İstanbul Modern-Rotterdam

12 Mart 2012 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

Yorum yapın

İstanbul Modern’in koleksiyonundan bir seçki Boijmans Van Beuningen Müzesi’nde yer alıyor…

İstanbul Modern, Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı kutlamaları kapsamında Rotterdam’daki Boijmans Van Beuningen Müzesi’nde İstanbul Modern – Rotterdam sergisini açtı. 10 Mart - 3 Haziran tarihlerinde düzenlenen sergi, Türkiye çağdaş sanatının önemli örneklerini Avrupalı izleyiciyle buluşturuyor. Serginin 10 Mart’ta gece 02:00’ye kadar süren Rotterdam Müzeler Gecesi’nde gerçekleşen açılışına 14.102 kişi katıldı. Boijmans Van Beuningen Müzesi Direktörü Sjarel Ex’in evsahipliğinde yapılan sergi açılışında, sanatçılar Taner Ceylan, Nezaket Ekici, İnci Eviner, Balkan Naci İslimyeli, Sarkis, Hale Tenger, Canan Tolon, Fatma Tülin, Nil Yalter, sergi küratörü Levent Çalıkoğlu ve İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı bir araya geldi.

Sergi, 16 Şubat’ta İstanbul Modern’de açılan La La La İnsan Adımları: Boijmans Van Beuningen Müzesi Koleksiyonundan Bir Seçki sergisinin ardından, Boijmans Van Beuningen Müzesi ile yapılan işbirliğinin ikinci ayağını oluşturuyor.

Küratörlüğünü Levent Çalıkoğlu’nun yaptığı sergide, Ramazan Bayrakoğlu, Taner Ceylan, Nezaket Ekici, Ayşe Erkmen, İnci Eviner, Nilbar Güreş, Balkan Naci İslimyeli, :mentalKLİNİK, İrfan Önürmen, Sarkis, Hale Tenger, Canan Tolon, Fatma Tülin ve Nil Yalter’in yapıtları yer alıyor.

Serginin açılışında konuşma yapan İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Boijmans Van Beuningen Müzesi işbirliğiyle İstanbul Modern-Rotterdam sergisini gerçekleştirmekten mutluluk duyduklarını belirtti: “Ortaklaşa düzenlenen kültürel ve sanatsal etkinliklerin, Hollanda ve Türkiye arasındaki köklü ilişkilerin daha da güçlenmesine ve gelişmesine önemli bir katkısı olduğuna inanıyoruz. Gelecekte, kurumlar arasındaki yeni işbirlikleriyle bu kültürel paylaşımların çoğalmasını diliyoruz” dedi. Eczacıbaşı, İstanbul Modern’in koleksiyonunu oluştururken, Türk modern ve çağdaş yapıtlarına sahip çıkmayı, sanatçıların üretimlerine ve uluslararası işbirlikleri kurabilmelerine destek olmayı amaçladığını belirterek, “Yedi yıl boyunca çeşitli ülkelerde açtığımız değişik sergilerle görsel sanatlar alanındaki zenginliğimizi uluslararası ortamıyla paylaştık” dedi.

Boijmans Van Beuningen Müzesi Direktörü Sjarel Ex, her iki müzenin de bir liman kentinde bulunduğuna ve dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere evsahipliği yaptığına değinerek, sanatçı Sarkis’in iki müze arasındaki sergi değişimini sağlayan en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı ve özverili çalışmaları için iki müzeye de teşekkür etti.

İstanbul Modern–Rotterdam sergisi, İstanbul Modern’in 2009 yılından beri dünyanın önemli kentlerinde düzenlediği koleksiyon sergilerinin devamı niteliğini taşıyor. Sergi, İstanbul’u çağdaş sanatın merkezinde yeni bir kıta olarak tanımlarken 70’li yıllardan günümüze Türkiye’de çağdaş sanatın dönüşüm ve değişim dinamiklerini inceliyor. Sergide, İstanbul Modern koleksiyonuna yeni katılan Nilbar Güreş’in Soyunma, Sarkis’in Masumların Vitrayları ve Ramazan Bayrakoğlu’nun Yangın başlıklı çalışmaları yer alıyor.

Hayal, kimlik, beden ve onu kuşatan sosyal ve politik söylemler, mutlu gelecek vaatleri, şimdiki zamanın politik gerilimleri, görsel kültürün disiplinlerarası yapısı, yaşamın kutsanması gibi çağdaş dünyanın güncel temalarına odaklanan sergi, 14 sanatçının farklı dönem ve tarihlerde gerçekleştirdiği çalışmaların karşılaştığı bir saha oluşturuyor.

Levent Çalıkoğlu, serginin yeni bir kıta olarak İstanbul’un hem küresel sanat haritasındaki yerine vurgu yaptığını hem de İstanbul Modern olarak bu konuda aldıkları sorumluluğu hatırlatmak istediğini söylüyor: “2000’li yıllar global sanat haritasının yönlerden ve iktidar merkezlerinden arındığı bir süreç. İstanbul gibi köklü bir geçmişe, modern ve çağdaş bir kimliğe, farklı sosyokültürel katmanlara, sayısız güncel dinamiğe sahip bir kentin, yeni bir kıta gibi keşfedilmesine ve parıldamasına şaşmamalı. Bugün yaşadığımız başdöndürücü ilişki ve sergi trafiğinin en önemli mimarları şüphesiz sanatçılar. Uzun bir süre tek başlarına Batı’nın büyük sanat tarihi yazımına alternatif bir yaklaşımla cevap veren sanatçılarımızın göstermiş oldukları başarı tüm bu sürecin itici gücünü oluşturuyor. Biz de İstanbul Modern olarak 2000’li yılların İstanbul’unda tüm üretim ve tüketim ilişkilerinin alternatifi olarak sanata ev sahipliği yapıyoruz. Koruma, belgeleme ve sergilemenin ötesinde, sanatın yaşaması için maneviyatla donatılmış bir mekân duygusu sunmaya çalışıyoruz. İzleyici ile sanatçıların yollarının kesişme noktası olarak İstanbul Modern’i, sanatın güvenle yerleşebileceği bir yaşam alanı olarak tarif ediyoruz.”

Sergide, resimsel imgeyi var eden toplumsal ve kültürel kodları tekrar düşündürmeyi amaçlayan Ramazan Bayrakoğlu’nun, yok olma, tükenme ve anıların uçuculuğu gibi dramatik kavramları tek bir imgeye odaklayan 2010 tarihli Yangın adlı eseri bulunuyor.

Çağdaş Türk ressamları arasında fotogerçekçi üslubun en başarılı uygulayıcılarından biri olan Taner Ceylan ise Beyaz Fonda Alp adlı çalışmasıyla sergideki yerini alıyor. Ceylan’ın bu çalışması, ilk anda sanatçının fotogerçekçi tekniğine ters gibi görünüyor. Fakat bunun, iyi çekilmemiş bir ya da kasıtlı olarak bir fotoğrafın, tekniğine yabancılaşmadan deforme edilmiş, özgün bir ifadesi olduğunu düşündürtüyor.

Bir sanat öznesi olarak özellikle kadın bedeni çevresindeki söylemleri farklı yönlerden dile getiren, performanslarında bedenini bir araç olarak kullanan Nezaket Ekici, sergideki 2002 yapımı performansı Devinim İçinde Duygu ile bir odanın tüm yüzeylerini öperek coşkulu bir enerji yaratıyor, izleyiciyle yeni bir tür işbirliğine girerken, tutkularını, arzularını en yalın ve dürüst biçimde gösteriyor.

Projeleri ve enstalasyonlarında başka mekanlara ait nesneleri farklı bir bağlam içine oturtarak yeni anlamlar oluşturan Ayşe Erkmen, PFM–1 ve Diğerleri adlı çalışmasında en öldürücü silahlardan birini, gelip geçici bir MTV estetiğiyle sunarken trajikomik bir durum ortaya çıkartıyor.

Çalışmaları beden, kadın, kimlik ve tekinsizlik gibi kavramlar üzerine yoğunlaşan İnci Eviner’in sergideki Yeni Vatandaş adlı enstalasyonu, geleneksel temsile ilişkin yaklaşımlarımızı sorguluyor. Avrupa duvar kağıdı geleneği ile Osmanlı çinilerinin üzerine yerleştirilen bezemeleri karşı karşıya getiren çalışma, geleneğin görsel sözlüğünün politik anlamına ve içeriğine vurgu yapıyor.

Nilbar Güreş’in sergide yer alan son dönem çalışmalarından Soyunma ise erkek egemen bir toplumda, şehre göç etmiş, farklı hayat tarzları arasında sıkışmış kadının kendine ait dar alanlarda yarattığı özgürleşme ve direniş hallerini konu ediniyor.

Eserlerinde cinsiyet, halk gelenekleri, bellek, iletişim ve Türkiye’deki  bireysel ve kültürel kimlik gibi temel konuları ele alan Balkan Naci İslimyeli sergideki Deli Gömleği adlı eserinde izleyiciyi günümüz Türkiyesinin ve onun çağdaş dünyadaki yerinin kültürel karmaşıklığı içindeki konumunu gözden geçirmeye zorluyor.

1998 yılında sanatçı Yasemin Baydar (1972) ve Birol Demir (1967) tarafından kurulan ve ses, eylem, nesne, yazı ve form gibi birçok araçla güncel gerçekliğe işaret ederek, tüketim ve üretim alışkanlıklarımızı yeniden yorumlayan :mentalKLİNİK, sergideki çalışması Sliver’da minimal sanatın indirgemeci estetiğinin sınırında ve karşısında, çokluğun ve tedirginliğin izlerini taşıyan 21. yüzyıl estetiğini yaratıyor.

1990’ların ortasından itibaren figür resmine yeni alternatifler getiren ve çalışmalarında modern kent kültürüne ait bireyin yaşam tarzını sorgulayan İrfan Önürmen sergideki Odada adlı yapıtında farklı derinlik katmanlarıyla üç boyutluluk yanılsaması yaratıyor ve oluşturduğu donuk atmosferle iki insan arasındaki ilişkiye dramatik bir hava katıyor.

Çalışmalarında zamanı, kültürü, disiplinleri ve insanları birbirleriyle ilişkilendirmeyi seven, sanatının merkezine “bellek” ve “anı” gibi kavramları yerleştiren çok yönlü sanatçı Sarkis,  Masumların Vitrayları (Prototip) adlı 10 adet vitraydan oluşan çalışmasında, J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi romanındaki karakterlere yeniden hayat veriyor. “Bugünün canavarları” olarak tekrardan doğan bu figürler, tarihsel efsaneleri güncel bir sözlük üzerinden yeniden var ediyor.

Aidiyet, kimlik, modernleşmenin yıkımları, iktidar karşısında varoluş ve ayrımcılık gibi temaları ele alan Hale Tenger, Beyrut adlı videosunda, 2005 yılında Refik Hariri’nin ölümüne yol açan bombalı suikastın gerçekleştirildiği otelin pencerelerini gösteriyor.

Çevreye karşı gösterdiğimiz duyarsızlık, kültürün hapsettiği doğanın yitirilişi, bozulması ve çürümesi gibi temaları işleyen Canan Tolon, soyut dönem resimlerinden olan Arıza I/Glitch I adlı çalışmasında, dijital teknolojiler karşısında kendisine yepyeni savunma mekanizmaları geliştiren algı sisteminin nasıl çalıştığını sorunsallaştırıyor.

Fatma Tülin sergideki Nü adlı eserinde, göreceli olarak toplumların eğilimlerine ve inançlarına göre farklı şekillerde olsa da her toplum için sorun teşkil eden kadın gövdesine aslolan haliyle bakıyor. Yeri geldiğinde ticari amaçla kullanılan, çoğu zaman da şiddet odağı haline gelen kadın gövdesine bir doğallık olarak yer veriyor.

Nil Yalter’in sergideki Başsız Kadın ya da Göbek Dansı adlı 1974 tarihli videosu ise hem Türkiye’nin ilk videosu hem de Fransız video sanat tarihinin kilometre taşlarından biri. Nil Yalter videoda, erkeklerin oryantalist fantezileriyle kadınların bedensel özgürlük taleplerini yan yana koyuyor.

p style=”text-align: justify;”

İstanbul Modern, Fotoğraf Koleksiyonundan Bir Seçki Sunuyor

“Dünden Sonra”

İstanbul Modern, kuruluşundan bu yana oluşturduğu koleksiyonundan bir seçkiyi Dünden Sonra adlı sergiyle izleyicilerle buluşturuyor. 16 Şubat - 3 Haziran 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Galerisi ve müzenin alt katında yer alacak sergide 53 sanatçının 179 yapıtı yer alıyor. Ayrıca 66 sanatçının 213 yapıtı da dijital ortamda gösterilecek.

Türkiye’de fotoğrafın modern ve çağdaş örneklerini bir araya getiren sergi, Osmanlı döneminden günümüze uzanan süreçte fotoğrafın teknik ve kavramsal gelişimini ortaya koyuyor. Bugünden geriye doğru bir akışla ilerleyerek, Türkiye’de fotoğrafın günümüzde ulaştığı noktadan 1800’lerin Pera’sına dek fotoğraf serüvenini ele alıyor. 

Dünden Sonra sergisinin küratörlüğünü, açıldığı günden bugüne Fotoğraf Galerisi’nin yöneticiliğini yapan ve koleksiyonun kimliğini biçimlendiren Engin Özendes üstleniyor. Sergi, geçmişin ve günümüzün birikimini bütünlüklü bir biçimde izleyiciye sunarken, bundan sonraki yıllar için koleksiyonun gelişimine de ışık tutuyor.

 

26 fotoğraf sergisinde 220 sanatçı

Basın toplantısında konuşma yapan İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nin müzenin açıldığı 2004 yılından bu yana dünyada ve ülkemizde fotoğrafçılığın gelişim sürecini yansıtan örneklerinin yanı sıra genç sanatçıların yeni ve farklı bakış açılarını sunan sergilere ev sahipliği yaptığını belirterek, yurt dışı sergilerinden söz etti: “İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, genç Türkiye’nin gelişen ve yenileşen yüzünü dünyaya tanıtan, belge fotoğrafının Cumhuriyet dönemindeki en önemli ilk temsilcilerinden Othmar Pferschy’nin arşivinden bir seçkiyi Avusturya’nın çeşitli kentlerindeki sergilerle izleyiciyle buluştururken, üç müzenin işbirliğiyle gerçekleşen sergiyle ilk kez Türkiye, Rusya ve Yunanistan’dan genç sanatçıların yapıtları Moskova ve Selanik’te uluslararası fotoğraf bienallerinde yer aldı. Fotoğraf Bölümümüz, yenilikçi altı fotoğraf sanatçımızın Galata Köprüsü ve çevresine odaklanarak özel olarak hazırladıkları çalışmalarını Fransa’da Türkiye Mevsimi kapsamında Paris’te sergiledi.”

Oya Eczacıbaşı, yedi yıl boyunca İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nin küratörlüğünü üstlenen Engin Özendes’in özverili çalışmalarıyla Türkiye’nin sayılı arşivlerden birine sahip olan fotoğraf bölümünün farklı dönem, üslup ve yaklaşımları içeren koleksiyonuna sürekli yeni çalışmalar kattığını belirtti.

Küratör Engin Özendes, İstanbul Modern’in ülkemizin, bünyesinde koleksiyonu ve galerisiyle bir fotoğraf bölümü olan tek müzesi olduğunu vurgulayarak, “İstanbul Modern’in fotoğraf koleksiyonu, Osmanlı döneminden Cumhuriyet başlangıcına, Türkiye’de fotoğrafın temelini oluşturan 50’ler sonrasından 60’lara, 70’lere ve günümüzün önemli sanatçılarına uzanıyor. Yedi yıl önce 312 adet fotoğrafla başladığımız koleksiyonumuzdaki çalışma sayısı bugün 7311’e ulaştı” dedi.

Engin Özendes, İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde bugüne dek 26 fotoğraf sergisinde, Türkiye’nin yanı sıra çeşitli ülkelerden 220 sanatçının çalışmasının sergilendiğini belirterek, fotoğraf bölümünün, Türkiye’den genç fotoğrafçıların çalışmalarını ve koleksiyonundan örnekleri Avusturya, Fransa, Rusya ve Yunanistan’da açılan sergilerle izleyicilerle paylaştığına değindi.

Dünden Sonra: İstanbul Modern Fotoğraf Koleksiyonundan

Fotoğrafın Osmanlı’daki ilk adımları

Fotoğrafın icadından sadece bir yıl sonra Fransa’dan yola çıkan Fransız ressam Horace Vernet ve Daguerreotype çekimleri yapan Goupil Fesquet 1840 yılında İzmir’e vardılar. Fotoğrafın dünyaya yayılmasına öncülük edenler; maceraperestler, yazarlar, arkeolojik kalıntılarla ilgilenenler, ressamlar ve mimarlardı. Bu gezgin fotoğrafçılar, kendilerine yabancı gelen Doğu kentlerinde önceleri manzara fotoğrafları çekerken zamanla fotoğraf makinelerini sokaktaki insanlara da çevirdiler. Anıtlar, çarşılar, sokaklar, köy pazarları ile birlikte kompozisyonun içine giren insan, Osmanlı İmparatorluğu’nda yerli stüdyoların açılmasını sağladı. İlk stüdyoların sahipleri, Ermeniler ve Rumlardı. Bu stüdyolar, 1850’li yıllardan başlayarak İstanbul’un Batı yaşamına en yakın bölgesi olan Grand’ Rue de Péra’da yerlerini aldılar. Sergide de fotoğrafları yer alan Abdullah Frères, Sébah & Joaillier, Guillaume Berggren, Mihran İranyan ve Gülmez Frères 19. yüzyıldan günümüze görüntüler bıraktılar.

Cumhuriyet ve belgesel fotoğrafçılığı

Belgesel fotoğrafın Cumhuriyet dönemi başlangıcındaki en önemli temsilcisi olan Othmar Pferschy, Türkiye’yi dolaşarak binlerce fotoğraf çekti. Bu yılların fotoğrafları Türkiye’nin tarihi yerleri, doğada insan manzaraları, kentlerin modernleşen yüzü gibi özellikle olumlu ve güzel kareleri yansıtma sorumluluğu taşıyordu.

1932’de açılan halkevlerinin çalışmaları fotoğrafın yaygınlaşmasına çok büyük katkıda bulundu. Fotoğrafçılar arasında Anadolu’yu gezerek belgelemek yaygınlaşırken, kentlilerin kırsala olan ilgisi ve buradaki gerçeklikleri belgeleme eğilimi de dikkat çekiyordu. Aziz Albek, Cafer Türkmen, Nevzat Çakır, İbrahim Zaman, Gültekin Çizgen, Arif Aşçı ve Atilla Torunoğlu gibi sanatçılar kendi özgün yorumlarıyla belgesel fotoğrafçılığın önemli örneklerini ortaya koydular.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Süreyya Bükey’in öncülüğünde başlayan artistik portre çekimi zamanla sınırlarını stüdyoların dışına taşırarak insanların yaşam alanlarına, hayatlarına ve yüzlerinden yansıyan ifadeye odaklandı. Sergide farklı kuşaklardaki üç sanatçının kamerasından -Lütfi Özkök, Sedat Pakay ve Bennu Gerede- ve edebiyat dünyasından Samuel Beckett, Nazım Hikmet, Aliye Berger ve Can Yücel gibi önemli karakterlerin portreleri yer alıyor.

Modern çalışmalar

Belgesel fotoğrafçılık, zamanla yerini kavramsal yaklaşımlara ve sanatçı müdahalesinin güçlü bir şekilde hissedildiği kurgulara bırakır. Dijital olanakların gelişmediği 20. yüzyılın ilk yarısında, deneysel çalışmalar karanlık oda teknikleriyle sürdürülürdü. Üst üste pozlandırma tekniğiyle agrandizörde ortaya çıkan fotoğraflarda bugünün dijital manipülasyonlarını ve kurgusal fotoğrafın ilk örneklerini görmek mümkündü. Sergideki Mustafa Kapkın ve Baha Gelenbevi’nin fotoğrafları bu tür deneysel çalışmalardandır. Diğer yandan 1980’lerden itibaren Şahin Kaygun’un boya ve kolajı fotoğrafın sınırlarına kattığı çalışmaları, fotoğrafımızda ilk resim-fotoğraf örnekleridir.

Gündelik hayatın önemli bir çıkış noktası olduğu yaklaşımlarda şehir, sanatçılar için başlı başına bir deneyim alanına dönüşür. Kenti gözlemleyen, sokaklarında dolaşan fotoğrafçı, kentin mimarisi, kaotik yapısı, duvarları ve insanlarını kendi bireysel yaklaşımı ile kadraja alır. Sevim Sancaktar, Burhan Doğançay ve Selim Güneş, kent duvarlarına hiçbir müdahalede bulunmadan çektikleri fotoğraflarında kurgusal etkiler yakalarken, Jak Baruh, Burcu Aksoy ve Murat Germen benzer bir etkiyi dijital olanaklarla yaratırlar.

Sergide yer alan Sıtkı Kösemen, Kamil Fırat, Paul McMillen, Ahmet Öner Gezgin, İzzet Keribar, Cem Turgay ve Orhan Cem Çetin ise çalışmalarında zaman, varoluş ve ölüm gibi bireysel temalardan yola çıkarak kurgu ve gerçekliği bir araya getirirler.

Sergide yer alan sanatçılar:

Abdullah Frères, Cengiz Akduman, Burcu Aksoy, Aziz Albek, Ersin Alok, Arif Aşçı, Tahsin Aydoğmuş, Jak Baruh, Guillaume Berggren, Atila Cangır, İbrahim Coşkun, Nevzat Çakır, İsa Çelik, Orhan Cem Çetin, Gültekin Çizgen, Burhan Doğançay, Şakir Eczacıbaşı, Ahmet Elhan, Kamil Fırat, Baha Gelenbevi, Bennu Gerede, Murat Germen, Ahmet Öner Gezgin, Ara Güler, Gülmez Frères, Sami Güner, Selim Güneş, Mehmet Günyeli, Mihran İranian, Sabit Kalfagil, Mustafa Kapkın, Cengiz Karlıova, Şahin Kaygun, İzzet Keribar, Mehmet Kısmet, Sinan Koçaslan, Sıtkı Kösemen, Paul McMillen, Aslı Narin, Ömer Orhun, Bülent Özgören, Lütfi Özkök, Sedat Pakay, Othmar Pferschy, Rubellin Père & Fils, Sevim Sancaktar, Sébah & Joaillier, Gökşin Sipahioğlu, Atilla Torunoğlu, Cem Turgay, Yusuf Tuvi, Cafer Türkmen, İbrahim Zaman.

Hayal ve Hakikat” Sergisi Etkinlikleri Devam Ediyor

7 Aralık 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

Yorum yapın

“Hayal ve Hakikat” sergisi etkinlikleri söyleşi ve atölyelerle sürüyor…

Sanatçı konuşmaları, AtılKunst atölyesi  ve

İstanbul Modern, “Hayal ve Hakikat - Türkiye’den Modern ve Çağdaş Kadın Sanatçılar” sergisi kapsamında düzenlediği etkinlikleri aralık ayında da sanatçı konuşmaları, söyleşiler ve atölyeler ile sürüyor.

Burcu Pelvanoğlu, Zeynep İnankur ve Evrim Altuğ’un moderatörlüğünde gerçekleşecek sanatçı konuşmalarına bu ay sergide yer alan Azade Köker, Şükran Moral, Gülay Semercioğlu, Bilge Alkor, Tomur Atagök, Handan Börüteçene, Selda Asal, Seda Hepsev ve Mürüvvet Türkyılmaz katılacaklar.

Gülden Arsal, A. Senem Donatan, Suzan Karaibrahimoğlu ve Dilara Kızıldağ, “Amargi Deneyimleriyle Geçmiş 10 Yılın Hayal ve Hakikatleri” başlıklı söyleşiye katılarak,  10 yıl önce bir grup kadının bir araya gelerek kurduğu Amargi’nin, içinde yaşamak istediği dünyaya dair kurduğu hayali anlatacak.

Kadınlara özel Biz Bize Buluşmalar başlıklı atölyede ise bu ay AtılKunst yer alacak. Gözde İlkin, Gülçin Aksoy ve Yasemin Nur’un oluşturduğu AtılKunst sanatçı kolektifi, “Hayal ve Hakikat” sergisi kapsamında, İstanbul Modern koleksiyonunda yer alan kadın sanatçılar üzerine bugüne kadar yapılmış okumaları ironik bir biçimde bir araya getirip, bir sesli tur hazırladı. Atölyede katılımcılar, bu yaratım sürecinin bir benzerini deneme olanağı bulacak.

Sergi etkinliklerine katılım ücretsiz. “Hayal ve Hakikat” sergisinin tüm etkinlikleri Tamara Mansimov’un katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

Sanatçı Konuşmaları

Sergiye katılan sanatçıların, eleştirmenlerinin moderatörlüğünde kendi üretim süreçleri üzerinden kadının ve toplumdaki konumunu tartıştıkları sanatçı konuşmaları bu ay üç farklı söyleşiyle sürüyor. Bunların ilki 13 Aralık Salı günü saat 16.00’da Burcu Pelvanoğlu’nun moderatörlüğü, Azade Köker, Şükran Moral ve Gülay Semercioğlu’nun katılımıyla düzenlenecek. Zeynep İnankur’un moderatörlüğünü yapacağı 14 Aralık Çarşamba günü saat 16.00’daki sanatçı konuşmasının konukları ise Bilge Alkor, Tomur Atagök ve Handan Börüteçene.

Aralık ayının son sanatçı konuşması ise 27 Aralık Salı günü saat 16.00’da Evrim Altuğ’un moderatörlüğü, Selda Asal, Seda Hepsev ve Mürüvvet Türkyılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilecek.

Amargi’nin 10 yıllık serüveni

İstanbul Modern, 22 Aralık Perşembe günü saat 19.00’da Amargi’ye ev sahipliği yapacak. “Amargi Deneyimleriyle Geçmiş 10 Yılın Hayal ve Hakikatleri” başlıklı söyleşiye katılacak konuşmacılar Gülden Arsal, A. Senem Donatan, Suzan Karaibrahimoğlu ve Dilara Kızıldağ, bundan 10 yıl önce bir grup kadının bir araya gelerek kurduğu Amargi’nin, içinde yaşamak istediği dünyaya dair kurduğu hayali anlatacak. 2002 yılında Türkiye’nin farklı şehirlerinden kadınların, topladıkları mektuplarla birbirlerine yürüdükleri Konya Buluşması’ndan kadına yönelik şiddete dikkat çeken “Ne Seninim Ne Kara Toprağın” eylemine, “Yazmadan Dökülenler” tiyatro gösterisinden Amargi atölyelerine, farklı eylem ve buluşmaların gündemlerini yeniden tartışmaya açacak söyleşide, bu hayallerin hangi hakikatlere ulaştığı konuşulacak. Ziyaretçiler gün boyunca İstanbul Modern Kütüphane’de Amargi yayınlarına da ulaşabilme olanağı bulacak.

AtılKunst Atölyesi

Kadınlara özel Biz Bize Buluşmalar atölyelerine katılan kadın izleyiciler, sanatçılarla tanışıyor, eserleri ve yaratım süreçleri hakkında bilgi ediniyor. “Kadın” teması çerçevesinde sanatçıların belirledikleri farklı kavramların, yaşam deneyimlerinin, güncel olay ve olguların tartışıldığı, fikir paylaşımında bulunulduğu atölyelerde sanatçılar, katılımcılarla ortak bir sanat çalışması gerçekleştiriyor.

Aralık ayının Biz Bize Buluşmalar atölye çalışması, AtılKunst tarafından 22 Aralık Perşembe, saat 14.00-17.00 arasında gerçekleştirilecek. Gözde İlkin, Gülçin Aksoy ve Yasemin Nur’un oluşturduğu AtılKunst sanatçı kolektifi, “Hayal ve Hakikat” sergisi kapsamında İstanbul Modern koleksiyonunda yer alan kadın sanatçılar üzerine bugüne kadar yapılmış okumaları ironik bir biçimde bir araya getirip, bir sesli tur hazırladı. AtılKunst Atölyesi’nde katılımcılar, bu yaratım sürecinin bir benzerini deneme olanağı yakalıyor.  Katılımcılar, AtılKunst’un sergide yer alan eserinin üretim sürecini, konunun ele alınış biçimini tüm yönleriyle bu atölyede inceleyecek. Gündem okumaları ile gerçekleştirilen bu incelemenin sonucunda sanatçılar ve katılımcılar ortak bir sanat çalışması üreterek, yapıt okumanın farklı olasılıkları üzerinde duracak.

Katılım ve bilgi için: egitim@istanbulmodern.org  veya 0212 334 73 41

Atölye kontenjanı 20  kişidir.

www.sanatlog.com

10. Uluslararası Pera Festivali

13 Kasım 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Sanat, Sanatsal Etkinlikler

“Pera Fest” 10. Yılında, Ana Tema: Çokkültürlülük

İstanbul’un disiplinlerarası festivali “Uluslararası PERA FEST” bu yıl 14 -30 Kasım tarihleri arasında düzenleniyor. 20 farklı mekanda gerçekleşecek 46 etkinlikten oluşan 10. yıl programında , dans gösterileri, panel ve söyleşiler, yer alıyor.

Kültürlerarası İletişim Disiplinlerarası Sanat Derneği ve Pi Prodüksiyon yetkilileri, festivalin ana temasının “çok kültürlülük” olduğunu, bu yıl Avrupa’dan gelecek sanat ürünlerinin sanat ortamımıza ışık tutabilecek nitelikte olduğunu belirtiyorlar.

PERA FEST, 14 Kasım ‘Türk Sineması Günü’nde başlayacak. Gün boyunca TÜRVAK salonunda sinemamızın tarihine ilişkin belgeseller ve son Cannes Film Festivali’nde yenilenmiş kopyası sunulan Lütfi Akad’ın başyapıtı “Hudutların Kanunu” gösterilecek; eleştirmen Zahit Atam filmin sinema tarihimizdeki yeri üstüne bir konuşma yapacak.

Aynı akşam, Ghetto’daki açılış konserinde Napoli’den gelecek bir folk müzik topluluğu “I Solisti di Montemarano” sahne alacak. Dokuz müzisyenden oluşan topluluk, İtyalya’nın en özgün geleneksel müziği olan “Tarantella” müziği ve danslarından oluşan bir program sunacak. İtalyanca örümcek anlamına gelen ‘Tarantella’, 15. yüzyıl ie 17. yüzyıl arasında İtalya’da çılgın bir moda, toplu bir histeri halini almıştı. Halk bu çılgınlığın tarantula adlı örümceğin sokmasıyla ortaya çıktığına ve sokulanların ancak bu dansı yaparak iyileşebileceğine inanıyordu.

Tarantella’dan Flamenko’ya, Latino’dan Ladino’ya

Festivalin ikinci günü aynı salonda, Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu işbirliği ile düzenlenen “Freedom Express” gecesi yer alıyor. Bu yılki festivalin en çarpıcı etkinliklerinden biri, İspanya’dan – Endülüs’ten – gelecek Andres Marin Flamenko topluluğunun sunacağı “Op.24”. Flamenko’nun çağdaş ustaları arasında sayılan Andres Marin’in gösterisi 16 Kasım’da MKM salonunda yer alacak.

17 Kasım’da ise, Haymatlos’da Zeynep Arabacıoğlu’nun iki farklı kültürü buluşturan konseri yer alacak : “Latino ve Ladino”.

Programda yer valan yabancı gruplar arasında iki Fransız, bir İranlı sanatçıdan oluşan “Hradcany” topluluğu, Romanya’dan gelecek caz topluluğu “Sorin Zlat Trio” ve dünya müziği alanında haklı bir ün kazanmış grubumuz “Gevende” ile birlikte bir konser verecek Hollandalı “Spinifex” topluluğu öne çıkıyor. Festival programında, “Anatolian Blues”la Erkan Oğur, uluslararsı ödüller kazanmış genç caz yorumcumuz Meltem Ege, ilk kez sunacağı yeni projesi ile Birsen Tezer, yeni çıkan CD’leri ile müzikseverlerin beğenisini kazanan iki sanatçı, tangolarıyla Mehtap Meral ve tiyatro müziğinin usta ismi Çiğdem Erken yer alacak. 20 Kasım ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’nde “Kardeş Türküler” Talimhane çocukları için ‘Çocuk (H)aklı başlıklı bir konser verecek. Bir başka ilginç proje de, müziği ve dansı buluşturan “Dikkat Flamenko” olacak. Klasik müzik alanında da önemli bir etkinlik yer alıyor programda : Ferenc Liszt’in doğumunun 200. Yıldönünü nedeniyle gerçekleştirilecek Macar piyanist Adrienne Hauser’in Liszt resitali.

Sinemadan Sahne Sanatlarına Çokkültürlülük

İstanbul Modern’de düzenlenecek film gösterileri iki başlık etrafında toplanacak: “Sinemamızda Çokkültürlülük” başlığı altında ülkemizden belgeseller gösterilirken; “Çokkültürlü Avrupa Sinemaları: İspanya” başlığı altında Bask, Katalan, Galiçya dillerinde ve İspanyolca dört film yer alacak. Pera Müzesinde, bu yıl ilk kez Cannes’da özel bir gösteride sunulan “Türk Pasaportu” gösterilecek, gösteri sonrası filmin hayatta olan kahramanları -Türk diplomatları tarafından Nazi Almanya’sından kurtarılan Yahudiler- ile bir söyleşi gerçekleştirilecek. Aynı gün, filmden önce“İstanbul’a Son Tren” romanının yazarı Ayşe Kulin bir söyleşi gerçekleştirecek.

PERA FEST çerçevesinde, Ülkü Tamer “İstanbul’un Şiiri”, İlhan Eksen “İstanbul’da Bir Nihavent Tango”, Timur Selçuk “Ölümünün 30. Yılında Münir Nurettin Selçuk” üstüne söyleşiler gerçekleştirecek; “Yazarlığının 50. Yılında Üstün Akmen” konulu toplantının ardından, Küçük Sahne’de Devlet, Şehir ve özel tiyatro yöneticilerinin ve sanatçıların katılacağı “Demokrasi ve Sanat” konulu bir Panel düzenlenecek.Evliya Çelebi’nin 200. Yılı onuruna düzenlenecek “Evliya Çelebi’den Günümüze Seyyahlar ve Kültürlerarası Diyalog” konulu söyleşiyi Özdem Petek’in “Altın Yollar : Evliya Çelebi’nin İzinde” başlıklı belgeselinin gösterimi izleyecek. Arteİstanbul Sanat Galerisi’ndeki bir söyleşide, PERA FEST’le eşzamanlı düzenlenen bienal ve çağdaş sanat fuarlarında öne çıkan ‘trend’ler eleştirmen ve küratörlerin gözüyle değerlendirilecek. Sahne sanatları alanından da ilginç yapıtlar yer alıyor PERA FEST’in 10. yıl programında. Mihran Tomasyan’ın “Sen Balık Değilsin”, Talin Büyükkürciyan’ın “work in progress”, İlyas Odman’ın “Festival Sensin” adlı dans tiyatroları, Mirza Metin’in Sadık Hidayet’ten uyarladığı “Buka Leki-Plastik Bebek” ve Tiyatro Gerçek’in yeni oyunu “Üstü Kalsın”. 

Program:
14 Kasım Pazartesi
“Türk Sineması 97 Yaşında” – TÜRVAK
14.00 “Türk Sineması’nda İstanbul”/ Necip Sarıcı
15.30 “Türk Sinemasında Dublaj” / Necip Sarıcı (Yönetmenin katılımıyla)
17.00 “Türk Sinemasında Sansür” / Behiç Ak (Yönetmenin katılımıyla)
18.30 Usta’ya Saygı: Ö. Lütfi Akad – “Hudutların Kanunu” Sunum: Zahit Atam

Ghetto
21.30 Açılış Konseri: “I Solisti di Montemarano” – Güney’den Tarantella şarkıları ve dansları (İtalya)
15 Kasım Salı
Ghetto
 21.00 “Freedom Express” (Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu işbirliği ile)
16 Kasım Çarşamba
Mustafa Kemal Kültür Merkezi
 20.00 “Dünya Flamenko Günü”: Andres Marin – “Op. 24” (İspanya) Dans Andrés Marín, Şarkılar Enrique Soto, Gitar Salvador Gutiérrez
17 Kasım Perşembe
Pera Palas
 18.30 Söyleşi: “Ülkü Tamer’le İstanbul’un Şiiri” (Doğan Kitap işbirliiğiyle)

Haymatlos
 22.30 Konser: “Latino y Ladino” – Zeynep Arabacıoğlu
18 Kasım Cuma
Pera Müzesi
17.00 “50. Yılında Sinemamızda Göç” – Tunca Arslan
17.30 Film: “Karakafa” / Korhan Yurtsever
19.00 Panel: “Sanat ve Çokkültürlülük” – Martin Greve (Almanya), Fırat Güllü, Eugene Schoulgin (Norveç), Korhan Yurtsever, Yön: Vecdi Sayar
19 Kasım Cumartesi

Mefisto
 17.00 Söyleşi: İlhan Eksen – “İstanbul’da Bir Nihavent Tango”

Akbank Sanat
 20.00 Ferenc Liszt’in 200. Doğum Yıldönümü Onuruna Resital – Adrienne Hauser (Macaristan)

Garajistanbul
 21.00 “Freedom Express” (Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu işbirliği ile)
20 Kasım Pazar
Kumbaracı 50
 18.00 Çağdaş Dans “Sen Balık Değilsin ki” / Mihran Tomasyan – “Dualite” çalışma aşamasında gösterim – Talin Büyükkürkciyan
21 Kasım Pazartesi

Pera Müzesi
 18.30 Söyleşi : Timur Selçuk – “30. Ölüm Yıldönümünde Münir Nurettin Selçuk’u Anıyoruz”

Nardis
 21.30 Mehtap Meral “Aşk”
22 Kasım Salı
Küçük Sahne
17.00 Yazarlığının 50. Yılında Üstün Akmen – Yıldız Kenter, Prof. Mesut Önen, Ali Poyrazoğlu, Dilek Türker
18.00 Panel: “Demokrasi ve Sanat” – Lemi Bilgin, Cuma Boynukara, Yücel Erten, Ayşenil Şamlıoğlu, Yön : Üstün Akmen
20.00 Tiyatro: “Elma Hırsızları” Faruk Erem – Memet Baydur (Ankara Devlet Tiyatrosu) M.Baydur’un Ölümünün 10. yılı anısına

Fransız Kültür Merkezi
 20.30 Konser: “Hradcany” (Fansa – İran) – Serge Adam, Philippe Botta, David Venucci, Bijan Chemirani
23 Kasım Çarşamba
Koç Üniversitesi Araştırma Merkezi (Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık işbirliği ile)
18.00 Söyleşi: “Evliya Çelebi’den Günümüze Seyyahlar ve Kültürlerarası Diyalog” – Nazım Alpman, Ahmet Doğan, Ersin Kalkan, Hülya Vatansever
19.30 Film: “Altın Yollar: Evliya Çelebi’nin İzinde” – Özdem Petek

Alt
 22.30 Konser: “Dikkat Flamenko!”
24 Kasım Perşembe
İstanbul Modern – “Sinemamızda Çokkültürlülük”
14.00 “Yaşamın Sürüklediği Yerde – Erol Güney’in Öyküsü” / Banu Bredermann (İngilizce altyazılı) – “Çok Kültürlü Avrupa Sinemaları: İspanya”
16.00 “Barcelona, Bir Harita” / Ventura Pons (Katalan, İngilizce altyazılı) – “Sinemamızda Çokkültürlülük”
18.00 “Öteki Kasaba” / Nefin Dinç (İngilizce altyazılı)
19.00 “Pera Güzeli” / Soner Sevgili (İngilizce altyazılı)
25 Kasım Cuma
İstanbul Modern – “Sinemamızda Çokkültürlülük”
14.00 “Dostluğu Hatırlamak” / Sevinç Yeşiltaş (İnglizce altyazılı) – “Çok Kültürlü Avrupa Sinemaları: İspanya”
16.00 Film : “Obaba” / Montxo Armendariz (Bask – İngilizce alt yazılı)

Maya Sahnesi
20.30 Tiyatro : “Üstü Kalsın” (Tiyatro Gerçek)
21.30 Söyleşi : Atilla Birkiye, Hakan Gerçek – “Şiirden Sahneye: Cemal Süreya”
26 Kasım Cumartesi
İstanbul Modern – “Sinemamızda Çokkültürlülük”
14.00 “Kardeş Nereye?: Mübadele” / Ömer Asan (Rumca-Türkçe, İngilizce altyazılı), Şermola Performans
19.00 Söyleşi: “İran Edebiyatından bir Usta: Sadık Hidayet / Hülya Soyşekerci
20.30 Tiyatro : “Buka Leki / Plastik Gelin” (Kürtçe, Türkçe üstyazılı) DestAr-tiyatro

Nardis
 22.30 Caz: Meltem Ege Quintet

Haymatlos 
22.30 Konser: Birsen Tezer
27 Kasım Pazar
İstanbul Modern – “Sinemamızda Çokkültürlülük”
14.00 “7 Avlu” / Semir Aslanyürek (yedi dilde, Türkçe altyazılı) Çok Kültürlü Avrupa Sinemaları: İspanya
16.00 “Marangozun Kalemi” / Anton Reixa (Galiçya – İngilizce alt yazılı)
18.00 “Faust 5.0” / Isidro Ortiz, Alex Ollee, Carlos Padrissa (İspanyolca, İngilizce altyazılı)
28 Kasım Pazartesi
Arte İstanbul Sanat Galerisi
 19.00 Söyleşi: “Bienal’ler, Fuarlar, ‘Trend’ler”

Haymatlos
 22.30 Gevende & Spinifex (Hollanda)
29 Kasım Salı
Pera Müzesi
18.00 Söyleşi: Ayşe Kulin
19.00 Film: “Turkish Passport” / Burak Arlıel (Yönetmen ve “Türk Pasaportu”nun yaşayan Kahramanlarının katılımıyla)

Nardis
 21.30 Caz: Sorin Zlat Trio – Sorin Zlat (piyano), Cojanu Constantin-Razvan (bas), Laurentiu Zmau (davul) (Romanya)
30 Kasım Çarşamba
Kumbaracı 50
 20.30 Dans Tiyatrosu: “Festival Sensin!” İlyas Odman

Sakman Club
 22.30 Konser: Çiğdem Erken

Not: Tüm söyleşilere giriş ücretsizdir. 

www.sanatlog.com

Arman’ın İzinde “Sanat Fabrikası”

21 Ekim 2011 Yazan:  
Kategori: Duyurular, Plastik Sanatlar, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Tasarım

Yorum yapın

Genç İstanbul Modern, çocuklar ve aileleri nesnelerin macerasına davet ediyor…

İstanbul Modern, Paris’teki Centre Georges Pompidou’nun işbirliği ve Eğitim Sponsoru Garanti Bankası’nın katkılarıyla gerçekleştirdiği Genç İstanbul Modern etkinliklerini 25 Ekim 2011 – 15 Ocak 2012 tarihleri arasında Fabrikası ile sürdürüyor.

4–12 yaş grubundaki ve ailelerine yönelik Sanat Fabrikası, katılımcıları fabrikayı çağrıştıran bir ortamda, nesnelerle sanatsal düzenlemeler kurmaya davet ediyor. Çocuklar ve aileleri, Fransız sanatçı Arman’ın yaratım sürecinin izinden giderek, nesnelerin üretim ve tüketim sürecindeki değişimini inceleyip, bir araya getirme, toplama, ayırma-ayıklama, sökme ve takma gibi eylemlerle interaktif atölye çalışmaları gerçekleştiriyor.

Program, eserlerinde nesnelerin üretiminden tüketim sürecine kadar geçirdiği maceraya dikkat çeken Arman’ın rastlantısallığa, birleştirmeye ve  yığınlar oluşturmaya dayanan sanat yaşamına odaklanıyor.

“Sanat Fabrikası”nda beş uygulama alanı bulunuyor:

Fırça, sünger, kova, tahta kaşık gibi gündelik nesnelerle dolu bir oyun alanı olan “Bit Pazarı”nda çocuklar ilk olarak nesneleri tanımlıyor, malzemesine ve işlevine göre sınıflandırıyor. Ardından nesneleri form, renk, doku gibi estetik öğelerle değerlendirerek yeni kompozisyonlar oluşturuyorlar. Böylece, işlevlerinden farklı değerlendirdikleri nesneler yeni bir kimlik kazanıyor.  

Arman’ın aynı adlı çalışmalarından esinlenerek tasarlanan “Kaşeler” başlıklı uygulamalı alanda çocuklar, tekrar, rastlantısallık ve hareket öğelerine dayanan bir eylem gerçekleştiriyor. Üretim şeridini çağrıştıran, kaşelerle dolu bu alanda, kâğıt yüzeyini kaşeleyerek örtüyor, yüzeyi doygunlaştırıyorlar.

Çocuklar, “Parçalı Oyunlar”da çeşitli nesnelerin parçalarını art arda ve üst üste getirerek, nesneleri çözümlüyor ve dinamiklerini yeniden kuruyorlar.

Özel eşya, giysi, cepten çıkan nesnelerle kendini tarif etmekle ilişkili bir oyun alanı olan “Robot Resim” başlıklı uygulamada çocuklar,  kendilerini tanımladığına inandıkları nesneleri kullanarak, onların görüntüleriyle kendi portrelerini yaratıyorlar.

Program boyunca nesnelerle, üretim süreçlerinden tüketimlerine kadar geçirdikleri maceralardan yola çıkarak sanatsal kompozisyonlar kuran çocuklar, “Yapı Köşesi” başlıklı son aşamada onları bir araya getirerek yaratıcı mekân tasarımları kurguluyorlar. Sanatta boşluk ve doluluk kavramlarını dikkate alarak nesnelerle kat kat, yan yana, üst üste düzenlemelerle, büyük mimari örnekleri oluşturuyorlar.

ARMAN (1928-2005)

“Benim adım Arman. Bana heykeltıraş ve ressam derler, ama ben kendimi daha çok bir nesne göstergecisi olarak görüyorum.”

Asıl adı Armand Fernandez olan Fransız sanatçı Arman, Nice’deki Ulusal Dekoratif Sanatlar Okulu ile Louvre Okulu’nda resim öğrenimi gördü. 1955’te daha önce yaptığı resimleri reddederek “Damgalar” adlı yeni bir diziye başladı. 1960’a kadar sürdürdüğü bu dizide kâğıtları gelişigüzel lastik damgaların izleriyle doldurdu. 1960’larda yaptığı çalışmalarda daktilo ya da keman gibi nesnelerin ezik parçalarıyla çöp tenekesinden topladığı atıkları kullandı. “Doluluk” adını verdiği dizisinde ise tarak, musluk, kaşık ve kapı tokmağı gibi nesneleri birleştirme yöntemi ile bir araya getirerek bir kutu içine yerleştirdi ya da pleksiglas ve polyesterle sabitledi. Kimi zaman, “Dilimlenmiş Çaydanlıklarla Doldurma” çalışmasında olduğu gibi aynı tür nesneleri ezerek, dilimleyerek ya da yakarak bir arada kullandı. Arman, 1960’da Yeni Gerçekçiler grubunun kuruluşuna katıldı, 1967’de ise Fransız otomobil tasarımcısı Renault ile birlikte “Sanat-endüstri” adı altında, çoğaltılmış nesneler gerçekleştirdi. 

GENÇ İSTANBUL MODERN

“Genç İstanbul Modern”, İstanbul Modern’in Paris’teki Centre Pompidou işbirliği ve Eğitim Sponsoru Garanti Bankası’nın katkılarıyla gerçekleştirdiği bir eğitim programı dizisidir. Genç İstanbul Modern’de çocuklar sanatçıları tanıyor, sanatsal yaratının gizemlerini anlıyor, işlevleri, çağrışımları ve hissettirdikleriyle objeleri keşfediyor, interaktif oyunlarla farklı deneyimler kazanıyor. Taşın İçinde Saklı Kuş, Ayın Altında, Dokunduğum Dünya, Oyunbaz Nesneler, Matisse-Picasso, Su İçinde Suluboya, Işığın Sihri ve Tasarım Atölyesi, Sanat Sirki adlı atölye çalışmalarını tamamlayan “Genç İstanbul Modern”, çocuk ve aileleri “Sanat Fabrikası” başlıklı onuncu etkinliğiyle ağırlıyor.

Genç İstanbul Modern’in 25 Ekim 2011 – 15 Ocak 2012 tarihleri arasında gerçekleşen Sanat Fabrikası adlı atölyesi, Pazartesi hariç hafta içi her gün saat 10.00 ve 13.00’te okul grupları için; Cumartesi günleri saat 10.15 ve 13.00’te ve Pazar günleri saat 10.15’de çocuklar için düzenleniyor. Aileler atölyede Pazar günleri saat 14.00’te katılabiliyor. 1,5 saat süren Sanat Fabrikası atölyesinin kontenjanı 30 kişi ile sınırlı.

Rezervasyon ve ayrıntılı bilgi için: 0212 334 73 41’i arayabilirsiniz.

www.sanatlog.com

Sonraki Sayfa »