Osman Hamdi Bey ve Amerikalılar

4 Ekim 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

“Arkeoloji, Diplomasi, Sanat”

15 Ekim 2011 - 8 Ocak 2012

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde 15 Ekim tarihinde ziyarete açılacak sergi, ressam, arkeolog ve müzeci Osman Hamdi Bey ile Amerikalı arkeolog ve fotoğrafçı John Henry Haynes ile Prof. Hermann Vollrath Hilprecht’in Osmanlı topraklarında kesişen yaşamlarından yola çıkarak, Amerikalı arkeologların Osmanlı topraklarındaki ilk kazılarını -Assos ve Nippur- ve iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri konu alıyor.

Pennsylvania Üniversitesi’nden Prof. Renata Holod ve Prof. Robert Ousterhout’un küratörlüğünde hazırlanan sergide, Pennsylvania Üniversitesi Müzesi, Boston Güzel Sanatlar Müzesi , İstanbul Arkeoloji Müzeleri, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ve özel koleksiyonlardan derlenen Osman Hamdi Bey resimleri, 19. yüzyıla ait arkeolojik fotoğraf ve çizimler, mektuplar, seyahat günlükleri ve ilk kez sergilenecek arkeolojik eserler yer alıyor. Osman Hamdi Bey’in az bilinen resimlerinin yanı sıra, Pennsylvania Üniversitesi Müzesi’nde keşfedilen ve bugüne kadar bilinmeyen iki resmi de sanatseverlerle ilk kez buluşuyor. 

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Kahramanmaraş’ta Bir Guernica

“Yüzünü hayalime nakşetmek için kalbimin bütün kuvvetiyle bakıyordum” demiş Yahya Kemal Beyatlı. Geçenlerde gezdiğim bir sergiden nakşetmenin kalbinin bütün kuvvetini vererek bakmak olduğunu daha iyi anladım. Çünkü bu sergiyi hazırlayan kişi resimlere gerçekten bütün yüreğiyle bakmış bir insandı.

İpliklerle resim yapmak konusunu uzun zamandır düşünüyordum. Bunu düşünmeme neden olan kuzenim Nimet Eren’in hazırladığı bir sergiydi. O, yapmak istediklerini anlatır anlatmaz çalışmalarıyla yakından ilgilenmeye başlamıştım. Eren, dünyaca ünlü ressamların resimlerini, hat sanatının çeşitli örneklerini, çini sanatını farklı boyutlara taşımayı düşünüyordu. Ve bunları da ipliklerin yardımıyla yapacaktı.

İpliklerle tanışıklığım eskidir. Onlar ben çocukken annemin, teyzelerimin dünyası olmuştu. Herkesin az çok bildiği, kadınların duygu dünyalarını yansıtan nakış sanatı ipliklerle gerçekleşiyordu. Usta eller ipliği bin bir türlü hale sokarak onlarla adeta dans ederlerdi. Saksılarda envai çeşit çiçekler, salkım salkım hanımelleri, karanfiller, sardunyalar kumaşın üzerinde rengarenk ipliklerle canlanırdı.

İpliklerle Dans

Eren ise o çocukluğumda tanık olup da bir türlü ayaklarımı uyduramadığım dansa, devam ediyor ve onu geliştiriyor. Zaten çocukluğundan beri yeteneği olan resmi, üniversitede de nakış öğretmenliği bölümünü bitirerek kanıtlamıştı. Son olarak da işlemeli resim tekniğini geliştirerek bu konuda gerçekten yetenekli olduğunu herkese ispatladı. Üç senedir çalıştığı bu farklı teknik resim anlayışına da farklı bir boyut kattı. Bu teknikte ressamlar gibi fırça kullanmıyor. Onun fırçası iğne, boyaları iplikler, paleti ise beynine gizlenmiş. Kendi adını verdiği işlemeli resim tekniğiyle birçok ressamın resmini bizlere yansıtıyor.

Fırçanın İğneli Ucu

“Bu sergi çalışmalarına nakışı nasıl başka bir boyuta taşıyabilirim sorusuna yanıt ararken başladım. Önce yağlıboya tablolarını işleyerek denemeler yaptım. Tablolarımı boya yerine iplik, fırça yerine iğne kullanarak yaptım. Ve çalışmalarımı zamanla genişlettim. Üç yılı aşkın bir süredir de hiç ara vermeden soluksuz çalışıyordum” diyor Nimet Eren çalışmalarını sergilerken. Ayrıca bazı renkleri elde etmek için iplikleri karıştırıp kullanmış. Sergide birçok eserin ipliklerle yapılmış örnekleri yer alıyor. Van Gogh’un “Ay Çiçekleri”, Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi”, Picasso’nun “Guernica”sı, minyatürler ve hat örnekleri yer alıyor.

Guernica’ya İpliklerle Dokunmak

Sergide beni en çok etkileyen resim Guernica oldu. Bu resmin dünyaca ünlü olduğu malum. Picasso, 1937 yılında Hitler ordusunun Guernica kasabasını yerle bir edip, binlerce sivili katletmesini simgesel olarak yansıtarak, savaşın evrensel acılarını yansıtmıştır bu tablosunda.

Tabloya yakından baktığınızda ipliklerin nasıl fırça darbeleri gibi özenle işlendiğine tanıklık ediyorsunuz. Gerçekten resmin işlenirken kalbin bütün kuvvetinin katılmış olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Bu da o bildiğimiz geleneksel nakışın hangi boyutlara taşınabileceğinin açık bir kanıtı olsa gerek!

Saniye Kısakürek

haticesaniye@gmail.com

Osmanlı İmparatorluğu’nda Bir Ermeni Sanatçı: Yervant Oskan Efendi (1855-1914)

16 Aralık 2010 Yazan:  
Kategori: Biyografiler, Heykel Sanatı, Sanat

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk güzel sanatlar okulu Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk heykel hocası olan Yervant Oskan Efendi, 1855 yılında İstanbul’da doğar. Roma Güzel sanatlar Akademisi ve Fransa’da eğitim gören sanatçı, özellikle İtalyan naturalist anlayışın etkisinde kalır. Akademiye 32 yılını veren Oskan, ilk Türk heykel kuşağını yetiştirmesi açısından oldukça önemli bir sanatçıdır. (Köksal, Ahmet, “Resim ve Heykel Sanatımızda 100 Yıl”, Milliyet Sanat Dergisi, S.68, İst-15 Mart 1983, s.32-35.)

Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurucusu ve müdürü Osman Hamdi Bey ile yakın arkadaş olan Yervant Oskan, tıpkı Hamdi Bey gibi arkeolojik kazılara katılır ve bulunan eserlerin restorasyonunda görev alır. Bu bağlamda yapılan Sayda kazısından elde edilen İskender Lahti’nin restore çalışmasında Oskan Efendi’nin ismine rastlanmaktadır. (Cezar, Mustafa, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi, 1.Baskı,T.İş Ban.Yayınları, İst.1971, s.273).

Venedik Rafael Kolejinde Luigi Quera’nın, Roma Güzel Sanatlar Akademisinde Enrico Deccetti ile Girolamo Masini’nin öğrencisi olan Oskan Efendi ayrıca, sanat tarihi açısından büyük bir isim sayılan Gigi’nin derslerine katılmıştır. Kendisi 12 yılını resim, perspektif, mimari ve heykeltıraşlık etütlerine verir ve 1878 yılında Paris’e gider. Orada sergiler için büyük boyutlu figürler üzerinde çalışır. Ve bu sergiler bitince de iki yıl kadar bronz eserler üretir. Ardından atölyesini kapatarak İstanbul’a dönmek zorunda kalır. Kedisi burada Osman Hamdi’nin hizmetine girecektir. (Cezar, Mustafa, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi, 1.Baskı,T.İş Ban.Yayınları, İst.1971, s.421).

Yazar Adolphe Thalasso Oskan Efendi hakkında şunları söyler;

“Ressam ve heykeltıraş olan E.Oskan Efendi, Osman Hamdi ve Halil Beylerle Osmanlı sanatının önemli üstadlarını oluştururlar. O, Türkiye doğumlu 3 büyük sanatçıdan biridir…” (Cezar, Mustafa, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi, 1.Baskı,T.İş Ban.Yayınları, İst.1971, s.421).

3 Mart 1883 yılında açılan Sanayi-i Nefise Mektebi, Osman Hamdi bey’in müdürlüğü ile eğitim hayatına başlamıştır. Okulun dahili müdürü ve ilk heykel hocalığına da Oskan Efendi atanır. İlk etapta sadece erkek öğrencileri kabul eden okulda azınlıkların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Okul, eğitim hayatına resim, heykel, mimari gibi bölümlerle başlar. Oskan Efendi, heykel bölümünde ve kurulan atölyede dersler verir. Kendisi de heykel çalışmaları yapar. (Tansuğ, Sezer, Çağdaş Türk Sanatı, 8.basım, İst-Ocak 2008, s.104).

Malûmat Dergisi, 7 safer 1320 yılına ait gazete 1902 senesinden Sanayi-i Nefise Mektebi’nde görevli olan öğretmenleri şöyle sıralamaktadır:

“1902 senesinde sanayi-i Nefise mektebi Öğretmenleri”

Sanayi-i Nefise Mektebi, Tarih-i inşası 1298

Müdür Utufetlû Hamdi Beyefendi

Dahili müdür Oskan Efendi (Heykeltraşlık muallimi

Sanayi-i Nefise tarih muallimi ___ Mimar Vedat Bey

Hendese ve menazır muallimi ___ Miralay Hasan Fuad Bey

Teşrih muallimi ___ Yusuf Rami Bey

Fenn-i Mimari muallimi ___ Mösyö Valori

Fenn-i Mimari muallimi ___ Mösyö Bello

Yağlı boya muallimi ___ Mösyö Valeri

Karakalem muallimi ___ Mösyö Varniya

İptidai sınıflar

Karakalem muallimi ___ Adil Bey

Hakk muallimi ___ Nesim Efendi

(Cezar, Mustafa, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi, 1.Baskı,T.İş Ban.Yayınları, İst.1971, s.553).

1901-1903 yılları arasında açılan İstanbul Salon sergilerinde resim ve heykel örnekleri sergilenmiştir. Bu sergilerde Heykeltıraş Oskan Efendi’nin ismine sıklıkla rastlanır. Örneğin Oskan Efendi 1902 yılı sergisine 3 resim ve 2 heykel çalışmasıyla iştirak eder. (Tansuğ, Sezer, Çağdaş Türk Sanatı, 8.basım, İst-Ocak 2008, s.110-111).

Sanatçının bronz ve mermerden yapılmış eserleri oldukça fazladır. Oryantalist etkili, tarihsel ve mitolojik konulu çalışmalara ağırlık vermiştir. İstanbul’da heykeltraşlık yapan ilk kişi olması açısından önemlidir Aynı zamanda bunları salonda ilk teşhir eden kişidir. Önemli çalışmaları arasında “Osman Hamdi’nin eşi Naile Hanım büstü, Muzaffer Venüs, tavuk satan kadın ve kılıçla danseden zeybek” yer alır... (Cezar, Mustafa, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi, 1.Baskı,T.İş Ban.Yayınları, İst.1971, s.421).

Heykel sanatının henüz kabul görmekte zorlandığı yıllarda bir güzel sanatlar okulu açılarak heykel bölümünün kurulması, Osmanlı sanatı için büyük bir adım olmuştur. Ve bu sanatın gelişmesinde de en önemli kişi şüphesiz heykeltıraş Oskan Efendi’den başkası değildir.

Yervant Oskan

Osman Hamdi’nin Eşi Naile Hanım Büstü

Zeybek ve Tavuk Satan Kadın
(Osman Hamdi ve Sanayi-i Nefise Mektebi, MSÜ yayını, 1963.)

Kaynakça

Cezar, Mustafa, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi, 1.Baskı,T.İş Ban.Yayınları, İst.1971, s.273,421,553.

Köksal, Ahmet, “Resim ve Heykel Sanatımızda 100 Yıl”, Milliyet Sanat Dergisi, S.68, İst-15 Mart 1983, s.32-35.)

Osman Hamdi ve Sanayi-i Nefise Mektebi, MSÜ yayını,1963.

Tansuğ, Sezer, Çağdaş Türk Sanatı, 8.basım, İst-Ocak 2008, s.104, 110-111.

Derya Uzun

calukya1@gmail.com