2. Gaziantep Onat Kutlar Film Festivali
Nisan 28, 2012 by Editör
Filed under Duyurular, Film Festivalleri, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sinema, Türk Sineması, Yakın Dönem & Günümüz Sineması
2. GAZİANTEP ONAT KUTLAR FİLM FESTİVALİ
2-6 MAYIS 2012
ONAT KUTLAR FİLM FESTİVALİ İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI
Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği tarafından düzenlenen 2. Gaziantep Onat Kutlar Film Film Festivali için geri sayım başladı.
2. Gaziantep Onat Kutlar Film Festivali 2 – 6 Mayıs tarihlerinde yapılacak.
Festival, Gaziantepli sinemaseverlere 7 bölümde 100’ün üzerinde filmden oluşan film gösterimlerinin yanı sıra ünlü konuklar ve usta sinemacıların katılacağı söyleşi, atölye çalışmaları, sinema dersleri, sergiler ve konserlerle dolu günler vaat ediyor.
Ülkemizde ve dünyada kabul görmüş haliyle 7.Sanat’ı geniş kesimlere ulaştırabilmek, uluslar arası ve ulusal sanat birikimini yerelle buluşturabilmek için geçen yıl olduğu gibi sinemaseverlere oldukça zengin bir içerik sunacak festival programında; 2011 ve 2012′nin yeni yapımlarından sinemanın unutulmaz klasiklerine, usta yönetmenlerin başyapıtlarından oluşan seçmelerden, belgesel, kısa film ve çocuk filmlerine uzanan geniş bir yelpazede filmler yer almakta.
14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali
Nisan 23, 2012 by Editör
Filed under Duyurular, Film Festivalleri, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sinema, Türk Sineması, Yakın Dönem & Günümüz Sineması
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 14. ULUSLARARASI ESKİŞEHİR FİLM FESTİVALİ
Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali 2-9 Mayıs Tarihleri Arasında Kapılarını Sinemaseverlere Açıyor…
Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi tarafından düzenlenen, Türkiye’de ‘’üniversite ‘’kimliği taşıyan uluslararası uzun metrajlı tek film festivali olan Eskişehir Film Festivali, 14. yılında büyük bir heyecan ve coşku ile hazırladığı programı seyircilerine sunuyor…
Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali kapsamında gösterilecek 48 uzun metraj ve 35 kısa film ile Eskişehir yine sinemaya doyacak. 13 yıl önce büyük bir heyecanla “sinema günleri” olarak başlayan etkinlik, Anadolu Üniversitesi’nin sınırlarını aşıp tüm Eskişehir’in heyecanla beklediği, kent dışından da sinema meraklılarını çeken bir film festivaline dönüştü. Katılan yönetmen ve oyuncuların, seyirci ile buluşmanın başka yerde böyle sıcak ve keyifli olmadığını dile getirdikleri, sinemayı gerçek bir şenliğe dönüştüren Eskişehir Film Festivali kent dışından da sinema meraklılarını her yıl Mayıs ayının ilk haftasında Eskişehir’e çekmeye devam ediyor.
2-9 Mayıs 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğretim elemanlarının, öğrencilerin ve çalışanların eseri…
Festival; 3 Mayıs Çarşamba gecesi Anadolu Üniversitesi “Sinema Anadolu”da gerçekleşecek açılış töreninin ardından, Olivier Nakache ve Eric Toledano’nun yönettiği, ülkesi Fransa’da tüm zamanların en çok izlenen üçüncü filmi olmayı başaran, başrollerde François Cluzet ve César Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan Omar Sy‘ın yer aldığı “Intouchables (Can Dostum)” ile kapılarını sinemaseverlere açacak.
Açılış filmi “Intouchables (Can Dostum)”, 3 Mayıs Çarşamba gecesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali ile Türkiye Prömiyerini yapacak!
Onur Ödülleri ve Sinemaya Emek Ödülleri
Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin geleneği haline gelen “Onur Ödülleri ve Sinemaya Emek Ödülleri” açılış töreninde sahiplerine sunulacak.
Festivalin Onur ödülleri bu yıl, Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından “Ediz Hun” ve “Selma Güneri”ye verilecek. Sinemaya Emek Ödülleri ise, “Moğollar” adlı müzik grubunun demirbaşı, “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın unutulmaz film müziğine imza atan “Cahit Berkay” a ve filme çekilmiş 395 senaryosu ile dünya rekorunu elinde taşıyan “Safa Önal”a verilecek.
Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri Yarışması
Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri adı altında beşincisi gerçekleştirilen yarışmada sinema kitapları, makaleleri ve televizyondaki sinema programları yarıştı. Sinema üzerine düşünen, yazan, araştıranları ödüllendirmeyi amaçlayan bu yarışmada ödüllerin sahipleri açılış töreninde açıklanacak. Yarışmanın Seçici Kurulu, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Gürgen, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. N. Aysun Yüksel, Yapımcı ve Sinema yazarı Leyla Özalp, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Başkanı Tunca Arslan, Sinema Yazarı Alper Turgut’tan oluşmaktadır. Ödüllerin yarışacağı kategoriler ise şöyle:
En İyi Sinema Kitabı (Ödül: 5000TL)
En İyi Sinema Makalesi(Ödül: 3000TL)
Televizyonda Yayınlanan En İyi Sinema Programı & En İyi Sinema Dergisi: (Ödül: Plaket)
Dünya Sinemasının Genç Yıldızları
Festivalin bu bölümünde sinema dünyasına yeni adım atmış genç yönetmenlerin filmleri yer alıyor. Susan Youssef, ilk uzun metrajlı filmi olan “Habibi” ile yasak bir aşk hikâyesine değiniyor. Christian Schwochow ise tiyatro dünyasında geçen dram türündeki “Cracks In The Shell” filmiyle, Fine adındaki toy bir aktristi anlatıyor. Meral Uslu’nun, “Snackbar”ı, tıpkı hayatın kendisi gibi sert, vahşi, komik, trajik ve sürprizlerle dolu bir film. Dram türündeki “Chicken With Pulms (Azrail’ i Beklerken)” filmin yönetmenliğini ise Vincent Paronnaud ve Marjane Satrapi yapıyor. Film, yetenekli bir müzisyenin kemanının kırılmasıyla hayata küsmesini konu alıyor. Kike Maillo’ nun ilk uzun metrajlı filmi olan “Eva” ise, zeki bir makine mühendisinin hayatını anlattığı, derin anlamı ve çarpıcı sonu olan bir gerilim filmi olarak öne çıkıyor.
Sinema Tarihinin Unutulmazları
Sinema tarihinin unutulmazları bölümü, klasikleri orijinal kopyalarından izlemenin değerini bilen gerçek sinema tutkunları için yine birbirinden değerli filmlerle 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nde!
Üzerinden yıllar geçse de unutulmayan filmler geçmişe dönüp hatırlamanın sımsıcak tadı ile bizi sarıp sarmalayacak: Gençliğin, başkaldırının ve öfkenin efsane yüzü James Dean, yıldızların dünyanın her yerindeki insanları etkileyebildiği günlerin güzel oyuncusu Brigitte Bardot,beyazperdenin zarif bir kuğuya benzeyen soylu prensesi Grace Kelly… Godard, Hitchcook, Kurosawa… Büyük ustalar, büyük oyuncularla festivalin klasikler bölümü sinemaseverler için gerçek bir şölen olacak
Festivalin “Unutulmazlar” bölümünde, Nicolas Ray’ın 1955 yapımı Rebel Without A Cause (Asi Gençlik)’u, Jean Luc Godard’ ın 1963 yapımı Le Mepris (Nefret)’i, Akira Kurosawa’nın 1954 yapımı Seven Samurai (Yedi Samuray)’ ı, Alfred Hitchcock’ un 1959 yapımı North By Northwest (Gizli Teşkilat)’ı, Luchino Visconti’ nin 1971 yapımı Death in Venice (Venedikte Ölüm)’i ve Charles Walters’ın 1956 yapımı High Society (Yüksek Sosyete)’si izleyici ile buluşacak.
Dünya Festivallerinden
Oscar adayı “Oğul Odası” filmiyle tanınan Nanni Moretti, festivalde “Habemus Papam” filmiyle yer alacak. Bir papanın seçilme sürecinde kardinalin belirsizliğiyle halkın merakını konu alan film, Vatikan yönetiminin alışılmadık yöntemleriyle çözüme kavuşuyor. Christian Petzold ise “Barbara” filmiyle festivale renk katacak… 1980 yazında Doğu Almanya’da geçen film, doktor olan Barbara, kendisi, kendisi ile ilgili planları ve sevgisi üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başladığında artık bir karar vermek zorunda kalıyor…
Üç dilek hakkınız olsa ne yapardınız, ya da dilek perisine aşık olsanız? İceberg ve Rumba filmlerinin yönetmenleri Dominique Abel ve Fiona Gordon’ un “The Fairy” filmi, peri olduğunu iddia eden Fiona ile sıradan bir insan olan Dom’ un hikâyesini anlatıyor. Macaristan, Hollanda, Türkiye, İrlanda ortak yapımı olan “Isztanbul (İstanbul)” filmi, kocasının bir öğrencisi için terk ettiği ve bu durum üzerine akıl hastanesine yatırılan Katalin’in hastaneden kaçarak ani bir karala İstanbul’a gelişini konu alıyor…
Açlık filminin yönetmeni Steve Mc Queen’in “Shame” adlı filmi, cinselliği sert bir biçimde ele alarak seks bağımlısı bir adamın hayatını anlatıyor. Mc Queen’in bu dikkat çekici, anlamlı ve aynı zamanda rahatsız edici filmi, izleyiciyi huzursuz etmeyi amaç edinmiş gibi dururken, filmin başrol oyuncusu Fassbender’ı çağdaşlarının arasında daha üst seviyeye taşıyor.
Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmi ile Cannes Film Festvalinde Jüri Büyük Ödülünü paylaşan “The Kid with a Bike” (Bisikletli Çocuk), yolu yetimhaneye düşen on iki yaşındaki Cyril’in hikâyesini anlatıyor. “Cesar Must Die” (Sezar Ölmeli), Shaekspeare’nin Jül Sezar adlı oyununu icra etmeleriyle kendilerini keşfetmeye başlayan mahkûmların, kendileriyle yüzleşmelerini anlatıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise, Paolo Taviani ve Vikttorio Taviani oturuyor.
İlk kurgulanmamış filmin yaratıcısı Aleksandr Sokurov, festivalde “Faust” filmiyle yer alıyor. Fakat Yönetmenin Faust’u, Goethe’nin trajedisinin bilindik bir uyarlaması değil, satır aralarında kalan kısımların bir yorumu… Başarılı Fransız aktris ve yönetmen Maiwenn’in “Polisse (Polis)”i ise, çocukların korunmasından sorumlu birlikteki polis memurlarının günlük yaşantısını anlatan gerçekçi bir film.
Chang-dong Lee’nin yönetmenliğini yaptığı “Poetry” (Şiir) filmi, renkli bir karaktere sahip Mija adındaki yaşlı bir kadının, şiirle tanışmasıyla hayatın aslında sandığı kadar güzel olmadığının farkına varışını konu ediniyor. Aki Kaurismaki’nin 2011 Cannes Film Festivali FIPRESCI ödüllü “Le Havre” filmi ise, büyüleyici bir peri masalı gibi…
Geçmişinden kurtulmaya çalışan ve evli bir kadına aşık olan bir adam, yasadışı işler, sürücülük, umduğundan fazlasıyla karşı karşıya kalan bir başkahraman… Nicholas Winding Refn’ in yönetmenliğini üstlendiği “Drive”, Hollywood’ da geçen hareketli bir hikâyeyi işliyor.
Festivalin bu bölümünde, festivallerden ödülle dönmüş Türk Filmleri sinemaseverlerle buluşacak. Altın Portakal’dan birçok ödülle dönen Hasan Tolga Pulat’ın “Güzel Günler Göreceğiz”i, M. Caner Alper ve Mehmet Binay’ın “Zenne”si, Emin Alper’in “Tepenin Ardı” filmi, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Antalya Kent Konseyi Seyirci Ödülü ve Jüri Özel Ödülü Alan Raşit Çelikezer’in “Can”ı, Çiğdem Vitrinel’in En İyi Yönetmen ve En İyi Kadın oyuncu ödülü alan “Geriye Kalan”ı, İstanbul Film Festivali’nden “en iyi yönetmen” de dahil bir çok ödülle dönen Zeki Demirkubuz’un “Yeraltı” filmi, Reis Çelik’in Kristal Ayı ödüllü “Lal Gece”si, Ümit Ünal’ın Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden Jüri Özel ödüllü “Nar” filmi, Orhan Eskiköy ve Zeynep Doğan’ın İstanbul Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülüne layık görülen “Babamın Sesi” filmi, Tamer Yiğit ve Branca Prlic’in “Karaman”ı, Abdülkadir Ceylan Ede’nin “Yüzsüz Hayat”ı sinemaseverlerle buluşacak.
Anısına …
Yakın zamanda kaybettiğimiz Türk Sinema tarihinin iz bırakan yönetmenlerinin anısına düzenlenen bu bölümde Ömer Lütfi Akad’ın “Vesikalı Yârim” filmi, Yusuf Kurçenli’nin “Gramafon Avrat” filmi ve Theodoros Angelopoulos’un “The Dust of Time” filmleri gösterilecek.
Gece Yarısı Sineması
Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin klasiği haline gelen “Geceyarısı Sineması” bölümü bu sene de izleyiciye gergin geceler yaşatmaya hazırlanıyor. Nick Murphy’nin “The Awekening” filmi ve James Watkins’in “The Women In Black” filmleri ile uykularımız kaçacak.
Serbest Bölge
İzleyiciyi zorlayan filmlerin bir arada olduğu festivalin “Serbest Bölge” bölümünde, Avustralya yapımı “Sleeping Beauty” ile genç ve güzel bir üniversite öğrencisi olan Lucy, güzellik, cazibe ve erotizmin iç içe geçtiği saklı bir dünyanın kapılarını aralar… Burada onu cinselliğin karanlık sularında yüzen modern bir peri masalı beklemektedir. Bölümün bir diğer filmi olan “Outside Satan”, din üzerine avangart bir inceleme olmakla beraber suç, mucizeler ve toplumun kıyısındakiler hakkında minimal bir provokasyon denemesi niteliğinde. “The Mill& The Cross” ise, İspanyol paralı askerlerin Flaman topraklarına gelip Hz.İsa’yı çarmıha germelerini konu alan bol ödüllü bir başyapıt…
Canlandırma Sineması
Animasyon filmler, Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin olmazsa olmazı. Bu bölümde, son dönemdeki en başarılı animasyon filmleri izlemek mümkün! “Le Chat Du Rabbin”, “Wrinkles” ve “From Up On Popy Hill” filmleri izleyici ile buluşacak.
Hayatımız Belgesel
Festivalin bu bölümü, sinemacının gözü ile belgelenen hayatları bize sunuyor. Yönetmenliğini Tamer Ezzat, Ayten Amin, Amr Salama’nın yaptığı, “Tahrir 2011:The Good, The Bad The Politician” (İyi, Kötü ve Politikacı), Kevin Mac Donald’ın yönettiği “Life in a Day” ve Werner Herzog’un Into The Abyss” filmi izleyicilerle buluşacak.
Kısa Filmler
Festivalde, Sundance kısa film seçkisinden seçilen 10 kısa film, Rus Seçkisinden 5 kısa film, Hisar Seçkisinden 10 kısa film, Türkiye’den 9 kısa film olmak üzere toplamda 34 kısa filme yer verilecek.
Sinema Dersleri
Uluslararası Eskişehir Film Festivali “ustalardan sinema dersleri” ile sinema öğrencilerine ve sinema alanında kendini geliştirmek isteyen herkese fırsat yaratıyor… Festival programında bu sene de birçok atölye çalışması yer alıyor:
2011 yapımı “Atlıkarınca” filminin senaristi ve başrol oyuncusu Mert Fırat; ‘’Senaryo Atölyesi” ile sinema hakkındaki bilgilerini katılımcılarla paylaşacak. “Natali Yeres”, “Sinemada Sanat Yönetimi” ile ilgili bir atölye çalışması gerçekleştirecek. Yüzsüz Hayat filminin yönetmeni “Abdukladir Ceylan Ede”, “Tek Başına Bir Film Yapmak”; yapımcı “Murat Erman”, “Düşük Bütçeli Bir Film Yapmak”; “Gabriel Solomons”, “Düş Manzaraları: Kentlere Bakışımızı Biçimlendiren Sinema” adlı atölyeler aracılığıyla bilgi ve deneyimlerini gençlerle paylaşacaklar.
Yönetmenler ve Oyuncular Seyircileri İle Buluşuyor…
Festival seyircisini de, filmlerin yaratıcıları olan yönetmen ve oyuncuları da memnun eden, katılanların başka festivallerde bu denli sıcak bir buluşmanın olmadığını dile getirdikleri film arkası söyleşiler, festivalin en sevilen anları…
“Snackbar” filminin yönetmeni “Meral Uslu” 2 Mayıs günü 18.00 seansının ardından; “Yeraltı” filminin yönetmeni “Zeki Demirkubuz”, oyuncular “Engin Günaydın” ve “Serhat Tutumluer” 4 Mayıs günü 12.00 seansının ardından filmlerle ilgili söyleşi gerçekleştirecek.
“Lal Gece” filminin yönetmeni “Reis Çelik” ve filmin oyuncusu “İlyas Salman” 4 Mayıs günü 15.00 seansının ardından; “Can” filminin yönetmeni “Raşit Çelikezer” 4 Mayıs günü 18.00 seansının ardından; “Karaman” filminin yönetmenleri “Branka Prlic, Tamer Yiğit” ve filmin oyuncusu “Işılay Gül” 5 Mayıs günü 12.00 seansının ardından filmlerle ilgili söyleşi gerçekleştirecek.
“Güzel Günler Göreceğiz” filminin yönetmeni “Hasan Tolga Pulat” 5 Mayıs günü 15.00 seansının ardından; “Babamın Sesi” filminin yönetmeni “Zeynel Doğan” 5 Mayıs günü 18.00 seansının ardından katılımcılarla filmleri hakkında söyleşi gerçekleştirecek.
“Tepenin Ardı” filminin yönetmeni “Emin Alper” 6 Mayıs günü 12.00 seansının ardından; “Cracks in The Shell” filminin yönetmeni “Christian Schwochow” 6 Mayıs günü 15.00 seansının ardından söyleşi gerçekleştirecek.
“Nar” filminin yönetmeni “Ümit Ünal” 7 Mayıs’ta 15.00 seansının ardından; “Geriya Kalan” filminin yönetmeni “Çiğdem Vitrinel” ve filmin oyuncusu “Devin Özgür Çınar” 8 Mayıs’ta 15.00 seansının ardından katılımcılarla filmleri hakkında söyleşi gerçekleştirecekler.
Söyleşilerin tümü, filmlerin ardından Sinema Anadolu’da gerçekleşecek.
Festival Salonları
Festival filmleri Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü SİNEMA ANADOLU’da ve Espark CINEMAXIMUM’da gösterilecek. Bilet fiyatları herkes için 3 TL, kısa filmler ise ücretsiz izlenebilecek.
Biletler, Anadolu Üniversitesi Yunusemre Kampüsü, “Sinema Anadolu”da ve “Espark Cinemaximum”da, günlük olarak satışa sunulacak.
Gösterimler her gün 10.30, 12.00, 15.00, 18.00 ve 21.00 seanslarında gerçekleşecek. Geceyarısı seansları ise, 4 Mayıs Cuma ve 5 Mayıs Cumartesi günü saat 24.00’da Sinema Anadolu’da gösterilecek.
“Askıda Bilet Var mı?”
Sinema Anadolu’da her yıl olduğu gibi bu yıl da ‘’askıda bilet’’ uygulaması yapılacak. Sadece Eskişehir Film Festivali’nde yapılan bu uygulama ile bir bilet alan, bir bilet ücretini askıya bırakabilecek ve bu sayede ekonomik durumu uygun olmayanlar da diledikleri kadar film izleyebilecekler.
İletişim Adresleri:
Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi
Duygu Ergün
GSM: 0 554 377 07 29 / e-mail: dygergn@gmail.com
İpek Kardeşler
GSM: 0 533 310 71 18 / e-mail: ipekkardesler@gmail.com
Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Web Adresi:
http://eskfilmfest.anadolu.edu.tr/
Facebook:
https://www.facebook.com/pages/Uluslararas%C4%B1-Eski%C5%9Fehir-Film-Festivali/211080299001678
https://twitter.com/#!/eskfilmfest14
Füsun Yeremyan Resim Sergisi
4 MAYIS 2012 CUMA SAAT 15:00
Bahçeşehir Koleji Florya.
Adres: Selim Pars Sok. No: 6 Florya / İstanbul
Web: www.fusunyeremyan.com
www.fusunyeremyan.deviantart.com
fusun_yeremyan@hotmail.com
“Metin Erksan Siyah Beyaz” İstanbul Modern Sinema’da
Nisan 16, 2012 by Editör
Filed under Duyurular, Klasik Filmler, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sinema, Türk Sineması, Yeşilçam Klasikleri
Metin Erksan’ın dokuz filmi İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek…
Sinemamızda toplumsal gerçekçi akımı başlatan “auteur”
İstanbul Modern Sinema, Türk sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden ve filmleriyle çığır açan Metin Erksan’ın dokuz filmini izleyiciyle buluşturuyor. 19 Nisan – 29 Nisan tarihleri arasında gösterime sunulacak seçkide, Metin Erksan sinemasının olgunlaştığı ve en iyi ürünlerinin ortaya çıktığı 1960’lı yıllarda çektiği filmler yer alıyor. Bu filmler, Metin Erksan’ın günümüz Türk sinemasındaki etkisini, izlerini yansıtıyor.
“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı program, 19 Nisan Perşembe günü saat 16.30’da Kuyu filminin gösterimiyle başlayacak ve gösterimin ardından saat 18.30’da düzenlenecek söyleşiye filmin yapımcısı, Lale Film’in sahibi Necip Sarıcı, Kuyu filmini Türk sinema tarihinin en iyi filmi olarak niteleyen sinema yazarları Yeşim Tabak ile Burcu Aykar katılacaklar. Söyleşide filmin perde arkası irdelenecek ve Metin Erksan’ın 1968’de Altın Koza’da kazandığı “En İyi Yönetmen” ödülüyle ilgili özel bir belgesel sunumu gerçekleştirilecek.
Metin Erksan, öznel, yenilikçi ve evrensel sinema diliyle Türk sinema tarihinde toplumsal gerçekçi akımı yaratan bir “auteur” olduğu gibi, uluslararası bir yarışmada birincilik ödülü alan ilk yönetmen. Sinemacı ve entelektüel kimliği iç içe geçen, sanat tarihiyle yakından ilgili olan Erksan, yıllarca sansürle mücadele etti ve filmleriyle olduğu kadar yazılarıyla da sinemaya büyük katkılar sağladı. “Erksan’ın tutkularının, eserlerindeki kişilerin tutkularıyla kaynaşarak, filmlerinin başka hiçbir rejisörün eserlerinde rastlanmayan o kendine has fırtınalı dünyasını” ortaya çıkardığını belirten Halit Refiğ, Metin Erksan’ın büyük sanat eserleri yaratmak için gereken ilk şartı başararak, kendi özel dünyasını kurduğunu vurguluyor.
“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda ünlü yönetmenin Kuyu, Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Sevmek Zamanı, Cingöz Recai Beyaz Cehennem, Dokuz Dağın Efesi, Gecelerin Ötesi, Mahalle Arkadaşları ve Suçlular Aramızda isimli filmleri gösterime sunulacak.
Türk sinemasının kilometre taşı ve Metin Erksan filmografisinin en önemli filmlerinden biri olan Susuz Yaz, 1964 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazandı. Susuzluk ve kadınsızlık temasını işleyen bu köy filmi, Necati Cumalı’nın aynı adlı hikayesinden uyarlandı. Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Metin Erksan’ın senaryolaştırdığı ve Karanlık Dünya filminden sonra sansürle en sert çatışmasını oluşturan, 1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazanan, “köy gerçeklerine dönüş” filmi Yılanların Öcü’nde Erksan fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak, mülkiyet temasının altını çizdi. Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilen kült aşk filmi Sevmek Zamanı, bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesiydi. “Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programın açılış filmi Kuyu ise Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazandı, kimi eleştirmenlerce Türk sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak nitelendirildi.
“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda yönetmenin gösterilecek diğer filmleri arasında Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan Cingöz Recai Beyaz Cehennem; Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikâyelerinden biri olan, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatan Dokuz Dağın Efesi; 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü alan ve toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilen Gecelerin Ötesi; Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen Mahalle Arkadaşları ve 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve 1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerine değer görülen Suçlular Aramızda bulunuyor.
Cingöz Recai Beyaz Cehennem
1954, 88´, siyah beyaz
Oyuncular: Turan Seyfioğlu, Avni Dilligil, Neriman Köksal
Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan bu hırsız-polis hikayesi uluslararası bir uyuşturucu çetesiyle mücadele eden Cingöz Recai’nin İstanbul’daki maceralarını anlatır. Hikâye, armatör Hüseyin Faik’in öldürülmesiyle başlar. Arkadaşı Leman’la bir gece gezmesinden dönen karısı Melahat, bindikleri taksi şoförü tarafından kaçırılmak istenir. Polislerce kurtarılıp evine getirilir. Evde kocasını boğulmuş olarak bulurlar. Arsen Lüpen tiplemesinden esinlenerek yaratılmış bu sakız çiğneyen, cesur ama tedbirli, zeki ama çapkın, sevimli sabıkalı rolünde Turan Seyfioğlu öne çıkıyor.
Dokuz Dağın Efesi
1958, 107´, siyah beyaz
Oyuncular: Fikret Hakan, Serpil Gül, Hayri Esen
Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikâyelerinden biri olan film, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatır. Babası, Hasan Çavuş tarafından öldürülen Çakıcı Mehmet, bunun üzerine intikam almaya karar verir ve dağa çıkar. Anadolu’nun gerçekçi yaşantısınınn derinine bakan film Erksan’ın tüm kahramanları gibi yalnız ve tutkulu bir insanın destanını aktarır.
Gecelerin Ötesi
1960, 85´, siyah beyaz
Oyuncular: Kadir Savun, Erol Taş, Hayati Hamzaoğlu
Film, aynı mahallede yaşayan yedi gencin öyküsünü anlatır. Birbirlerinden farklı yaşantılara ve ideallere sahip olan bu gençlerin tek ortak yanları, paranın mutluluk getireceğine inanmalarıdır. Bunun için bir çete kurarlar ve benzin istasyonlarını soymaya başlarlar. Uzun yol şoförü Fehmi, ailesine bakmak zorunda olan dokuma işçisi Ekrem, Amerika’ya gidip şöhret olma hayaline kapılan rock’n roll meraklısı müzisyenler Sezai ve Yüksel, sanatından tatmin olmayan idealist tiyatrocu Cevat ve mutsuz ressam Ayhan… Her mahallede bir milyoner yetiştiren siyasi düzenin kurbanları üzerinden dönemin ekonomik yapısına ve sosyal yaşamına sert bir eleştiri getiren bu film, toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilir. Gecelerin Ötesi 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü aldı.
Mahalle Arkadaşları
1961, 90´, siyah beyaz
Oyuncular: Efkan Efekan, Suna Selen, Kadir Savun
Erksan yine bir çetenin maceralarını anlatıyor: Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen bu hikâye bir kızı seven fakir bir kaptanla, aylak arkadaşları üzerinedir. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo’nun ifade ettiği gibi, “Sevimli mutlu serseriler, avare yaşamanın rahatlığı, sorumsuz olmanın tatlılığı, zengin kız-fakir delikanlı aşkı, kötü adam, vamp kadın, geleneklere bağlı gülünç baba, Erksan’ın hikâyesinde kullandığı başlıca motiflerdi… Bu buruk güldürüde arkadaşlık savunuluyordu, küçük insanlar şirinlik kazanıyordu, burjuvalar sövülüyordu…”
Yılanların Öcü
1962, 102´, siyah beyaz
Oyuncular: Fikret Hakan, Nurhan Nur, Aliye Rona, Kadir Savun, Erol Taş
Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Erksan’ın senaryolaştırdığı bu film, yönetmenin sansürle üçüncü ve en sert çatışmasını doğurdu. Dönemin siyasi sahnesinde yankı uyandıran, basının uzun süre ilgisini çeken Yılanların Öcü, bir “köy gerçeklerine dönüş” filmi. Yaşlı anası Irazca, karısı ve üç çocuğuyla küçük toprağını ekerek geçimini sağlayan Kara Bayram yoksul bir köylüdür. Muhtar, köyün ortak arazisinden bir yeri Deli Haceli’ye satınca yapılacak evin kendi evinin önünde olmasına karşı çıkan Kara Bayram’ın huzuru kaçar. Erksan filmde fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak mülkiyet temasının altını çizer. Yılanların Öcü 1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazandı.
Susuz Yaz
1963, 90´, siyah beyaz
Oyuncular: Erol Taş, Hülya Koçyiğit, Ulvi Doğan
Necati Cumalı’nın aynı adlı hikâyesinden uyarlanan bu köy filmi, Berlin’de büyük ödül Altın Ayı’ya layık görüldü. Hikâyenin geçtiği İzmir’in Bademler köyünde dokuz ayda yapılan film susuzluk ve kadınsızlık temasını işler. Sosyolojik bir olayı “yalnız insan” dramıyla kaynaştıran filmde çiftçi Osman, arazisinde çıkan suyu kendi başına sahiplenmek ister, ancak suya ihtiyaçları olan diğer köylüleri karşısına alır. Bu çatışmada hapse düşen kardeşi Hasan’ın karısı Bahar’a da göz koyar. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo, Susuz Yaz’ın “Toprak ve su mülkiyeti meselelerine, Türk köylüsünün cinsel davranışlarına, Erksan’ın kendi dünyası içinde doğru bir şekilde yaklaşmayı başardığı” için üstün bir sanat eseri olduğunu belirtiyor. Film, bir yandan köy yaşantısını, toplumsal davayı gözlemlese de asıl dayanağı üç karakterin arasındaki duygusal ilişkiler ve çatışmadır. Erksan bu filmde dönemin yıldız ekolüne karşı koyarak, sonrasında her biri Türk sinemasında değerli izler bırakan oyuncuların yetişmesini sağladı. Filmin müziği Manos Hacidakis tarafından bestelendi. Susuz Yaz, “Her bakımdan Türk sinemasının kilometre taşı” olarak nitelendiriliyor.
Suçlular Aramızda
1964, 98´, siyah beyaz
Oyuncular: Belgin Doruk, Tamer Yiğit, Ekrem Bora
İstanbullu zengin bir ailenin konağında, oldukça kıymetli olduğu söylenen bir kolye çalınır. Hırsızın evin içinden bir kişi olduğu düşünülmektedir. Ancak şüphelerde sınıf farklılıkları, önyargılar hemen göze çarpar. İşin tuhaf yanı kolye sahtedir. Suçlular Aramızda, çalınan bu sahte kolyenin çevresinde dönüp dolaşan, ölen ve öldürülen karakterlerin hikâyesidir. Farklı çevrelerde geçen ve bir polis romanını andıran olaylar aslında yine bir toplum eleştirisini ortaya çıkarır. Suçlular Aramızda, 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve 1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerini aldı.
Sevmek Zamanı
1965, 89´, siyah beyaz
Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Süleyman Tekcan, Deniz Çakır
Değeri sonradan anlaşılan kült bir aşk filmi. İnsan dramıyla, insanın içsel dünyasıyla ilgilenen, mekânı, öykü anlatımı, usta sahneleri ve diyaloglarıyla Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilir. Bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesidir. Döneminin popüler Türk filmlerinden tamamen ayrılan, aşkı farklı bir gözle, tutkuyu soyut bir yaklaşımla irdeleyen, Doğu masallarından borç aldığı ‘suret’ teması üzerinden kurgulanan filmi, Fransız sinema tarihçisi Georges Sadoul, “Sinemada sert bir sınıf çatışmasının en net göründüğü metin” olarak nitelendirdi. Halil, adada ustası Mustafa ile birlikte boyacılık yapmaktadır. Bir gün boyamaya girdiği boş köşklerden birinde duvarda asılı bir kadın resmi görür ve resme âşık olur. Bir yıl boyunca her gün köşke girer ve resmi seyreder; ta ki köşkün sahibinin kızı olan resimdeki Meral, iki arkadaşıyla köşke gelip Halil’i resmini seyrederken görene kadar. Meral, Halil’in kendisine âşık olduğuna inanarak bu aşka karşılık verir. Oysa Halil, Meral’e değil, onun resmine âşıktır.
Kuyu
1968, 84´, siyah beyaz
Oyuncular: Nil Göncü, Hayati Hamzaoğlu, Aliye Rona
Şiddet ve tutkunun bir arada işlendiği film, bir gazete haberinden yola çıkmıştır. Komşusu Fatma’ya deli gibi tutkun olan Osman kızı defalarca kaçırır, dağa kaldırır, evlenmeye ikna etmeye çalışır, başaramayınca bir ağaca bağlayarak tecavüz eder. Ama Fatma’nın intikamı acı olur. Dönemin köy hikâyelerinin aksine toprak ağası karakterine yer vermeyen filmdeki dramatik çatışma, mülk sahibi olanların kendi çıkarlarını kovalarken başkalarına zarar vermelerinden kaynaklanır. Hastalıklı bir tutkuyla bir kadına sahip olma isteğinin sınırlarını gösterir. Nijat Özön “tam Erksan usulü bir kara sevda filmi” diye nitelendirdiği filmin, “İnsanın derinliklerine bakışı, karakterlerin patolojik yalnızlıklarını neredeyse doğallaştırdığına” değinerek, sinemanın değil, psikiyatrinin konusu olması gerektiğini belirtir. Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazanan film, kimi eleştirmenlere göre Türk sinemasının en iyi örneklerinden biridir.
Politik Taşlama Örneği: Memleketin Birinde
Nisan 16, 2012 by Editör
Filed under Özel Tiyatrolar, Duyurular, Sahnedekiler, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Türk Tiyatrosu, Tiyatro
Aydın Belediyesi 2. Tiyatro günleri etkinlikleri çerçevesinde, Türk tiyatrosunun “politik tiyatro” anlamında bir köşe taşı olan Ankara Ekin Tiyatrosu aydınlı seyircilerle buluştu. Etkinliklerin açılış oyunu olan “Memleketin Birinde” adlı komedi izleyenlere gündeme yönelik “seyirlik bir ibret” sundu.
Oyuna yoğun katılım gösteren izleyiciler Aydın Belediyesi Şehir Tiyatroları Şükran Güngör sahnesini tıklım tıklım doldurdular. Seyircinin bu büyük ilgisi, günümüzde politik yönelişini açıkça gösteren tiyatro oyunlarının azlığının bir göstergesi olarak not düşülmesi gereken bir durumdu.
Oyun, ülkemizin içinde bulunduğu toplumsal ve siyasal panoramaya çomak sokan ve seyirciye gerçekleri sanatsal ve estetik bütünlük çerçevesinde slogancı bir anlayışa düşmeden gösteren önemli bir tiyatro örneği olduğunu gösterdi. Oyunun özellikle seyirciye düşünme payı vermekle kalmayan aynı zamanda yaşanılan çağa acil müdahale edilmesi gerekliğini gösteren bir metin olması itibariyle benzerlerinden ayrılan bir yapısı bulunmakta.
Özellikle Türk tiyatrosunun içine düştüğü, politikadan uzaklaşma ve uzaklaştırılmanın revaçta olduğu, ülkenin hakim siyasal anlayışına paralel şekillenen sanat dünyası içerisinde, böyle bir oyuna ne kadar gereksinim olduğu o günoyunu izleyen herkesin ortak görüşüydü.
“Memleketin Birinde” yapısal olarak, geleneksel türk tiyatrosunun biçimsel özelliklerini başarı ile kullanan bir oyun olarak öne çıkıyor. Karagöz ve Hacivat’ın perdenin önüne geçmesi ile bir nevi anlatıcı konumuna gelmesi ve gerçeklere çomak sokanın karagöz ile var edilmesi, karagöz’ün kişilik özelliklerine uygun bir yansıtma olarak başarıyla kurgulanmış. Geleneksel tiyatronun oyunculuk anlayışının da, Ankara Ekin Tiyatrosu’nun usta ve yeni oyuncularının bütünlüklü bir yapıda yansıtmaları, izleyenlerin sıkılmalarına olanak tanımayan bir yapıda kendini var eden bir etmen olarak öne çıkıyor. Şarkıların, dansın oyunun biçimsel ve anlamsal yapısına yaptığı işlevsel katkı oyuna organik bir bütünlük katıyor. Böylece geleneksel tiyatronun batı tiyatrosu ile harmanlanmış bir hali ortaya çıkıyor.
Oyunun dekor ve kostüm tasarımı, oyunun yapısına uygun olarak gayet işlevsel hazırlanmış, özellikle kostüm tasarımının oyun kişilerinin sosyo-psikolojik durumlarına uygun tasarlanmış olması titiz bir ayrıntı çalışmasının yapıldığının göstergesi. Sade ve abartıdan uzak, oyunun atmosferine ve dramatik yapısına uygun olan ışık tasarımı da usta tasarımcı Osman Koçak’a ait.
Yazar Semih Çelenk’in oyun broşüründe düştüğü notta önemle vurguladığı gibi “Memleketin Birinde, içerik olarak güne gündeme müdahale eden politik taşlama tiyatrosunun bir örneğidir” Yazarın vermek istediği mesaj gayet net. Özellikle ülkemizin kimliksizleşen ve kişiliksizleşen popüler(!) örneklerinin içerisinde sanat ve yaşam için birer umuttur tiyatro!
Yönetmen Faruk Güvenç’in “Ülkemiz birbirinden çetrefil, kurgulanmış oyunlarla çalkalanırken, biz bu görünmez oyunları görünür oyunlar haline getirmek görevimizden vazgeçmiyoruz” ifadesi Ankara Ekin Tiyatrosu’nun misyonunu yansıtması bakımından oyunun yazarını tamamlayan bir düşünce oluyor…
Tiyatronun sadece eğlence amaçlı oyunlarla bezendiği, izleyenlerinin sadece belirli bir entelektüel seyircide çakılı kalan deneysel çalışmalar arasında gerçek anlamda geniş seyirci kitlelerine ulaşabilen “politik tiyatro” örneği olarak “Memleketin Birinde”, ülkemizde sık ve yaygın bir şekilde sahnelenmesi gereken bir oyun. Sanatı gerçek anlamda halkı ile bütünleştirmeye çalışan herkesin bu oyunu izlemesi, izlettirmesi gerekmektedir… Aydın olmanın sorumluluğu elini taşın altına koymaksa eğer, Ankara Ekin Tiyatrosu bunun yolunu gösteriyor…









