Dişil Enerji ve Kadının “Uyanış”ı
Adrienne Rich, kadınlarda ruhani ve aktivist uyanışın en yalın şekliyle baskının ve gücün, zararın ve güzelliğin etkileşimiyle olacağından söz eder. Tarih, “sıradışı”, “örnek teşkil eden”, “alışılmadık” ve elbette “emsal” kadınlarla dopdoludur ki “sıradan kadın” aslında karanlıkta kalmış milyonlarca kadındaki olağanüstü sağ çıkma isteğinin vücuda gelmiş halidir. Bu öyle bir yaşam gücüdür ki, çocuk doğurmanın da, evliliğin de ötesine geçer. Rich’in söz ettiği ruhsal, duygusal ve düşünsel uyanış, hiç şüphesiz dişil enerjiden mülhemdir. Amerikan öykü geleneğinin ve birinci dalga feminist yazınının önde gelen temsilcisi Kate Chopin’in hikâyelerini ve bir kadın yazar olarak kendi esinini, duruşunu açımlayan “Bir Tefekkür” başlıklı yazısında bahsettiği “hassas enerji” de, hayata tutunmak kadar deliliğe giden yolda bir nebze devindirici gücü temin etme hakkını kadına veren dişil güçtür ki bu enerjinin kaynağı, kadının kendi doğasından ve doğadan aldığı tinselliktir. Charlene Spretnak’ın tanımladığı üzere tinsellik, içimizde ve çevremizdeki gizli enerji güçlerini keşfeden ve bize en derindeki karşılıklı bağımlılığı gösteren yöndür.
Yazıldığı dönem büyük yankılar uyandıran, bir kadının tinsel ve cinsel uyanışını dile getiren “Uyanış”ı da içeren Uyanış ve Seçme Öyküler’de Kate Chopin, 19. yüzyıl kadınının karşılaştığı sorunlarla birlikte kadınlık halleri ve kadın olmanın kadim güçlükleri ile çelişkilerini ortaya koyarken, kadının onu konuşan özne olarak kabul etmeyen bir düzenle savaşarak doğayla uyumlu hale gelişinin serüvenini de yansıtıyor. Öykü ve romanlarında Louisiana’nın yöresel özelliklerini canlandıran, bölge halklarının yaşayış biçimlerini, geleneklerini, lehçelerini, cinselliklerini cömertçe tema edinen Chopin’in edebiyatında önemli olan bir unsur da “Güneyli kadın”ı bilinçlendiren, yüreklendiren kavrayışı. 19. yüzyılda, ülkenin başka yörelerine kıyasla eril iktidar karşısında sıfırlanan Güneyli kadın, evlilik ile bastırılmış cinsellik, akıl ile içgüdü çatışmasını iç içe yaşar. Chopin’in, dilsiz kalpler ve yol kenarında bekleyenler diye nitelendirdiği bu kadınlar için kurtuluş genellikle intihardır. Katı toplumsal gelenekler karşısında kendi sesini duymanın bedeli son derece ağırdır.
Chopin’in eserlerine tarihi perspektifi içinde baktığımızda da yine, kolektif bir uyanış değil, bireysel direniş çabalarını görürüz. 20. yüzyıla doğru Hıristiyan mezheplerinde benimsenen liberal duruş ve doğum kontrolü hareketiyle Amerikalılar üreme odaklı evlilikten uzaklaşarak “tüketim, şükran ve zevk” egemenliği altına giren bir toplum bağlamında sevgi, dostluk ve cinsellikten zevk alma temeline oturan ideal birlikteliğe yönelirler. Çiftlerin seksten utanmak yerine zevk alması gerektiği düşüncesi, eşitlikçi evliliklerin itici güçlerindendir. Yeni filizlenen bu teori ve akımların Amerikalı evli kadınların cinsel duyarlılıklarını ve uygulamalarını nasıl etkilediğini araştıran Marilyn Yalom’a göre bu dönemde kadınların kaleminden çıkmış yazılarda da şahsi cinsel duyguları kâğıda dökme konusunda Viktorya döneminden daha fazla bir heves görülmüş değil. Geleneksel açıdan erkek egemenliğinde olagelmiş yazma biçimlerini, kadınların isteklerini dile getirecek biçimde uyarlamaları ancak kendilerine özgü bir dil geliştirmeleriyle mümkün olabilirdi ki Kate Chopin ve Radclyffe Hall bu konuda öncülük yapmış olsalar da kadınları hapseden yalnızca cinsiyete dayalı düzenlemeler değil, kadınları uyanma noktalarının ötesine taşıyabilecek, belirlenmiş senaryodan özgürleşme isteklerinde onları destekleyecek bir anlatının bulunmamasıydı. Chopin, Uyanış’ta katı evliliğin içinde sıkışıp kalmış “çocuklarını idolleştiren, kocalarına tapan ve bunu kendilerine değer katmak için ilahi bir ayrıcalık gibi gören” diğer evli kadınlardan farklı bir yazgı arzulayan tutkulu bir anne portresi çizerken pek çok evli kadının yüzyıl dönümünde hissettiği evlilik klostrofobisini ve iç karmaşasını dile getirdi ancak bu yazarların Carolyn G. Heilbrun’un da belirttiği gibi, pek çok kadının içinde yaşadığı konuları reddetme öykülerinden başka öyküleri, yalnız başına öğrendiklerini konuşabilecekleri başka kadınlarla ilişkileri yoktu. İkinci dalga feminizminin yükselişe geçmesine kadar, yayımlandığı dönemde Amerika’da edebiyat çevrelerinin eleştiri oklarını üstüne çeken öyküleriyle akılda kalan Kate Chopin’in toplumsal cinsiyetlerin şekillenişine işaret etmesi, ırk ve cinsiyet ayrımları etrafında yapılanan kadın ve erkek rollerini vurgulaması, doğalcı yazın tarzını kendine özgü olarak ele alışı elbette o dönem için hayli övgüye değer.
Kadınların Zamanı
Modernist kadın bilincindeki kırılmalarda ve uyanışlarda en büyük desteği ve gücü doğadan alır Chopin’in kahramanları. “Nehrin Ötesi” adlı öykünün siyahi kadın kahramanı La Folle, Cheri adlı küçük oğlan çocuğunu, kimsenin inanamadığı bir şeyi yaparak, nehri geçerek kurtarır. Irkçılığa dair bir öykü olan “Desiree’nin Bebeği”nde yerel bir sorunu, bir kadın üzerinden gözler önüne sererken, ötekileştirmenin evrensel boyutlarını değerlendirir Chopin. İki yaşlı kızkardeşin, genç yeğenlerinin yanlarına gelişiyle değişen hayatlarını tahkiye eden “Madam Pelagie”, Chopin’in zaman kavramını farklılaştırdığı ve önsözde yazdığı açıklayıcı notu da içselleştiren önemli metinlerden biri. Düşsel bir hayat süren iki kızkardeş, yeğenlerinin yanlarında kalabilmesi için bir gerçeklik inşa etmek zorundadırlar. Madam Pelagie, genç kızı bir kurtarıcı olarak gören, o giderse öleceğini düşünen kızkardeşi Pauline’i yaşatmak için düşlerinden kurtulmaya karar verir. Tüm çiftliğin uyuduğu bir gece vakti, o güne dek gecelerini ve gündüzlerini dolduran hayallerine elveda demeye gider. Düşleri, birer canlı yaratıkmış gibi onu beklemektedir, art arda sahneye çıkarlar. Öyküsel zamanı, dili geçmiş kipte kuran Chopin, hayalleri, şimdi ve şu anda kurgulayarak geçmişin hayaletlerinin, kadınların geleceğini ne denli ipotek altında tuttuğunu gösterirken, “Bir Çift İpek Çorap”ta zaman kavramı öyküsel bir teknik olmaktan çıkıp, kadın kahramanın duyumuna dönüşür. Bayan Sommers, marazi eski anılara kendini asla kaptırmayan, geçmişi anmak için bir dakikasını bile harcamayan, geleceği ise donuk, hiç gelmeyen bir zaman dilimi olarak yaşayan bir kadındır. Beklenmedik bir şekilde eline bir miktar para geçince, bu parayı kendi istekleri doğrultusunda harcarken kendini ne yargılar, ne de davranışındaki itici gücü kendisine açıklamak için didinir. Zorunluluklar sarmalından sıyrılıp özgürce vakit geçirir tek başına; alışveriş yapar, yemek yer, şarap içer, tiyatroya gider. “Uyanış”ın Edna’sı ise hayatında neyin eksik olduğunu fark ettiğinde onu asla tamamlayamayacağını, bir olamayacağını algılayarak intihar eder. Belki bir yoldaş, bir eş ruh, benzer bir dişil enerji bulsaydı ölüme gitmeyecekti Edna da, terk eden tüm diğer kadınlar da… Adrienne Rich’e yine kulak vermekte fayda var öyleyse:
“Nerede olursak olalım, ancak ve ancak birbirimizde var olan güce güvendiğimiz ve bu gücün ihtiyacımız olan her ân orada olacağını bildiğimiz ân, ancak o zaman terk etmeyi ve terk edilmeyi bir kenara bırakacağız.”
Uyanış ve Seçme Öyküler
Kate Chopin, Çev: Ayşe Bilge Aknam
Otonom Yayınları, 217 sayfa, 16 TL
Yazan: Hande Öğüt
Feminist Yazar ve Eleştirmen Hande Öğüt SanatLog.com’da…
Feminist Yazar ve Eleştirmen Hande Öğüt SanatLog.com’da…
Türk ve dünya edebiyatını yakından takip eden ama “okumalarını” daha çok feminist literatür üzerinden gerçekleştiren Hande Öğüt, yazı ve kitap incelemeleri ile artık bizlerle, SanatLog okuyucularıyla beraber…
Kadın edebiyatını, kadınlık duygu, düşünce ve hallerini; kısacası edebiyat eleştirisinin ince noktalarını onun kaleminden de izleyeceğiz artık…
Radikal-Kitap, Varlık, Mesele gibi yayın organlarında yazınsal metinleri yayımlanan Hande Öğüt, yazı ve incelemelerinde alabildiğine geniş bir perspektif çizerek ele aldığı metinleri feminist teori açısından sorguluyor ve sorgulatıyor.
Kendisine SanatLog.com’a hoş geldin diyoruz…
Türkiye’nin En Kapsamlı Dergi Platformu Dergilik.com Açıldı!
31 Ocak 2010 Yazan: admin
Kategori: Dergi & Fanzin, Edebiyat, Sanat
Türkiye’nin en kapsamlı dergi platformu Dergilik.com açıldı!
Haftalık ve aylık haber dergileri, edebiyat, düşünce, müzik, kültür-sanat, bilim, tarih, mizah, spor… ve birçok kulvardan yüzlerce derginin her yeni sayısının güncellenip tanıtıldığı bir site: dergilik.com!
Dergilik.com bu yoğun çabayı üstlendi. Çünkü, dergiler, kültür hayatımızın en önemli değerlerinden biridir. Bilginin katlanarak arttığı bir çağda haftalık, aylık, iki, üç aylık dergiler durup düşünmenin, her olay ve olguyla ilgili resmi topluca görmenin en doğru araçlarıdır! Sanal tahakkümün ve görsel hâkimiyetin kendini her geçen gün daha da hissettirdiği bir ortamda dergiler, şüphesiz, bilgiden derinliğe uzanan kulvarda hiç vazgeçilmeyecek kilometre taşları olmaya devam edecekler. Türkiye gibi, bir yönüyle dergi mezarlığı sayılabilecek bir ülkede her şeye rağmen dergiler, yürüyüşlerini bir tür bayrak yarışı misyonuyla devam ettiriyorlar.
Dergilik.com, Türkiye’deki dergilerin tümünü görmeyi amaçlayan bir site.
Dergilik ekibi, ayrım gözetmeksizin bütün dergileri kapsayan ortak bir portalın eksikliğini görerek faaliyete geçti.
Dergi okurlarının, içeriklerini merak ettiği birçok dergi olmasına rağmen, tüm dergilere ait bilgileri toplu olarak bulacağı bir platform olmadığı için dergi gündemlerini takipte zorlandığını biliyoruz. Okurlar bazen bazı dergilerin içerik, dosya ve çeşitli konularından sonradan haberdar olabiliyor. Dergilik.com, bu eksikliği ve ihtiyacı gidermek için çalışmaya başladı. Ve zamanla, oluşacak arşiv imkanıyla, dergilerin önceki sayılarına yönelik ihtiyaçları da karşılayacak.
Sitede kültür hayatımızla ilgili farklı haber, röportaj ve anketlere de yer verilecek.
Ve Dergilik.com’da yakın gelecekte tüm dünyadan çeşitli seçkin dergilerin tanıtımı da yapılacak…
Sus Dergi’nin 9. Sayısı Raflarda!
30 Ocak 2010 Yazan: admin
Kategori: Dergi & Fanzin, Edebiyat, Sanat
Bilinen senaryodur. Ömrünün belli bir vakitte son bulacağını öğrenen kahraman, geri kalan ömrünü en iyi şekilde yaşamaya karar verir, enerjisini buna harcar. Malum, Türkiye dergi mezarlığı. Bir de üniversiteli 3-5 öğrencinin çıkardığı bir dergi için biçilen ömür 5-6 sayıyı geçmez.
SUS Dergi de bu ömür biçmelere maruz kaldı. Bu tespitin yararlı kısmından yola çıktı. Her sayıyı son sayısı gibi çıkarma derdine düştü. Her yeni sayı, biçilmemiş ömürden olduğu için daha çok emek harcandı. Önceki sayıdan daha iyi olsun diye uğraşıldı.
Konsept değiştirmeden, kendi yağında kavrularak, fiziki şartlarını iyileştirdi, 64 sayfaya çıktı, kapak tasarımını daha alımlı hale getirdi.
Şüphesiz bunlar ömür uzatacak şeyler değil. Ancak madem biçilen ömür çoktan tükenmiş, o zaman yaşadığı her sayı, yaşamaya değer olmalı.
En başta söyledik ve ara ara tekrar ettik. Bu derginin sabit bir yazar kadrosu yok. Tek şart “orta yaş” tabirine uyacak yaşın altında olmak. “Genç” olmak. Özelde de üniversite öğrencisi olmak. Edebiyatı sevmek, okumak…
Bu şartlar olduktan sonra SUS Dergi bünyesine katılmak için başka hiçbir şart yok. Şu anki kadromuz bunun en önemli kanıtı. Her sayımızda en az 10 yeni yazar arkadaşımıza sayfalarımızda yer veriyoruz. Büyük kısmı ilk defa bir edebiyat dergisinde yer buluyorlar.
Yayınlanan yazıların edebi değeriyle ilgili yapılan eleştirilerin bir kısmı haklı; ancak önceliğimiz bir edebi akım oluşturmak değil. Kimse bizi otorite bellesin de istemiyoruz.
Tek derdimiz, gençler yazarak bir şeyleri değiştirebileceklerine inansınlar.
Yazıya bir şans versinler.
(…)
Üç kelime: Üniversite, gençlik ve edebiyat.
SUS Dergi 9. sayısına ulaştı. Bu üçlü arasında köprü olmak çabasında. “İLETİŞİM” konu başlığını seçen SUS Dergi, 9. sayısında yenilenen kapak tasarımı ve güçlenen içeriğiyle okurunun karşısına çıkıyor.
Nazlı Karabıyıkoğlu, Aylin İnaltekin, Ali Eroğlu, Necati Musluoğlu hikâyeleriyle dikkat çekiyor.
Şiirde ise derginin devamlı yazarları Selcan Adalı ve Önder Yılmaz’ın yanı sıra Sezer Ali Kaçar göze çarpan şairlerden.
İletişim konusunun farklı bakış açılarıyla irdelendiği bu sayımızda Övgü Kafadar’ın “İletişim ve Toplum” makalesi isminin hakkını veriyor.
Serkan Buldanlı ve Burcu Bora ise denemeleriyle dergimize katkıda bulunan arkadaşlarımızdan.
SUS Dergi 10. sayısında “KİMLİK” konusunda bir şeyler söyleme derdinde olacak. Yazıya bir şans verebilecek arkadaşlarımızı “yeşil sahalarda görmek” istiyoruz.
Faruk Saim Akhan
SUS Dergi Genel Yayın Yönetmeni
0555 550 01 03
editor@susdergi.com
Arkadaş Edebiyat ve Düşün Dergisi’nin 7. Sayısı Çıktı!
25 Ocak 2010 Yazan: admin
Kategori: Dergi & Fanzin, Edebiyat, Sanat
Arkadaş Edebiyat ve Düşün Dergisi’nin 7. Sayısı (Aralık-Ocak) Çıktı!
TÜRKİYE GENELİNDE DAĞITIM
Adana: Karahan Kitabevi, Kitapsan Kitabevi, Altan Kitabevi, Dünyayı Kurtaran Sahaf, Demlik Kafe, Köylü Kitabevi ve Kafe, Taşmekan, İnisiyatif Kafe
Adıyaman:Gelincik Kitabevi ve Kırtasiye
Afyon: EğitimSen, Üniversite Kitabevi ve Kırtasiye
Ankara: Turhan Kitabevi, İmge Kitabevi, Kurgu Kültür Merkezi, Dost Kitabevi(Karanfil ve Konur)
Antakya: Hayyam Kitabevi, TYS Antakya Temsilciliği, Saklı Ev Kültür ve Kafe,Antalya: Ardıç Kitabevi
Ardahan: Dursun Akçam Kültürevi
Artvin: Yenigül Kitap ve Kırtasiye, Meydan Büfe (Hopa),Aksaray: Boztoprak Kitabevi
Adapazarı: Değişim Kitabevi, Barış Kitabevi
Aydın: Sıla Kitabevi, Ada Kitabevi(Nazilli)
Balıkesir: Ezgi Kitabevi(Altınoluk)
Bilecik: Otogar Kitap ve Dergi Bayii
Bolu: Akpa Kitabevi
Bursa: Ezgi Kitabevi (Altıparmak), Can Kitabevi (Heykel), BKM
Çanakkale: Ayışığı Kitabevi, Orka Kitabevi
Denizli: Yaprak Kitabevi
Diyarbakır(Amed): Avesta (Ofis), Urartu Kitabevi, Kafka Kitabevi, Ensar Kitabevi
Edirne: Emekli Eğitimciler Derneği (Keşan), Bellek Kitabevi
Elazığ: Jiyan Kitabevi
Erzincan: Fakülte Kitabevi
Erzurum: Bilgi Kitabevi
Gaziantep:
AKM, Güney Kitabevi, Keskin Kitabevi ve Kırtasiye, Ayrıntı Kitabevi
Giresun: Eğitimsen ŞubesiIgdır: Kardelen Kitabevi
İskenderun: Ferda Kitabevi
İstanbul:Mephisto(Kadıköy), Mephisto (Taksim), Semerkant Kitabevi, Mezopotamya Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi (Kadıköy), Kazım Koyuncu Kültür Merkezi (Kadıköy), Seyhan Müzik(Kadıköy),
İzmir: Yakın Kitabevi(Alsancak) Pan Kitabevi (Konak), Emek Kitabevi(Buca), Kabile Kitabevi(Konak), Devrim Kitabevi (Konak-Kızlarağası Hanı),İletişim Kitabevi(Alsancak)Kahramanmaraş: Çağdaş Kitabevi ve Kırtasiye
Kayseri: Onur Kitabevi
Kırklareli: İdris Erdem Kitabevi (Lüleburgaz)
Kırşehir: Gül Kitabevi
Konya: Enes Kitabevi, Kitapsan
Kocaeli: Çağrı Kitabevi(Gebze), Körfez Kitabevi
Kütahya: Üniversite Kitabevi, Carpediem Kafe
Malatya: Fidan Kitabevi
Manisa: Başka Kitabevi
Mardin: Kelepir Kitabevi(Kızıltepe), Uçar Kitabevi ve Kırtasiye
Mersin: Kitapsan Kitabevi, Ütopya Kitabevi
Ordu: Orça Kitabevi, Çağlayan Kitabevi(Fatsa)
Rize: Çemberci Kitabevi ve Kırtasiye
Samsun: Kızılırmak Kitabevi, Deniz Kültür Merkezi
Sinop: Aras Kitabevi
Sivas: Bilim Aktif Kitabevi, Ufuk Kitabevi
Tekirdağ: Cener Kitabevi, Eskici Kitabevi
Trabzon: Derya Kitabevi
Tokat: Gülizar Kitabevi
Dersim : Baran KitabeviVan: Star2000 Kafe ve Kitabevi
Yalova: Yapı Kitabevi
Zonguldak: Merdiven Kitabevi
ESKİŞEHİR’DE DAĞITIMAda Müzik ve Kitabevi
Aydınlanma 1923
Bezgin Cafe
Dost Kitabevi
Ezgi Müzik
Ege Müzik
Eskişehir Gelişim Vakfı
Eskişehir Halkevi
Eskişehir Bilecik Tabip Odası
Guzine Cafe
Harabe Cafe
İnsancıl Kitabevi
İtalik Kitabevi
Kanatlı Tüzay Sinemaları
Palmiye Nargile Cafe
Palmiye Cafe
Varuna Cafe
Varuna Gezgin Cafe
Yediler Kitabevi
Zeus CafeDağıtım konusunda detaylı bilgi için: 0506 430 55 52







