Ayşenur Kolivar Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda!
Mart 6, 2012 by Editör
Filed under Dünya Müziği, Duyurular, Etkinlik Cetveli, Gösteriler & Topluluklar, Konser, Müzik, Sanat, Sanatsal Etkinlikler
Karadeniz’in küçük dev kadınından Gürcüce, Çerkezce, Hemşince, Rumca, Lazca ve Mergelce Türküler!
Karadenizin küçük dev kadını Ayşenur Kolivar, cefakâr Karadeniz kadınlarının hikayelerini anlattığı, “Bahçeye Hanımeli” isimli albümünün tanıtım konseriyle, 10 Mart’ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sahne alacak.
Karadeniz kadınının aşkının, sevincinin, hüznünün ve isyanının Gürcüce, Çerkezce, Hemşince, Pontus Rumcası, Lazca, Megrelce ve Türkçenin yöreye özgü ağızlarıyla anlatıldığı şarkılar bölgenin çok kültürlü yapısına da vurgu yapıyor.
Kolivar’a aralarında Sumru Ağıryürüyen, Hikmet Akçiçek, Erdal Bayrakoğlu, Hava Karadaş, Şenol Topaloğlu, Yunanistan’dan Hristos Halkias ve Ahilleas Vasiliadis’in de bulunduğu 55 kişilik ekip eşlik edecek. Gecede bölgenin geleneksel danslarından örnekler de sergilenecek.
25.00 – 20.00 – 15.00 ve 10.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!
Ayşenur Kolivar:
Ayşenur Kolivar, Rize-Çayeli’nde doğdu, çocukluğunu ve ilk gençliğini İzmit’te geçirdi. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Müzik ve halkbilimi alanlarında çalışmaya üniversite yıllarında, Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde başladı. Müzik çalışmalarını 1993-2000 yılları arasında Kardeş Türküler Projesi’nde sürdürdü. Doğu Karadeniz müzikleriyle ilgili çeşitli çalışmalara solist ve vokalist olarak katkıda bulundu. 2001-2003 yılları arasında Dalepe Nena (Kızkardeşlerin Sesi) kadın müzik grubunda eğitmenlik ve solistlik yaptı. 2001’den beri Doğu Karadeniz halk müzikleri konusunda derleme ve icra çalışmaları yürüten Helesa Projesi’nde araştırmacı ve solist olarak yer almaktadır.
Halkbilimi alanındaki akademik çalışmalarında, alan araştırmaları ekseninde, Doğu Karadeniz kültürleri ve özellikle yöredeki kadın kültürüne odaklandı. 2007 yılında yayımlanan ‘Fadime Kimdir’ adlı kitabın editörlüğünü yaptı. Halen İTÜ Müzikoloji ve Müzik Teorisi Bölümü’nde doktora öğrencisidir ve bir üniversitede Türkçe okutmanlığı yapmaktadır.
Müzik ve halkbilimi alanlarındaki çalışmalarını, Doğu Karadeniz kültürleriyle ilişkili filmlerin müziklerinde bir araya getirmeye çalıştı. Yeşim Ustaoğlu’nun ‘Sırtlarındaki Hayat’ (2004) adlı belgesel filminin, Özcan Alper’in ‘Sonbahar’ (2008) ve Yusuf Kurçenli’nin ‘Yüreğine Sor’ (2010) adlı sinema filmlerinin müziklerini yapan ekiplerde yer aldı; Orhan Tekeoğlu’nun ‘İfakat’ (2010) adlı belgeselinin müziklerini hazırladı.
The Rolling Stones’la 50. Yıla Genel Bir Bakış
Şubat 25, 2012 by Editör
Filed under Gösteriler & Topluluklar, Müzik, Sanat
Son geçen elli yıl, dünyaya geçtiği yolda iz bırakan müzisyenlerin pek çoğunu kaybettiğimiz zamanlar olarak belleklerimizde yer edinirken; Janis Joplin, John Lennon, Jimi Hendrix ve Kurt Cobain’in zamansız ölümleri süregelmiştir.
Bu kısa yazıda, yaptıkları ve dinledikleri müzikle hâlâ genç kalmayı sürdüren, Nazım Hikmet’in söyleyişiyle, ölmekten korktuğu halde ölüme inanmayan ve meydan okuyan bir kuşağın son temsilcilerinden bahsedeceğim size.
Dartford Tren İstasyonu’nda sıradan bir gün aceleci adımlarla, elindeki blues plaklarına sıkıca sarılarak arkadaşı Keith Richards’ı görmeye giderken başlatmıştı Mick Jagger ilk adımlarla The Rolling Stones’un hikâyesini.
Orta sınıf bir ailenin burslu olarak London School of Economics’de okumaya hak kazanan oğlu olmaktan, efsaneler ölmez sözcüğünü bugün her iki anlamında da yaşatan bir yıldız olacak olması… Bu adımlarla ilerliyordu Dartford Tren İstasyonu’nda.
Aralarına Ian Stewart ve blues gitaristi Brian Jones’u da katan ikili 1960′ların fırtınasına yelken açtılar. Onlar Birleşik Krallığın kötü çocuklarıydı. Albüm kapaklarında asık suratlarıyla, uyuşturucu bulunmakla suçlanmalarıyla, çirkin ifadeleriyle The Beatles’ın sempatik imajının tam tersine hareket ediyorlardı ve bu, o gün için oldukça havalı bir imaj yaratıyordu.
The Rolling Stones’un John Pashe tarafından 1970 yılında yaratılan meşhur dudaklar ve dışarıya çıkan dil simgesi bir dönem Türkiye’de de olmak üzere her yerdeydi.
Bu imajın aksine müzikal açıdan Beatles’la oldukça benzerlikler taşıyan efsanevi Mick Jagger ve çetesi asla insanları onlar kadar arkalarından sürükleyememesine rağmen hatırı sayılır başarılara imza atmış, 2005 yılında son albümlerini yayınlayan grup hâlâ devam eden müzik yaşamalrıyla insanları ortak çatısında birleştirerek adım adım başarıya yürümeyi bilmişlerdir.
Keith Richard, Brian Jones ve Mick Toylor’un ardından gruba dâhil olan Ronnie Wood, Charlie Watts ve tabii ki de Mick Jagger bugün ender görülen, ölmeden efsaneleşme mitinin en canlı örnekleridir.
Albümleri *
Shine A Light Single Disc Edition
Shine A Light Deluxe Edition
A Bigger Bang
Live Licks
No Security
Bridges to Babylon
Stripped
Voodoo Lounge
Flashpoint
Steel Wheels
Dirty Work
Undercover
Still Life
Tattoo You
Emotional Rescue
Some Girls
Love You Live
Black And Blue
It’s Only Rock ‘N Roll
Goat’s Head Soup
Exile On Main St
Sticky Fingers
Get Yer Ya Ya’s Out
Let It Bleed
Beggars Banquet
Their Satanic Majesties Request
Flowers
Between The Buttons
Got Live If You Want It
Aftermath
December’s Children (And Everybody’s)
Out Of Our Heads
The Rolling Stones Now!
The Rolling Stones No. 2
12 x 5
The Rolling Stones (England’s Newest Hitmakers)
Grup elemanları *
1962 – 1963
Mick Jagger
Keith Richards
Brian Jones
Dick Taylor
Bill Wyman
Ian Stewart
Carlo Little, Tony Chapman, Mick Avory
1963 – 1968
Mick Jagger
Keith Richards
Brian Jones
Bill Wyman
Charlie Watts
1969 – 1974
Mick Jagger
Keith Richards
Mick Taylor
Bill Wyman
Charlie Watts
1975 – 1992 Mick Jagger
Keith Richards
Ronie Wood
Bill Wyman
Charlie Watts
1993 – Bugün
Mick Jagger
Keith Richards
Ron Wood
Charlie Watts
* Albümler ve Grup elamanları bilgisi 25.02.12 tarihinde http://tr.wikipedia.org/wiki/The_Rolling_Stones adresinden alınmıştır.
m.onurkocabiyik@hotmail.com
Barış ve Müzik – Woodstock (1969)
Geleceğin gölgesinde, akan sularda durulmak bilmeyen bir dünyada, “barış ve müzik için” sloganıyla 3 gün süreyle düzenlenen bu festival, müzik tarihi içinde sarsılmaz bir nokta olarak benliğini koruyan ve dünyayı etkileyen bir hareket olarak bugün benliklerimizde hâlâ yaşamaktadır.
İlk olarak 1969 dünyasının fotoğrafını inceleyerek başlayalım yolculuğumuza.
Siyasi yaşamda Amerikan Tarihi’nin kara lekelerinden biri olan Wietnam Savaşı ve ülke gençliğinin savaş karşıtı hareketleri, dünyanın dört bir yanındaki gösterilerle birlikte artarak devam ediyor, Kara Panterler zenci hakları için silahlı eylemlerde bulunuyor, Nijeryadaki Biefra iç savaşı, Mozambik’te Portekizlilere karşı süren çatışmalar devam ederken kapitalizm; aya ilk insanı göndererek Doğu Bloğuna karşı psikolojik bir zafer kazanıyordu.
Sosyal yaşamda da yer yerinden oynamıştı. Mini etek kitleler tarafından kabul görmüş ve kadınların çıplak bacakları ilk kez birer bağımsızlık ve güç imgesi oluvermişti; doğum kontrol hapları geniş kitlelere ulaşırken, Almanya’da okullara cinsellik dersleri ilk defa girmiş ve eşcinsellik suç olmaktan çıkarılmıştı.
Bu yılın ortalarında festival fikri Michael Lang ve Artie Kornfeld’in gazetede gördükleri bir ilan üzerine John Roberts ve Joel Rosenman adındaki iki girişimciyle yapılan görüşmenin sonucunda ortaya çıkmıştı. İlginçtir, yaygın olan kanının aksine konser Woodstock’ta değil, tüm hazırlıkların tamamlanmasına 15 gün kala konser alanı için düşündükleri bölgenin belediye başkanının son anda izin vermemesi sonucunda Bathelde’ki, Max Yasgur adındaki bir çitçinin arazisinde düzenlenmiştir. İsmin değiştirilmesine fırsat kalmadığı için festivalin ismi Woodstock olarak tarihe geçmiştir.
Konser alanı kurulduktan sonra inanılması güç bir şey oldu. İlk gün beklenilenin çok üstünde tam 250.000 kişi alana geldi ve daha 100.000 kişi tüm trafik alana gelmek üzere hareket edenlerin arabalarıyla kitlendiğinden alana gelebilmek için otostop çekmekle meşguldü. Civardaki benzinliklerin depoları boşalmıştı. Belirli bir bilet kontrol noktası belirlenememişti, etrafa yapılan telleri aşarak insanlar dört bir yandan alana akın ediyordu. Bunun sonucunda organizatörler festivali ücretsiz ilan etmek zorunda kalmışlardır. O kadar çok insanın biletini kontrol edebilmek imkânsızdı.
15 Ağustos 1969′da Richie Havens’in sahneye çıkmasıyla başlayan festival yaklaşık 500.000 kişinin doldurduğu konser alanının enerjisi 18 Ağustos’ta 12 saatlik gecikmeyle de olsa sahneye çıkan Jimi Hendrix’in kariyerinin en uzun canlı performansını vermesine neden olmuştur.
Festivalin önemli özelliklerinden biri tek bir odak noktasının asla olmamasıydı. Bir yanda “free stage”de oynayan çocuklar, göle giren insanlar, yoga yapanlar, sevişen çiftler festivalin 2. günü yağmaya başlayan şiddetli yağmurla baş etmek zorunda kalmışlardır. Festivalin proüktörü Chip Monck’un deyimiyle “…yağmur çok bereketliydi; ortada tam bir çorba vardı ve bu herkesi bir araya getirdi.”
Birbirlerine yaklaşmış insanlar ve konser ortamının tadını çıkararak yağmur ve çamurun aksiliklerine aldırmayarak özgürce eğlenmiş ve savaşa karşı ciddi bir gençlik gücünün oluştuğunu göstererek barışa dolaylı olarak katkı sağlamışlardır.
Sahneye çıkan gruplar ve sanatçıların çıkış sırasıyla tam listesi:
15 Ağustos 1969 Cuma
Richie Havens : (Saat 17:07)
Country Joe McDonald
Bert Sommers (Akşam saat 20:00)
Tim Hardin (Akşam saat 21:00 civarı)
Ravi Shankar (Akşam 22:35)
Melanie
Arlo Guthrie
Joan Baez (01:30)
02:00 Yağmur yağmaya başlıyor. 3 saat boyunca yağıyor.
16 Ağustos 1969 Cumartesi
Quill : (Gece 00:15)
Sweetwater
John B. Sebastian (11:00)
Keef Hartley
Santana (14.30)
Incredible String Band
Canned Heat
Grateful Dead
Creedence Clearwater Revival
Sly & the Family Stone (01:30)
The Who (03:00)
17 Ağustos 1969 Pazar
Jefferson Airplane (08:30)
Joe Cocker : (14:00)
Çok şiddetli rüzgar ve yağmur (14:25)
Max Yasgur yağmur sonrası sahneye davet ediliyor. (17:00)
Country Joe & Fish
Leslie West / Mountain (18:30)
Ten Years After (20:00)
The Band (10:30)
Johnny Winter
Blood, Sweat & Tears (00:00)
18 Ağustos 1969 Pazartesi
Paul Butterfield Blues Band
Sha-Na-Na
Jimi Hendrix (08:30)
Konser 10:30′da Jimi’nin sahneden inmesiyle biter.
m.onurkocabiyik@hotmail.com
/aJohn B. Sebastian (11:00)
The Beatles: Devrim İçin Dans Et
Ocak 6, 2012 by Editör
Filed under Gösteriler & Topluluklar, Müzik, Metinler, Sanat
İngiltere, 1960’lı yılların başında halen Victoria çağı geleneklerine göre yetiştirilen çocukların, on altı yaşına geldiklerinde yetişkin birer birey sayıldığı ve ailelerinin birer kopyaları olması beklendiği bir ortam olmaktan çok da uzak değilken aniden karşı konulamaz isteklerin tutkuyla ve müzikle birleşerek statükoya başkaldırması dünyanın asla eskisi gibi olamayacak bir çıplaklığa kavuşmasını sağladı. Dünya, artık üzerindeki ipek giysilerini çıkarmış ve bluejeanleri bacaklarından aşağıya dalgalanan, gençliğin yaratıcılığına kavuşmuş seksi bir figürdü.
Şüphesiz bu bombanın fitilini ateşleyenlerden biri de ufak liman kenti Liverpool’dan yankılanmaya başlayan The Beatles ve müziğiydi. Liverpool’lu bu dört genç (Paul McCartney, John Lennon, George Harrison ve Ringo Starr) çok geçmeden John Lennon’un da başına fazlasıyla iş açmış deyimiyle “İsa’dan bile daha popüler olacaklardı.”
Bu süreç dikkate alınsın veya alınmasın, günümüzde hâlâ dinleyenleri kendine çekmesi ve dinlenmeye devam etmesi The Beatles’ı modern klasikler içinde ölümsüz bir çerçeveye koymamıza olanak sağlamaktadır. Zamanın getirdiği süreçte, yaşantılar ve The Beatles müziği, Beat Kuşağı unutulur mu bilmek pek mümkün değil. Ama devrim için dans etme kültürü yani mevcut bürokratik düzen ve kapitalizmle kendine ve birbirlerine yabancılaşmış insanların sanatın her dalıyla statükodan koparak ona karşı savaş açmış ve uluslararası bir gençlik kavramı arkasında buluşmaları, gençler arasında asla kaybolmayacak kitlesel bir eylem biçimi olarak belleklerinden silinmeyecek ve kapitalizmin kendilerini, sanatlarını kullanarak büyümesi ironik sorunsalından dönem şartlarına göre getirdikleri çözümlerle sıyrılarak devrim için ve özgürlük için dans etmeye devam edeceklerdir.
m.onurkocabiyik@hotmail.com
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde Bir Dünya Prömiyeri
Aralık 19, 2011 by Editör
Filed under Etkinlik Cetveli, Gösteriler & Topluluklar, Klasik Müzik, Müzik, Sanat, Sanatsal Etkinlikler
BALE SAHNESİNDE BİR DÜNYA PRÖMİYERİ: “GENÇ WERTHER’İN ACILARI”
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, sezonun ilk yeni bale eserinde bir dünya prömiyerine imza atıyor. Fransız sanatçı Yannick Boquin’in, Frédéric Chopin’in müziklerine uyarladığı “Genç Werther’in Acıları”, 24 Aralık Cumartesi 20:00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor.
3. yıldır Ayfer Zeren başkoreograflığında perde açan İstanbul Devlet Opera ve Balesi, yeni sezonun ilk eserini John Wolfgang van Goethe’nin dünyaca ünlü klasiği “Genç Werther’in Acıları”nın bale uyarlamasıyla açıyor. Fransız koreograf Yannick Boquin ile İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Siner Gönenç tarafından, F. Chopin’in müzikleri üzerine sahnelenen eserin 24 Aralık’ta gerçekleşecek ilk temsili aynı zamanda dünya prömiyeri olma özelliği de taşıyor.
Geçtiğimiz senelerde Dünya Dans Günü kapsamında İstanbul seyircisi için eserden ufak bir parça sahneleyen Fransız koreograf Boquin, bu parçanın gördüğü büyük ilginin ardından bu sene eserin tümünü 2 perde olarak sahneye koyuyor. Genç Werther’in Charlotte’ye olan aşkını, orijinal romana bağlı olarak yorumlayan koreograf, romantik dönemin en önemli bestecilerinden Chopin’in müzikleri üzerine kurguladığı atmosferde lirizmi doruklara taşıyor.
Uzun zamandır canlı müziğe hasret kalan bale dansçılarını ve seyircilerini gülümsetecek bir gelişme de eserin belkemiği niteliğinde. Chopin’in 28 parçasından oluşan repertuvar, Bakü asıllı piyanist ve aynı zamanda İzmir Devlet Opera ve Balesi misafir sanatçısı Yelena Şekalyova tarafından canlı olarak seslendiriliyor. Eserin bir diğer sürprizi ise başarılı bariton Bahadır Noyan Coşkun’un seslendireceği kendi bestesi olan arya.
Eserde Werther’i Melih Mertel/Erhan Güzel, Charlotte’yi Deniz Zirek/Zuhal Balkan, Albert’i Barış Adikti/Ömer Erenler Albert’in yakın arkadaşı Wilhelm’i ise Egemen Kement/M.Nuri Arkan ile grup danslarını İDOB bale sanatçıları yorumluyor. Eserin ait olduğu dönem olan 18.yüzyılı andıran dekor ve kostümlerin yaratıcısı başdekoratör İsmail Dede, ışık ise Bülent Darcan imzası taşıyor.
24 Aralık’tan itibaren 27-29 ve 3-17-19-21 Ocak 2012 tarihlerinde Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak olan Genç Werther’in Acıları, bale sahnesinde drama sevenler için kaçırılmaması gereken bir eser! Bilet satış için : 0 216 346 15 31 – 120/121 www.dobgm.gov.tr
Yannick Boquin hakkında
Bale eğitimini Paris Opera Bale Okulu’nda ve Paris Ulusal Konservatuvarı’nda aldı. Bonn Opera Balesi, Flanders Kraliyet Balesi, Roma Opera Balesi ve Deutsche Oper Berlin’de baş dansçı olarak dans etti.
2004 yılından 2006’ya kadar Vienna Staatsoper Ballet’de Bale Eğitmeni ve Çalıştırıcı olarak görev yaptı. Bu tarihten sonra Paris Operası, Hollanda Dans Tiyatrosu, Dresden SemperOper Ballet, Finlandiya Ulusal Balesi, İsveç Kraliyet Balesi, Hollanda Ulusal Balesi, Norveç Ulusal Balesi, Houston Ballet, Béjart Ballet Lausanne, Tokyo Balesi, Prag Ulusal Balesi, Moskova Stanislavski Tiyatrosu, Centre Int. de Danse de Cannes Rosella Hightower yaz kursu, Les Ballets de Monte-Carlo, Kanada Ulusal Balesi ve Bolşoy Tiyatrosu gibi topluluk ve okullarda misafir sanatçı olarak görev yaptı.
Kariyeri boyunca aldığı ödüller arasında Paris Konservatuvarı Birincilik Ödülü (1981), Houlgate Yarışması’nda Altın Madalya (1985), Paris’te yapılan Uluslararası Yarışma’da Altın Madalya (1987) ve ‘Positano ve Leonide’ Ödülü (1995) yer almaktadır.














