SanatLog yazılarına abone olunYazılar RSSSanatLogYorumlar RSS

Dramaturg ve Dramaturji Sorunu

Mayıs 12, 2013 by  
Filed under Sanat, Türk Tiyatrosu, Tiyatro

Türk tiyatrosunda sorunu enine boyuna ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkmaktadır. Ödenekli tiyatrolarda ve birkaç istisna dışındaki hiçbir ekibinde bulunduğu görülmez. Bakın bakalım, o tiyatroların güzel aifişlerinin hiç birinde diye bir göreve yer verilmez. Kalabalık görünsün diye bazıları olmadık şeyleri bile yazarlar bu afişlere ama işlevsiz, sadece görüntü amaçlı yazıldığı çok belli olur.

Sorun öncelikle tabii ki bir kültür politikasının ayakları üzerine oturuyor. Ancak önemli olan bence tiyatro eylemini yerine getiren bazı yönetmenlerin “her şeyi ben bilirimci” davranışlarıdır. Günümüz tiyatrosunda dramaturjinin işlevini ve önemini bilmeyen tiyatro adamları ile dolu olan bir ülkede tabii ki ulusal bir Türk tiyatrosunun eksikliği göze çarpmaktadır. Gerek seçimlerinden gerekse sahnelemeye kadar tüm süreçte metnin analizi ve göstergebilimsel anlamlandırmaların çözümlenmesinde en önemli etken elbet dramaturjidir.

Böyle bir çalışmaya farkında olmadan gerek duymayan amatör tiyatro topluluklarını, örneğin üniversite topluluklarını (aslında onlara da gerekli) çok fazla suçlamamak gerektiği kanısındayım. Ancak yıllarını tiyatrocu olarak geçiren ekipler, yönetmenler, tiyatrolar ise bunların kısmen (!) farkında olmalarına rağmen hâlâ kendilerini en iyi rejisör havalarında hissederek, güzel rejilerle oyun sunduklarını sanmaktalar. ‘Kes kopyala yapıştır’ın tiyatro ayağını oluşturan bu yönetmenciklerin çoğu ithal rejilerini orijinal diye yutturma telaşındadırlar.

Tiyatronun bir politikası olması gerektiğinden yoksun olan birçok tiyatro, seyirci sorunu (hedef kitle), oyunların gereken etkiyi sağlayamaması gibi problemler yaşadıkları gözlemlenmektedir. Bunu aşmanın yollarını dramaturglarla gidermeye çalışmak yerine günü kurtaran ya da popüler olduğu düşünülen sahnelemelerle hayatlarını sürdürmeye devam ettikleri görülür. Sürekli bildik oyunların, bildik temaların yer aldığı oyun örnekleri ile aksak bir şekilde ilerleyen Türk tiyatrosunun yarısından fazlası ortaya çıkan tüm sorunların suçlusu konumundadır.

Tiyatro bölümleri bu konuda kendilerine düşen sorumluluğu gidermeye çalışmaktadırlar. Ancak dünyası ile aralarında oluşan mesafenin uzaklığının toplamı  “dramaturji” kavramını yok etmeye yetmektedir. GSF Sahne Sanatları bölümünde zorunlu ders olan Dramaturji,  konservatuvarların ders programlarında yeterince yer almamaktadır. Bu da sorunun bir başka göstergesidir.

“İki kalas bir heves” tanımlamasını sürdürmek, kelimelerin hakkını verenler için fazlasıyla önemlidir. Profesyonel olduğunu iddia ederek yaptıkları hataları bu düşünce üzerinden gidermeye çalışmak ve dramaturjiyi gereksiz görmek ise yaptığı işe en büyük saygısızlığı göstermektir. Dramaturg neymiş canım, iki kalas oyuncu bir de heves patlattın mı oyun tadından yenmez…

tiyatro-sanati-sanatlog-kultur-yazilari

Seyircileri güldürdükleri ölçüde ya da ağlamalarına neden olacak şekilde oyun sahneledikleri zaman kendilerini başarılı sayan bu tiyatrocukların temel sorunsalı “gülme” gibi duyguların düşünsel ve toplumsal yanını bilmediklerinden kaynaklanmaktadır. Hiç akıllarına, bir bilene danışmak gelmez. Ekonomik getirileri yerinde olursa onlar için aslında pek sorun da kalmaz. Umurunda mı dramaturji…

Toplaşmış sakallarının kaşınması ve pipolarının her daim söndükleri için yakmaya çalıştıkları zaman aralığında “dramaturji” yerini üç beş cümle ile kotarılmaya çalışılan müthiş (!) reji düşüncelerine bırakır.

Zekâ herkese gerekli ama en çok bir tiyatro insanına gereklidir. Örneğin, İstanbul’da çok ilgi gören bir oyunu tiyatro ile yeni tanışmaya başlayan, algıları sadece “çok güzel hareketler bunlar” skeçlerine çalışan taşra seyircisine sunmak cahil cesaretinden ötede bir şeydir.

Hemen karşı cevapları duyar gibiyim. “Sen halkın seviyesine değil, halkı kendi seviyene çıkaracaksın.” İşte bu düşünceyi bile tam olarak anlayamadıkları için saçmalama evresi burada başlar. Halkın kültürel-siyasal-ekonomik yapısının çözümlenmeden yapılan sahnelemelerde maalesef halk uzaylı seviyesine çıkamamaktadır. Çünkü taşranın birçok yerinde bu oyunlar seyirci için anlamlandıramadığı “uzaylı” imgelerine eşdeğerdir.

Bu boşluk “turne tiyatrosu” olarak adlandırılan bavul tiyatrocularına büyük bir imkân sunmaktadır. İçlerinden bazıları tüm amatörlükleri ile tiyatroyu Anadolu’da var eden ekipler olarak yıllara meydan okumuşlar ve birçok insanın tiyatroyu sevmesine neden olmuşlardır. Büyük çoğunluğu ise tiyatroya tıpkı profesyonel meslektaşlarının yaptıkları zararlara eş değer oyunlar sahnelemektedirler. Belaltı espirilerinin fazlalığı ölçüsünde seyirciden “alkış” toplayan bu ekipler, televizyondaki saçma skeçlerin taşra temsilcisi olmaktan ileri gidememektedirler.

Politik tiyatro yaptıklarını söyleyen bazı guruplar ise, seyirciye attırdığı sloganların şiddeti düzeyinde başarı grafiğini sürdürdüklerini düşünmekteler. Burdur’da izlediğim kötü bir politik tiyatro örneğinde sahnede defalarca mantar tabancası patlatılması sonucunda kulaklarımda oluşan hasarın tazminatı, dramaturjiye önem verilmesine söz verilmesi olsa keşke. Lütfen Çehov’u söylemeyin hemen, silah varsa patlasın ama yalvarıyorum işlevsel olsun be kardeşim… Birisi çıkıp bu arkadaşlara, Piscator’dan bahsetse, ne yapmaya çalıştıkları konusunda yardım isteseler sorun kalmayacak, hem öğrenmiş de olacaklar. Tabii ki karşı çıkacaklar, çünkü tiyatro eyleminin böyle sürdürüldüğü kötü örnekleri görerek kendilerinin ne yaptıklarının farkına değiller. Hiç mi tarih bilmez, kitap okumaz bunlar…

Deneysel tiyatro yapıyoruz diyen bazıları ise, deneylerini hâlâ sonuçlandıramamaktalar. Malum her deney insanlığın hizmetine sunulur. Bizden sonrakilere ışık tutar. Merakla bekliyorum deneyler ne sonuç verecek diye.

Dramatik malzemenin bu kadar yoğun yaşandığı bir coğrafyada gelişmesi beklenen tiyatronun gidişatının, düşünsel çıkmazlarının kökeni doğu-batı arasında sıkışıp kalmış kültürel zihniyetin içinde aranmalıdır. Tabii dramaturji ne işe yarar, bunlar çözümlense ne olur, öyle değil mi?

Bildikleri üç-beş tiyatro kavramını kullanarak, dramaturjinin önemini yadsıyan, metnin öldüğü düşüncesine sığınarak performans tiyatrosu yaptıklarını söyleyenlere ise, yurt dışındaki örnekleri izletmek gerek… Kıyaslamayı kendileri yapsınlar.

Bir dükkân kiralayıp tabelasına ‘tiyatro bilmem ne’ diyen ve çeşitli kurslar vererek bilmedikleri tiyatro sanatını öğretmeye çalışan çakallara ise “dramaturji” kelimesi maalesef fizik problemlerleri kadar uzak bir kavram gibi gelmektedir.

Hiç merak edip TDK sözlüğüne bakmak da akıllarına gelmez. Neymiş bu dramaturji denilen malum kelime.

Önce sözlük anlamını öğrensinler, sonra gerisi gelir belki.

Dramaturji: Oyun yazarlığı ve tiyatro gösterisi sanatı.

İki bölümde ele alınır:

1. Teorik Dramaturji: Oyun yazımı, oyun yazma kuralları ve tekniği bilimi.

2. Pratik Dramaturji: Bir oyunun sahneye konması işi. Örn. Dramaturji üzerine ilk yapıt M.Ö. 362–360 yıllarında yazılmış olan Aristoteles’in “Poetica”sıdır. (bk. Poetika) İkinci önemli örnek de: Lessing’in “Hamburgische Dramaturgie – Hamburg Dramaturjisi.

Dramaturg: Dram yazarlığının tekniğini bilen uzman. İlk anlamı ile: Oyun yazarı ve yönetici. Sonra oyun uzmanı ve eleştirmeni. Şimdiki anlamı ile: Tiyatro yönetkesinin tiyatro bilim ve sanat danışmanı. Başlıca görevleri şunlardır: 1. Dünya tiyatro merkezlerinde yeni sanat akımlarını gözlemek, buralarda ortaya sürülen yeni yapıtları incelemek ve oyun çizelgesine alınması gerekenleri ana dile çevirtmek. 2. Gönderilen yapıtlar arasından seçme yapmak, yapıtın sahneye aktarılışında edebî değerini korumak, repertuvar için öneri hazırlamak, eski yapıtları yeniden sahneye uygulamak. 3. Seyirciler için program dergisini yönetmek, böylelikle de tiyatro çalışmalarını yaymak ve tanıtmak, tiyatro konusunda araştırmalar yapmak 4. Tiyatro arşivini ve kütüphanesini düzenlemek ve yönetmek. Aynı görevler, radyo ve televizyon dramaturgları için de söz konusudur.

Aslında anlamakta zorluk çekenler varsa kelimenin Türkçe çevirisini Özdemir Nutku “oyun sanatbilimi” olarak yapmıştır. Hülya Nutku, Zehra İpşiroğlu, Esen Çamurdan ve daha nice değerli tiyatro bilimcisinin bu konu hakkında giriş sayılabilecek çalışmaları vardır. Hâlâ raflarda bulabilirsiniz. Olmazsa artık internetten sipariş edilebiliyor…

Yaşamda her şeyin bir etik kurulu, denetleme mekanizması varken neden tiyatronun yoktur diye düşünürüm. Geniş kapsamlı bir meslek örgütüne şiddetle ihtiyaç duyan tiyatro, yarım yamalak örgütlenmelerle bir yere varamamaktadır.

Değerli tiyatro eleştirmenlerinin yıllardır oyunlardaki dramaturji problemlerini gündeme getirmelerine rağmen hâlâ bu konu üzerinde durulmaması eleştirmenlerinde ne kadar ciddiye alındığını göstermekte ve eleştirinin işlevini de tartışmaya açmaktadır.

Sonuç olarak, daha geniş bir düzlemde ele alınması gereken Türk tiyatrosunda Dramaturji sorununun ilk akla gelen örnekleri bunlardır.

serkanfirtina35@gmail.com

Yazarın diğer tiyatro yazıları için bakınız.

Kadına Yönelik Şiddet İnsanlık Ayıbıdır

AYDIN BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROSU “8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ”NDE HEM SAHNEDE HEM SOKAKTAYDI…

tarafından düzenlenen “” etkinliklerine ve işbirliği ile düzenlenen gösterileri damgasını vurdu.  7 Mart Perşembe günü ABŞT sanatçı ve tiyatro atölyesi öğrencileri ile kent konseyi meclisi üyesi olan gönüllüler, ve Fatih Bulut’un yazdıkları “” adlı tiyatral gösteriyi sahnelediler.

8-Mart-Emekci-Kadinlar-Gunu-sanatlog-com

8 Mart Cuma günü yine aynı ekibin “sokak tiyatrosu” gösterisi kadına yönelik şiddetin protestosunu sokağa taşıdı.

sanatlog-kultur-sanat-sitesi

Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun desteği ile gerçekleştirilen “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar” günü etkinliklerine Aydınlılar yoğun bir katılım gösterdiler.

Aydın Belediyesi Şehir Tiyatrosu Turnelere Başladı

Aralık 25, 2012 by  
Filed under Duyurular, Sahnedekiler, Sanat, Türk Tiyatrosu, Tiyatro

Şehir Tiyatrosu 2012–2013 sezonunda seyircileri ile buluşmaya devam ediyor. ’nde devam eden oyunlara Aydınlı sanatseverlerin ilgisi artarak sürüyor. Konu ile ilgili açıklama yapan ABŞT Genel Yönetmeni yapılan faaliyetleri şu şekilde özetledi:

“ABŞT olarak tiyatro sezonuna güzel bir giriş yaptık, hem çocuk oyunlarımız hem de büyük oyunlarımız geniş bir seyirci kitlesine ulaşmaya başladı. Bu sezon Aydın’ın ilçelerindeki tiyatro severlerle de buluşmaya başladık. Özellikle çocuk oyunlarımıza ilçelerden birçok okul toplu katılımla oyunlarımıza gelmekte. Ayrıca turneler vasıtası ile çevre ilçelerden seyircilerimizle buluşmaya başladık, geçen günlerde Nazilli Başsavcılığının davetlisi olarak bir seans Nazilli’de bir seansta Nazilli Cezaevinde kültür etkinlikleri kapsamında seyircilerimizle buluştuk. 24 Aralık Pazartesi günüde Söke Belediyesi Kent Konseyi’nin davetlisi olarak, sezon oyunlarımızdan “Hadi Öldürsene Canikom” adlı büyük oyunumuzu ve “Alacalı Şemsiye” adlı çocuk oyunumuzu seyircilerimize buluşturacağız. ABŞT olarak sayın belediye başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun desteği ile sürdürdüğümüz bu etkinliklerimizi yıl boyunca sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Alacalı Şemsiye

, yeni sezonda seyirci ile buluşturmaya başladığı, Ahmet Önel’in yazdığı, Genel Yönetmeni ’nın yönettiği “Alacalı Şemsiye” adlı çocuk oyununun 21 Kasım’daki gösterimine oyunun yazarı Ahmet Önel de katılarak minik izleyicilerle kucaklaştı. Aydın’daki tüm okulların dışında çevre il ve ilçelerden de birçok seyirciye ulaşmaya başlayan ABŞT’nin çocuk tiyatrosu çalışmaları hakkında bilgi veren şunları söyledi: 

“ABŞT olarak en önem verdiğimiz konu elbette çocuk tiyatrosu, her yıl binlerce çocukla, aileleri ve eğitimcilerle buluşmaktan dolayı çok mutluyuz. Seyircimizin ilgisi ve desteği bizi her geçen yıl daha profesyonel çalışmalar yapmaya itiyor. Bu sezon değerli yazarımız, çocuk tiyatrosu alanında ortaya koydukları ile bu alanın önde gelen isimlerinden olan Sayın Ahmet Önel’in “Alacalı Şemsiye” adlı çocuk oyunu ile seyircimizin karşısındayız. Oynamanın çocukların dünyasındaki yerini eğlenceli ve öğretici bir şekilde ele alan oyunumuzu her hafta Çarşamba günleri ve belirlenen aylık program çerçevesinde bazı cumartesi günleri ’nde sizlerle olacak… Geleceğin seyircisini ve sanat sevdalılarını yaratma yolunda sürdürdüğümüz çocuk tiyatrosu çalışmalarımızın meyvesini almaya başladık. Çocuk oyunlarımızı izleyerek büyüyen çocuklarımızın artık büyük oyunlarımızın seyircileri haline gelmiş olmalarını görmek bizleri gururlandıran en güzel duygu… Sayın Belediye başkanımız Özlem Çerçioğlu olmak üzere emeği geçen, destek olan herkese teşekkür ederim.” dedi.

Oyunun gösterimi için Aydın’da bulunan oyunun yazarı Ahmet Önel ise izlenimlerini şu sözlerle ifade etti:

“Alacalı Şemsiye” adlı çocuk oyunumun küçük seyircilere neler kattığını tam olarak bilemem ama yakın zamanda Aydın’da, Şehir Tiyatrosu’nca sahnelenmesinin bana kazandırdıklarını ifade etmem elbette mümkün. Her türden sanatsal çabanın, büyük yerleşim yerlerinden uzaklaştıkça daha bir anlam yüklendiğini, insanla buluştuğunu, en önemlisi de heyecanını ilk günkü tazeliğiyle barındırdığını Aydın’da bir kez daha yaşadım. Küçük izleyicilerden başlamakta yarar var: Sahnede kendileri için hazırlanmış olan oyunu izlerken son derece dikkatli ve “seyirci gibiydiler”. Tepkileri yerinde, sevinç çığlıkları ölçülü ve katılımları şaşırtıcıydı. Belki de pek çoğu ilk kez izliyorlardı ama onları birer meraklısı yapacak olan bu ilk buluşmaya katılma biçimleri gerçekten düşündürücüydü. Sahneye taşınan yapıt bir ortak buluşmanın coşkusunu ve parıltısını taşıyordu. Bu ortak duygunun yalnızca benim oyunumla sınırlı olmadığına eminim. Oyuncu dostlardan yönetmene, ışıkçı arkadaştan halkla ilişkiler sorumlusuna… Belki de nice profesyonel oluşumun gıpta ile izleyecekleri bu “ansamble”, Ege’nin bu güzel kentinde giderek bir geleneğine dönüşeceğini muştular gibiydi. Şükran Güngör Sahnesi Aydın’a kazandırılmış bir sanat mabedi gerçekten. Aydınlı sanatseverlere düşen ise, yediden yetmişine bu güzel oluşuma sahip çıkmak. Aydınlı sanatseverlerin bu konuda şanslı olduklarını düşünüyorum: Sanatsever yöneticileri var. Çocukları gözeten, yetişkinlerin ise yaşamsal damarlarını sanat etkinlikleriyle besleyen bu yaklaşımın tüm Anadolu’ya örnek olmasını diliyorum. Şimdi biliyorum ki, Aydın’da sanatsever dostlarım var! Küçük arkadaşlarım tiyatroyu elbette aşkla sevecekler ve bu güzel alışkanlığın içinde belki bir tutam tuz da benden olacak! Bu güzel oluşumda emeği geçen herkese, başta değerli belediye başkanı Özlem Çerçioğlu olmak üzere teşekkür ediyorum. Bu teşekkür, ülkemin gereksinim duyduğu sanat sevgisi için. Hepimiz biliyoruz ki, sanat sevgisinin yeşerdiği yerde insan sevgisi de yeşerecektir. Aydın’ın bereketli topraklarında bu ışıltıyı görmek beni mutlu etti. Yolculukları uzun, emekleri kutlu olsun! Dostlukla, esenlikle…”   

Aydın Belediyesi Şehir Tiyatrosu 2012-2013 Tiyatro Sezonunu Açıyor

, yeni sezonuna Türk ve Dünya tiyatrosunun önemli oyunlarıyla merhaba diyor!

Ahmet Önel’in yazdığı, Genel yönetmeni ’nın yönettiği “Alacalı Şemsiye” adlı çocuk oyunu, bir tren istasyonunda satıcılık yapan dört küçük arkadaşın treni beklerken birbirine anlattığı öyküleri konu alıyor. içinde oyunların kurgulandığı ve çocukların psikolojik gelişimlerine uygun olarak hazırlanan , ’nde her çarşamba ve on beş günde bir cumartesi günleri saat 14.00’de perdelerini açacak. Yıl boyunca küçük izleyicileri, ailelerini ve öğretmenlerini ağırlayacak…

Yıl içinde diğer sahnelenecek olan çocuk oyunu ise, geçen sezon oynanan Yılmaz Onay’ın yazdığı, Serkan Fırtına’nın yönettiği, savaşlara karşı beraber yaşama kültürünün güzelliklerini sunan “Şarkılarımız Ölmesin” adlı oyun programda yer alıyor.

Bunun yanı sıra büyükler için ilk tur oyunu Fernando Arrabal’in savaş karşıtı önemli eserlerinden birisi olan “Cephede Piknik” adlı absürd komedi Serkan Fırtına ve Fatih Bulut’un uyarlaması ile, belirlenen aylık program çerçevesinde ABŞT Şükran Güngör Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

İkinci tur oyunu ise, Türk Tiyatrosunun en önemli yazarlarından Refik Erduran’ın yazdığı Tiyatro Atölyesi eğitmeni Yönetmen Fatih Bulut’un yönettiği tiyatro atölyesi öğrencilerinin yer alacağı“ÖDÜL” adlı oyun sahnelenecek.

Geçen sezon büyük bir seyirci kitlesi tarafından ilgiyle izlenen “Hadi Öldürsen Canikom”adlı komedi bu yıl da belirli günlerde seyirci ile tekrar buluşacak.

Ayrıca ABŞT tiyatro atölyesi II. dönem öğrencilerinin yer alacağı sürpriz bir oyunun hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor.

Aydınlı tiyatro severler için bu yıl da önemli bir repertuar hazırladıklarını söyleyen Genel Sanat Yönetmeni Serkan Fırtına” Yeni bir tiyatro sezonu açılırken Şehir Tiyatroları olarak çok mutluyuz ve geleceğe umutla bakıyoruz. Sayın Belediye başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun desteği ile sürdürdüğümüz bu yolculukta bu yıl da çok değerli yazarların oyunlarını repertuarımıza almaktan onur duyuyoruz.

Bir şehir tiyatrosu olarak, görevimizin sadece oyun sahnelemek olmadığının bilincinde olarak, kentimizdeki Çocuk Kültür Merkezleri’nde ve Şükran Güngör Sahnesinde çocuklara ve her yaştan yetişkine tiyatro ve drama dersleri vererek, tiyatroyu halkın geniş kesimleri ile tanıştırmayı sürdürüyoruz. Çocuk tiyatrosu birimimiz özellikle geçen yıl, sadece şehir merkezimizdeki okullara değil diğer ilçe ve beldelerden gelen öğrencilerede ulaştı. Bu alandaki çalışmalarımıza geleceğin seyircilerini yetiştirmenin sorumluluğuyla, titiz ve bilimsel yöntemlerle faaliyetlerimize devam ediyoruz. 

Tiyatronun halka bütünleşmesi anlamında elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz ve göstermeye devam edeceğiz. Türk Tiyatrosunun önemli ekiplerini yıl boyunca sahnelerimizde ağırlamaya devam edeceğiz.

Tiyatro seyirci ile tamamlanan ve ancak onların varlığı ile devam edebilecek bir sanat olması itibariyle, seyircilerimizi her zaman olduğu gibi yanımızda görmek istiyoruz. Aydın Belediyesi Şehir Tiyatrosu sizlerin, Aydınlıların tiyatrosudur… Hepinize iyi seyirler dileriz.

Davetiye temin ve irtibat için Vali Yazıcıoğlu Kültür Merkezi tel: 214 38 14

Aydın Belediyesi Şehir Tiyatrosu tel: 444 40 09/ 1527

Sonraki Sayfa »