İlhan Koman Heykel Sergisi, Arte Istanbul’da

Türkiye’nin ilk heykel galerisi Arte İstanbul Galerisi, Türk heykel tarihinin en önemli isimlerinden İlhan Koman’ın eserlerine ev sahipliği yapıyor. “İlhan Koman Arte İstanbul’da” başlıklı heykel sergisi, İlhan Koman Vakfı Başkanı Ahmet Koman ve Arte İstanbul Galerisi işbirliğiyle 24 Kasım – 31 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilmektedir.

Bir nesnenin olması için has, öz ve gerçek olması gerekir. Sanatta tek ölçüt budur.” diyen ünlü heykeltıraşın eserleri; son dönemdeki sergilerinin devamı niteliğinde yeni bir düzenlemeyle, gerçek bir heykel galerisinde, -Arte İstanbul’da- sanatseverler ve koleksiyonerlerle buluşacak.

Çalışmalarıyla bilimi ve ı birleştiren çının eserleri 24 Kasım 2010 tarihinden itibaren Arte İstanbul Galerisi’nde görülebilir.

Arte Istanbul Merkezi:
Pazartesi-Cumartesi 10:00-18:00 saatleri arasında açıktır.
Kumbaracı Yokuşu, Tercüman Çıkmazı No:16/1 Beyoğlu.
Tel +90 212 292 8045
www.arteistanbul.com

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Mircan’dan Her Derde Deva Yeni Bir Albüm: ELIXIR

Mircan’ın altıncı uluslararası albümü ‘’ raflardaki yerini aldı. UCM (Uncatalogued Music Production)’dan çıkan , Gülten Akın’ın şiirleri üzerine bir albüm. Tüm bestelerin Mircan’a ait olduğu , çının sadece Türkçe eserlerden oluşan ilk albümü. 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, Selim Güneş’in Sabahattin Ali’nin ‘Ayran’ isimli öyküsünden esinlenerek senaryosunu yazıp yönettiği ‘Kar Beyaz’ın müzikleriyle En İyİ Müzik Ödülü’nü de kazanan Mircan için, Ingiliz The New Internationalist Kafkaslar’ın Diamanda Gallas’ı diyor. Kimileri Lorena Mc. Kenneth’la kıyaslıyor. Folk Roots dergisi eski çağlara ait eşsiz bir kanaviçeye benzetiyor müziğini.

Kelime anlamı ‘hastalıkları iyileştirici madde’ olan , şiirle müziğin buluştuğu bir çalışma olup müzik camiasına bambaşka lezzetler sunuyor. Gülten Akın’ın dizeleri, Mircan’ın besteleri ve yorumuyla buluşunca ortaya bir yaşam iksiri çıkmış adeta. Bu albüm, çının diğer albümlerinden farklı olarak sadece Türkçe eserlerden oluşuyor. Sound olarak da diğerlerinden çok farklı olan ’de klasik Türk müziğinden flamenkoya, halk müziğimizden caza kadar çok farklı türler aynı eserde harmanlanmış olarak çıkıyor karşımıza. Albümde Gülten Akın’ın şiirlerinin yanı sıra, Metin Eloğlu’nun ‘Eşcil’ isimli şiiri de çının besteleriyle hayat buluyor.

BU albüm, Gülten Akın gibi büyük bir ozanın Mircan gibi uluslararası müzik camiasında özgün tarzıyla ayrı bir yerde duran bir çı tarafından müziğe aktarılması, edebiyat ve müziğin buluşması açısından kıymetli bir örnek.

Padova’dan İstanbul’a

Aynı zamanda yüksek mühendis olan ve Boğaziçi Üniversitesi’nde deprem mühendisliği master’ı yapan Mircan, Italya ve Ispanya’da tarihi eserlerin yapısal analizleri üzerine ileri master çalışması yürüttüğü 2009 yılında bir taraftan eski kiliseler ve katedrallerin içinde dolaşırken, öteki taraftan uzak kaldığı sevgili şehri İstanbul’a hasretini dile getiren şarkılar yazdı; üstelik büyük ozanımız Gülten Akın’ın şiirleriyle. Şarkılarının çoğunu altından nehir geçen gerçek bir cadı kulesine ve Galileo’nun astronomi araştırmalarını yürüttüğü ‘Specola’ ya bakan evinde, Padova’da yazdı Mircan. Bir kısmını ise, uçak yolculuklarında, bulutların üstünde, yollarda, uzak diyarlarda.

Mircan, ’in hazırlık süreci için şunları söylüyor: albümü henüz yirmi ya da yirmi bir yaşında bir üniveriste öğrencisi iken gitarımla yaptığım ‘B…… İçin Ağıt’ adlı parça ile zamanda bindokuzyüz seksenli yıllara, Padova’da el kamerama kaydederek bestelemeye başladığım ‘Sevi Dizeleri’ ve ‘Eski Bir İstanbullu Ağzından İlahi’ ile mekanda Avrupa’nın eski sokaklarına, yapılarına , kiliselerine, uzaklara dayanır. Hem zamanda hem de mekanlar arasında yaşadıklarım, algıladıklarım, bunların bende uyandırdığı duygular ve müziğe dönüştürülmesidir bu albüm.”

Yerelden Evrensele

Mircan her albümünde birbirinden farklı, yabancı müzisyenleri Türkiye’den ustalarla buluşturma geleneğini bu albümde de bozmadı. çı, böylece yerel aidiyetlerden vazgeçmeden evrensele ulaşmaya çalışıyor. Bu şekilde ortaya çıkan kendine özgü sound’u ile şimdi yine yepyeni şeyler söylüyor. Hem de bu yolculuğa yine büyük ustalarla çıkarak.

Roger Mills-trompet, Göksel Baktagir-kanun, Yurdal Tokcan- ud, Baki Kemancı-keman, Uğur Işık-çello, Aydın Can Kutluay & Cenk Erdoğan - gitar, İzzet Kızıl & İsmet Kızıl- perküsyon ve daha pek çok müzisyen. Her şiirin duygusu, meramı, Mircan’ın o şiire özel müziğinde karşılığını buluyor. Mircan’ın Albümü yine hem kayıt hem de mixing & mastering gibi aşamalarda yurtdışı ile alışveriş yapılarak yaratıldı. Prodüksiyonda Mircan son beş yıldır birlikte çalıştığı Roger Mills ve Osman Kent ile iş birliği yaparak Türkiye-Avustralya-İngiltere’den müzisyenlerle benzersiz bir füzyon yarattı.

www.kultursanataajansi.com

Diskografi:

Bizim Ninniler : Çan Müzik

Kül : Kalan Müzik

Kül&Ashes : UCM

Sala : UCM

Numinosum : UCM

Outim : UCM

: UCM

www.mircan.net www.ucmproduction.com

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Hande Şekerciler’in “Sıradakiler” Adlı Heykel Sergisi

Hande Şekerciler, 1982 Bursa doğumlu bir heykeltıraş. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Heykel Ana dalı mezunu. Mezun olduktan sonra bir süre çeşitli ressam ve heykeltıraşlarla birlikte çalıştı. Eserlerinde Klimt ve Schiele’nin etkileri görülür. Özellikle Schiele’nin resimlerinde insan bedeni üzerinde yaptığı deformasyonları üçüncü boyuta taşımaya gayret etti. Eserlerinde feminist ın sıklıkla işlediği konulara fanatizmden uzak bir tavırla yaklaşma çabası gözlemlenebilir. Kadın sorunları, beden-iktidar ilişkisi eserlerinde sıklıkla işlenen kavramlardır.

çı sergi oluşum sürecini şöyle dile getiriyor;

Serginin ana fikri gerçekten de sokakta yürürken gördüğüm, beklemek zorunda kaldığım uzun ve çileli sıralarda ortaya çıktı. Beklerken insanın düşünmek için oldukça vakti oluyor! Sıraların, beklemenin maddi dünyada hepimizin yakından bildiği bir çok karşılığı var, vergi dairesi, nüfus müdürlüğü, okul, maaş kuyruğu gibi. Öte yandan düşünsel boyutta da bir ifade buldu benim kafamda, hayatımız boyunca, sevilmeyi, sevmeyi, iyi bir hayatı ve nihayetinde ölmeyi bekliyoruz. Bu hepimiz için geçerli, masa başında dev plazalarda çalışanlar içinde, atölyesinde heykel yapanlar için de… Herkes nihayetinde sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Bütün bu sıralar, birbirinin kuyruğuna eklenmeler hayatı oluşturuyor.

“önce okula gideyim, sonra askere, sonra evlenirim, çocuk yaparım, okula gider, askere gider, çocuk yapar, evlenir, torun okula gider, sonra…”.

Hayat böyle bekleye bekleye, sıraya koyarak, sıraya girerek eriyor, tükeniyor. Kimse sıradaki yerinden memnun değil zaten.

Aslında tüm serginin fikrini, bütün hayatı tek bir cümlede özetlemiş Exupéry:

“…Kimse bulunduğu yerde mutlu değildir…”

Kafamda beliren bu fikri ilk kişisel sergimle paylaşmak beni o kadar heyecanlandırdı ki, adeta arsız bir çocuk gibi bunu anlatabileceğim her medyumu kullandım. Heykel, desen, gravür, Arda Yalkin’la beraber yaptığımız video… Sergi salonuna girdiğinizde hepsi tek bir heykel gibi görünen bir çok tel-polimer heykel yaptım. Biçim ve malzeme seçimindeki ana fikir, desende yakaladığımız bol çizgiden oluşan o araştırmacı tavrı heykelde vücuda getirmek ve nasıl ki desende güzel bir tad yakaladığımızda orayı detaylandırıyorsak heykelde de bu tavrı sürdürmekti.

Açıkçası sergiyi gezip çalışmaları gördüğünde herkesin benimle aynı şeyleri düşünmesini beklemiyorum, sadece bir şeyler düşündürebilirsem benim için kafi.

Heykel yapmak, çoğu heykeltıraşın aksine hiçbir zaman meditasyon gibi olmadı benim için. Daha ziyade fikirle, malzemeyle mücadele ettiğim; Sıkıştığım, çözüldüğüm, daraldığım, rahatladığım karşıtlıklarla dolu zorlu ve keyifli bir süreç. Yine çoğu meslektaşımın aksine hiçbir zaman çocukluk hayalimde heykeltıraş olmak yoktu. Annemin beni sınava sokmasıyla girdiğim bölümde neredeyse mezun olmama yakın malzemeyle mücadele etmenin, fikrinin boşlukta yer kaplamasının verdiği hazzı farketmemle, artık heykelden başka bir şey yapamayacağımı anlamam bir oldu. O zamandan beri en keyif aldığım işlerden biri heykel yapmak.

Genç çı Hande Şekerciler’in “Sıradakiler” ismini verdiği tel-polimer heykelleri, desen, gravür ve Arda Yalkin’la beraber yaptığı video sunusunu 10 Kasım – 5 Aralık 2010 tarihleri arasında Galeri Selvin’de görebilirsiniz.

GALERİ SELVİN:Arnavutköy Dere Sok. No:3 Arnavutköy Beşiktaş İstanbul

Tel: 212.263 74 81 selvincg@gmail.com www.galeriselvin.com

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Ladies & Gentlemen Müzikal Topluluğu 3. Uluslararası İstanbul Koro Günlerinde!

İçlerindeki şarkı söyleme aşkı onları bir araya getirdi…

Sezen Aksu, Ferhat Göçer, Sertab Erener, Alessandro Safina gibi Türkiye ve dünyaca tanınan çılarla çeşitli konserler vermiş olan ve çoğunluğu amatör müzikal sevelerlerden oluşan Ladies & Gentlemen Istanbul Müzikal Topluluğu, Türkiye’de bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Istanbul Koro Günleri kapsamındaki etkinliklerde yine sahnede! Topluluğun ilk konseri, 05 Kasım tarihinde Nişantaşı Işık Lisesi’nde.

Opera ve müzikal çısı, aranjör ve akademisyen Çelik Kasapoğlu’nun yönetiminde 2005 yılında kurulan Ladies & Gentlemen Istanbul Müzikal Topluluğu, 5-6-7 Kasım tarihlerinde farklı mekanlarda vereceği konserlerle sevenleriyle buluşacak. Broadway ve Londra (Westend) müzikalleri ağırlıklı repertuvarının yanı sıra topluluk, bilinen Türk bestelerinin farklı aranjelerini de seslendirecek.

Ladies & Gentlemen Istanbul Müzikal Topluluğu, çeşitli ülkelerden farklı koroları bir araya getiren 3. Uluslararası Istanbul Koro Günleri’ne üçüncü kez katılıyor. İçlerindeki müzik aşkı ile bir araya gelmiş farklı meslek sahiplerini aynı çatı altında toplayan ve 80 kişiye varan kadrosuyla Türkiye’deki en büyük müzik toplulukları arasında yer alan Ladies & Gentlemen, müzikseverlere keyifli bir mini konser sunacak.

Program

5 Kasım 2010 Cuma

Saat: 20.00

FMV Işık Lisesi (Nişantaşı) Muvaffak Benderli Salonu

Non Silentium Korosu (İsveç - Sweden)

Sunlight Korosu (İsveç - Sweden)

Ladies & Gentlemen İstanbul Korosu (Türkiye - Turkey)

6 Kasım 2010 Cumartesi

Saat: 18.30

İTÜ Maçka Kampüsü, Mustafa Kemal Amfisi

OTE Korosu (Yunanistan – Greece)

Nazım Kumpanya (Türkiye – Turkey)

Gia’ Quinta Korosu (İtalya - Italy )

Ladies & Gentlemen Korosu (Türkiye - Turkey)

7 Kasım 2010 Pazar

Saat: 16.00

Notre Dame de Sion Lisesi Konser Salonu

Mersin Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu (Türkiye-Turkey)

OTE Korosu (Yunanistan – Greece)

Ladies & Gentlemen Istanbul Müzikal Topluluğu Hakkında:

Ladies & Gentlemen Müzikal Topluluğu, 2005 yılında Çelik Kasapoğlu tarafından kurulmuştur. Ladies & Gentlemen, müzikal tiyatroyla ilgilenen profesyonel çıları ve de farklı meslek sahiplerini aynı çatı altında toplamıştır. Topluluğun repertuarında, ağırlıklı olarak Londra ve Broadway müzikallerinden parçalar, film müzikleri, jazz ve popüler müzik türlerinden parçalar yer almaktadır. Topluluk üyeleri, gerek orkestra, gerekse piyano eşliği ile çok sesli koro, ensemble ve solo performanslar sergilemektedirler. Ladies & Gentlemen, sanatseverler tarafından beğeniyle izlenen müzikal tiyatro’nun Türkiye’de yaygınlaşmasını amaçlamanın yanı sıra, topluluk olarak Ladies & Gentlemen, 80 kişiye varan kadrosu ile şu anda Türkiye’deki en büyük müzikal topluluğu kimliğini taşımaktadır. Topluluğun Müzik Direktörlüğü’nü halen kurucusu Çelik Kasapoğlu yürütmektedir.

SanatLog Haber

www.sanatlog.com