Borusan Müzik Evi Arpist Şirin Pancaroğlu’nu Konuk Ediyor

Şirin Pancaroğlu, farklı bir repertuvar ile, 11 Şubat Perşembe, saat 19:30’da, Borusan Müzik Evi’nde, İstanbullu müzikseverleri buluşturuyor.

Şirin Pancaroğlu

Türkiye’nin en tanınmış uluslararası arp sanatçısı olan Şirin Pancaroğlu, arpın alışılageldik romantizminin ötesinde her türlü müzikal düşünceyi ifade edebilecek güçlü bir çalgı olduğunu göstererek, yorum yeteneği ve çok yönlü müzisyen kişiliği ile dünya müzik sahnelerinde kendine has ayrı bir yer edinmiştir.

Pancaroğlu, bugüne kadar konserlerinde günümüz müziğinin yeni açılımlarına ve farklı coğrafyaların geleneksel müziklerine düzenli olarak yer vermektedir. Bu bağlamda, Şirin Pancaroğlu, günümüz bestecilerinin kendisi için yazdığı yapıtları arp repertuvarına kazandırdığı gibi, arpla daha önce denenmemiş değişik buluşmalara da kapı açmıştır. The Washington Post’un 1993’te Fransız arp müziğine yer verdiği bir solo resitalin sonrasında “uluslararası kalibrede büyük bir yetenek” olarak övdüğü Pancaroğlu, seçkin konser mekanlarında dünyaca ünlü birçok değerli müzisyen ile beraber solist olarak çaldı. Yurtiçi ve yurtdışında pek çok festivale katılan sanatçı, kariyerinin yanısıra eğitmenliğe de önem vererek çalgısını ülkemizde yaygınlaştırmak amacıyla 2004 yılında küçük mandallı arpların Türkiye’de ilk kez kullanıldığı bir ilköğretim programını hayata geçirdi. Küçük arpların Türkiye’ye getirilmesinde öncü bir rol oynayan Pancaroğlu, bu çalgıyı çok sayıda evin ve hayatın içine sokarak arpı görünür kıldı. 2007 yılında arp eğitimini daha genişletmek ve geliştirmek amacıyla Arp Sanatı Derneğini kuran Pancaroğlu’nun “Hasret Bağı”, “Kuyruklu Yıldız Altında”, “Barokarp” ve “Telveten’’ başlıklı dört albümü bulunmaktadır.

Şirin Pancaroğlu

Bugünlerde 30. sanat yılını kutlamaya hazırlanan Şirin Pancaroğlu, aralarında A.B.D.’de Kennedy Center ve Wolf Trap, Japonya’da Takemitsu Memorial Hall, İsveç’de Konserthuset, Kore’de Sejong Cultural Arts Center’ın da bulunduğu seçkin salonlarda ve Tokyo Senfoni Orkestrası, Avrupa Birliği Oda Orkestrası, Memphis Senfoni Orkestrası, Washington Chamber Symphony gibi orkestralar eşliğinde konserler verdi. Sanatçı, Fransa’da Berlioz, Trièves ve Chirens Festivalleri ile Villeveyrac Müzik Haftalarında; ABD’de Millenium Stage, Imagine New Music Festival, Ebb and Flow Arts Festivallerinde; Festival del Centro Historico de la Cuidad de Mexico, Uluslararası Belgrad Arp Festivali ve Kuzey Kıbrıs Bellapais Uluslararası Müzik Festivali ve Festival de Printemps des Arts’ta yer aldı.

Biletler Biletix’den ve mekandan temin edilebilir.

Borusan Müzik Evi – gişe tel: 0212 336 3280

http://www.borusanmuzikevi.com/

Şirin Pancaroğlu -Arp Resitali- Program

Prelüd ve Tokkata – Georg Friderich Handel

Si Minör Fransız Süiti no. 3, BWV 814 – Johann Sebastian Bach

Allemande

Courante

Sarabande

Anglaise

Menuet; Trio

Gigue

Koral Melodisi: Johann Sebastian Bach

“Wachet auf, ruft uns die Stimme”, BWV 645

(Uyanın diye haykırıyor bize O ses)

Tema ve Çeşitlemeler – Pierre Sancan

Une Chatelaine en sa tour op.110 – Gabriel Fauré

Malagueña Isaac Albéniz

Asturias Isaac Albéniz

SanatLog Haber

SanatLog.com

Okay Temiz’den “Ritmin Günü” Konseri – 5 Şubat’ta Cemal Reşit Rey’de

Okay Temiz, dünyaca tanınan büyük ritim ustalarını, 5 Şubat Cuma, saat 20:00’de, Cemal Reşit Rey Konser Salonunda, İstanbullu müzikseverlerle buluşturuyor.

OKAY TEMİZ’DEN 8. “RİTMİN GÜNÜ” KONSERİ

Karnataka College of Percussion Grubu featuring Ramamani (vokal), Harald Swensson (Piyano), Yamar Thiam (Talking Drum), Ahmet Özden (zurna), Burcu Karadağ (Ney) Çağdaş Oruç ( Sax ) Rüstem Çembeli (asma davul), Ebru Ayarcı (Djembe), Tom Camidge (Djembe), ALGO-RİTMO Perküsyon Grubu, 80 kişilik “Okay Temiz Ritim Atölyesi” ve birçok usta müzisyen aynı sahnede…

2002 yılından itibaren her yıl usta müzisyen Okay Temiz’in doğum gününde gerçekleşen “Ritmin Günü” konseri, bu yıl sekizinci yılını dünyaca tanınmış ritim ustalarıyla kutluyor. 5 Şubat Cuma, saat 20:00’de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin katkılarıyla, Dap Yapı’nın sponsorluğunda, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak konserin biletleri Biletix’den satılmakta.

Her yıl geleneksel olarak yapılan “Ritmin Günü” konseri, dünyanın usta ritimcilerini ve farklı müzik çevrelerini biraraya getirerek dünya ritimlerinin buluştuğu coşkulu bir müzik şöleni ve ritim festivaline dönüştürmekte.

Yurtdışında uzun yıllar yaşayarak sayısız konser ve albüme imza atan ve ardından 1998’de Türkiye’ye dönen uluslararası müzik yıldızlarımızın başında gelen vurmalı çalgılar ustası Okay Temiz; Hindistan’dan Senegal’e, İngiltere’den Küba’ya ve de Türkiye’ye dünyaca ünlü virtüöz sanatçıların katılımıyla dünya ritimlerini İstanbul’da buluşturmaya devam ediyor. Farklı kültürlerin ve ritimlerin buluştuğu bu etkinlik ve workshoplar ile sanatın evrensel değerlerini müziğin birleştirici gücüyle buluşturarak bugüne kadar dünya çapında birçok önemli yıldızı ülkemizde konuk eden konserler çok renkli görüntülere ve performanslara sahne olmakta.

Bugüne kadar dünyaca ünlü birçok değerli müzisyen ve grubu, ritme meraklı müzikseverleri buluşturan etkinlik, dünyada ritmin babaları olarak nitelendirilen çok değerli usta müzisyenleri İstanbullu müzikseverler ile buluşturdu.

Okay Temiz

8. “Ritmin Günü” konserinde Okay Temiz (Percussion), Hindistan’ın en önemli Perküsyon Grubu olan Karnataka College of Percussion ve benzersiz doğaçlama kadın vokal tekniğine sahip lideri, en önemli eğitmeni ve parlak bestecisi Ramamani yer alıyor. Özellikle doğaçlama türünde, son derece karışık bir teknik sunuma sahip vokaliyle, geleneksel Konnakol adı verilen perküsyon vokal dilinde harikalar yaratan Ramamani, aynı zamanda iki farklı şekilde, çok ender rastlanan bir üslup ile bestelerinde ritmik dönüşleri başarıyla gerçekleştiriyor. Ramamani, dünyada hem yerel hem de uluslararası jazz gruplarıyla performanslar gerçekleştiren ilk Karnatik vokalistlerden olmasıyla dikkati çekmekte. Senegal’den Konuşan Davul ustası Yamar Thiam, İsveç’ten Harald Swensson (Piano), ayrıca Ahmet Özden (Zurna), Rüstem Çembeli (Asma Davul), Ebru Ayarcı (Djembe), Tom Camidge (Djembe), Algo-Ritmo Perküsyon Grubu ve 80 kişilik Okay Temiz Ritim Atölyesi öğrencisi sahne alacaklar.

Gecenin ilk bölümünde ayrıca konuk olarak Ebru Ayarcı liderliğindeki ALGO-RİTMO perküsyon grubu Afrika ritimleriyle izleyenleri coşturmak için sahne alıyor…

Farklı kültürler, farklı yaşamlar ortak bir dilde, ortak bir şölende, RİTİM’de buluşacak. Dünyanın her yerinden gelen müziğin ritimleri ile jazz tınılarının buluşması, ustaların ilginç sahne şovlarıyla seyircilere unutulmaz anlar yaşatacak.

Dünyada ilk kez Okay Temiz’in önderliğinde İstanbul’da aynı sahnede yer alacak ritim üstadlarını izlemek ve kış mevsiminin getirdiği rehaveti atıp enerji toplamak isteyen İstanbul’ular için kaçırılmaz bir etkinlik fırsatı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin katkılarıyla ve Dap Yapı’nın sponsorluğuyla 5 Şubat Cuma, saat 20.00’de CRR’de, Okay Temiz’in liderliğinde ritim şöleninde görüşmek üzere…..

Biletler Biletix’ten ve CRR’den temin edinilebilir. Biletix: 0216 – 556 9800

Konser Mekanı: Cemal Reşit Rey Konser Salonu: 0212- 232 9830

Şule Uslutekin, SU +PR

0532-506 0193, 0212-240 2079

sule@suleuslutekin.com

Okay Temiz Ritim Atölyesi

www.okaytemiz.com,

www.ritimatolyesi.com

SanatLog Haber

SanatLog.com

Çapraz Harmanlama ve Melodik Kültürel Kesişim Neden Bu Kadar Cazip?

Her gün haberlerde eksiksiz olmazsa olmaz şiddet dolu, kana susamış insanların görüntüleri ile karşılaşıyoruz. Dünyanın her köşesinde din, kültür, ırk gözetmeksizin ayrıcalıksız insanlar birbirlerini tamir edilmemek üzere yok ediyor; hem gerçek ve hem de mecazi anlamda. Trajik öyküler, şok edici şiddetin hep dünyamızın arka fonunda güncel olduğu bir ortamda, farklı uç kültürlerden gelen müzisyenlerin biraraya gelip kulak arkası edemeyeceğiniz enfes ritimler ve orijinal besteler ile ortaya çıkabilmeleri tüm bu negatifliğin içerisinde mutlak barışı ve güzelliği yansıtıyor. Sadece bir parça müzik ihtiyacımız olan tek şey…

Kültürel-çapraz harmanlama ideolojik olarak insanoğlunun mevcut kaotik ortamlarda barış içerisinde çalışabileceğinin en güzel örneği. Üretimlerin bu kadar çarpıcı oluşu ve dinleyen kesimi etkilemesi ise tamamıyla özgünlük kavramı üzerine kurulu bir açılım. İfade ve duygu üzerine yapılandırılan bir kavram olan müzik, hiç şüphesiz aynı hissiyatı paylaşan tamamıyla farklı kültürlerin ortak kesişim noktası. Evet, açıklama bu kadar saf ve basit. Zaten işin özü buna dayanmalı değil mi?

Ancak bu yazıldığı kadar kolay değil. Müziksel füzyon beklenildiği üzere cazip olmak zorunda değil. İllaki bir yerel sanatçı ile etkileşime giren bir başka sanatçının üretimi ilgi çekici olacak diye bir kaide yok hatta bu tanıma sahip olması düşündüğümüzden bile zor. En önemli faktör kesişim noktasında buluşan müzik tarzlarından öte sanatçıların kendileri. Farklı yönlerden yol alıp gelen bu sanatçıların ne kadar sorumlu, sürdürülebilir ve algılarının açık olması asıl önemli olan konu. Takdir edersiniz ki tüm bu tür kombinasyonları biraraya getirmek ve uygulamak oldukça zor ancak hakkıyla verilen bir çaprazlamanın keyfine de diyecek bir şey yok.

dünya müzikleri

Evet, belki de bu tür kültürel harmanlamalara çok kredi veriyoruz; oysa sadece “iyi müzik yapmak” gibi sığ bir vizyon ile üretilmiş olabilirler. Fakat bir müzik yazarı ve özellikle dinleyicisi olarak vizyonun daha derin unsurlara dayandırıldığını düşünmek istiyorum. Ortaya çıkan müzik, yapılmış olmak için üretilmiş olabilir, en ufacık bir derinliği olmayabilir ancak yine de bir etkileşimin ürünü olduğu hiç şüphesiz. Farklı kültürlerden gelen sanatçıların emek verip birlikte ürettikleri bir meyve, her şeyden öte bunun için bizleri etkilemekte. Bir diğer özelliği ise farklı kültürlerdeki dinleyicileri biraraya getirmesi, bu durumda elbette başarılı bir harmanlama olarak değerlendirilebilir. Öte yandan acısıyla tatlısıyla her zaman bir füzyon çalışma dikkat çeken bir oluşum oysa daha çok müzisyen daha çok etkileşime girse bizler de füzyonsal çalışmalar için bu kadar kelam sarf etmeyiz. Genel üretim şemasına bakılınca farklı kültürlerden gelen ortak çalışmalar o kadar az ki, ister istemez mevzu bahis sanatçıların biraraya gelmesi “ne alaka” dedirtse bile dikkat çekiyor. Oysa bu tür etkileşimsel üretimler daha çok olsa, çıta daha bir yükselecek ve kalite daha bir artacak.

Kültürel etkileşim çatısı altında üretilen çalışmalar ne yazık ki az ve bundan dolayı değerli; haklı veya haksız. Aşağıda kanımca Dünya Müziği tanımı itibarıyla ve hatta daha öncesi üretilen en başarılı kültürel etkileşim çalışmaları yer alıyor. Bir ilk on diyebiliriz. Değerlendirme tamamıyla üretimlerin derinliği, ulaştığı dinleyici kitlesi, kalitesi, sorumluluğu ve elbette kendi beğeni kriterlerim sonucu ortaya çıkan bir liste. Elbette itiraz edeceksiniz, bunun ne işi var burada, neden bu yok, hatta belki sıralama yanlış diyeceksiniz. Ancak eleştirmeden önce bir okuyun, süzün, değerlendirin ve dinlemediyseniz mutlaka dinleyin. Sonra yorumlarınızı alayım…

1. Peter Gabriel – “Passion”

1

Real  World Records’un kurucusu Peter Gabriel belki de bu çalışmasıyla füzyon oluşumlarının başlangıcını tarihlendirdi. Martin Scorsese’nin “The Last Temptation of Christ” (1988, Günaha Son Çağrı) adlı filminin müziği olarak piyasaya sürülen albüm adeta filmin ününü geçip kendine özgü bir hayran kitlesi sağladı. O dönemde mevcut olan tüm sınırları yıkan müzik, birçok farklı kültürden gelen sofistike müzisyenleri biraraya getirip derin, sorumlu bir çalışma olarak tarihe geçti. Dünya Müziği kulvarında her dinleyicinin mutlak sahip olması gereken çalışma arkasından sürüklediği toz sayesinde, özellikle inanılmaz müzik kuvveti ile sağladığı atmosferik ve ayrıcalıklı ritimsel dokusu ile Dünya Müziğine önemli bir katkıda bulundu. Türkiye, Senegal, Ermenistan, Amerika, İran, Pakistan, Mısır ve pek çok diğer ülkelerden gelen sanatçıların bir komün çalışması olan albüm Peter Gabriel’in en başarılı çalışmasının yanı sıra pek çok tarzda da hakkıyla önemli bir konuma sahip olabilecek nitelikte.

2. Damon Albarn & Friends “Mali Music”

2

Gorillaz ve Blur’un beyni, Brit-pop furyasının mimarlarından Damon Albarn, son zamanlarda ciddi anlamda Dünya Müziğine özel ilgi gösteren sanatçılardan biri. 2002’de OXFAM (İngiltere’de bir yardım kuruluşu) sayesinde Mali’ye yaptığı bir seyahatte yerel müzikten inanılmaz etkilenen sanatçı Brit-pop unvanını doya doya yaşarken bu albümü kaydetme kararı aldı. Toumani Diabaté ve Afel Bocoum gibi Mali’nin efsanevi sanatçılarını biraraya getiren çalışma Afrika-Britanya füzyonunun en başarılı üretimlerinden biri. Atmosferi çok iyi yansıtan, tabiat sesleri, insan vokalleri ve yerel enstrümanların analog ritimlerinin oraya buraya serpiştirildiği albüm, dinleyeni yerel halk ile birebir buluşturuyor. En önemli unsuru ise Damon Albarn’ın arka planda kalıp yerel sanatçıların sahnenin tam ortasına koyuyor olması.

3. Nitin Sawhney – “Beyond Skin”

3

Dünya Müziğini fiilen elektronik müzik ile evlendiren ve kültürel ritimler arasında enfes köprüler kuran Hint asıllı Britanyalı Nitin Sawhney bu albümü ile bir kilometre taşı olarak tarihe geçti. Pek çok dünya müziği sanatçısı ile müzik evliliklerine giren Sawhney 1999 tarihli bu albümü ile kişilik kavramı dışında, insan tanımı olarak kültürel etkileşimin en başarılı müziksel yansımasını üretti. Talving Singh, Karsh Kale ve Joe gibi sanatçılara ön ayak olan Sawhney hâlâ bu kavların tek hakimi. Tüm kalıplaşmış önyargıları yıkan albüm mutlak bir demirbaş.

4. Transglobal Underground

4

Grup anlamında füzyon kulvarında ilk ön plana çıkan ekip hiç şüphesiz Transglobal Underground. Londra mercili olan ekip 1990 doğumlu ve pek çok farklı kültürden gelen sanatçıları ihtiva edip barış içerisinde aynı çatı altında toplaması ile biliniyor. Günümüze kadar 7 albüm üreten ekip müziği ile ırkçılığa yumruk indiren en kuvvetli oluşumlardan biri. Özellikle tüm Dünyaya Natacha Atlas’ı hediye etmesi ile tanındıklarını da vurgulamadan geçmeyelim.

5. Zakir Hussain – “Making Music”

5

1987 tarihli bu albüm Dünyamızdaki en iyi perküsyoncu olan Zakir Hussain’in Batı ve Doğu müziksel harmanlamasının en iyi örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Klasik tabla virtüözü olan Hintli sanatçı birçok yerel sanatçının kariyerini şahlandırmanın yanı sıra daha önce sanatçıların düşünmedikleri kulvarların varlığını ortaya çıkarttı. Füzyondan öte müzik tarzları arasında gidip gelmeleri kolaylaştıran, algılama unsuru üzerine vizyon açan sanatçı kelimenin tam anlamıyla bir dünya müzisyeni.

6. Afro Celt Sound System

6

1992 yılında gitarist Simon Emmerson tarafından kurulan ekip Kelt, Afrika ve Dünya ezgileri üzerine yapılandırdığı deneysel müzikleri ile çok etkili bir oluşum. Göçebe Kelt’lerin Avrupa’ya göç etmeden önce Hindistan ve/veya Afrika’da yaşadıkları tezi üzerine kurulan ekip bu serüveni müziksel olarak yaşatıyor. Emmerson, Baaba Maal’ın grubunun üyelerini İrlanda’dan gelen yerel sanatçılar ile biraraya getirerek daha önce duyulmamış ritimsel bir dünyaya sokuldu. 1996’da Peter Gabriel’in müzik şirketi Real World Music etiketi altında üretimler çıkartan ekip şu ana kadar beş albüm üretmenin yanı sıra 1,2 milyonluk satışı ile bu tür ritimsel harmanlamaların ne kadar etkin olabileceğinin en güzel örneği.

7. Ali Farka Touré & Ry Cooder – “Talking Timbutku”

7

Bu albüm Afrika ve Batı’yı müziksel platformda bütünleştiren bir çalışma olarak listemizde önemli bir yere sahip. Nehrin Blues adamı Malili Ali Farka Touré ile biraraya gelen müzik seyyahı Ry Cooder 1995’te bu albümü kaydedip Dünya Müziğinde farklı bir açılıma yönlenmemizi sağladı. Grammy dahil pek çok ödül ile onurlandırılan albüm özellikle Afrika kıtasından sanatçıların Batı’ya kolay adım atmasını ve Batı sanatçılarının Afrika’ya karşı ön yargısını kırmayı başardı.

8. Tinariwen ve Tunng

8

Bu kadar uç kesimden gelen iki farklı grubun biraraya gelmesi hiçbir şeyin imkânsız olmadığının güzel bir kanıtı. Tinariwen Sahra çöllerinden gelen göçeme bir blues ekibi; Tunng ise Britanya’da deneysel folklorik müzik yapan bir oluşum. Her iki ekip biraraya gelerek yıkılması düşünülmeyecek müziksel bariyerleri yıktı. Ortaya çıkan işlevsel, bütünsel ve işbirlikçi müzik daha önce dinlemediğimiz bir ritimsel şöleni önümüze serdi. BBC 3’ün bir programında biraraya gelen iki kutup dil ve kültür bariyerlerini hiçe sayarak bir beden oldu ve ortaya dinledikçe haz veren, haz verdikçe büyüleyen bir ritimsel zenginlik çıkarttı.

9. Salsa Celtica

9

İsimden de anlaşılacağı üzere Salsa Celtica caz, salsa ve Latin Amerika geleneksel müziği üzerine uzman olan sanatçılar ile biraraya gelen geleneksel İskoç ve İrlandalı sanatçılardan oluşan bir karma ekip. Salsa ve Folk ezgilerinden türetilen kendi bulaşıcı stillerini yaratan ekip pek çok festivalin ana sanatçısı olmanın yanı sıra Dünya Müziğinde önceden düşünülemeyen bir harmanlamanın açılımı. 1995’ten beri birbirinden lezzetli dört albüm üreten ekip özellikle 3. albümleri “El Agua De La Vida” ile Dünya Müziği listelerinde uzun süre ilk beşin arasında yer aldı. Tamamıyla farklı iki müzik stilini bir araya getiren ekip füzyon müzik açılımının doruğunda yer alıyor.

10. Justin Adams ve Juldeh Camara – “Soul Science”

10

Batı Afrika blues müzik tarzı her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur ancak bu tarzın ritimlerinin üzerine dolgun rock temaları işlemek her aklı salim kişinin harcı değil. Ya çok cesur ya da cidden deli olmak gerekir, zira bu iki tarzı organik bir yapı içinde harmanlayıp ortaya kaliteli bir çalışma çıkartmak yazıldığı kadar kolay değil. Özellikle biraz daha ileriye giderek bu harmanlamanın içerisinde yer alan müziksel köprüleri dünya ezgileri ile birleştirmek oldukça zor. Ancak Justin Adams gibi uzun müzik özgeçmişine sahip olan bir sanatçı, böyle bir hayali gerçekleştirebilir. Zira kendisi Sahra Çölü’nün blues grubu Tinariwen gibi grupların ses sentezini tamamıyla koruyup hak ettiği yere taşıyan bir müzik adamı. Hiç kuşkusuz böyle bir harmanlamayı ancak Justin Adams kotarabilir. Nitekim Juldeh Camara’yı yanına alan müzik seyyahı “Soul Science” albümü ile bir füzyon labirentinden öte saf müzik tarzlarının birbirlerine sert çarpıştırılması ile ortaya çıkan, kulaklarınızda kıvamında bir müzik şöleni bırakan, ekonomik kısa parçalardan oluşan, son on yılın en iyi dünya müziği albümlerinden biri olan çalışmayı çıkarttı. Bir blues/rock albümünden çok öte olan “Soul Science”, bu tarzların dünya müziği serpiştirilmesi ile ne boyutlara taşınabileceğinin kusursuz bir örneği.

Yazan: Zekeriya S. Şen

muzik@tikabasamuzik.com

İstanbul 2010′a Proje: Arpist Şirin Pancaroğlu’ndan “İstanbul ve Arp”

Şirin Pancaroğlu, Dünya arp literatürüne “İstanbul” temalı yeni eserler kazandıracak…

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın destekleriyle, uluslararası arpist ve eğitmen Şirin Pancaroğlu’nun Arp Sanatı Derneği bünyesinde gerçekleştireceği “İstanbul ve Arp” projesi, dünya arp literatürüne Türk kültüründen yeni eserler kazandırılmasını amaçlıyor. Arp Sanatı Derneği Başkanı Pancaroğlu ve İstanbul 2010 AKB Ajansı adına Genel Sekreter Yılmaz Kurt arasında 23 Ekim 2009 tarihinde imzalanan protokolle startı verilen proje, altı bestecinin “İstanbul” temalı eserler üretmelerini, bu eserlerin albüm kaydı yapılmasını ve ayrıca konser programını kapsıyor.

Dünya arp literatürüne Türkiye kültüründen yeni eserler kazandırılmasını amaçlayan “İstanbul ve Arp” adlı projede; “İstanbul” ana teması çerçevesinde arp veya Osmanlı arpı “çeng” için besteler yapmak üzere, Özkan Manav, Hasan Uçarsu, Turgay Erdener, Mahir Çetiz, Barış Perker ve Arda Agoşyan yer aldılar. Bu sanatçıların bestelerini tamamlama süreci, Mart 2010’da sonuçlanacak. Ardından bu eserlerden bir albüm kaydı yapılacak ve 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’da projenin dünya prömiyeri, 2010 sonbaharında gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin en tanınmış arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu’nun, başkanı olduğu Arp Sanatı Derneği bünyesinde geliştirdiği bir beste-konser-albüm kayıt projesi olan “İstanbul ve Arp”; İstanbul’daki anıtları, karakteristik ve tarihi açık ve kapalı mekânları, kentle özdeşleşen figürleri, dokuları ve kişilikleri kapsayan bir “İstanbul” ana teması çerçevesinde arp ve/veya Osmanlı arpı “çeng” için bestelenen yeni eserlerden oluşmakta.

Şirin - Çeng ile

Bestelerde işlenen “İstanbul” teması ile Batı kültürüne ait olarak bilinen arpı bir araya getirerek, kültürlerarası diyalogun müzik yoluyla geliştirilmesi ve ayrıca İstanbul’un çok kültürlü yapısının bu eserler aracılığı ile vurgulanması temel alınıyor. Proje ile, “İstanbul” teması üzerine Türkiye’nin seçkin bestecileri “İstanbul” ile ilgili olarak seçtikleri tarihi, mimari, sanatsal herhangi bir yapı veya şehre ait herhangi bir doku, figür ve kişilik üzerine eserlerini yapılandırabilecekler. Bu sayede İstanbul’un kültürel, tarihi, turistik yapısı müzik yolu ile ifade bulacak; arp ve çeng aracılığı ile kültürlerarası dolaşıma girecek. Osmanlı müziğinde önemli yer teşkil eden “çeng”in kültürel ve tarihsel değeri vurgulanarak, Türkiye adına kültürel ve sanatsal kazanım sağlanacak.

Arp sanatçısı Pancaroğlu’nun, 2010 sonrası dönemde de yurt içi ve dışında vereceği konserlerle süreklilik kazanacak olan proje; Türkiyeli çağdaş bestecilerin yapıtlarının daha çok seslendirilmesi, yorumcu-besteci diyalogunun geliştirilmesi, Türkiye’nin çağdaş müzik alanındaki üretiminin artırılması, dünya arp literatüründe Türkiye kültüründen örneklerin sayılarının artırılması gibi hedefleri içeren bir model proje olma özelliğini taşıyor.

SanatLog Haber
SanatLog.com

Arpist Şirin Pancaroğlu’ndan Konser, Süreyya Operası’nda 19 Ekim’de

ŞİRİN PANCAROĞLU İLE ODA MÜZİĞİ

Şirin Pancaroğlu (arp), Elif Yurdakul (flüt) ve Evrim Baştaş (viyola) aynı sahnede….

Arpist Şirin Pancaroğlu, farklı bir repertuvar ile, 19 Ekim Pazartesi, saat 20:00’de, Süreyya Operası’nda, İstanbullu müzikseverleri buluşturuyor.

Türkiye’nin en tanınmış uluslararası arp sanatçısı olan Şirin Pancaroğlu, arpın alışılageldik romantizminin ötesinde her türlü müzikal düşünceyi ifade edebilecek güçlü bir çalgı olduğunu göstererek, yorum yeteneği ve çok yönlü müzisyen kişiliği ile dünya müzik sahnelerinde kendine has ayrı bir yer edinmiştir.

Şirin - Portre

Pancaroğlu, bugüne kadar konserlerinde günümüz müziğinin yeni açılımlarına ve farklı coğrafyaların geleneksel müziklerine düzenli olarak yer vermektedir. Bu bağlamda, Şirin Pancaroğlu, günümüz bestecilerinin kendisi için yazdığı yapıtları arp repertuvarına kazandırdığı gibi, arpla daha önce denenmemiş değişik buluşmalara da kapı açmıştır. The Washington Post’un 1993’te Fransız arp müziğine yer verdiği bir solo resitalin sonrasında “uluslararası kalibrede büyük bir yetenek” olarak övdüğü Pancaroğlu, seçkin konser mekanlarında dünyaca ünlü birçok değerli müzisyen ile beraber solist olarak çaldı. Yurtiçi ve yurtdışında pek çok festivale katılan sanatçı, kariyerinin yanısıra eğitmenliğe de önem vererek çalgısını ülkemizde yaygınlaştırmak amacıyla 2004 yılında küçük mandallı arpların Türkiye’de ilk kez kullanıldığı bir ilköğretim programını hayata geçirdi. Küçük arpların Türkiye’ye getirilmesinde öncü bir rol oynayan Pancaroğlu, bu çalgıyı çok sayıda evin ve hayatın içine sokarak arpı görünür kıldı. 2007 yılında arp eğitimini daha da genişletmek ve geliştirmek amacıyla Arp Sanatı Derneğini kuran Pancaroğlu’nun “Hasret Bağı”, “Kuyruklu Yıldız Altında” , “Barokarp” ve “Telveten’’ başlıklı dört albümü bulunmaktadır.

Bugünlerde 30. sanat yılını kutlamaya hazırlanan Şirin Pancaroğlu, aralarında A.B.D.’de Kennedy Center ve Wolf Trap, Japonya’da Takemitsu Memorial Hall, İsveç’te Konserthuset, Kore’de Sejong Cultural Arts Center’ın da bulunduğu seçkin salonlarda ve Tokyo Senfoni Orkestrası, Avrupa Birliği Oda Orkestrası, Memphis Senfoni Orkestrası, Washington Chamber Symphony gibi orkestralar eşliğinde konserler verdi. Sanatçı, Fransa’da Berlioz, Trièves ve Chirens Festivalleri ile Villeveyrac Müzik Haftalarında; ABD’de Millenium Stage, Imagine New Music Festival, Ebb and Flow Arts Festivallerinde; Festival del Centro Historico de la Cuidad de Mexico, Uluslararası Belgrad Arp Festivali ve Kuzey Kıbrıs Bellapais Uluslararası Müzik Festivali ve Festival de Printemps des Arts’ta yer aldı.

Konserde Şirin Pancaroğlu ile birlikte yer alacak müzisyenler Elif Yurdakul ve Evrim Baştaş.

Şirin & Arp

Biletler Süreyya Operası gişesinden ve internetten temin edilebilir.
(gişe tel: 0216 346 15 31 / 120-121)
www.sureyyaoperasi.org

PROGRAM

Dört Egzotik Parça Colin Brumby
(d. 1933)

Con moto / Yürük
A piacere ma espressivo / Serbest ama duygulu
Cadenza-Alla danza / Kadans-Dans
Giocoso / Oyunsu

Apres un rêve / Düşten sonra Gabriel Fauré
(1845-1924)

Arabesque no.1 Claude Debussy
(1862-1918)

Sonat Claude Debussy

Pastorale
Tempo di minuetto
Allegro moderato ma risoluto

ARA

And then I knew ‘twas Wind / ve o anda onun Rüzgar olduğunu anladım Toru Takemitsu
Türkiye’de ilk seslendirilişi (1930-1996)

Sicilienne Gabriel Fauré

Tiger chasing the Wind / Rüzgarı kovalayan kaplan Jacqueline Jeeyoung Kim
Isang Yun’un anısına bestelenmiştir (d.1968)

Saint-Louis-en-l’île Astor Piazzolla
(1921-1992)
Alfonsina y el Mar Ariel Ramirez
(d.1921)
Dernier Lamento / Son hüzün Astor Piazzolla

Psikoz Astor Piazzolla

SanatLog Haber

SanatLog.com

Sonraki Sayfa »