Anasayfa / Edebiyat / Deneme

Deneme

İnsanlığın Çocuğu: Miguel de Cervantes Saavedra

Günümün büyük çoğunluğunu romancı, şair ve oyun yazarı Cervantes’i düşünerek geçiriyorum. Bu, yalnızlığıyla yarışacak kimsenin bulunmadığı adamı düşünüyorum. Kendisiye/acılarıyla alay edecek boyuta varma erdemine ulaşmış insanla günümü geçirmek istiyorum. O inandığı değerlerinin karşısında sadık bir mürit gibidir.  Yapıtı Don Kişot’ta salt aşkı değil kusursuz dostluğu da idealize etmiştir. Belleğinde yaşattığı ...

Devamı »

Vicdan Pusulası

Galiba pusulanın yeniden bulunması gerekiyor. Daha doğrusu, bir zamanlar insanların okyanusları aşabilmesini sağlamış bu büyülü araç gibi, insanlığa bilgiye ve akla dayalı bir yön verebilecek, bataklığa gömülmekten kurtaracak, temiz ve duru sularda yüzmesini sağlayarak önce çocukları ve kadınları, sonra bütün iyi ve dürüst insanları koruyacak, herkese yol gösterecek yeni bir ...

Devamı »

Çağını Aşan Bilge: Jean-Jacques Rousseau

Uzun zamandan beridir masamdaki Jean-Jacques Rousseau çalışmalarımı okuyorum. En büyük isteğim ise ona bir nefes kadar yakın olmak. Onunla sohbet etmek. Onun insan yanını incelemek bana oldum olası ilginç gelmiştir. Ben bunlar üzerinde düşünürken kapımın çalındığını duydum. Gelen Jean-Jacques Rousseau’ydu. Birbirimize sarıldık. Evimi merak ediyormuş. Evi dolaştık birlikte. Çalışma odamdaki ...

Devamı »

Yersiz Bir Ütopya

Sanat yapmak için her gün çabalayan onlarca insan kent sokaklarını dolduruyor, sonra da hayatın gerçek sorunlarıyla başetmeye çalışırken, hayallerinden vazgeçiyor. Ekonomik yaptırımların en çok hissedildiği anlar, işte bu umutsuzluk dolu günler olarak herkesi olumsuz etkiliyor. Ekonomi ve sanat birbirine karıştırmamalıdır. Bu etik ve güzel olan eserleri kötü etkiler. Hep bu ...

Devamı »

Feminist Ütopyalar

Bir sabah uyandığında erkek olmak, iktidarı, tüm ekonomik ve siyasi mekanizmayı ele geçirmek, keşfedilmemiş ne kadar toprak kaldıysa bulup sömürgeleştirmek, doğadan, hayvanlardan, çocuklardan rant elde etmek, kadınları katletmek değildir kadınların ütopyası… Kadınların ütopyalarında iktidara, mülkiyete, kurumsallaşmaya yer yoktur. Totalitarizmin, kolonyalizmin, militarizmin, maşizmin, despotizmin, öğretilerin, törelerin, ikiyüzlü ahlâk kurallarının, “mutfakta aşçı, ...

Devamı »

Sanatın Ölümsüz Dehası: Goethe

Bugüne değin hep gitmek istememe rağmen koşullar el vermediği için Almanya’ya gidemedim. Almanya’ya  Alman edebiyatının iki önde gelen şair/yazar ve düşünür Goethe ile Schiller’in ülkeleri olduğu için gitmek istiyordum.  Bu her iki sanatçının birbirlerinin karşı kutbu olmaları da beni heyecanlandırıyor. Dünya edebiyatına mal olmuş bu iki dehanın yapıtlarına yansıyan kişiliklerini ...

Devamı »

Komediyi İnsanlığa Kazandıran Dahi: Moliére

Ömrün merdiveninde oturuyorum. Rüzgârın esintileri yanaklarımı okşuyor, yaşlılık korkumsa karşımda duruyor. Hayatın dram bölümüne kayıt olduğum günü anımsıyorum.  İddialı idealleri olan altı yaşında bir çocuktum. İdealist olmayı ideolojim olarak benimsiyordum. Çocukluğun büyülü dünyasına sırtımı dönüyor, büyüklerin riyakârlıklarını yüzlerine haykırmayı yaşama nedenim olarak algılıyordum. O yaşta gözümü oyuncaklara değil de evine ...

Devamı »

2016’da Türk Edebiyatına “Nitelikli-Niteliksiz” Penceresinden Bir Bakış

Türk edebiyatının lokomotif dergisi Varlık’ın Ocak 2017 sayısı geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Dergi, editörü Enver Ercan’ın da sunu yazısında belirttiği gibi yıllardır hasret kaldığımız “Geçtiğimiz Yıl Değerlendirmesi” dosyasıyla karşımıza çıktı. Pek çok yazar ve eleştirmen 2016’daki yazın etkinliklerini kendi pencerelerinden değerlendirmişler. Feridun Andaç, bu dosyanın ilk yazısını kaleme almış. Özellikle roman, ...

Devamı »

Dil Varlığında Gerçekleşen Bir Aşk Söylemi

Dilin mevcudiyetinde esas ilişki yalnızca gösterilenin geçerli olduğu bir anlamı taşımaz. Görülen, dilin yansımalarında sınırlı olanla kendi kendinin yaratısı olur. Bu oluş, ötekine iletilen haliyle belirir. Beliren pek tabii bir ulaşılamaz olana dönüşebileceği gibi, anlamında yitirilene dönüşerek olasılığını kaybedebilir de. Peki yitirilen bir anlam nasıl olur da dile gelebilir; bir ...

Devamı »

Melih Cevdet’in “Garip’i (II)

Ahmet Hamdi Tanpınar’a varana değin pek çok kişinin Servet-i Fünun edebiyatını, özellikle de “milli edebiyat” lafzı uyarınca “köksüzlük”le itham ettiği bilinen bir vaka.[1] Melih Cevdet Anday 1942’de yazdığı bir denemede, Servet-i Fünun şahsında, köksüzlük ithamı hakkında süregelen yorumlama tarzına istisnai ve parlak bir ilavede bulunur: “Bir edebiyat isterse, suni, köksüz, ...

Devamı »

Feminist Bir Okumayla: Doris Dörrie

NE İSTİYORSUNUZ BENDEN? Yirmili yaşların arifesinde Ne İstiyorsunuz Benden?’i okuduğumda Doris Dörrie’yi feminist yazarlar kategorisine koyarak takipçisi olmuştum. Ancak sonradan anladım ki, Dörrie feminist bir yazar olmaktan ziyade cinsiyet kategorilerini sabitleştirmekte pek de beis görmeyen, eğlenceli kadın hikâyeleri anlatan bir yazardı. Filme de çektiği Ne İstiyorsunuz Benden?’in ilk öyküsü “Bir ...

Devamı »

Sevgi Soysal Üzerine

12 Mart, Sevgi Soysal’ın hayatında ve edebiyatında dönüm noktasıdır. Tutkulu Perçem ve Tante Rosa’nın yazarı ile Şafak’ın yazarı arasında epey fark vardır. Sudan nedenlerle girdiği cezaevinden “gerçek hayat sahneleri” biriktirerek çıkmıştır Soysal. Konuları ve karakterleri gittikçe politikleşmiştir. Ama bu, onda bir devrimci ajitasyon itkisine yol açmamıştır. Eleştirel mesafesini bir algı ...

Devamı »

Ütopyada Israr: Peter Pan

“Tek derdim asla büyümemek, hep çocuk kalmak, Peter Pan gibi neverland’e gitmek” diyen, Kobane direnişinde şehit düşen Nejat Suphi Ağırnaslı’ya… Dünyayı şimdi olduğundan başka türlü hayal etmek güç ister. Hayalin peşi sıra eyleme geçmekse cesaret işidir. Düşlerin iğvasına kapılmış özne hareket etmek zorundadır. Kasların gevşediği rüyalar, dallarında türlü yemişlerin olgunlaştığı ...

Devamı »

Tek Beden Pek Sanat

Kabul edilmeli ki bir sanat dalında kült sayılabilecek ürünler vermek büyük bir lütuf. Dünyaya sanatçı gözüyle bakabilmek -bunun büyük bir ceza olduğunu düşünenler de yok değil-  bir insanın genlerine yerleştirilmiş en büyük armağan. Böyle insanların dünyayı nasıl algıladıkları ve bunu insanı hazzın doruklarında dolaştıran ürünlere ne ölçüde dönüştürdükleri malum. Farklı ...

Devamı »