SanatLog yazılarına abone olunYazılar RSSSanatLogYorumlar RSS

Öznur Enes - Dikkat Sinek Konabilir

 “DİKKAT SİNEK KONABİLİR” İSİMLİ SERGİ, BEYOĞLU BELEDİYESİ CİHANGİR GALERİSİ’NDE…

Güncel sanat içerisinde bağırsak malzemesi ile sanat yapıtları üreten , yurtdışında davetli olarak katıldığı birçok sergisinin ardından, ikinci kişisel sergisini 12 Nisan–23 Nisan 2012 tarihleri arasında ’sinde açıyor.

“Dikkat Sinek Konabilir” adını taşıyan sergide, organik bir yapıya sahip bağırsak malzemesini kullanan sanatçı, toplumsal ve ekonomik değişimler karşısında doğal yapısı bozulan insan ilişkilerinden sanatta kullanılan insan üretimi malzemelere karşı bir duruş sergilemektedir. Bağırsak yapı itibariyle boşaltım sisteminin bir parçası olup değişim ve dönüşümü de ifade etmekte, canlı organizmaların yaşamlarını sürdürebilme olanağı da tanıyan yaşayan bir organizmadır.

Popülaritenin cicileştirdiği - bicileştirdiği bağırsakların sergisi

Kokusuyla sanatçı ve izleyici ile iletişimini sürdüren bu malzemeyi eserlerinde kullanan sanatçı, ışık ve geçirgenliği temel unsur olarak yorumlamakta, izleyici, bağırsak malzemesinin kullanımından kaynaklanan bir şaşkınlık ya da iticilik yaşarken, formun verdiği dinamizm ve izleyiciye yakın gelen formal yapı, nerede durulması gerektiğini sorgulayan bir biçem sorununu ortaya koymaktadır.

Öznur Enes, size, pisliğin, “beraberinde taşınamazlığın”, “çekilemez kokunun” Freudizan anlamda güzele dönüştürülmüş bir aldatılma halini bilinçli bir biçimde sunar gibidir.

Sanatçı tarafsız olsa da iş bittiğinde sanat yapıtı “kendiliğinden” organik bir mesaja dönüşebilir. Bu tip Amerika’ya özgü sermaye anlayışının organik bir biçimde geliştirdiği popüler sanatın, ciddi sanata dönüşümü tarihinden bu yana, temelde bağırsak malzemesi ile yapılan lif sanatı ürünlerinde bu tarihsel gidişatın alaycı ciddiyetini görebiliriz. Şöyle ki; kent kapitalizminde toplumların biyolojik ve ruh sağlıkları ile ilgili tıp endüstrilerinde kanalizasyon,  -bütün bir kenti bir insan olarak düşünürsek- o “kent insanın” bağırsaklarıdır ve bu yeraltı zehir teşkilatında çok büyük sermaye savaşçıları bulunmaktadır. Dolayısıyla bu savaşların mikrobik görsel pisliği, koku pisliği “beraberinde taşınamaz” ve “yaşanamazlık” içermesi durumunu, Öznur Enes, ayırdında olmadan -her popüler sanatın yaptığı gibi- kapitalizmin en kötüleri, en çekilmezleri dahi popülariteyle cicileştirme - bicileştirme görevini ciddi bir şekilde işleriyle üstlenmiş durumdadır.

Çalışmalarında bağırsak gibi marjinal bir malzeme kullanmakta olan Öznur Enes’in yapıtları yurt içindeki sergilerin yanı sıra İtalya, Fransa, Litvanya, Macaristan, Meksika,  Arjantin, Çin, İspanya’da gerçekleştirilen uluslararası lif sanatı sergilerinde yer almıştır. Bu sergilerden bazıları: “Miniartextil-Energy”, İtalya / “6th International Biennial of Textile Art Mexico”, Meksika / “From Lausanne to Beijing” The 6th International Fiber Art Bienale, Çin / “Valcellina Award 2009″, 9.Edition International Contemporary Fiber Art Competition, İtalya / “Miniartextile in Venezia”, 53 Bienniale d’Arte Venezia, İtalya / “5th International Biennial of Textile Art”, Arjantin / “3rd Triennial of Textile Art”, Macaristan…

23 Nisan 2012 tarihine kadar devam edecek bu ilginç ve yaratıcı sergiye tüm sanatseverler davetlidir…

İLETİŞİM:     Öznur ENES / oznur.enes@deu.edu.tr

Pi Artworks Galatasaray: Horasan “Labirent”

30 Mart 2012 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

Horasan ‘’Labirent’’ isimli kişisel sergisi ile 05 Nisan – 19 Mayıs 2012 tarihleri arasında ’da…

Horasan’ın bu sergisindeki işler kendi yaşantısında birçok kez karşı karşıya kaldığı sanatçıların çalışmalarıyla etkileşim içinde oluşturduğu ‘’Çarpışma Serisinin’’ devamı niteliğindedir.

Horasan 1986’da Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Ana dalı Özgün Baskıresim Bölümünü bitirdi. Yurtiçi ve yurtdışında katıldığı önemli sergileri arasında; 1990 yılında Grand Palais’taki Paristanbul sergisi, 1995 yılında New York’taki Türk Sanatçıları sergisi,  1999 yılında Sharjah Bienali,  2007 yılında İstanbul Modern’de Kesişen Zamanlar sergisi , 2009 yılında İstanbul Modern’de Yeni Yapıtlar, Yeni Ufuklar sergisi ve 2009 yılında Berlin’de İstanbul Next Wave sergisi kapsamında Martin Gropius Bau vardır. 2012 Bahar sezonunda Pi Artworks tarafından Art Dubai fuarında temsil edilecektir. Mayıs ayında Beyrut’ta solo sergisi olacaktır. Yurtiçi ve yurtdışında özel koleksiyon ve müzelerde eserleri bulunan sanatçı, halen İstanbul’da çalışmalarını sürdürmektedir.

Horasan’ın 19 Mayıs 2012 tarihine kadar Pi Artworks Galatasaray’da devam edecek olan “Labirent” adlı sergisi, pazar hariç her gün 10:30-19:30 saatleri arasında gezilebilir.

Volker März - The Women of The Vulcano

25 Mart 2012 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

Şubat ayı itibari ile Bağdat Caddesi, Erenköy’deki yerleşik mekanına geçen Art 350, nisan ayında Alman sanatçı Volker März’ın ‘’Volkan Kadınları / The Woman of The Vulcano’’ sergisini ağırlıyor…

Sergi,5 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında ziyaret edilebilir…

Heykel, , fotoğraf, film ve performans gibi çeşitli dallarında çalışmalarını sürdüren März, dünyanın pek çok yerinde kişisel gerçekleştirdi ve pek çok sanatçı kitabı yayımladı. Aralarında Kunstverain Mannheim, Martin GropiusBau Berlin, Neuer Berliner Kunsverain gibi kurumların da bulunduğu birçok yerde grup sergilerine katıldı. Çalışmalarını Friedrich Nietzsche, Giordano Bruno, Martin Heidegger, Bernd Heinrich Wilhelm von Kleist, Marquis de Sade, Walter Benjamin, Georges Bataille, Peter Sloterdijk, Rolf Dieter Brinkmannand Hannah Arendt gibi çeşitli yazar, düşünür ve filozoflara adayan März, dünyasının Joseph Beuys, Pina Bausch, Franz Kafka gibi birçok önemli figürünü alternatif senaryolarla diyaloğa sokarak, felsefe ve sanatın ortaklığında, bugünkü insanlık durumunu, geçmişten referans alarak ironik ve eğlenceli bir dille eleştirmektedir.

März, Volkan Kadınları ile ilgili olarak; ‘’Yüzlerce yıl önce, biz insanla, ateş püsküren volkanlara genç ve güzel kadınlar attık, çünkü bunun volkanı sakinleştireceğine inanıyorduk. Bu kadınların her biri ölümsüzleşti ve bugün bile yaşıyorlar. Ölümsüzlüğe kavuşan bu volkan kadınları, insanlığa iyilik yapmak için kısa sürede… gizlice… görünmeden …koşulsuzca ardımızda toplandılar.’’ yorumunu yapıyor.

Sanatçının eserlerinde figürler bazen korkutucu ancak aynı zamanda, olağanüstü komik, dokunaklı, erotik, mazoşist, garip, hülyalı, yaşam benzeri ya da gerçeküstü olabilir. Kısacası, onlar bir yıldız nüfusuna göre karşılaştırılmış olabilirler - düşüncelerin kendilerini fiziksel olarak ortaya koyduğu kendi gezegenimizden belki daha küçük ama büyük ihtimalle daha dürüst… Ve yine onlar bizle yakından ilişkilidir; biz onları farkediyoruz ve kendimizi tanıyoruz… Bu küçük insanlar, bizim duygularımız,   gizli düşüncelerimiz, hüsnükuruntularımız için tayin edilmiş vekiller… Yansımalar… Duygusal ve düşünselliğiğmizarasında parçalanmış varlığımızın direkleri… Sanatçı modelleri tasarlıyor ve kavramları tasarlıyor… Ve şu yorumu yapıyor: ‘’Eğer sanatçı olarak çalışmalarımın temelini oluşturan tek bir şey varsa, bu, sürekli olarak, yumuşatılmamış halinde bırakılması gereken bir nehir oluşturan uzlaştırılmamış zıtlıkların her iki tarafını da dengelediğimden emin olmaktadır. Uyumsuzluk içermeyen bir uyum anlamsızdır.’’

Kesin olan ise tek bir şey vardır: Marz için, gerçeğe ilişkin tek bir “doğru” bakıştan fazlası bulunmaktadır… Sadece insanın düşüncelerine ve eylemlerine ilişkin bir bakış açısıyla birlikte..,

* Galeri, hergün 11.00-23.00 arası ziyaret edilebilir.

Christa Frieda Voge l& Şebnem Kutal

Bağdat Caddesi No: 350 Erenköy 34738 İstanbul.

Tel: 216- 369-80-50. Mobile: 553-246-43-04.

Web: www.art350.com

E-mail: cfvogel@annalaudel.com , sebnem.kutal@annalaudel.com

*Galeri, hergün 11.00-23.00 arası ziyaret edilebilir.

Salvador Dali Litografileri Arte Istanbul’da

litografileri Arte Istanbul’da…

10 Nisan – 12 Mayıs 2012

Sürrealist ressam Salvador Dali’nin 1967 yılında yaptığı renkli taşbaskı resimlerden oluşan “Zodyak Serisi” , “Pantagruel Serisi”ve farklı dönemlerindeki resimlerinden oluşan özel bir seçki sergisi Arte Istanbul Galerisinde 10 Nisan – 12 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecektir.

Sergideki resimleri edinmek isteyen sanatseverler yapıtları satın alabilecekler.

Studio 9 Istanbul

19 Mart 2012 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Tasarım

Yorum yapın

SPACELESS PLACE

08 Mart – 09 Nisan 2012

Arjen J. Zwart - Volkan Kızıltunç ve  Peter Root - Mary Thompson

Yer-olmayan olarak nedir?

Studio 9 Istanbul sizlere 4 farklı sanatçının “yer – mekan ve yer-olmayan” kavramları üzerine yaklaşımlarından doğan çalışmalarını sunmaktan mutluluk duyar.

Bulunduğumuz çevre ve mekan ile iletişimde olarak var olma üzerinde dünya ile ilişkilerilerin deneyimlenmesi üzerine yapılan bu çalışmalar “antropolojik” yer ile “var olan” yer arasında farklılıklara ışık tutmaktadır.

4 farklı sanatçı - 4 farklı teknik

Fotoğraf , video, enstalasyon (mekanik/organik heykeller ve çizimler ile)

ARJEN J. ZWART

Uluslarası alanda da tanınmış ve birçok ödüle layık görülmüş Hollandalı fotoğraf sanatçısı Arjen J. Zwart galerimizin ilk katında ZİFT adlı fotoğraf serisinden kendi seçtiği 12 fotoğrafını sergileyecektir.

Sanatçının Zift (duvarlara nem ve yağmurdan korumak için sürülen içerisinde katran bulunan siyah boya) serisindeki fotoğrafları özellikle İstanbul şehri için hazırlanmış bir kentsel bir farkındalığının üzerinde durmakta ve şehirde yaşayan insanların yaşadıkları çevre hakkında ne kadar bilinçli bir farkındalığa sahip olduklarını araştırmaktadır. 

VOLKAN KIZILTUNÇ

Studio 9 Istanbul’un en yeni sanatçılarından biri olan Volkan Kızıltunç’un, Darren Aronofsky ve eşsiz şehir keşiflerinin bir karışımı olan “in limbo” serisinden fotoğrafları ve “Gece Bekçisi” adlı bir video çalışması sergilenecektir.

MARY TOMPSON ve PETER ROOT (kısa bir süre önce National Geographic de çalışmalarından bahsedilen sanatçı)

Bisikletleri ile 2 sene sürecek olan bir dünya turu yapmakta olan bu iki sanatçı son çalışmalarını sergilemek amacıyla İstanbul’da mola verme kararı almışlardır. 

Enstalasyon çalışmasının yapılacağı bölüm odaya giren insanlar ile hareket etmeye ve birbirleri ile iletişime geçen bir çok farklı öğelerin oluşturduğu organik bir alan yaratacaktır. Mekanik ve organik elementlerin oluşturduğu bu alanda doğa ile teknoloji arasındaki çizgiler neredeyse yok olmakta.

Sonraki Sayfa »