema Dergileri, Türk Sineması, Yakın Dönem & Günümüz Sineması
Modern Zamanlar, Sinematek’e Sahip Çıkıyor!
Önümüzdeki günlerde beşinci yılını geride bırakacak olan Modern Zamanlar Sinema Dergisi, son döneme damgasını vuran sinemasal gelişmeleri masaya yatırdığı 26. sayısıyla okuyucularını selamlıyor.
Dergi; sinema eserlerine yapılan devlet yardımının “aile filmlerine” verilmesi gerektiği önerisi ile başlayıp, sansürü de içine alan bir dizi tartışmanın gölgesinde, “SİNEMATEK”i dosya konusu olarak belirliyor.
Bu doğrultuda; Agâh Özgüç, Ahmet Soner, Atilla Dorsay, Aydın Sayman, Burçak Evren, Giovanni Scognamillo, Hakkı Başgüney, Mesut Kara, Rekin Teksoy, Sevin Okyay, Tunca Arslan, Uğur Vardan, Vecdi Sayar, Veysel Atayman ve Zahit Atam gibi isimlerin yer aldığı soruşturma, sinema tarihimizin bir dönemine damgasını vuran Türk Sinematek Derneği ve Yeni Sinema Dergisi’nin, kimi iddialara yansıdığı biçimde “sinemamıza bakışını” sorgulamayı hedefliyor.
26. sayıda yer alan diğer konu başlıkları:
Festivallerden,
Goya: Zamanın Tanığı,
Cannes’daki Ölümsüz Kadın: Marilyn,
Sinema Blogları Birliği’nin (SİBB) Kuruluş Öyküsü,
Ekrem Bora’ya Veda,
Nâzım Hikmet ve Sinema,
Zeki Demirkubuz Sineması’nı Okumak,
Animasyon’un Gelişimine Dair,
Gündemdeki Yazar: John Fowles,
Klasik Amerikan Edebiyatı’nda Dedektiflik Öyküleri.
şeklinde sıralanabilir.
Sinema yazınımızın usta kalemlerinden Burak Göral (“Dolu Hayat”), Fatih Danacı (“Öteki Korkular”) ve Barış Saydam’ın da (Sinefil’in DVD Rehberi”) katkıda bulunduğu ve her sayıda olduğu gibi Ege Görgün yönetiminde hazırlanan TERS NİNJA ilavesine yer veren Modern Zamanlar, Tuncer Çetinkaya’nın editörlüğünde yayına hazırlanıyor. Derginin yazar kadrosunda; Mustafa Sözen, Suna Elgün, Nuray Yazıcıoğlu, Zehra Yiğit, Sadık Yemni, Murat Ocakcan, Tuğba Keleş gibi isimler bulunuyor.
2. Gaziantep Onat Kutlar Film Festivali
Nisan 28, 2012 by Editör
Filed under Duyurular, Film Festivalleri, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sinema, Türk Sineması, Yakın Dönem & Günümüz Sineması
2. GAZİANTEP ONAT KUTLAR FİLM FESTİVALİ
2-6 MAYIS 2012
ONAT KUTLAR FİLM FESTİVALİ İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI
Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği tarafından düzenlenen 2. Gaziantep Onat Kutlar Film Film Festivali için geri sayım başladı.
2. Gaziantep Onat Kutlar Film Festivali 2 – 6 Mayıs tarihlerinde yapılacak.
Festival, Gaziantepli sinemaseverlere 7 bölümde 100’ün üzerinde filmden oluşan film gösterimlerinin yanı sıra ünlü konuklar ve usta sinemacıların katılacağı söyleşi, atölye çalışmaları, sinema dersleri, sergiler ve konserlerle dolu günler vaat ediyor.
Ülkemizde ve dünyada kabul görmüş haliyle 7.Sanat’ı geniş kesimlere ulaştırabilmek, uluslar arası ve ulusal sanat birikimini yerelle buluşturabilmek için geçen yıl olduğu gibi sinemaseverlere oldukça zengin bir içerik sunacak festival programında; 2011 ve 2012′nin yeni yapımlarından sinemanın unutulmaz klasiklerine, usta yönetmenlerin başyapıtlarından oluşan seçmelerden, belgesel, kısa film ve çocuk filmlerine uzanan geniş bir yelpazede filmler yer almakta.
Yeşilçam’da Kopan İstismar Furyaları
Nisan 27, 2012 by Editör
Filed under B Filmleri, Kült Filmler, Sanat, Sinema, Türk Sineması, Yakın Dönem & Günümüz Sineması
Türk sinemasında istismardan söz edince çoğumuzun ve özellikle belli bir kuşağın aklına seks filmleri furyası gelir. Oysaki Türk sinemasının tarihsel gelişim serüvenine baktığımızda sadece cinsellik sömürülmez; gözyaşı, masal, aksiyon, çocuk, kovboy, tarih, güldürü, arabesk, inanç… Ne varsa sömürülmüştür.
İstismar ya da furya filmlerinin genel karakteri, dar bütçeli ve ticari eğilimli filmler olmalarıdır. Bu tarz filmler, genel olarak Hollywood sinemasında kopan furyaları taklit etmiş ya da bizdeki eğilimleri izlemişlerdir. Birçoğu çöp film olan furya filmler ve sakız senaryolar önce seyirciyi duygusal –hatta parasal- olarak sömürmüş, sonra da bıktırıp sinemadan uzaklaştırmıştır.
Şimdi bu çizdiğimiz genel çerçeveden özele geçip dönem dönem kopan furyaların bazılarından söz edelim.
1960’lı yıllarda, Kore savaşı ve kırsal alan (köy) filmleri yeterince istismar edilip tüketildikten sonra sıra küçük yıldız Zeynep Değirmencioğlu’nun canlandırdığı “Ayşecik” karakteriyle özdeşleşmiş çocuk filmlerine gelir. İşte birkaç örnek: Ayşecik (Memduh Ün, 1960); Ayşecik Şeytan Çekici (Atıf Yılmaz, 1960); Ayşecik Yavru Melek (Osman F. Seden, 1962); Ayşecik Ateş Parçası (Hulki Saner, 1962); Ayşecik Fakir Prenses (Ertem Göreç, 1963); Ayşecik Canımın İçi (Hulki Saner, 1963); Ayşecik Çıtı Pıtı Kız (Hulki Saner, 1964); Ayşecik Cimcime Hanım (Hulki Saner, 1964); Ayşecik Boş Beşik (Hulki Saner, 1965); Ayşecik Canım Annem (Aram Gülyüz, 1967); Ayşecik Yuvanın Bekçileri (Aram Gülyüz, 1969); Ayşecik Sana Tapıyorum (Aram Gülyüz, 1970); Ayşecik Bahar Çiçeği (Aram Gülyüz, 1971); Ayşecik ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde (Tunç Başaran, 1971)… [1] Liste uzayıp gidiyor, biz daha Ömercik ve Sezercik’ten söz etmedik: Ömercik Babasının Oğlu (Aram Gülyüz, 1969); Sezercik Aslan Parçası (Memduh Ün, 1972).
1982 yılında, başrolünü Cüneyt Arkın’ın oynadığı Çetin İnanç’ın kült filmi Dünyayı Kurtaran Adam filmiyle en iyi örneğini alan “fantastik” türü; 60’lı yılların sonuyla 70’li yılların başında Kızıl Maske, Sihirbaz Mandrake, Süpermen, Killing, Zagor, Kaptan Swing gibi çizgi roman kahramanları uyarlanarak sömürülmeye çalışılmış, ama seyirci tarafından pek rağbet görmemiştir.
Yine 60’lı yıllarda karşımıza, Sezer Sezin’in oynadığı Şoför Nebahat (Metin Erksan, 1960) filmindeki gibi argo konuşan ve erkek tavırlı kadınların oynadığı filmler furyası çıkar: Şoför Nebahat ve Kızı (Süreyya Duru, 1964); Şoför Nebahat Bizde Kabahat (Süreyya Duru, 1965).
60’lı yılların ortalarında Batı sinemasından sonra bizde de, biraz eğreti kalmakla birlikte, yerli western filmleri furyası kopar. İşte birkaç örnek: Ringo Kit (Zafer Davutoğlu, 1967); Çifte Tabancalı Damat (O. Nuri Ergün, 1967); Cango Ölüm Süvarisi (Remzi Jöntürk, 1967); Bir Çuval Para (Yücel Uçanoğlu, 1970); Çeko (Çetin İnanç, 1970); Kızgın Yabancı (Yavuz Figenli, 1971); Zapata (Melih Gülgen, 1971); Hey Amigo Santana (Nuri Akıncı, 1971); Hey Amigo Beş Mezar (Nuri Akıncı, 1971); Batıdan Gelen Adam (Savaş Eşici, 1971); Cilalı İbo Teksas Fatihi (Osman F.Seden, 1971); Bir Kurşuna Bir Ölü (Mehmet Aslan, 1971); Şafakta Silah Sesleri (Semih Evin, 1971); Belalılar Şehri (Ahmet Sert, 1972); Son Düello (Nuri Akıncı, 1972); Küçük Kovboy (Guido Zurli, 1973)… [2]
Yine aynı dönemlerde masal furyası da kopar. Ancak bu sefer furyanın kopuş nedeni biraz farklıdır. Türk sineması, sinema salonlarını dolduran seyircinin taleplerini karşılayamamakta ve konu/kaynak sıkıntısı çekmektedir. Tam da bu noktada yerli ve yabancı kaynaklar peş peşe kullanılır: Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (Ertem Göreç, 1970); Alaaddin’in Lambası (Natuk Baytan, 1971); Altın Prens Devler Ülkesinde (Muharrem Gürses, 1971); Binbir Gece Masalları (Ertem Göreç, 1971); Bir Varmış Bir Yokmuş (Sırrı Gültekin, 1971); Keloğlan (Süreyya Duru, 1971); Keloğlan Aramızda (Sırrı Gültekin, 1971); Keloğlan ve Yedi Cüceler (Semih Evin, 1971); Sinderella Kül Kedisi (Süreyya Duru, 1971); Şehzade Sinbad Kaf Dağında (Muharrem Gürses, 1971)… [3] Bir yılda bu kadar yoğun istismar, sadece bize özgü bir başarı (!) olsa gerek…
Derken 70’li yılların başlarında o en çok tartışılan/sevilen furya gelir: seks filmleri furyası… Türk sinemasındaki seks furyası, cinselliği sadece mastürbasyon düzeyinde yaşayan bir seyirci hedef kitlesinin, ticari zekâya fazlasıyla sahip yapımcılar tarafından keşfedilmesiyle açıklanacak bir olgu değildir. Bu furyanın patlamasında, film şirketlerinin yapım, dağıtım ve gösterim ağıyla ilgili yaşadıkları ekonomik sorunların yanında, televizyonun gündelik hayata daha fazla girerek aile seyircisini sinemadan çekmesi rol oynar. Bu furyanın, Behçet Nacar’ın oynadığı Parçala Behçet (Melih Gülgen, 1972) filminin iş yapmasıyla başladığı söylense de, kökleri daha eskilere hatta İtalyan seks avantür filmlerine kadar gider. İşte size seks filmlerinden birkaç örnek: Ah Deme Oh De (Nazmi Özer, 1974); Tak Fişi Bitir İşi (Ülkü Erakalın, 1974); Zımbala Behçet (Yavuz Figenli, 1975); Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak (Nazmi Özer, 1975); Hababam Git Hababam Gel (Aram Gülyüz, 1975); Hasan Almaz Basan Alır (Aram Gülyüz, 1975); Tokmak Nuri (Yılmaz Atadeniz, 1975); Şehvet Kurbanı Şevket (Sırrı Gültekin, 1975); Vur Davula Tokmağı (Aram Gülyüz, 1975); Muz Sever misiniz? (Oksal Pekmezoğlu, 1975); Kokla Beni Melahat (Temel Gürsu, 1975); Amigo Hüsnü (Arif Kibar, 1975); Şeftalisi Bala Benziyor (Birsen Kaya, 1975); İşte Kapı İşte Sapı (Yavuz Figenli, 1975); Çukulata Tarlası (Günay Kosova, 1975); Çalkala Yavrum Çalkala (Ülkü Erakalın, 1975); Dam Budalası (Yavuz Figenli, 1975); Beş Dakikada Beşiktaş (Aram Gülyüz, 1976); Kayıkçının Küreği (Çetin İnanç, 1976); Fırçana Bayıldım Boyacı (Ülkü Erakalın, 1978); Astronot Fehmi (Naki Yurter, 1978); Öttür Kuşu Ömer (Yücel Uçanoğlu, 1979); Kasımpaşalı Emmanuel (Sırrı Gültekin, 1979); Öyle Bir Kadın ki (Naki Yurter, 1979)…
Seks furyasının özellikle Necmettin Erbakan’ın Milli Selamet Partisi’nin de koalisyon ortağı olduğu Milliyetçi Cephe Hükümeti (1975- 1977) zamanında azmış olması, ibret verici bir manzara olsa gerek… 1980 Askeri Darbesiyle birlikte seks furyası da sona erdi; birçok porno oyuncusu ve yönetmen tutuklandı, seks filmlerini oynatan sinema salonları basıldı/ kapatıldı. Giovanni Scognamillo’nun yorumuyla “Furya’nın kesilebilmesi için 12 Eylül’ü beklemek gerekiyor. Ama 12 Eylül’e gelindiğinde Yeşilçam’da sık sık olduğu gibi furya zaten kendiliğinden tükenmiştir ve yerini yine varoşların desteklediği arabesk’e bırakmıştır.” [4]
Elbette bu yazının sınırları içinde birçok furyayı atlamak zorunda kaldık. Özellikle 70’li yıllarda seks furyasıyla paralel giden, ama arada bir yolları kesişen tarihsel macera filmleri ve yine 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’yla birlikte patlayan, Hollywood’un Vietnam filmlerinin kötü bir kopyası olmaktan öte gidemeyen Kıbrıs filmleri… Örneğin Cüneyt Arkın’ın canlandırdığı Malkoçoğlu, Battal Gazi ve Hacı Murat karakterlerini bir kenara bırakır sadece Kara Murat serisini alırsak: Kara Murat Fatih’in Fedaisi (Natuk Baytan, 1972); Kara Murat Fatih’in Fermanı (Natuk Baytan, 1973); Kara Murat Kardeş Kanı (Natuk Baytan, 1974); Kara Murat Kara Şövalye’ye Karşı (Natuk Baytan, 1975); Kara Murat Şeyh Gaffar’a Karşı (Natuk Baytan, 1976); Kara Murat Denizler Hâkimi (Natuk Baytan, 1977); Kara Murat Devler Savaşıyor (Natuk Baytan, 1978)… [5]
Yine aynı dönemde Burak Sezgin’in yarattığı çizgi roman karakteri “Tarkan”, Kartal Tibet kullanılarak beş bölüm halinde istismar edilir. Tarkan (Tunç Başaran, 1969); Tarkan Gümüş Eyer (Mehmet Aslan, 1970); Tarkan Viking Kanı (Mehmet Aslan, 1971); Tarkan Altın Madalyon (Mehmet Aslan, 1972); Tarkan Kolsuz Kahramana Karşı (Mehmet Aslan, 1973)…
Tekrar 12 Eylül’e dönecek olursak, 12 Eylül sonrasında özellikle kimlik bunalımlarını işleyen “bunalım” filmleri patlak verse de kalıcı olan arabesk filmleri furyası olur. Seks filmlerinin antitezini oluşturan ve Yeşilçam sinemasının geleneksel klişelerinden beslenen arabesk filmleri furyası, daha çok gözyaşını sömürüyordu. “Gözyaşı” sömürüsü, Türk sineması için sonun başlangıcı oldu ve ardından hızla çöküşe geçti. Türk sinemasını durma noktasına getiren bu çöküş, 90’lı yılların ikinci yarısına kadar sürdü. Dibi gören Türk sineması ancak Eşkıya (Yavuz Turgul, 1996) ve Ağır Roman (Mustafa Altıoklar, 1997) gibi Rönesans filmleriyle ayağa kalkabildi. Arabesk furyasını, sadece çıkış yılı olan 1980 yılını baz alarak örnekleyelim:
Orhan Gencebay’ın oynadıkları: Ben Topraktan Bir Canım (Osman F. Seden, 1980); Kır Gönlünün Zincirini (Şerif Gören, 1980); Yarabbim (Temel Gürsu,1980).
İbrahim Tatlıses’in oynadıkları: Ayrılık Kolay Değil (Temel Gürsu, 1980); Çile (Remzi Jöntürk,1980).
Ferdi Tayfur’un oynadıkları: Boynu Bükük (Temel Gürsu, 1980); Durdurun Dünyayı (Osman F. Seden, 1980); Huzurum Kalmadı (Natuk Baytan, 1980)…
Müslüm Gürses’in oynadıkları: Bağrıyanık (Yücel Uçanoğlu, 1980); Kul Sevdası (Melih Gülgen, 1980)
Ercan Turgut’un oynadığı: Perişanım (Temel Gürsu, 1980).
Gökhan Güney’in oynadığı: Sevgi Dünyası (Kartal Tibet, 1980)…[6]
Daha Küçük Ceylan’dan ve filmlerine Nuri Alço’nun büyük “katkı” sunduğu Küçük Emrah’ın filmlerinden bahsedemedik…
Küçük Emrah’ın oynadığı ilk birkaç film: Acıların Çocuğu (Ümit Efekan, 1985); Boynu Bükükler (Ümit Efekan, 1985); Ayrılamam (Temel Gürsu, 1986)…
Küçük Ceylan’ın “küçüklük” yıllarında oynadığı iki film ise: Yuvasızlar (Temel Gürsu, 1987); Annem (Temel Gürsu, 1987) olarak kayıtlara geçer.
Her filme furya film gözüyle bakmak, Türk sinemasına yapılmış büyük bir haksızlıktır. Sinema elbette, belli bir estetik değere ulaşmak için gözyaşı, çocuk ve cinsellik dâhil her konuyu işler, ama sömürmez…
osmanakyol72@hotmail.com
[1] Giovanni Scognamillo, Türk Sinema Tarihi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2003
[2] A.g.e.
[3] A.g.e.
[4] Giovanni Scognamillo, Erotik Türk Sineması, s.145, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2000
[5] Giovanni Scognamillo, Türk Sinema Tarihi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2003
[6] A.g.e.
14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali
Nisan 23, 2012 by Editör
Filed under Duyurular, Film Festivalleri, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sinema, Türk Sineması, Yakın Dönem & Günümüz Sineması
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 14. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ
Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali 2-9 Mayıs Tarihleri Arasında Kapılarını Sinemaseverlere Açıyor…
Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi tarafından düzenlenen, Türkiye’de ‘’üniversite ‘’kimliği taşıyan uluslararası uzun metrajlı tek film festivali olan Eskişehir Film Festivali, 14. yılında büyük bir heyecan ve coşku ile hazırladığı programı seyircilerine sunuyor…
Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali kapsamında gösterilecek 48 uzun metraj ve 35 kısa film ile Eskişehir yine sinemaya doyacak. 13 yıl önce büyük bir heyecanla “sinema günleri” olarak başlayan etkinlik, Anadolu Üniversitesi’nin sınırlarını aşıp tüm Eskişehir’in heyecanla beklediği, kent dışından da sinema meraklılarını çeken bir film festivaline dönüştü. Katılan yönetmen ve oyuncuların, seyirci ile buluşmanın başka yerde böyle sıcak ve keyifli olmadığını dile getirdikleri, sinemayı gerçek bir şenliğe dönüştüren Eskişehir Film Festivali kent dışından da sinema meraklılarını her yıl Mayıs ayının ilk haftasında Eskişehir’e çekmeye devam ediyor.
2-9 Mayıs 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğretim elemanlarının, öğrencilerin ve çalışanların eseri…
Festival; 3 Mayıs Çarşamba gecesi Anadolu Üniversitesi “Sinema Anadolu”da gerçekleşecek açılış töreninin ardından, Olivier Nakache ve Eric Toledano’nun yönettiği, ülkesi Fransa’da tüm zamanların en çok izlenen üçüncü filmi olmayı başaran, başrollerde François Cluzet ve César Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan Omar Sy‘ın yer aldığı “Intouchables (Can Dostum)” ile kapılarını sinemaseverlere açacak.
Açılış filmi “Intouchables (Can Dostum)”, 3 Mayıs Çarşamba gecesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali ile Türkiye Prömiyerini yapacak!
Onur Ödülleri ve Sinemaya Emek Ödülleri
Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin geleneği haline gelen “Onur Ödülleri ve Sinemaya Emek Ödülleri” açılış töreninde sahiplerine sunulacak.
Festivalin Onur ödülleri bu yıl, Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından “Ediz Hun” ve “Selma Güneri”ye verilecek. Sinemaya Emek Ödülleri ise, “Moğollar” adlı müzik grubunun demirbaşı, “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın unutulmaz film müziğine imza atan “Cahit Berkay” a ve filme çekilmiş 395 senaryosu ile dünya rekorunu elinde taşıyan “Safa Önal”a verilecek.
Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri Yarışması
Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri adı altında beşincisi gerçekleştirilen yarışmada sinema kitapları, makaleleri ve televizyondaki sinema programları yarıştı. Sinema üzerine düşünen, yazan, araştıranları ödüllendirmeyi amaçlayan bu yarışmada ödüllerin sahipleri açılış töreninde açıklanacak. Yarışmanın Seçici Kurulu, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Gürgen, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. N. Aysun Yüksel, Yapımcı ve Sinema yazarı Leyla Özalp, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Başkanı Tunca Arslan, Sinema Yazarı Alper Turgut’tan oluşmaktadır. Ödüllerin yarışacağı kategoriler ise şöyle:
En İyi Sinema Kitabı (Ödül: 5000TL)
En İyi Sinema Makalesi(Ödül: 3000TL)
Televizyonda Yayınlanan En İyi Sinema Programı & En İyi Sinema Dergisi: (Ödül: Plaket)
Dünya Sinemasının Genç Yıldızları
Festivalin bu bölümünde sinema dünyasına yeni adım atmış genç yönetmenlerin filmleri yer alıyor. Susan Youssef, ilk uzun metrajlı filmi olan “Habibi” ile yasak bir aşk hikâyesine değiniyor. Christian Schwochow ise tiyatro dünyasında geçen dram türündeki “Cracks In The Shell” filmiyle, Fine adındaki toy bir aktristi anlatıyor. Meral Uslu’nun, “Snackbar”ı, tıpkı hayatın kendisi gibi sert, vahşi, komik, trajik ve sürprizlerle dolu bir film. Dram türündeki “Chicken With Pulms (Azrail’ i Beklerken)” filmin yönetmenliğini ise Vincent Paronnaud ve Marjane Satrapi yapıyor. Film, yetenekli bir müzisyenin kemanının kırılmasıyla hayata küsmesini konu alıyor. Kike Maillo’ nun ilk uzun metrajlı filmi olan “Eva” ise, zeki bir makine mühendisinin hayatını anlattığı, derin anlamı ve çarpıcı sonu olan bir gerilim filmi olarak öne çıkıyor.
Sinema Tarihinin Unutulmazları
Sinema tarihinin unutulmazları bölümü, klasikleri orijinal kopyalarından izlemenin değerini bilen gerçek sinema tutkunları için yine birbirinden değerli filmlerle 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nde!
Üzerinden yıllar geçse de unutulmayan filmler geçmişe dönüp hatırlamanın sımsıcak tadı ile bizi sarıp sarmalayacak: Gençliğin, başkaldırının ve öfkenin efsane yüzü James Dean, yıldızların dünyanın her yerindeki insanları etkileyebildiği günlerin güzel oyuncusu Brigitte Bardot,beyazperdenin zarif bir kuğuya benzeyen soylu prensesi Grace Kelly… Godard, Hitchcook, Kurosawa… Büyük ustalar, büyük oyuncularla festivalin klasikler bölümü sinemaseverler için gerçek bir şölen olacak
Festivalin “Unutulmazlar” bölümünde, Nicolas Ray’ın 1955 yapımı Rebel Without A Cause (Asi Gençlik)’u, Jean Luc Godard’ ın 1963 yapımı Le Mepris (Nefret)’i, Akira Kurosawa’nın 1954 yapımı Seven Samurai (Yedi Samuray)’ ı, Alfred Hitchcock’ un 1959 yapımı North By Northwest (Gizli Teşkilat)’ı, Luchino Visconti’ nin 1971 yapımı Death in Venice (Venedikte Ölüm)’i ve Charles Walters’ın 1956 yapımı High Society (Yüksek Sosyete)’si izleyici ile buluşacak.
Dünya Festivallerinden
Oscar adayı “Oğul Odası” filmiyle tanınan Nanni Moretti, festivalde “Habemus Papam” filmiyle yer alacak. Bir papanın seçilme sürecinde kardinalin belirsizliğiyle halkın merakını konu alan film, Vatikan yönetiminin alışılmadık yöntemleriyle çözüme kavuşuyor. Christian Petzold ise “Barbara” filmiyle festivale renk katacak… 1980 yazında Doğu Almanya’da geçen film, doktor olan Barbara, kendisi, kendisi ile ilgili planları ve sevgisi üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başladığında artık bir karar vermek zorunda kalıyor…
Üç dilek hakkınız olsa ne yapardınız, ya da dilek perisine aşık olsanız? İceberg ve Rumba filmlerinin yönetmenleri Dominique Abel ve Fiona Gordon’ un “The Fairy” filmi, peri olduğunu iddia eden Fiona ile sıradan bir insan olan Dom’ un hikâyesini anlatıyor. Macaristan, Hollanda, Türkiye, İrlanda ortak yapımı olan “Isztanbul (İstanbul)” filmi, kocasının bir öğrencisi için terk ettiği ve bu durum üzerine akıl hastanesine yatırılan Katalin’in hastaneden kaçarak ani bir karala İstanbul’a gelişini konu alıyor…
Açlık filminin yönetmeni Steve Mc Queen’in “Shame” adlı filmi, cinselliği sert bir biçimde ele alarak seks bağımlısı bir adamın hayatını anlatıyor. Mc Queen’in bu dikkat çekici, anlamlı ve aynı zamanda rahatsız edici filmi, izleyiciyi huzursuz etmeyi amaç edinmiş gibi dururken, filmin başrol oyuncusu Fassbender’ı çağdaşlarının arasında daha üst seviyeye taşıyor.
Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmi ile Cannes Film Festvalinde Jüri Büyük Ödülünü paylaşan “The Kid with a Bike” (Bisikletli Çocuk), yolu yetimhaneye düşen on iki yaşındaki Cyril’in hikâyesini anlatıyor. “Cesar Must Die” (Sezar Ölmeli), Shaekspeare’nin Jül Sezar adlı oyununu icra etmeleriyle kendilerini keşfetmeye başlayan mahkûmların, kendileriyle yüzleşmelerini anlatıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise, Paolo Taviani ve Vikttorio Taviani oturuyor.
İlk kurgulanmamış filmin yaratıcısı Aleksandr Sokurov, festivalde “Faust” filmiyle yer alıyor. Fakat Yönetmenin Faust’u, Goethe’nin trajedisinin bilindik bir uyarlaması değil, satır aralarında kalan kısımların bir yorumu… Başarılı Fransız aktris ve yönetmen Maiwenn’in “Polisse (Polis)”i ise, çocukların korunmasından sorumlu birlikteki polis memurlarının günlük yaşantısını anlatan gerçekçi bir film.
Chang-dong Lee’nin yönetmenliğini yaptığı “Poetry” (Şiir) filmi, renkli bir karaktere sahip Mija adındaki yaşlı bir kadının, şiirle tanışmasıyla hayatın aslında sandığı kadar güzel olmadığının farkına varışını konu ediniyor. Aki Kaurismaki’nin 2011 Cannes Film Festivali FIPRESCI ödüllü “Le Havre” filmi ise, büyüleyici bir peri masalı gibi…
Geçmişinden kurtulmaya çalışan ve evli bir kadına aşık olan bir adam, yasadışı işler, sürücülük, umduğundan fazlasıyla karşı karşıya kalan bir başkahraman… Nicholas Winding Refn’ in yönetmenliğini üstlendiği “Drive”, Hollywood’ da geçen hareketli bir hikâyeyi işliyor.
Festivalin bu bölümünde, festivallerden ödülle dönmüş Türk Filmleri sinemaseverlerle buluşacak. Altın Portakal’dan birçok ödülle dönen Hasan Tolga Pulat’ın “Güzel Günler Göreceğiz”i, M. Caner Alper ve Mehmet Binay’ın “Zenne”si, Emin Alper’in “Tepenin Ardı” filmi, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Antalya Kent Konseyi Seyirci Ödülü ve Jüri Özel Ödülü Alan Raşit Çelikezer’in “Can”ı, Çiğdem Vitrinel’in En İyi Yönetmen ve En İyi Kadın oyuncu ödülü alan “Geriye Kalan”ı, İstanbul Film Festivali’nden “en iyi yönetmen” de dahil bir çok ödülle dönen Zeki Demirkubuz’un “Yeraltı” filmi, Reis Çelik’in Kristal Ayı ödüllü “Lal Gece”si, Ümit Ünal’ın Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden Jüri Özel ödüllü “Nar” filmi, Orhan Eskiköy ve Zeynep Doğan’ın İstanbul Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülüne layık görülen “Babamın Sesi” filmi, Tamer Yiğit ve Branca Prlic’in “Karaman”ı, Abdülkadir Ceylan Ede’nin “Yüzsüz Hayat”ı sinemaseverlerle buluşacak.
Anısına …
Yakın zamanda kaybettiğimiz Türk Sinema tarihinin iz bırakan yönetmenlerinin anısına düzenlenen bu bölümde Ömer Lütfi Akad’ın “Vesikalı Yârim” filmi, Yusuf Kurçenli’nin “Gramafon Avrat” filmi ve Theodoros Angelopoulos’un “The Dust of Time” filmleri gösterilecek.
Gece Yarısı Sineması
Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin klasiği haline gelen “Geceyarısı Sineması” bölümü bu sene de izleyiciye gergin geceler yaşatmaya hazırlanıyor. Nick Murphy’nin “The Awekening” filmi ve James Watkins’in “The Women In Black” filmleri ile uykularımız kaçacak.
Serbest Bölge
İzleyiciyi zorlayan filmlerin bir arada olduğu festivalin “Serbest Bölge” bölümünde, Avustralya yapımı “Sleeping Beauty” ile genç ve güzel bir üniversite öğrencisi olan Lucy, güzellik, cazibe ve erotizmin iç içe geçtiği saklı bir dünyanın kapılarını aralar… Burada onu cinselliğin karanlık sularında yüzen modern bir peri masalı beklemektedir. Bölümün bir diğer filmi olan “Outside Satan”, din üzerine avangart bir inceleme olmakla beraber suç, mucizeler ve toplumun kıyısındakiler hakkında minimal bir provokasyon denemesi niteliğinde. “The Mill& The Cross” ise, İspanyol paralı askerlerin Flaman topraklarına gelip Hz.İsa’yı çarmıha germelerini konu alan bol ödüllü bir başyapıt…
Canlandırma Sineması
Animasyon filmler, Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin olmazsa olmazı. Bu bölümde, son dönemdeki en başarılı animasyon filmleri izlemek mümkün! “Le Chat Du Rabbin”, “Wrinkles” ve “From Up On Popy Hill” filmleri izleyici ile buluşacak.
Hayatımız Belgesel
Festivalin bu bölümü, sinemacının gözü ile belgelenen hayatları bize sunuyor. Yönetmenliğini Tamer Ezzat, Ayten Amin, Amr Salama’nın yaptığı, “Tahrir 2011:The Good, The Bad The Politician” (İyi, Kötü ve Politikacı), Kevin Mac Donald’ın yönettiği “Life in a Day” ve Werner Herzog’un Into The Abyss” filmi izleyicilerle buluşacak.
Kısa Filmler
Festivalde, Sundance kısa film seçkisinden seçilen 10 kısa film, Rus Seçkisinden 5 kısa film, Hisar Seçkisinden 10 kısa film, Türkiye’den 9 kısa film olmak üzere toplamda 34 kısa filme yer verilecek.
Sinema Dersleri
Uluslararası Eskişehir Film Festivali “ustalardan sinema dersleri” ile sinema öğrencilerine ve sinema alanında kendini geliştirmek isteyen herkese fırsat yaratıyor… Festival programında bu sene de birçok atölye çalışması yer alıyor:
2011 yapımı “Atlıkarınca” filminin senaristi ve başrol oyuncusu Mert Fırat; ‘’Senaryo Atölyesi” ile sinema hakkındaki bilgilerini katılımcılarla paylaşacak. “Natali Yeres”, “Sinemada Sanat Yönetimi” ile ilgili bir atölye çalışması gerçekleştirecek. Yüzsüz Hayat filminin yönetmeni “Abdukladir Ceylan Ede”, “Tek Başına Bir Film Yapmak”; yapımcı “Murat Erman”, “Düşük Bütçeli Bir Film Yapmak”; “Gabriel Solomons”, “Düş Manzaraları: Kentlere Bakışımızı Biçimlendiren Sinema” adlı atölyeler aracılığıyla bilgi ve deneyimlerini gençlerle paylaşacaklar.
Yönetmenler ve Oyuncular Seyircileri İle Buluşuyor…
Festival seyircisini de, filmlerin yaratıcıları olan yönetmen ve oyuncuları da memnun eden, katılanların başka festivallerde bu denli sıcak bir buluşmanın olmadığını dile getirdikleri film arkası söyleşiler, festivalin en sevilen anları…
“Snackbar” filminin yönetmeni “Meral Uslu” 2 Mayıs günü 18.00 seansının ardından; “Yeraltı” filminin yönetmeni “Zeki Demirkubuz”, oyuncular “Engin Günaydın” ve “Serhat Tutumluer” 4 Mayıs günü 12.00 seansının ardından filmlerle ilgili söyleşi gerçekleştirecek.
“Lal Gece” filminin yönetmeni “Reis Çelik” ve filmin oyuncusu “İlyas Salman” 4 Mayıs günü 15.00 seansının ardından; “Can” filminin yönetmeni “Raşit Çelikezer” 4 Mayıs günü 18.00 seansının ardından; “Karaman” filminin yönetmenleri “Branka Prlic, Tamer Yiğit” ve filmin oyuncusu “Işılay Gül” 5 Mayıs günü 12.00 seansının ardından filmlerle ilgili söyleşi gerçekleştirecek.
“Güzel Günler Göreceğiz” filminin yönetmeni “Hasan Tolga Pulat” 5 Mayıs günü 15.00 seansının ardından; “Babamın Sesi” filminin yönetmeni “Zeynel Doğan” 5 Mayıs günü 18.00 seansının ardından katılımcılarla filmleri hakkında söyleşi gerçekleştirecek.
“Tepenin Ardı” filminin yönetmeni “Emin Alper” 6 Mayıs günü 12.00 seansının ardından; “Cracks in The Shell” filminin yönetmeni “Christian Schwochow” 6 Mayıs günü 15.00 seansının ardından söyleşi gerçekleştirecek.
“Nar” filminin yönetmeni “Ümit Ünal” 7 Mayıs’ta 15.00 seansının ardından; “Geriya Kalan” filminin yönetmeni “Çiğdem Vitrinel” ve filmin oyuncusu “Devin Özgür Çınar” 8 Mayıs’ta 15.00 seansının ardından katılımcılarla filmleri hakkında söyleşi gerçekleştirecekler.
Söyleşilerin tümü, filmlerin ardından Sinema Anadolu’da gerçekleşecek.
Festival Salonları
Festival filmleri Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü SİNEMA ANADOLU’da ve Espark CINEMAXIMUM’da gösterilecek. Bilet fiyatları herkes için 3 TL, kısa filmler ise ücretsiz izlenebilecek.
Biletler, Anadolu Üniversitesi Yunusemre Kampüsü, “Sinema Anadolu”da ve “Espark Cinemaximum”da, günlük olarak satışa sunulacak.
Gösterimler her gün 10.30, 12.00, 15.00, 18.00 ve 21.00 seanslarında gerçekleşecek. Geceyarısı seansları ise, 4 Mayıs Cuma ve 5 Mayıs Cumartesi günü saat 24.00’da Sinema Anadolu’da gösterilecek.
“Askıda Bilet Var mı?”
Sinema Anadolu’da her yıl olduğu gibi bu yıl da ‘’askıda bilet’’ uygulaması yapılacak. Sadece Eskişehir Film Festivali’nde yapılan bu uygulama ile bir bilet alan, bir bilet ücretini askıya bırakabilecek ve bu sayede ekonomik durumu uygun olmayanlar da diledikleri kadar film izleyebilecekler.
İletişim Adresleri:
Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi
Duygu Ergün
GSM: 0 554 377 07 29 / e-mail: dygergn@gmail.com
İpek Kardeşler
GSM: 0 533 310 71 18 / e-mail: ipekkardesler@gmail.com
Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Web Adresi:
http://eskfilmfest.anadolu.edu.tr/
Facebook:
https://www.facebook.com/pages/Uluslararas%C4%B1-Eski%C5%9Fehir-Film-Festivali/211080299001678








