SanatLog yazılarına abone olunYazılar RSSSanatLogYorumlar RSS

2. YGKSF Sinema Ödülleri’ni Kazananlar Belli Oldu

Ahmet Soner, Elif Ergezen, Hasan Özgen, Hüseyin Karabey, Hüseyin Kuzu ve Özcan Alper’den oluşan değerlendirme kurulu, 15 Mart Perşembe günü nihai değerlendirme için bir araya gelerek çalışmalarını tamamladı. Eserleri ile üretim, paylaşım ve dayanışma zemininde var ettiğimiz buluşmada yer alan tüm arkadaşlarımıza bu vesile ile bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Yapılan değerlendirme sonucunda Kısa (Kurmaca) kategorisinde 5, Kısa (Animasyon-Deneysel ) kategorisinde 3, Belgesel kategorisinde ise 7 eser, eşdeğer olarak “Yılmaz Güney Ödülü” almaya hak kazandı. Ödül almaya hak kazanan yönetmenlerimizi ve filme emek vermiş tüm ekip üyelerini kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Eşdeğer “Yılmaz Güney Onur Ödülü” almaya hak kazanan eserler ve eserler ait bilgiler şöyle:

KISA FİLM (KURMACA):

-          Ali Ata Bak / Orhan İnce / 12’ / 2011

-          Bark / Ömer Çakan / 19’ / 2011

-          Bisqilet (Bisiklet) / İ. Serhat Karaaslan / 15’ /2010

-          Dönüşü Olmayan Yolculuk - Son Durak Frankfurt Havaalanı / 25’ / 2010

-          Ölü Oğullar / Bilal Çakay – Ayşenur Uyanık / 40’ / 2012-03-16

 KISA FİLM (ANİMASYON-DENEYSEL):

-          Kız Çocuğu / Hakan Berber / Animasyon / 5’ / 2011

-          Malık Adlı Bir Balık / Animasyon / Merve Yıldıran / 5’27’’ / 2011

-          Toros Canavarı / Deneysel / Fırat Yavuz / 8’40’’ /2011

 BELGESEL:

-          Adak / Amandine Faynot / 23’ / 2010

-          Davutpaşa’nın Külleri / Ayten Başer / 60’ / 2011

-          İşte Böyle / Osman Şişman – Özlem Sarıyıldız / 46’16’’ / 2012

-          Rezonse (Bağbozumu) / Evrehmu Baydemir / 25’16’’ / 2012

-          Sînor û Mırın (Sınır ve Ölüm) / Abdurrahman Gök, Ubeydullah Hakan / 56’ / 2011

-          Toruk / Hasan Basri Özdemir / 32’21’’ / 2011

-          Tuz, Su, Un / Özlem Sarıyıldız – Bettina Frese / 40’ / 2011

Ayrıntılı bilgi için: www.yilmazguneyksf.org , Tel: 0212 250 4993

Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri Yarışması

TÜRKİYE’NİN TEK SİNEMA KÜLTÜRÜNE KATKI ÖDÜLLERİ YARIŞMASI…

Filmleri yapanlar değil, bu kez üzerine düşünen, araştıran ve yazanlar ödüllendiriliyor!

Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin, altıncı kez “Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri” adı altında açtığı yarışmasında “En iyi Kitabına 5.000 TL”, “En iyi Makalesine 3.000 TL” ödül verilecek. “TV’de Yayınlanan En İyi Programı” ve “En İyi Dergisi” kategorilerinde ödül kazananlara plaket verilecek.

Yarışmanın amacı, Türkiye’de sinema kültürünün gelişmesine, sinemanın düşünsel boyutunun zenginleşmesine katkıda bulunmaktır.

 

Yarışmanın Seçici Kurulu, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Gürgen, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. N. Aysun Yüksel, Yapımcı ve Sinema yazarı Leyla Özalp, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Başkanı Tunca Arslan, Sinema Yazarı Alper Turgut’tan oluşmaktadır.

Kitap ve Makale başvuruları, “Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri Yarışması” Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Yunus Emre Kampüsü Eskişehir adresine 6 kopya olarak gönderilecektir. TV Sinema Programları aynı adrese 6 adet DVD kopya gönderecekler. Dergiler ise internet adreslerini dygergn@gmail.com ‘a göndereceklerdir.

Yarışma için son başvuru tarihi 20 Mart 2012’dir. Uluslararası Eskişehir Festivali’nin açılış gecesi olan 2 Mayıs 2012 tarihinde sahiplerine verilecektir.

Güven Kıraç ve 13. Eskişehir Film Festivali’nin Yolları “Kavşak”ta Kesişti…

13. Uluslararası Eskişehir Festivali, 17. Altın Koza film festivalinde, “umut veren erkek oyuncu”, “en iyi kadın oyuncu”, “en iyi müzik” ve “en iyi ” ödüllerini alan Kavşak, filmin kemik kadrosu ile sıcak ve samimi bir söyleşi gerçekleştirdi.

Ekibin oyuncuları arasında yer alan , “Festival’in benim için özel bir anlamı var, 13 yıl önce masumiyet filmi ile yine aranızdaydım. kariyerim Eskişehir Film Festivali ile yaşıt.” şeklinde konuştu.

Bir sonraki film roman uyarlaması olacak

Kavşak ile ilk uzun metrajlı filmini çeken yönetmen Semih Demirdelen ise Kıraç ile çalışmamın keyifli olduğunun altını çizerek Hakan Günday’ın “Piç” adlı romanını senaryolaştırma aşamasında olduğunu ve yeni filminin bir roman uyarlaması olacağını söyledi.

Filmin yapımcısı Türker Korkmaz, salondan yöneltilen soruların yönlendirmesiyle yapımcılık deneyimlerini paylaştı. Türkiye’de yapımcı ve yönetmen kavramlarının karıştığını ve yapımcının “sadece para veren adam olduğu” anlayışının yerleştiğini anlatarak bu yanlışın yürütücü- yapımcıların çoğalması ile aşılacağını dile getirdi.

Son dakika

Filmin kadın oyuncusu Sezin Akbaşoğulları ise söyleşiye son dakika yetişti. Nefes nefese sahneye gelen Akbaşoğulları, Eskişehirde bulunmaktan çok mutlu olduğunu dile getirdi.

www.sanatlog.com

Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali 1-8 Mayıs Tarihleri Arasında Kapılarını Sinemaseverlere Açıyor…

Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Festivali 1-8 Mayıs Tarihleri Arasında Kapılarını Sinemaseverlere Açıyor…

Anadolu Üniversitesi Kültürünü Geliştirme Birimi tarafından düzenlenen, Türkiye’de ‘’üniversite ‘’kimliği taşıyan uluslararası uzun metrajlı tek film festivali olan Eskişehir Film Festivali,13. yılında büyük bir heyecan ve coşku ile hazırladığı programı seyircilerine sunuyor…

Eskişehir’de Her Yer Sinema Olacak!

Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali kapsamında gösterilecek 51 uzun metraj ve 40 kısa film ile Eskişehir yine sinemaya doyacak. 13 yıl önce büyük bir heyecanla“sinema günleri” olarak başlayan etkinlik, birkaç yıl önce Anadolu Üniversitesi’nin sınırlarını aşıp tüm Eskişehir’in heyecanla beklediği, kent dışından da sinema meraklılarını çeken bir film festivaline dönüştü. Katılan yönetmen ve oyuncuların,seyirci ile buluşmanın başka yerde böyle sıcak ve keyifli olmadığını dile getirdikleri,sinemayı gerçek bir şenliğe dönüştüren Eskişehir Film Festivali kent dışından da sinema meraklılarını her yıl Mayıs ayının ilk haftasında Eskişehir’e çekmeye devam ediyor.

1-8 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğretim elemanlarının, öğrencilerin ve çalışanların eseri. Bu yıl

Festival kapsamında 9 bölümde, Dünya ve Türk sinemasından, içlerinde filmlerinde olduğu toplam 91 film gösterimi yapılacak. Festival, 30 Nisan Cumartesi gecesi Anadolu Üniversitesi “Sinema Anadolu”da gerçekleşecek olan açılış töreninin ardından, Fransız sinemasının başarılı yönetmeni François Ozon’un, güzellik sembolü Catherine Deneuve ve Gerard Depardieu’lu filmi “Potiche/Kadın İsterse” ile kapılarını sinemaseverlere açacak.

Onur Ödülleri ve Sinemaya Emek Ödülleri Yine Sahiplerini Buluyor!

Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin geleneği haline gelen “Onur Ödülleri ve Sinemaya Emek Ödülleri” açılış töreninde sahiplerine sunulacak. Festivalin Onur Ödülleri ülkemizde ilk sinema müzesini açan, sinemamızın en eski yapım evinin ve Türkiye’de birçok ilklerin kurucusu Türk Sineması’nın değerli ismi“Türker İnanoğu” ile sinemamızın çok sevilen, başarılı ve güzel oyuncusu“Gülşen Bubikoğlu”na takdim edilecek.Sinemaya Emek Ödülleri ise Türk sinemasına gönül vermiş,sinema emektarı“Muzaffer Hiçdurmaz” ile kendi adını verdiği bir film merkezini kurarak Türk sinemasına büyük katkı sağlayan “Mithat Alam”a verilecek.

Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri

Bu festivalde filmler değil,filmler ve sinema üzerine düşünenler,araştıranlar yarışıyor. Türkiye’de bu kategorilerde ödül veren tek kurum Eskişehir Film Festivali.Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri adı altında beşincisi gerçekleştirilen yarışmada sinema kitapları ve makaleleri, televizyonda yayınlanan sinema programları, internet sinema siteleri, internet sinema dergileri yarışıyor.Yarışmanın seçici kurulu; sinema yazarı Atilla Dorsay,yönetmen Reis Çelik, öğretim üyesi Yard.Doç. Dr Yaprak İşcibaşı,Yard.Doç.Dr Ahmet Gürata ve Prof.Dr. Serpil Kırel.Sinema üzerine düşünen, yazan, araştıran kişileri ve kurumları ödüllendirmeyi amaçlayan bu yarışmada, ödüllerin sahipleri açılış töreninde açıklanacak.

Türkiye Prömiyerleri Eskişehir’de…

Festival programında yer alan 51 uzun metraj filmin 10 tanesinin Türkiye prömiyeri Eskişehir’de gerçekleştirilecek. Türkiye prömiyerlerinin gerçekleşeceği filmler arasında Mahur Özmen ve Ali Özuyar’ın yönettiği “Adalet Oyunu”, Norveç-İsveç-Finlandiya ortak yapımı olan, yönetmenliğini Jalmari Helander’in yaptığı “Rare Exports: A Christmas Tale”, Taylandlı yönetmen Sivaroj Kongsakul’un yönettiği “Eternity”, Paolo Virzi yönetmenliğindeki“The First Beatiful Thing”, Yunanistan’ın yeni Angelopoulos’u olarak gösterilen Yannis Economides’in yönettiği “Knifer”, sınırları zorlayan İspanyol Yönetmen Sergio Caballero’nun yönetmenliğini yaptığı “Finisterrae”, animasyon film olan Fransız yapımı“A Cat In Paris”, yine bir canlandırma film olan, İngiliz yapımı“Jackboots On Whitehall”, Hollandalı yönetmen Leonard Retel Helmrich’in Endonezya’da çektiği “Position Among Stars” adlı belgesel ve son olarak Selanik Belgesel Film Festivali’nin açılış filmi olan, İsrailli yönetmen Roy Sher’in Rum şarkıcı Roza Eskenazi’nin hayatını anlattığı belgeseli “My Sweet Canary” yer alıyor.

Uçlarda Gezinmek: Serbest Bölge

Festivalin bu seneki en büyük yeniliklerinden birisi olan ve sıradışı filmlerin gösterileceği bu bölüm, sinemaseverlerin ilgisini çekecek. Üç filmin gösterileceği Serbest Bölge kapsamında Gaspar Noe’un “Enter The Void” filmi, İspanyol Yönetmen Sergio Caballero’nun sıradışı filmi “Finisterrae” ve Türkiye’de, çekildiği zaman gençler tarafından çok beğenilen, senaryo yazarlarının arasında Kaan Sezyum’un da bulunduğu “Moral Bozukluğu ve 31” filmi yer alıyor.

3D Özel Gösterim: Pina

Usta yönetmen Wim Wenders’ın, Pina Bausch anısına çektiği 3D Belgesel özel gösterimi ile “Pina”, Eskişehir Film Festivali’nde izleyicilerle buluşacak. Modern dans tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Pina Bausch’un canlı performansını görme şansını yakalayamayanlar için “PINA 3D” kaçırılmaması gereken bir fırsat.

Türk Sineması

13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin bir parçası olan “Türk Sineması 2010-2011” bölümünde, 11 Türk filmi izleyici ile buluşacak. Filmlerin arasında genç yönetmen Tolga Karaçelik’in yönettiği,2010 Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi İlk Filmödüllü “Gişe Memuru”, usta yönetmen Derviş Zaim’in 60’lı yıllarda Kıbrıs’taki Türk-Rum ilişkilerine değindiği ve 2010 Siyad Türk Sineması En iyi Filmödülünün sahibi “Gölgeler ve Suretler”,İlksen Başarır’ın, 2010 UluslararasıAntalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Senaryo ödülüne sahip filmi “Atlıkarınca”, uluslararası festivallerden birçok ödülle dönen, Belma Baş’ın yönettiği “Zefir”, Seyfi Teoman yönetmenliğindeki, 2011 Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali En İyi Film Ödülü’nün sahibi “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” ve daha vizyona girmeden kendinden çok söz ettiren Tolga Örnek filmi “Kaybedenler Kulübü” yer alıyor. Ayrıca, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz değerli yönetmen Erdoğan Tokatlı’nın anısına gösterilecek olan “Son Kuşlar” filmi de Türk Sineması bölümüne anlam katacak.

Klasikler Beyazperdede

“Sinema Tarihinin Unutulmazları” bölümü, klasikleri orjinal kopyalarından izlemenin değerini bilen sinemaseverler için festivalin en keyifli bölümlerinden bir tanesi olacak.Bu bölüm geçtiğimiz yıllarda hayata veda eden sinemanın büyük yönetmenlerine ve oyuncularına ayrıldı. Bölüm kapsamında, Blake Edwards yönetmenliğindeki, Audrey Hepburn’un unutulmaz rolü ile akıllarda kalan,“Breakfast At Tiffany’s”, Fransız Yeni Dalgasının kurucularından Claude Chabrol’un “Le Beau Serge”adlı ilk filmi, Arthur Penn’in Marlon Brando, Jane Fonda ve Robert Redford’u buluşturduğu “The Chase”, 1958 yapımı Elizabeth Taylor’lı “Cat On a Hot Tin Roof”, Fransız Yönetmen Alain Corneau’nun “Tous les Matins Du Monde” filmi ve Dennis Hopper’ın yönetip oynadığı, Jack Nicholson’lı bir yol filmi olan “Easy Rider”,yakın zamanda kaybettiğimiz sinema duayenlerinin anısına, izleyicileri geçmişe götürecek.

Sinemanın Genç Yıldızları Eskişehir’de

“Dünya Sinemasının Genç Yıldızları” bölümünde, genç yönetmenlerin seyirciler için keşiflerle dolu yenilikçi filmleri perdeden yansıyacak. Dünya Sinemasının Genç Yıldızları bölümünde toplam 7 film gösterilecek. İlk filmiyle adından çok söz ettiren Xavier Dolan’ın ikinci filmi “Heartbeats”, Soffia Coppola’nın Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan Ödülü’nü alan filmi “Somewhere”, katıldığı uluslararası festivallerin çoğundan ödülle dönen “Sound Of Noise”, 2010 Sundance Film Festivali Jüri Büyük Ödülü’ne sahip “Winter’s Bone” ve ünlü yönetmen Costa Gavras’ın oğlu Romain Gavras’ın “Our Day Will Come” adlı filmi,“Dünya Sinemasının Genç Yıldızları” bölümünde izlenilebilecek filmlerden bazıları…

Dünya Festivallerinden…

Dünya Festivallerinin öne çıkan filmleri bu bölümde izleyicilerle buluşacak.“Dünya Festivallerinden” bölümünde 13 film bulunuyor. Filmlerin arasında Ken Loach yönetmenliğindeki “Route Irish”, François Ozon’un son filmi “Potiche”, İran-Fransa ortak yapımı, Ashgar Farhadi’nin yönetmenliğini yaptığı “A Separation (Simin & Neshad)”, Susanne Bier yönetmenliğindeki, 2011 En İyi Yabancı Film Akademi Ödüllü “In a Better World”, Bela Tarr’ın 2011 Berlin Jüri BüyükÖdülü’nesahipfilmi “A Turin Horse” veWerner Herzog’un “My Son My Son What Have You Done” filmi yer alıyor.

Gece Yarısı Sineması Keyfi

Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin klasiği haline gelen “Geceyarısı Sineması” bölümü bu sene de izleyiciye gergin geceler yaşatmaya hazırlanıyor.Bu bölümde gerilim ustası John Carpenter’ın “The Ward” filmi ve Uruguay yapımı “The Silent House”, gece yarısı seanslarında izlenebilecek.

Olmazsa Olmaz: Canlandırma Filmler

Animasyon filmler, Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nin olmazsa olmazı. Bu bölümde, son dönemdeki en başarılı animasyon filmleri izlemek mümkün. “A Cat in Paris”, “Black Heaven”, “Chico & Rita” ve “Jackboots on Whitehall” filmleri, izleyici ile buluşacak.

Hayatımız Belgesel

Festivalin belgesel bölümünde, Türkiye’den ve Dünya’dan son dönem belgesel sinemasının en başarılı örnekleri gösterilecek. Oldukça sert bir belgesel olan,Çayan Demirel’in çektiği “5 No’lu Cezaevi”, Türk sinemasının ustası Erden Kıral’ın “Haliç” belgeseli, bir çok festivalde ödül almış bir üçlemenin son filmi olan, Hollandalı yönetmen Leonard Retel Helmrich’in yönettiği ve Endonezya’yı anlatan “Position Among The Stars”, Ahmet Turgut Yazman’ın çektiği “Göbeklitepe: Dünyanın İlk Tapınağı” ve Selanik Belgesel Film Festivali’nin açılış filmi olan Rum şarkıcı Roza Eskenazi’nin hayatını anlatan belgesel ‘”My Sweet Canary”, Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nde sinemaseverlerle buluşacak.

Kısalar da Burada…

Uluslararası Eskişehir Film Festivali kapsamında, Türkiye’den Kısalar, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Animasyon Seçkisi, Hisar 2011 Seçkisi ve Sundance 2011 seçkisi başlıkları altında 40 tane kısa film gösterilecek. Kısa Filmler arasında Japon çizer Kunio Kato’nun 2009’da En İyi Animasyon Kısa Film ’ını alan “La Maison en Petit Cubes/ Pötikareli Ev” filmi de bulunuyor.

Sinema Dersleri

Türkiye’de Bir İlk: Dijital Sinemada Geçişken Kurgu ve Seyirci, İnteraktif Video Atölyesi

Fmag katkılarıyla Erdem Dilbaz ve Serdar Paktin tarafından gerçekleştirilecek “Dijital Sinemada Geçişken Kurgu ve Seyirci” atölyesi, klasik kurgu yöntem ve uygulamalardan farklı olarak Türkiye’de ilk defa Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nde katılımcılarla buluşuyor!

Seyircinin, elinde bir kumanda ile filmin sonunu dilediği şekilde değiştirebileceği, olası sonlardan ya da gidişattan birini seçebileceği geçişken kurgu tekniğinde, katılımcı gruplar, fmag tarafından belirlenen karakter, durum ve kırılma noktaları çerçevesinde, belirlenen sürede kısa filmler hazırlayacaklar. Atölye çalışmasının son gününde izleyici, kendi seçimi ile ortaya çıkan interaktif filmlerden yeni bir kurgu yaratacak.Ortaya çıkan çalışmalar 8 Mayıs Pazar günü saat 18.00’da Sinema Anadolu’da özel gösterim ile izleyici karşısına çıkacak.

Usta Sinemacılardan…

Uluslararası Eskişehir Film Festivali sinema öğrencilerine ve sinema alanında kendini geliştirmek isteyen herkese yol gösterebilme amacıyla“ustalardan sinema dersleri” ile fırsat yaratıyor… Festival programında bu sene de birçok atölye çalışması yer alıyor. Yunanistan’ın yeni Angelopoulos’u olarak gösterilen;“Knifer” filminin yönetmeni Ioannis Economides,‘’Bir Film Yapmak’’ başlıklı semineri ile sinema hakkındaki bilgilerini katılımcılarla paylaşacak. Economides’in yanı sıra Nefes filmiyle adını duyuran ve Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema TV bölümü mezunlarından Levent Semerci, “Senaryo Geliştirim Atölyesi” ile seçilmiş bir senaryo üzerinden bilgi ve deneyimlerini aktaracak. Festivalin gece yarısı sineması bölümünde yer alan “The Silent House” filminin Uruguaylı Yönetmeni Federico Capra,“Sinemada Yönetimi” ile ilgili bir atölye çalışması gerçekleştirecek. Festivalde yer alan diğer atölyelerise şöyle: Akdeniz Film Festivali, Kısa Film Yönetmeni Fransız Michele Driguez, “Kısa Film Atölyesi” gerçekleştirecek. Başarılı oyuncu Mehmet Esen, “Kamera Önünde Oyunculuk”atölyesi gerçekleştirecek. Türk filmlerinin başarılı kurgucusu, Niko lakabıyla anılan İsmail Canlısoy, “Sevgilileri Öldürmek:Sinemada Kurgu” başlıklı atölyesinde kurgunun püf noktalarını; Hasan Baran ve Serdar Öngören’de , “Sinemada Sesli Çekim”atölyesi ile deneyimlerini paylaşacaklar.

Yönetmenler ve Oyuncular Seyircileri İle Buluşuyor…

Festival seyircisini de, filmlerin yaratıcıları olan yönetmen ve oyuncuları da memnun eden, katılanların başka festivallerde bu denli sıcak bir buluşmanın olmadığını dile getirdikleri film arkası söyleşiler,festivalin en sevilen anları… “Gişe Memuru”, “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”, “Adalet Oyunu”, “Kavşak”, “Press”, “Kar Beyaz” ve “Atlıkarınca” filmlerinin yönetmenleri ve oyuncuları söyleşi için geliyorlar. “J’ai Tue Ma Mere/ Annemi Öldürdüm” filmi ile büyük bir çıkış yapan Xavier Dolan’ın Heartbeats filminin oyuncusu Monia Chokri, ‘”The Silent House/Sessiz Ev” filminin sanat yönetmeni Federico Capra, “Knifer” filminin yönetmeni Ioannis Economidis, “5 No’lu Cezaevi”nin yönetmeni Çayan Demirel, Tayland yapımı “Eternity” filminin başrol oyuncuları Namfon Udomlertlak ve Wanlop Rungkamjad,“Haliç: Altın Boynuz” belgeselinin usta yönetmeni Erden Kıral, “Gölgeler ve Suretler”filminin yönetmeni Derviş Zaim, “Zefir” filminin yönetmeni Belma Baş ve “Moral Bozukluğu Ve 31” filminin ortak yönetmenleri Ali Yorgancıoğlu ve Uluç Ali Uyanık, filmin iki başrol oyuncusuyla birlikte, bu sene Eskişehirlilerle buluşacak. Ayrıca “My Sweet Canary” filminin yönetmeni Roy Sher ve filmin müzisyenleri de 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivaline renk katacak isimler arasında.

Bu Senenin Heyecanı: Öğrenciler!

Bu seneki festival yürütme kurulunda ilk kez öğrenciler aktif rol alıyor. Enerjisini öğrencilerden ve gençlikten alan festival, sinemayı Eskişehir’in her yerine taşıyacak!

Işıklı Gösteri ile Sinema Sokağa Taşıyor!

Uluslararası Eskişehir Film Festivali, 13.kez Eskişehir’in bir hafta boyunca sinema şehri olması hedefiyle yola çıktı. Bu amaç doğrultusunda film festivali kapsamında, 1-8 Mayıs tarihleri arasında film gösterimlerinin yanı sıra birbirinden farklı etkinlikler de yer alacak. 1 Mayıs 2011 Pazar gecesi saat 21.30’da Tepebaşı Belediyesi eski binasında, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencileri tarafından hazırlanan “Işıklı Gösteri”; Tepebaşı Belediyesi eski binasına müzik eşliğinde yansıtılacak kült film kareleriyle, izleyenlere dev bir görsel şölen yaşatacak.

Festivalin Yıldızlı Geceleri

Yıldızların altında film izlemenin keyfi bir başkadır. Sinemayı şehirle buluşturan “açık hava sineması” etkinliği, her yıl olduğu gibi festivalin 13. yılında da hayata geçiyor.‘’Festivalin Yıldızlı Geceleri’’ kapsamında bu yıl, 6 Mayıs 2011 Cuma günü 21.00’da, Belma Baş’ın yönettiği “Zefir” filmi ve 7 Mayıs 2011 Cumartesi günü 21.00’da, Selim Demirdelen’in yönetmenliğini yaptığı “Kavşak” filmi sinemaseverlerle buluşacak

Festival Salonları

Festival filmleri Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü SİNEMA ANADOLU’da ve CİNEBONUS Espark’ta; kısa filmler ise Tepebaşı Belediyesi Eskişehir Kültür Merkezi’nde gösterilecek.Bilet fiyatları herkes için 3 TL,kısa filmler ise ücretsiz izlenebilecek.

“Askıda Bilet Var mı?”

Sinema Anadolu’da her yıl olduğu gibi bu yıl da ‘’askıda bilet’’ uygulaması yapılacak.Sadece Eskişehir Film Festivali’nde yapılan bu uygulama ile bir bilet alan, bir bilet ücretini askıya bırakabilecek vebu sayede ekonomik durumu uygun olmayanlar da diledikleri kadar film izleyebilecekler.

Kapanış Partisi

Anadolu Üniversitesi 13.Uluslararası Eskişehir Film Festivali, sekiz gün boyunca dolu dolu geçecek programın ardından kapılarını güzel bir partiyle seneye tekrar açılmak üzere kapatacak.

Kapanış partisi, festivalin son günü 8 Mayıs Pazar gecesi, saat 21.00’da KafePi Eskişehir’degerçekleşecek. Gece boyunca, filmlere anlam katan şarkıların çalınacağı partiye, film festivali izleyicileri ve tüm Eskişehirliler davetlidir.

www.sanatlog.com

Yaklaşan Zırvalık: Oscar Töreni

Dünyada katliamlar ve eğlenceler eşzamanlı yaşanıyor ve Oscar zırvalığı da her zamanki saçmalığıyla yine bu ülkenin sanat gündemini (sahi, var mı böyle bir gündem?) aynıyla işgal ediyor. İşgal çift uçlu bir logos: Ülkeler işgal ediliyor, sanat vizyonları işgal ediliyor. Kuşkusuz, Oscar Seremonisi ve temsil ettiği bütün kavramlar; bir büyük sinema sanayisinin -Hollywood’un- sektörel alışkanlıklarını, yaşam şeklini, ideolojisini dünya ölçeğinde genişletme stratejisi olarak değerlendirilmelidir. Peki, Hollywood bunda başarılı olabilmiş midir? Çok değil, salt iki açıdan bakıldığında bile bunun yanıtı kolayca verilebilir: Bu seremoniyi izlemek için sabaha değin uykusuz kalan, canla başla çalışan medya çalışanlarının mevcudiyetini görmek bu iki açının birinci ucudur. Dünya televizyonları “kırmızı halı”nın kenarına dizilerek seremoniye dünya savaşlarından daha çok ilgi göstermektedirler. İkinci ucu çok daha vahim, çok daha gölgeleyicidir. Öteden beri birçok ödülün önünde Oscar sözcüğü “tamlama” oluşturmaya başlamıştır: “Kanada’nın Oscar’ı Genie Ödülleri” gibi… Sunum bu biçimde yapılmaktadır. Bu yaklaşımın bu topraklara değin sızdığını söylemeye bile gerek yok. Şimdi:

Aşağıdaki yazıyı eski bloglarımda yayımlamıştım aslında. Yeni bir yazı yazmamamın nedeni ise üşengeçlik değil elbet; zırvalığın bütün klişesiyle devam ediyor oluşudur. Yine de kimi eklemeler yaptığımı da imleyeyim.

Her daim olduğu üzere, şaşaalı Hollywood yıldızlarının hangi markayı giyip hangilerini giymediklerini uzman (!) zat-ı muhteremlere soracak olan yetkin (!) TV çalışanlarına şimdiden selam yolluyor (kültür politikası olmayan bir ülkede bunların tartışılması normal zaten), eşe dosta bol Akademi Ödüllü filmleri tavsiye ediyor (tadından yenmiyor yahu bu ), kimin kazanıp kimin kazanmayacağı üzerine yararlı (!) sohbetlere dalan sinemaseverlere de isabetli tahminler diliyorum. Yaşasın Oscar Ödülleri! (Hakan Bilge)

Görkemine, alımına ve de çalımına 2. Dünya Savaşı’nın dahi gölge düşüremediği Oscar törenleri 1928’den bu yana aralıksız düzenlenmeye devam ediyor. Objektiflere her daim gülümseyen oyuncuları, adaylık kazandıklarında koltukları kabaran yönetmenleri vb. izleyeceğiz yeniden, ihtimal yine sabaha karşı. Müjde! 2009 Oscar adayları açıklandı. Irak’ta ve Gazze’de bombalar patlayadursun…

Şaşaalı bir tören hakkında oldukça sert bir giriş yazısı ile başlamamın nedenini birazdan daha iyi anlayacaksınız.

Nicedir Oscar ödülleriyle ilgili yapılan tartışmalar aşağı yukarı şu sorunlar ve tanımlamalar üzerine dayandırılıyor:

Muhafazakâr bir jüri topluluğu

Deneysel ve underground filmlerin dışlanması

Dünyayı anlamaktan uzak filmlere ödüllerin verilmesi

Politik yönü ağır basan filmlerin görmezlikten gelinmesi

Bilimkurgu ve komedi filmlerinin adaylık bile alamaması

Bugün dâhi sıfatını kazanmış yönetmenlerin defalarca aday gösterilmelerine karşın (Burada, En İyi kategorisini kastediyorum. Bazılarının Şeref Oscarı’na değer görülmesi ise ağızlarına çalına bir parmak baldan ibaret denebilir, herhalde.) ödüle değer görülmemeleri de sıklıkla dile getirilen bir olgu olarak karşımızda yer alıyor. Kim bu yönetmenler? Birkısmını arz edeyim:

Charlie Chaplin (David W. Griffith, Sergei Eisenstein ve Erich von Stroheim ile birlikte sessiz sinemanın kurucu ismi; Buster Keaton ve Harold Lloyd ile birlikte komedi sinemasının belkemiği. Keaton’a ayrı bir çerçeve açmama lüzum var mı?)

Alfred Hitchcock (Thriller janrının usta ismi; etki alanı çok geniş bir auteur.)

Howard Hawks (Komediden gangster filmlerine, polisiyeden western janrına değin uzanan geniş bir yelpazade ürün veren bir isim.)

Orson Welles (Sinema birçok teknik kazanımı ona borçlu.)

Stanley Kubrick (Hemen her filmi başyapıt düzeyindeki ketum adam.)

Robert Altman (İletişimsizliğin sinemasını yapan “bağımsız yönetmen.”)

John Cassavetes (“Bağımsız sinema”nın isim babası, yetenekli bir oyuncuydu da.)

(“Yeni ”nın kıymeti bilinmeyen yönetmeni.)

Sidney Lumet (Amerikan değerlerini eleştiren müthiş yetenekli bir adam.)

(Marjinal filmleriyle kategori dışı bir yaratıcı.)

David Lynch (Hemen her filmi kült statüsü kazanan auteur sinemacı.)

……….

Evet, hatırı sayılır yönetmenlerden bazıları… Ve durum hiç de iç acıcı değil.

Yanı sıra nice kaliteli filmin -ki bugün çoğu klasik olarak addediliyor- En İyi Film ödülüne layık görülmemesi de enikonu gündeme getirilen bir hadise. (Buna Godard gibi “Oscar kazası” mı demeli, muhafazakârlık mı demeli, bilemiyorum.)

Zaman içinde bir yolculuk yapalım:

Yıl:1941

En İyi Film Ödülü: (How Green Was My Valley) Vadim O Kadar Yeşildi Ki

En İyi Yönetmen Ödülü: John Ford (adı geçen filmin yönetmeni)

Ödülü hak eden film: Citizen Kane (Yurttaş Kane)

Ödülü hak eden yönetmen: Orson Welles (adı geçen filmin yönetmeni)

Yorum: Vadim O Kadar Yeşildi Ki kötü bir film mi? Elbette hayır; fakat Yurttaş Kane gibi sinemayı değiştiren, etki gücü yüksek bir film asla değil.

Meraklısına: John Ford En İyi Yönetmen ödülünü tam dört kez kazanmış tek yönetmen… Bu rekorun kırılacağını sanmıyorum.

Yıl: 1971

En İyi Film Ödülü: The French Connection (Kanunun Gücü)

En İyi Yönetmen Ödülü: William Friedkin (adı geçen filmin yönetmeni)

Ödülü hak eden film: A Clockwork Orange (Otomatik Portakal)

Ödülü hak eden yönetmen: Stanley Kubrick (adı geçen filmin yönetmeni)

Yorum:Zararsız ve suya sabuna pek fazla dokunmayan bir filmdir Kanunun Gücü. Kötü film değildir, üstelik temposu hiç düşmeyen bir gerilimdir; fakat Otomatik Portakal’ın dünyayı kavrama potansiyelinden bir hayli uzak bir filmdir.

Yıl: 1976

En İyi Film Ödülü: Rocky

En İyi Yönetmen Ödülü: John Avildsen (adı geçen filmin yönetmeni)

Ödülü hak eden film: Taxi Driver (Taksi Şoförü)

Ödülü hak eden yönetmen: Martin Scorsese (adı geçen filmin yönetmeni; fakat bu kategoride aday gösterilmemişti.)

Yorum: Bir B-filminin birkaç dalda Oscar kazanması hayret verici; fakat geleneksel bir “yükseliş” öyküsünü içerdiğinden Hollywood’da rastlanmayan bir durum da değil.

Meraklısına: Taksi Şoförü, o yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazandı.

O yıl En İyi Yönetmen kategorisinde yarışan adaylar arasında Ingmar Bergman ve Sidney Lumet de vardı.

Sorarlar adama: Bundan elli yıl sonra John Avildsen’i ve Rocky’yi kaç kişi anımsayacak?

Yıl: 1979

En İyi Film Ödülü: Kramer vs. Kramer (Kramer Kramer’e Karşı)

En İyi Yönetmen Ödülü: Robert Benton (adı geçen filmin yönetmeni)

Ödülü hak eden film: Apocalypse Now (Kıyamet)

Ödülü hak eden yönetmen: Francis Ford Coppola (adı geçen filmin yönetmeni)

Yorumsuz!

Yıl: 1980

En İyi Film Ödülü: Ordinary People (Sıradan İnsanlar)

En İyi Yönetmen Ödülü: Robert Redford (adı geçen filmin yönetmeni)

Ödülü hak eden film: Raging Bull (Kızgın Boğa)

Ödülü hak eden yönetmen: Martin Scorsese (adı geçen filmin yönetmeni)

Yorumsuz!

Yıl: 1994

En İyi Film Ödülü: Forrest Gump

En İyi Yönetmen Ödülü: Robert Zemeckis (adı geçen filmin yönetmeni)

Ödülü hak eden film: (Ucuz Roman)

Ödülü hak eden yönetmen: Quentin (adı geçen filmin yönetmeni)

Yorum: Forrest Gump da iyi bir filmdir, üstelik Tom Hanks’in performansı da hayranlık uyandırıcıdır. Fakat bütün bunlar bile Ucuz Roman’ın sinemasal kodlarını sarsmaya yetmez, asla yetmez.

Meraklısına: Ucuz Roman o yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kucakladı.

……….

Evet, bu şaşırtıcı görünümün doğasında hangi nedenlerin varolduğunu ve niçin sıradışı filmlerin ödül alamadığını tartışmak gerektiğinin altını ısrarla çizmek istiyorum. Yorum sizin…

……….

Not 1: Senarist ve Oyuncu kategorilerinde ve başka dallarda da özellikle siyahi oyuncuların hakkının yendiği ve bile isteye bir ırkçılık örneği sergilendiği bilinen bir gerçek. Bu konuda Amerika Birleşik Devletleri’nde son yıllarda kimi değişimlerin yaşandığını gözlemlemek olasıdır. Barak Obama’nın da Başkan olmasının ardından bu durumun değişeceğini ummak ise fazla iyimserlik olur kanısındayım.

Not 2: Oscar kazanamayanlara kadın oyunculardan Greta Garbo, Marlene Dietrich, Ava Gardner ve Rita Hayworth’ı; erkek oyunculardan Peter O’Toole, Edward G. Robinson ve Cary Grant’i; yönetmenlerden de Douglas Sirk, Josef von Strenberg, Brian de Palma ve sektöre sokulamayan kategori dışı Jim Jarmusch’u da eklediğimizde Oscar Amca’nın marifetleri daha iyi anlaşılacaktır.

Not 3: Son olarak, bir oyuncu ya da bir yönetmenin Oscar kazanıp kazanmaması bir gösterge midir? Şaka mı yapıyorsunuz?

Hakan Bilge 

hakanbilge@sanatlog.com

Bu yazım, kısmi değişikliklerle Kuyu Dergisi’nin 4. sayısında (Mart-Nisan 2010) ve ayrıca şurada yayımlanmıştır.