Deliliğe Övgü*, Yeniden ve Hep

4 Aralık 2010 Yazar:  
Kategori: Deneme, Edebiyat, Sanat

“Gerçek bilgelik, deliliktir.”

“Deli” olabilmek öyle pek kolay olmasa gerek. Çünkü “deli” dediğin, maddi-manevi zarara uğramayı göze alarak, hatta umursamayarak, oto-sansür uygulamadan doğru bildiğini alenen söyleyen, görüşlerini açıkça savunan, bunları yazan, çizen, türküleştiren ya da fiziki eyleme döken, inandığı doğruların kavgasını veren kişidir. İçinde bulunduğu toplumun ve çağın baskın normlarının dışında, hatta ötesinde normları savunan ve bu bağlamda dizgenin bekası için bir tehdit unsuru olan, bu yüzden de dizge tarafından, işsizlik, sessizlik suikastı, mikro ve makro boyutta sosyal yalıtılma, hapis, sürgün, manevi veya fiziki linç ile cezalandırılıp edilginleştirilmek istenen kişidir “deli”. Tabi buraya kadarki “deli” tanımlamasında, doğuştan zeka engeli olan ya da sonradan psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle bilinci, mantıksal çözümleme yetisinden yoksun kalmış insanların kast edilmediğinin altını çizmek isterim.

“Deli” diyorduk, evet, örneğin : Akıllı işi midir, mis gibi doktorluk mesleğini ve memleketini bırakıp Küba’da ve diğer ülkelerde devrim örgütlemek, Küba’daki devrim sonrası bakan olmuşken, makamı falan bırakıp başka bir ülkede devrimi örgütlemeye çalıştığı sırada vurulup ölmek. İşte size bir zır deli.

Bugün de, Che’nin benzeri bir başka zır deli dolanıyor yeryüzünde, Güney Meksika dağlarından dünyanın kalbine sarkarak, “silahımız” diye tanımladığı sözcükleri onuruna örgütleyerek, kocaman kalbiyle: Subcomandante Marcos. O da Che gibi doktorluğu bırakıp dağlara çıkmış devrim yapacağım, hatta dünyadaki tüm ezilen, sömürülen, horlanan ve yok sayılanların, yani tüm ötekilerin dili olacağım diye. Buyurun size çağımızın en tipik zır delisi.

Bir başka örnek de : Mis gibi, Falih Rıfkı Atay’ın elçiliğinde, Mustafa Kemal’in teklifi üzerine, CHP’ye çağrılmışken ve pek çok şair! gibi milletvekili, hatta kültür bakanı olma yolu açılmışken, sen git komünist şair olmaya devam et, hapislerde çürü, pisi pisine 13 sene içerde yat, sonra ülkeden kaçmak zorunda kal ve gurbette memleket hasretiyle kavrula kavrula öl. Alın size dünyaca ünlü deli bir başka deli…

Bu isimlere daha pek çokları eklenebilir dünya tarihine alnının akıyla geçmiş.

Yani demem o ki, “deli” gibi zor ve onurlu bir sıfatı yüklenmek için bunun hakkını verebilmek gerek, hatta yerine göre canınızı dahi bu yolda.

“Bizi gören sanır deli / Usludan yeğdir delimiz” Muhyi

* Deliliğe Övgü (Morias enkomion seu laus stultitiae) / Erasmus / 1509

Yazan: Serkan Engin

Aralık 2010

sekoengo@gmail.com

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar

2 Yorum on "Deliliğe Övgü*, Yeniden ve Hep"

  1. GamzE on Paz, 5th Ara 2010 11:09 pm 

    Okuyunca birden kendi yazım aklıma geldi :)
    Bana göre de delilik “özgürlüğün diğer adı”
    Naçizane: http://www.sanatlog.com/sanat/ozgurlugun-diger-adi/
    Kaleminize sağlık

  2. anladimki on Cum, 10th Ara 2010 9:58 am 

    Che Guevara: Akıllı işi midir?
    Değil midir?

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz...
Yorumunuzda avatar çıkması için gravatara üye olmalısınız!