Ali Balkan: “Masallar Şehri İstanbul” Resim Sergisi

9 Mayıs 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

’ın “Masallar Şehri İstanbul” Sergisi, 17 Mayıs 2011 tarihinde MAKSEM/Taksim Cumhuriyet Galerisi’nde açılacak…

Ali Balkan’ın 3. Kişisel Resim Sergisi “Masallar Şehri İstanbul” Maksem olarak da anılan Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde 17—31 Mayıs 2011 tarihleri arasında sanat severlerin beğenisine sunulacak.

Serginin açılış kokteyli 17 Mayıs Salı günü saat 18.00 de verilecektir.

Sergide yer alan yaklaşık 200 resim, Masallar Şehri İstanbul—Şehrin Haleti Ruhiyesi—3010 ve Şehirden Önce, üst başlıkları ile 4 seri ve 10 alt seri halinde sergilenecektir.

Serginin temasını, İstanbullular ve hatları vapurları arasındaki büyük sevgi oluşturur. Bu İstanbul’un, kişisel tecrübenin biraz da iterasyon ile ulaştığı noktadır. Diğer ifade ile “Masallar Şehri İstanbul”, bizi götürebileceği İstanbul’lardan bir tanesidir.

Sanat eleştirmeni Ümit Gezgin’in Ali Balkan’ın sanatına dair kaleme aldıkları;

“Ali Balkan genç kuşak ressamları içinde iddialı ve özgün bir sanatçı olduğunu bu resimleriyle kanıtlamaktadır. Kente yönelik ilgisi ve onu çok yönlü bir estetik tasarıma, üslup bütünlüğü içinde götüren çabası; hem sanatseverlerde hem de sanat camiasında hakettiği yeri alacak gibi görünüyor. Bu resimler Türk çağdaş resmi için de önemli soluk alma noktası olarak görülmeli. Yaşadığı kenti algılayıp, dönüştüren; mekân, zaman ve gelecek olgularını, hem kavramsal ve hem de estetik boyutta görüp, çözümleyen Ali Balkan, iddasını ve çok yönlü özgünlüğünü kanıtlayacak bir büyük sergiyle ortaya çıkıyor. Ali Balkan’ı çağdaş Türk resmi adına selamlarken, buna herkesin ilgi göstermesi gerektiğini düşünüyorum…

Farklı bir disiplin ve formasyon eğitimi almış olsa bile Ali Balkan resmin dilini biliyor. Bu dil yıllar yılı sürdüregeldiği bilincin, sevginin ve pratiğin yansıması olarak karşımıza çıkarken, genç kuşağa mensup bir sanatçı olarak olgun bir resim diline sahip olduğunun da tüm göstergelerini ortaya koyuyor. Bakın bütün resimler tek tek incelendiğinde birçok döneme, ara döneme ve estetik bakış açısına sahip olduğu görülecektir sanatçının. Farklı renk-biçim değerleri, algılama nosyonunun zenginliği içinde, fikrin ve kentin gerçekliğini geçmiş, şimdi ve gelecek tasarımı boyutunda nasıl estetik bir sahiciliğe ve en önemlisi görsel etkileyiciliğe taşıdığı algılanacaktır.

Genç kuşak içinde de, İstanbul’u gerçekliği, gelecek tasarımı ve kaotik yönü ve özelliğiyle tanımlayan, yorumlayan; kâh soyuta, kâh fantastik algılara taşıyan pek sanatçı yoktur. İşte Ali Balkan’ın İstanbul yorumları bu yönüyle daha bir önem kazanmaktadır. O İstanbul’u bütün yönleriyle görmek istemektedir. Onun için İstanbul tarihsel bir imgenin zengin çağrışımıyla olduğu kadar, fantastik algının ve sürreal çağrışımın boyutlarıyla da vardır. Aynı zamanda kaotik gerçekliğin ve felaketin içinde de gezinir . Gelecek üç binlerin içinde ve ötesinde, şimdi hayal dahi edilemeyecek forma, yaşama ve olgulara sahip olarak da, genç kuşak ressamının muhayyelinde canlanır. Hem şiirseldir İstanbul onun bir seri resimlerinde, hem de yalnızlığın, umutsuzluğun ve acının içinde devinir. Kısacası çok yönlü bir algı boyutunda çok yönlü bir İstanbul ortaya çıkar…”

MAKSEM

TAKSİM CUMHURİYET SANAT GALERİSİ

Taksim Meydanı-İstanbul - GSM: 0535 285 0 185

www.sanatlog.com

Clara ve Luigi Mayer’in Resimlerinde 18. Yüzyıl İstanbul’u

4 Nisan 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

18. yüzyılda Aydınlanma düşüncesiyle ivme kazanan Doğu’ya yolculuk, devlet adamları, siyasetçiler ve gezginler kadar sanatçılar için de son derece cazipti.

İstanbul ise, klasikten moderne doğru evrimleşen estetiğiyle için bir cazibe merkezi ve Batı’yı etkileyen “Türk Modası”nın kalbiydi.

galerisinde açılan sergi, 1776 - 1792 yılları arasında İstanbul’da görev yapan İngiltere Büyükelçisi ’yle birlikte kente gelen ve İstanbul’da evlendiği Clara Barthold Mayer’in resmettiği, kentin 18. yüzyıl sonunda kazandığı eşsiz pitoresk görüntülerinden oluşuyor. Clara Barthold Mayer’in dokuz, ’in ise bir eserinin yer aldığı suluboyalar Oryantalist Koleksiyonu’na ait.

LUIGI MAYER (1755-1803)

18. yüzyılda Doğu’nun büyüsüne kapılıp bu coğrafyayı resimleyen Avrupalı ressamların önemli temsilcilerindendir. eğitimini İtalya’da aldı. 1771′de St. Luc Akademisi’nin desen ödülünü kazanarak dikkatleri üzerine çekti. Geç Barok döneminde kökleşen Aydınlanmacı düşüncelerden etkilenerek antik uygarlıkları resimledi. Bu amaçla 1776-1792 arasında İstanbul’da görev yapan İngiltere Büyükelçisi Sir Robert Ainslie’nin Anadolu’daki arkeoloji gezilerine ressam olarak katıldı. İstanbul’a dönüşünde Clara Barthold ile evlendi. Birlikte, kentin 18. yüzyıl sonunda kazandığı eşsiz pitoresk görüntüleri tuvale aktardılar. Mayer’in sanatında naif estetik ile gerçekçi üslup, sağlam bir denge üzerinde III. Selim’in modernleşen İstanbulu’nu yansıtırlar.

CLARA BARTHOLD MAYER

Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. İsviçre asıllı olduğu, babasının İstanbul’daki İngiltere Büyükelçiliği’nde tercümanlık yaptığı farklı kaynaklarda belirtilir. Luigi Mayer’le İstanbul’da tanışmış, evlendikten sonra 1794′te eşiyle birlikte İngiltere’ye yerleşmiştir. Figürlü manzara resmine yoğunlaşan sanatçının yapıtları aynı yıl J. Harris taragından Londra’da yayınlanmıştır. Sanatçı ayrıca eşinin resimlerini de yayınlamış, Luigi’nin 1803′teki ölümünden sonra, Londra’da Portman Square’deki evlerinde çalışmalarını sürdürmüştür. Clara Mayer’in Boğaziçi, Sarayburnu ve Yedikule’yi konu alan, John William Edy tarafından gravürlenmiş kompozisyonları ve “İstanbul Limanı’na Giriş” başlıklı suluboya yapıtı bugün Victoria and Albert Museum Koleksiyonu’ndadır.

18. YÜZYILDA İSTANBUL’A PANORAMİK BİR BAKIŞ

“Kuzeyden güneye doğru akan, çevresinde her renkten evlerin bulunduğu büyük bir ırmak düşünün; sırtlarında güzel evler, bahçeli, çiçekler içinde şahane köşkler. (…) Öyle bir ırmak hayal edin ki üstünde muazzam bir kentin insanları hiç eksik olmasın ve kıyılarında şahane çimenler, büyüleyici vadiler, görkemli köşkler bulunsun ve bu köşklerde Türk padişahları, Avrupa ülkelerinin elçileri, zengin Rum, Ermeni, Yahudi, Avrupalı tüccarlar dinlensinler, kendilerine gelsinler ve bu hayatın zevklerinden yararlansınlar.” , 1794

“Sultanların kayıkları, büyüklük ve zarafetleri, altın yaldızları ve süsleri, kürekçilerin sayıları ve heybetleri ile uzaktan derhal farkedilir. Bunların on dört çift küreği vardır. Beyazlar giyinmiş 28 Bostancı mağrur bir edâ ile kürek çekerler. Bostancıbaşı Hünkâr kayığında dümen tutar. Padişahın böyle kayıkla denize çıkışı ve saraya dönüşü her seferinde top atışlarıyla selâmlanır. Padişahın kayığı, kıç tarafındaki koyu kırmızı renkli altın saçaklı güzel tenteden belli olur.” , 1792

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

İstanbullayüzleşme | Yüz Çağdaş İstanbul Gravürü

24 Şubat 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Gravür, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

“Ayrı kuşaklardan 40’a yakın sanatçının İstanbul’la yüzleşmesi bir kapak altında toplandı. İstanbul’lu sanatçılar kalıplarına (çinko, bakır, linol, tahta vb.) çelik kalemleriyle İstanbul’a sevgilerini, umutlarını, sitemlerini, kaygılarını, korkularını oydular. Ona dışarıdan bakan bir yabancının gözüyle değil, onu içinde taşıyan, onun içinde yaşayan sanatçı duyarlıklarıyla. En büyükleri 37, en küçükleri 87 doğumlu, İstanbul’un dününe ve bugününe gençlikleriyle tanık olanlar, İstanbul için yazdılar, kazıdılar.

İstanbul’un bahar bahçe suyun iki kıyısında yerleşimin oldukça sınırlı olduğu, o anıtsal kapısı Haydarpaşa’yla Anadolu’ya açılan 50’li yıllarında genç olan, 60’larda 70’lerde, üniversitelilerin, işçilerin, yazarların, çizerlerin, düşün adamlarının yaşadığı; cumbalı evlerde oturanların apartman sevdasına tutuldukları, cumbalardaki sardunyaların yerini balkonlardaki tv antenlerinin aldığı döneminde genç olanlar, 80’lerin her yönden savurguna tutulmuş kirli, paslı can pazarında İstanbul’da genç olanlar, 90’larda bütün çirkinliklerinin üstünün boyanıp cilalandığı, gökdelenlerin ense çukuruna, tepesine bindirildiği, dünyanın en güzel mimari örnekleri olan camilerinin estetik yapısına karşıt kitch yapıların yüzüne kara gibi çalındığı günlerinde genç olanlar. Bugün ve gelecekte İstanbul sevileri içlerinde hep diri, hep genç kalacaklar İstanbul’la yüzleştiler.”

Sanatçılar: Ahmet Umur Deniz, Aslı Ayşe Akyüz, Aslıhan Kaplan Bayrak, Aydın Ayan, Beyza Boynudelik, Can Aytekin, Dalila, Desen Halıçınarlı, Devrim Erbil, Ekin Koç, Elif Yapar, Emin Koç, Emrah Günay, Enis Malik Duran, G. İlker Başaran, Gizem Kurt, Gülseren Südor, Gümüş Özdeş, Hakan Ulusman, Hayri Ağan , İhsan Doğrusöz, İrem Çelebi, Kader Genç, Kadir Selçuk Yaşa, Kudret Türküm, Naser S. Dashti, Nilüfer İnandım , Nedret Yaşar, Pınar Çiçekli, Setenay Alpsoy, Sibel Kırık, Teoman Südor, Umut Germeç , Ursula Soltermann Katipoğlu, Yiğit Altıparmakoğulları, Yusuf Alper Çakır, Yusuf Katipoğlu.

Sergi Tarihleri:

14 Aralık 2010 – 10 Ocak 2011 / Galatea Galerisi
21 Şubat 2011 – 11 Mart 2011 / İTÜ Mimarlık Fakültesi Sergi Salonu / Taşkışla

www.sanatlog.com

Ahmet Telli - Gidersen Yıkılır Bu Kent

21 Aralık 2010 Yazan:  
Kategori: Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

Gidersen yıkılır bu , kuşlar da gider
bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adreslerdeydik, kimliksizdik belki
sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

Gidersen kim sular fesleğenleri
kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
bir de seni ekliyorum susuşlarıma

Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
geriye mapusaneler kalır, paslı soğuklar
adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
yüreğimize alırız onları, ısıtırız
gardiyan olmayız kendi ömrümüze her akşam

Gidersen kar yağar avuçlarıma, üşürsün
bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
isyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
bir tufan olurum sustuğun her yerde

Gidersen Yıkılır Bu Kent

“Arka Oda Toplantıları” Başlıyor!

14 Ekim 2010 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

ARKA ODA TOPLANTILARI BAŞLIYOR

“Arka Oda Toplantıları”, İstanbul araştırmalarına farklı bir boyut kazandırmak amacıyla kentin gizli tarihine doğru yolculuğuna Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri üzerinde odaklanan konferanslarla devam ediyor.

2010 - 2011 Programı:

25 Kasım 2010 Perşembe
Turgut Saner
Hayalet Yapılar: İstanbul’un Kaybolmuş Yapılarından Örnekler

22 Aralık 2010 Perşembe
Brigitte Pitarakis
Bizans’ta Büyü, Kişisel Dindarlık ve Takılar

27 Ocak 2011 Perşembe
Esra Güzel Erdoğan
Bizans’ın Son Döneminde Manastırlar ve İnsan Sevgisi (Philantropia)

24 Şubat 2011 Perşembe
Koray Durak
Orta Bizans Döneminde İstanbul’da Ticaret

31 Mart 2011 Perşembe
Lucienne Şenocak
Osmanlı Döneminde Kadın Baniler: Hatice Turhan Valide Sultan Örneği

28 Nisan 2011 Perşembe

Belgeler Işığında Beylerbeyi Sarayı’nın Mekân Kurgusu ve Teşkilatı

12 Mayıs 2011 Perşembe
Özlem İlban
İstanbul’da II. Mahmud Dönemi Kışlaları

Arka Oda Toplantıları 18:30′da…

Kütüphane çalışma saatleri:

Pazartesi - Cuma 10.00 - 17.30
Cumartesi 10.30 - 17.00
(Pazar günleri kapalıdır.)

Meşrutiyet Caddesi No.47 34443
Tepebaşı - Beyoglu / İstanbul
Tel : 0 212 334 09 00
Faks : 0 212 245 01 45
www.iae.org.tr - bilgi@iae.org.tr

www.sanatlog.com