Anasayfa / Edebiyat / Ustalara Saygı

Ustalara Saygı

Dil Varlığında Gerçekleşen Bir Aşk Söylemi

ingeborg-bachmann

Dilin mevcudiyetinde esas ilişki yalnızca gösterilenin geçerli olduğu bir anlamı taşımaz. Görülen, dilin yansımalarında sınırlı olanla kendi kendinin yaratısı olur. Bu oluş, ötekine iletilen haliyle belirir. Beliren pek tabii bir ulaşılamaz olana dönüşebileceği gibi, anlamında yitirilene dönüşerek olasılığını kaybedebilir de. Peki yitirilen bir anlam nasıl olur da dile gelebilir; bir ...

Devamı »

Kayıp Zamanın İzinde’nin Üzerinden Bir Yüzyıl Geride Kalırken…

marcel-proust-kayip-zamanin-izinde

Havva gelecek mi? Marcel Proust Yahudi, hasta ve eşcinseldir. Ari ırk, temiz toplum ve ahlaklı vatandaş kristallerinin ölümcül parıltıları altında, bu üç kimlik, ağırdır. Doğduğu gün Yahudidir, 9 yaşında bedensel hastalığa yakalanmış ve bu hastalık 34 yaşına geldiğinde Proust’u, perdeleri kapalı bir odaya çarmıhlamıştır. Dreyfus Davası, başlamış bitmiş; Zola’nın “J’accuse”ü ...

Devamı »

Yarım Kalmış Arzu ya da Bir Yenilgi Hikâyesi: Pinokyo

carlo-collodi-pinokyo

İtalyan yazar Carlo Collodi’nin Pinokyo karakteri, kapitalist toplumun “çalışma” dayatmasına karşı “umutsuz ve mutsuz bir direniş”1 sergiler. Zavallı Pinokyo’nun çalışmaya karşı geliştirdiği “içsel” direniş, “dışsal” gerçekliklerden ötürü amacına ulaşamaz: Aylaklık. Aylaklık düşlerini sürdürme imkânının hayli zayıf olduğu bir toplumsal kesimden geliyor olmasıyla alakalıdır bu: Yoksullar. Pinokyo “kukla” olduğu kadar yoksuldur ...

Devamı »

Feminist Bir Okumayla: Doris Dörrie

doris-dorrie

NE İSTİYORSUNUZ BENDEN? Yirmili yaşların arifesinde Ne İstiyorsunuz Benden?’i okuduğumda Doris Dörrie’yi feminist yazarlar kategorisine koyarak takipçisi olmuştum. Ancak sonradan anladım ki, Dörrie feminist bir yazar olmaktan ziyade cinsiyet kategorilerini sabitleştirmekte pek de beis görmeyen, eğlenceli kadın hikâyeleri anlatan bir yazardı. Filme de çektiği Ne İstiyorsunuz Benden?’in ilk öyküsü “Bir ...

Devamı »

Melih Cevdet’in “Garip”i (I)

melih-cevdet-anday

Edebiyat tarihçileri ve eleştirmenleri tarafından epeyce şey yazıldı; Türkçe şiirin esaslı damarlarından olan “Garip akımı”yla ilgili. Gerek akımın sahneye çıktığı başlangıç evresinde (1937-1941) gerekse sonraki dönemlerde yapılan yorumlara “yeni yorumları” eklemek hakikaten zor. Zira böylesi bir işe girişecek kişinin karşısına “Garip şiirinin kendisinden çok” bu şiir hakkında yapılmış yorumlar silsilesi ...

Devamı »

Sevgi Soysal Üzerine

sevgi-soysal

12 Mart, Sevgi Soysal’ın hayatında ve edebiyatında dönüm noktasıdır. Tutkulu Perçem ve Tante Rosa’nın yazarı ile Şafak’ın yazarı arasında epey fark vardır. Sudan nedenlerle girdiği cezaevinden “gerçek hayat sahneleri” biriktirerek çıkmıştır Soysal. Konuları ve karakterleri gittikçe politikleşmiştir. Ama bu, onda bir devrimci ajitasyon itkisine yol açmamıştır. Eleştirel mesafesini bir algı ...

Devamı »

Chuck Palahniuk Kitaplarından Alıntılar

chuck-palahniuk-kitaplari_sanatlog-com

Günce “Bir ressamın aslında tek yapabildiği kendi yüzünü tarif etmektir. Kendin olmaya mahkumsun. El yazın. Yürüyüşün. Seçtiğin porselenlerin deseni. Bunların hepsi seni ele verir. Yaptığın her şey elini açık etmene neden olur. Her şey bir otoportre. Her şey bir günce.” “Bir sanatçının görevi kaostan düzen yaratmaktır. Ayrıntıları toplarsın, model oluşturur, ...

Devamı »

Gabriel Garcia Marquez’in Nobel Konuşması: Latin Amerika’nın Yalnızlığı

Gabriel Garcia Marquez: Paris, France - september 11. Colombian writer Gabriel Garcia Marquez during Portrait Session held on september 11, 1990. Photo by Ulf Andersen / Getty Images

Antonio Pigafetta, Macellan’ın dünya çevresinde yaptığı ilk seyahate katılan Floransa’lı denizci, Amerika’nın güney kıyılarına geldiğinde bir serüveni fanteziye dönüştüren anlatısını tamı tamına yazmıştı. O anlatıda; karınları uyluklarında domuzlar, yumurtalarını erkeklerinin sırtına bırakan pençesiz dişi kuşlar ve diğerleri, mesela dilleri olmayan kaşık ağızlı pelikanlara benzer yaratıklar gördüğünü kaydetmişti. Bir katırın  başına ...

Devamı »

“Tiksinti”nin Lordu: Georges Bataille

georges-bataille

ANNEM VE GÖZÜN ÖYKÜSÜ Yalnızca şehvet yüklü, saldırgan olmayan bir tür dans, parçalama zevkine olduğu kadar zina yapma zevkine de dalıyor ve kendini en bayağı zevke vererek aynı zamanda acıya, ölümün soluğunu kesmeye göz dikiyordu. Zina polemiği hâlâ sürerken yüzyıl önce bu satırları kaleme alan Georges Bataille’ın, ‘Annem’ adlı öyküsünden, ...

Devamı »

Joyce Carol Oates

joyce-carol-oates_sanatlog.com-edebiyat

Gotik çığlık, kör karanlık “Ne zaman bir kasaptan içeri girsem, orada asılı duran hayvanın yerinde olmayışım beni hep çok şaşırtır.” Francis Bacon Hayvanın doğasında asılı olmak yoktur. Doğasından edilip bozuşturularak bir et parçasına dönüştürülmesi ve sonra yeniden dolaşıma sokularak, yani sahte bir can bahşedilerek doğal düzenin ritminin simule edilmesi, sistemin ...

Devamı »

Eşsiz Bir Okuma Serüveni: Gülün Adı

umberto-eco

Epey uzun zaman önce, yeni olmayan ama daha çok uzun süre güncelliğini koruyabilecek bir kitapla ilgili yazmak üzere bir not almıştım. 16 Mayıs 2015’te “Gerçeğin Yalanı” diyen bir yazım da şöyle bitiyordu: “Gerçeğin adı hangi dildedir? Peki gülün adı?” 1 Yanıtı o kitapla ilgili yazacağım yazının girişinde vermeyi planlamıştım. En ...

Devamı »

Truman Capote’nin Trajedisi

truman-capote

“Yaşamım -en azından bir sanatçı olarak- tıpkı bir vücut ısısı gibi kaydedilebilir: Yükselme ve düşüşler, son derece kesin evreler.” Çağdaş Amerikan edebiyatının ve Güney geleneğinin en önemli yazarlarından Truman Capote, en sevdiğim kitaplarından biri olan ‘Bukalemunlar İçin Müzik’e bu cümlelerle başlar. Kimseden örnek almadan, esinlenmeden, ansızın 8 yaşında yazmaya başladığında, ...

Devamı »

Chuck Palahniuk, “Görünmez Canavarlar”dan Alıntılar

chuck_palahniuk

“Televizyondaki şu talk showlarda olduğu gibi, yeterince izleyici bulunca dürüst olmak çok kolaydır. Eğer yeteri kadar insan dinliyorsa, her şeyi söyleyebilirsiniz. Kalabalık bir izleyici karşısında insanın tüm duyguları zirveye vurur. Ya gülme krizine tutulursunuz ya da ağlama krizine, arası yoktur.” “Şimdi (…) bütün hikâyeni anlatacaksın. Hepsini yazacaksın. Bana hikâyeni tekrar ...

Devamı »