Koleksiyonerim Eylül Ayı Konsepti “Osmanlı”

Eylül 7, 2010 by  
Filed under Duyurular, El Sanatları, Sanat

Koleksiyonerim.com’da Eylül Ayında Osmanlı Sanatı İle Büyüleneceksiniz…

Koleksiyonerlerin buluşma noktası Koleksiyonerim.com, Eylül ayı konsepti ile koleksiyon tutkunlarını nadir rastlanan Osmanlı eserleri ile buluşturuyor. Asar’ı Atika Müzayede desteği ile hazırlanan, koleksiyonerim.com Eylül ayı konseptinde yer alan eserlerin büyük çoğunluğu daha önce müzayedelerde sergilenmiş olan eserlerden oluşuyor.

Özellikle koleksiyonerlerin oldukça ilgisini çeken ve nadir rastlanan birçok eseri barındıran Eylül ayı konseptinde, Kütahya ve Çanakkale koleksiyon eserleri, Cüz ve Para keseleri, Biblolar, Osmanlı El Yapımı Saat gibi son derece nadir rastlanabilen eserler yer alıyor.

Bu nadide Osmanlı eserleri Eylül ayında sadece koleksiyonerim.com’da…

Koleksiyonerim.com’da neler var?

“Bir koleksiyon yapıyorsanız, içindeki her parçanın çok değerli olması gerekmez. Koleksiyon yapmanın zevki, sadece sevdiğiniz için alabilme özgürlüğüdür.” felsefesi ve “Geleceğe bugünden miras bırak” sloganıyla yola çıkan www.koleksiyonerim.com, Türkiye’de koleksiyon yapma alışkanlığını ve bilinçli koleksiyonerler sayısını arttırmayı amaçlıyor.

Koleksiyonerim.com’u takip ederek, koleksiyon merakınızı bir müzeye dönüştürme şansı yakalayın. Evinizin ihtiyaçlarını geleceğe miras bırakarak dekore etmek için ister Koleksiyonerim.com’un danışmanlık hizmetinden yararlanın, ister eğitim alarak sahibi olduğunuz ya da olacağınız koleksiyonun parçalarını tanıyın.

Sitede, koleksiyoner albümü oluşturma, koleksiyonerlere yönelik eğitimler, tamir ve restorasyon hizmeti gibi hizmetlerin yanı sıra koleksiyon üzerine yapılan röportajları okuyarak, koleksiyonunuz ile ilgili ipuçlarına sahip olun.

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

“Sınırlar Yörüngeler 07-08” Yarışmasının Sonuçları Açıklandı…

Siemens Sanat’ın genç sanatı desteklemek ve güncel sanat için bir platform oluşturmak amacıyla düzenlediği “Sınırlar Yörüngeler” yarışmasının sonuçları açıklandı. Genç sanatçıların kendilerini ifade edebilmeleri için ilk kez 2007 yılında düzenlenen ve dört yıldır genç sanatçılarla buluşan yarışma bu yıl da büyük ilgiyle karşılandı.

Alan gözetmeksizin tüm lisans ve lisansüstü öğrencilerine açık olan yarışmaya başvuruda bulunan genç sanatçıların resim, video, fotoğraf, yerleştirme gibi farklı yöntemlerle oluşturdukları yapıtlar; Canan Beykal, Mürteza Fidan, T. Melih Görgün, Gülçin Özdemir ve Emre Zeytinoğlu’nun yer aldığı “Sergi Değerlendirme Kurulu” tarafından değerlendirildi. Çok sayıda başvuru arasından yapılan değerlendirme sonucunda, Başak Akçakaya, Ebubekir Aydın, Orhun Erdenli, Özge Ertanın, Erol Eskici, Nesibe Güneş, Ahmet Doğu İpek, Neslihan Kaleli, Can Kurucu, Başak Mangör, Tuba Merdeşe, Yağız Özgen, Melis Uğuz, Başak Leman Umut, Ebru Ceren Uzun, Merve Üstünalp, Mehmet Vanlıoğlu ve Faruk Yigen’in yapıtları sergilenmeye hak kazandı.

Sanatçı: Başak Leman Umut

Yapıtı: “El emeği Göz Nuru”

9 adet ultrason fotoğrafının nakış işi yorumu, Yerleştirme

Sanatçı: Faruk Yigen

Yapıtı: “Dönüşüm”

100 x 160 cm, Tuval Üzerine akrilik

Sanatçı: Özge Ertanın

Yapıtı: “Customs Policy”

Video: 2’ 50

Sanatçı: Tuba Merdeşe

Yapıtı: “Çekmeceler”

Kibrit kutularından yapılmış heykel

Yarışmanın sonucuna göre başarılı bulunan 18 sanatçının seçilen yapıtlarının yer alacağı ‘Sınırlar Yörüngeler 07’ ve ‘Sınırlar Yörüngeler 08’ isimli iki sergi gerçekleştirilecek. 5 Mayıs-11 Haziran 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek ‘Sınırlar Yörüngeler 07’ sergisinde 9 sanatçının yapıtları ziyaretçilerle buluşacak. Bu sergiyi başarılı bulunan yapıtların ikinci bölümünün sergileneceği ‘Sınırlar Yörüngeler 08’ izleyecek. Her iki sergi de Siemens Sanat’ta görülebilecek.

Siemens Sanat - Meclisi Mebusan Cad. No:45 Fındıklı - İstanbul / Tel: (212) 334 11 04

www.siemenssanat.com - http://twitter.com/siemenssanat

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

UNICERA, Çağdaş Türk Seramik Sanatçılarını Ağırlıyor!

7-11 Nisan 2010 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan 22. UNICERA Seramik Banyo Mutfak Fuarı bu yıl önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. CERAMİSTANBUL sergisi ile 44 Türk seramik sanatçısı, Anadolu’da 8 bin yıl önce doğan seramiğin çağdaş yüzünü bireysel yorumlarıyla ortaya koyuyor.

Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Öğretim Görevlisi Mutlu Başkaya’nın Başkanlığını yaptığı, Düzenleme Kurulu tarafından hazırlanan ve 44 sanatçının eserlerinin sergileneceği CERAMİSTANBUL isimli seramik sergisinde yapıtları bulunan seramik sanatçıları, yarım asırlık çağdaş Türk seramik sanatının bir panoramasını sunuyor.

Sergi, yurt dışında Türk seramiklerine karşı olan algıyı yükseltmek ve markalaşma faaliyetlerine destek olmak amacıyla Seramik Tanıtım Grubu’nun katkılarıyla düzenleniyor. Tüm dünyanın ortak mirası olan seramik geleneğini doğduğu topraklarda yorumlayan seramik sanatçıları da, dünyaya ve geleceğe bu yapıtları sunarak, Türk seramiğinin bir marka olması yönünde gereken desteği veriyor.

Çatalhöyük’te ilk seramiklerin yapıldığı M.Ö. 6000 yılından günümüze tarih boyunca Lidya, Hitit, Urartu, Bizans, Selçuklu, Osmanlı gibi sayısız uygarlığa ev sahipliği yapan Anadolu topraklarının sanatçıları, kültürel değerlerini evrensel sanata ve endüstriyel seramik tasarımına dönüştürerek ihracatın artmasına da katkı sağlıyor.

UNICERA 2010 Seramik Sergisi – CERAMİSTANBUL’da yıllarını seramiğe adamış ustalardan, yeni kuşak gençlere, üniversitelerin seramik bölümlerinde çalışan akademisyenlerden, çalışmalarını kendi atölyelerinde sürdüren sanatçılara kadar tüm kuşaklar bir arada yer alıyor. Hepsinin ortak paydası ise, sanat yolunda İstanbul’da buluşmuş, sanata ve İstanbul’a gönül vermiş olmaları. İstanbul’un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olması ise aynı yıl içinde böyle bir serginin oluşumunu daha anlamlı kılıyor.

Sürdürülebilir Tasarım UNICERA’da tartışılacak

Hollanda Delft Üniversitesi’nde Endüstriyel Tasarım Mühendisliği Fakültesi’nin Sürdürülebilir Tasarım Bölümü’nü yöneten Prof. Dr. Han Brezet, UNICERA fuarı sırasında düzenlenecek olan seminerde sürdürülebilir ve eko tasarım ile ilgili bilgi verecek. Bu kapsamda seramik konusuna da değinecek olan Han, su tasarruflu klozetler gibi sektör için çok önemli konuları da ele alacak.

Seminer konuşmacılarından bir diğeri ise Milano’dan Micol Costi olacak. Sürdürülebilir malzemeler konusunda önemli çalışmalara imza atan Costi, bu konu ile ilgili sektöre bilgi verecek. UNICERA Fuarı’nda Türkiye Seramik Federasyonu’nun; sektöre ilişkin sanat, bilim, sanayi, teknoloji, tasarım, uygulama ve Ar-ge gibi çeşitli konularda öne çıkmış kişi ve kurumlara verdiği ve geleneksel hale gelen “Seramik Onur Ödülleri” de sahiplerini bulacak.

Seramik sektörünün aktörlerini bir araya getiren Avrupa’nın 3’üncü büyük seramik banyo mutfak fuarı UNICERA kapsamında, seramik, granit, mermer, mozaik, cam, paslanmaz çelik mozaik vitrifiye ürünler, armatürler, küvet, jakuzi, duş kabini, hidromasaj sistem ve aksesuvarları, banyo aksesuvarları, banyo mobilyaları, seramik kimyasalları, yapıştırıcı, profil, seramik teşhir üniteleri, havlupan, rezervuar iç takımları, mutfak mobilyaları, ankastre cihazlar, tezgah ve evyeler, mutfak aksesuarları, iç sistem donanımları ve ilgili yayınlar sergileniyor.

UNICERA Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı, 7 - 11 Nisan 2010 tarihleri arasında TÜYAP’ta düzenlenecek.

TÜYAP HAKKINDA

TÜYAP Türkiye’de İstanbul, Bursa, Konya, Adana ve Diyarbakır’daki 5 fuar alanı ile Türkiye’nin en büyük fuar organizatörü. TÜYAP’ın İstanbul Büyükçekmece’deki ana fuar merkezi de Türkiye’de özel sektörün en büyük fuar ve teşhir alanı özelliğini taşıyor. Bu platform her yıl yaklaşık 60 ülkeden 14.000 katılımcı ve 70 ülkeden 2 milyona yakın ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor.

TÜYAP’ın Bursa, Konya, Adana ve Diyarbakır’daki fuar merkezleri Anadolu’dan birçok üretici ve ithalatçı kuruluşun uluslararası pazarlara kolaylıkla ulaşmasını sağlayan ihracat kapıları olmayı hedefliyor.

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Akın Yıldırım Heykel Sergisi

AKIN YILDIRIM KİŞİSEL HEYKEL SERGİSİ 16 ŞUBAT – 6 MART 2010 TARİHLERİ ARASINDA GALERİ SELVİN’DE

Heykeltıraş Akın Yıldırım, 1963 yılında Ordu’da doğdu. 1984’te Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Sanatlar ve Bilimler Bölümü’nü bitirdi. İstanbul’daki kişisel ve karma sergilerinin yanı sıra New York, Boston ve Paris’te birçok sergi açtı. Dünyaca ünlü Louvre Müzesi’ndeki uluslararası sergide ülkemizi temsil eden sanatçılar arasında da yer alan Akın Yıldırım, 2008 yılında ise Türkiye Delegasyonumuzda “Jüri Özel ödülünü” kazandı.

Bakır, ahşap ve kemikle çalışan Yıldırım’ın heykellerinde, malzemeye göre oluşmuş belli karakterler olduğu söylenebilir. Çoğu zaman kesilmiş plakalar ya da tellerin kaynatılması yoluyla yapılan bakır heykellerde sivri/köşeli figürler, doku çalışmaları gücü ve kararlılığı öne çıkarır. Ahşap heykelleri çoğunlukla yuvarlak hatlara sahiptir. İçinde gizlediği sonsuz figürden sanatçı neyi çıkaracaksa, küçük aletlerini alıp içli dışlı olmaktadır ahşapla. Yıldırım’ın kemik çalışmaları çoğunlukla eldeki parçalardan benzetme ya da çağrışım yoluyla yeni bir bütün oluşturma esasına dayanır. Heykelleri genellikle tek bir malzemeden çıkmaz, aksine bakırla kemiğin, ahşapla bakırın ya da üçünün birarada kullanıldığı işleri çoktur.

Yıldırım’a göre her heykel tektir. Seriler vardır ama onlar da daima farklıdır. Görsel anlamda benzeşen heykeller beni yorar diyen sanatçımız, daima yeni bir form ve kendini peşinden sürükleyecek yeni heyecanlar aramaktadır.

Eserlerinin temelinde neredeyse tamamen insan ve hayvanların dünyasını görürsünüz. Onların en natürel halinden, en uç sentetik oluşumlarına kadar sürrealistik, mistik ve abstre boyutlarından geçerek giden bir serüven yaşatmaktadır izleyiciye.

Farklı bakış açıları ve algılama konumlarının ürünleri olan heykeller yıllar içinde birikmişlerdir. Bakır, kemik, boynuz ve geniş bir ahşap çeşitlemesinden oluşmuştur. Sergide, sabırla yavaş yavaş işlenmiş olanlardan, hızla çizilmiş bir desen tadındaki çalışmalara kadar değişik üretim modlarını görebilirsiniz. Sergide aynı zamanda insan portreleri ve peyzaj desenlerini de görmek mümkün.

Galeri Selvin

Arnavutköy Dere Sok. No:3 Arnavutköy, Beşiktaş/İstanbul

Tel: 212.263 74 81

selvincg@gmail.com

www.galeriselvin.com

Galerimiz Pazar ve Pazartesi günleri hariç 11:00 – 19:00 saatleri arasında açıktır.

SanatLog Haber

SanatLog.com

Oyuncak Bebekler

Ekim 22, 2009 by  
Filed under El Sanatları, Sanat

Plato’nun dediğine göre, “Geleceğin mimarları çocukluklarında evler yapıp yıkarak oynamalı…”

Her canlının bir şekilde sahip olduğu oyuncak adlı bu nesneler neredeyse dünyamızdaki memeliler kadar eski bir tarihe sahip. Ataları taş, kemik ve hatta yemekten yapılan oyuncaklar her şeyi tarihlemekte başrollerde oynayan İsa’dan önce 3.000–1.500 yıllarına kadar tarihlendiriliyor. Daha yazıya giremeyenler için hemen belirtmekte yarar var, neredeyse ilk insanın varlığı kadar eski bir tarihten söz ediyoruz burada. Oyuncaklar ve bunun türevleri olan oyunlar, kazı yapılan arkeolojik mekânlarda çıkan buluntular arasında önemli bir yere sahip. Özellikle ortaya çıkartılan ufak kutular, taştan oyulan bilumum hayvan figürleri, yaylar, topaçlar ve taş bebekler bu ilkel oyuncak tanımının ilk örnekleri.

Bizlerin de kilden geldiğini varsayarsak oyuncakların da ağaçtan uzağa düşmediğini söylemeliyiz; zira ilk oyuncaklar doğada bulunan materyallerden yapılırdı. Taş, ağaç, çamur, kil vb. Peki neden oyuncak? Tamamıyla bir doğal ihtiyaçtan, oyalanmak, zaman geçirmek, akıl yürütmek ve geliştirmek arzusundan ortaya çıkan oyuncaklar bizlerle birlikte paralel tarih yazmakta…

Tarih ne karizmatik bir kişiliğe sahip; zira geçmişle ilgili her şeyi ama her şeyi biliyor. Tarihin sayfalarını konumuz gereği karıştırdığımızda karşımıza 1558 yılı çıkıyor. Bu yıl Bavaryalı (kısaca Alman ama daha ağdalı olsun dedik) Duke Albrecht V tarihe geçen ilk bebek oyuncağı yaptı. Ahşap, kil, mum veya kemikten yapılan bu bebekler her korku filminde başrol oynayacak kadar korkunç donuk yüzlere sahip olmalarına rağmen söz konusu dönemlerde çok ilgi gördü. Fakat bu oyuncakların kitlesel üretimi ancak televizyon devriminde gerçekleşebildi ve hepimiz bir anda Barbie veya Action Man ile tanıştırıldık.

oyuncaklar

Teknolojinin değişimi ve jenerasyonların atılımlarıyla 20. yüzyılda çığır açan plastik ve enjeksiyon kalıplama sistemleri sayesinde oyuncak dünyasında bir şahlanma yaşandı. Bu şahlanmada başrolleri renkli plastik bebekler, LEGO tuğlaları, içi hava dolu Airfix modelleri ve Frisbee oynadı. Doğaya endeksli olan antik oyuncaklar elbette tarihin kilolu bünyesi altında ezildi ve yerini bu vazgeçemediğimiz hatta çoğu zaman yatağımızı, gecelerimiz paylaştığımız yapaylığa bıraktı. Oyuncak bebek oyuncak tarihi

Tahminlerimizden çok daha derin oyuncak tarihi ve çok çetrefilli, içine girince kaybolmanız içten bile değil. Bundan dolayı fazla dağılmadan bu kelam topluluğunu bebek kalıbına sokulan oyuncaklara indirgeyelim. Kim ne derse desin bebekler veya içi doldurulmuş hayvancıklar oyuncak âleminin kralı/kraliçesi. 1902 yılında içi doldurulmuş hayvancıklar insanoğluna yabancı bir kavram değildi; fakat Rus-Amerikan Morris Michtom adlı şahsiyet bu sabit, cansız mahluklara hareket eden eklemler ekleyince bir fenomen başlattı. O dönemin Amerikan Cumhurbaşkanının (kopyacılar için Theodore Roosevelt) bir av sırasında yavru bir ayıcığı vurmak istememesi üzerine Michtom bu yeni yaratımına “Teddy’nin Ayısı” adını taktı. Daha aşina olduğumuz “Teddy Bear” adı ilk defa 1906 yılında yazılı medyada geçti ve dünya prömiyerini yaptı. Ancak Leipzig (Almanya)’dan gelen Richard Steiff adlı bir kişi ilk ayı bebeği 1903 Leipzig Oyuncak Fuarında tanıttığını iddia ederek bu unvana ortak oldu. Ne Michton ne de Steiff iddiasını kanıtlayamadığı için tarih sayfaları bu konu hakkında biraz bulanık ve ikiye ayrılmış durumda. Ancak hiç şüphesiz Michton bu oyuncakları kurduğu Ideal Toy Co. adlı şirketi ile ilk üreten kişi oldu.

barbie bebek

Tarih sayfalarını biraz hızlı çevirip o zamanın geleceğine gittiğimizde kendimizi 1959’da buluyoruz. Bu yıl Mattel (meraklılar için: www.mattel.com) adlı bir şirket oyuncak dünyasını şok eden bir ürün ile karşımıza çıktı. Almanların büyükler için ürettiği 30 cm boya sahip olan Lilli adlı bebekten esinlenen şirket bu oyuncaklara gerçeklik katarak kıvrımsal özellikler ekledi. Ortaya daha sonra benden sizden, birçoğumuzdan kat kat daha meşhur olan Barbie çıktı. Buna çok sevinmeyen erkeklerin sesini bastırmak için 3 yıl sonra Barbie’nin hayatına yakışıklı Ken girdi. Maalesef Ken tüm çabalarına rağmen Barbie’nin gölgesinden çıkamadı ve her zaman şüpheyle bakılan bir konumda oldu. Bunu fark eden oyuncak şirketi Hassenfeld Brothers (şu anki adı Hasbro) hemen devreye girerek eerrkeekk dedirttiren GI Joe bebeklerini üretti. Böylece tarihte ilk defa birebir erkekler hedef alınarak bir bebek üretildi. Barbie, Ken ve GI Joe uzun süre pazarı elinde tuttuktan sonra farklı ürünler devreye girerek pastadan kendilerine dilim kesmeye başladı, bunlar arasında ilk akla gelenler: “Cabbage Patch Dolls” (www.cabbagepatchkids.com); “Flower Fairies Dolls” ve “Beanie Babies.”

G.I. Joe

Tarih obur obur yerken her şey değişiyor ve gelecek daha bir karanlıklaşıyor; ama gelişim son hızla ilerliyor. Yakında tarihin taş bebekleri ne hale girecek hep birlikte şahit olacağız…

Yazan: Zekeriya S. Şen
muzik@tikabasamuzik.com

« Önceki Sayfa