Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar

4 Ekim 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

Koleksiyonu’ndan seçilmiş yapıtlarla 17. yüzyıldan 19. yüzyıla elçi portreleri ve elçilerin koruyuculuğu

Osmanlı, erken dönemlerinden itibaren Avrupa devletleriyle yoğun ilişkiler kurmuş, Batılılar için kimi zaman korkuyla karışık bir merakla yanıbaşlarındaki bu büyük askeri gücün ve siyasi otoritenin kaynağı olan devleti daha yakından tanıma ve anlama çabası politik bir gereklilik olarak ortaya çıkmıştır. Farklı kültürlerin bu karşılaşması kuşkusuz en kalıcı ürünlerini sanat alanında vermiştir.

Savaş, ittifak arayışları, ticaretin geliştirilmesi ve statü çatışmaları yaşanan yoğun diplomatik trafiğin en önemli nedenleridir. Geniş bir coğrafyaya yayılan özellikle 19. yüzyıla kadar diğer ülkelere gönderdiğinden daha fazla elçiyi kabul etmiş, gelen elçileri kendine özgü gelenekler uyarınca ağırlamıştır. Batılı elçiler Osmanlı’nın İstanbul başta olmak üzere kentlerini, toplumsal yapısını, geleneklerini, idari ve askeri yapısını belgeleme ihtiyacıyla hareket etmiş; geri dönerken hazırladıkları raporların yanısıra, yanlarında götürdükleri hediyelerin ve resimlerin tanıklığından da yararlanmışlardır. Bu amaçla çoğu zaman aslına sadık görsel belgeler oldukları varsayılan , saygınlığın ve toplumsal konumun en açık ifadeleri olmuş, kitlelere de hitap edebilme potansiyelleri açısından özel bir yere ve anlama sahip olmuşlardır. Elçilerin Doğu’ya giderken maiyetlerine aldıkları ressamlara ya da burada karşılaştıkları sanatçılara sipariş vererek yaptırdıkları eserler Avrupa şatolarının duvarlarını süsleyen koleksiyonlara, gravürlü kitaplara dönüşmüş; başka sanatçıların eserlerine de kaynaklık ederek Osmanlı dünyasına ilişkin geniş bir görsel dağarcığın oluşmasını sağlamıştır. Avrupa ülkelerine gönderilen Osmanlı elçileri de dönemin önde gelen Avrupalı ressamlarının fırçasından çıkan anıtsal portrelere konu olmuş, bu önemli ziyaretin anısı yaşatılmıştır.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Koleksiyonu’ndan yapılan bu seçki bizleri sanatın rehberliğinde diplomasi tarihinin dolambaçlı yollarında gezdirirken ilgi çekici kişiliklerle tanıştırıyor. Elçiler ve , resimlerin sessiz ama bir o kadar da zengin ve renkli diliyle bizlerle konuşmaya; raporlarını, mektuplarını sunmaya, kendi çağlarını, dünya görüşlerini, gezip gördüklerini, katıldıkları törenleri anlatmaya devam ediyorlar. Onların bu olağanüstü öykülerini dinlerken kaybolmuş bir çağın güzellikleri kadar görkemine de kapılmamak elde değil…

Meşrutiyet Cad. No.65 Tepebaşı - Beyoğlu
212 - 334 99 00
http://www.peramuzesi.org.tr 

www.sanatlog.com

Clara ve Luigi Mayer’in Resimlerinde 18. Yüzyıl İstanbul’u

4 Nisan 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

18. yüzyılda Aydınlanma düşüncesiyle ivme kazanan Doğu’ya yolculuk, devlet adamları, siyasetçiler ve gezginler kadar sanatçılar için de son derece cazipti.

İstanbul ise, klasikten moderne doğru evrimleşen estetiğiyle Avrupalı sanatçılar için bir cazibe merkezi ve Batı’yı etkileyen “Türk Modası”nın kalbiydi.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü galerisinde açılan sergi, 1776 - 1792 yılları arasında İstanbul’da görev yapan İngiltere Büyükelçisi ’yle birlikte kente gelen ve İstanbul’da evlendiği ’in resmettiği, kentin 18. yüzyıl sonunda kazandığı eşsiz pitoresk görüntülerinden oluşuyor. ’in dokuz, ’in ise bir eserinin yer aldığı suluboyalar ’na ait.

LUIGI MAYER (1755-1803)

18. yüzyılda Doğu’nun büyüsüne kapılıp bu coğrafyayı resimleyen Avrupalı ressamların önemli temsilcilerindendir. eğitimini İtalya’da aldı. 1771′de St. Luc Akademisi’nin desen ödülünü kazanarak dikkatleri üzerine çekti. Geç Barok döneminde kökleşen Aydınlanmacı düşüncelerden etkilenerek antik uygarlıkları resimledi. Bu amaçla 1776-1792 arasında İstanbul’da görev yapan İngiltere Büyükelçisi Sir Robert Ainslie’nin Anadolu’daki arkeoloji gezilerine ressam olarak katıldı. İstanbul’a dönüşünde Clara Barthold ile evlendi. Birlikte, kentin 18. yüzyıl sonunda kazandığı eşsiz pitoresk görüntüleri tuvale aktardılar. Mayer’in sanatında naif estetik ile gerçekçi üslup, sağlam bir denge üzerinde III. Selim’in modernleşen İstanbulu’nu yansıtırlar.

CLARA BARTHOLD MAYER

Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. İsviçre asıllı olduğu, babasının İstanbul’daki İngiltere Büyükelçiliği’nde tercümanlık yaptığı farklı kaynaklarda belirtilir. Luigi Mayer’le İstanbul’da tanışmış, evlendikten sonra 1794′te eşiyle birlikte İngiltere’ye yerleşmiştir. Figürlü manzara resmine yoğunlaşan sanatçının yapıtları aynı yıl J. Harris taragından Londra’da yayınlanmıştır. Sanatçı ayrıca eşinin resimlerini de yayınlamış, Luigi’nin 1803′teki ölümünden sonra, Londra’da Portman Square’deki evlerinde çalışmalarını sürdürmüştür. Clara Mayer’in Boğaziçi, Sarayburnu ve Yedikule’yi konu alan, John William Edy tarafından gravürlenmiş kompozisyonları ve “İstanbul Limanı’na Giriş” başlıklı suluboya yapıtı bugün Victoria and Albert Museum Koleksiyonu’ndadır.

18. YÜZYILDA İSTANBUL’A PANORAMİK BİR BAKIŞ

“Kuzeyden güneye doğru akan, çevresinde her renkten evlerin bulunduğu büyük bir ırmak düşünün; sırtlarında güzel evler, bahçeli, çiçekler içinde şahane köşkler. (…) Öyle bir ırmak hayal edin ki üstünde muazzam bir kentin insanları hiç eksik olmasın ve kıyılarında şahane çimenler, büyüleyici vadiler, görkemli köşkler bulunsun ve bu köşklerde Türk padişahları, Avrupa ülkelerinin elçileri, zengin Rum, Ermeni, Yahudi, Avrupalı tüccarlar dinlensinler, kendilerine gelsinler ve bu hayatın zevklerinden yararlansınlar.” Guillaume Martin, 1794

“Sultanların kayıkları, büyüklük ve zarafetleri, altın yaldızları ve süsleri, kürekçilerin sayıları ve heybetleri ile uzaktan derhal farkedilir. Bunların on dört çift küreği vardır. Beyazlar giyinmiş 28 Bostancı mağrur bir edâ ile kürek çekerler. Bostancıbaşı Hünkâr kayığında dümen tutar. Padişahın böyle kayıkla denize çıkışı ve saraya dönüşü her seferinde top atışlarıyla selâmlanır. Padişahın kayığı, kıç tarafındaki koyu kırmızı renkli altın saçaklı güzel tenteden belli olur.” Olivier, 1792

SanatLog Haber

www.sanatlog.com