Altın Eller Porselen Süsleme Sergisi

Porselen süsleme ının önde gelen isimlerinden Süheyla Erkoşar ve Ferayi Aygüler, sahibi oldukları Altın Eller Atölyesi çatısı altında öğrencileriyle birlikte süsledikleri porselenleri Girgin Piyano ve Galerisinde severlerin ilgisine sunuyor. 24 Kasım 2010 Çarşamba günü saat 18:00′de bir kokteyle açılacak olan sergi 15 Aralık 2010 tarihine kadar devam edecek.

Porselen süsleme ını takip eden sanatseverler Avrupa, Osmanlı ve İznik desenlerinin birlikte uygulanan çalışmaları ve farklı konuların sentezini bir arada görme şansını yakalayacak. Ferayi Aygüler’in düzenlediği sergide satıştan elde edilen gelirin bir kısmı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlanacak.

Ferayi Aygüler ve Süheyla Erkoşar’ın eserlerinin yanı sıra Ayşe Güzelçiftçi, Canan Türkşana, Esin Bükülmez, Ferda Yağcı, Füsun Aydoğan ve Nurdan Örücü’nün eserlerini de görmek mümkün. Serginin en dikkat çekici yanı ise “Nazar Değmesin”, “Yaşam Çiçeği” ve Hayat Ağacı” serilerinin; pasta tabağı, servis tepsisi, top şekerlik ve Osmanlı pilavlığı üzerinde uygulanması.

Açılış Kokteyli: 24 Kasım 2010 Çarşamba

Saat: 18.00

Yer: Girgin Piyano ve Galerisi-Beşiktaş

Tarih: 24 Kasım/15 Aralık-2010

Adres: Nüzhetiye Cad. No:28 Beşiktaş/İSTANBUL

Telefon: 0212 227 8640

Bilgi: Burçin Aygüler 0544 7923747

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Federico Garcia Lorca - Sezilmemiş Aşka Gazel

Kasım 23, 2010 by admin  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

Karnındaki karanlık manolyanın
Kimseler anlamadı kokusunu.
Acıttığını kimseler bilemedi
Dişlerinle sıktığın o kuşunu.

Binlerce Acem tayı uykuya yattı
Alnının ay vurmuş alanında,
O senin kar düşmanı göğsünü
Kucaklarken dört gece kollarımla.

Bakışın, tohumların solgun dalıydı
Alçılar, yaseminler arasından,
Aradım vermek için yüreğimde
O fildişi mektupları her zaman diyen,

Her zaman: acımın bahçesi benim
Gövden her zaman, her zaman şaşırtıcı
Damarlarının kanıyla dolu ağzım,
Ağzın ölümüm için söndürdü ışığını.

Federico Garcia Lorca

Sezilmemiş Aşka Gazel

Çeviren: Ülkü Tamer

Rica Ederim Öl Artık Ruşen Abi

Kasım 23, 2010 by admin  
Filed under Deneme, Edebiyat, Sanat, Siir

“İzmit” ve “Şiir” sözcükleri yan yana geldiğinde, akla ilk Ruşen Hakkı gelir uzun yıllardır, her ne kadar kendisi doğma büyüme İzmitli olmasa da. Gençlik yıllarında, işi gereği İzmit’e tayin olmuş ve o dönem İzmit’te kendisinden başka, ülke çapında bilinen şair olmadığı için İzmit Şiir Erki’nin başına geçmiş ve hâlihazırda bu erkin başındaki şairdir. Nasıl bir şairdir dersek, bence Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın son dönemi kadar kötü, Fazıl Hüsnü kadar iyidir. Varın siz bu iki çelişik gibi duran yargıdan istediğinizi seçin, ister övgü ister yergi sayarak.

Ruşen Hakkı ile tanıştığımızdan bu yana, yani on iki sene içinde, kişisel hiçbir sorunumuz olmamıştır ve bilirim ki hiç yüzüme karşı söylememiş olsa da sever beni, ben de O’nu. Yıllardır görüşmüyor olsak da geçen sene tesadüfen yolda karşılaştığımızda, içtenlikle tokalaşmıştık kısaca hal hatır sorarak birbirimize. Yüzüme sımsıcak, içten bir sevgiyle ve saygıyla bakarak tebessüm etmişti. Şiire daha yeni yeni kulaç atmaya başladığım yılların başında, kendisine götürdüğüm acemi, kötü şiirlerimi okumaya katlanmış ve hiç üşenmeden her biri için kısa notlar düşerek, bu notları sanırım hâlâ kullanmakta ısrar ettiği emektar daktilosunda, toplu halde yazıp bana vermişti. Şimdi ben de O’ndan edindiğim şiir terbiyesi ile bana acemi, kötü şiirlerini getirip yorum isteyen gençlerin yolladıklarını, aynı sabır ve özenle okuyup, kalplerini ve heveslerini kırmadan, bilgimi paylaşmaya çalışıyorum.

Bugüne kadar Ruşen Hakkı’nın hiç kimseyi kırdığına da şahit olmadım zaten. Hep babacan, içtiğinde neşeli ve tatlı küfürbaz, rakıyı güzel içmesiyle ünlü…

Ruşen Hakkı, iyi kötü, Türkçe Şiir’de kendine bir yer edinmiştir hiç şüphesiz, yarım asrı çoktan aşan şiir maratonuyla. Şiire verdiği elli küsur yıllık emeğin ve yeteneğinin sonucu olarak da İzmit Şiir Erki’nin tartışmasız lideri konumundadır. Ne var ki bir de Ruşen Hakkı’ya yamanan ve O’nun ününden nemalanarak, aslında amatör küme şiir oyuncusu olmalarına rağmen, büyük şair edalarıyla gezinen birkaç kişi vardır. Bunlar, Ruşen Hakkı’nın dostluğunu sömürerek, üfürükten şair sıfatı kazanmış, kendi ceplerinden para vererek yayımladıkları uyduruk şiir kitaplarıyla da yalancı pehlivan gibi dolanmaktadırlar ortada, uzun yıllardır. Hâlbuki hiçbiri ne şiir yıllıklarına girebilmiştir henüz, şiirleri ya da poetik yazılarıyla ne de kendilerinin bizzat yayın kurulunda bulunduğu ya da başında arkadaşlarının bulunduğu bir iki dergi dışında doğru dürüst şiirleri yayımlanabilmiştir edebiyat dergilerinde. Bu amatör küme şiir oyuncularından bir tanesi, bu sayede, yerel gazetelerde köşe kapmaktan tutun da yerel tv’lerde program yapmaya kadar epey nemalanmaktadır, üfürükten şair sıfatına sığınarak. İki tanesi ise İhsan Topçu’dan sonra hiç de layık olmadıkları şekilde, Kocaeli Şiir Etkinlikleri Birimi’nin başına geçmişlerdir. Üniversitedeki bu iki amatör küme şiir oyuncusundan birinin üfürükten şiir kitaplarını, İzmit’teki tek kitapevinin önündeki sepette, ucuzluk reyonunda görmüştüm “tanesi 50 kuruş” yazılı bir etiketle. Bunun üzerine içeri girip bu kitapları kilo hesabıyla alıp alamayacağımı sormuştum ben de.

Yıllar önce bir etkinlikte şöyle demişti Ruşen Hakkı: “Gençken, içimizden ‘yeter artık yazmayın ya’ derdik ustalar için, ama öyle olmuyormuş, bu yaşa gelince de şiir yazmak bırakılamıyormuş.” Doğrudur evet, şair adam son gününe kadar yazmadan duramaz. Ancak ölerek şiirden kopabilir bir şair. Ben de yaşlandığımda, o zamanın genç şairleri benim için, içlerinden ya da aleni “Yeter be Serkan Engin, öl artık” diyecekler, kendilerince haklı olarak. Hatta şairler arasında en kolay bana diyecekler şu yazımı da dayanak gösterip. O zaman ben de tıpkı Ruşen Hakkı’nın bu yazıyı okurkenki hali gibi, tatlı, babacan bir tebessümle karşılayacağım o genç şairleri.

Ruşen Hakkı, etrafına çöreklenen ve kendi ününden nemalanarak üfürükten şair sıfatı elde eden ve bu sıfata sığınarak, kendisi ile birlikte “mevlüthanlar” gibi şiir dinletilerinde toplaşan, akabinde bunun hatrına rakılı mezeli ziyafetlere konan, kitap fuarlarında küçük şiir dağlarının tanrısı gibi boy gösteren, gazetelerde köşe kapan, bu köşe kapmacı şahısları, bu saatten sonra hayatının dışında tutmaya niyetli olmadığına göre ve Ruşen Hakkı’nın şiir ortamlarından, sosyal hayattan tamamen elini eteğini çekip inzivaya çekilmek gibi bir planı olmadığı da göz önüne alınırsa, tek bir yol kalıyor geriye, Ruşen Hakkı’dan nemalanan sahte şiir peygamberlerinin ucuz erkinin yıkılması için, o da ölmesi Ruşen Hakkı Abimizin.

Bu yüzden senden Şiir ına rica ediyorum, öl artık Ruşen Abi.

Yazan: Serkan Engin

KASIM 2010

sekoengo@gmail.com

Adil Salih Resim Sergisi

Kasım 23, 2010 by admin  
Filed under Duyurular, Resim, Sanat, Sanatsal Etkinlikler, Sergiler

V Galerisi,  26 Kasım Cuma  Adil Salih’in “Bir Kere Uçu Gelince Sekize Dört Takla’’ isimli sergisine ev sahipliği yapıyor.  çı bu sergide 80’li yıllardan bu yana yaptığı resimlerden bir seçki sunuyor.

1965 Trabzon doğumlu olan çı, ilk kişisel sergisini 1981 yılında açtı. Köln Akademisine konuk öğrenci oldu. Avrupa ülkeleri müzelerinde araştırma ve incelemelerde bulundu. Yurt dışı ve yurt içinde çok sayıda kişisel ve karma sergilere katılan çının yapıtları, yurt içinde ve yurt dışında özel koleksiyonlarda yer almaktadır. çı çalışmalarına halen İstanbul’daki atölyesinde devam etmektedir.

Bir kere Uçu Gelince Sekize Dört Takla’’ başlıklı sergi 26 Kasım – 15 Aralık tarihleri arasında V Galerisi’ nde izlenebilir.

‘’Bir Kere Uçu Gelince Sekize Dört Takla’’

26 Kasım – 15 aralık 2010

Açılış: 26 Kasım Cuma 18:00 – 21:00

V : Büyükçiftlik Sokak. 16 a Nişantaşı – İstanbul

(0212) 231 58 80 - www.vsanat.com

SanatLog Haber

www.sanatlog.com