Öznur Enes - Dikkat Sinek Konabilir

 “DİKKAT SİNEK KONABİLİR” İSİMLİ SERGİ, BEYOĞLU BELEDİYESİ CİHANGİR SANAT GALERİSİ’NDE…

Güncel sanat içerisinde bağırsak malzemesi ile sanat yapıtları üreten Öznur Enes, yurtdışında davetli olarak katıldığı birçok lif sanatı sergisinin ardından, ikinci kişisel sergisini 12 Nisan–23 Nisan 2012 tarihleri arasında İstanbul Beyoğlu Belediyesi Cihangir Sanat Galeri’sinde açıyor.

“Dikkat Sinek Konabilir” adını taşıyan sergide, organik bir yapıya sahip bağırsak malzemesini kullanan sanatçı, toplumsal ve ekonomik değişimler karşısında doğal yapısı bozulan insan ilişkilerinden sanatta kullanılan insan üretimi malzemelere karşı bir duruş sergilemektedir. Bağırsak yapı itibariyle boşaltım sisteminin bir parçası olup değişim ve dönüşümü de ifade etmekte, canlı organizmaların yaşamlarını sürdürebilme olanağı da tanıyan yaşayan bir organizmadır.

Popülaritenin cicileştirdiği - bicileştirdiği bağırsakların sergisi

Kokusuyla sanatçı ve izleyici ile iletişimini sürdüren bu malzemeyi eserlerinde kullanan sanatçı, ışık ve geçirgenliği temel unsur olarak yorumlamakta, izleyici, bağırsak malzemesinin kullanımından kaynaklanan bir şaşkınlık ya da iticilik yaşarken, formun verdiği dinamizm ve izleyiciye yakın gelen formal yapı, nerede durulması gerektiğini sorgulayan bir biçem sorununu ortaya koymaktadır.

Öznur Enes, size, pisliğin, “beraberinde taşınamazlığın”, “çekilemez kokunun” Freudizan anlamda güzele dönüştürülmüş bir aldatılma halini bilinçli bir biçimde sunar gibidir.

Sanatçı tarafsız olsa da iş bittiğinde sanat yapıtı “kendiliğinden” organik bir mesaja dönüşebilir. Bu tip Amerika’ya özgü sermaye anlayışının organik bir biçimde geliştirdiği popüler sanatın, ciddi sanata dönüşümü tarihinden bu yana, temelde bağırsak malzemesi ile yapılan lif sanatı ürünlerinde bu tarihsel gidişatın alaycı ciddiyetini görebiliriz. Şöyle ki; kent kapitalizminde toplumların biyolojik ve ruh sağlıkları ile ilgili tıp endüstrilerinde kanalizasyon,  -bütün bir kenti bir insan olarak düşünürsek- o “kent insanın” bağırsaklarıdır ve bu yeraltı zehir teşkilatında çok büyük sermaye savaşçıları bulunmaktadır. Dolayısıyla bu savaşların mikrobik görsel pisliği, koku pisliği “beraberinde taşınamaz” ve “yaşanamazlık” içermesi durumunu, Öznur Enes, ayırdında olmadan -her popüler sanatın yaptığı gibi- kapitalizmin en kötüleri, en çekilmezleri dahi popülariteyle cicileştirme - bicileştirme görevini ciddi bir şekilde işleriyle üstlenmiş durumdadır.

Çalışmalarında bağırsak gibi marjinal bir malzeme kullanmakta olan Öznur Enes’in yapıtları yurt içindeki sergilerin yanı sıra İtalya, Fransa, Litvanya, Macaristan, Meksika,  Arjantin, Çin, İspanya’da gerçekleştirilen uluslararası lif sanatı sergilerinde yer almıştır. Bu sergilerden bazıları: “Miniartextil-Energy”, İtalya / “6th International Biennial of Textile Art Mexico”, Meksika / “From Lausanne to Beijing” The 6th International Fiber Art Bienale, Çin / “Valcellina Award 2009″, 9.Edition International Contemporary Fiber Art Competition, İtalya / “Miniartextile in Venezia”, 53 Bienniale d’Arte Venezia, İtalya / “5th International Biennial of Textile Art”, Arjantin / “3rd Triennial of Textile Art”, Macaristan…

23 Nisan 2012 tarihine kadar devam edecek bu ilginç ve yaratıcı sergiye tüm sanatseverler davetlidir…

İLETİŞİM:     Öznur ENES / oznur.enes@deu.edu.tr

Kahramanmaraş’ta Bir Guernica

“Yüzünü hayalime nakşetmek için kalbimin bütün kuvvetiyle bakıyordum” demiş Yahya Kemal Beyatlı. Geçenlerde gezdiğim bir sergiden nakşetmenin kalbinin bütün kuvvetini vererek bakmak olduğunu daha iyi anladım. Çünkü bu sergiyi hazırlayan kişi resimlere gerçekten bütün yüreğiyle bakmış bir insandı.

İpliklerle resim yapmak konusunu uzun zamandır düşünüyordum. Bunu düşünmeme neden olan kuzenim Nimet Eren’in hazırladığı bir sergiydi. O, yapmak istediklerini anlatır anlatmaz çalışmalarıyla yakından ilgilenmeye başlamıştım. Eren, dünyaca ünlü ressamların resimlerini, hat sanatının çeşitli örneklerini, çini sanatını farklı boyutlara taşımayı düşünüyordu. Ve bunları da ipliklerin yardımıyla yapacaktı.

İpliklerle tanışıklığım eskidir. Onlar ben çocukken annemin, teyzelerimin dünyası olmuştu. Herkesin az çok bildiği, kadınların duygu dünyalarını yansıtan nakış sanatı ipliklerle gerçekleşiyordu. Usta eller ipliği bin bir türlü hale sokarak onlarla adeta dans ederlerdi. Saksılarda envai çeşit çiçekler, salkım salkım hanımelleri, karanfiller, sardunyalar kumaşın üzerinde rengarenk ipliklerle canlanırdı.

İpliklerle Dans

Eren ise o çocukluğumda tanık olup da bir türlü ayaklarımı uyduramadığım dansa, devam ediyor ve onu geliştiriyor. Zaten çocukluğundan beri yeteneği olan resmi, üniversitede de nakış öğretmenliği bölümünü bitirerek kanıtlamıştı. Son olarak da işlemeli resim tekniğini geliştirerek bu konuda gerçekten yetenekli olduğunu herkese ispatladı. Üç senedir çalıştığı bu farklı teknik resim anlayışına da farklı bir boyut kattı. Bu teknikte ressamlar gibi fırça kullanmıyor. Onun fırçası iğne, boyaları iplikler, paleti ise beynine gizlenmiş. Kendi adını verdiği işlemeli resim tekniğiyle birçok ressamın resmini bizlere yansıtıyor.

Fırçanın İğneli Ucu

“Bu sergi çalışmalarına nakışı nasıl başka bir boyuta taşıyabilirim sorusuna yanıt ararken başladım. Önce yağlıboya tablolarını işleyerek denemeler yaptım. Tablolarımı boya yerine iplik, fırça yerine iğne kullanarak yaptım. Ve çalışmalarımı zamanla genişlettim. Üç yılı aşkın bir süredir de hiç ara vermeden soluksuz çalışıyordum” diyor Nimet Eren çalışmalarını sergilerken. Ayrıca bazı renkleri elde etmek için iplikleri karıştırıp kullanmış. Sergide birçok eserin ipliklerle yapılmış örnekleri yer alıyor. Van Gogh’un “Ay Çiçekleri”, Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi”, Picasso’nun “Guernica”sı, minyatürler ve hat örnekleri yer alıyor.

Guernica’ya İpliklerle Dokunmak

Sergide beni en çok etkileyen resim Guernica oldu. Bu resmin dünyaca ünlü olduğu malum. Picasso, 1937 yılında Hitler ordusunun Guernica kasabasını yerle bir edip, binlerce sivili katletmesini simgesel olarak yansıtarak, savaşın evrensel acılarını yansıtmıştır bu tablosunda.

Tabloya yakından baktığınızda ipliklerin nasıl fırça darbeleri gibi özenle işlendiğine tanıklık ediyorsunuz. Gerçekten resmin işlenirken kalbin bütün kuvvetinin katılmış olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Bu da o bildiğimiz geleneksel nakışın hangi boyutlara taşınabileceğinin açık bir kanıtı olsa gerek!

Saniye Kısakürek

haticesaniye@gmail.com

Artisan’da Fırat Neziroğlu Sergisi

Plastik Sanatlar içinde Yeni Bir Dil “Dokuma”

Anadolu’nun en eski dili olan kilim dokuma tekniği

Çağdaş sanat arayışları içinde Fırat Neziroğlu’nun ellerinde şekillenen bu teknik, günlük yaşantının sıradan hallerini Anadolu’nun ritüelleri ile birleştiriyor.

Dokumada ilk kez kullanılan misina malzemesi ile klasik dokuma resim geleneğine farklı bir bakış açısı kazandıran sanatçı, bu kişisel tekniğini 1998 yılından bu yana geliştiriyor. Dünyanın birçok ülkesinde eserleri sergilenen ve özel koleksiyonlarda çalışmaları yer alan Neziroğlu; keçe, dokuma, baskı gibi birçok tekstil tekniği ile plastik sanatlar içinde yeni bir dil üzerinde çalışıyor.

Londra, İstanbul, Münih, Paris’te “kumaş koleksiyonları”, Incheon, Venedik, Buenos Aires, Como, Roma, Maniago’da “sanat eserleri” sergilenen Neziroğlu, Mevlâna öğretisi ile günlük yaşantısı arasındaki bağları irdeleyen “1 / Bir” isimli 8. Kişisel sergisi ile yeniden İstanbul’da sanatseverler ile buluşuyor.

2009 yılında Contemporary İstanbul, 28. Akbank Günümüz Sanatçıları Sergisi, International Art Exchange Exhibition, 53. Venedik Miniart Bienali, Siemens Sanat Yarışması, 6. Miniarte Textile Yarışması, World Textile Art Organization Tekstil Sanatı Bienali’nde birbirinden faklı çalışmaları ile kültürümüzden örnekler sergilemiştir.

Serginin açılışında Şan ve Flüt sanatçısı Ahu Güral flüt dinletisi gerçekleştirecektir. Güral’ın müziği görsel ve işitsel algının birleştiği disiplinlerarası bir performans ile izleyiciyle buluşacaktır.

Sergi, 9 Aralık-31 Aralık 2009 tarihleri arasında Artisan Galerisinde gezilebilir.

**********

FIRAT NEZİROĞLU İLE İLGİLİ EK BİLGİLER:

EĞİTİM…

· “1930’lu Yıllarda Moda ve Gelişimi” / DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, 2005

· “Tekstilde Yeni Vizyonlar-Gelenekten Tekstil Sanatına Yarının Tasarımına” / Çukurova Üni. Güzel San. Fak., 2005

2007- DEU Güzel Sanatlar Enstitüsü / Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü / Sanatta Yeterlik

2002-2007 DEU Güzel Sanatlar Enstitüsü / Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü / Yüksek Lisans

1997-2000 DEU Güzel Sanatlar Fakültesi / Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü / Lisans

1997-2001 İzmir Dans Akademi (Şebnem Şenel & Göksu Coşkunlar)

KUMAŞ KOLEKSİYONLARI…

2008 Galata Moda Alaçatı “Aegean Collection” / İzmir

2008 İTKİB “Euphrates Collection-2” İzmir / İstanbul / Londra / Paris

2007 Altınyıldız-Network “Keçe” / İstanbul

2006 İTHİB “Euphrates Collection-1” / İstanbul / Londra / Paris

2005 İTKİB “Günlük Performansta Günlük Tasarımlar” / İstanbul

2002 Altınyıldız-Network “Anatomi” / İstanbul

2002 Amira Tekstil A.Ş. Tradition-Companeros Markaları için Erkek Dış Giyim Koleksiyonu / İzmir

2001 Free Foot A.Ş. Erkek Ayakkabı Koleksiyonu / İzmir

1999 Fırat Neziroğlu Geçmişten Günümüze Şapka Koleksiyonu / İzmir

1995-99 Demet Moda Evi Gelinlik ve Abiye Koleksiyonu / İzmir

SANAT ESERLERİ…

2008 “Derviş” / Keçe / Uluslararası Sanat Değişimi Sergisi, Güney Kore

2009 “İşeyen Fırat” / Dokuma/Akbank “28. Günümüz Sanatçıları Sergisi” sonrası, Dubai/Banu Gündoğdu Koleksiyonu

2009 “Erkekler Tuvaleti” / Dokuma / Siemens Sanat “Genç Sanatçılar Yarışması”

2008 “Doğu (Sabır) – Batı (Hırs)” / Keçe / Uluslararası Lif Sanatı Bienali, Arjantin

2008 “Tılsımlı Eller” / Keçe / Uluslararası Mini Tekstiller Yarışması, İtalya

YARIŞMALAR…

A) Sanat Yarışmaları:

· 28. Akbank Günümüz Sanatçıları Yarışması / Aksanat / İSTANBUL, 2009

· 53. Biennalle d’Arte Miniartextil a Venezia / Museo di Palazzo Mocenigo / İTALYA, 2009

· Siemens Sanat / Sınırlar & Yörüngeler 05-06 / İSTANBUL, 2009

· 6th MINIARTEXTILE / Lif Sanatı Yarışması / Hotel de Ville de Montrouge / FRANSA, 2009

· World Textile Art Organization / Uluslararası Lif Sanatı Yarışması / ARJANTİN, 2008

· 18th MINIARTEXTILE / Uluslararası Lif Sanatı Yarışması / İTALYA, 2008

· I. Uluslararası Güzel Sanatlarda Selçukludan Günümüze Geleneksel Konya El Dokumalarından Esintiler / KONYA, 2008

· Valcelina Award 2005 / Valcelina / İTALYA, 2006

· Valcelina Award 2005 / Maniago / İTALYA, 2006

· 58th TALENTE 2006 / Bilim ve Sanat Fuarı Genç Sanatçılar Yarışması / Münih, ALMANYA, 2006

· Visions in Textiles – from tradition to textile art / design of tomorrow / Uluslararası Lif Sanatı Yarışması / İZMİR, 2005

A) Tasarım Yarışmaları:

· ITHIB Kumaş Tasarım Yarışması / 2.LİK ÖDÜLÜ / İstanbul, 2006

· Gelin Damat Fuarı Gelinlik Tasarım Yarışması / Gelinlik Kategorisi 2.lik Ödülü / İzmir, 2003

· IV. Özgün Ayakkabı Tasarım Yarışması / Damat Kategorisi 1.LİK ÖDÜLÜ / İzmir, 2003

· IV. Özgün Ayakkabı Tasarım Yarışması / Erkek Kategorisi Finalisti / İzmir, 2003

· FABRİK Kumaş Tasarım Yarışması / Baskı Erkek Kategorisi 1.LİK ÖDÜLÜ / İstanbul, 2002

· FABRİK Kumaş Tasarım Yarışması / Dokuma Bayan Kategorisi 2.LİK ÖDÜLÜ / İstanbul, 2002

· BEYMEN ACADEMIA portfolyodan hayata tasarım yarışması / Kumaş Tasarım Kategorisi 1.LİK ÖDÜLÜ / İstanbul, 2000

· Üçüncü Bin Yılda Osmanlı Esini Kumaş Tasarım Yarışması / Finalist / İstanbul, 2000

GİYSİ TASARIMCILARI İÇİN ÜRETİLENLER…

· ARZU KAPROL giysi tasarımları için; FIRAT NEZİROĞLU KUMAŞ TASARIMLARI / 2006-2008

· FIRAT NEZİROĞLU kumaş tasarımları için, ÜMİT ÜNAL giysi tasarımı / 2005-2006

· CEMİL İPEKÇİ için dokuma, baskı ve giysi tasarımları / 1999-2001

PERFORMANSLAR…

· Dokuma Performansı / Atatürk Projesi / TRT Klasik Türk Müziği Korosu Konseri Eşliğinde / İZMİR, 2009

· Koreografi / Dans İzmir Ritim Grubu / İZMİR Fuar Açıkhava Tiyatrosu, 2009

· Koreografi / Yönetmen: Selda Ergün, “Bir Yaz Gecesi Rüyası” W. Shakespeare / İZMİR, 2009

· Dokuma Performansı / Doğumdan Düğüne / İzmir Caz Günleri Kapanış Konseri Eşliğinde / İZMİR, 2008

· Koreograf / Bornova Belediyeleri Şehir Tiyatroları / İZMİR, 2002-2009

· Koreografi / Yönetmen: Erhan Yazıcıoğlu, “Yanlışlık Tragedyası” Albert Camus / İZMİR, 2002

SERGİLER…

A) Kişisel Sergiler:

· “Bir / 1” / Dokuma Sergisi / Artisan Sanat Galerisi, İstanbul, 2009

· Akıl Hastanesi / Dokuma Sergisi / Konak Bel. Alsancak Kültür Mrk. Sanat Galerisi, İzmir, 2009

· Anadolu / Keçe Sergisi / İzmir Sanat, 2009

· Oyun / Keçe Sergisi / İzmir Hilton Oteli, 2008

· Giselle / Dokuma Sergisi ve Dokuma Performansı / Taş Mekân Sanat Galerisi, Adana, 2004

· Dokunulmaz/ Dokuma Sergisi / Taş Mekân Sanat Galerisi, Adana, 2003

· Boyumdan Büyük İşler / Dokuma Sergisi / Başak Sigorta Sanat Galerisi, Ankara, 2002

· Dokuyabildiklerim ve Dokunabildiklerim / Dokuma Sergisi / Başak Sigorta Sanat Galerisi, İzmir, 2000

A) Grup Sergiler:

· Contemporary Istanbul / Art Fair /İstanbul, 2009

· International Art Exchange Exhibition / Incheon, Güney Kore, 2009

· Pippa Bacca Anısına, O Barışın Geliniydi / Güzelyalı Kültür Merkezi Sanat Galerisi, İzmir, 2009

· Art Textiles / Sabancı Kültür Merkezi, İzmir, 2009

· I. Uluslararası Selçukludan Günümüze Akşehir Kongresi ve Sanat Etkinlikleri / Konya, 2009

· Liflerle Yaşamak / Çatı Art Galeri, Çeşme, 2009

· Karma / Karışık / DEÜ Rektörlük Binası Fuayesi, İzmir, 2008

· Dertsiz Başa Dert / İzmir Ticaret Odası Sergi Salonu, İzmir, 2008

· Güzel Sanatlar Etkinlikleri / Akdeniz Üni. Güzel Sanatlar Fakültesi Fuayesi, Antalya, 2008

· Lif Sanatı “Giyilir - Giyilmez”, Bir usta İki çırak / Ayşe Takı Sanat Galerisi, Nişantaşı, 2007

· Doku ve Form II / Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Üsküdar, 2007

· Tekstil Sanatçılar Sergisi / D.E.Ü. G.S.F. Sergi Salonu, İzmir, 2005

· Doku ve Form / D.E.Ü. G.S.F. Sergi Salonu, İzmir, 2004

· Rhtyhm of Loom / İzmir Kültürpark Hall 3 Sergi Salonu, İzmir, 2005

AKADEMİK ÇALIŞMALAR…

· Koreograf 2008 DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne Sanatları Bölümü

· Araştırma Görevlisi 2003 DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü

2002 Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Tekstil Bölümü

BİLDİRİLER…

· 2009 / Günümüz Toplumunda Bilim, Teknoloji, Sanat Üçgeni Arasında Sanatçının Etik Problemleri

Mantık, Matematik ve Felsefe VII. Ulusal Sempozyumu / İstanbul Kültür Üniversitesi, Foça

· 2008 / Kuantum Teorisi Açısından Sanatta Evrim Olgusunun Değrlendirilmesi

Mantık, Matematik ve Felsefe VII. Ulusal Sempozyumu / İstanbul Kültür Üniversitesi, Foça

· 2008 / Akdeniz Bölgesinde Sepet Örücülüğü ve Lif Sanatındaki Uygulamaları

Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Konferans Salonu / Antalya

ARAŞTIRMA PROJELERİ…

· 2007 / DEU Güzel Sanatlar Enstitüsü, Tekstil Ana Sanat Dalı,

“Sepet Örme Tekniği ve Sanatsal Yorumlar” isimli yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir

· 2006 / DESIGNEGE Projesi, Urla İleri Teknoloji Enstitüsü, Nesne Tasarım Firması-ABIGEM, İzmir

· 2001 / DEU Güzel Sanatlar Fakültesi, Tekstil Bölümü,

“Üç Boyutlu Dokumalarda Yeni Teknik ve Tezgah Araştırması” isimli yayımlanmamış Lisans Tezi, İzmir

SEMİNERLER…

· “Tekstil Tasarım Yarışmalarında Uygulanması Gereken Tasarım Yöntemleri” / Çukurova Üni. Güzel San. Fak., 2007

· “Tekstil Tasarımında Yarışma Stratejileri” / DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, 2007

Sanatlog Haber

SanatLog.com

SanatLog-Fırat Neziroğlu Söyleşisi

Gerçekleştirdiği çalışmalar ve açtığı sergilerle uluslararası birçok organizasyon ve platformda ülkemizin ismini duyurmayı başaran, Fiber Art’ın, bir başka deyişle Lif Sanatının uluslararası simalarından Fırat Neziroğlu ile yaptığımız keyifli söyleşi aşağıda sizleri bekliyor. İyi okumalar… SanatLog

SanatLog: Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, yapmış olduğunuz projelerle sanata dâhiyane bir yenilik kazandırdınız. Tasarımlarınızla lif, tekstilden öte bir boyut kazandı… Sizi gerçekten kutlarız… Sanatlog okuyucuları için biraz kendinizden bahseder misiniz?

Fırat Neziroğlu: 81 yılında İzmir’de doğdum. İzmir benim için vazgeçilmez. 20 yaşında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü’nden mezun oldum. Sanat ve Tasarım eğitimimi hem sanat eserlerimde, hem tasarımlarımda bir arada kullandım. Sanatın biricikliği ile tasarımın seri üretimini bir potada eritmek tek hedefim oldu. Bütün ilgi alanlarım bir sanat dalı ile ilişkili ve her biri bir diğerini besliyor.

SanatLog: Tekstil dünyası dışında –en azından diğer sanatlar kadar– pek fazla bilinmeyen lif sanatının gelişiminden bahseder misiniz?

Fırat Neziroğlu: Bence bu alan tekstil dünyasında da pek fazla anlaşılamıyor. Tekstil köken olarak geleneksel ve süslemeci bir yapıya sahip. Oysa kullanılan materyal ve teknik, tekstil tabanlı olmasına rağmen işin özü sanat eseri üretmek. Bir söz söylemek. Bu ayrımın farkına varıldığı zaman tekstil bir sanat olarak değerlendirilebilir. Lif sanatı 1962 yılında I. Lozan Bienalinde ilk büyük çıkışını yaşamıştır. Günümüzde World Textile Art Organization, European Textile Network gibi birçok birlik kurulmuştur. Lif Sanatçıları bu birliklerin organizasyonlarında Tekstil ve Lif sanatı ile ilgili seminerler, konferanslar düzenliyor, sergiler açıyorlar.

SanatLog: Çok yönlü bir kişiliğiniz var: Resim, müzik, heykel, grafik, ritmik cimnastik… Bu özellikleriniz ilginç bir kombinasyon oluşturmakla birlikte, lif ve ipe olan hakimiyetinizi, erken yaşta gerçekleştirdiğiniz “Dokuyabildiklerim ve Dokunabildiklerim”, “Boyumdan Büyük İşler”, “Dokunulmaz” ve “Giselle” sergilerinizle ispatlamışsınız açıkçası… Böylesine bir çıkışla nasıl bir ilgiyle karşılaşmıştınız, sonuçta alışılmışın dışında sanat eserleri olsa gerek değil mi?

Fırat Neziroğlu: İlk kişisel sergimi 2000 yılında lisans öğrenciliğim sırasında açtım. O zamanlar dans ve ritmik cimnastik daha çok hayatımın içindeydi. Düzenli olarak bir koroda ud çalıyordum. Bu birliktelikler; şimdi bakınca gerçekten emeklediğimi anladığım çalışmalarımı şekillendiriyordu. Dokuma eserler üretmek için bir çerçeveye ihtiyaç duyarız. Genelde çok aceleci ve heyecanlı bir insanım. Çizimlerimi dokumaya karar verdiğimde elime ilk geçen şey eski ahşap bir pencere kasasıydı. Kendime bir tezgâh yaptırmak için bile vakit harcamamıştım. Kısa süre sonra bu pencere kasasında 30 eser üretmiştim bile. Önceleri insanlar eserlerime daha işlevsel bakıyorlardı. Sanat-zanaat tartışmasını içimde çok sık yaşadığım dönemlerde aldığım birçok eleştiri bu günümü şekillendiriyor. Biraz asi bir tavrım var, bildiğimi okur görünüyorum; ama içimde çokça düşünüyorum eleştirileri ve bana yön verişlerini.

SanatLog: Lifle işlenmiş dans halindeki figürlerinizin birçoğunun öyküsü olduğundan bir söyleşinizde bahsetmişsiniz… Sizi en çok etkileyenlerden birini anlatabilir misiniz?

Fırat NeziroğluTezgah

Fırat Neziroğlu: Size anlatmak istediğim çalışmamın hikâyesinden öte, aldığım bir izleyici yorumu: 2002 yılında Sakatlık üzerine yaptığım “acıtan bacak” isimli çalışmamın yanında bir izleyici notu bulmuştum. “Bacağın acıması yeğdir yüreğin acımasına.” Bu yazı beni gerçekten daha çok düşünmeye iten bir eleştiri oldu.

SanatLog: Lif sanatının Türkiye’deki en iyi temsilcilerinden birisiniz. Açıkça söylemem gerekirse, her ne kadar sergilerinizi gezemesem de takip ettiğim kadarıyla, sizinle birlikte başta lif sanatının ve tasarımların bu kadar boyutlu ve ilginç olduğunu fark ettim… Peki, daha önceki yıllara göre ülkemizdeki “tasarım dünyası”nı nasıl değerlendirirsiniz?

Fırat Neziroğlu: Fakülteden mezun olduğum yıllar ve öncesinde Tekstil Tasarımcısının adı tekstil mühendisliği ve konfeksiyon ile birlikte anılıyordu. Ne işe yaradığımız konusunda genelde işverenlerin pek fikri yoktu. Düşünen ve karar veren kişiler olan tekstil tasarımcıları ne yazık ki ya taklit yapmaya ya da mühendislik çalışmalarına yönlendiriliyordu. Günümüzde tasarım ve tasarımcının önemi nihayet anlaşılmış durumda. Sanal dünyanın hayatımıza egemen olmasıyla birlikte artık her şey olası. İnsanları şok edemezseniz, yaptığınız iş hiçbir sonuca varmıyor. Dolayısıyla tasarımcının işi katlanarak zorlaşmaya devam ediyor.

Doğum

SanatLog: Lif, ilginç tasarımlarınızla birlikte başka bir boyut kazandı. Belki bildiklerimiz dışında pek çok “ilk” gerçekleştirdiniz. Lif sanatının bu gelişimini, daha doğrusu gösterilen ilgi bakımından, gerek ülkemizde gerek yurt dışındaki gelişimini nasıl değerlendirirsiniz?

Fırat Neziroğlu: Hepimiz gördüğümüz kadar tasarlıyoruz, üretiyoruz. İşimiz görmekle, yorumlamakla ilgili. Bütün ilgi alanlarımı birleştirip çalışmalarımı oluşturuyorum. Sadece gördüğüm doğallıktan etkileniyorum, yapılmış hiçbir şey bana ilham kaynağı olmuyor. Öğrencilerime de hep bunu öğütlüyorum. Bu yolda ilerledikçe yapılan eserler de, tasarımlar da bir ilk olma özelliği taşıyor.

Çalışmalarım 2009 yılından beri İtalya, Fransa, Arjantin ve İstanbul’da sergilenmekte. Gördüğüm kadarıyla kadim bir kültür ellerimizin altında dururken başka yollarda çıkış aramanın hiçbir gereği yok. Zaten gördüğü ilginin asıl nedeni; bu güne kadar büyüdüğüm topraklarda öğrendiğim gelenekler. En iyi bildiğim konu üzerinde yoğunlaşıyorum sadece. Böylece kültürümüzü tanımaya çalışan ülkelerde daha çok ilgi görüyorum.

SanatLog: 5 Aralık 2008′de İzmir Caz günleri kapanış konserinde, dokuma sanatı ile caz müziğini ilk kez bir araya getirdiniz. Gerçekten çok yaratıcı… Böyle bir kombinasyon oluşturmayı nasıl düşündünüz, size ilham veren neydi?

Fırat Neziroğlu: İzmir’de sanat sohbetleri yapabileceğiniz mekânlar var. Bu yerler kimi zaman girişlerinde duyduğunuz caz müziği ile karşılar sizi, kimi zaman körfeze batan güneşin ışıklarıyla. Böyle bir günde dostlarımla sohbet ederken, caz günleri kapanış konserinde disiplinler arası bir etkinlik yapalım diye bir fikir çıktı ortaya. Bu güne kadar dans ederek sahnedeydim. Bütün sanat görüşüm ilgi alanlarımı birleştirip, derdimi aktarmak. Özellikle uzun zamandır üzerinde düşündüğüm konu; plastik sanatlarda eser üretimi sırasında sanatçının yalnız oluşu. Bütün kararlar yalnızken alınıyor ve eserin gelişimi tamamen iç dünyamızda şekilleniyor. Oysa Sahne Sanatlarında eser seyirci ile yaşıyor, bütün kararlar ortak noktada hissediliyor. Dolayısıyla sahnede müzik eşliğinde dokuma performans gerçekleştiren ilk kişi olma ayrıcalığına sahip oldum.

SanatLog: 5 Şubat 2009 tarihinde İzmir Alsancak Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleşen, dokuma ve keçe tekniğini kullandığınız “Akıl Hastanesi” adlı projenizin tek kelimeyle harika olduğunu söyleyebilirim… Bu projenizin içeriğinden SanatLog okuyucuları için bahsedebilir misiniz?

Fırat Neziroğlu: Global dünya, yalnızlık, bireysellik, stres kavramlarının günümüzde artık sıradanlaştığını biliyoruz. Bir iç dökme fikri ile ortaya çıkan proje, aslında günlük yaşantıda sıkça karşılaştığımız nezaketten uzak irtibatların yarattığı küskünlük üzerine, bir düşüncenin görsele dönüşmüş halinden başka bir şey değil. Burada hazırladığım arkası dönük duvara işerkenki görüntümü oluşturan anahtar kelimeleri şöyle sıralayabilirim:

Neziroğlu

“İşemek – İç Dökmek”, “Arkanı Dönmek – Küsmek”, “İç Dökmek – Arkanı Dönmek”, “Gerçek Yüzünü Gizlemek”, “Sevilmeyi İstemek”, “Yan Yana İşemek – İzlenilmek”, “Yalnız Olmak - Ayakta Durmak” …. İhtiyaç…”

Neziroğlu 2

SanatLog: İstanbul, Londra, Paris, Roma, Münih, Como, Maniago’da birçok prestijli yarışmalara çalışmalarınız seçilmekle birlikte; Valcellina Award, Talente, Miniartextile gibi birçok uluslararası organizasyonda tasarımlarınız sergilendi. 25 Nisan’da Worl Textile Art Organization tarafından Arjantin’de düzenlenen Fiber Art Bienal’de sergilenen “Oyun Projesi” adlı serginizden genel hatlarıyla bahsedebilir misiniz?

Fırat Neziroğlu: “Oyun Projesi” ismi ile gerçekleştirdiğim bir dizi çalışmam dünya çapında oldukça ilgi gördü ve birçok galeri tarafından davet alıp yarışmalar kazandı. Burada işlediğim konu için temel başlıklarım şöyle:

İp Oyunu

“Batıda Aşk Hırstır, Beraberinde Hatayı Getirir; Doğuda Aşk Sabırdır İnce İnce İşlenir. Bir Yanda Kına Bir Yanda Kan Kırmızısı, Ortada İp Oyunu, İstanbul Köprüsü, Aynı Doğu, Aynı Batı, Aynı Köprü.”

“Mevlana’nın Hak’tan alıp halka vermesi mantığının bir sembolü olan, Sema Töreni sırasındaki mevlevilerin ellerinin pozisyonu, Beştaş oyunundaki form ile özdeşleştirilmiştir. Yukarı fırlatılan tek taş Hak’tan gelen ilham, aşağıda duran taşlar ise yeryüzü dağ-taş sembolünün bir göstergesidir. Malzeme olarak kullanılan keçe, Mevlevîlerin zaten kullandığı başlığın temel malzemesidir. Anadolu kültürünün zengin mozaiği bir Oyun Felsefesi üzerine tekrar yorumlanmaktadır.” Aşk ve dokunmak üzerine…

İtalya Como

SanatLog: Son olarak Lif tasarımı dışında gerçekleştirdiğiniz başka projeleriniz varsa, sakıncası yoksa bizim için paylaşabilir misiniz?

Fırat Neziroğlu: Bu aralar doğaya dönüşe verilen önem ve bu konuda yapılan bazen komik girişimler için hazırladığım “Pazar Yeri Projesi” üzerinde çalışıyorum. Pazarda satılan domates, biberler gibi çıplak pazarcılar ve çıplak alıcıları da tüm doğallığı ile işlediğim bir Pazar yeri üzerinde çalışıyorum :)

SanatLog: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz efendim…

Fırat Neziroğlu: Asıl ben teşekkür ederim.

Söyleşiyi Gerçekleştiren: Melike Karagül