Anasayfa / Sinema / Modern Klasikler

Modern Klasikler

White Dog (1982, Samuel Fuller)

Hayatının son yılları çileli geçmiş Amerikan aktris Jean Seberg ve kocası yazar Romain Gary’nin tanık olduğu ilginç bir ırkçı köpek vakası, Gary’nin otobiyografik romanına konu olunca Paramount’un filme çekilebilecek romanları bulup raporlama uzmanlarının da ilgisini çeken White Dog, sinema tarihinin en ilginç kaderlerinden birine sahip tartışmasız kült bir yapımı oldu. ...

Devamı »

120 Maddede Alfred Hitchcock ve Filmleri

1-Tam adı Alfred Joseph Hitchcock’tur. 1899’da İngiltere doğmuş, 1980’de ABD’de ölmüştür. 2-Sinemaya girmeden önce yalnızca Henley telgraf şirketinde tekniker olarak çalışmıştır. 3-Hayatı boyunca yalnızca bir kadınla birlikte olmuştur. O da ölümüne kadar evli kaldığı Alma Reville’dir. 4-Hitchcock çiftinin tek çocuğu olan Patricia Hitchcock, ustanın Stage Fright/Sahne Korkusu, Strangers On A ...

Devamı »

Kuzuların Sessizliği ve Kamera-Seyirci İlişkisi

The Silence of the Lambs/Kuzuların Sessizliği’nin (1991) önce kitabını okuyup hemen ardından filmini izlediğinizde yönetmenin, kitabı çok iyi değerlendirdiğini fark edebilirsiniz. Kitap, her ne kadar gelmiş geçmiş en iyi seri katil polisiyesi olsa da bu tip romanlarda aksiyon bekleyen okurlar için yeterince aksiyon barındırmaz. Doktor Lecter’ın (Anthony Hopkins) kafeslenmesi ve ...

Devamı »

Sinemanın Ölümsüz Dehası: Andrey Tarkovski

Yaşam ile yaşamak iki ayrı kavram. İnsanlarla, yaşam hakkındaki verilere dayanarak bir tanıma ulaşmak insanın yaşadıklarından beslenmesinin ilk basamağıdır. İkinci basamağıysa bu tanımın değerini anlamaktır. İnsanın duygu ve düşüncelerini yaşam değil yaşadıkları biçimlendiriyor. Yaşam, yaşama uzanan bir yolculuk. İnsanın gökyüzü hayalleridir. Yıldızlarıysa karşısına çıkan insanlarla yaşama kattığı anlamdır. Kutup Yıldızı ...

Devamı »

Apocalypse Now (1979, Francis Ford Coppola)

İngiliz edebiyatının en önemli modern klasiklerinden olan ve Jale Parla’nın deyimiyle okuru değişik anlatı katmanlarında gezindiren, Joseph Conrad’ın Karanlığın Yüreği adlı romanının iki uyarlaması mevcut. Bunlardan ilki Francis Ford Coppola’nın Kıyamet (1979, Apocalypse Now) filmi. Tam anlamıyla bir klasik. Michael Ryan ve Douglas Kellner, Politik Kamera adlı kitabında bu filmi ...

Devamı »

La fille sur le pont (1999, Patrice Leconte)

“Sana bir hikâye anlatacağım: Uzun zaman önce sokağın çift tarafında, 22 numarada kalırdım. Sokağın karşısındaki tek numaralı evlere bakar; orada oturan insanların daha mutlu, odalarının daha güneşli, partilerinin daha eğlenceli olduğunu düşünürdüm. Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü. Sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler. Çünkü biz şansı hep ...

Devamı »

Blowup (1966, Michelangelo Antonioni)

Julio Cortazar’ın bir öyküsünden uyarlanan Blowup (1966, Michelangelo Antonioni) filmi kendisine gelene dek dünya sinemasında birçok açıdan pratize edilegelmiş polisiye standardizasyonunun reddidir. Birçok tür gibi polisiye filmler ve dedektiflik filmleri de Hollywood sinemasına aittir. Film noir elementleri ise süreç içerisinde dönüştürülmüş olsa da asal ögelerini günümüze değin korumuştur. Noir figürleri ...

Devamı »

À bout de souffle (1960) ve Jean-Luc Godard

Kahramanlara ve eylemlerine alıştırıldığımız Hollywood sineması (ya da Yeşilçam, fark etmez) bir “jestler nostaljisiydi…” Giorgio Agamben’in dediği gibi, jestlerini, geleneklerini, mekânlarını, hatta nostaljilerini bile kaybetmiş bir antropolojik türün (buna modern insan -burjuva veya proleter- diyebilirsiniz), yitirdiği jestlerini, yolda karşıdan karşıya geçişlerin, çarşı-pazar dolaşmaların, acele ayaküstü sevişmelerin, tesadüfi karşılaşmaların, her köşede ...

Devamı »

Once Upon a Time in America (1984, Sergio Leone)

Harry Grey’in The Hoods (1952) adlı romanını sinemaya uyarlamak isteyen yönetmen Sergio Leone, telif haklarıyla ilgili yaşadığı sorunlardan sonra zamanlamayı, Hollywood’un Amerikan kültürüne atfettiği seçkin anlamları yıkıp daha realist bir janr oluşturarak çektiği Amerikan üçlemesine yayarak; 10 senelik bir senaryo çalışması ardından yarattı Bir Zamanlar Amerika’yı (1984, Once Upon a ...

Devamı »

Woody Allen Filmlerinden Alıntılar

“Sanatta her şeyin kusursuz olmasını istersiniz; çünkü hayatta böyle değildir.” “Bütün ölüm ve ölmekle ilgili kitaplar senin, şiir kitapları da benim.” “Bence hayat ikiye ayrılıyor, korkunç olan ve berbat olan şeyler. Sadece iki kategori. Korkunç olanlar şöyle, bilemiyorum, mesela son evre kanser hastaları, bilirsin, kör insanlar ve sakatlar. Bu insanların ...

Devamı »

Bir Woody Allen Kimliği: Zelig (1983)

 ”Kendimizi bir sınırlama ya da bir karşıtlık ile karşı karşıya kalmış ya da kuşatılmış bulduğumuz her keresinde, bu tür bir durumun neyi öngördüğünü sormalıyız.” (Gilles Deleuze) 1935 New York doğumlu Amerikan auteur yönetmenlerinden biri olan Woody Allen, senaryolarını yazıp başrolü de üstlendiği bütün filmlerinde kent ve özellikle de New York ...

Devamı »

Thelma and Louise (1991, Ridley Scott)

Filmografisinde Blade Runner, Alien ve Gladiator gibi güçlü yapımlar bulunduran ve üç kere en iyi yönetmen dalında Oscar’a aday gösterilmiş Sir unvanlı Ridley Scott’ın, başrollerinde Geena Davis ve Susan Sarandon’ın oynadığı, sağlam sinematografisiyle dikkatleri üzerine çeken, 1991 Amerika yapımı filmi. Altı dalda Oscar’a aday gösterilmiştir ve senarist Callie Khouri en ...

Devamı »

No Country for Old Men’de Orson Welles’in Gölgesi

Western-noir No Country for Old Men’de (2007, İhtiyarlara Yer Yok) Woody Harrelson’ın canlandırdığı arabulucu Carson Wells tiplemesi, Orson Welles’in sorunsallaştırıldığı bir dekor-karakterdir ve varlığı doğrudan film noir anlatıları ve onun bir tabu mahiyetindeki yönetmen konumuyla ilgilidir. İlginç olan, Coen Kardeşler’in Carson’ı ya da Orson Welles’i soğukkanlı katil Anton’a (Javier Bardem) ...

Devamı »

Ansikte mot ansikte (1976, Ingmar Bergman)

Egzistansiyalizmi baz aldığı, babasının bir lüteryen papazı olmasından dolayı, Tanrı’nın yolunda yaşadığı çocukluk travmaları ve bilinçaltına yansıyış biçimleriyle ördüğü, nevrotik bireylerin içine düştüğü durumları ve bu durumların sevginin kollarında iyileştirilebilir de olduğunu gösterdiği eserleriyle Ingmar Bergman’ın, İskandinav sinemasının salt pesimist yapısını aşıp, bir dönem kaba güldürü yaptığı için deonu karşısına ...

Devamı »

The French Lieutenant’s Woman (1981, Karel Reisz)

Fransız Teğmenin Kadını: Film İçinde Film, Oyun İçinde Oyun İyi filmlerin açılış sahneleri iyi romanların açılış cümleleri gibidir. Bize aslında eserin ruhunu, o ruhun tebellür ettirmeye niyetlendiği aslını ve özünü verir. 1981 yapımı, Karel Reisz tarafından yönetilen ve Meryl Streep ile Jeremy Irons’ın başrollerini paylaştığı Fransız Teğmenin Kadını/The French Lieutenant’s ...

Devamı »