Anasayfa / 2009 / Mart

Aylık Arşiv: Mart 2009

Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street (Tim Burton)

Günümüz İngiltere’sinde, yaşayıp yaşamadığı halen tartışılan, The Demon Barber of Fleet Street (2007; Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi) adıyla efsaneleşen seri katil Sweeney Todd… Rivayete göre, 1700’lü yıllarda İngiltere’nin sefilliği içinde doğmuş olan ve ailesinin onu 12 yaşında terk etmesiyle tek başına yaşam mücadelesi veren Sweeney Todd, bıçak ve ustura imalatçısının ...

Devamı »

Özgürlüğün Diğer Adı

Delilik; düşünce, inanış, davranış ve duygu açısından yaşadığımız toplumda farklı olma durumudur. Bu farklılık belki sorunlara bir çözüm, belki bir kaçış, belki de sadece her insanın içinde var olan ve uyandırılmayı bekleyen aslandır.   Hangi açıdan bakarsak bakalım kesinlikle kolay kolay ulaşılan bir mertebe değildir.   Bu mertebeye ya isteyerek, ...

Devamı »

Jean Renoir Klasikleri (1) – La Grande illusion (1937)

1. Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. 2. Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova buldular ve oraya yerleştiler. 3. Birbirlerine, ‘Gelin tuğla yapıp iyice pişirelim.’ dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. 4. Sonra, ‘Kendimize bir kent kuralım.’ dediler, ‘Göklere erişecek bir kule dikip ün ...

Devamı »

Alfred Hitchcock Klasikleri (2) – Rear Window (1954)

“Dünyanın gerçek gizemi ‘görünmeyen’ değil, ‘görünen’dir.” Oscar Wilde Klasik görüş, kadınların seyretme yoluyla çok güç uyarıldıklarından, genel olarak röntgenciliğin erkekler için geçerli olduğu yönündedir. Yine klasik tanıma göre, röntgenciler çoğunlukla içe dönük, kendine güveni yeter derecede olmayan, baskı altında yetişmiş kişilerdir ve bu nedenle herhangi bir aktif ilişkiye girmekte sorun ...

Devamı »

Mutluluk Üzerine

“Evet, ben mutluyum” dediğimizde, mutluyuzdur..   Belki çok istediğimiz bir şey olmuştur, belki bir hastalıktan kurtulmuşuzdur, belki de çok özlediğimiz birine kavuşmuşuzdur. Ya da sadece hava güzeldir, aynadaki aksimiz gözümüze bir hoş gelmiştir falan falan..   Mutluluğu sürekli yaşayan ama gerçekten, yaşamının her anında göğsünü gere gere “Ben mutluyum kardeşim!” ...

Devamı »

Issız Adam’da Issızlığın Niteliği Üzerine

Başı öne eğik, yaşadıkları beyninde bir uğultu şeklinde sıralanıyor, sokağa doğru sessizce süzülüyor. Gittiği yön içindeki acelecilik ve sancıyla çelişiyor; tıpkı aldığı komutları bir mekanik arızadan dolayı yerine getiremeyen robot gibi, beyin ve yürekteki uyumsuzluğun çelişkisi adımlarına yansıyor. Varlığı ve yokluğu belli belirsiz bir duyguyu ve bulanıklığı yaşatmak istercesine gidiyor, ...

Devamı »

Genovese Sendromu

Watchmen gösterime girdi.   Alan Moore’dan daha önce araklanan “V for Vendetta” gibi, bu uyarlama da çok tartışılacağa benziyor. “300 Spartalı” ile çoğu kişinin antipatisini kazanan yönetmen Zack Snyder bu defa eşeğini sağlam kazığa bağlamış ve kitaba bire bir sadık kalmış (diyorlar). Görünen o ki okuyucular, kült statüsüne erişmiş grafik ...

Devamı »

Bağımsız Sinemacı: Abel Ferrara

Amerikan bağımsız sinemasının ilginç isimlerinden biri olan Abel Ferrara ülkemizde fazla tanınan bir yönetmen değil. -Bildiğimiz kadarıyla sadece tek bir filminin DVD’si piyasaya sürüldü- Değişik türlerde filmler çevirmiş olan Abel Ferrara’nın filmlerinin ortak özelliği hemen hepsinin çok rahatsız edici olması, büyük bir sıkıntı ve kasvet duygusu içermesidir. İtalyan asıllı sinemacı ...

Devamı »

İngiliz Edebiyatının Usta Kalemi Geoffrey Chaucer

Geoffrey Chaucer (yaklaşık 1341–1400) İngiliz yazar, şair, filozof, siyasetçi ve diplomattır. Bu kadar çok yönlü oluşu onu unutulmaz, edebiyatta üzerine konuşulmaya değer kılan özelliklerinden biridir. Shakespeare öncesi İngiliz edebiyatının en büyük şairlerinden biridir Chaucer. Ayrıca, edebi çevrelerce İngiliz edebiyatının babası olarak da nitelendirilir. Öyle ki İngilizlerin “bizim Homeros’umuz”, “bizim Goethe’miz” ...

Devamı »

Ikiru (1952, Akira Kurosawa)

1952 yapımı Ikiru (Yaşamak) Akira Kurosawa’nın en fazla hoşlanılan ve aynı zamanda en fazla ünlenen filmlerinden biridir. Başrolünde Takashi Shimura oynamaktadır; bunun yanında diğer filmlerinden de tanıyabileceğimiz birçok ortak karaktere rastlarız. Film, şöhretini senaryo yazarından tutun da birçok karakterine borçludur. Film, özünde bir devlet dairesinde çalışan halkla ilişkiler şefinin hasta ...

Devamı »

Aşk ve Sevginin Filmi: Selvi Boylum Al Yazmalım

İçmonolog ve Diyaloglardan Çağrışımlarla… “Sevgi neydi? Sevgi insan eliydi, sevgi iyilikti, sevgi emekti.” (Asya) Asya’nın (Türkan Şoray) tiradı, İlyas’ın (Kadir İnanır) vefasızlığına direkt bir yanıttır burada. Şiir gibi kulaklarda çınlayan bu içmonolog; seyirciye dönüktür, seyirciden yorum bekler. Sevgiyi emek gibi kutsal bir sözcükle ilişkilendiren bu naif bakış açısı, dolaylı yoldan ...

Devamı »

Sarah Waters’ın Ustaparmak Romanı

“O kaltak her şeyi biliyordu. Başından beri işin içindeydi.”     Daha önce söyledim mi bilmiyorum; kitaplara fazla düşkün bir insan değilimdir. Edebiyattan fazla anlamam. Büyük edebi eserler hakkında bilgim sınırlıdır. Öyle, bir duvar halısının sayfalarca tasvir edildiği kitaplar falan boğar beni. Kelime sanatları üzerime üzerime gelir, uzun kitaplar gözümü ...

Devamı »

Nazım Hikmet Ran

Nazım Hikmet Ran 15 Ocak 1902, Selanik doğumludur. Ailesini incelediğimizde, toplumda tanınan birçok insanla karşılaşırız. Babasının babası, şair Nazım Paşa ve eşi İstanbulludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa, valiliklerde bulunmuş, özgürlükçü bir insandır. Babası, İttihatçılar devrinde Matbuat Müdürlüğü ve Hamburg Başşehbenderliği yapmış, Hikmet Beydir. Sonradan ticarete atılan Hikmet Bey, zarar ...

Devamı »

Kelebek

Ah be güzelim,   Ah benim canım arkadaşım, yine benden şikâyet ve sıkıntı dolu bir mektup alıyorsun haberin olsun.   Bulandım…   Durulmak çabası vardı bilirsin bende. Her seferinde “bırak bulan, bulananlar ayrıcalıklıdırlar,” derdin sen.   Dedin ve dinlemelisin o halde…   Tutunmaktı niyetimiz, yaşamın bir ucuna. Kendi seçimlerimiz değildi ...

Devamı »

Bernardo Bertolucci’nin Il Conformista’sı Üzerine

Anglosakson bir eleştirmenin (ismi aklımda değil) Bernardo Bertolucci’nin, Mussolini faşizminin panoraması ve Visconti stilinde dönemsel bir fresk niteliğindeki Il conformista’sı (1970, The Conformist – Konformist) hakkında aşağı yukarı şöyle bir yargıya vardığını anımsıyorum: “Önemli konular üzerinde gezinen üslupçu bir film; fakat bu stil gösterisinin filmin eleştirel tematiğinin önemine galebe çaldığını ...

Devamı »
kuşadası escort
bursa escort
ümraniye escort
çankaya escort
escort izmir