Beklenmeyen Bir Sürpriz: Geoffrey Gurrumul Yunupingu
Şubat 20, 2010 by admin
Filed under Dünya Müziği, Gösteriler & Topluluklar, Manşet, Müzik, Müzik Albümleri, Müzisyen Biyografileri, Sanat
Bazı albümleri alır almaz dinleme imkânınız olmaz ve arşivinizin olması gereken yerine bırakıp unutursunuz. Bu unutma süreci çok uzun veya kısa olabilir, bu tamamıyla dış etkenlere bağlı bir durum. Bu etkenler televizyonda gördüğünüz bir klip veya haber, sokakları arşınlarken kulağınıza sürekli takılan bir melodi veya bir arkadaşınızın size tavsiyesi üzerine değişimsel gelişim gösterebilir.
Elime Avustralyalı bir Aborjin olan Geoffrey Gurrumul Yunupingu’nun albümü geçince açıkçası ilk başta bir ürktüm, zira albümün kapağında kör bir Aborjin adamın oldukça kasvetli bir biçimde fotoğraflanmış yüzü vardı. Gözlerine yansıtılan karanlığın elbette bir anlamı ve amacı vardı ama bu nedense albümü bir yana bırakmama neden oldu; daha kaldırabileceğim bir dönemde dinlemek üzere. Sonra özellikle internette üye olduğum birçok Dünya Müziği kurumundan Gurrumul hakkında yazılar okumaya başlayınca, bıraktığım yerde hafif tozlanmış bu çalışmayı artık dinleme zamanı geldiğini fark ettim.
İlk dinlediğimde tatlı, kendini sevdiren bir vokal ile karşılaştım, akustik bas ve gitar ile eşlik edilen bu ses beni büyülemedi ancak içimde bir huzur yarattı; özellikle albümün kasvetli kapağından sonra. Araya serpiştirilen orkestra yaylı takviyeleri ve arka vokaller dinlediğim müziğin bir ayrıcalığını yansıtmasa bile hoş dokunuşları ile aklımda bir yer edinmeyi başardı. Ancak şu bir gerçek ki Batı Afrika veya Doğu Avrupa’dan gelen başarılı bir Dünya Müziği çalışması gibi beni yerimden sarsacak kadar büyülemedi. Ancak bu arada Elcho Adası’nda doğan 1970’li Gurrumul’un adı benim görüşlerimin aksine katlanarak ortalıkta fazlasıyla görülmeye ve duyulmaya başladı. Vardı bu sanatçıda bir iş, hadi hayırlısı… Kolları sıvayıp, önyargılarımı tekmeleyerek, daha derinliklere dalarak Geoffrey Gurrumul Yunupingu’yu tanımaya karar verdim, onu tanıdıkça sevdim, müziğine bağlandım ve onu anladım. Neden bu sanatçının çevresinden seslerin yükseldiğini hakkıyla hazmettim.
Doğuştan kör olan sanatçı basından takip ettiğim kadarıyla pek fazla konuşkan bir kişiliğe sahip değil, zaten çok az İngilizce biliyor. Kendi adına ağırlıkta konuşan ve ön plana çıkan kişi aynı zamanda albümün de yapımcısı olan, Gurrumul ile sahneyi basgitarı ile paylaşan Michael Hohnen. Hohnen’in anlattıklarına göre Gurrumul tüm müziksel geçmişini kabilesindeki önemli şahsiyetlerden almış. Kendisine yüzyıllar boyunca bir jenerasyondan diğerine geçen müziksel kültürleri aktaran kabile büyükleri Gurrumul’un müzik gelişiminde birebir rol oynamış. Bunun sonucu olarak sanatçı kendi müziğini besteleyip icra etmenin yanı sıra davul, klavye, gitar ve yerel enstrüman didgeridoo çalmayı öğrenmiş. Ancak asıl önemli faktör dinledikçe içinize sinen ve önyargıları yıkan sesi.
Müziğinde Avustralya’nın ulaşılması zor (en yakın ana şehir yaklaşık 600 km uzaklıkta) Kuzey sahillerine yakın bir adada var olan Aborjin toplumunda büyümenin güzelliklerinin yanı sıra sıkıntıları dile getiren Gurrumul, aynı zamanda kör doğmak ile nasıl kendince barışık olduğunu ve Yolngu halkının gündelik yaşantısını müziği ile bizlere ulaştırıyor.
Aslında Dünya Müziği platformu Yolngu halkının müziğine çok da yabancı değil, zira Yunupingu’nun akrabaları tarafından kurulan Yothu Yindi ve George Burarrwanga öncülüğündeki Warumpi Band, her ikisi de Elcho Adası menşeli ekipler. Bu ekipleri Yunupingu’nun müziğinden ayrıştıran en önemli unsur politik olmaları, Yunupingu ise tek başına kendi halinde politikadan ırak bir akıntıda süzülüyor.
Yunupingu kendisi zaten yedi yılını Yothu Yindi ekibi içerisinde çalarak ve turneye katılarak geçirdi ancak körlüğü ne yazık ki bu kadar yoğun turne programına elvermediği için bu müzik birlikteliğinden ayrılmak zorunda kaldı. Ne yazık ki Yunupingu’nun kendisine yol gösterecek bir köpeği yok, onun bu karanlık yolculuktaki rehberi sadece elindeki asası. Bu yoğunluktan kendini kurtaran sanatçı yaklaşık on üç yıl önce büyüdüğü topraklara tam zamanlı yaşamak üzere geri döndü. Solo kariyerine atılmadan önce Saltwater Band adlı ufak bir grup kurarak iki albüm yayınladı. Albümler beğenilmesine beğenildi ama sınırları aşacak bir kapasiteye sahip olamadı. Yunupingu solo sanatçısı olarak kariyerini sürdürmekte olsa bile bu grubuna nokta koymadı ve yakın gelecekte Saltwater Band’den bir yeni çalışmanın da geleceğini burada müjdeleyebiliriz.
Yaklaşık üç ay önce piyasaya çıkan, hayatının 37. yılını yaşamakta olan sanatçının ilk solo çalışması ender bir görüngü olma yolunda. Zira ilk defa bir Aborjin sanatçı kitlesel akımın dalgalarında batmadan yüzmekte. “Gurrumul” öncelikle iTunes Avustralya listelerinde birinci sıraya kadar yükselmenin başarısını tattı ve bir Dünya Müziği sanatçısı olarak çok ilginçtir ki Mariah Carey ile listelerde aşık attı. Bu başarı öyle küçümsenecek boyutta değil zira albümde iki parçanın haricinde hepsi yerel Yolngu diyalektinde ve hepsi popülist akımın uzaylı olduğu geleneksel ritimlerin yeni yorumları.
“Gurrumul” albümünde, anadili İngilizce olmayan Yunupingu kesintisiz gitar ritimlerini kırılgan ancak bir o kadar da kuvvetli pürüzsüz vokalleri ile harmanlıyor. Arka fonda arada sırada kendini duyuran bir çift basın ve sessiz bir orkestranın haricinde başka bir şey yok. Sonuç temiz, algılanabilir ve birkaç dinlemeden sonra akıllarda çınlamasını uzun süre sürdüren ritimsel amalgam. Kendine özgü bir stili olan sanatçı, halkının müziksel geleneklerini modernliğe ve ulaşılabilirliğe taşıyor. Bunu yaparken de kendi sanatının derinliğini ve yansımalarını koruyor.
Müziği saflığı kavrayıcı bir özelliğe haiz ve dinleyeni bırakmayacak nitelikte. Adasında solak gitar bulunması imkânsız olduğundan normal gitarı aşağı yukarı çalan Yunupingu’nun hiç şüphesiz çevresinde yarattığı atmosfer inanılmaz.
Aslında müzik, ya sizi ilk dinleyişte kavrar ya da zamanla içinize siner. Normalde ikinci tercih benim için daha önemli zira her zaman söz konusu çalışmanın daha kalıcı olmasını sağlar. Gurrumul’un müziği kesinlikle çarpıcı değil ama içerdiği ritimsel harmanlamaların akışı ve dinleyeni kavrayışı çok başarılı. Albümü ülkemizde görmemiz açıkçası imkânsız zira bu kadar bilinmeyen bir sanatçı ve özellikle müziği bizim pazarlama ofislerimizin algılaması kimse kusura bakmasın ama imkânsız, ancak sağ olsun internet var ve onun sayesinde özellikle Dünya Müziği tarzına giren ender müziklere daha bir kolay ulaşabilir olduk.
Gurrumul kendi halinde bir yerel Avustralyalı ama yaptığı bu ilk albüm kendisine Amazon.com sitesinde Dünya Müziği/folk kategorisinde Bob Dylan’ın yeni çalışmasının yanında bir yer edindi. Elbette bu resmi bir liste değil ama benim için önemli zira müzik piyasasından birebir etkilenmeyen, sadece alıcıların talepleri doğrultusunda belirlenen bir liste olması Gurrumul’un çalışmasında ne kadar başarılı olduğunun kanıtı. Gurrumul kendisinden daha çok söz ettirecek gibi…
Parça Listesi:
Wiyathul
Djarimirr
Bapa
Gurrumul History (I was born blind)
Marrandil
Marwurrumburr
Galiku
Baywara
Gathu Mawula
Galupa
Wirrpanu
Wukun
Yazan: Zekeriya S. Şen
muzik@tikabasamuzik.com
Borusan Müzik Evi Arpist Şirin Pancaroğlu’nu Konuk Ediyor
Şubat 10, 2010 by admin
Filed under Arp Sanatı, Arpistler, Duyurular, Etkinlik Cetveli, Gösteriler & Topluluklar, Klasik Müzik, Konser, Müzik, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Türk Sanatçılar, Virtüözler
Şirin Pancaroğlu, farklı bir repertuvar ile, 11 Şubat Perşembe, saat 19:30’da, Borusan Müzik Evi’nde, İstanbullu müzikseverleri buluşturuyor.
Şirin Pancaroğlu
Türkiye’nin en tanınmış uluslararası arp sanatçısı olan Şirin Pancaroğlu, arpın alışılageldik romantizminin ötesinde her türlü müzikal düşünceyi ifade edebilecek güçlü bir çalgı olduğunu göstererek, yorum yeteneği ve çok yönlü müzisyen kişiliği ile dünya müzik sahnelerinde kendine has ayrı bir yer edinmiştir.
Pancaroğlu, bugüne kadar konserlerinde günümüz müziğinin yeni açılımlarına ve farklı coğrafyaların geleneksel müziklerine düzenli olarak yer vermektedir. Bu bağlamda, Şirin Pancaroğlu, günümüz bestecilerinin kendisi için yazdığı yapıtları arp repertuvarına kazandırdığı gibi, arpla daha önce denenmemiş değişik buluşmalara da kapı açmıştır. The Washington Post’un 1993’te Fransız arp müziğine yer verdiği bir solo resitalin sonrasında “uluslararası kalibrede büyük bir yetenek” olarak övdüğü Pancaroğlu, seçkin konser mekanlarında dünyaca ünlü birçok değerli müzisyen ile beraber solist olarak çaldı. Yurtiçi ve yurtdışında pek çok festivale katılan sanatçı, kariyerinin yanısıra eğitmenliğe de önem vererek çalgısını ülkemizde yaygınlaştırmak amacıyla 2004 yılında küçük mandallı arpların Türkiye’de ilk kez kullanıldığı bir ilköğretim programını hayata geçirdi. Küçük arpların Türkiye’ye getirilmesinde öncü bir rol oynayan Pancaroğlu, bu çalgıyı çok sayıda evin ve hayatın içine sokarak arpı görünür kıldı. 2007 yılında arp eğitimini daha genişletmek ve geliştirmek amacıyla Arp Sanatı Derneğini kuran Pancaroğlu’nun “Hasret Bağı”, “Kuyruklu Yıldız Altında”, “Barokarp” ve “Telveten’’ başlıklı dört albümü bulunmaktadır.
Bugünlerde 30. sanat yılını kutlamaya hazırlanan Şirin Pancaroğlu, aralarında A.B.D.’de Kennedy Center ve Wolf Trap, Japonya’da Takemitsu Memorial Hall, İsveç’de Konserthuset, Kore’de Sejong Cultural Arts Center’ın da bulunduğu seçkin salonlarda ve Tokyo Senfoni Orkestrası, Avrupa Birliği Oda Orkestrası, Memphis Senfoni Orkestrası, Washington Chamber Symphony gibi orkestralar eşliğinde konserler verdi. Sanatçı, Fransa’da Berlioz, Trièves ve Chirens Festivalleri ile Villeveyrac Müzik Haftalarında; ABD’de Millenium Stage, Imagine New Music Festival, Ebb and Flow Arts Festivallerinde; Festival del Centro Historico de la Cuidad de Mexico, Uluslararası Belgrad Arp Festivali ve Kuzey Kıbrıs Bellapais Uluslararası Müzik Festivali ve Festival de Printemps des Arts’ta yer aldı.
Biletler Biletix’den ve mekandan temin edilebilir.
Borusan Müzik Evi – gişe tel: 0212 336 3280
http://www.borusanmuzikevi.com/
Şirin Pancaroğlu -Arp Resitali- Program
Prelüd ve Tokkata – Georg Friderich Handel
Si Minör Fransız Süiti no. 3, BWV 814 – Johann Sebastian Bach
Allemande
Courante
Sarabande
Anglaise
Menuet; Trio
Gigue
Koral Melodisi: Johann Sebastian Bach
“Wachet auf, ruft uns die Stimme”, BWV 645
(Uyanın diye haykırıyor bize O ses)
Tema ve Çeşitlemeler – Pierre Sancan
Une Chatelaine en sa tour op.110 – Gabriel Fauré
Malagueña Isaac Albéniz
Asturias Isaac Albéniz
SanatLog Haber
Müziğin Ustaları Jazz Stop’ta Bir Araya Geliyor!
Şubat 9, 2010 by admin
Filed under Etkinlik Cetveli, Gösteriler & Topluluklar, Müzik, Türk Sanatçılar
Müzikseverler 10 Şubat Çarşamba akşamı Beyoğlu Jazz Stop’ta Yalçın Akyıldız & Mengü Arslanoğlu eşliğinde notaların en özgür hali ile buluşacak…
Yalçın Akyıldız ile Mengü Arslanoğlu Jazz Stop’ta gerçekleştirecekleri performanslarında ikilinin ortak çalışması olan “Rüya” albümünden parçalara yer verecekler. Gidecek Yerim mi Var’, ‘Aşk-ı Kıyamet’ ve ‘Neyleyim’ gibi Emre Altuğ tarafından seslendirilmiş beş şarkıdan ‘Gidecek Yerim mi Var’ ikilinin ortak bestesi olup diğer besteler Akyıldız’a ait. Akyıldız ve Arslanoğlu bu özel gecede müzikseverlere bu şarkıları “sahibinin sesinden” dinletecek.
Yalçın Akyıldız ve Mengü Arslanoğlu’na müziğin ustaları; trompet & flugelhornda Şenova Ülker, basta İsmail Soyberk, davulda Bülent Ay, klavyede ise Burak Bedikyan’ın eşlik edeceği bu eşsiz performansı kaçırmayın!
Tarih: 10 Şubat Çarşamba
Yer: Jazz Stop Beyoğlu // Büyükparmakkapı sokak sonu Tel sok. No: 5 Beyoğlu
Saat: 22:00
Jazz Stop
http://www.jazzstop.com/
Büyükparmakkapı sokak sonu Tel sok. No: 5 Beyoğlu
SanatLog Haber
Etran Finatawa: Çöl Sükûnetinden Yükselen Nağmeler
Ocak 22, 2010 by admin
Filed under Dünya Müziği, Gösteriler & Topluluklar, Manşet, Müzik, Müzik Albümleri, Sanat
2004 yılında kurulan, “Geleneğin Yıldızları” anlamına gelen Etran Finatawa dünyada Nijer’den gelen Wodaabe (yüzlerindeki çizgisel boyama stilleri ile tanınıyor) ve Tuareg (Çöl Gezginleri olarak dünya çapında tanınan kabile) kültürlerini birleştiren tek grup. Özgün çok sesli ve büyüleyici perküsyon ritimleri ile müziğe inanılmaz bir coşkunluk katan Wodaabe kültürü, Tuareg ritimleri ile birleşince ortaya aşina olunmayan zenginlikte harmanlama çıkıyor. Göçebe deneyimlerine ve ortak kültürlerine dayanan iki kabile, birlikte çöl blues, dolgun akustik perküsyon ve etkileyici melodiler çıkıyor.
2009’da Ertan Finatawa’nın Avrupa Turnesi süresince kaydedilen “Tarkat Tajje” (Hadi Gidelim) çok farklı bir ritimsel oyuğa sokulan olgun vokaller ve sofistike sözler ile bezenmiş bir oluşum. Yok olma tehdidi altında olan kültürlerini özgün bir dilde hem ritimsel hem de fikirsel olarak sunan grup, ilk albümlerinde tanıştırdıkları göçebe kültürünün şimdi sorunlarına parmak basıyor. Toplumlarının gerçeklerini ve sosyal gerçeklerini dile getiren Ertan Finatawa yeni bir filozofik yaklaşımla dinleyene sokuluyor. Kültürel değişimlerden ciddi yara alan toplumlarının derin sorunlarını insan olarak dile getiren bu müzisyen göçebeler aynı zamanda elçilik görevini de üstleniyor.
Alhousseini tarafından bestelenen ‘Aitma’ (Kardeş) adlı parça tüm ırklardan, uluslardan ve toplumlardan gelen insanoğluna bir çağrı; farklılıklarınızdan öte benzerliklerinize sahip çıkın. ‘Kalamoujar’ adlı parçada ise ekip fikirleri için sonuna kadar savaş veren bireyleri onurlandırıyor. Bir başka politik parça olan ‘Ummee Ndaaren’ (Doğru Olan Şey İçin Diren ve Peşini Bırakma) Bagui’nin kendi toplumunda birebir yaşadığı bir tecrübe üzerine bestelenmiş ve kısaca yanlış bir lider seçilince halkın sessiz kalmamasını öneriyor. Evet, konular aslına bakarsanız oldukça basit ve sade belkide bizim dünyamızın açısından; ancak unutulmamalı ki Nijer’den konuşuyoruz ve bu tür açmazlar orada çok önemle ele alınıyor.
‘Diam Walla’ (Su Yok) her ne kadar küresel ısınma hakkında sinyaller verse bile aslında yerel çöl halkının artan sıcaklıklar yüzünden yaşadığı ve daha ciddi yaşayabileceği sıkıntıları dile getiriyor. Tamaşek dilinde orman anlamına gelen ‘Gourma’ adlı parçada göçebeler soğuk ayları geçirdikleri ortamlarına geri çağrılıyor.
“Tarkat Tajje” bir beyannameden çok daha önemli bir duruşa sahip. Küresel algılama ve sorumluluğa seslenen çalışma, Nijer’den yükselen tüm dünyayı hâkimiyetine almaya çalışan yöneticilere savrulan bir uyarı dilekçesi. Albümdeki ‘Imuzaran’ adlı parçada da ifade edildiği üzere:
“Dünyayı yöneten sizler, harcadığınız her gün etrafınızdaki çocukların, kadınların ve erkeklerin yakarışını duyun.”
Çöl blues markasının en iyi ürünlerinden biri, pek çok popüler ekipten daha fazla hayrana sahip olan Ertan Finatawa, nispeten hayat olmadığına inanılan çöllerden kopup gelen, fazlasıyla yaşam dolup taşan müziksel bir deneyim.
Parça Listesi:
Aitimani
Diam Walla
Aitma
Ndiiren
Gourma
Daandé
Duuniyaaru Dillii
Imuzaran
Ummee Ndaaren
Kalamoujar
Sanatçı: ETRAN FINATAWA
Albüm Adı: Tarkat Tajje/Let’s Go!
Müzik Şirketi: Riverboat Records
Çıkış Tarihi: 15 Mart, 2010
Katalog No: TUGCD1055
Barkot: 605633005523
Yazan: Zekeriya S. Şen
muzik@tikabasamuzik.com
Okay Temiz’den “Ritmin Günü” Konseri – 5 Şubat’ta Cemal Reşit Rey’de
Ocak 20, 2010 by admin
Filed under Etkinlik Cetveli, Gösteriler & Topluluklar, Konser, Müzik, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Virtüözler
Okay Temiz, dünyaca tanınan büyük ritim ustalarını, 5 Şubat Cuma, saat 20:00’de, Cemal Reşit Rey Konser Salonunda, İstanbullu müzikseverlerle buluşturuyor.
OKAY TEMİZ’DEN 8. “RİTMİN GÜNÜ” KONSERİ
Karnataka College of Percussion Grubu featuring Ramamani (vokal), Harald Swensson (Piyano), Yamar Thiam (Talking Drum), Ahmet Özden (zurna), Burcu Karadağ (Ney) Çağdaş Oruç ( Sax ) Rüstem Çembeli (asma davul), Ebru Ayarcı (Djembe), Tom Camidge (Djembe), ALGO-RİTMO Perküsyon Grubu, 80 kişilik “Okay Temiz Ritim Atölyesi” ve birçok usta müzisyen aynı sahnede…
2002 yılından itibaren her yıl usta müzisyen Okay Temiz’in doğum gününde gerçekleşen “Ritmin Günü” konseri, bu yıl sekizinci yılını dünyaca tanınmış ritim ustalarıyla kutluyor. 5 Şubat Cuma, saat 20:00’de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin katkılarıyla, Dap Yapı’nın sponsorluğunda, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak konserin biletleri Biletix’den satılmakta.
Her yıl geleneksel olarak yapılan “Ritmin Günü” konseri, dünyanın usta ritimcilerini ve farklı müzik çevrelerini biraraya getirerek dünya ritimlerinin buluştuğu coşkulu bir müzik şöleni ve ritim festivaline dönüştürmekte.
Yurtdışında uzun yıllar yaşayarak sayısız konser ve albüme imza atan ve ardından 1998’de Türkiye’ye dönen uluslararası müzik yıldızlarımızın başında gelen vurmalı çalgılar ustası Okay Temiz; Hindistan’dan Senegal’e, İngiltere’den Küba’ya ve de Türkiye’ye dünyaca ünlü virtüöz sanatçıların katılımıyla dünya ritimlerini İstanbul’da buluşturmaya devam ediyor. Farklı kültürlerin ve ritimlerin buluştuğu bu etkinlik ve workshoplar ile sanatın evrensel değerlerini müziğin birleştirici gücüyle buluşturarak bugüne kadar dünya çapında birçok önemli yıldızı ülkemizde konuk eden konserler çok renkli görüntülere ve performanslara sahne olmakta.
Bugüne kadar dünyaca ünlü birçok değerli müzisyen ve grubu, ritme meraklı müzikseverleri buluşturan etkinlik, dünyada ritmin babaları olarak nitelendirilen çok değerli usta müzisyenleri İstanbullu müzikseverler ile buluşturdu.
8. “Ritmin Günü” konserinde Okay Temiz (Percussion), Hindistan’ın en önemli Perküsyon Grubu olan Karnataka College of Percussion ve benzersiz doğaçlama kadın vokal tekniğine sahip lideri, en önemli eğitmeni ve parlak bestecisi Ramamani yer alıyor. Özellikle doğaçlama türünde, son derece karışık bir teknik sunuma sahip vokaliyle, geleneksel Konnakol adı verilen perküsyon vokal dilinde harikalar yaratan Ramamani, aynı zamanda iki farklı şekilde, çok ender rastlanan bir üslup ile bestelerinde ritmik dönüşleri başarıyla gerçekleştiriyor. Ramamani, dünyada hem yerel hem de uluslararası jazz gruplarıyla performanslar gerçekleştiren ilk Karnatik vokalistlerden olmasıyla dikkati çekmekte. Senegal’den Konuşan Davul ustası Yamar Thiam, İsveç’ten Harald Swensson (Piano), ayrıca Ahmet Özden (Zurna), Rüstem Çembeli (Asma Davul), Ebru Ayarcı (Djembe), Tom Camidge (Djembe), Algo-Ritmo Perküsyon Grubu ve 80 kişilik Okay Temiz Ritim Atölyesi öğrencisi sahne alacaklar.
Gecenin ilk bölümünde ayrıca konuk olarak Ebru Ayarcı liderliğindeki ALGO-RİTMO perküsyon grubu Afrika ritimleriyle izleyenleri coşturmak için sahne alıyor…
Farklı kültürler, farklı yaşamlar ortak bir dilde, ortak bir şölende, RİTİM’de buluşacak. Dünyanın her yerinden gelen müziğin ritimleri ile jazz tınılarının buluşması, ustaların ilginç sahne şovlarıyla seyircilere unutulmaz anlar yaşatacak.
Dünyada ilk kez Okay Temiz’in önderliğinde İstanbul’da aynı sahnede yer alacak ritim üstadlarını izlemek ve kış mevsiminin getirdiği rehaveti atıp enerji toplamak isteyen İstanbul’ular için kaçırılmaz bir etkinlik fırsatı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin katkılarıyla ve Dap Yapı’nın sponsorluğuyla 5 Şubat Cuma, saat 20.00’de CRR’de, Okay Temiz’in liderliğinde ritim şöleninde görüşmek üzere…..
Biletler Biletix’ten ve CRR’den temin edinilebilir. Biletix: 0216 – 556 9800
Konser Mekanı: Cemal Reşit Rey Konser Salonu: 0212- 232 9830
Şule Uslutekin, SU +PR
0532-506 0193, 0212-240 2079
Okay Temiz Ritim Atölyesi
SanatLog Haber









