SanatLog yazılarına abone olunYazılar RSSSanatLogYorumlar RSS

Red Hot Chili Peppers İlk Kez Türkiye’ye Geliyor

İLK KEZ İSTANBUL’DA…  

Pozitif Live tarafından düzenlenen, 8 Eylül Cumartesi akşamı Santral İstanbul’da müzikseverlerimuhteşem bir bekliyor. İstanbul’a ilk defa gelen Red Hot Chili Peppers, dünya çapında yaklaşık 60 farklı şehri kapsayan turnenin Türkiye ayağında İstanbullu müzikseverler ile buluşacak. 

Bugüne kadar gerçekleştirdiği başarılı konserlere bir yenisi ekleyen Pozitif,  farklı tarzları, eğlenceli sahne performansları, inanılmaz enerjileri ile tüm dünyada beğeni toplayan ve Türkiye’de büyük bir hayran kitlesi olan rock grubu Red Hot Chili Peppers’ı ağırlıyor! Yapılan araştırmalarda Türkiye’ye gelmesi istenen sanatçılar arasında birinci sırada yer alan Red Hot Chili Peppers, Santralistanbul’da bu konser için özel olarak hazırlanan sahnede, sürpriz şovları ve klasikleşmiş hitlerin yanı sıra yeni albümleriI’m With Youparçalarının da yer alacağı unutulmaz bir konsere imza atacak. 

Yedigrammy ödüllü ve multiplatinum sahibi Red Hot Chili Peppers tarihteki en başarılı rock gruplarının arasında gösteriliyor. Bugüne kadar 60 milyon üzerinde albüm satışına imza atan grup, en iyi rock albümü, en iyi rock sanatçısı, en iyi rock performansı gibi birçok dalda Grammy ödülü kazandı. Radyolarda en çok çalınan parçalar sıralamasında üst sıralarda yer alan grubun parçaları arka arkayatoplam81 hafta 1 numara kalmayı başardı. Son yıllarda en çok aranılan gruplar arasında da ilk sıralarda yer alması da bunun kanıtı! Rock, punk ve funk üçlemesinden oluşturdukları eşsiz sound ile kategorilerinden sıyrılmayı başaran grup, bu sound’un yanı sıra sahnede sergiledikleri sürpriz performanslarve etkileyici sahne kostümleriyle farklarını ortaya koymayı başarıyorlar.

 

1983 yılından beri Californication, Otherside, Scar Tissue, Under the Bridge gibi dünyada yankı uyandıran hitlerin sahibi olan grubun 8 Eylül’de İstanbul’da sahne alacağı Santral İstanbul konserinin biletleri çok yakındabiletix.com, tüm biletix gişelerinde ve Biletix i-phone uygulaması ile satışta olacak.

 Red Hot Chili Peppers Hakkında:

1983 yılında Los Angeles’da kurulan Amerikalı bir alternatif-rock grubu olan Red Hot Chili Peppers, tarzını genelde rock olarak tanımlansa da, funk, punk rock, hip hop ve psychedelic rock tarzlarını da müziklerinde bulmak mümkün. Grubun kurucu üyeleri arasında Anthony Kiedis (vokaller), Michael “Flea” Balzary (bas) ve baterist Chad Smith yer alıyor. Grup kurulduğundan beri çeşitli gitaristler gruba eşlik etti. Red Hot Chili Peppers’ın şu anki gitaristi ise gruba 2009’da katılan Josh Klinghoffer oldu.

Red Hot Chili Peppers, müzik hayatı boyunca 10 stüdyo albümü, 2 canlı album, 3 compilation albüm, bir EP, 2 box set, 4 video albüm, 43 single ve 44 müzik videosuna imza attı.

Red Hot Chili Peppers ilk üç albümlerini 1980’lerde yayınladılar. 1989 yılında yayınlanan 4.albümleri Mother’s Milk,  Billboard 200 listesinde 52.sıraya kadar yükseldi. İlk altın plaklarını, bu albümle kazandılar. 1991 yılında Rick Rubin prodüktörlüğünde Blood Sugar Sex Magik albümlerini yayınladıktan sonra birçok kitle tarafından tanınmaya başlandılar. Bu albümleri Amerika’da 7 milyon kopya, tüm dünya genelinde ise 13 milyon satış adedine ulaştı. Blood Sugar Sex Magik albümünde yer alan ”Give It Away” En İyi Hard Rock Parçası dalında Grammy kazandı. Grubun o dönemdeki çalışmaları alternatif rock’un yayılmasına büyük katkı sağladı.

 1995′de One Hot Minute adlı albüm tüm Dünya’da 5 milyon kopya satarak, 4 numaradan girdiği Amerika listelerinde 55 hafta boyunca yerini korudu.1999 yılında prodüktörlüğünü Rick Rubin’in yaptığı Californication albümü piyasaya çıktı. 

Grup 2000 yılında MTV Video Müzik Ödülleri’nde “Videoda Öncü Grup Ödülü”nü kazandı. 1999 yılında piyasaya çıkan 7.albümleri Californication’ı By the Way (2002) ve Stadium Arcadium (2006) izledi.  Californication müzik videosu “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Yönetmenliği” ödüllerini kazandı.

2004 yılında Red Hot Chili Peppers, “Live in Hyde Park” adlı ilk konser albümünü piyasaya sürdü. Albüm, Londra’daki Hyde Park’ta sahne aldıkları üç gecenin kayıtlarından oluşurken, grup bu konser dizisinden 17 milyon dolar kazanarak bir rekora imza atmayı başardı.

Grup 10. Albümleri I’m With You için stüdyoya Eylül 2010’da girdi. Bu albümün en önemli özelliklerinden biri gruba yeni katılan gitarist Josh Klinghoffer ile kayıt edilen ilk albüm olmasıydı. 26 Ağustos 2011’de piyasaya çıkan albüm, Amerika ve Kanada’da ikinci sıraya yerleşmeyi başardı. I’m With You, Grammy’de En İyi Rock albümüne aday gösterildi. Grup üyeleri,  14 Nisan 2012’de Rock and Roll Hall of Fame müzesine girmeye hak kazandı.

Mehmet Akif Ersoy’dan Şiirler ve Bestelenenler Konseri

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. ile ortaklaşa düzenleyeceğimiz, detayları aşağıda bulunan “Mehmet Akif Ersoy’dan Şiirler ve Bestelenenler” adlı konserimiz 16 Mart 2012 Cuma günü Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecektir.  

Mehmed Âkif Ersoy’un harikûlade şiirlerinin ve bu şiirlerden değişik bestekârlar tarafından bestelenen eserlerden oluşan bir repertuvar ile büyük vatan şairini yâd etmek ve ona karşı ödenmez borcumuzu bir nebze olsun hafifletmek için,  Dr. Murat Sâlim TOKAÇ’ın yönetmenliğinde gerçekleştireceğimiz konserimiz ile ilgili bilgiler aşağıdaki gibidir.

Yer: Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi (Mimar Sinan Mah. Akşamsettin Cad. No:52 (İst. Emn. Müd. Arkası) Fatih tel: 0212 521 55 65 – 67 )
Saat: 20.00
Tarih: 16 Mart 2012, Cuma 

Ayşenur Kolivar Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda!

Karadeniz’in küçük dev kadınından Gürcüce, Çerkezce, Hemşince, Rumca, Lazca ve Mergelce Türküler!

Karadenizin küçük dev kadını Ayşenur Kolivar, cefakâr Karadeniz kadınlarının hikayelerini anlattığı, “Bahçeye Hanımeli” isimli albümünün tanıtım konseriyle, 10 Mart’ta Cemal Reşit Rey Salonu’nda sahne alacak. 

Karadeniz kadınının aşkının, sevincinin, hüznünün ve isyanının Gürcüce, Çerkezce, Hemşince, Pontus Rumcası, Lazca, Megrelce ve Türkçenin yöreye özgü ağızlarıyla anlatıldığı şarkılar bölgenin çok kültürlü yapısına da vurgu yapıyor.

Kolivar’a aralarında Sumru Ağıryürüyen, Hikmet Akçiçek, Erdal Bayrakoğlu, Hava Karadaş, Şenol Topaloğlu, Yunanistan’dan Hristos Halkias ve Ahilleas Vasiliadis’in de bulunduğu 55 kişilik ekip eşlik edecek. Gecede bölgenin geleneksel danslarından örnekler de sergilenecek.

25.00 - 20.00 - 15.00 ve 10.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!

Ayşenur Kolivar:

Ayşenur Kolivar, Rize-Çayeli’nde doğdu, çocukluğunu ve ilk gençliğini İzmit’te geçirdi. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. ve halkbilimi alanlarında çalışmaya üniversite yıllarında, Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde başladı. çalışmalarını 1993-2000 yılları arasında Kardeş Türküler Projesi’nde sürdürdü. Doğu Karadeniz müzikleriyle ilgili çeşitli çalışmalara solist ve vokalist olarak katkıda bulundu. 2001-2003 yılları arasında Dalepe Nena (Kızkardeşlerin Sesi) kadın grubunda eğitmenlik ve solistlik yaptı. 2001’den beri Doğu Karadeniz halk müzikleri konusunda derleme ve icra çalışmaları yürüten Helesa Projesi’nde araştırmacı ve solist olarak yer almaktadır.

Halkbilimi alanındaki akademik çalışmalarında, alan araştırmaları ekseninde, Doğu Karadeniz kültürleri ve özellikle yöredeki kadın kültürüne odaklandı. 2007 yılında yayımlanan ‘Fadime Kimdir’ adlı kitabın editörlüğünü yaptı. Halen İTÜ Müzikoloji ve Müzik Teorisi Bölümü’nde doktora öğrencisidir ve bir üniversitede Türkçe okutmanlığı yapmaktadır.

Müzik ve halkbilimi alanlarındaki çalışmalarını, Doğu Karadeniz kültürleriyle ilişkili filmlerin müziklerinde bir araya getirmeye çalıştı. Yeşim Ustaoğlu’nun ‘Sırtlarındaki Hayat’ (2004) adlı belgesel filminin, Özcan Alper’in ‘Sonbahar’ (2008) ve Yusuf Kurçenli’nin ‘Yüreğine Sor’ (2010) adlı sinema filmlerinin müziklerini yapan ekiplerde yer aldı; Orhan Tekeoğlu’nun ‘İfakat’ (2010) adlı belgeselinin müziklerini hazırladı.

Mor Karbasi Türkiye’de!

Mart 6, 2012 by  
Filed under Dünya Müziği, Etkinlik Cetveli, Konser, Müzik, Sanat

Dünya Müziğinin Yeni Divası MOR KARBASI Endülüs’ten Ortadoğu’ya uzanan zengin repertuvarı ile 25 Mart’ta Türkiye’de ilk kez the Seed’de!

15.yüzyıl İspanya’sının Sefarad öykülerini ve geleneksel Ladino şarkılarını flamenko lezzetiyle buluşturan Londra çıkışlı Mor Karbasi ailesinin Fas ve İran köklerinin de hissedildiği özgün şarkıları güçlü sesi ile birleştiriyor. 2008 yılında yayınladığı ilk albümü “The Beauty and the Sea” ile Yasmin Levy ve Mariza gibi isimler arasında parlayan genç yıldızın son albümü “The Daughter Of The Spring” ise Mor Karbasi’nin ilham aldığı Amalia Rodrigues’ten , Mercedes Sosa’ya kadar büyük efsanelere göndermeler yapıyor.

Türkiye’de de yayınlanan her iki albümün en güzel şarkıları ile Mor Karbasi Türkiye’de ilk kez 25 Mart’ta the Seed’de sahne alacak!

25 MART 2012 – the Seed - Saat: 20.00

MOR KARBASI Hakkında

Mor Karbasi, henüz 20’li yaşlarında olmasına rağmen, Londra’da marketinde yayınladığı ilk albümü “The Beauty and The Sea” ile hızlı ve başarılı bir giriş yaparken, önce ünlü fRoots dergisi, hemen arkasından ünlü The Guardian’da Robin Denselow’un aşağıdaki müthiş övgüyle müjdesini verdiği yepyeni bir yetenek “Bu albüm Mor Karbasi’yi tıpkı Mariza ya da Yasmin Levy gibi şarkıcıların yanında global piyasasının harika genç divalarından biri haline getiriyor”. Robin Denselow. The Guardian.

Mor Karbasi Ladino dilinde, İspanyolca, İbranice ve kimi zaman İngilizce şarkılar söylüyor. Kaderin ona armağan ettiği harika şarkı söyleme yeteneğini, Ian Anderson’ın fRoots dergisinde aşağıdaki sözlerle anlattığı gibi en mükemmel şekilde kullanıyor “Hiç yorulmadan samimi bir sıcaklıktaki sesini daha sert bir yoruma , yoğun bir gırtlak nağmesine çevirebiliyor ve sizi şarkıların derinliklerine çekiyor, tıpkı tutku yaratan bir lunapark treni gibi duygularınızı ve heyecanınızı harekete geçiriyor.” Ian Anderson. fRoots.

İspanya’dan ve Ladino dilinin geleneksel şarkılarından en meşhur olanları dışında, pek az şarkı hayatta kalabildiği halde, Mor geleneksel şarkıları tekrar hayata kazandırıyor. Şarkı yazarlığı Sefaradların öykülerinden ilham alıyor. Annesinin Fas kökleri ve babasının İran kökleriyle, Sefarad şarkılarını günışığına çıkarıyor.

Genç sanatçı bütün şarkılarına lezzet katan Flamenkoya da gönül vermiş ve bu neredeyse tüm şarkılarında hissedilebiliyor. Sanatçıyı annesi Fas’ın geleneksel ayin şarkılarını ve Endülüs’ten aşk şarkılarını söyleyerek büyütmüş. Bu mirasıyla Ortadoğu etkilerini alan genç yıldız, İngiliz gitarist Joe Taylor ile tanıştığında zaten kendine has bir sanatçı kimliğiyle Mor Karbasi olarak yola koyulmuş.

Joe kendi grubu Blackbud ile bağlı olduğu Independiente plak şirketinin Travis ve Tinariwen gibi meşhur isimleriyle yaptığı çalışmalarla tanınıyor. The Times, Joe’nun grubunu anlatırken David Sinclair’in sözleriyle : “Çok cezbedici bir şekilde yenilikçi”derken, Joe Taylor’ı civa gibi bir dokunuşu olan ve akortlar hakkında ansiklopedik düzeyde bilgili bir gitarist”olarak tarif ediyor ve ekliyor: “Ritim ve armonide olağanüstü yetkin bir gitarist.

Joe Taylor’ın müzik hakimiyeti ve besteler üzerindeki son derece hassas enstrüman kullanma becerisi, Mor’un müziğindeki atmosfere tamamen modern bir boyut kazandırıyor.

Mor kendini şarkı yazarken ve söylerken böyle bir yeteneğe emanet ettiği için çok şanslı buluyor. Dinamik bir ikili olarak Mor Karbasi orkestrasında dikkati çekiyorlar ve şimdiye kadar İngiltere, Amerika, Fransa, İspanya ve İtalya başta olmak üzere birçok ülkede 40’tan fazla konsere imza atarlarken, Mor Karbasi bir dünya müziği yıldızı olarak yükseliyor. WOMAD, Wychwood ve Larmer Tree Festivallerinde, İngiltere’de ve Şikago’daki Dünya Müzik Festivali’nde büyük ilgi ile gören Karbasi, aşk ve ayrılık şarkıları söylüyor.

Performansları canlılık dolu olan Mor, güçlü sesiyle ve çok farklı bir müzik vizyonuyla dinleyenleri Mor Karbasi’nin etkisi altına alacağına ikna etmeye hazır.

Mor Karbasi tıpkı Yasmin Levy gibi son yılların dünya müziği platformunda en dikkat çeken isimlerinden biri. Son albümü “Daughter Of The Spring” ile dünya müziğinin yeni en güçlü vokallerinden biri olduğunu kanıtlıyor. Tıpkı 2008 tarihli ilk albümü ‘Beauty and the Sea’de olduğu gibi bu albümde de sıradışı vokali ve benzersiz besteleri ile eski bir dile ve Ladino geleneğine yepyeni bir soluk getiren Karbasi ABD’den Fas’a, İngiltere’den Polonya’ya takip edilirken ‘İlkbaharın Kızı’ isimli son albümde çocukluğunu, ailesini, gençlik ateşini, ilk aşkını, gerçek aşk arayışını konu ediyor. Ayrıca bu albüm Karbasi’nin köklerinin yanında Ümmü Gülsüm, Amalia Rodrigues, Madredeus ve Mercedes Sosa gibi genç yıldızın ilham aldığı, ünlü idollerine göndermeler yapıyor. Mor Karbasi son albümünün baz bestelerinde Portekiz’in fadolarına da yakınlaşıyor. Albümün açılış şarkısı La Hija De La Primavera’da fadonun ünlü yıldızı Mariza’yı da anımsatıyor.

25 MART 2012 – the Seed - Saat: 20.00

ADRES: SAKIP SABANCI MÜZESİ, the Seed

SAKIP SABANCI CAD., NO:42, EMİRGAN, 34467, İSTANBUL

TEL:+90 212 323 60 50-55 - www.theseed.gen.tr

Biletler Biletix’de!  www.biletix.com Biletix Çağrı Merkezi (0 216 556 98 00)

Barış ve Müzik - Woodstock (1969)

Şubat 3, 2012 by  
Filed under Gösteriler & Topluluklar, Konser, Manşet, Müzik, Sanat

Geleceğin gölgesinde, akan sularda durulmak bilmeyen bir dünyada, “barış ve için” sloganıyla 3 gün süreyle düzenlenen bu festival, tarihi içinde sarsılmaz bir nokta olarak benliğini koruyan ve dünyayı etkileyen bir hareket olarak bugün benliklerimizde hâlâ yaşamaktadır. 

İlk olarak 1969 dünyasının fotoğrafını inceleyerek başlayalım yolculuğumuza.

Siyasi yaşamda Amerikan Tarihi’nin kara lekelerinden biri olan Wietnam Savaşı ve ülke gençliğinin savaş karşıtı hareketleri, dünyanın dört bir yanındaki gösterilerle birlikte artarak devam ediyor, Kara Panterler zenci hakları için silahlı eylemlerde bulunuyor, Nijeryadaki Biefra iç savaşı, Mozambik’te Portekizlilere karşı süren çatışmalar devam ederken kapitalizm; aya ilk insanı göndererek Doğu Bloğuna karşı psikolojik bir zafer kazanıyordu.

Sosyal yaşamda da yer yerinden oynamıştı. Mini etek kitleler tarafından kabul görmüş ve kadınların çıplak bacakları ilk kez birer bağımsızlık ve güç imgesi oluvermişti; doğum kontrol hapları geniş kitlelere ulaşırken, Almanya’da okullara cinsellik dersleri ilk defa girmiş ve eşcinsellik suç olmaktan çıkarılmıştı.

Bu yılın ortalarında festival fikri Michael Lang ve Artie Kornfeld’in gazetede gördükleri bir ilan üzerine John Roberts ve Joel Rosenman adındaki iki girişimciyle yapılan görüşmenin sonucunda ortaya çıkmıştı. İlginçtir, yaygın olan kanının aksine Woodstock’ta değil, tüm hazırlıkların tamamlanmasına 15 gün kala alanı için düşündükleri bölgenin belediye başkanının son anda izin vermemesi sonucunda Bathelde’ki, Max Yasgur adındaki bir çitçinin arazisinde düzenlenmiştir. İsmin değiştirilmesine fırsat kalmadığı için festivalin ismi Woodstock olarak tarihe geçmiştir. 

Konser alanı kurulduktan sonra inanılması güç bir şey oldu. İlk gün beklenilenin çok üstünde tam 250.000 kişi alana geldi ve daha 100.000 kişi tüm trafik alana gelmek üzere hareket edenlerin arabalarıyla kitlendiğinden alana gelebilmek için otostop çekmekle meşguldü. Civardaki benzinliklerin depoları boşalmıştı. Belirli bir bilet kontrol noktası belirlenememişti, etrafa yapılan telleri aşarak insanlar dört bir yandan alana akın ediyordu. Bunun sonucunda organizatörler festivali ücretsiz ilan etmek zorunda kalmışlardır. O kadar çok insanın biletini kontrol edebilmek imkânsızdı.

15 Ağustos 1969′da Richie Havens’in sahneye çıkmasıyla başlayan festival yaklaşık 500.000 kişinin doldurduğu konser alanının enerjisi 18 Ağustos’ta 12 saatlik gecikmeyle de olsa sahneye çıkan Jimi Hendrix’in kariyerinin en uzun canlı performansını vermesine neden olmuştur.

Festivalin önemli özelliklerinden biri tek bir odak noktasının asla olmamasıydı. Bir yanda “free stage”de oynayan çocuklar, göle giren insanlar, yoga yapanlar, sevişen çiftler festivalin 2. günü yağmaya başlayan şiddetli yağmurla baş etmek zorunda kalmışlardır. Festivalin proüktörü Chip Monck’un deyimiyle “…yağmur çok bereketliydi; ortada tam bir çorba vardı ve bu herkesi bir araya getirdi.”  

Birbirlerine yaklaşmış insanlar ve konser ortamının tadını çıkararak yağmur ve çamurun aksiliklerine aldırmayarak özgürce eğlenmiş ve savaşa karşı ciddi bir gençlik gücünün oluştuğunu göstererek barışa dolaylı olarak katkı sağlamışlardır.

Sahneye çıkan gruplar ve sanatçıların çıkış sırasıyla tam listesi:

15 Ağustos 1969 Cuma

Richie Havens : (Saat 17:07)

Country Joe McDonald

Bert Sommers (Akşam saat 20:00)

Tim Hardin (Akşam saat 21:00 civarı)

Ravi Shankar (Akşam 22:35) 

Melanie

Arlo Guthrie

Joan Baez (01:30)

02:00 Yağmur yağmaya başlıyor. 3 saat boyunca yağıyor.

16 Ağustos 1969 Cumartesi

Quill : (Gece 00:15) 

Sweetwater

John B. Sebastian (11:00) 

Keef Hartley 

Santana (14.30)

Incredible String Band

Canned Heat

Grateful Dead

Creedence Clearwater Revival 

Sly & the Family Stone (01:30)

The Who (03:00)

17 Ağustos 1969 Pazar 

Jefferson Airplane (08:30)

Joe Cocker : (14:00)

Çok şiddetli rüzgar ve yağmur (14:25) 

Max Yasgur yağmur sonrası sahneye davet ediliyor. (17:00)

Country Joe & Fish

Leslie West / Mountain (18:30) 

Ten Years After (20:00)

The Band (10:30)

Johnny Winter

Blood, Sweat & Tears (00:00)

18 Ağustos 1969 Pazartesi

Paul Butterfield Blues Band

Sha-Na-Na

Jimi Hendrix (08:30) 

Konser 10:30′da Jimi’nin sahneden inmesiyle biter.

Mehmet Onur Kocabıyık

 m.onurkocabiyik@hotmail.com

/aJohn B. Sebastian (11:00)

Sonraki Sayfa »