Berfin Bahar Dergisi: 169. Sayı

Mart 12, 2012 by  
Filed under Deneme, Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Eleştiri, Sanat, Siir

Leave a Comment

Berfin Bahar 
Aylık Kültür ve Edebiyat Dergisi
Mart 2012 – 169. Sayı, 7 TL

Bu Sayıda:

Sunu / 4
Suha Bulut / Muhammed ve… Aristo’cu İslam Felsefesi Otopside
Otopsi Masası “Güneş Ülkesi” - Cerrah Campanella / 5
M. Demirel Babacanoğlu / Atatürk, Mehmed Akif ve Fikret / 19
Mehmet Genç / Yahya Kemal’in Atatürk’ten Aldığı Ders / 24
Mevlüt Kaplan / Dilci, Denemeci ve Eleştirmen Nurullah Ataç / 27
H. Hüseyin Yalvaç / Hey Gidi Avşarım, Öğretmenim, Devrimci Dostum!
Köy Enstitülerinin Yiğit Evladı Nebi Dadaloğlu
Sen de Terkettin Bizleri /34
/ Güle güle Nebi ağabey / 37
Refik Uğur / Dünya Emekçi Kadınlar Günü / 39
Sırrı Ataman / Kadının Falına Baktık - Yağmalanan Kadın / 40
Halit Payza / Heykel Cinayetleri / 53
Sanatçılar Girişimi… El Koydular / 59
Sanatçılar Girişimi Bildirisi / 60
Seyyit Nezir / Sanatçılar Girişimi umut veriyor mu? / 61

DENEME / ANLATI: Cazim Gürbüz 45 • Hakan Bilge 46 • Tansu Bele 49 • Bertan Onaran 51 • Erhan Tığlı 62 • Ezgi Fatma Açıkgöz 64 • Lütfi Kaleli 65 • Erdal Ateş 78 •

ÖYKÜLER: Celal İlhan 18 • Etem Oruç 31 • Ulus Fatih 38 • Sevim Yazar 43 • Behzat Baştürk 48 • Hıdır Dulkadir 66 •

ŞİİRLER: 9 • Damar Orhan Özgül 11 • 17 • İbrahim Eroğlu 23 • Güngör Gençay 29 • Ümit Öztürk 29 • Ömer Faruk Hatipoğlu 30 • İlker Gören 33 • H. Hüseyin Yalvaç 36 • İzzet Harun Akçay 41 • Canan Al 41 • İlyas Orak 47 • Erdinç Gültekin 52 • Burhan Mendi 54 • Evin Okçuoğlu 54 • Cihan Barış Budak 63 • Alpaslan Akdağ 67 • Velicem Yılmaz 69 • M. Güner Demiray 73 •

KİTAP: Kaan Turhan 68 • Dinçer Kaya 70 • Hasan Akarsu 71 • Rıfat Mertoğlu 72 • Rahim Gür 74 • Kapak Arkası 75 •

MÜZİK: Albümler Arasnda 79 •

HABER ETKİNLİK 80 •

RESİM: Cemil Altaylı 84 (Arka kapak) •

KAPAK FOTOĞRAFI: İsmet Arslan •

Kuşakların Çakışması

Mart 12, 2012 by  
Filed under Duyurular, Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

Leave a Comment

Fatih Üniversitesi Sanattaki Bilim Kulübü’nün düzenlediği  “Kuşakların Çakışması” adlı sergi Fatih Üniversitesi KLMN fuaye alanında 13 Mart Salı günü saat: 12.00’de açılacaktır. 13-16 Mart 2012 tarihleri arasında açık olacak sergide ŞULE ÖZKEÇECİ VE HİLAL ÖZKEÇECİ’NİN 41 eseri yer alacaktır.

Şule ÖZKEÇECİ geleneksel olarak adlandırılan klasik sanatlarımız alanında eserler vermektedir. Sergide tezhip, (minyatür), hat, ebru ve katı sanatlarından 20 parça çalışması yer alacak olan Şule Özkeçeci, 2000 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü’nü, 2004 yılında SDÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümünde Yüksek Lisans Programını tamamladı. Türkiye’de ve yurt dışında kişisel açtı, karma sergilere katıldı. Yurtiçi ve yurt dışında çeşitli etkinlikler çerçevesinde ve sempozyumlar bünyesinde bildiriler sundu, konferanslar verdi, çocuk ve kadınların eğitimi, gençlik sorunları konularında sivil toplum kurumlarında çeşitli sosyal faaliyetlerde bulundu, seminer ve eğitim programları düzenledi.  Sankad (Sanatçı Kadınlar Platformu) kurucu üyesi olan Şule Özkeçeci’nin; tezhip sanatını konu alan bir kitap çalışması, bazıları çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan makale, hikâye, şiir, deneme, anı türünde yazıları bulunmaktadır. Halen Fatih Üniversitesi’nde tezhip, minyatür, ebru dersleri ve çeşitli kurumlarda medeniyet ve tarihi dersleri vermekte, Türkiye’nin modernleşme sürecini toplumsal bir yaklaşımla ele aldığı bilimsel çalışmalarını ve sanatsal faaliyetlerini sürdürmektedir.

Sanatçının çalışmalarında öncelikli amacı; kendi toplumumuzun tarihten gelen zengin kültürel ve sanatsal birikimlerini, farklılıklarını tanıyıp bu kaynaktan esinlenerek eser verip sanatın güzelliklerini insanlarla paylaşmaktır. Diğer yandan yine bu kültürel mirastan beslenerek ve çağımızın özgün niteliklerini de göz önüne alarak, yaşadığımız dünyada insanlığın karşılaştığı olumsuzlukların ve sorunların giderilmesine katkıda bulunmaktır.

Bilimsel projelerde ödül alan ve Sultan Fatih Fen Lisesi’nden mezun olan Hilal ÖZKEÇECİ başarılı eğitiminin yanı sıra küçük yaşlardan itibaren özgün çizim ve resim çalışmaları yapmaktadır. Nisan 2007’de Inepo Ulusal Çevre Proje Olimpiyatları çerçevesinde ilk kişisel sergisini, Mayıs 2008’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde “Parça Tesirli Resimler” adlı 2. kişisel sergisini açtı. 6. Geleneksel Ümraniye Belediyesi Resim Yarışması’nda ve 9. Şefik Bursalı Resim Yarışması’nda birer eseri sergilenmeye layık görüldü. 

Sergide 21 çalışması bulunan ve tamamen özgün bir tarza sahip olan Özkeçeci’nin çalışmalarında çok zengin ve karmaşık bir ruh hali yansımaktadır. Yaşadığı çağın açmazlarını sorgulayan ve çözüm yolları konusunda tıkanan bazen bireysel çözümlerin yetersizliği ve tükenmişliği ile yüzyüze gelen insanın kaotik iç dünyasını anlatır. Bununla birlikte renklerindeki parlaklık, figürlerindeki çocuksu ifade ile tüm olumsuz şartlara rağmen inançlı bir zihinin ne kadar bunalırsa bunalsın çirkinlikler üretemeyeceğinin kanıtlar gibidir. Bu resimler güçlü, tereddütsüz çizgileri,  tüm mekânı kuşatan ana hatların içinde sonsuz ve inanılmaz zengin detayları ile izleyeni her bakışta bir başka dünyanın içine çeker. Anında gelişen ve hiç eskiz, taslak hazırlamadan direkt eseri üreten sanatçının çalışmaları bu derinlikli detayları ile klasik minyatürlerle bir yakınlık kurar.

Manouchehr Kouchak Pour - Çeşm-i Hüner

Mart 12, 2012 by  
Filed under Duyurular, Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

1 Comment

İRANLI SANATÇI MANOUCHEHR KOUCHAK POUR Çeşm-i Hüner Sergisi 13-30 Mart 2012 tarihleri arasında ’nde sanatseverlerle buluşuyor.

İbrahim Çeçen Vakfı tarafından sanatı ve sanatçıyı desteklemek amacıyla kurulan IC Galerisi Mart ayını İranlı sanatçıya ayırdı.

Vakıf Müdürü Dr. Meral Dinçer “ ‘Dünyadan İzlenimler’ konseptiyle; uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde, değişik ülkelerden sanatçıların koleksiyonlarını sergileyerek, hem Ankara’nın kültürel ve sosyal yaşamına katkı sağlamak; hem de farklı kültürlerden sanatçıların yapıtlarını yakından tanımak arzusuyla yola çıkan IC Sanat Galerisi, Mart ayında İranlı M. Kouchak Pour ağırlıyor” dedi.

IC Vakfı Sanat Galerisi Müdürü Dr. Meral Dinçer “1960 yılında İran’ın Gilan eyaleti Anzali kentinde doğan Manouchehr Kouchak Pour realist akımın resmin temeli olduğuna inanmaktadır. Klasik resmin bir matematiğe oturduğunu modern resim yapan ressamların öncelikle klasik resimde neler yapıldığını bilmesi gerektiğini düşünmektedir” dedi. Dr. Dinçer “Kouchak Pour renklerle oynayarak tuvallerde bambaşka düşler yaratmayı kendine mutluluk yolu görmektedir” diyerek ressamın halen çalışmalarına İstanbul’da devam ettiğini ifade etti.

Açılış Kokteyli: 13 Mart 2012 Salı, Saat: 18.00

Kızılırmak Sok. No: 31
Kızılay-Ankara
Tel: 417 82 64, 418 79 23
Fax: 417 82 96
e-mail: meral.dincer@icvakfi.org.tr
meraldincer@hotmail.com

İstanbul Modern-Rotterdam

Mart 12, 2012 by  
Filed under Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

Leave a Comment

İstanbul Modern’in koleksiyonundan bir seçki Boijmans Van Beuningen Müzesi’nde yer alıyor…

İstanbul Modern, Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı kutlamaları kapsamında Rotterdam’daki Boijmans Van Beuningen Müzesi’nde İstanbul Modern – Rotterdam sergisini açtı. 10 Mart - 3 Haziran tarihlerinde düzenlenen sergi, Türkiye çağdaş sanatının önemli örneklerini Avrupalı izleyiciyle buluşturuyor. Serginin 10 Mart’ta gece 02:00’ye kadar süren Rotterdam Müzeler Gecesi’nde gerçekleşen açılışına 14.102 kişi katıldı. Boijmans Van Beuningen Müzesi Direktörü Sjarel Ex’in evsahipliğinde yapılan sergi açılışında, sanatçılar Taner Ceylan, Nezaket Ekici, İnci Eviner, Balkan Naci İslimyeli, Sarkis, Hale Tenger, Canan Tolon, Fatma Tülin, Nil Yalter, sergi küratörü Levent Çalıkoğlu ve İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı bir araya geldi.

Sergi, 16 Şubat’ta İstanbul Modern’de açılan La La La İnsan Adımları: Boijmans Van Beuningen Müzesi Koleksiyonundan Bir Seçki sergisinin ardından, Boijmans Van Beuningen Müzesi ile yapılan işbirliğinin ikinci ayağını oluşturuyor.

Küratörlüğünü Levent Çalıkoğlu’nun yaptığı sergide, Ramazan Bayrakoğlu, Taner Ceylan, Nezaket Ekici, Ayşe Erkmen, İnci Eviner, Nilbar Güreş, Balkan Naci İslimyeli, :mentalKLİNİK, İrfan Önürmen, Sarkis, Hale Tenger, Canan Tolon, Fatma Tülin ve Nil Yalter’in yapıtları yer alıyor.

Serginin açılışında konuşma yapan İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Boijmans Van Beuningen Müzesi işbirliğiyle İstanbul Modern-Rotterdam sergisini gerçekleştirmekten mutluluk duyduklarını belirtti: “Ortaklaşa düzenlenen kültürel ve sanatsal etkinliklerin, Hollanda ve Türkiye arasındaki köklü ilişkilerin daha da güçlenmesine ve gelişmesine önemli bir katkısı olduğuna inanıyoruz. Gelecekte, kurumlar arasındaki yeni işbirlikleriyle bu kültürel paylaşımların çoğalmasını diliyoruz” dedi. Eczacıbaşı, İstanbul Modern’in koleksiyonunu oluştururken, Türk modern ve çağdaş yapıtlarına sahip çıkmayı, sanatçıların üretimlerine ve uluslararası işbirlikleri kurabilmelerine destek olmayı amaçladığını belirterek, “Yedi yıl boyunca çeşitli ülkelerde açtığımız değişik sergilerle görsel sanatlar alanındaki zenginliğimizi uluslararası ortamıyla paylaştık” dedi.

Boijmans Van Beuningen Müzesi Direktörü Sjarel Ex, her iki müzenin de bir liman kentinde bulunduğuna ve dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere evsahipliği yaptığına değinerek, sanatçı Sarkis’in iki müze arasındaki sergi değişimini sağlayan en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı ve özverili çalışmaları için iki müzeye de teşekkür etti.

İstanbul Modern–Rotterdam sergisi, İstanbul Modern’in 2009 yılından beri dünyanın önemli kentlerinde düzenlediği koleksiyon sergilerinin devamı niteliğini taşıyor. Sergi, İstanbul’u çağdaş sanatın merkezinde yeni bir kıta olarak tanımlarken 70’li yıllardan günümüze Türkiye’de çağdaş sanatın dönüşüm ve değişim dinamiklerini inceliyor. Sergide, İstanbul Modern koleksiyonuna yeni katılan Nilbar Güreş’in Soyunma, Sarkis’in Masumların Vitrayları ve Ramazan Bayrakoğlu’nun Yangın başlıklı çalışmaları yer alıyor.

Hayal, kimlik, beden ve onu kuşatan sosyal ve politik söylemler, mutlu gelecek vaatleri, şimdiki zamanın politik gerilimleri, görsel kültürün disiplinlerarası yapısı, yaşamın kutsanması gibi çağdaş dünyanın güncel temalarına odaklanan sergi, 14 sanatçının farklı dönem ve tarihlerde gerçekleştirdiği çalışmaların karşılaştığı bir saha oluşturuyor.

Levent Çalıkoğlu, serginin yeni bir kıta olarak İstanbul’un hem küresel sanat haritasındaki yerine vurgu yaptığını hem de İstanbul Modern olarak bu konuda aldıkları sorumluluğu hatırlatmak istediğini söylüyor: “2000’li yıllar global sanat haritasının yönlerden ve iktidar merkezlerinden arındığı bir süreç. İstanbul gibi köklü bir geçmişe, modern ve çağdaş bir kimliğe, farklı sosyokültürel katmanlara, sayısız güncel dinamiğe sahip bir kentin, yeni bir kıta gibi keşfedilmesine ve parıldamasına şaşmamalı. Bugün yaşadığımız başdöndürücü ilişki ve sergi trafiğinin en önemli mimarları şüphesiz sanatçılar. Uzun bir süre tek başlarına Batı’nın büyük sanat tarihi yazımına alternatif bir yaklaşımla cevap veren sanatçılarımızın göstermiş oldukları başarı tüm bu sürecin itici gücünü oluşturuyor. Biz de İstanbul Modern olarak 2000’li yılların İstanbul’unda tüm üretim ve tüketim ilişkilerinin alternatifi olarak sanata ev sahipliği yapıyoruz. Koruma, belgeleme ve sergilemenin ötesinde, sanatın yaşaması için maneviyatla donatılmış bir mekân duygusu sunmaya çalışıyoruz. İzleyici ile sanatçıların yollarının kesişme noktası olarak İstanbul Modern’i, sanatın güvenle yerleşebileceği bir yaşam alanı olarak tarif ediyoruz.”

Sergide, resimsel imgeyi var eden toplumsal ve kültürel kodları tekrar düşündürmeyi amaçlayan Ramazan Bayrakoğlu’nun, yok olma, tükenme ve anıların uçuculuğu gibi dramatik kavramları tek bir imgeye odaklayan 2010 tarihli Yangın adlı eseri bulunuyor.

Çağdaş Türk ressamları arasında fotogerçekçi üslubun en başarılı uygulayıcılarından biri olan Taner Ceylan ise Beyaz Fonda Alp adlı çalışmasıyla sergideki yerini alıyor. Ceylan’ın bu çalışması, ilk anda sanatçının fotogerçekçi tekniğine ters gibi görünüyor. Fakat bunun, iyi çekilmemiş bir fotoğraf ya da kasıtlı olarak bir fotoğrafın, tekniğine yabancılaşmadan deforme edilmiş, özgün bir ifadesi olduğunu düşündürtüyor.

Bir sanat öznesi olarak özellikle kadın bedeni çevresindeki söylemleri farklı yönlerden dile getiren, performanslarında bedenini bir araç olarak kullanan Nezaket Ekici, sergideki 2002 yapımı performansı Devinim İçinde Duygu ile bir odanın tüm yüzeylerini öperek coşkulu bir enerji yaratıyor, izleyiciyle yeni bir tür işbirliğine girerken, tutkularını, arzularını en yalın ve dürüst biçimde gösteriyor.

Projeleri ve enstalasyonlarında başka mekanlara ait nesneleri farklı bir bağlam içine oturtarak yeni anlamlar oluşturan Ayşe Erkmen, PFM–1 ve Diğerleri adlı çalışmasında en öldürücü silahlardan birini, gelip geçici bir MTV estetiğiyle sunarken trajikomik bir durum ortaya çıkartıyor.

Çalışmaları beden, kadın, kimlik ve tekinsizlik gibi kavramlar üzerine yoğunlaşan İnci Eviner’in sergideki Yeni Vatandaş adlı enstalasyonu, geleneksel temsile ilişkin yaklaşımlarımızı sorguluyor. Avrupa duvar kağıdı geleneği ile Osmanlı çinilerinin üzerine yerleştirilen bezemeleri karşı karşıya getiren çalışma, geleneğin görsel sözlüğünün politik anlamına ve içeriğine vurgu yapıyor.

Nilbar Güreş’in sergide yer alan son dönem çalışmalarından Soyunma ise erkek egemen bir toplumda, şehre göç etmiş, farklı hayat tarzları arasında sıkışmış kadının kendine ait dar alanlarda yarattığı özgürleşme ve direniş hallerini konu ediniyor.

Eserlerinde cinsiyet, halk gelenekleri, bellek, iletişim ve Türkiye’deki  bireysel ve kültürel kimlik gibi temel konuları ele alan Balkan Naci İslimyeli sergideki Deli Gömleği adlı eserinde izleyiciyi günümüz Türkiyesinin ve onun çağdaş dünyadaki yerinin kültürel karmaşıklığı içindeki konumunu gözden geçirmeye zorluyor.

1998 yılında sanatçı Yasemin Baydar (1972) ve Birol Demir (1967) tarafından kurulan ve ses, eylem, nesne, yazı ve form gibi birçok araçla güncel gerçekliğe işaret ederek, tüketim ve üretim alışkanlıklarımızı yeniden yorumlayan :mentalKLİNİK, sergideki çalışması Sliver’da minimal sanatın indirgemeci estetiğinin sınırında ve karşısında, çokluğun ve tedirginliğin izlerini taşıyan 21. yüzyıl estetiğini yaratıyor.

1990’ların ortasından itibaren figür resmine yeni alternatifler getiren ve çalışmalarında modern kent kültürüne ait bireyin yaşam tarzını sorgulayan İrfan Önürmen sergideki Odada adlı yapıtında farklı derinlik katmanlarıyla üç boyutluluk yanılsaması yaratıyor ve oluşturduğu donuk atmosferle iki insan arasındaki ilişkiye dramatik bir hava katıyor.

Çalışmalarında zamanı, kültürü, disiplinleri ve insanları birbirleriyle ilişkilendirmeyi seven, sanatının merkezine “bellek” ve “anı” gibi kavramları yerleştiren çok yönlü sanatçı Sarkis,  Masumların Vitrayları (Prototip) adlı 10 adet vitraydan oluşan çalışmasında, J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi romanındaki karakterlere yeniden hayat veriyor. “Bugünün canavarları” olarak tekrardan doğan bu figürler, tarihsel efsaneleri güncel bir sözlük üzerinden yeniden var ediyor.

Aidiyet, kimlik, modernleşmenin yıkımları, iktidar karşısında varoluş ve ayrımcılık gibi temaları ele alan Hale Tenger, Beyrut adlı videosunda, 2005 yılında Refik Hariri’nin ölümüne yol açan bombalı suikastın gerçekleştirildiği otelin pencerelerini gösteriyor.

Çevreye karşı gösterdiğimiz duyarsızlık, kültürün hapsettiği doğanın yitirilişi, bozulması ve çürümesi gibi temaları işleyen Canan Tolon, soyut dönem resimlerinden olan Arıza I/Glitch I adlı çalışmasında, dijital teknolojiler karşısında kendisine yepyeni savunma mekanizmaları geliştiren algı sisteminin nasıl çalıştığını sorunsallaştırıyor.

Fatma Tülin sergideki Nü adlı eserinde, göreceli olarak toplumların eğilimlerine ve inançlarına göre farklı şekillerde olsa da her toplum için sorun teşkil eden kadın gövdesine aslolan haliyle bakıyor. Yeri geldiğinde ticari amaçla kullanılan, çoğu zaman da şiddet odağı haline gelen kadın gövdesine bir doğallık olarak yer veriyor.

Nil Yalter’in sergideki Başsız Kadın ya da Göbek Dansı adlı 1974 tarihli videosu ise hem Türkiye’nin ilk videosu hem de Fransız video sanat tarihinin kilometre taşlarından biri. Nil Yalter videoda, erkeklerin oryantalist fantezileriyle kadınların bedensel özgürlük taleplerini yan yana koyuyor.

p style=”text-align: justify;”

Aydın Belediyesi Emekçi Kadınlar Günü Etkinlikleri

Leave a Comment

Aydın Belediyesi ve Aydın Kent Konseyi Kadın Meclisi, bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamalarını üç gün boyunca halkın yoğun katılımının sağlandığı etkinliklerle kutladı.

Forum Aydın Zeytin Meydanı’nda başlayan etkinliğe Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Şefika Çoban, Belediye Meclis Üyeleri Altan Güney, Sümran Ünal, Aydın Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Türkan Selek ve kadın meclisi üyeleri katıldı Pınar Taşdöner, Burçin Çil, Rüştü Uzkut’un “Türkülerimiz” adlı mini konserinde söylenen türküler büyük beğeni topladı.  Konserden sonra Aydın Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Kent Konseyi Kadın Meclisi üyeleri, Adnan Menderes Üniversitesi öğrencilerinin birlikte hazırladığı “Kadına Yönelik Şiddet” konulu drama gösterisi izleyicilerden büyük alkış aldı.

Kadına şiddetin günümüzün en önemli sorunu olduğunu belirten Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında yapılan etkinliklere katkı sunan ve çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkür etti.

8 Mart Perşembe günü, kutlamalar Hükümet Konağı önündeki Atatürk Anıtına saat 11:30’da çelenk konulması ile başlandı.  Saat 14:00’de ADÜ TURK MSIC tarafından Adnan Menderes Üniversitesindeki kadın hastalar ziyaret edildi. 8 Mart günü etkinlikleri saat 20:00’de Aydın Belediyesi Türk Halk ve Müziği korolarının Şükran Güngör sahnesinde verdiği konserle tamamlandı.

9 Mart Cuma günü son gün etkinlikleri ise saat 14.00’daki , Kadın Meclisi üyeleri ve ADÜ TURK MSIC tarafından Şükran Güngör sahnesinde sergilenen” Kadına Yönelik Şiddet” isimli drama ile başladı. Saat 15.00’de Ayşe Sucu’nun konuşmacı olarak katıldığı “İslam’da Kadın ve Şiddet” isimli söyleşi Şükran Güngör Sahnesinde vatandaşlar tarafından yoğun bir ilgi gördü.

Aydın Belediyesi Şehir Tiyatroları olarak, bu anlamlı güne sanatsal bir katkı sundukları için çok mutlu olduklarını belirten ABŞT genel sanat yönetmeni Serkan Fırtına, tiyatronun izleyen değil hayata müdahale eden bir sanat olduğunu ve toplumsal sorunları en can alıcı noktasından yakalayıp seyirciyi bununla yüzleştirebildiğini sözlerine ekledi.

Sonraki Sayfa »