Ottawa Animasyon Film Festivali ve Oberhausen Kısa Film Festivali Gezici Programı

İstanbul Modern ’da Ottawa Film Festivali ve   gezici programı

, nisan ayında Ottawa ve  Oberhausen Kısa Film Festivali gezici programına ev sahipliği yapıyor. 2011’in en çok konuşulan ve ödül kazanan animasyonlarının yer aldığı, Kuzey Amerika’nın en büyük festivali Ottawa ’nin “en iyiler” seçkisi, 5 Nisan Perşembe, dünyanın en eski kısa film festivali olan Oberhausen Kısa Film Festivali’nden 2011’in en iyi kısalarından oluşan bir seçki de 12 Nisan Perşembe günü gösterime sunulacak.

Ottawa Animasyon Festivali seçkisinde, festivalin en sevilen animasyonlarından Son Norveç Trolü (The Last Norwegian Troll), büyük ödülü kazanan ve annesini özleyen piroman bir ayının sürükleyici hikayesini anlatan Moxie; İngiliz yapımı, siyah – beyaz ve çok beğenilen bir animasyon olan Keçi ve Kuyu (The Goat and the Well) öne çıkıyor. Oberhausen Kısa Film Festivali gösterim programında ise belgeselden animasyona, öykülü filmden deneysele uzanan renkli bir seçki yer alıyor. Seçkide  57. Oberhausen Festivali yarışmasında birinci olan ve Cezayir’deki bir villanın geçmişine dair sorular soran Fransız filmi Başlıksız da (Sans-titre) bulunuyor.

Ottawa Animasyon Film Festivali’nden “en iyiler” seçkisi, 5 Nisan Perşembe saat 15.00 ve 19.00’da, Oberhausen Kısa Film Festivali’nden 2011’in en iyi kısalarından oluşan seçki de 12 Nisan Perşembe saat 15.00 ve 19.00’da gösterilecek. İstanbul Modern Sinema, Perşembe günleri “Sizin Perşembeniz” kapsamında ücretsiz.

Ottawa Animasyon Festivali En İyileri

5 Nisan, 15.00 ve 19.00

Hareketsiz Olmanın İmkansızlığı Üzerine 12 Eskiz / 12 Sketches on the Impossibility of Being Still

Magali Charrier, İngiltere, 2010, 8´

Bu animasyon, farklı mekanlarda geçen, ses ile sessizliğin, kişi ile mekanın arasındaki sınırda gezinen, animasyon ve kurgunun olanaklarıyla oluşturulmuş bir denemeler filmi.

Bahar Mekanizması / Haru no shikumi

Atsushi Wada, Japonya, 2011, 4´

Baharın hayvanlar üzerindeki etkisine dair bu animasyon, izleyenin yüzünde bir gülümseme bırakıyor.

Kiracı / The Renter

Jason Carpenter, ABD, 2011, 10´


Yaşlı bir kadının tarlanın ortasındaki tuhaf bir adamın yaşadığı ıssız evine gelen küçük çocuk, gözünün önünde bir tavuğun kesilmesiyle şaşırsa da şefkatin beklenmedik yollarla gösterilebileceğini öğreniyor.

Joyz ‘Electropia’

Noriko Okaku, İngiltere & Japonya, 2011, 5´


Japon müzik grubu Joyz için yapılan bu video, filmin kahramanı kızın adı ‘electro’ ve ‘ütopya’ kelimelerinden üretilen, kaotik bir dünya ‘Electropia’ya yolculuğunu konu alıyor.

Beyaz Çilek / Blanche Fraise 

Frédérick Tremblay, Kanada, 2011, 17´

Ölmek üzere olan bir ormanda hayatta kalmaya çalışan bir tavşan çiftinin hikayesi anlatılıyor.

Ben İyiyim, Sağol / I’m Fine Thanks

Eamonn O’Neill, İngiltere, 2011, 4.5´


Akıl sağlığı yerinde olmayan bir çocuğun başından geçenleri konu ediniyor.

Son Norveç Trolü / Det Siste Norske Trollet

Pjotr Sapegin, Norveç, 2010, 13´

Bu sevimli animasyon, üç genç keçinin, Norveç’in son trolü olduğunu bilmedikleri yaşlı bir trolden kurtulmaya karar vermelerini konu ediniyor.

Moxie

Stephen Irwin, İngiltere, 2011, 5´

Bir suç mahalinde başlayan filmde ölmüş ayı Moxie’nin geçmiş haftasına gidiyor, kendini yok etmeye varacak olan öfke ve şiddet dolu günlerini, piromanlığını izliyoruz. Moxie, kara filmi andıran, kontrastı bol, karanlık bir dünyada geçiyor.

Keçi ve Kuyu / The Goat and The Well

Ben Cady, İngiltere, 2010, 5´

İnsan ile hayvan arasındaki gergin ilişkiyi anlatan bu esprili ve minimal incelemede, bir keçinin inadını, sütünü sağmaya çalışan yaşlı kadına çıkardığı sorunları izliyoruz.

Oberhausen Kısa Film Festivali Gezici Programı

12 Nisan, 15.00 ve 19.00

Kengere
Peter Tukei Muhumuza, Uganda, 2010, 22´

Bu stop motion animasyon, 1989 yılında yakılmak üzere tren vagonlarına kapatılan kurbanların seslerini içeren bir kasedin izini sürmek için kasabasına geri dönen bir bisikletçinin hikayesini anlatıyor.

Atrofi / Atrophy
Palesa Shongwe, Güney Afrika, 2009, 8´

Yönetmenin resim, şiir, ses ve müziği birbirine dokuyarak işlediği bu düşündürücü film gençlik anılarını çağırıyor, doğaçlamanın yok oluşunu, büyümeye karşı duyulan sessiz korkuyu yansıtıyor. Dansı metafor olarak kullanan film, özgürlüğün ve kendini ifade isteğinin nasıl bastırıldığını anlatıyor.

Merkür / Mercurio
Sandro Aguilar, Portekiz, 2010, 18´
Bu kısa film, kimsenin birbirine ait olmadığı, her şeyin bir anda değişebildiği bir evrene dair.

Yeni Dünyada/ In the New World
Rick Raxlen, Kanada, 2009, 7´

Rotoskop tekniğiyle hazırlanan bu animasyon, Kwakiutl kabilesinde geçen bir ve intikam öyküsünü anlatan 1914 yapımı In the Land of the War Canoes filmini zamansız bir biçimde uyarlıyor.

Başlıksız / Sans-titre
 Neil Beloufa, Fransa, 2010, 15´

Oberhausen Festivali yarışmasında birinci olan film, Cezayir’deki bir villanın geçmişine dair sorular soruyor. Villanın civarında yaşayanlar nasıl olup da tamamen camdan yapılmış bu yapının bir zamanlar teröristlerin gizli sığınağı olduğunu sorguluyorlar. 

Envanter / Inwentaryzacja
Pawel Lozinski, Polonya, 2010, 9´

Bellek, kimlik ve geçmiş üzerine metaforik bir hikaye. Üç araştırmacı, Varşova’nın merkezindeki bir Yahudi mezarlığında, otuz hektarlık bir alanda kayıp mezar taşlarını bularak, kayıp bir şehri yeniden kurgulamak için envanter tutuyorlar.

Cervantes Enstitüsü’nde Arjantin Günleri

Cervantes Enstitüsü’nün Ankara Arjantin Büyükelçiliği ile birlikte düzenlediği Arjantin Günleri, Arjantinli Yazar Andres Neuman’ın vereceği “Şehir Yapısı olarak Tango” başlıklı konferans ile başlayacak ve Pera Film’de gerçekleşecek “Sinema ve Futbol” başlıklı günleri ile devam edecek.

Andres Neuman’ın vereceği  konferans “Şehir Yapısı olarak Tango”, 23 Ocak Pazartesi günü saat 19.30’da Garanti Bankası, Barcelo Eresin Topkapı ve BBVA’nın destekleriyle Cervantes Enstitüsü’nde gerçekleşecek.

Andrés Neuman 1977 yılında, çocukluk yıllarını geçirdiği Buenos Aires’de dünyaya geldi. Göçmen Arjantinli müzisyen bir ailenin oğlu olarak, daha sonra üniversitesinde Latin Amerika Edebiyatı hakkında ders vereceği Granada’da büyüdü. İspanyolca dilinde yazan en önemli anlatıcılardan biri kabul edilen yazarın, Bariloche (1999), La vida en las ventanas (2002), Una vez Argentina (2003), El viajero del siglo (2009) ve Hacerse el muerto (2011) isimli romanlarının yanı sıra, Cómo viajar sin ver (2010) adında bir seyahat kitabı da bulunuyor.

Andrés Neuman, Buenos Aires’in bir şehir olarak gelişimini, Amerika’da benzerine zor rastlanan müzik ve edebi alandaki etkisini, müzik ve bazı tango şarkı sözleri aracılığıyla katılımcılarla paylaşacak.

Konferans’ın ardından 4-29 Şubat tarihleri arasında Pera Film’de “Sinema ve Futbol” Sinema Günleri gerçekleştirilecek. Pera Film, İstanbul Cervantes Enstitüsü, Ankara Arjantin Büyükelçiliği ve INCAA – Arjantin Film Kurulu işbirliği ile hazırlanan, BBVA ve Garanti Bankası’nın destek verdiği “Arjantin: Sinema ve Futbol” film programı, futbol kültürünü perdeye taşımayı, futbol ve sinema hayranlarını bir araya getirmeyi amaçlıyor. Program, birbirinden ilginç dört belgesel ve bir kurmaca olmak üzere toplam beş film içeriyor.

Güney Amerika’nın ilk kulübü, ilk milli derneği ve ilk ligi Arjantin’de kuruldu. Arjantin, futbol ile ilk kez 19. yüzyılın sonlarına doğru İngiliz göçmenler sayesinde tanıştı, futbol yıllar içinde popülerlik kazandı ve ülkenin en büyük tutkularından biri haline geldi. Arjantin, dünyanın en iyi futbol oyuncularından bazılarını yarattı ve bu oyuncular pek çok uluslararası takımda oynadı. Arjantin futbolu, özellikle 1978 Dünya Kupası’na ev sahipliği yaptığında ve golü atan kahraman Mario Kempes sayesinde kupayı kazandıklarında, ülkeyi uluslararası boyutta birleştirmeyi başardı. Aynı şekilde,1986 Dünya Kupası’nda Diego Maradona ülkeyi galibiyete taşırken, Arjantin futbolu dünya çapında ün kazandı ama çekişmeli karşılaşmalar, takımlar ve taraftarlar arasındaki ezeli rekabet nedeniyle, Arjantin’in milli boyutta ikiye bölünmesine de sebep oldu.

GÖSTERİM PROGRAMI

4 29 Şubat2012

4 Cumartesi

14:00 Maradona’yı Sevmek

5 Pazar

14:00 Arjantin ve Futbol Fabrikası

15 Çarşamba

19:00 San Diego’ya Giden Yol

17 Cuma

19:00 Maradona’yı Sevmek

18 Cumartesi

14:00 78 Dünya Kupası, Paralel Bir Hikaye

19 Pazar

14:00 Arjantin Futbol Kulübü

16:00 Arjantin ve Futbol Fabrikası

26 Pazar 

14:00 78 Dünya Kupası, Paralel Bir Hikaye

16:00 Arjantin Futbol Kulübü

29 Çarşamba

19:00 San Diego’ya Giden Yol

Afrika Sinemasının Şaşırtıcı Çeşitliliği

İstanbul Modern , 5-22 Ocak tarihleri arasında 10 filmlik bir seçki sunuyor…

, yarım yüzyıllık tarihiyle dünyanın en genç kıta sineması sayılan, ancak bu süre içinde çıkardığı benzersiz filmlerle küresel hayatına büyük bir zenginlik katan Afrika sinemasından bir program sunuyor. 5-22 Ocak tarihleri arasında “Afrika!” başlıklı programda, uzmanlığı Afrika antropolojisi olan Illinois Üniversitesi profesörlerinden Mahir Şaul’un hazırladığı 10 filmlik bir seçki sunulacak. Bu seçki, 1960’larda doğan Afrika sinemasından bir dizi başyapıtı içeriyor. , geleneksel sanatlardan video ve avangarda uzanan Afrika sinemasının şaşırtıcı çeşitliliğini gözler önüne seriyor. Bunların bir kısmı Afrika’nın en önemli film şenliği olan Ouagadougou kentinin FESPACO Sinema Festivali’nde büyük ödül almış yapıtlar, diğerleri de dünya klasiği niteliğine ulaşmış ya da yenilikçi üsluplarıyla dikkat çekmiş ürünler. Film seçkisinin açılışı, 5 Ocak Perşembe saat 19:00’da Senegalli dansçı ve davulcuların yer alacağı bir gösteriyle yapılacak.

Programda, Batı Afrika sinema tarihinde bir dönüm noktası oluşturan Mali’den Souleymane Cisse’nin 1982’de Kartaca Film Festivali’nde Altın Tanit Ödülü kazanan, Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” bölümünde gösterilen ve 1983’te FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü’nü alan Rüzgar, Moritanya’dan Med Hondo’nun yönettiği ve 1987’de FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü’nü alan Saraunya, Burkina Faso’dan Afrika sinemasının Avrupa’da en büyük yankı uyandıran filmlerini yaratan Idrissa Ouedraogo’nun modern bir trajediye benzetilen filmi Töre, Afrika’nın en özgün yönetmenlerinden Senegal’den Djibril Diop Mambéty’nin Friedrich Dürrenmatt’ın ‘Yaşlı Hanımın Ziyareti” adlı oyunundan uyarladığı en önemli filmi Sırtlanlar, Afrika sinemasının en tanınmış isimlerinden Senegalli yönetmen Osman Sembene’nin “Afrikalı kadınların her günkü kahramanlığına bir övgü” olarak nitelendirdiği Faat Kine, Joseph Gaï Ramaka’nın Senegal’in değişik müziklerinden seçilmiş örneklerden oluşan 2001 yapımı Karmen’i, her yeni filmi heyecanla beklenen, ABD’de de yankı uyandıran çağdaş yönetmenlerinden Mali-Moritanya’dan Abderrahman Sissako’nun 2003’te FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, Fibresci Ödülü kazanan ve Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” bölümünde gösterilen gerçekle kurgusal arasında şiirsel filmi Mutluluğu Beklerken (2002), yönetmen Zola Maseko’nun 2005 FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü kazanan, gerçek bir olaydan yola çıkan, Afrikan Amerikalı oyuncu Taye Diggs’in başrolde harika oyunculuk sergilediği, yeni Güney Afrika sinemasının gözde yapıtı Drum, Kamerunlu Jean-Pierre Bekolo’nun üzerinde en çok konuşulan Afrika filmlerinden biri olan  2007 yapımı Kanlı Kızlar Kulübü ve Çad’dan Mahamat Saleh Haroun’un kefaret, intikam, kan davası gibi konular üzerine karmaşık duygular uyandıran 2006 yapımı Kuru Mevsim başlıklı filmler gösterime sunulacak.

Rüzgar (Finyé)

Souleymane Cissé, Mali, 1982, Renkli, 105’

Birbirini seven iki üniversite öğrencisi kendilerini ani bir fırtınanın ortasında bulur. Sınav sorularına hile karışmıştır ve kitle gösterileri yapılmaktadır; iki sevgili siyasal eylemlere karışınca hapishaneye düşerler. Bu olaylar birbirine zıt olan ailelerini karşı karşıya getirir. Ailelerden biri siyasal iktidara yakındır, öbürü ise kırsal bölgenin eski mistik geleneklerini sürdürmektedir. Batı Afrika sineması tarihinde bir dönüm noktası olan Rüzgar’ın özellikle ataların ruhlarıyla olan ilişkisini gösteren köy sahnesi, gerçekçi toplumsal sinemacılıktan Afrika geleneksel kültürüne yönelen yeni bir sinema sanatına geçişin işaretini verir.

Kartaca Film Festivali Altın Tanit Ödülü, 1982; FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, 1983; Cannes Film Festivali, “Belirli Bir Bakış,1982 .

Saraunya (Sarraounia)

Med Hondo, Moritanya, 1986, 120’

Saraunya, bir kadın önderin başlattığı yerel bir direniş hareketini perdede canlandırarak Afrika’nın Avrupalılar tarafından işgalinin en karanlık bölümlerinden birini gözler önüne seriyor. 1899 yılında iki genç Fransız subayı büyükçe bir sömürge ordusu ile etrafı  kan ve ateşe boğarak Orta Afrika’ya doğru hızla ilerlemektedir. Amaçları Britanya işgal girişiminin önünü kesmektir.  Ancak bugünkü Nijer Cumhuriyeti olan bölgeye geldiklerinde bir ovada kaybolmuş iki köyün halkı beklemedikleri  bir direnişle bu ilerlemeyi durdurur. Müslümanların çoğunlukta olduğu bir alanda eski geleneklerini sürdüren bu bir avuç insanın kraliçe/kâhin önderlerine (Saraunya) olan güveni Avrupalıların silahlarına ve yaydıkları büyük korkuya baskın çıkmıştır. Afrika sinemasının biçimsel olarak da en yenilikçi yapıtlarından biri olan destansı boyutlardaki bu film, seyircinin kolay kolay zihnininden atamayacağı yoğun imgeler sunuyor.

FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, 1987.

Töre (Tilaï )

Idrissa Ouedraogo, Burkina Faso, 1990, 81’

Sahel olarak anılan bölgenin sonsuz çoraklığında bir yolcu uzun bir ayrılıktan sonra köyüne döner. Saga, köyüne vardığında haberci neşeyle boynuz trompetini öttürüp onun gelişini ilan etse de, evine ulaştığında umduğu mutluluğu bulamaz. Uğruna bütün fedakarlıkları göze aldığı sevgilisi kendisini beklememiş, üstelik de babasıyla evlenmiştir. Saga duygularına hakim olamaz. Karmaşık duygusal ilişkilerden bütün aileyi içine çekip yutan bir kan ve kin yumağı oluşur. Vahşi bir tabiat, kesin çizgilerle kotarılmış karakterler, geleneklerle duygu arasında bocalayan insanlar. Ouedraogo, Afrika sinemasının Avrupa’da en büyük yankı uyandıran filmlerini yaratmış önemli bir yönetmen.  

Sırtlanlar (Hyenas)

Djibril Diop Mambéty, Senegal, 1992, Renkli, 103’

Küçük bir şehrin yoksul ama gururlu sakinleri önemli bir hanımın ziyarete geleceğini duyunca heyecanlanırlar. Hanımefendinin “Dünya Bankası’ndan daha zengin” olduğunu duymuşlardır. Acaba şehrin kalkınmasına yardımcı olacak mıdır? Ancak ikramlar ve methiyelerle karşıladıkları misafir, yüreğindeki sönmemiş bir acının intikamını almak için gelmiştir ve halkı hayrete düşüren bir koşul ileri sürer. Kinayeli bir ahlak dersi havasında gelişen hikaye birden olmadık ufuklara yelken açar. Perdedeki kahramanların açmazları, seyirciyi de bilinmez bir vicdan muhasebesine sürükler. Göz alıcı ama hayali Afrika dekorları ve giysileriyle sunulan bu kıssanın en şaşırtıcı taraflarından biri, İsviçreli oyun yazarı Friedrich Dürrenmatt’in ‘Yaşlı Hanımın Ziyareti (Der Besuch der alten Dame)’ adlı oyunundan uyarlanmış olması.

Faat Kine

Osman Sembene, Senegal, 2001, Renkli, 121’

Afrika sinemasının uluslararası alanda en tanınmış isimlerinden Sembene’nin hayatının son döneminde gerçekleştirdiği yapıtlardan biri olan bu filmde kadınlar ön plana çıkıyor. Faat Kine, dar boğazlardan geçerek tek başına bir yerlere gelmiş başarılı bir iş kadını. Kendi kurduğu hayatını kolayca paylaşacak bir insan değil, ama yaşlı annesi, tek başına büyütüp üniversiteye gönderdiği çocukları hâlâ sorumluluğu altında. Sembene’nin “Afrikalı kadınların günlük kahramanlıklarına bir övgü” olarak nitelendirdiği bu filmi, Afrika’nın çağdaş gündelik yaşamını gazete ve dergi kalıplarının tamamen dışında ama başka türlü beklenmedik ve parlak bir ışıkta görmek isteyenler için iyi bir fırsat.

Karmen Geï

Joseph Gaï Ramaka, Senegal, 2001, Renkli, 82’

isyankar bir kuştur, kimse ona gem vuramaz”. Senegalli Karmen de tıpkı Bizet’nin operasındaki Carmen gibi bu mısraları şarkıya dökerek aşık olur, karanlık işlere dalar, özgürlüğünü ilan edip ayrılır ve bu uğurda her şeyi feda eder. Afrikalı Karmen, Fransız benzerinden daha bağımsız, fırtınalı ve pervasız bir hayat sürer. Gaï Ramaka bu uyarlamasında sevilen operadan aşina olduğumuz, ama hikayesi tamamen farklı bir kadın kahraman yaratıyor. Dakar’ın okyanus görüntülerine karşı gelişen bu müzik ve dans şöleni, Bizet’nin günlük hayatımıza sinmiş popüler aryalarına rağbet etmiyor. Filmin müzikleri Senegal müziklerinden ustaca seçilmiş örneklerden oluşuyor. Sözle tanımlanması zor, kökeninde melez, ama görünüşünü Afrika güneşinden, renklerini de Afrika desenlerinden alan bir yapıt.

Mutluluğu Beklerken (Heremakono)

Abderrahman Sissako, Mali-Moritanya, 2002, Renkli, 95’

“Gurbet daha yola çıkmadan başlar,” diyor yönetmen Sissako. Bir araba dolusu yolcu, okyanus kıyısındaki bir balıkçı köyünde bozulan arabalarının tamir edilmesini bekliyor. Aralarında talihini Avrupa’da deneyecek olanlar, ailesini ziyarete gelenler, ayrıca gidemeden hayatını kaybedecek olanlar var. Kişisel izlenimlerle örülmüş, yer yer anı yer yer de bir köyün tasviri gibi duran bu şiirsel ve doğaçlama film, gerçekle kurgu arasında belirlenmesi zor bir çizgide gelişiyor. Nefes kesici imgeler ve yönetmenin kendine özgü olağandışı mizahı seyirciyi gözlerini perdeden ayıramaz hale getiriyor. Sissako, Afrika’nın her yeni filmi heyecanla beklenen, ABD’de de epey yankı uyandırmış çağdaş yönetmenlerinden biri.

FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, FIPRESCI Ödülü Cannes Film Festivali  “Belirli Bir Bakış”, 2003.

Drum

Zola Maseko, Güney Afrika, 2004, Renkli, 104’

Yeni Güney Afrika sinemasının bu gözde yapıtı, gerçek bir yer ve olayı perdeye taşıyor. 1950’lerde Johannesburg’da yayınlanan Drum adlı dergide başarılı bir gazeteci olan Henry Nxumalo, etliye sütlüye karışmayan spor yazıları yazmaktan bıkar, siyaset eleştirileri de içeren günlük konulara eğilmeye başlar. Bu değişilikten başta biraz kaygılanan editörü,yazıların ilgi çektiğini görünce yazarı cesaretlendirir. Ne var ki hükümetin gizli bir niyetinin keşfedilmesi işin rengini değiştirir. Johannesburg’un, Afrikalı sakinlerinin alımlı müzik ve eğlence dünyasını zamanın mekan ve dekorları içinde çekici bir şekilde yeniden yaratan bu film aynı zamanda yakın tarihimizeki dünyanın en acımasız siyasi düzenlerinden birinin de karmaşık bir resmini sunar.

FESPACO Sinema Festivali Büyük Ödülü, 2005.

Kanlı Kızlar Klübü (Les Saignantes)

Jean-Pierre Bekolo, Kamerun, 2007, Renkli, 97’

Şehrin renkli ışıklarıyla yer yer aydınlanan gecenin karanlığında iki genç kadın, önemli bir devlet adamının cesedinden kurtulmaya çalışıyor. Genç kadınlar amaçlarına ulaşmaya çalışırken fütürist mekanlarda olmayacak olaylarla karşılaşırken, arkalarında Mevungu diye anılan esrarengiz bir feminist güç vardır. En çok tartışılan Afrika filmlerinden biri olan Kanlı Kızlar Kulübü, bir video parodisi gibi görünse de, önemini şüphesiz Bekolo’nun ustalıklı kurgusundan alıyor. Godard’ı andıran atlamalı kurgu, üst üste bindirilmiş imgeler ve hepsinin ortaya çıkardığı beklenmedik renkli, zengin görsel ve işitsel doku.

Kuru Mevsim (Daratt)

Mahamat Saleh Haroun, Çad, 2006, Renkli, 96’

Tropikal Afrika’nın kurak mevsiminde tarım işleri durunca köy halkı ya başka işlere bakar ya da seyahate çıkar. Delikanlı Atim (Yetim) de torbasını alıp tozlu yollardan uzaktaki başkente doğru ilk kez yola koyulur. Ancak havada bir gerginlik vardır. Yıllar süren iç savaştan sonra barış vaadi ile gelen hükümet geçmiş çatışmalarda suç işleyenlerin hepsine af çıkardığını ilan etmiştir. Haber mağdur ailelerini galeyana getirir, karmaşaya yol açar. Atim de gizli bir görevle şehre gönderilmiştir. Çantasında yıllar önce ölen babasının silahı vardır. Ne var ki şehirde bir canavar ararken istemeden kendini bir baba-oğul ilişkisi içinde bulur. Farkına varmadan ahlaki değişim yaşar. Kum tepelerinin ardındaki köyüne döndüğünde olgunlaşmış başka bir insandır.

14. Uluslararası Randevu İstanbul Film Festivali

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, TÜRSAK Vakfı tarafından her yıl gerçekleştirilen, yılın son film buluşması “Uluslararası Randevu İstanbul Film Festivali” son yıl en ilgi çeken filmleriyle Aralık ayında sinemaseverlerle buluşuyor.

Dünyaca ünlü yönetmen ’nin son filmi Acımasız Tanrı Türkiye Prömiyerini İstanbul’da Gerçekleştiriyor!

TÜRSAK Vakfının on yılı aşkın süredir düzenlediği Uluslararası Randevu İstanbul Film Festivali, 14 Aralık günü gerçekleştirilecek açılış gecesinde İstanbullu sinemaseverlerle buluşuyor. Her sene yılın en iyilerini sinemaseverlerle buluşturan festival, dünya sinemasının ağır toplarından Roman Polanski’nin son filmi Acımasız Tanrı ile açılışını gerçekleştiriyor.

Polanski’nin Acımasız Tanrı’sı, Amerikalı izleyicilerden iki gün önce, 14 Aralık 2011’de Randevu İstanbul’un açılış gecesinde Türkiyeli sinemaseverlerle buluşacak.

Fransa, Almanya ve Polonya ortak yapımı olan Acımasız Tanrı/Carnage, Kate Winslet, Jodie Foster, Christoph Waltz gibi Oscar ödüllerine sahip usta oyunculardan oluşan kadrosuyla dikkat çekiyor. Usta oyuncu kadrosunun yanında, ödüllere boğulmuş çağdaş bir tiyatro eserinden uyarlanan filmin senaryosu da oldukça dikkat çekici. Gerçek zamanlı bir anlatımla, açılış sahnesi hariç bütün hikâyenin tek bir mekânda geçiyor oluşu, gerilimi başarılı bir şekilde yavaş yavaş tırmandırıyor. Film, iki çocuk arasında başlayan bir kavgaya ebeveynlerin karışmasıyla başlayan bir gerilim üzerinden, üst sınıf bireylerin nezaketinin maskesini indirerek, ikiyüzlülüklerini teşhir ediyor. Bütün bunları yaparken, mizahla harmanlanmış ironik bir anlatım, eleştirinin derinliğini artırarak, filmi büyük bir keyifle izlenen bir seyirlik kılıyor.

Acılarla Geçen Bir Hayat, Filmleriyle Akıllara Kazınan Bir Yönetmen: Roman Polanski

1933 yılında, Paris’te, Polonyalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Polanski, Holocaust sırasında ailesini kaybetmiş, fakat kendisi bu büyük kıyımdan sağ olarak çıkmıştı. İlk uzun metrajlı filmi Suda Bıçak’tan (1962) ile En İyi Yabancı Film Oscar’ına aday gösterilen Polanski en çok; Şeytanın Yavrusu / Rosemary’s Baby (1968), Çin Mahallesi / Chinatown (1974), Acı Ay / Bitter Moon (1992), Oliver Twist (2005), Piyanist / The Pianist (2002), Hayalet Yazar / The Ghost Writer (2010) filmleriyle tanınıyor. Kazandığı beş Oscar ödülünün yanısıra, iki Bafta, dört César, bir Golden Globe’a ve Palme d’Or’a sahip Polanski, tarihinin en iyilerinden Çin Mahallesi’nin de yönetmeni.

Usta yönetmen Roman Polanski’nin son filmi Carnage/Acımasız Tanrı (ABD / 2011) çarpıcı hikâyesiyle olduğu kadar; Kate Winslet, Jodie Foster, Christoph Waltz gibi tümü Akademi ödüllü oyuncu kadrosuyla da göz dolduruyor. Acımasız Tanrı’da, ustaca yazılmış bir tiyatro metni, usta bir yönetmenin elinde bir sinema şaheserine dönüşüyor. Ülkemizde de sergilenen ve Yasmina Reza’nın bol ödüllü tiyatro oyunu “God of Carnage”tan uyarlanan film,  Venedik Film Festivali’nde “Little Golden Lion” ödülüne layık görüldü.

Film, yaklaşık 11 yaşlarındaki iki erkek çocuğu arasındaki restleşmenin kısa sürede sertleşen bir kavgaya dönüşünü ve kavgaya karışan ebeveynlerle birlikte ortaya çıkan trajikomik durumu anlatır. “Kurban”ın ve “saldırgan”ın ebeveynlerinin kibar tanışmalarıyla başlayan ziyaret, giderek şiddetlenerek insan doğasının karmaşık yanlarını anlama ve anlatma çabasına girişen bir tartışmaya döner. İzleyicinin bilmediği şey, olayları takip eden kıyımı engellemeye hiçbirinin gücünün yetmeyeceğidir. Film, üst sınıf bireylerin nezaketinin maskesini indirerek, ikiyüzlülüklerini teşhir ederken, bunu mizahi bir dille yapmayı ihmal etmez.

www.sanatlog.com

III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali

Tarihi Yarımada’da her renkten her dilden, her dinden Mistik Sanat!

Mistisizm, aşk ve sanat üçgeninde farklılıkları kabullenmenin ve hoşgörünün sanatsal sunumu olan III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali başlıyor.

“Aşk her yerde aşk, inanç her yerde inanç, sanat her yerde sanattır. Aşkla Sanata!…” temasıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve Kültür A.Ş. tarafından organize edilen festival, 16-20 Aralık tarihleri arasında, Tarihi Yarımada’nın en mistik mekânlarında gerçekleşecek.  

Aya İrini, Yerebatan Sarnıcı, Türk İslam Eserleri Müzesi, Kızlarağası Medresesi festival mekânlarından sadece birkaçı.

Aya İrini’de Sema’nın sesinden Mevlid!

Festivalin ilk günü olan 16 Aralık Cuma günü saat 18.30’dan itibaren 2 ayrı mekânda 3 etkinlik gerçekleştirilecek. Dünyaca ünlü resim sanatçısı İsmail Acar’ın Türk İslam Eserleri Müzesi’nde “Semâ” isimli sergisi açılacak. 50 yağlı boya tablodan oluşan sergi, ziyaretçilerini semazen resimleri eşliğinde tasavvufun derinliklerine doğru yolculuğa çıkarmayı amaçlıyor.

Aynı akşam saat 20.00’de, taş plak sesli Sema, son peygamber Hz. Muhammed’e yazılan Mevlid-i Şerif ve yaratılanı yaradandan ötürü hoşgören Yunus Emre’nin ilahileriyle Bizans’ın en büyük ibadethanesi Aya İrini’de sanatseverlerle buluşacak.

Ensemble Galatia ile Orta Çağ mistizmine bir yolculuk

“Ensemble Galatia”; müziğin kilise tarafından günah kabul edildiği Ortaçağ’ın şarkılarını, Ortaçağ’ın enstrümanlarıyla 16 Aralık akşamı saat 21.00’de Aya İrini’de seslendirecek. Adını Antik Krallık Galatia’dan alan topluluk, konser için hazırladığı özel seçkide, büyük ölçüde kaybolmuş dönem dillerini bugüne taşıyan farklı tınılarla dinleyenlerin kulaklarının pasını silecek. Ensemble Galatia konserini farklı kılan bir başka özellik ise seslendirdiği şarkıların hikayelerini de dinleyiciyle paylaşıyor olması.

Derviş’in Değişimi

Dansçı ve koreograf Ziya Azazi, Sufizm’de anlatılan temel yolculuk prensiplerini göz önünde bulundurarak sahnelediği “Dervish in Progress” başlıklı gösterisi ile 18 Aralık’ta, saat 20.00’de Aya İrini’de olacak. Azazi bu eşsiz gösterisinde adeta dervişin vardığı son noktanın keyfine varmasını resmediyor.

Manas’ın kalbinden öz Türkçe “ır”lar

Adını Kırgızistan’la Çin’i birbirine bağlayan ve “Kutsal Dağlar” anlamına gelen sıra dağlardan alan Tengir Too, öz Türkçe seslendireceği destanları, kahramanlık ve aşk hikayeleri ile süsleyecek. 18 Aralık Pazar akşamı saat 21.00’de Aya İrini’de gerçekleşecek konserde topluluk mistik öğelerle süslü destansı müziklerini, geleneksel çalgılarıyla icra edecek.  

İran Sinemasının muhalif yönetmeni Kemal Tebrizi Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde olacak.

Kamerasıyla İranlılara İslam Devrimi’nin gerçekte nasıl olması gerektiğini gösteren, sisteme yönelik başarılı taşlamalarıyla güldürürken düşündüren, insan odaklı filmleriyle sadece ülkesinde değil tüm dünyada yankı uyandıran İran sinemasının başarılı yönetmeni Kemal Tebrizi, 19 Aralık Pazartesi akşamı, saat 18.30’da Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde sinemaseverlerle buluşacak.

Mistik Sanat Festivali kapsamında Kemal Tebrizi’nin “Şeyda” isimli filminin de aralarında 9 film Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde gösterimde olacak. 18 – 19 - 20 Aralık tarihlerinde izleyiciyle filmlerin isimleri şöyle: Sonsuzluk ve Bir Gün, Kurdun Günü, İşaretler ve Mucizeler, Mim Misli Mader(Annem Gibi), Şeyda, Beyaz Oda, Saklı, Dinle Ney’den, Birleşen Yollar, Sonsuzluk ve Bir Gün.

Festival kapsamında Resul Molla Kulipur’un yönettiği ve Veysel Karani’yi konu alan Mim Misli Mader(Annem Gibi) filminin Türkiye’de ilk gösterimi 19 Aralık’ta, saat 15.30’da Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleşecek.

Şairin “Dönemeç”i

III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali kapsamında Serhat Üstündağ’ın yazdığı ve Engin Kurt’un yönettiği “Dönemeç” isimli tiyatro oyunu 17 Aralık Cumartesi akşamı saat 20.00’de Eminönü Halk Eğitimi Merkezi’nde sahnelenecek.

Dönemeç, bohem bir hayat yaşayan ve bunalımları içinde savrulan bir şairin iç dünyasına yaptığı yolculuğu anlatıyor.  

Yerebatan’da şiir gibi bir akşam

Harun Yöndem, Yusuf Ziya Özkan ve Emin Baykırkık’ın okumaları ve Hayal Musiki Korosu’nun tınılarıyla hayat bulacak olan şiirler, 20 Aralık Salı akşamı, saat 19.30’da İstanbul’un en mistik mekanlarından biri olanYerebatan Sarnıcı’nda yankılanacak.

Mistik Sayfalar

Değişik din ve kültüre ait birçok kitabın sunulacağı sergi, 16-20 Aralık tarihleri arasında Kızlarağası Medresesi’nde gezilebilecek.

III. Uluslararası Mistik Sanat Festivali kapsamında tüm etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. 

Rezervasyon: Zeynep Küçükakdere 02123470739 ve 0534 9695303’tür.

www.sanatlog.com

Sonraki Sayfa »