Kudret Ustaoğlu Dursun Resim Sergisi

Kudret Ustaoğlu Dursun’un “Söz Renklerin” adlı resim sergisi 9-21 Nisan tarihleri arasında Çetin Emeç Sergi Salonu’nda gezilebilir…

Etkinlik açılış ve kokteyl:

9-21 Nisan 2011

Cumartesi

Saat: 17:00 - 21:00 arası

Yunus Emre Kültür Merkezi

Çetin Emeç Sergi Salonu

Ataköy

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

İstanbul Modern Sinema, Ottawa Animasyon Festivali’nden Bir Seçki Sunuyor…

Animasyonun En İyileri

2010’un en çok konuşulan, ödüllendirilen animasyonlarının buluştuğu Ottawa Animasyon Festivali, “en iyiler” seçkisiyle İstanbul Modern Sinema’da! 7 Nisan Perşembe ve 14 Nisan Perşembe tarihlerinde gösterilecek seçkide yer alan filmler arasında Andreas Hykade’nin çizgi roman dünyasına referanslarla yüklü, çılgın filmi Aşk ve Hırsızlık, Dustin Grella’nın gittiği her yerden ödülle dönen filmi Barış İçin Dua, Lei Lei’nin Ottowa’da “En İyi Anlatım” ödülünü alan Aşk Bu, Anita Killi’nin izleyicilerin favorisi seçilen Kızgın Adam ve Joseph Pierce‘ın arızalı bir aile pozu yakaladığı Bir Aile Portresi bulunuyor. Filmler 7 Nisan ve 14 Nisan Perşembe saat 13.00, 15.00 ve 17.00’de gösterime sunulacak.

Oyun Zamanı (Playtime)

Kanada | 2009 | 2:43 | Yönetmen: Steven Woloshen

Kanadalı sanat topluluğunun bir üyesi olan Woloshen parmak uçlarında dönen oyuncu imgelerin caz ritmiyle birleştiği bir gösteri sunuyor.

Aşk Bu (This is Love)

Çin | 2010 | 3:00 | Yönetmen: Lei Lei

Ottawa’da “En İyi Anlatım” ödülünü kazanan bu kısa film bir aşk hikâyesi anlatıyor. İki aşık birbirlerine tutkuyla sarıldıklarında oğlan, kızın çoraplarında bir delik buluyor.

LGFUAD

ABD | 2010 | 4:22 | Yönetmen: Kelsey Stark

Genç bir kız bir hayalet olarak geçmişiyle ilgili anılarını paylaşıyor. Hayaletlerin nasıl çılgınca eğlendiklerini resmeden komik bir animasyon.

Bir Aile Portresi (A Family Portrait)

İngiltere | 2010 | 4:44 | Yönetmen: Joseph Pierce

Bir aile portresi çekilecektir. Ancak fotoğrafçının amansız kamerasının önünde ailenin dört ferdi arasında kıskançlık ve şüphe dolanmaya başlar. Suratları gittikçe korkunç bir hal alır. Bu kesinlikle unutulmayacak bir günün ilk işaretidir.

Şehrin Twist’i (Midtown Twist)

ABD | 2009 | 1:06 | Yönetmen: Gary Leib

Ustaca çizilmiş çizgi roman sayfaları gibi akan filmde Manhattan’ın merkezi evrim geçirir, şehrin kalbi twist müziği eşliğinde çarpar, yönetmen hicvini gösterir.

Pardon, film bitmedi (Sorry film not ready)

Kanada | 2010 | 0:56 | Yönetmen: Janet Perlman

Bir film tam olarak ne zaman biter? İşte Oscar adayı olmuş yönetmenin bu filmi sıradışı animasyon tekniklerinden yararlanarak bu soruyu soruyor.

Çiklet Çocuk (Kuchao / A Gum Boy)

Japonya | 2010 | 3:48 | Yönetmen: Masaki Okuda

Çiklet Çocuk çikletini çok sever. Cak cak cak cak… Çıkarttığı seslerle sınıfındakileri deli eder. Okuldan çıkınca da çiklet çiğnemeye devam eder, kırmızı ve kendisi gibi çiklet seven bir balonla uçmaya başlar.

Geçiş (La Traversée)

Kanada | 2010 | 4:30 | Yönetmen: Elise Simard

Bu kalem ve mürekkep grafiklerinin yarattığı peri masalı dünyasında bir çocuk bir gece yolculuğuna çıkar. Ormanda onu bekleyenler vardır…

Barış İçin Dua (Prayers for Peace)

ABD | 2009 | 7:38 | Yönetmen: Dustin Grella

Walt Disney Animasyon Stüdyoları tarafından verilen “En İyi Öğrenci Animasyonu” ödülüne layık görülen bu filmde genç kardeşi Irak’ta öldürülen bir sanatçının hatıralarıyla yüzleşmesi konu ediliyor. Tamamı kara tahta üzerine pastellerle çizilmiş olan stop-motion filmin bu malzemesi hayatın geçiciliği için de metafor görevi görüyor.

Blockhead, The Music Scene

ABD | 2010 | 5:21 | Yönetmen: Anthony Schepperd

İnsanlığın yok olmasının ardından New York’ta televizyon ve hayvanlar birbirlerini keşfeder. Blockhead’in The Music Scene isimli parçasına çekilen bu video çizgi ve renklerin senkronize hareketleri aracılığıyla bir “kendini bulma” seansı yaratıyor.

Kızgın Adam (Sinna Mann / Angry Man)

Norveç | 2010 | 19:52 | Yönetmen: Anita Killi

Balığı öldükten sonra kendi fantezi dünyasından güç alan Boj, Norveç Kralı’ndan yardım istemeye yeltenir. Görücüye çıktığında izleyiciden tam not alan film babasından şiddet gören küçük bir çocuğun kalp kırıklığını anlatıyor.

Aşk & Hırsızlık (Love & Theft)

Almanya | 2010 | 7:00 | Yönetmen: Andreas Hykade

Çizgi film dünyasına yazılmış tuhaf bir aşk mektubu! Bu mektup farklı esin kaynaklarından izler taşıyor. Üstelik, yalnızca Susam Sokağı’ndan Örümcek Adam’a, Sünger Bob’dan Snoopy’ye çizgi roman karakterlerine değil, örneğin Bob Dylan göndermelerine de rastlanıyor.

Küçük Ölümler (Little Deaths)
ABD | 2010 | 11:00 | Yönetmen: Ruth Lingford
“En İyi Deneysel/Soyut Animasyon” ödülünü alan film cinsellik bilimini animasyon diliyle aktarıyor. Bu stilize edilmiş filmde kaydedilmiş söyleşilerden parçalarla insanlar deneyimlerini aktarıyor.

Jean-François

Fransa | 2009 | 5:47 | Yönetmen: Tom Haugomat & Bruno Mangyoku

Dev cüsseli bir şampiyon yüzücü adeta çocukluk anılarının akıntısına karşı yarışır. Kazandığı madalyon bile nostaljinin güçlü akışına karşı gelemez ve yüzücüyü denize, babasına ve bir türlü ulaşamadığı o dubaya gitmekten alıkoyamaz.

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Burhan Günel “Ahtapot” İsimli Son Romanını İmzalıyor…

Yazarlığının 41. yılında Burhan Günel, 41. yılındaki 12 Mart 1971′in romanını imzalıyor…

Yanı sıra “Bir Roman Kendini Nasıl Yazdırır?” sorusunun yanıtını okurlarıyla birlikte aramaya girişiyor.

Etkinlik Bilgisi:

9 Nisan 2011

Cumartesi

Saat: 15:00

Kurgu Kültür Merkezi

Ankara

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Kütüphaneciler “Korsana Hayır” İçin Yürüdü!

Mart 29, 2011 by  
Filed under Duyurular, Sanat

YÜRÜYÜŞ BASIN BİLDİRİSİ

27 Mart 2011 – Taksim Meydanı

Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi

“KÜTÜPHANELERİ KEŞFEDİN, KORSANI YOK EDİN”

Hepiniz hoş geldiniz.

Kütüphaneciler, yayıncılık sektörü temsilcileri, yazarlar, basın/medya mensupları ve İstanbul halkı bugün burada “kentin kütüphanelerini konuşmak ve korsan yayınlara hayır demek” için bir araya geldik. Kıtaların, kültürlerin, tarihlerin buluştuğu bu “köprü kentte”, İstanbul’umuzda, şimdi duyarlılıklarımızı buluşturuyoruz.

Hep birlikte diyoruz ki; kütüphaneler bir kültürün, bir ülkenin, bir kentin zenginliğidir ve bu zenginliği yaşatmak, yaşamın içinde hissetmek gerekir. Kütüphaneler; kültürel hafızanın yaşatıldığı, düşünce özgürlüğünün yeşerdiği, bilinçli bir toplum olmayı olanaklı kılan vazgeçilmez kurumlardır. Gelişmişliğin, kalkınmanın, sosyal devletin göstergesidir. Ancak, kütüphaneler gündelik yaşamın içinde işlevsel bir biçimde yaşatıldığı, kullanıldığı ölçüde gerçek işlevini yerine getirir. Kütüphanelerimizi yaşamın içine koymalıyız. Kütüphanelerin gerçek sahipleri olan sizlere sesleniyoruz: kentin farklı yerlerinde çağdaş bilgi hizmetler sunan ve sizleri bekleyen 300’den fazla kütüphane ve bilgi merkezini keşfedin, yararlanın ve sahiplenin…

Kütüphaneler; aynı zamanda, düşünce ve ifade özgürlüğünün yaşatıldığı, korunduğu ve geliştiği kurumlar olmuştur tarih boyunca. Bir yandan insanlığın düşünsel ürünlerini ve birikimini yarınlara aktarılmasında bir köprü olurken, diğer yandan demokrasinin, kültürel hafızanın ve insan haklarının evrensel normlarının yaşatıldığı ortamlar olmuşlar, bilgiyi kullanma bilincinin gelişmesinde yaşamsal roller üstlenmişlerdir. Kütüphaneciler de, sahip oldukları mesleki duyarlılık ve misyonları gereği, hep düşünce ve fikir özgürlüğünün koruyucusu, yaşatıcısı ve savunucuları olagelmişlerdir. Bizler bu mesleğin mensupları olarak, gelişen ve değişen tüm her şeye rağmen, “düşünce özgürlüğünün temelinin, bilgiye erişim özgürlüğü” olduğuna inanıyoruz. Tüm halkımızı, kentin kütüphanelerine bekliyoruz ve vatandaşlık hakkı olan “bilgilenme özgürlüklerini” kullanmalarını ve talep etmelerini istiyoruz.

Bu ülkenin, bu kentin kütüphanecileri olarak; “cennet ülkemiz”in “korsan yayıncılık cenneti” haline dönüşmesini üzüntü ile karşılıyor ve “korsana hayır” diyoruz. Son verilere göre ülkemizde yayıncılık sektörünün neredeyse yarısının korsan yayıncılığı içerdiğini görmek ne kadar ironik değil mi? Yazılı, görsel, işitsel, elektronik her ortamdaki düşünce ürününün sahibinden, yazarından, yayıncısından izinsiz çoğaltılıp, dağıtılması demek olan “korsan yayıncılık”, ülkemizdeki yayıncılık sektörünün ve düşünsel üretimlerin gelişmesini engellemekte, yazarlarımızı, sanatçılarımızı, bilgi ve fikir emekçilerimizi ve devleti zarara uğratmaktadır. Biz kütüphaneciler olarak, korsan yayıncılığa karşı çıkıyor ve “düşünce özgürlüğüne evet, düşüncelerin sömürülmesine, emeklerin çalınmasına, fikir hırsızlığına hayır” diyoruz.

Çıkarılan yasa ve yönetmeliklere, yayıncılık sektörü örgütlerinin, yayıncılarımızın ve yetkili kurumlarımızın verdikleri mücadelelere rağmen giderek yayılan korsan yayıncılığın önlenmesinde alternatif bir çözüm öneriyoruz: kütüphaneleri keşfetmek ve onları kullanmak. Halkımız, bilgilenme özgürlüğünü yaşadıkça, kütüphaneleri yaşamın aktif bir aracı haline getirdikçe, okuma ihtiyacını kütüphanelerden karşılayacağı için, korsan yayınlara olan talep azalacak, sonuçta da korsan yayınlar da rağbet görmeyecektir. Çünkü korsanla mücadelenin en etkili gücü “bilinçli tüketici” yani insandır. Burada; devlete ve ilgili kurumlarımıza da önemli bir görevler düşmektedir; nitelikli, işlevsel ve çekici okul, halk ve üniversite kütüphaneleri kurmak ve geliştirmek.

Kütüphanelerin yaşamın işlevsel bir parçası olabilmesi ve korsan yayıncılığın önlenmesine aktif katkı yapması açısından ilgili tüm kesimlere, etkin bir işbirliği anlayışı çerçevesinde önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyoruz;

Devletimizin; halk ve okul kütüphaneleri sistemini geliştirmesini, zengin ve işlevsel kütüphaneler kurmasını ve buralarda mesleki eğitim almış kütüphaneciler istihdam etmesini, eğitim sistemini çocuk ve gençlerimizi bilgilenme bilinci yerleşmiş, ahlaki değerleri özümsemiş bireyler olarak yetiştirmesini, yayıncılık sektörünü olumsuz etkileyen, düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen hukuki düzenleme ve uygulamaları kaldırmasını, bağımsız yayıncılığın geliştirilmesini ve dağıtımda tekelleşmenin önlenmesini,

Yerel yönetimlerimizin, bölgelerinde kütüphane ve bilgi merkezlerini kurarak, halkımızın bilgiye erişme olanaklarını geliştirmesini, ülkemizdeki en sorunlu tür olan okul kütüphanelerinin geliştirilmesinde kamu yönetimi ile işbirliği içerisinde katkılar yapmasını, korsan yayıncılıkla daha etkin mücadele etmesini,

Sivil toplum örgütlerimizin; kütüphanelerle ortak projeler ve işbirlikleri geliştirmesini, korsan yayıncılığın önlemesine yönelik bilinçlendirme ve hukuksal mücadelelerinin daha etkin ve yaygın hale getirmesini,

Yayıncı, Kitapçı ve dağıtımcılarımızın; kütüphanelere kaynak sağlamada daha aktif ve sorumlu davranarak, kütüphanelere özgü uygun fiyat ve indirimler uygulamalarını, maliyetinin çok üzerinde bir fiyat koymamalarını, kültürel çeşitliliğe özen göstermelerini,

Kütüphaneler ve kütüphanecilerimizin; koleksiyonlarını sürekli olarak imkanlar ölçüsünde güncel tutmaları ve zenginleşmelerinin sağlanmasını, telif hakları, her türlü fikir, emek hırsızlığı, izinsiz kopyalama ve korsan yayıncılık konusundaki bilinçli tutumlarını koruyarak bu konudaki duyarlıklılarını topluma yaymalarını, bilinçli bilgi kullanıcıları yetiştirmede eğitim sorumluluklarını üstlenmelerini, korsan yayıncılığın önlenmesi konusunda yayıncılık sektörü temsilcileri ve örgütleriyle işbirliği yapmalarını, kütüphaneler arasındaki değişim ve ödünç verme uygulamalarının bilgiye erişim uygulaması olarak tüm türleri kapsayacak biçimde genişletilmesini, kütüphanelerdeki uygulamalar ve hizmetler konusunda basın/medya organlarını sürekli ve güncel biçimde bilgilendirmelerini,

Basın/medyamızın; kütüphanelerimiz ve ürettikleri uygulama ve hizmetlerin topluma yansıtılmasında daha aktif rol almaları, haber ve yazılarında bu konuların daha çok yer alması, korsan yayıncılık konusunda halkı bilinçlendirici yayınların sunulması.

Ve halkımızın; kentin kütüphanelerini kullanmaları, yönetimlerden işlevsel ve çekici kütüphaneler ve kaynaklar talep etmelerini, bu taleplerinin takipçisi olmalarını, kütüphaneler de gönüllü katkılar sunmalarını, korsan yayınları satın almamalarını, korsan satış yapan kişi ve mekânları yetkili kişi ve kurumlara bildirmelerini

İSTİYORUZ.

Değerli İstanbul halkı; kenti yaşayın, kütüphanelerini keşfedin, korsanı yok edin!

Saygılarımızla

Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi

İletişim ve Bilgi: Mehmet Manyas (TKD İstanbul Şubesi Başkanı) 0530 640 47 71

İnönü Caddesi Hariciye Konağı Sokak Türel Apt. No:3 Kat:1 Daire 3

Gümüşsuyu, Beyoğlu / İstanbul

Tel : (212) 243 7807

www.istanbulkutuphaneci.org

bilgi@istanbulkutuphaneci.org

http://www.facebook.com/istanbulkutuphaneci

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Deniz Gökduman - “Ne İçindeyim Zamanın Ne de Büsbütün Dışında”

Deniz Gökduman’ın “Ne İçindeyim Zamanın Ne de Büsbütün Dışında” başlıklı sergisi 1 Nisan -21 Nisan 2011 tarihleri arasında Piha Kollektif’te izleyiciyle buluşuyor…

Ne İçindeyim Zamanın Ne de Büsbütün Dışında”

1976 Balıkesir doğumlu olan Deniz Gökduman Lisans Eğitimini M.Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi’nde İsa Başlıoğlu ve Ramiz Aydın’ın atölyelerinde, Yüksek Lisansını İtü Görsel ve Çevresel Sanatlar bölümünde tamamlamıştır. Sanat hayatına soyut dışavurumcu resimlerle başlayan Deniz Gökduman’ın çalışmalarında her zaman konu oldukça önemli bir yere sahiptir. İlk dönemdeki soyut dışavurumcu çalışmalarında biyolojiye olan ilgisi nedeniyle embriyoları konu edinen sanatçı, 2000’den sonraki çalışmalarında figüre yönelmiştir. Sanatçının figüratif çalışmalarını kadın konulu eserler ve toplumsal içerikli eserler olarak iki ayrı başlık altında ele almak gerekir. Erotizmin göze çarptığı ve Mel Ramos’un kadınlarını çağrıştıran Gecenin İçindeki Kadın, Kızıl Saçlı Kız, Onu Görmeden Önce gibi çalışmalarında Pop sanata yaklaşan bir çizgi izleyen Deniz Gökduman’ın, politik simalar, Türkiye gündemini etkileyen olaylar ve günlük yaşamın ayrıntılarından örülü temalardan oluşan Filistin Günlüğü, Barışa Rock, Ne İçindeyim Zamanın Ne de Büsbütün Dışında, On Yedine Geldiğinde gibi eserlerinde ise John Clem Clarke tarzı Foto-Realist bir üslup dikkati çeker. Ancak sanatçının amacı fotoğrafik bir gerçeklik yakalamak değil, ele aldığı konuyu ironik bir biçimde tuvale aktararak izleyiciye sunmaktır. Bu tarz çalışmalarında zaman donmuş bir biçimde çerçevelerin içine hapsedilmiş gibidir. Tuval üzerine serpiştirdiği harflerle bir taraftan bu durağanlığı kırma, geçmişi şimdiye taşıma çabası içinde olan sanatçı bir taraftan da bir şair, yazar ya da düşünürün eserinden alıntılanmış bir bölüme gönderme yaparak tuvalini ele aldığı konunun tartışmaya açıldığı bir platform haline getirmektedir. (Şafak GÜNEŞ GÖKDUMAN)

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »