Hepinizin Annesi Melek, Hepinizin Babası Kahraman

22 Aralık 2010 Yazan: admin  
Kategori: Deneme, Edebiyat, Sanat, Siir

“Şiirimiz karadır abiler” Ece Ayhan

Öyle tabi paşam, elbet hepinizin annesi melek, hepinizin babası kahraman. Bir beni döve söve büyüttüler çünkü, bir beni öz anam -babam sokaklara attı, defalarca, karda kışta. Sizinkiler mi? Aman canım, hâşâ, hepsi melek, hepsi kahraman.

Ne var ki paşam, ben şahsen “yalnızlığın sokak köpeği” olmak durumunda bırakılmasaydım da, öz anam-babam sokaklara atmasaydı da, dövüle sövüle, psikolojik işkenceyle büyütülmemiş olsaydım da, tüm bunları ve daha başka belaları/kahırları/zulümleri yaşayan çocukları/kadınları/adamları kalbim GÖRÜR ve onların dili olarak da onların şiirlerini yazardım paşam. Ki yazdım da çokça, hiç çıraklık yapmadığım halde “Kırık Çırak” şiirini, tezgâhtar kız olmadığım halde “Tenha Tezgâhtar” şiirini, eşcinsel olmadığım halde “Kız Veysel” şiirini, gündelikçi-temizlik işçisi kadın olmadığım halde “Gün delik Gülizar” şiirini yazdığım gibi.

Peki siz neler yazdınız paşam? “Hayatta ben en çok babamı/anamı/karımı sevdim” şiirlerinden başka neler yazdığınız bu bağlamda. Ah tabi ya, hem hepinizin anası melek, babası hep kahraman. Ayrıca bu toplumda hiç ama hiç, kanayan kocaman bir yara olarak sokaklarda gezen kimse yok zaten. Ne demek efendim, hâşâ. Güllük gülistanlık içindeyiz cümleten zaten. “Allah devletimize, milletimize zeval vermesin” di’mi paşam. Kürt çocuklarını “devlet dersinde öldürmüşler” mi demiş birileri, aman efendim, hâşâ, yapar mı hiç öyle şey “Dövlet Baba”, zinhar iftiradır, çamur atmadır, vatan hainliğidir. Bunlara sosyal linç uygulamalı paşam, Ahmet Kaya’ya yapıldığı gibi, gavur illerine sürmeli bunları, memleket hasretiyle kavrula kavrula ölsünler paşam, Nazım Hikmet gibi. Sonra, çırak çocuklar, eşcinseller, gündelikçi kadınlar, tezgâhtar kızlar, genelev kadınları, işportacılar, uyuşturucu belasına batanlar, işçiler-memurlar-köylüler-küçük esnaflar-ev kadınları da kimmiş paşam, hepsi iktidarlarınızın elinin kiri, yıkarsınız geçerler, paşam.

Siz devam edin gene post-modernist şiirleriniz(!)de sözcük oyunları ile oyalanmaya, Letrizm’in hortlağına sarılıp bölün gene aptalca sözcükleri harflere, devam edin paşam. Gün sizin şimdilik, size el veren edebiyat erk odakları sayesinde.

Yalnız paşam, şu var ki, sizin kulağınıza fısıldayan biri çıkmamış olabilir belki henüz, ama okurun empati ya da özdeşlik kuramadığı şiirler, edebiyat tarihinin çöplüğünü boylar paşam. O el etek öperek edindiğiniz dandik ödüller, ya da erk odaklarına yaltaklanarak yayımlattığınız kitaplarınız, şiirin şer odakları sayesinde girdiğiniz dergiler, yıllıklar, antolojiler sizi kurtarmaz paşam.

Sizi tarihin kuburu bekliyor, haberiniz olsun, sefanız olsun paşam.

Serkan Engin

sekoengo@gmail.com

Aralık 2010

Lou Andreas-Salomé - Bir Ben

20 Aralık 2010 Yazan: admin  
Kategori: Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

Bir ben biliyorum
yorgun gözlerinin altındaki halkaların
ebem kuşağı olduğunu ve
İstediğinde yedi renk bakabileceğini

Siyah saçlarındaki akların aslında
hırçın dalgaların gelgitlerinden oluşan
köpüklerin bulaşığı olduğunu.

Bir ben biliyorum
yüreğinin severken,
ölmekten değil de öldürmekten korktuğu için
tir tir titrediğini

Kayboluşlarında kendini bulup
her şeye yeniden başlama hevesini
yalnızlığının nasıl kursağında bıraktığını

Bir ben biliyorum
dağların eteklerine ziller takıp
hızla doruklara kaçışından olduğunu
ruhunun serin esintisinin

Hayatın çarmıhına
yalpalarda çürüyen tahtaların
paslı çivileriyle gerildiğini

Bir ben biliyorum
her kundaklama sonrası
ormanlarının zehrini
bir hışımla genzine çektiğini

Bu yangınlarla
ciğerinin de yandığını
yine de hiç ağlamadığını

Bir ben biliyorum
bu şehrin goncalarını bile sevmediğini
inim inim inleyen gecelerinde
demlenemediğini
bir ben tanıyorum
ve bir ben seviyorum adamım seni bu şehirde adam gibi.

[Lou Andreas-Salomé'nin, ilişkileri ve dostlukları tarihe geçen Friedrich Nietzsche'ye yazdığı bir şiir...]

Orhan Veli Kanık - Deniz Kızı

19 Aralık 2010 Yazan: admin  
Kategori: Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

Denizden yeni mi çıkmıştı, neydi;
Saçları, dudakları
Deniz koktu sabaha kadar;
Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi.

Yoksuldu, biliyorum
- Ama boyna da yoksulluk sözü edilmez ya -
Kulağımın dibinde, yavaş yavaş,
türküleri söyledi.

Neler görmüş, neler öğrenmişti kim bilir.
Denizle boğaz boğaza geçen hayatında!
Ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak,
Olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek…
Dikenli balıkları hatırlatmak için
Elleri ellerime değdi.

O gece gördüm, onun gözlerinde gördüm;
Gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde!
Onun saçları öğretti bana dalgayı;
Çalkandım durdum rüyalar içinde.

Orhan Veli Kanık

Deniz Kızı