Görelilik, Metafizik ve Hümanizma: Kurosawa’nın Rashômon’u Üzerine

8 Mart 2009 Yazar:  
Kategori: Klasik Filmler, Manşet, Sanat, Sinema

’da (1950), Japon Ortaçağı’nın (10. yüzyıl) yabanıl coğrafyasını fon alır. Ölüm ve sömürünün, vahşet ve zalimliğin kol gezdiği bir coğrafyadır bu. Bu yabanıl coğrafyanın prototipi de bir samurayın karısının bir haydut tarafından tecavüze uğraması ve ardından da samurayın öldürülmesi olayıdır. Bahis konusu edilen bu öykü, dört farklı bakışaçısının (samurayın kadınına tecavüz eden haydut Tajômaru (), tecavüze uğrayan kadın, öldürülen samurayın ruhu ve oduncu) süzgecinden geçerek gizil bir bütünselliğe ulaşır; fakat daha çok bir çıkışsızlığa işaret eder. Gerçek ve yalan kavramları ahlaki ve felsefi vizyonun birer parçasıdır ’da; giderek “olay”ın kendisi bir söylentiye dönüşür.

Akira Kurosawa, gerçek-yalan karşıtlığını / çelişkisini aşmak ister gibidir Rashômon’da. Film boyunca “gerçek” bir buhar olup uçar. “Gerçeğin” kendisi söylenceye evrilir. Gerçeğin göreceliliğinden ziyade bir sorunsal olarak tanımladığı gerçekliğin imkansızlığını sorgular gibidir Kurosawa.

Bu “” analizi / sorgulaması Rashômon’un ahlaki ve de hümanist mesajlarını belirgin kılmada birer sıçrama tahtası biçiminde algılanabilir.

 

Rashomon 2

 

Nedir onlar?

 

İşte burada Rashômon’un finaline geliyoruz.

Rashômon’un finalinde, izbe Rashô Tapınağının kuytu bir köşesinde terk edilmiş bir bebek ağlamaktadır…

Bu tapınakta -yağmur nedeniyle oraya sığınmış- üç adam vardır: bir rahip, bir oduncu ve bir köylü…

 

 

Bebeğin sesinin geldiği yöne doğru giden köylü, bebeğin terk edildiğini anlar ve üzerindeki kimono’yu alır / çalar. Yaptığı davranıştan dolayı oduncu ile tartışan adam, bunu (hırsızlık eylemini) nasıl olsa birinin yapacağını söyler; ne ki oduncunun da yeterince dürüst biri olmadığını mimler ve hem de oduncuya tokat atar…

Adam gider…

Rahip ve oduncu bir başlarına kalırlar tapınakta…

Bebek, rahibin şefkatli kucağında ağlamaya devam etmektedir…

Oduncu, hali hazırda altı çocuğu olduğunu, bu bebeğin de bakımını üstlenebileceğini söyler rahibe…

Ve bebeği rahibin kucağından alıp evine yollanır…

Ve de Rashômon sona erer…

 

 

Tecavüz ve samurayın öldürülmesi olayının dört değişik perspektiften yorumunun, öyküyü gizil bir bütünselliğe, çıkışsızlığa taşıdığını belirtmiştim. Sevgisiz, merhametsiz, vahşi bir coğrafyada insan doğasına inanmıyor gibidir Akira Kurosawa. Üstelik samurayın ruhunun medyum yoluyla çağrılıp kendisinden bilgi alınması (ki göksel / ilahi bir mahkeme iradesiyle yapılıyor gibidir bu), ontolojik gerçeğin insan aklı / mantığı ile kavranamayacağını; en azından, kişinin, kendi gerçeğini ve başkasının gerçeğini yordarken, dinsel ve duyularüstü olana sığındığını ironik bir vizyonla sorunsallaştırır Kurosawa. Bu da son tahlilde, “gerçeğin / gerçekliğin” “gökyüzü” ile “yeryüzü” arasında bir yerlerde gizlendiğini, en nihayetinde “tek ve mutlak bir gerçeğin” asla varolamayacağını, “bakılan”ın “bakan”a göre değiştiğini bir kere daha anımsatır. Ve şu soru:

“Gerçek” var mıdır, olası mıdır?

Evet, buraya değin karamsar bir yapıttır Rashômon. Öykü (dört farklı yorum eliyle) çatallanmış ve bir çıkmaza kilitlenmiştir.

Fakat sonuç / final böyle değildir.

Her ne kadar öykü boyunca acımasız bir dünyada ayakta kalabilmek uğruna hile ve yalana başvuran figürleri gözlemlesek de, Rashômon’u evrensel ve hümanist kılan ipucunun öykünün finalinde yattığını söylemek zorundayız; aksi takdirde Rashômon, Japon Ortaçağı’na ilişkin “ulusal” bir öykü olarak kalırdı.

 

 

Paylaşımı savunan, insanlığın geleceğine güvenen, sevgiye inanan ve de iyiliğin arkasında duran bu güzide final; Rashômon’un evrensel ve ahlaki çizgisini belirleyen, hümanist özünü açığa çıkartan bir finaldir; hemen tüm Kurosawa yapıtlarında olduğu gibi…

Son olarak, şu kışkırtıcı soru akılları kurcalar:

Karamsar bir öykünün karşısına iyimser bir final denk midir?

Hakan Bilge

hakanbilge@sanatlog.com

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar

8 Yorum on "Görelilik, Metafizik ve Hümanizma: Kurosawa’nın Rashômon’u Üzerine"

  1. wherearethevelvets on Paz, 8th Mar 2009 7:24 pm 

    Çok lezzetli bir yazı…

  2. melikekaragul on Paz, 8th Mar 2009 9:32 pm 

    Kalemine sağlık Sinefil78 ;)

  3. kusagami on Pts, 9th Mar 2009 1:43 pm 

    “Cebimde beş kuruş para yoktu, dışarı çıktım hava almak için. Eve geldiğimde filmin benden habersiz yurtdışına çıkarıldığını söyledi; ancak Venedik Film Festivali’nde filmimin Altın Aslan kazandığını ekledi.”

    ”Kurbağa Yağı Satıcısı” - Akira Kurosawa

    Tek bir gerçeğe karşı birden çok gerçekle karşımıza çıkan bir başyapıt. Ve bunu kaleme döken sinefil78′e ayrıca teşekkür ederim. Kurosawa Kurosawa gidiyoruz böylece :)

  4. Hakan Bilge on Pts, 9th Mar 2009 3:21 pm 

    Murat ve Melike teşekkürler.

    Orhan, senden de Seven Samurai’ı bekliyoruz şu vakit :)

  5. dyildizel on Çar, 11th Mar 2009 2:49 am 

    Muhteşem bir film…

  6. persona on Sal, 17th Mar 2009 2:32 pm 

    Kurosawa buraya saltanat kurmuş gibi :D

    Kalemine sağlık.

  7. azaplanca on Cum, 20th Mar 2009 3:47 pm 

    Eline sağlık.

  8. operadaki sessizlik on Cts, 28th Mar 2009 3:25 am 

    Gerçi birçok Kurosawa filminden etkilenmişimdir ama Rashomon’un benim için ayrı bir yeri, ayrı bir önemi var. O Rashomon ki uzun uzun sorular sorduran; korkuları ve vicdanları ile baş başa kalmış çaresiz insanların çaresizce kendi gerçeklerini, kendi düşüncelerini ispatlamaya çalıştıkları bir filmdir.

    Kalemine sağlık…

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz...
Yorumunuzda avatar çıkması için gravatara üye olmalısınız!