Anasayfa / Edebiyat / Kitaplar

Kitaplar

Rus Edebiyatının Yeniden Dirilişi

“Bir hayatım tamamlandı, şimdi başka biri başladı.” (Tolstoy, Diriliş) Nabokov’un aktardığına göre Tolstoy’un, yaşlılık yıllarında canı hiçbir şey okumak çekmez, artık yorulmuş, bıkmıştır. Sadece tek bir romanın kendisini heyecanlandırdığını söyler, kitabın adı, Anna Karenina’dır. Klasikler böyledir; insan kendi yazdığına bile yabancılaşıp onu yeni bir eser gibi okuyabilir. Sıradanlığa, rutine ve ...

Devamı »

Çağını Aşan Bilge: Jean-Jacques Rousseau

Uzun zamandan beridir masamdaki Jean-Jacques Rousseau çalışmalarımı okuyorum. En büyük isteğim ise ona bir nefes kadar yakın olmak. Onunla sohbet etmek. Onun insan yanını incelemek bana oldum olası ilginç gelmiştir. Ben bunlar üzerinde düşünürken kapımın çalındığını duydum. Gelen Jean-Jacques Rousseau’ydu. Birbirimize sarıldık. Evimi merak ediyormuş. Evi dolaştık birlikte. Çalışma odamdaki ...

Devamı »

Günler Damlıyor Ama Aynı Kaba Değil / Seyrek Yağmur

“Her ironi bir hayal kırıklığını gizler, diye düşünüyor Rıfat. Koşup da yetişememeyi, uzanıp da tutamamayı gizler. Bacakları kendilerine yetmediği için kanat çıkarmak zorunda kalan atların çaresizliğini gizler. Her ironi bir hayal kırıklığının üzerini örter, diye düşünüyor Rıfat. Issız, soğuk yatağına girip yorganı üzerine çekiyor.” (Seyrek Yağmur, s.30) Kafka’nın Aforizmalar’ından sonra ...

Devamı »

Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü Kitabı Üzerine

İvan İlyiç’in odasında, tavana baktığı o noktada, birden kafasına çark eden, o en bayağı hakîkatle birlikte, inceliklerle dolu muhayyilesi ve yaşamındaki her şey, dahası tüm dünya; yapmacıklı gösterişiyle konuk salonundaki karanlık çehrelerin kendisine nispet edermiş gibi attıkları kahkahaların, karısının kopan gürültüden sonra onu kontrol etmek için odasına gelip gösterdiği bir ...

Devamı »

Feminist Ütopyalar

Bir sabah uyandığında erkek olmak, iktidarı, tüm ekonomik ve siyasi mekanizmayı ele geçirmek, keşfedilmemiş ne kadar toprak kaldıysa bulup sömürgeleştirmek, doğadan, hayvanlardan, çocuklardan rant elde etmek, kadınları katletmek değildir kadınların ütopyası… Kadınların ütopyalarında iktidara, mülkiyete, kurumsallaşmaya yer yoktur. Totalitarizmin, kolonyalizmin, militarizmin, maşizmin, despotizmin, öğretilerin, törelerin, ikiyüzlü ahlâk kurallarının, “mutfakta aşçı, ...

Devamı »

Sanatın Ölümsüz Dehası: Goethe

Bugüne değin hep gitmek istememe rağmen koşullar el vermediği için Almanya’ya gidemedim. Almanya’ya  Alman edebiyatının iki önde gelen şair/yazar ve düşünür Goethe ile Schiller’in ülkeleri olduğu için gitmek istiyordum.  Bu her iki sanatçının birbirlerinin karşı kutbu olmaları da beni heyecanlandırıyor. Dünya edebiyatına mal olmuş bu iki dehanın yapıtlarına yansıyan kişiliklerini ...

Devamı »

Komediyi İnsanlığa Kazandıran Dahi: Moliére

Ömrün merdiveninde oturuyorum. Rüzgârın esintileri yanaklarımı okşuyor, yaşlılık korkumsa karşımda duruyor. Hayatın dram bölümüne kayıt olduğum günü anımsıyorum.  İddialı idealleri olan altı yaşında bir çocuktum. İdealist olmayı ideolojim olarak benimsiyordum. Çocukluğun büyülü dünyasına sırtımı dönüyor, büyüklerin riyakârlıklarını yüzlerine haykırmayı yaşama nedenim olarak algılıyordum. O yaşta gözümü oyuncaklara değil de evine ...

Devamı »

George Sand

Erkeklere âşık bir kadın travesti: George Sand İlk romanı Indiana’da yaşlı zalim kocasından kaçan bir genç kadının hikâyesini anlatarak çağdaşlarını dehşete düşüren George Sand, özgürleşebilmek için erkek kılığında gezen ama âşık olduğu erkekleri kendine esir kılan bir dişi örümcekti. Tanınmak ya da tanınmamak ve her ikisi için de kılık değiştirmek ...

Devamı »

2016’da Türk Edebiyatına “Nitelikli-Niteliksiz” Penceresinden Bir Bakış

Türk edebiyatının lokomotif dergisi Varlık’ın Ocak 2017 sayısı geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Dergi, editörü Enver Ercan’ın da sunu yazısında belirttiği gibi yıllardır hasret kaldığımız “Geçtiğimiz Yıl Değerlendirmesi” dosyasıyla karşımıza çıktı. Pek çok yazar ve eleştirmen 2016’daki yazın etkinliklerini kendi pencerelerinden değerlendirmişler. Feridun Andaç, bu dosyanın ilk yazısını kaleme almış. Özellikle roman, ...

Devamı »

Dil Varlığında Gerçekleşen Bir Aşk Söylemi

Dilin mevcudiyetinde esas ilişki yalnızca gösterilenin geçerli olduğu bir anlamı taşımaz. Görülen, dilin yansımalarında sınırlı olanla kendi kendinin yaratısı olur. Bu oluş, ötekine iletilen haliyle belirir. Beliren pek tabii bir ulaşılamaz olana dönüşebileceği gibi, anlamında yitirilene dönüşerek olasılığını kaybedebilir de. Peki yitirilen bir anlam nasıl olur da dile gelebilir; bir ...

Devamı »

Melih Cevdet’in “Garip’i (II)

Ahmet Hamdi Tanpınar’a varana değin pek çok kişinin Servet-i Fünun edebiyatını, özellikle de “milli edebiyat” lafzı uyarınca “köksüzlük”le itham ettiği bilinen bir vaka.[1] Melih Cevdet Anday 1942’de yazdığı bir denemede, Servet-i Fünun şahsında, köksüzlük ithamı hakkında süregelen yorumlama tarzına istisnai ve parlak bir ilavede bulunur: “Bir edebiyat isterse, suni, köksüz, ...

Devamı »

Kayıp Zamanın İzinde’nin Üzerinden Bir Yüzyıl Geride Kalırken…

Havva gelecek mi? Marcel Proust Yahudi, hasta ve eşcinseldir. Ari ırk, temiz toplum ve ahlaklı vatandaş kristallerinin ölümcül parıltıları altında, bu üç kimlik, ağırdır. Doğduğu gün Yahudidir, 9 yaşında bedensel hastalığa yakalanmış ve bu hastalık 34 yaşına geldiğinde Proust’u, perdeleri kapalı bir odaya çarmıhlamıştır. Dreyfus Davası, başlamış bitmiş; Zola’nın “J’accuse”ü ...

Devamı »

Yarım Kalmış Arzu ya da Bir Yenilgi Hikâyesi: Pinokyo

İtalyan yazar Carlo Collodi’nin Pinokyo karakteri, kapitalist toplumun “çalışma” dayatmasına karşı “umutsuz ve mutsuz bir direniş”1 sergiler. Zavallı Pinokyo’nun çalışmaya karşı geliştirdiği “içsel” direniş, “dışsal” gerçekliklerden ötürü amacına ulaşamaz: Aylaklık. Aylaklık düşlerini sürdürme imkânının hayli zayıf olduğu bir toplumsal kesimden geliyor olmasıyla alakalıdır bu: Yoksullar. Pinokyo “kukla” olduğu kadar yoksuldur ...

Devamı »

Feminist Bir Okumayla: Doris Dörrie

NE İSTİYORSUNUZ BENDEN? Yirmili yaşların arifesinde Ne İstiyorsunuz Benden?’i okuduğumda Doris Dörrie’yi feminist yazarlar kategorisine koyarak takipçisi olmuştum. Ancak sonradan anladım ki, Dörrie feminist bir yazar olmaktan ziyade cinsiyet kategorilerini sabitleştirmekte pek de beis görmeyen, eğlenceli kadın hikâyeleri anlatan bir yazardı. Filme de çektiği Ne İstiyorsunuz Benden?’in ilk öyküsü “Bir ...

Devamı »