SanatLog yazılarına abone olunYazılar RSSSanatLogYorumlar RSS

Baba Kusura Bakma

26 Ekim 2010 Yazar:  
Kategori: Deneme, Edebiyat, Sanat

bana bağırma” diyen Akgün Akova’ya ince selamlarımla…

Baba kusura bakma. Senin istediğin gibi sigortalı işi olan, senin tuttuğun takımı tutan, çok çocuklu ve ilk erkek çocuğuna senin adını koyan, erke, güce, makama, etikete, kariyere tapan biri olamadım. Tuttum insan olmaya kalkıştım ben baba…

Kusura bakma baba, senin gibi futbolu sevemedim. Eski futbolcuydun oysa sen ve adımı eski, ünlü bir futbolcudan esinlenip koymuştun hatta. Kendi tutmadığı takımı tutanlara söven, onları döven, öldüren biri olamadım. Sosyal aidiyet kaygısıyla bir futbol takımının başarısı üzerinden kendimi tanımlamaya ihtiyaç duyacak kadar aciz olmadım. Endüstriyel futbolun aktörleri servet içinde yüzerken, cebimdeki üç kuruşu onları izleyeceğim diye harcayıp servetlerini finanse etmedim. Futbol deyince aklıma hep Salazar geldi baba. Sen tanımazsın ama Portekizli ve tüm dünyalı yoldaşlarım iyi bilir. Ne demişti faşist it: “Portekiz’i üç şeyle yönettim: Fado-Futbol-Fiesta”…

Baba kusura bakma, senin istediğin gibi subay olamadım. Beni beş sene zorla askeri okulda okutmuştun baba ve değil şikayet, sitem bile ettirmezdin çektiğim acılara. İlk gençliğim acılar içinde geçti senin yüzünden. Beş sene cehennemin cehennemini gördüm baba, insanın insana zulmünü, askerliğin nasıl bireyleri tek tip ve kişiliksiz robotlar haline getirmeye çalıştığını, ölmeye ve öldürmeye amade insanlık dışı zavallılar yaptığını gördüm. Asla hiyerarşiye uyamadım baba, emre amade olamadım, silah şirketlerinin çıkarları ve birilerinin erk mücadelesine uşaklık etmek için ölmeye ve öldürmeye hazır hale gelmedim. Tam beş sene boyunca üniformalı bir sivildim ben baba. Hatta anti-militarist oldum sonra, bilinç sıçramaları yaptıkça. Eğer bir adam marşla uyum içinde yürüyebiliyorsa o değersiz bir yaratıktır. Kendisine yanlızca bir omurilik yeterli olabileceği halde her nasılsa yanlışlıkla bir beyni olmustur onun. Uygarlıgın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir.Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçsiz şiddetten, aptalca yurtseverlikten tüm bunlardan nasıl da nefret ediyorum.” diyen Einstein’ın bu sözünün altını kalbimle ve bilincimle imzalıyorum baba.

Demirden bir sapan yapmıştın bana fabrikada, hani şöyle kauçuklu, meşinli afilli bir şey, ama ben hiç kuş vurmadım baba. Tuttum omuz omuza verdim haylaz serçelerle, kırlangıçlarla dost oldum, kumrulara imrendim, kargalarla birlikte hayata nanik yaptım, martılarla birlikte denize sevdalandım.

Fabrika demişken…Sen işçi sınıfının yüz karasısın baba. Bana patron, amir yalakalığını öğütlerdin hep hiç utanmadan. Ne emeğinin değerinin farkındaydın ne sınıf bilinci edinmek için çabaladın. Korkak, güce tapan, tavuk boku gibi kokmaz bulaşmaz bir lümpensin sen baba, ömrünü bira ve futbolla heba eden.

Doğuştan gelen aidiyetlerimle ne övündüm ne yerindim baba. Çünkü benim seçimim değildi hiçbiri. Sen Kürtleri aşağılardın hep annen Kürt olduğu halde yarı yarıya. “Senin anan da Kürt” dediğimde bir seferinde, utancını gizlemeye çalışan acınası gülümseyişi hiç unutmadım baba. Ben ise kızıl bir Laz takasıyım baba Kürdistan dağlarında yüzen. Çünkü ben aidiyet olarak proletaryayı seçtim baba. Öyle babadan kalma devrimci olmadığımdan, uzun yıllar kendimle ve hayatla çarpışarak edindiğim ve böylece çok sağlam içselleştirdiğim ve sürekli sıçramalar yapmaya biriken bilincimle. Aklıma gene gelmişken tekrar söyleyeyim: Sen ve senin gibi işçiler proletaryanın yüz karasıdır baba.

Baba kusura bakma seni ve senin gibileri hiç sevemedim. Senin gibi olamadım kusura bakma, tuttum İNSAN oldum baba.

Yazan: Serkan Engin

sekoengo@gmail.com

EKİM 2010

Yorumlar

8 Yorum on "Baba Kusura Bakma"

  1. M & S on Cum, 29th Eki 2010 12:44 am 

    Dik duruşun, onurun simgesidir bu deneme. Tebrik ve teşekkür ediyorum.

  2. Serkan Engin on Cum, 29th Eki 2010 1:07 pm 

    Sizi kalbimin en çocuk harfleriyle kucaklıyorum M&S…Eksik olmayın…Saygılarımla…

  3. Cihan on Cum, 29th Eki 2010 4:04 pm 

    Mükemmel bir yazı ve yorum olmuş.Yobazlaşan veya yobazlaştırılan, düşünmeden boyun eğen tüm uyuşturulmuş beyinli insanlarımızın ve tüm insanların bilincini orgazm edebilecek bir yazı.Hoş ne kadarını algılarlar o meçhul…

  4. Serkan Engin on Pts, 1st Kas 2010 2:15 pm 

    Çok teşekkür ederim Cihan güzel yorumun için…

  5. lale diyari on Paz, 19th May 2013 8:55 pm 

    Aslinda ne zor seydir insan olabilmek. Vicdan sahibi olabilmek ve adaletli davranabilmek. Insani yok eden en onemli sey bencillik, nefsine hakim olamama ve cehalet. Ne yazik ki bircok insan hicbir seyin farkina varmadan sadece kendisi icin yasayip gitmistir. Insan olabilmek; dunyanin tum yukunu sirtlamak, haksizliga karsi gogus germek, durust olmak hangi kosulda olursa olsun yalan soylememek… Bir yandan  insanlar acken diger yanda karni tok hatta fazlaligi cope atan, bir yandan somuren, diger yandan somurulen, bir yandan savaslar cikaran ulkeler, daha cok zenginlesebilmek, daha da cok silah satmak, hic ugruna cikan savaslar, sucsuz sebebsiz yere ölen onca insan. Dunyada yasanan bunca zulme karsi insan olabilmek…
    Kendi onurunu koruyabilmek icin, INSANIM DIYEBILMEK COK BUYUK BIR ERDEMDIR
    Sessizligimizi bozalim

  6. Serkan Engin on Çar, 12th Haz 2013 3:37 pm 

    Zarif yorumunuz ve derinlikli katkınız için teşekkür ederim…

  7. neylan on Çar, 12th Haz 2013 4:11 pm 

    Doğuştan oldu-ruldu-klarından istifa eden canhıraş bir haykırış olmuş. Yaşayarak öğrenmiş olduğunu bilmenin burukluğuyla selamlıyorum seni güzel çocuk.

  8. Serkan Engin on Cum, 14th Haz 2013 1:43 am 

    Eksik olma Neylan :)

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz...
Yorumunuzda avatar çıkması için gravatara üye olmalısınız!