İstanbul Modern Sinema, Ejderha Yılı’nı Çin Sinemasından 7 Filmle Kutluyor

İstanbul Modern , Ejderha Yılı’nı Çin sinemasından yedi filmle kutluyor…

Pekin Operası’ndan Konfüçyüs’e…

, Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği işbirliğiyle ve 2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı kapsamında, Ejderha Yılı’nı Çin sinemasından yedi filmi bir araya getiren bir programla kutluyor. Romantik komedi, animasyon, Pekin Operası ve Çin kültürünün önemli isimlerinden Konfüçyüs gibi farklı öğeleri içeren 22 – 29 Mart tarihleri arasında izlenebilecek. İstanbul Modern Sinema’daki Çin Filmleri Haftası, 22 Mart Perşembe günü saat 19:00’da, nefes kesici gösterileriyle bütün dünyayı hayran bırakan Çin akrobasi topluluğu Çin Masalı’nın gösterisiyle açılacak.

 

Bu hafta kapsamında gösterimi yapılacak filmler arasında, Mei Hu’nun yönetmenliğini, Kaplan ve Ejderha filmiyle Oscar kazanan Peter Pau’nun ise görüntü yönetmenliğini üstlendiği,  “Konfüçyüs” olarak bilinen Çinli düşünür Kong Qiu’nun hayatını anlatan tarihi drama Konfüçyüs (2010) bulunuyor.

Peng Chen ve Peng Jiahuang kardeşlerin, genç bir yabancının Çin’in taşra geleneklerini modernleştirmesi temasını dile getiren ve gösterildiği birçok çocuk festivalinde ödül kazanan filmleri Okula Yürümek (2009) ve Mai Jia’nın kitabından uyarlanan, Tayvan’daki Altın At başta olmak üzere birçok festivalden ödülle dönen Kuo-Fu Chen’in casus filmi Mesajlar (2009) festival kapsamında gösterilecek ödüllü filmler arasında yer alıyor.

Li Ke’nin popüler romanından Jinglei Xu’nun yönetiminde sinemaya aktarılan ve ülkesinde büyük bir gişe hasılatı yapan romantik komedi Du Lala’nın Terfisi (2010) ve bencil bir okul öğrencisi olan Long’un hayatının, zaman tünelinden geçerek 3.500 yıl öncesindeki muhteşem Jinsha Krallığı’na yaptığı yolculukla nasıl değiştiğini anlatan, Daming Chen’in çok sevilen animasyonu Jinsha Rüyası (2010), izleyicilere Çin sinemasından güzel tatlar bırakacak filmler arasında.

Yönetmen Teddy Chan’in Çin’in ilk başbakanını Hong Kong ziyareti sırasında korumak için girişilen operasyonu anlatan aksiyon yüklü tarihi ve politik dramı Fedailer ve Suikastçiler (2009), Çin sinemasının ünlü yıldızlarını bir araya getiriyor.

Festivalde 1993’te Elveda Cariyem filmiyle 46. Cannes Uluslararası Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazanan ünlü yönetmen Chen Kaige’nin 2009 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan Sonsuza Dek Büyülenmiş adlı filmi bulunuyor. Başrolünde Ziyi Zhang’ın yer aldığı, Pekin Operası’na dair film, yönetimiyle öne çıkıyor.

Konfüçyüs
Mei Hu, Çin, 2010, Renkli, 125´

“Konfüçyüs” olarak bilinen Çinli düşünür Kong Qiu ya da onursal ünvanı ile Zhong Ni, düşüşe geçen soylu bir ailenin çocuğu olarak doğar. Toplumdaki kaos için endişelenen Konfüçyüs fikirleriyle ülkeyi etkilemek ister. 51 yaşında Zhongdu Belediye Başkanı olarak atandıktan sonra herhangi bir başarı elde edemese de “Büyük Uyum” fikri üzerine vaazlar vererek eyaletten eyalete dolaşır. Bu tarihi dram, daha önce Kaplan ve Ejderha (Crouching Tiger, Hidden Dragon) filmiyle Oscar kazanan görüntü yönetmeni Peter Pau’nun imzasını taşıyor.

Okula Yürümek 
Jiahuang Peng, Çin, 2009, Renkli, 90´

Wawa, Çin Yun Nan’daki etnik azınlıktan bir ailenin yedi yaşındaki oğludur. Kız kardeşi Naxiang, okula gitmek için her gün çelik bir kablodan kayarak nehrin üzerinden karşıya geçmek zorundadır. Wawa kız kardeşinin okula gitmesini kıskanır. Bir gün tek başına nehri geçer ve hayranı olduğu okulu görür. Peng Chen ve Peng Jiahuang kardeşler, bu ilk filmlerinde genç bir yabancının Çin’in taşra geleneklerini modernleştirmesi temasını sade bir dille ele alıyorlar. Kırsal bölgede geçen bir trajediyi anlatan Okula Yürümek, dünyanın çeşitli çocuk filmleri festivallerinde gösterildi ve ödüller kazandı.

Mesajlar 
Kuo-fu Chen, Çin, 2009, Renkli, 118´

1940 baharında Çin Nasyonal Partisi’nin eski başkan yardımcısı Wang Jingwei, Japon hükümeti ile bir uzlaşma yaparak Nanjing’de yeni bir “milli parti” kurar. Gizli kodların çevirisinde yetkin olan ve “yaşlı hayalet” olarak anılan Çin Komünist Partisi casusu, kukla hükümetin istihbarat merkezine sızmayı başarır. Beklenmedik gelişmelere sahne olan bu casus filmi, Mai Jia’nın kitabından uyarlandı ve Tayvan’daki Altın At olmak üzere birçok festivalden ödülle döndü.

Du Lala’nın Terfisi
Jinglei Xu, Çin, 2010, Renkli, 100´

Çalıştığı küçük şirketten taciz nedeniyle ayrılıp, parlak bir geleceğin peşinde yeni bir iş arayan Du Lala, Fortune dergisinin “dünyanın en büyük 500 şirketi” listesine giren DB’de çalışmaya başlar. Başarılı olmak için çok çalışan Lala ilk terfisiyle birlikte, aşkı da yöneticilerinden birinde bulur. Ne var ki DB şirketinde çalışanların “işyerinde aşk yaşaması” kesinlikle yasaktır. Kariyeriyle aşkı arasında sıkışan Lala’yı zor bir karar bekler. Li Ke’nin popüler romanından sinemaya aktarılan bu romantik komedi, ülkesinde çok büyük bir gişe hasılatı elde etmişti.

Jinsha Rüyası 
Daming Chen, Çin, 2010, Renkli, 85´

Bencil bir okul öğrencisi olan Long’un hayatı, zaman tünelinden geçerek 3.500 yıl öncesine, muhteşem Jinsha Krallığı’na bir yolculuk yapmasıyla değişir. Bu krallık olağanüstü güçler tarafından tehdit edilmektedir. Bir mucize gerçekleşecek ve Jinsha halkı Long’un sayesinde kurtulacaktır. Long, modern zamana geri döndüğünde artık eskiden olduğu kişi değildir; sorumluluğunun bilincinde, iyi kalpli bir genç adama dönüşmüştür. İzleyiciler tarafından çok sevilen bu animasyon film, Çin’in Pixar’a cevabı niteliğindedir.

Fedailer ve Suikastçiler
Teddy Chan, Çin, 2009, Renkli, 139´

1906′da Çin’deki tehlikeli duruma rağmen devrim lideri Sun Yat-sen, devrim temsilcileriyle buluşmak üzere taşradan Hong Kong’a gitmeye karar verir. Fakat hükümet, Sun için bir suikast planlamaktadır. China Daily’nin başındaki devrimci Chen Shaobai, bir gün boyunca Sun’ı korumakla görevlidir. Hong Kong ziyareti sırasında Çin’in ilk başbakanını korumak için girişilen operasyonu anlatan aksiyon yüklü bu tarihi ve politik dramda Çin sinemasının en ünlü yıldızları rol alıyor.

Sonsuza Dek Büyülenmiş
Chen Kaige, Çin, 2008, 147´

Mei Lanfang, Çin operasının önde gelen sanatçılarındandır, kendi adıyla bilinen özgün bir tür yaratır. Lanfang ününü bir gecede, eşsiz sesiyle 10 yaşında sahneye ilk çıktığında kazanır. 1930′ların sonunda, Mei’nin çabalarıyla Pekin Operası tüm dünyaca tanınır. Büyük bir yurtsever olan Mei, Japonlara karşı verilen savaş sırasında dürüstlüğünün bir gereği olarak gösteri yapmayı bırakır. Aşk hayatı ise iniş çıkışlarla doludur. 2009 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan Sonsuza Dek Büyülenmiş,  Elveda Cariyem, İmparator ve Katil gibi filmleriyle tanınan ünlü yönetmen Chen Kaige’nin özellikle sanat yönetimiyle öne çıkan 11. filmi.

Ejderha Yılı: Çin Filmleri Haftası
22-29 Mart
22 Mart Perşembe 24 Mart Cumartesi 25 Mart Pazar
Konfüçyüs Okula Yürümek
Mesajlar Jinsha Rüyası Konfüçyüs
Okula Yürümek Mei Lanfang Fedailer ve Suikastçiler
Çin Masalı akrobasi gösterisi
Mei Lanfang
29 Mart Perşembe
Mesajlar
Jinsha Rüyası
Du Lala’nın Terfisi

Fedailer ve Suikastçiler


La La La Human Steps

15 Mart 2012 Yazan:  
Kategori: Dans, Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

Yorum yapın

La La La Human Steps’in performansının gösterimi, ’da…

Bir tür mutlu yaşam rehberi: Amelia

İstanbul Modern’in La La La İnsan Adımları: Boijmans Van Beuningen Müzesi Koleksiyonundan Bir Seçki başlıklı sergisine adını veren Kanadalı dans kumpanyası La La La Human Steps’in performansı Amelia, İstanbul Modern ’da izleyicilerle buluşuyor.

Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı kutlamaları kapsamında, Boijmans Van Beuningen Müzesi’nin Direktörü Sjarel Ex’in hazırladığı özel bir seçkiyi içeren La La La İnsan Adımları sergisi süresince belirli gün ve saatlerde İstanbul Modern Sinema’da La La La Human Steps’in Amelia adlı dans gösterisi müze ziyaretçileri tarafından ücretsiz izlenebilecek.

Simgecilik, gerçekçilik, güç dengesi, aşk ve çift cinsiyetlilik temalarıyla çalışan dünyaca ünlü koreograf Édouard Lock tarafından kurulan La La La Human Steps, dünyanın büyük tiyatrolarında ve deneysel dans etkinliklerinde sahne aldı. Serginin küratörü Sjarel Ex’in insan ilişkileri bağlamında “bir tür mutlu yaşam rehberi” ve “iyimser bir gerçeklik” olarak değerlendirdiği Amelia, Lock’un David Lang (müzik), Lou Reed (şarkı sözleri) ve André Turpin (kamera) desteğiyle yaptığı bir dans performansı. Amelia’da La La La Human Steps dansçıları, insan duygularını çekim ve reddedilme, durağanlık, poz ve tekrardan oluşan akıcı bir dinamik içinde, incelikli bir üslupla canlandırıyor. İnsanların birbiriyle karşılaşmalarını anlatan, hayata karşı iyimser ve cesur bir  tutumun metaforu olabilecek nitelikteki Amelia, sergide bir leitmotif olarak yer alıyor.

Bu özel gösterimde, serginin farklı noktalarındaki ekranlarda 1, 6 ve 11. bölümleri yer alan Amelia’nın, bir saat süren on dört bölümlük 2002 tarihli sahne versiyonunun tamamı izlenebilecek.

Dünya prömiyerini Montreal Uluslararası Yeni Sinema ve Medya Festivali ile 2003 yılında gerçekleştiren Amelia isimli performansın ABD’deki prömiyeri, 2004 senesindeki Tribeca Film Festivali kapsamında yapıldı. Çalışmanın aldığı prestijli ödüller arasında Chicago Film Festivali (ABD), Rose d’Or Uluslararası Televizyon Festivali (İsviçre), Amerika Koreografi Ödülleri  (ABD), Gemini (Kanada) ile Uluslararası Televizyon ve Altın Prag (Çek Cumhuriyeti) bulunuyor.

La La La Human Steps

La La La Human Steps dans kumpanyası, 1980’de Kanadalı koreograf Édouard Lock tarafından Montreal’de kuruldu. 31 yıllık geçmişi süresince büyük uluslararası başarılar kazanan, Québec merkezli kumpanya dünyanın tüm büyük tiyatrolarında ve deneysel dans etkinliklerinde sahne aldı. Édouard Lock koreograf olarak Paris’te Ballet de l’Opéra, Hollanda’da Dans Theater ve Ulusal Bale tarafından davet edildi. 2001 senesinde Québec eyaletinin verdiği seçkin Québec Nişanı’nı, 2002 yılında ise Kanada Nişanı’nı aldı. 2010 yılında Québec Üniverstesi tarafından onursal doktor ünvanına layık görüldü.

Gösterim tarihleri:

20 Mart Salı 

30 Mart Cuma

3, 10, 17, 24 Nisan Salı

6, 13, 20, 27 Nisan Cuma

8, 15 Nisan Pazar

Saat 16:00

İstanbul Modern Sinema 

Afrika Sinemasının Şaşırtıcı Çeşitliliği

, 5-22 Ocak tarihleri arasında 10 filmlik bir seçki sunuyor…

İstanbul Modern , yarım yüzyıllık tarihiyle dünyanın en genç kıta sineması sayılan, ancak bu süre içinde çıkardığı benzersiz filmlerle küresel hayatına büyük bir zenginlik katan Afrika sinemasından bir program sunuyor. 5-22 Ocak tarihleri arasında “Afrika!” başlıklı programda, uzmanlığı Afrika antropolojisi olan Illinois Üniversitesi profesörlerinden Mahir Şaul’un hazırladığı 10 filmlik bir seçki sunulacak. Bu seçki, 1960’larda doğan Afrika sinemasından bir dizi başyapıtı içeriyor. Filmler, geleneksel sanatlardan video ve avangarda uzanan Afrika sinemasının şaşırtıcı çeşitliliğini gözler önüne seriyor. Bunların bir kısmı Afrika’nın en önemli film şenliği olan Ouagadougou kentinin FESPACO Festivali’nde büyük ödül almış yapıtlar, diğerleri de dünya klasiği niteliğine ulaşmış ya da yenilikçi üsluplarıyla dikkat çekmiş ürünler. Film seçkisinin açılışı, 5 Ocak Perşembe saat 19:00’da Senegalli dansçı ve davulcuların yer alacağı bir gösteriyle yapılacak.

Programda, Batı Afrika sinema tarihinde bir dönüm noktası oluşturan Mali’den Souleymane Cisse’nin 1982’de Kartaca Film Festivali’nde Altın Tanit Ödülü kazanan, Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” bölümünde gösterilen ve 1983’te FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü’nü alan Rüzgar, Moritanya’dan Med Hondo’nun yönettiği ve 1987’de FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü’nü alan Saraunya, Burkina Faso’dan Afrika sinemasının Avrupa’da en büyük yankı uyandıran filmlerini yaratan Idrissa Ouedraogo’nun modern bir trajediye benzetilen filmi Töre, Afrika’nın en özgün yönetmenlerinden Senegal’den Djibril Diop Mambéty’nin Friedrich Dürrenmatt’ın ‘Yaşlı Hanımın Ziyareti” adlı oyunundan uyarladığı en önemli filmi Sırtlanlar, Afrika sinemasının en tanınmış isimlerinden Senegalli yönetmen Osman Sembene’nin “Afrikalı kadınların her günkü kahramanlığına bir övgü” olarak nitelendirdiği Faat Kine, Joseph Gaï Ramaka’nın Senegal’in değişik müziklerinden seçilmiş örneklerden oluşan 2001 yapımı Karmen’i, her yeni filmi heyecanla beklenen, ABD’de de yankı uyandıran çağdaş yönetmenlerinden Mali-Moritanya’dan Abderrahman Sissako’nun 2003’te FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, Fibresci Ödülü kazanan ve Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” bölümünde gösterilen gerçekle kurgusal arasında şiirsel filmi Mutluluğu Beklerken (2002), yönetmen Zola Maseko’nun 2005 FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü kazanan, gerçek bir olaydan yola çıkan, Afrikan Amerikalı oyuncu Taye Diggs’in başrolde harika oyunculuk sergilediği, yeni Güney Afrika sinemasının gözde yapıtı Drum, Kamerunlu Jean-Pierre Bekolo’nun üzerinde en çok konuşulan Afrika filmlerinden biri olan  2007 yapımı Kanlı Kızlar Kulübü ve Çad’dan Mahamat Saleh Haroun’un kefaret, intikam, kan davası gibi konular üzerine karmaşık duygular uyandıran 2006 yapımı Kuru Mevsim başlıklı filmler gösterime sunulacak.

Rüzgar (Finyé)

Souleymane Cissé, Mali, 1982, Renkli, 105’

Birbirini seven iki üniversite öğrencisi kendilerini ani bir fırtınanın ortasında bulur. Sınav sorularına hile karışmıştır ve kitle gösterileri yapılmaktadır; iki sevgili siyasal eylemlere karışınca hapishaneye düşerler. Bu olaylar birbirine zıt olan ailelerini karşı karşıya getirir. Ailelerden biri siyasal iktidara yakındır, öbürü ise kırsal bölgenin eski mistik geleneklerini sürdürmektedir. Batı Afrika sineması tarihinde bir dönüm noktası olan Rüzgar’ın özellikle ataların ruhlarıyla olan ilişkisini gösteren köy sahnesi, gerçekçi toplumsal sinemacılıktan Afrika geleneksel kültürüne yönelen yeni bir sinema sanatına geçişin işaretini verir.

Kartaca Film Festivali Altın Tanit Ödülü, 1982; FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, 1983; Cannes Film Festivali, “Belirli Bir Bakış,1982 .

Saraunya (Sarraounia)

Med Hondo, Moritanya, 1986, 120’

Saraunya, bir kadın önderin başlattığı yerel bir direniş hareketini perdede canlandırarak Afrika’nın Avrupalılar tarafından işgalinin en karanlık bölümlerinden birini gözler önüne seriyor. 1899 yılında iki genç Fransız subayı büyükçe bir sömürge ordusu ile etrafı  kan ve ateşe boğarak Orta Afrika’ya doğru hızla ilerlemektedir. Amaçları Britanya işgal girişiminin önünü kesmektir.  Ancak bugünkü Nijer Cumhuriyeti olan bölgeye geldiklerinde bir ovada kaybolmuş iki köyün halkı beklemedikleri  bir direnişle bu ilerlemeyi durdurur. Müslümanların çoğunlukta olduğu bir alanda eski geleneklerini sürdüren bu bir avuç insanın kraliçe/kâhin önderlerine (Saraunya) olan güveni Avrupalıların silahlarına ve yaydıkları büyük korkuya baskın çıkmıştır. Afrika sinemasının biçimsel olarak da en yenilikçi yapıtlarından biri olan destansı boyutlardaki bu film, seyircinin kolay kolay zihnininden atamayacağı yoğun imgeler sunuyor.

FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, 1987.

Töre (Tilaï )

Idrissa Ouedraogo, Burkina Faso, 1990, 81’

Sahel olarak anılan bölgenin sonsuz çoraklığında bir yolcu uzun bir ayrılıktan sonra köyüne döner. Saga, köyüne vardığında haberci neşeyle boynuz trompetini öttürüp onun gelişini ilan etse de, evine ulaştığında umduğu mutluluğu bulamaz. Uğruna bütün fedakarlıkları göze aldığı sevgilisi kendisini beklememiş, üstelik de babasıyla evlenmiştir. Saga duygularına hakim olamaz. Karmaşık duygusal ilişkilerden bütün aileyi içine çekip yutan bir kan ve kin yumağı oluşur. Vahşi bir tabiat, kesin çizgilerle kotarılmış karakterler, geleneklerle duygu arasında bocalayan insanlar. Ouedraogo, Afrika sinemasının Avrupa’da en büyük yankı uyandıran filmlerini yaratmış önemli bir yönetmen.  

Sırtlanlar (Hyenas)

Djibril Diop Mambéty, Senegal, 1992, Renkli, 103’

Küçük bir şehrin yoksul ama gururlu sakinleri önemli bir hanımın ziyarete geleceğini duyunca heyecanlanırlar. Hanımefendinin “Dünya Bankası’ndan daha zengin” olduğunu duymuşlardır. Acaba şehrin kalkınmasına yardımcı olacak mıdır? Ancak ikramlar ve methiyelerle karşıladıkları misafir, yüreğindeki sönmemiş bir acının intikamını almak için gelmiştir ve halkı hayrete düşüren bir koşul ileri sürer. Kinayeli bir ahlak dersi havasında gelişen hikaye birden olmadık ufuklara yelken açar. Perdedeki kahramanların açmazları, seyirciyi de bilinmez bir vicdan muhasebesine sürükler. Göz alıcı ama hayali Afrika dekorları ve giysileriyle sunulan bu kıssanın en şaşırtıcı taraflarından biri, İsviçreli oyun yazarı Friedrich Dürrenmatt’in ‘Yaşlı Hanımın Ziyareti (Der Besuch der alten Dame)’ adlı oyunundan uyarlanmış olması.

Faat Kine

Osman Sembene, Senegal, 2001, Renkli, 121’

Afrika sinemasının uluslararası alanda en tanınmış isimlerinden Sembene’nin hayatının son döneminde gerçekleştirdiği yapıtlardan biri olan bu filmde kadınlar ön plana çıkıyor. Faat Kine, dar boğazlardan geçerek tek başına bir yerlere gelmiş başarılı bir iş kadını. Kendi kurduğu hayatını kolayca paylaşacak bir insan değil, ama yaşlı annesi, tek başına büyütüp üniversiteye gönderdiği çocukları hâlâ sorumluluğu altında. Sembene’nin “Afrikalı kadınların günlük kahramanlıklarına bir övgü” olarak nitelendirdiği bu filmi, Afrika’nın çağdaş gündelik yaşamını gazete ve dergi kalıplarının tamamen dışında ama başka türlü beklenmedik ve parlak bir ışıkta görmek isteyenler için iyi bir fırsat.

Karmen Geï

Joseph Gaï Ramaka, Senegal, 2001, Renkli, 82’

“Aşk isyankar bir kuştur, kimse ona gem vuramaz”. Senegalli Karmen de tıpkı Bizet’nin operasındaki Carmen gibi bu mısraları şarkıya dökerek aşık olur, karanlık işlere dalar, özgürlüğünü ilan edip ayrılır ve bu uğurda her şeyi feda eder. Afrikalı Karmen, Fransız benzerinden daha bağımsız, fırtınalı ve pervasız bir hayat sürer. Gaï Ramaka bu uyarlamasında sevilen operadan aşina olduğumuz, ama hikayesi tamamen farklı bir kadın kahraman yaratıyor. Dakar’ın okyanus görüntülerine karşı gelişen bu müzik ve dans şöleni, Bizet’nin günlük hayatımıza sinmiş popüler aryalarına rağbet etmiyor. Filmin müzikleri Senegal müziklerinden ustaca seçilmiş örneklerden oluşuyor. Sözle tanımlanması zor, kökeninde melez, ama görünüşünü Afrika güneşinden, renklerini de Afrika desenlerinden alan bir yapıt.

Mutluluğu Beklerken (Heremakono)

Abderrahman Sissako, Mali-Moritanya, 2002, Renkli, 95’

“Gurbet daha yola çıkmadan başlar,” diyor yönetmen Sissako. Bir araba dolusu yolcu, okyanus kıyısındaki bir balıkçı köyünde bozulan arabalarının tamir edilmesini bekliyor. Aralarında talihini Avrupa’da deneyecek olanlar, ailesini ziyarete gelenler, ayrıca gidemeden hayatını kaybedecek olanlar var. Kişisel izlenimlerle örülmüş, yer yer anı yer yer de bir köyün tasviri gibi duran bu şiirsel ve doğaçlama film, gerçekle kurgu arasında belirlenmesi zor bir çizgide gelişiyor. Nefes kesici imgeler ve yönetmenin kendine özgü olağandışı mizahı seyirciyi gözlerini perdeden ayıramaz hale getiriyor. Sissako, Afrika’nın her yeni filmi heyecanla beklenen, ABD’de de epey yankı uyandırmış çağdaş yönetmenlerinden biri.

FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, FIPRESCI Ödülü Cannes Film Festivali  “Belirli Bir Bakış”, 2003.

Drum

Zola Maseko, Güney Afrika, 2004, Renkli, 104’

Yeni Güney Afrika sinemasının bu gözde yapıtı, gerçek bir yer ve olayı perdeye taşıyor. 1950’lerde Johannesburg’da yayınlanan Drum adlı dergide başarılı bir gazeteci olan Henry Nxumalo, etliye sütlüye karışmayan spor yazıları yazmaktan bıkar, siyaset eleştirileri de içeren günlük konulara eğilmeye başlar. Bu değişilikten başta biraz kaygılanan editörü,yazıların ilgi çektiğini görünce yazarı cesaretlendirir. Ne var ki hükümetin gizli bir niyetinin keşfedilmesi işin rengini değiştirir. Johannesburg’un, Afrikalı sakinlerinin alımlı müzik ve eğlence dünyasını zamanın mekan ve dekorları içinde çekici bir şekilde yeniden yaratan bu film aynı zamanda yakın tarihimizeki dünyanın en acımasız siyasi düzenlerinden birinin de karmaşık bir resmini sunar.

FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, 2005.

Kanlı Kızlar Klübü (Les Saignantes)

Jean-Pierre Bekolo, Kamerun, 2007, Renkli, 97’

Şehrin renkli ışıklarıyla yer yer aydınlanan gecenin karanlığında iki genç kadın, önemli bir devlet adamının cesedinden kurtulmaya çalışıyor. Genç kadınlar amaçlarına ulaşmaya çalışırken fütürist mekanlarda olmayacak olaylarla karşılaşırken, arkalarında Mevungu diye anılan esrarengiz bir feminist güç vardır. En çok tartışılan Afrika filmlerinden biri olan Kanlı Kızlar Kulübü, bir video parodisi gibi görünse de, önemini şüphesiz Bekolo’nun ustalıklı kurgusundan alıyor. Godard’ı andıran atlamalı kurgu, üst üste bindirilmiş imgeler ve hepsinin ortaya çıkardığı beklenmedik renkli, zengin görsel ve işitsel doku.

Kuru Mevsim (Daratt)

Mahamat Saleh Haroun, Çad, 2006, Renkli, 96’

Tropikal Afrika’nın kurak mevsiminde tarım işleri durunca köy halkı ya başka işlere bakar ya da seyahate çıkar. Delikanlı Atim (Yetim) de torbasını alıp tozlu yollardan uzaktaki başkente doğru ilk kez yola koyulur. Ancak havada bir gerginlik vardır. Yıllar süren iç savaştan sonra barış vaadi ile gelen hükümet geçmiş çatışmalarda suç işleyenlerin hepsine af çıkardığını ilan etmiştir. Haber mağdur ailelerini galeyana getirir, karmaşaya yol açar. Atim de gizli bir görevle şehre gönderilmiştir. Çantasında yıllar önce ölen babasının silahı vardır. Ne var ki şehirde bir canavar ararken istemeden kendini bir baba-oğul ilişkisi içinde bulur. Farkına varmadan ahlaki değişim yaşar. Kum tepelerinin ardındaki köyüne döndüğünde olgunlaşmış başka bir insandır.

İstanbul Modern Sinema’da Aki Kaurismäki ve Kati Outinen Filmleri

’da ve gösteriliyor…

AKİ ve KATİ

İstanbul Modern , 3-18 Aralık tarihleri arasında “Aki ve Kati” başlıklı programla Fin sinemasının en güçlü yönetmenlerinden Aki Kaurismäki’nin oyuncu ile birlikte çalıştığı dokuz filmini gösteriyor. Ünlü yönetmen ve oyuncunun birlikteliği, 1986 yapımı Cennetteki Gölgeler’le başlayıp, 2003 Oscarı’na aday olan, Cannes’da Jüri Özel Ödülü’nü kazanan ve ’e “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü getiren Geçmişi Olmayan Adam’la sürüyor ve yine bu yıl Cannes’da “ Eleştirmenleri Birliği Ödülü”nü kazanan ve Finlandiya’nın 2012 Oscar adayı olan Umut Limanı’na kadar geliyor.  Kati Outinen, 3 Aralık Cumartesi günü programın açılışına katılarak, Umut Limanı filminin saat 15.00’teki gösteriminde İstanbul Modern ’da izleyiciyle buluşacak.

Bir Shakespeare uyarlamasından proletarya portrelerine uzanan film seçkisi, Kaurismäki sinemasının derinlerine iniyor; Amerikan kara filmine, Fransız Yeni Dalgası’na duyduğu sevgiyi gözler önüne sererken, nihilist duruşunu, “ucuz kafetaryaların melankolisi”ni, masalsı tonlarını, kaybeden ve olgunlaşmamış kahramanlarını yakından gösteriyor.

Aki Kaurismäki’nin proletarya üçlemesinin ilk filmi Cennetteki Gölgeler Helsinki’nin işçi sınıfı mahallesinde geçen bir aşk öyküsü. Shakespeare’in Hamlet’i, Hamlet İş Dünyasında filminde Helsinki’nin sanayi bölgesine taşınıyor. Proletarya üçlemesinin son filmi Kibritçi Kız, Kaurismäki’nin komediyle sosyal sömürü ve adaletsizliği yansıttığı en çarpıcı filmlerinden biri.

Yönetmenin Finlandiya üçlemesinin ilk filmi Sürüklenen Bulutlar, kapitalizmin hızlı çarklarına takılan evli bir çiftin hüzünlü öyküsünü anlatıyor. Üçlemenin ikinci filmi Geçmişi Olmayan Adam Kaurismäki’nin şiirsel harikalar dünyasında gezinerek, hem dokunaklı hem de mizahi biçimde hiç yaşanmamış ve hiç yaşanmayacak olan bir döneme dair bir kesit sunuyor. Üçlemenin son filmi Alacakaranlıkta Işıklar, 1950’lerin kara filmine gönderme yapıyor. Toplumun kıyısında yaşayan kahramanlarına kendine özgü bir mizah anlayışıyla yaklaşırken, trajik ile absürt arasında şaşırtıcı bir denge kuran yönetmen, filminin Finlandiya’nın Oscar adayı olmasını boykot etmişti.

Edebiyattaki novellanın sinemasal karşılığı olan eğlenceli yol filmi Eşarbına İyi Bak, Tatiana!’da Kaurismäki, Fin kültürünü taşlarken psikolojik mekan yaratma konusundaki ustalığını ve siyah beyaz sinemaya olan sevgisini gözler önüne seriyor.

Kaurismäki, Fin yazar Juhani Aho’nun 1911 tarihli romanından uyarladığı Juha’da,  Finlandiya’nın zengin kentleri ile fakir kırsal bölgeleri arasındaki sınırda yaşayan insanları hassas bir gözle izleyerek, yeni bir sessiz film türü ortaya koyuyor. Bu kez ara başlıklar, melodramatik ifadeler ve büyüleyici bir soundtrack eşliğinde,  masumiyetin çürüdüğünü anlatıyor.

Kaurismäki’nin liman kentlerinde yaşam üzerine yapacağı üçlemenin ilk bölümü olan Umut Limanı  ise Cannes’da “Sinema Eleştirmenleri Birliği Ödülü”nü kazandı ve Finlandiya’nın 2012 Oscar adayı seçildi.

Programda ayrıca “Kuzeyin Kovboyları” başlığı altında Aki Kaurismäki’nin sekiz kısa filmi de gösterime sunulacak. müze ziyaretçilerine ücretsizdir.

Cennetteki Gölgeler (Varjoja paratiisissa), 1986
35mm, Renkli, 76’
Kaurismäki’nin proletarya üçlemesinin ilk filmi, Helsinki’nin işçi sınıfı mahallesinde geçiyor.  Bir çöp kamyonu şoförü ile markette çalışan bir kızın aşk hikayesini anlatan film, tipik bir “kaybeden” karakter üzerinden zor ekonomik şartlarda dürüst biçimde para kazananların trajedisini yansıtıyor. Ancak bu modern toplum eleştirisi sırasında ironik bakışını da kaybetmiyor. Gerçekçi öyküsü, duygusal etki yaratan kendine ait temposu ve renkleriyle Cennetteki Gölgeler çok dokunaklı bir aşk öyküsü.

Hamlet İş Dünyasında (Hamlet liikemaailmassa), 1987

35mm, Siyah/Beyaz, 86’
Hamlet İş Dünyasında, Shakespeare’in Hamlet’ini, Helsinki sanayi bölgesine taşıyor. Karakterlerin bir şirket iktidarı için giriştikleri savaşı anlatan film alaycı bir satranç oyunu gibi ilerliyor. Kaurismäki, Hamlet oyununa kendi yorumunu katarken işin içine biraz absürtlük ve en önemlisi rock’n roll ekliyor. Timo Salminen’in siyah-beyaz kamerası da karışıma biraz kara film katıyor. Filmin oyundan bir diğer farkı da Hamlet’in bir kader tutsağı değil, şirket savaşında üvey babasına karşı savaşan aktif bir hissedar olarak boy göstermesi.

Kibritçi Kız (Tulitikkutehtaan tyttö), 1990
35mm, Renkli, 68’

Proletarya üçlemesine dahil olan Kibritçi Kız, minimal komedisiyle en çarpıcı Kaurismäki filmlerinden biri. Filmde Kati Outinen, aşk ve dostluk arayışı ailesi ya da açgözlü kötü erkekler tarafından engellenen sarışın, donuk yüzlü ve mağdur durumdaki bir fabrika işçisi olan Iiris’i canlandırıyor. Iiris günün birinde devrim yapmaya karar vererek fare zehirini aldığı gibi intikam yolculuğuna çıkıyor. Kibritçi Kız, ifadesiz oyunculuğu, hareketsiz kamerası ve geometrik sahneleriyle Kaurismäki’nin sevdiği bir alttür olan, sosyal sömürünün ve adaletsizliğin yol açtığı suç filmlerine iyi bir örnek.

Sürüklenen Bulutlar (Kauas Pilvet Karkaavat), 1996
35mm, Renkli, 96’
Kaurismäki’nin Finlandiya üçlemesinin ilk filmi olan Sürüklenen Bulutlar, kapitalizmin hızlı çarklarına takılan Ilona ve Lauri isimli evli bir çiftin hüzünlü hikayesini anlatıyor. Tramvay şoförü olan Lauri işini kaybeder, çünkü insanlar artık daha çok araba kullanıyordur. Ilona ise şef garson olarak yıllardır çalıştığı restoranın büyük bir restoran zincirine satılmasıyla işinden kovulur. Kaurismäki filmlerinin “kişisel olan politiktir” tezi, bu filmde birliktelik özlemine ve soğuk fonksiyonel binalarıyla tüketimi besleyen modern kente küskünlüğe yaslanıyor.

Eşarbına İyi Bak, Tatiana! (Pidä huivista kiinni, Tatjana), 1994
35mm, Siyah Beyaz, 60’
Edebiyattaki novellanın sinemasal karşılığı olan bu eğlenceli yol filminde Valto ve Reino hayatlarındaki en büyük değer olan votka ve kahvenin peşinden yola çıkarlar. Ancak hayalleri otostop çeken Rus Klaudia ve Estonyalı Tatiana yüzünden suya düşer. Bu iki kadın ana karakterlerimizle ilgilense de iki kafadar konuşmak yerine votka şişelerine bakmayı tercih ederler. Bu komedide dört kişi bir arabada sessizce seyahat edecek ve bir otelde masum bir gece geçireceklerdir. Kaurismäki, Fin kültürünü taşlarken psikolojik mekan yaratma konusundaki ustalığını ve siyah beyaz sinemaya olan sevgisini gözler önüne seriyor.

Juha,1999
35mm, Siyah Beyaz, 78’
Finli yazar Juhani Aho’nun 1911 tarihli romanından uyarlanan film, şehirli bir adam uğruna duyarsız bir çiftçi olan kocası Juha’dan kaçan ancak şehirli adam tarafından bir geneleve hapsedilen bir kadının hikayesini anlatıyor. Finlandiya’nın zengin kentleri ile fakir kırsal bölgeleri arasındaki sınırda yaşayan insanları hassas bir gözle izleyen film, yeni bir sessiz film türü ortaya koyuyor: 20. Yüzyılın bu son sessiz filminde, sessiz sinema adeta bir evrim geçiriyor. Kaurismäki bu kez ara başlıklar, melodramatik ifadeler ve büyüleyici bir soundtrack eşliğinde,  masumiyetin çürüdüğünü anlatıyor.

Geçmişi Olmayan Adam (Mies Vailla Menneisyyttä), 2002
35mm, Renkli, 97’
Finlandiya üçlemesinin ikinci filminde, Kaurismäki’nin karizmatik oyuncularından Markku Peltola’yı başrolde izliyoruz. Oscar’a aday olan ve Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Geçmişi Olmayan Adam, Kati Outinen’e de “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü getirmişti.  Saldırı sonucu belleğini yitiren bir adamın evsizler tarafından tekrar hayata döndürülmesini işleyen film, limanda yaşayan evsizlerin kurdukları renkli mikrodünyada geçiyor. Kaurismäki’nin şiirsel harikalar dünyasında gezinen film hiç yaşanmamış ve hiç yaşanmayacak olan bir döneme dair bir kesit sunuyor. Sefilleri oynayan kahramanları, az diyaloglu ve muzip mizahıyla dokunaklı olduğu kadar eğlenceli bir film!

Alacakaranlıktaki Işıklar (Laitakaupungin Valot), 2006
35mm, Renkli, 78’
Finlandiya üçlemesinin son filmi 1950’lerin kara filmine gönderme yapıyor. Film, hayalet şehir gibi gözüken Helsinki’de adı sürekli unutulan güvenlik görevlisi Koistinen karakterinin etrafında gelişiyor. Adamımız, mimiksiz yüzü ve her an büyük bir felaketi bekler haliyle tek başına takılırken karşısına bir femme fatale çıkınca kendini bir soygun tezgahının içinde buluyor. Toplumun kıyısında yaşayan kahramanlarına kendine özgü bir mizah anlayışıyla yaklaşırken trajik ile absürt arasında şaşırtıcı bir denge kuran yönetmen, filminin Finlandiya’nın Oscar adayı olmasını boykot etmişti.

Umut Limanı (Le Havre), 2011
35mm, Renkli, 93’
Eski yazar ve tanınmış bohem Marcel Marx, kendini emekliye ayırmış, liman kenti Le Havre’da ayakkabı boyacılığı yaparak halka hizmet etmektedir. Edebi bir başyapıt yaratma hevesini geride bırakmış, en sevdiği bar, işi ve eşi Arletty ile mutlu mesut hayatını sürdürürken kader karşısına Afrika’dan, daha reşit bile olmamış bir kaçak göçmeni çıkartır. Eşi Arletty de hastalanıp yataklara düşünce Marcel, insanların duyarsızlığına karşı iyimserlik silahını kullanmaya yeltenir, fakat “Batı Devleti” tüm mekanizmalarıyla kaçak oğlanın peşindedir. Marcel’e düşen, ayakkabılarını parlatıp dişlerini göstermektir. Kaurismäki’nin liman kentlerinde yaşam üzerine yapacağı üçlemenin ilk bölümü olan Umut Limanı, Cannes’da “Sinema Eleştirmenleri Birliği Ödülü”nü kazandı ve Finlandiya’nın 2012 Oscar adayı seçildi.

Rocky VI, 1986
35mm, 8’, Siyah Beyaz
Özgür dünyayı savunan Rocky, Sibiryalı boksör Igor’a karşı dövüşür ve kaybeder.

Tellerin Arasında (Thru the Wire), 1987
35mm, 6’, Siyah Beyaz
Nicky, Alabama ve Utah arasında bir yerde, gelecek bir zamanda, hapishaneden kaçar. Barlarda ve otellerde dolaşarak kız arkadaşını aramaya başlar. Yeni özgürlüğü süresince gözlemlediği tek şey, insanlık kültürünün geleceğinin kimsenin umurunda olmadığıdır.

Zengin Küçük Kaltak (Rich Little Bitch), 1987
35mm, 5’, Siyah Beyaz
Hamlet İş Dünyasında’nın çekimleri sırasında Melrose, “Rich Little Bitch” adlı şarkıyı seslendirir.

Ne Güzel Günlerdi (Those Were the Days), 1991
35mm, 5’, Siyah Beyaz
Leningrad Cowboys, Paris’te ünlü bir şarkıyı seslendirmektedir: Bir eşekle dolaşan yalnız adam bir restoranın kapısından geri çevrilir. Bunun üzerine eşeğiyle beraber “La Maison du Vin”e doğru ilerler. “Eşekler Giremez” levhasına rağmen içeri girer ve eşeği beslemeye başlar. Grubun kadın solisti adamın hayvana gösterdiği ilgiden etkilenir; ziyaretçi ve solist birbirlerine yakınlaşırlar. Peki ama, beraber ortadan kaybolurlarsa eşeğe kim bakacaktır?

Çizmeler (These Boots), 1992
35mm, 5’, Renkli
Finlandiya’nın 1950-69 yılları arasındaki tarihi, rock grubu Leningrad Cowboys’un üyelerinden birinin gözünden aktarılıyor. Nancy Sinatra’nın “These Boots are Made for Walking” adlı şarkısının Leningrad Cowboys versiyonu.

Köpekler Cehenneme Gitmez (Dogs Have No Hell), 2002
35mm, 10’, Renkli
Bir gece hapis yattıktan sonra salıverilen bir adamın öyküsünü mizahi bir dille anlatan 10 dakikalık bir kısa film. Adam, 10 dakika sonra kalkacak trene yetişmek zorundadır. Bu arada kız arkadaşına evlenme teklif eder,  yüzüklerini alır ve Sibirya petrol yataklarına doğru giden trene yetişirler. Adam giderek karanlıklaşan manzarayı izlerken tren gecenin karanlığında kaybolur.

Dökümevi  (Valimo-The Foundry), 2006
35mm, 3’, Renkli
Dökümevi, Cannes Film Festivali için hazırlanan “Yönetmenlerin Sinemaları” adlı epizodik filmde yer alan kısa filmlerden biridir. Dünyanın en iyi 35 yönetmeninin sinema üzerine kısa ile katıldıkları bu projede Kaurismäki, Finlandiya’nın Karkkila bölgesinde, gündüz ve gece vardiyasında çalışan döküm işçilerinin hikâyesini aktarıyor. İşçilerin öğle tatilinde gittikleri  sinemada Lumière kardeşlerin 1895 yapımı, “Lyon’daki Lumiere Fabrikasından İşçilerin Çıkışı” filmi gösterilmektedir.

Bico, 2004

35mm, 5′, Renkli

Portekiz’de çekilen bu lirik belgesel, tarihe yön veren değişimlerin sürdüğü bir dönemde, kendi halinde küçük bir dağ köyünün geçmişini, geçirdiği yapısal değişimleri ve erkeklerin taş kesme işi nedeniyle uzun süreliğine köyden ayrılmak zorunda kalışını konu ediniyor. Erkeklerin ayrılmasıyla kadınların egemenliğine geçen, karlar altındaki bu köyde kuzular ve sığırlar bir zamanlar yemyeşil olan çayırlarda otlarken, köpekler onları kurtlardan korumaktadır.

www.sanatlog.com

İstanbul Modern Sinema, Kasım’da Dört Ayrı Program Sunuyor

amber’den Pera Fest’e

İstanbul Modern , kasım ayında amber’11 Sanat ve Teknoloji Festivali: Öteki Ekoloji ve Pera Fest kapsamındaki filmlerin yanı sıra “No More Brick in the Wall: Berlin Duvarı’nın 50. Yılında Demir Perde Ülkelerinden Kısa Film Seçkisi” ve Hollanda’dan Upload Cinema işbirliğiyle gösterilecek web filmleri ile birlikte dört ayrı program sunacak.

9 Kasım’da yazar ve festival yönetmeni Tuna Yılmaz’ın hazırladığı “No More Brick in the Wall: Berlin Duvarı’nın 50. Yılında Demir Perde Ülkelerinden Kısa Film Seçkisi” gösterilecek. Saat 16.00’da başlayacak program, bir zamanlar Berlin duvarının, bugünse görünmeyen ama her an duyumsanan hayalet perdelerin ardında ortak bir hisse sahip olan genç sanatçıların işlerini bir araya getirmeyi amaçlıyor.

10-13 Kasım tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema, bu yıl beşinci yaşını kutlayan Uluslararası Amber ve Teknoloji Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Bu yılki teması “Öteki Ekoloji” olan festival, insanın doğal ve yapay çevresiyle kurduğu her türlü ilişkiye, yarattığı yaşam alanları ve biçimlerine yeniden bakmayı öneriyor, bugünden daha iyi bir yaşam için ve teknolojinin kesişiminde “öteki ekoloji”yi sorguluyor.

Bilim, yeni teknolojiler ve sanat üçgeninde bir araştırma ve tartışma zemini olmayı hedefleyen Amber Sanat ve Teknoloji Festivali, 10 Kasım Perşembe günü film gösterimleriyle başlayacak, Cumartesi ve Pazar günleri ise “Öteki Ekoloji” çerçevesinde tema konuşmaları, makale sunumları ve tartışma oturumlarıyla sürecek.

İstanbul Modern Sinema 17 Kasım’da bir ilke imza atıyor: İnterneti beyazperdeye taşıyor. Hollandalı film kulübü Upload Cinema’yı Türkiye’ye davet ederek web filmlerini her ay yeni bir temayla sinemaya getiriyor. Bu ayın konusu “Ben Medyayım”. İnternette dönen en taze videolar sinema salonunda sizleri bekliyor.

Bu yıl 10. yaşına giren Pera Fest kapsamındaki 24-27 Kasım tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek. Toplam 10 filmi içeren dört günlük program Katalonya, Bask Bölgesi ve Galiçya’dan filmlerle çokkültürlülüğe değinirken, Türk sinemasından benzer örneklere de yer veriyor.

No More Brick in the Wall: Berlin Duvarı’nın 50. Yılında Demir Perde Ülkelerinden Kısa Film Seçkisi

9 Kasım 2011

16.00  

FİLMLER:

Toplam Süre: 01:14:30

GLUKHOTA/SAĞIRLIK

Ukrayna/2010/11:00/Renkli/Diyalogsuz/Kurmaca

Yatılı bir sağır-dilsizler okulundaki öğrencilerin yaşantılarından on dakikalık, gerçek zamanlı bir kesit, sağır ve dilsiz oyuncuların canlandırmasıyla ekrana yansıyor.

APRILIS SUSKHI/NİSAN SOĞUĞU

Gürcistan/2010/14:00/Siyah-Beyaz/Diyalogsuz/Kurmaca

9 Nisan 1989; Sovyet birlikleri sabahın dördünde Gürcistan’ın başkenti Tiflis’teki barışçıl bir gösteriyi şiddetle bastırıyor. Bu korkunç olayda 22 masum insan ölüyor. Nisan Soğuğu, bir Sovyet askerinin insancıl duygularının genç bir Gürcü dansçı sayesinde uyanışının öyküsü.

V MASSHTABE/ÖLÇEKLİ

Rusya Federasyonu/2009/07:14/Siyah-Beyaz/Diyalogsuz/Canlandırma

Minik bir kuşun kendine bir yuva inşa ederken, bir yandan da yeni doğan yavrusu için yiyecek bir şeyler toplaması çok daha büyük ölçekli bazı sonuçlar doğuruyor.

VOICE WANTED/SES ARANIYOR

Bulgaristan/2010/13:25/Renkli/Diyalogsuz/Kurmaca

Yana ünlü bir şarkıcı olmayı hayal etmektedir. Bundan haberi olmayan dünyadaki tek kişi ise erkek arkadaşıdır. Profesyonel bir müzisyen olan erkek arkadaşı, Yana’nın da başvurduğu bir ses yarışmasında kayıtları tutmakla görevlendirilir. Yana hayallerini gerçekleştirebilecek midir? Yoksa insanların önünde gülünç duruma düşmekten korktuğu için başka şeyler mi olacaktır?

NORIT KRUPI/KURBAĞAYI YUTMAK

Letonya/2010/10:00/Renkli/Diyalogsuz/Canlandırma

Bir zamanlar bir kasabada bir takım “yuvarlak” entelektüeller yaşarmış. Akıllı, nazik, ileri görüşlü ve başarılılarmış. Başarılarının sırrı kurbağa yutabilmeleriymiş. Ancak bu kasabada bazı “kare” kafalılar da ikamet ediyormuş. Bunlar pragmatist ve gerçekçilermiş; iyiliğe iyilikle, kötülüğe kötülükle karşılık verir, kurbağa falan da yutmazlarmış. Kasabanın huzuru “kare”lerden birinin “yuvarlak”ların kurbağa yuttuklarını fark etmesiyle son bulmuş.

UNDERLIFE/AŞAĞIDAKİ YAŞAM

Polonya/2010/8:32/Renkli/Diyalogsuz/Canlandırma

Atalarımızdan kalan yok etme içgüdüsü üzerine bir film olan Aşağıdaki Yaşam, yaşantımızı tanımlayan ve sınırlayan bilinçaltı koşulları üzerinden evrensel bir sorunsalı ortaya koyuyor. Başrolü de bir bebek arabasına veriyor.

SENELIS/BÜYÜKBABA

Litvanya/2010/11:22/Renkli/Diyalogsuz/Kurmaca

Bütün hayatını şehirde geçirmiş olan 23 yaşında genç bir adam çok uzun bir zaman sonra ani bir kararla büyükbabasını ziyarete gider. Büyükbabasının şehir dışındaki evinde gündelik işlerine devam ederken bir takım gizemli olaylar başlar. Genç adam aslında yanıtı çocukluğunda gizli olan bir bulmacayla karşı karşıya olduğunu anlar.

amber’11 Sanat ve Teknoloji Festivali ÖTEKİ EKOLOJİ 10-13 Kasım

FİLM GÖSTERİMLERİ 10 KASIM PERŞEMBE

14.00

Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir, 2011

Yönetmen: İmre Azem / Türkiye-Almanya / 88’ / Türkçe; İngilizce altyazılı

Ekolojik eşikler, ekonomik eşikler, nüfus eşikleri aşılmış, sosyal uyum bozulmuş. İşte neoliberal kentleşmenin fotoğrafı: Ekümenopolis. Bu ilk uzun metrajlı belgeseliyle İstanbul’a bütüncül bir yaklaşımla bakmayı amaçlayan ve değişim kadar dinamiklerini de sorgulayan İmre Azem, bizi yıkılmış gecekondu mahallelerinden gökdelenlerin tepelerine, Marmaray’ın derinliklerinden üçüncü köprünün güzergâhına, gayrimenkul yatırımcılarından kentsel muhalefete, bu uçsuz bucaksız kentte belki de yaşadığınız İstanbul’u yeniden keşfetmenizi sağlayacak uzun bir yolculuğa çıkartıyor.

16.00

Bir Zihin Ekolojisi, 2010

Yön: Nora Bateson / Kanada / 60’ / İngilizce, Türkçe altyazılı

Bir Zihin Ekolojisi antropolog, filozof, yazar, sistem teorisyeni ve yönetmen Gregory Bateson’un kızı Nora Bateson tarafından yapılmış sinemasal portresi. Film, Bateson’un 1930’larda Bali ve Yeni Gine’de çektiği film, fotoğraf, röportaj ve derslerinden bölümler içeriyor. Küçük kızı Nora, babasını içinde yaşadığımız karmaşık sistemlerin iç ilişkilerini bilimsel bir kesinlik ve hassas bir bütünsellikle inceleyen biri olarak anlatıyor.

17.30

Gizli Üçleme, 2008-2010

Yönetmen: Reynold Reynolds / Almanya / 34’ / Konuşmasız

Gizli Hayat (2008, 16 mm film ve fotoğraftan aktarma) Bir kadın canlanmaya başlayan apartman dairesinde hapistir. Düşünceleri kendisinden uzaklaşır ve bitkiler gibi çevresindeki boşlukta gelişen hayata takılır.

Gizli Makine (2009, 16 mm film ve fotoğraftan aktarma) Üçlemenin ilk filmi Gizli Hayat’ın başkahramanı kendisini ölçüp biçen zaman ve uzayda parçalarını karşılaştıran bir anti-kahramanla karşılaşır. Gizli Makine, hayatı çerçeveleyen önemsiz koşulları açımlayan üçlemenin ikinci filmidir.

Altı Kolay Parça (Almanya, 2010, 16 mm film ve fotoğraflardan aktarma) Gizli Üçleme’nin son bölümüdür. Film, sıra dışı öğretme yöntemiyle tanınan, yüzyılın en önemli fizikçilerinden Richard Feynman’ın “Altı Kolay Parça: Fiziğin Açıklamalı Temelleri” kitabına dayanıyor.

18.30

McLuhan’ın Uyanışı, 2002

Yönetmen: Kevin McMahon / Kanada / 94’ / İngilizce, Türkçe altyazılı

Yirminci yüzyılın en ünlü entelektüellerinden biri olan Marshall McLuhan’a göre dijital çağın sosyal, ruhsal, ekonomik ve ideolojik kişiliklerimize etkisi üzerine bir film. Teknolojinin hayatımızı değiştirmede oynadığı rolden etkilenen McLuhan’ın yarattığı “Global Köy” ve “Ortam mesajdır” zamanımızın en çok kullanılan ifadelerinden. Şimdi ölümünden 20 yıl sonra internetin, sanal ve kablosuz teknolojilerin yarattığı toz duman içinde, McLuhan’ın Uyanışı, McLuhan’ın hala geçerliliğini koruyan mesajlarını açıyor. Animasyondan özel efekte birçok medyayı bir araya getiren film, ünlü performans sanatçısı Laurie Anderson, akademisyenler Eric McLuhan, Neil Postman, Lewis Lapham ve ünlü gazeteci Patrick Watson’ın yorumlarıyla McLuhan’ı anlatıyor.

KONFERANS OTURUMLARI

12 KASIM CUMARTESİ

Yeni medya teorisyeni, Finli profesör Jussi Parikka medyanın doğası ve teknolojinin ekolojisi üzerine bir tema konuşması yapacak. Yeni medya sanatının, biyoteknolojilerin tartışılacağı oturuma Ömer Madra da bir konuşmayla katılacak. Günün diğer konuşmacıları ise Jamilah Ahmad, Anne Sophie Spanner Witzke, Brian Degger, Matteo Ciastellardi, Caterini Dinopoulou, Sozita Goudouna ve Koert Van Mensvoort.

13 KASIM PAZAR

Araştırmacı-bilim adamı Koert van Mensvoort’un gezegenimiz üzerindeki insan etkisi üzerine vereceği seminere Bir Zihin Ekolojisi filmiyle Amber’e katılan Nora Bateson da Skype üzerinden katılacak.

Konferans dili İngilizcedir, katılım ücretsizdir.

Program 10 Kasım Perşembe/İstanbul Modern Sinema Salonu
Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir /Ecumenopolis: City Without Limits, 14.00
Bir Zihin Ekolojisi / An Ecology Of Mind, 16.00
Gizli Üçleme /The Secret Triology, 17.30
McLuhan’ın Uyanışı / McLuhan’s Wake,18.30
12 Kasım Cumartesi /İstanbul Modern Sinema Salonu
Kayıt / 10.00
Tema Konuşması / Keynote, Jussi Parikka, 10.30
Kahve Arası / Coffee Break, 11.30
Panel 1 / Jamilah Ahmad, Anne Sophie Spanner Witzke, Brian Degger, 11.45
Öğle Arası / Lunch Break, 12.45
Tema Konuşması / Ömer Madra, 14.15
Panel 2 / Matteo Ciastellardi, Caterini Dinopoulu, Sozita Goudouna, Eva Kekou, 15.30
Kahve arası / 16.30
Davetli Konuşmacı / - Koert Van Mensvoort, 16.45
Açık tartışma / 17.45
13 Kasım Pazar/İstanbul Modern Sinema Salonu
Seminer / Koert Van Mensvoort, 11.00
Öğle Arası / 12.00
Film sunumu / Nora Bateson,  13.30
Film gösterimi / Bir Zihin Ekolojisi - An Ecology of Mind, 14.00

Pera Fest

24-27 Kasım

“Sinemamızda Çokkültürlülük”

Yaşamın Sürüklediği Yerde - Erol Güney’in Öyküsü, 2011

Yönetmen: Banu Breddermann, 103’, Türkçe/İngilizce altyazılı

Belgesel, ülkesini terk etmek zorunda kaldığı 1955’ten beri Tel Aviv’de yaşayan 94 yaşındaki gazeteci, yazar ve çevirmen Erol Güney’in anılarından yola çıkıyor. Romantik bir gezgin ve gerçek bir dünya vatandaşı olan Güney’in büyüleyici yaşam öyküsü, yakın tarihe ve Türkiye’deki siyasi değişim sürecine taze bir bakış getiriyor. Belgesel, zaman içinde Erol Güney ile beraber izleyiciyi, Sovyet Devrimi’nden İstanbul’un entelektüel-sanat ortamına, oradan Yozgat’a ve günümüz İsrail’ine götürüyor.

Öteki Kasaba, 2010

Yönetmen: Nefin Dinç, 45′, Renkli, Türkçe/İngilizce altyazılı                      

Komşular neden kavga eder? Etnik gruplar arasında kin ve önyargılar nasıl doğar? Kin neden ve nasıl yeniden üretilir? Bu belgesel filmde geçmişte Yunanlıların ele geçirdiği Batı Anadolu’daki Birgi ve zamanında Osmanlıların elinde bulunan Mora’daki Dimitsana kasabalarının halkları, “öteki” tarafı nasıl gördüklerini anlatıyor. 

Pera Güzeli, 2011

Yönetmen: Soner Sevgili, 53’, Renkli, Türkçe/İngilizce altyazılı     

Belgesel, 1850-1950 yılları arasında İstanbul’da altın çağını yaşayan laternanın yeniden dirilişini konu ediniyor. Yunan piyano ustası Panos Ioannidis’in laterna yapımını anlatan film, sokak müzisyenlerinin ve kayıtların katkılarıyla laternanın yeniden İstanbul’daki gündelik yaşamın içine girişini anlatıyor.

Dostluğu Hatırlamak, 2011

Yönetmen: Sevinç Yeşiltaş, 140’, Türkçe/İngilizce altyazılı

Belgesel, Türk-Ermeni halklarının hikayesine bambaşka bir açıdan yaklaşıp, dostluğun haritasıyla yola çıkıyor. Anadolu’dan dünyanın dört bir tarafına savrulmuş bu dostluk hikâyesinin iki durağı var: Fransa, Valance ve Arjantin, Buenos-Aires. Dostluğu Hatırlamak, buralarda yaşayan Türkiye Ermenilerinin hikayelerini anlatıyor.

Kardeş Nereye?: Mübadele, 2011

Yönetmen: Ömer Asan, 59’, Renkli, Yunanca-Türkçe/İngilizce altyazılı

Kardeş Nereye?: Mübadele belgeseli, 1924 Mübadelesi öncesi ve sonrasında yaşanan insanlık dramını anlatıyor. Belgesel, Lozan Antlaşması’ndaki bir madde olan “mübadele” ile yüz binlerce insanın onayları alınmadan, ani bir kararla yurtlarından sürülüp, hiç tanımadıkları topraklara yerleştirilmesinin yarattığı ve etkisini halen sürdüren travmaları işaret ediyor.

7 Avlu

Yönetmen: Semir Aslanyürek, 100’, Renkli, yedi dilde, Türkçe altyazılı                                  

Antakya’da avlular yüksek duvarlarla sokaktan ayrılır ve kapıları hep kapalıdır. Antakya’da her avlu ayrı bir dünyadır. Sakinleri Türk, Arap, Hıristiyan, Yahudi, Ermeni, Süryani, Rum, Alevi ve Sünni’dir. Ve her avluda ayrı bir dil konuşulur. Henüz otuzlu yaşlarına gelmemiş, üç çocuklu dul bir kadın olan Rum Eleni, kocasının ölümünden sonra insanlarla iletişim kurmak için her akşam bir bahaneyle mahalledeki avluları dolaşır. Mahallede aynı sokakta yedi avlu ve her avlunun da kendine özgü bir özelliği vardır: 1968 kuşağından sosyalistler, Ermeni bir aile, ölen karısının hayaletiyle yaşayan bir adam, avluda hazine arayan Arap bir aile…

“Çok Kültürlü Avrupa Sinemaları: İspanya”

Barselona, Bir Harita, 2007

Yönetmen: Ventura Pons, 90’ (Katalanca, İngilizce altyazılı)

Günümüz şehir yalnızlığından mustarip altı karakter, Barselona’da bir dairede yaşamaktadırlar. Uzun süredir evli bir çift, erkek kardeşleri ve üç kiracı: Fransızca dersleri veren sarışın bir kadın, güvenlik görevlisi olan eski bir futbolcu ve hamile bir Latin Amerikalı. Kadın kıyafetleri giymeyi seven eski bir opera kapıcısı olan yaşlı adam, binada yaşayan herkesi yanına çağırır ve binayı terk etmelerini ister. Zira yaşlı adam ölmektedir ve hayatının bu son anında yalnız kalmak istemektedir. Bir Akdeniz kentindeki bu eski binada karakterlerin ilişkilerine, aldatmalarına tanıklık ediyoruz.

Obaba, 2005

Yönetmen: Montxo Armendariz, 100’

(Baskça - İngilizce altyazılı)

25 yaşındaki Lourdes, Obaba topraklarına doğru bir yolculuğa çıkar. Yanında küçük bir kamera vardır. Bu kamerayla Obaba’nın, dünyasının ve insanlarının gerçekliğini yakalamanın, olan biteni, olduğu gibi kaydetmenin peşindedir. Fakat Obaba, Lourdes’in hayal ettiği yer değildir: orada yaşayan Merche, Ismael ve Tomas gibi insanlar peşlerini bırakmayan bir geçmişin gölgesinde yaşamaktadır. Onlar ve neşeli bir genç olan Miguel sayesinde, Lourdes, hayatlarındaki kalıntıları daha yakından tanıyacaktır: çocukluk ve olgunluk dönemlerini, geçmişlerini, şimdilerini ve artık hayalleri olmadan nasıl yaşadıklarını…

Marangozun Kalemi, 2003

Yönetmen: Anton Reixa, 109’                      

(Galiçyaca, İngilizce altyazılı)

Doktor Daniel Da Barca, kadınların oy hakkı olması gerektiğine inanan solcu bir aktivisttir. Sevgilisi Marisa Mallo ile birlikte gösterilere katılıp konuşmalar yaparken, ajan Herbal tarafından takip edildiğinden habersizdir. Falanjistler ülkeyi ele geçirdiklerinde, De Barca idealleri yüzünden tutuklanır ancak De Barca sıradan tutuklulardan biri değildir. Kültürü, uzlaşımı ve hayal gücü onu diğer tutuklular arasında popüler hale getirir. Bu arada Marisa’nın babası Don Benito onu falanjist bir teğmen ile evlendirmeye çalışmaktadır.

Fausto 5.0, 2001

Yönetmenler: Isidro Ortiz, Alex Ollee, Carlos Padrissa, 89’

(İspanyolca, İngilizce altyazılı)

Dr. Fausto ünlü bir onkoloji uzmanıdır. Hayatında işinden başka bir şeye yer yoktur; güzel asistanı Julia’nın ona olan ilgisinden bile habersizdir. Bir gün eski bir hastası olduğunu iddia eden Santos Vella ile karşılaşır. Adam, Fausto’nun yıllar önce midesini aldığını ve ona üç ay ömür biçtiğini, ama doktorların sözünü dinlemeyi bıraktıktan sonra iyileştiğini iddia etmektedir.Fausto ne yaparsa yapsın, yeni arkadaşından kurtulamaz.

Program:

24 Kasım Perşembe

Yaşamın Sürüklediği Yerde-Erol Güney’in Öyküsü 14.00

Barcelona, Bir Harita, 16.00

Öteki Kasaba, 18.00

Pera Güzeli, 19.00

25 Kasım Cuma

Dostluğu Hatırlamak, 14.00

Obaba, 16.00

26 Kasım Cumartesi

Kardeş Nereye? Mübadele, 14.00

27 Kasım Pazar

7 Avlu, 14.00

Marangozun Kalemi, 16.00

Fausto 5.0, 18.00

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Sonraki Sayfa »