“Ihlamur Dergisi” 6. Sayısında İskender Pala’yı Ağırlıyor…

Baharı ve üçüncü yılı karşılarken…

Elinizde bulunan altıncı sayı ile dergimiz yayıncılık serüveninde ikinci yılını tamamladı. İki yılda yayınlanan 6 sayı dergi ile toplam 400 sayfayı aşan birinci cilt tamamlanmış oldu, iki yüzü aşkın eserle…

Bu sayının kapağından bahsetmeden önce 5. Sayımızın kapak resmi olan “Umut” isimli tablonun sahibi sevgili Nodira İbrahim JUMANİYAZOVA’ya geç kalmış teşekkür ve -o sayıda ismini zikretmeyi unutmamız nedeniyle- vakti gelmiş özürümüzü iletmek isterim. Baharı karşılayacağımız bu sayımızın kapak resmi Ressam Nilgün Akder KARAKAŞ’ın “Uyanış” adını taşıyan fotoğrafı oldu. Dosya kapağında ise bu sayımız için özel olarak Yaşar KULİYEV tarafından çizilen, orijinali renkli, bir portre yer aldı.

Her sayısını kültür ve sanata dair yaptıkları çalışmalarla, soyut ve somut mirasın yeni nesillere aktarılmasına önemli katkılar sağlamış bir şahsiyete ayıran dergimizin bu sayısının konuğu: “Divan Şiirini Sevdiren Adam” Prof. Dr. İskender PALA. Kendisini dergimizde misafir etmekle “Divan ı”na bir nebze katkımız olmuşsa ne mutlu bize…

Yine her sayımızda, 100.sayısını çıkaran bir dergiyi misafir etme geleneğimizin bu sayıdaki konuğu; yayıncılık serüveninde 100 sayıyı geride bırakan, sinema dergiciliğinin yüz akı Altyazı Dergisi oldu.

“Kervan yolda düzülür” misali, her sayıda daha bir dergileşen ve büyüyen dergimizde bu sayıda da yenilikler var. Dergimiz artık tüm il halk kütüphanelerine gönderilecek. 1250 olan tirajımız artık 2000’e yükseldi. Bu sayıdan itibaren dergimiz tüm kitapçılarda ve internet satış sitelerinde okurlarını bekliyor olacak.

Nisanda üçüncü yılına girecek olan dergimizde önemli yenilikler hazırlanıyor. Yeni internet sitemiz nisanda yayına başlıyor ve dergimiz de yeni bir tasarımla karşınıza çıkacak. Dergiciliğe ve ımıza yakışır bir dergi olabilmek için sürekli çalışan Ihlamur ailesi olarak, tek destekçimiz ve yegâne kazancımız olan siz değerli okur ve yazarlarımıza şükranlarımızı sunarız.

İskender PALA’nın o meşhur ifadesi “Çiçek gibi olmuş” sözünü hak edeceğini umduğumuz yeni seçkimizle keyifli okumalar dilerim.

Hakan SARI

Zamanımızı dağıtan bütün saatlerin ustası yok olduğunda artık akrep ve yelkovan kendi hayatlarına bakacak, birbiri ardında koşmayacak, her birimiz için başka’ zaman’ dağıtan olmadığı için boşa harcanan zamanda olmayacak ve o gün geldiğinde zaman zenginlerinin bir boş zaman hesabı olmayacak. Hiç boşa harcayacak zamanı olmayanlara gelince, onlar zamanın kendisi olacaklar ve hiç olmamış gibi yaşadıkları için hiç yok olmayacaklar.

Zaman sizler için güzellikler saklasın!

Sevgiyle…

Seval OĞUZ

İÇİNDEKİLER:

Yelda KARATAŞ

Haibun

Sırrı ÇINAR

Emeksiz Emekli

Cezmi ERSÖZ

Karanlık Kokulu Otlar

Ali NACAR

Divan-ı Aşk

M. Bahadırhan DİNÇASLAN

Beren ve Luthien’in Şarkısı

Elçin İSGENDERZADE

Battam-Vektor

Altay BURAĞAN

Keşke Olabilseydim

Fahri TUNA

Portre: D. Mehmet Doğan

Hülya Altay ATILGAN

Ters Orantı

Kendi Kaleminden

İskender Pala

Mehmet Nuri YARDIM

Divan ını Sevdirebilmek

Mehmet Nuri PARMAKSIZ

İskender Pala ile Şiir Üzerine

Prof. Dr. Ömür CEYLAN

Çok Yaşayın Hocam

İsa KOCAKAPLAN

Kadim Dost Güzel İnsan

Mustafa ÇIPAN

Dostum, Ağabeyim, Hocam…

Yrd. Doç. Dr. Hacer GÜLŞEN

Öğretmen İskender Pala

Hande Büyükkaya YEŞİLTAŞ

Bezm-i Elest’ten Merhaba

Nagihan GÜR

Hocam İskender Pala’ya Dair

M. Onur HASDEDEOĞLU

İskender Pala’nın Öğrencisi Olmak

Yusuf KENAN

Bir Okurun Bir Yazara Dostluğu

Hakan BİLGE - Songül DOĞAN

İSKENDER PALA İLE SÖYLEŞİ

Yasin ALTUNBAY

Otel Odası

T. Muharrem TURHAN

İstanbul’un Sesleri

İlkay COŞKUN

Kretase Şehir Manzarası

Cihat ALBAYRAK

İlham

Hasan KARAYEL

Susuz Yaz

Oğuzhan DURSUN

İstanbul’un Erkek Evladı

Songül Sezgin DOĞAN

Mahlika

ALTYAZI DERGİSİ 100.YAŞINDA

Ahmet CANBABA

Memleket Dilencisi

Bedia Belkıs BALCILAR

Yüreği İpekten Döşeklere…

Serpil BAŞAK

Ah! Gülsen!

Fatih DUMAN

Yûsuf, Orada mısın?

Hasan Hüseyin ÇAĞIRAN

Bulut Ayartması

Tolga KAYASU

Dawson ve Gelecek

Bilal ŞERİATİ

Suya Giden Yol

Hasan BAŞDEMİR

Nuri Usta!

Serdar ÇAKICIOĞLU

Boş Tayf

KÜNYE:


TEMSİLCİLİKLER:

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Samuel Beckett - Cascando

Şubat 15, 2011 by İrem Nas  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

1.

neden sadece halinden
ümit kesilsin
sözcük barınaklarının

düşük yapmak kısır olmaktan daha iyi değil mi

sen gittikten sonra saatler öyle ağır ki
hemen hep sürüklemeye başlayacak
arzunun yatağını kör gibi tırmalayan pençeler
eski aşklar büyütünce kemikleri
seninkiler gibi gözlerle dolmaya görsün yuvalar
hemen olması hiç olmamasından daha iyi değil mi
yüzlerine sıçrayan karanlık arzu tekrar
söylüyor dokuz gün asla yüzdüremedi batan aşkı
ne de dokuz ay
ne de dokuz ömür

2.

tekrar söylüyorum
öğretmezsen öğrenemem
tekrar söylüyorum bir son var
son defanın bile sonu
yalvarmanın son seferi
sevmenin son seferi
rol yapmayı bilmemeyi bilmenin
söylemenin son seferinin bile bir sonu var
beni sevmezsen sevilemem
seni sevmezsem sevemem

bayat sözlerin yayığı gene kalpte
eski lavabo pompasından aşk aşk aşk diye fışkıran ses
dövüle dövüle kesilmiş sütün suyu
değiştirilmesi imkânsız sözcükler

korkutuyor gene
sevmemek
sevmek ve seni değil
seviliyor olmak ve senin tarafından değil
rol yapmayı
rol yapmayı bilmemeyi bilmek

ben ve seni sevecek olan diğerleri
severlerse seni

3.

sevmezlerse seni

Samuel Beckett - Echo’s Bones and other Precipitates (Yankının Kemikleri) - 1936

Çeviri: Suat Kemal Angı

Sylvia Plath - Sırça Fanus

Şubat 15, 2011 by İrem Nas  
Filed under Deneme, Edebiyat, Eleştiri, Kitabiyat, Kitaplar, Roman, Romanlar, Sanat, Ustalara Saygı

Bilindiği üzere birçok çı hayatının büyük dönemini psikolojik sorunlarla boğuşarak geçirmiştir. Edebi yazınların başarısına büyük katkı sağlayan bu sorunlar, bize keyifli okumalıklar sunsa da sahiplerinin büyük çoğunluğunun hayatını ruh hastalıkları hastanelerinde zindan eder. Amerikalı yazar ’de bu zindanlarda boğulup, genç yaşta hayatına intihar ederek son veren çılardan yalnızca biri.

Sırça Fanus (The Bell Jar) ABD’li şair ve yazar ’in Ocak 1963′te “Victoria Lucas” takma adıyla yayımlanan tek romanı. Romanın büyük ilgi görmesi ise Plath’ın intiharından sonra yazarın gerçek ismiyle tekrar yayımlanması sayesinde gerçekleşiyor.

Amerika’da şair kimliğiyle ve başka bir şair olan Ted Hughes ile olan evliliğiyle dikkat çeken ’in, “Sırça Fanus” un basımından bir ay sonra intihar ettiği bilinmektedir. Eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşadığı, eskiden, intihar ederek ölen başka bir şair, William Butler Yeats’a ait evde başını fırına sokarak can vermiştir. Daha önce de birçok kez intihara teşebbüs eden şairin eserleri karamsarlıklarıyla ünlüdür. Kendi öz yaşam öyküsünden ilham alarak yazdığı “Sırça Fanus” daha sonra Ted Hughes’ın muhtemel şekilde sansürleyerek yayınladığı Plath günlükleriyle benzer özellikler taşır.

Üniversiteli, başarılı bir genç kızın yaşamdan kopuş öyküsünü izlediğimiz romanda, ’in başlı başına roman sayılacak yaşamını bilmesek detaylara gömülü bir portreler analizi yapmak mümkün değil. Zira dağınık bir olaylar dizisi üstüne yapılmış başarılı ama duygudan yoksun tasvirler okuyoruz. Aslında Plath yazarlık dehasını her dakika sunduğu nitelikli ifadelerine rağmen aynı nitelikte bir “bütün roman” örneği sunamıyor. Başkahraman Esther’in içinde bulunduğu dünyadan soyutlanışını, yaşadığı yabancılaşmayı ne kadar kayıtsız ve rahatsız edici bir üslupla dile getirdiğine şahit oluyoruz. Roman Amerikan rüyası, Katolik ahlakçılığı ve feminizm üstüne ciddi söylemler yaparak Esther’in bunaltıcı ruh halinden zaman zaman uzaklaşıyor ve siyasi söylemlerde de bulunuyor. En nihayetinde eser, ’ın intihara meyilli, hayattan keyif almayan bir kişilik olduğunun sinyallerini her satırında veriyor. Bu okuru güçlü bir farkındalığa götürse de, özünde fazlaca duygu mücadelesine maruz kaldığından kayıtsızlaşmış Esther karakteri üstünden ekşi, buruk bir manzara çiziliyor.

Bütün bu rahatsız edici haletine rağmen yazarın şair kimliğinden kaynaklanan şiirsel üslubu romanı okutuyor ve ardında tıpkı Camus’nün “Yabancı” sı gibi var olma sorunsalına dair sorgulamalar bırakıyor. Sırça Köşk, yazarınn kayıtsız, duygusuz ancak bütün nesnelliklerine rağmen şairane ifadelere dönüştürebildiği betimlemeleri için bile okunulması gereken bir eser.

Eserden sonra Gwyneth Paltrow ve Daniel Craig’in başrollerini paylaştığı, 2003 İngiliz yapımı sinema uyarlaması “Sylvia” ya da göz atılabilir.

İrem Nas

iremnas@gmail.com