Sayfa Tasarrufu, Dergiler ve Ihlamur Dergisi

Bilindiği üzere dergi çıkarmak meşakkatli bir uğraştır. Her dergi türünün kendine has sorunları, sıkıntıları, hassasiyetleri var muhakkak. Bir otomobil dergisi çıkarıyorsanız reklam ya da satış sorunu ikinci plandadır örneğin; öncelikli sorun otomobil sektöründeki gelişmeleri sıkı takip etmektir. Magazin dergiciliğinde manşette ilgi çekecek haber konuları bulmak, ekonomi dergiciliğinde para piyasalarını takip etmek, sektörel dergilerde haber-reklam bulmak vb. öncelikler söz konusudur.

“Hür tefekkürün kalesi” edebiyat dergilerinde ise öncelikler farklı. Hemen tüm dergilerin çıkarılma gayesi kazanç sağlamak iken edebiyat dergilerinin yayımlanması yüksek sesle yaşama arzusunun bir tezahürüdür. Yayına hazırlanması, basımı, dağıtımı vb. her safhası ayrı bir fedakârlık gerektiren edebiyat dergilerinin -genellikle- gelir kaynağı dergi aboneleri ve hatır reklamlarından mütevellit. Ülkemizdeki dağıtım sorunu, dağıtımcıların dergilere olan tutumu, yayınevlerinin kitap tanıtımı için popüler mecmuaları tercihi; edebiyat dergilerini her geçen gün kabuğuna çekilmeye, abone eksenli çalışmaya, sayfa sayısını düşürmek ya da sayfaları tasarruflu kullanmaya zorluyor.

Dergilerin hayatta kalma mücadelesinde bir çözüm yolu olan sayfa tasarrufu nedensiz değildir. Ancak kimi dergilerde bir sayfada 5-6 şiir yayımlandığına üzülerek şahit olmaktayız. Kimi dergilerde ise şiirler kenar süsü ya da yazıların sonuna -boş kalan yerlere- dolgu malzemesi olarak kullanılmakta. Cimrilikte sınır tanımayıp şiirleri içindekiler kısmına bile koymayan; içindekiler kısmının altına şairlerin adlarını topluca yazıp; “bu sayıda yer alan şiirler gibi” sıralayıveren dergilerin sayısı neyse ki çok az. Sormak lazım kendilerine: “Şiir yazanın suçu ne?” Öykü, deneme, mektup, makale vb. düzyazı türleri şiirden daha mı üstün? Nitelikli ya da niteliksiz bir nesir için illa ki yeni bir sayfa açarken; şiirleri dolgu malzemesi, kenar süsü gibi kullanmak ne kadar yerinde ve erdemli bir davranış? Nitelikli bir şiir niteliksiz bir nesir kadar hak etmiyor mu müstakil bir sayfada yayımlanmayı? Bu dergilerde şiiri yayımlanan şairler, şiirinin yayınlanmasından mutluluk mu duymalı yoksa eserine yapılan bu saygısızlıktan esef mi duymalı?

Her yönüyle fedakârlık gerektiren edebiyat dergilerinin tasarruf kaygısı son derece makuldür; ancak tasarrufun sadece şiir üzerinde yapılması büyük bir talihsizliktir. Onlarca yıldır çıkan dergilerin dahi bu hususa dikkat etmiyor olmaları ekonomik kaygıdan öte bir durumdur. Bununla birlikte Yedi İklim, Esrar, Tûtî, Herşeye KARŞIN gibi dergilerin ve şiire özel bir bölüm açan Kitap-lık dergisinin gösterdikleri hassasiyet takdire şayandır.

Ihlamur’un yayın ilkelerini değerlendirenler olumlu ya da olumsuz pek çok şey söylemişlerdir ve söyleyeceklerdir. Ne var ki dergimiz hakkında kimsenin karşı çıkmayacağı husus sayfa tasarrufuna yaklaşımımız olacaktır. Üçüncü yılına giren dergimizde hiçbir şiiri, bir başka şiirle aynı sayfada ya da bir yazıdan arta kalan boşlukta yayımlamadık. Ihlamur için onlarca satırlık yazı ne ise iki satırlık şiir de odur. Bir duyguyu aktarmak için sayfalar dolusu yazarız ya da üstad Necip Fazıl gibi iki satırda ifade ederiz. Durum böyleyken, sırf daha kısa (!) diye şiiri düzyazının kenarına-kıyısına iliştirmek abesle iştigaldir, talihsizliktir ve dahi haksızlıktır.

Dergimizin bu husustaki tavrı; 7. sayımızın 8. ve 69. sayfalarında yayımlanan iki şiirle, net bir şekilde ifade edildi. İki satırlık şiire bile bir sayfa ayırmak bu minvalde varılacak son nokta, israf ile tasarruf arasındaki son çizgi olsa gerek. Sınırları, alışılagelmiş kalıpları zorlayan, dergiciliğe yeni bakış açıları kazandıran, ilkelerinde inatçı, isteklerinde mütevazı bir dergiye de ancak bu yakışırdı; zira herkes kendisine yakışanı yapar.

(Ihlamur Dergisi, Sayı:8, Mayıs-Haziran 2011)

Hakan Sarı

Ihlamur Dergisi

Genel Yayın Yönetmeni

Ünlü Yunan Yönetmen Yiannis Economidis Sinema Anadolu’daydı…

“Ülkenizi seviyorsanız, onu eleştirmelisiniz”

Ünlü Yunan Yönetmen Yiannis Economidis Sinema Anadolu’daydı…

Anadolu Üniversitesi 13. Eskişehir Uluslararası Film Festivali kapsamında gösterilen Bıçakçı (Knifer) filminin yönetmeni Yiannis Economidis filminin ardından Sinema Anadolu’da keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Ünlü yönetmen, Mühendislik Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ozan Devrim Yay’ın Yunanca olarak yönettiği söyleşide kendisine yöneltilen soruları cevapladı.

Bıçakçı’nın 3. uzun metraj çalışması olduğunu ifade eden Economidis, filmin başkarakteri Niko’nun Atina’nın varoşlarında dolaştığını ve asıl amacının da bu olduğunu söyledi. “Niko Atina’nın kenar mahallelerinde belki ama oraların şehirdeki beton taşradan hiçbir farkı yok.”

Kendisine “ana akım ticari sinemanın karşısında, kendisinin de Türk sinemasındaki Zeki Demirkubuz ya da Nuri Bilge Ceylan gibi daha çok günlük hayatı ve insanın günlük hayattaki sorunlarını işlemesinin ve bu yolu seçmesinin nedeni” sorulduğunda ise Economidis şu yanıtı verdi;

“Aslında bu tarz filmler yeni nesile zor gelen ve onları çekmeyen filmler çünkü onlar daha ziyade Amerikan tarzına alışmış durumdalar. Fakat bu bizim kültürel bir sorunumuz ve filmlerimizde bu eleştirel bakışı sürdürmeye devam edeceğiz. Gelecekte ne olacağını bilmiyorum.”

“Gerçeği arayan bir kuşağız, amacımız gerçeği olabildiğince vermek ve eleştirel olmak. Yaşadığım toplumu eleştirmeliyim. Eğer sinema yapıyorsanız, eleştirel olmak zorundasınız. Eleştirellikten nasibini almamış bir gözün sinemada yeri yok.”

“Yunan toplumunu eleştirmek bana ciddi tepkiler getirdi. Benim amacım toplumumu yüceltmek ya da gururunu okşamak değil. Ülkemi sevmiyor da değilim, tam tersine çok sevdiğim için bunu yapıyorum, acımasızca eleştiriyorum. Ülkenizi seviyorsanız, daha iyi bir yere getirmek istiyorsanız, onu eleştirmelisiniz.”

Ünlü Yönetmen, etkilendiği ve esinlendiği yönetmenlerle ilgili bir soruyu da şöyle cevapladı;

“O kadar çok festivale gidip o kadar çok film izliyoruz ki bu soruya kolayca cevap vermem imkânsız. Ama ilk kısa filmlerimi çektiğim dönemlerde Michelangelo Antonioni’ye çok özenir, onun çektiği gibi sahneler çekerdim. Sonradan ona öykünmenin ve onun gibi görünmem gerektiğinin bir hata olduğunu, özgün olmam gerektiğini anladım.

Economidis söyleşisinin ardından, “Bir Film Yapmak” adlı atölye çalışması için İletişim Bilimleri Fakültesi’ne hareket etti.

Economidis’ten Sinema Dersleri

Economidis aynı zamanda Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali kapsamında 2 Mayıs’ta ‘’Bir Film Yapmak” adlı bir sinema dersi gerçekleştirdi.

Derse öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği gözlenirken, dersin ana teması Yunanistan’da sinemanın tarihsel gelişimi oldu. Bu kapsamda Yunan Sineması üzerinde etkili olan akımlardan, siyasal ve tarihi gelişmelerden ve yabancı sinemaların etkisinden bahsedilerek, öğrencilerin aktif katılımda bulunmasına kaynaklık edildi.

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Güven Kıraç ve 13. Eskişehir Film Festivali’nin Yolları “Kavşak”ta Kesişti…

13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali, 17. Altın Koza film festivalinde, “umut veren erkek oyuncu”, “en iyi kadın oyuncu”, “en iyi müzik” ve “en iyi yönetmen” ödüllerini alan Kavşak, filmin kemik kadrosu ile sıcak ve samimi bir söyleşi gerçekleştirdi.

Ekibin oyuncuları arasında yer alan Güven Kıraç, “Festival’in benim için özel bir anlamı var, 13 yıl önce masumiyet filmi ile yine aranızdaydım. Sinema kariyerim Eskişehir Film Festivali ile yaşıt.” şeklinde konuştu.

Bir sonraki film roman uyarlaması olacak

Kavşak ile ilk uzun metrajlı filmini çeken yönetmen Semih Demirdelen ise Kıraç ile çalışmamın keyifli olduğunun altını çizerek Hakan Günday’ın “Piç” adlı romanını senaryolaştırma aşamasında olduğunu ve yeni filminin bir roman uyarlaması olacağını söyledi.

Filmin yapımcısı Türker Korkmaz, salondan yöneltilen soruların yönlendirmesiyle yapımcılık deneyimlerini paylaştı. Türkiye’de yapımcı ve yönetmen kavramlarının karıştığını ve yapımcının “sadece para veren adam olduğu” anlayışının yerleştiğini anlatarak bu yanlışın yürütücü- yapımcıların çoğalması ile aşılacağını dile getirdi.

Son dakika

Filmin kadın oyuncusu Sezin Akbaşoğulları ise söyleşiye son dakika yetişti. Nefes nefese sahneye gelen Akbaşoğulları, Eskişehirde bulunmaktan çok mutlu olduğunu dile getirdi.

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

“Geçişken Kurgu ve Seyirci Atölyesi” İlk Ayağını Tamamladı…

“Dijital Sinemada Geçişken Kurgu ve Seyirci” atölyesi, Türkiye’de ilk defa Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nde katılımcılarla buluştu…

Fmag katkılarıyla Erdem Dilbaz, Serdar Paktin ve Tonguç İbrahim Sezen tarafından gerçekleştirilen “Dijital Sinemada Geçişken Kurgu ve Seyirci” atölyesi, Türkiye’de ilk defa Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nde katılımcılarla buluştu. Atölyenin ilk ayağı olan toplantıda, “Sinemada seyirci nasıl aktif hale getirilir ve seyircinin yönlendirilmesiyle nereye varılır?” sorusuna cevap arandı. Sibernetik temelli performans sanatları alanında araştırmalar yapan Erdem Dilbaz, izleyicinin olası sonları ya da hikâyenin gidişatından herhangi birini seçebileceği geçişken kurgunun baskın olarak reklam filmlerinde kullanıldığını aktardı. Teknoloji ve insan ilişkisi üzerine kuramsal çalışmalar yapan Tonguç İbrahim Sezen seyirci ile etkileşimli ilk filmin 1967 yılında Çekoslavakya gerçekleştiğini vurgulayarak, “DVD denen teknolojiyle seyirciyle interactive (etkileşimli) filmler kendine bir yuva buldu. Seyirci dvd film izlerken birçok özel seçeneğe erişebiliyor. Kamera arkası, yönetmen söyleşisi gibi…” şeklinde konuştu. Serdar Paktin ise geçişken kurgu anlayışının seyirci, yönetmen ve film üçgenin arasındaki ilişki farklılaştırdığını ifade etti. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan katılımcılar atölyenin ikinci bölümünde öğrendikleri bilgileri pratiğe dökme imkânı bulacaklar. Dilbaz, Paktin, Sezen üçlüsü tarafından belirlenen karakter, durum ve kırılma noktaları çerçevesinde, belirlenen sürede kısa filmler hazırlayacaklar. Atölye çalışmasının son gününde ise katılımcıların kendi seçimi ile ortaya çıkan interaktif filmlerden yeni bir kurgu yaratılacak. Ortaya çıkan çalışmalar 8 Mayıs Pazar günü saat 18.00’da Sinema Anadolu’da özel gösterim ile izleyici karşısına çıkacak.

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Eskişehir Işık Gösterisi İle Büyülendi…

Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali tüm hızıyla devam ediyor. Bu yıl 13.sü düzenlenen festival kapsamında 1 Mayıs Pazar akşamı Tepebaşı eski belediye binası üzerinde ışık gösterisi düzenlendi…

“Eskişehir’de her yer sinema olacak” sloganı ile bu yıl sinemaseverlere dolu dolu bir etkinlik hazırlayan Anadolu Üniversitesi 13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali, bu amaca uygun olarak sinema tarihi ve Eskişehir ile alakalı ışık gösterisi düzenleyerek Eskişehir’de bir ilke imza attı. Eskişehir halkının yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte birbirinden güzel grafik çalışmaları izleyenleri büyüledi.

Gösteriyi izleyen bir konuk, ışık gösterisinin mükemmel olduğunu söyleyerek şunları söyledi:

‘’ Türkiye’nin çağdaş yüzü Eskişehir’de böylesine güzel bir ışık gösterisi izlemek beni çok memnun etti. Kesinlikle Eskişehir’e ve Anadolu Üniversitesi’ne yakışan da buydu. Festival dâhilinde şehrimizde böylesine harika etkinliklerin yapılıyor olması şehri festival kentine dönüştürüyor.”

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Sonraki Sayfa »