Kate Atkinson’un Human Croquet Romanı

8 Aralık 2009 Yazar: admin  
Kategori: Edebiyat, Eleştiri, Kitabiyat, Kitaplar, Manşet, Roman, Romanlar, Sanat

’un postmodern ı , Viktorya dönemini (Victorian Era), ataerkil sistemi, ataerkil toplumu (patriarchal society) derinlemesine incelemiş; Viktorya döneminde yaşayan ergenlik çağındaki bir genç kızın hayatını onun ağzından, inişleriyle, çıkışlarıyla kaleme dökmüştür. Bunu yaparken Atkinson zaman, mekân, rüya, bilinçaltı ve delilik kavramlarını gerçekte Isobel’in ailesine ne olduğunu okuyucuya göstermek için ustaca kullanıyor.

, Isobel’in geçmişi anlatmasıyla başlıyor; şimdiki zaman, geçmiş zaman, uzak geçmiş zaman, şimdiki zaman, geçmiş zaman, şimdiki zaman, geçmiş zaman ve muhtemel gelecek olarak sonlanıyor.

Atkinson’un tarzı, eserlerini bir bir de üst metin olarak okuyucuya düşündürmesi ve incelemesini sağlamasıdır. Bu yüzden ı iki biçimde inceleyebiliriz. Üst metin olarak bakıldığında; annesi ölmüş bir genç kız (Isobel) ve geride babası (Gordon), erkek kardeşi (Charles), halası (Vinny) ve büyükannesiyle (Charlotte) yaşamaya çalışmaktadır.

Dışarıdan bakıldığında bu ailede bir gariplik yoktur; fakat olarak baktığımızda karmakarışık bir aile, karmakarışık bir toplum, toplumun gerektirdiği şekilde davranmaya çalışan insanlar, gerçekleri kendi inandıkları şekilde saklamaya çalışan, olaylar hakkında hiç inanmasalar da kendilerine masallar uyduran, kafası karışmış, toplumun verdiği rollere ayak uydurmaya çalışan insanlardır.

ın içinde barındırdığı nitelikler daha ilk sayfalarda göze çarpıyor. “I am mad, therefore I am.” Isobel’in kendini tanıtırken söylediği ilk cümle. “Ben deliyim, öyleyse varım.” Bu ifade çok tanıdık birinin en bilinen sözlerinden biri; ’ın “I think, therefore I am” yani “Düşünüyorum, öyleyse varım.” sözünden devşirme… Bunun gibi göndermeler romanda sıkça yapılıyor. En başta böyle bir yetim hikâyesinin olması bize Jane Eyre’i, Isobel’in Alice gibi kendini savunmak için yetişkin dilini kullanması iki karakterin de topluma ayak uyduramaması, merakları yüzünden başlarının derde girmesi, yetişkin dilini kullanmaları birbirlerine bağdaştırılan özellikler…

Romanda, ’e, masallara ve masalların çıkış noktasına; aslında masalların yalan olduğu, gerçek hayatla hiç bağdaşmadığı, toplumun insanlara masal karakterleri gibi davransınlar diye, toplum tarafından verilen rollere uymaları gerektiğini ve bu düşüncelerin daha çocukken masallar tarafından insanlara empoze edildiğini; okumak iyidir, masallar insanı toplumun iyi üyesi haline getirir gibi “gerçekleri” vurgulayan sıkça yapılan göndermeler var.

Bunun yanı sıra Shaespeare‘in düşüncelerini doğrular nitelikte göndermeler var; örneğin masalların, hikâyelerin, toplumun yaptırımlarının aksine cinsel rollerin toplum tarafından tanımlanamayacağı, bu rollerin doğal olduğu, toplumun yaptırımları sonucu kazandırılamayacağı vurgulanmıştır ki bu düşünce ’in eserlerindeki karakterlerin çıkış noktasıdır.

ın başlığına bakacak olursak, bir oyunun adıdır. Bu oyun en az dört kişiyle oynanır. İki kişi karşı karşıya geçer, el ele tutuşup ellerini yukarıya kaldırırlar, gözleri bağlı olan diğer kişi yanındaki kişinin verdiği emirlerle o iki kişinin oluşturduğu halkadan geçmeye çalışır. Kitabın başlığında bile , üst metin farklılığı vardır. Üst metin olarak bakıldığında, bizdeki “aç kapıyı bezirgân başı” oyununu hatırlatır; fakat olarak bakıldığında, romandaki karakterlerin birbirlerinin durumlarını görmeksizin, birbirlerinin hayatlarına çarparak, müdahale ederek toplumun yaptırımlarıyla nasıl körce koştuklarını söyler.

Eğer bu tür romanları okumayı seviyorsanız, size hiç düşünmeden tavsiye ederim. ’un sadece bir ı Türkçeye çevrilmiştir: (Acayip Hisli). Çevirilerinin yapılmamasının nedenini sadece ilgisizlik olarak görüyorum. Eğer bir gün bu ı Türkçeye çevirme şansına ulaşırsam, hiç düşünmeden çeviririm.

Yazan:

GamzE@sanatlog.com

İlişkili yazılar

Yorumlar

4 Yorum on "Kate Atkinson’un Human Croquet Romanı"

  1. dahlia on Per, 10th Ara 2009 5:20 pm 

    ilgi çekici bir romana benziyor. çevrilmesini beklemekten başka çare yok. :)

  2. GamzE on Per, 10th Ara 2009 5:31 pm 

    Evet, gerçekten de büyüleyici bir roman. Aslında ben yazımda özetini yazmadım ama romanda büyük sürprizler var. Ben mezun oluncaya kadar “Acayip Hisli” romanını okuyabilirsiniz. Mezun olunca Human Croquet’i çevirmek için yayın evine başvurabilirim :)

  3. wherearethevelvets on Per, 10th Ara 2009 10:45 pm 

    Eh, bu durumda senin mezun olmanı bekliycez gibi görünüyor.
    Kitap benim de ilgimi çekti. Viktoryen dönemi çok severim, ikiyüzlü ahlak kuralları üzerine oturtulmuş disfonksiyonel toplum kültürü ilgimi çeker.
    Eline sağlık Gamze…

  4. Calderon De La Barca on Paz, 24th Oca 2010 2:11 am 

    Romanın yorumunda ifade etmişsin, Alice Harikalar Diyarında Human Croquet oyunu oynanır, fakat oyunun oynanış şekli her zaman iktidar ve onun aygıtları tarafından Kraliçenin istediği yöndedir; çünkü kraliçenin askerleri her zaman Kraliçenin topu vurduğu yöne hareket ederek sayı olmasını sağlamaktadır. Alice’in durumunda ise bu durumun aksi gerçekleşir.Bu nedenle de Krailiçe’yi hiç yenen olmamıştır. Aslında Alice buna başkaldırır ve bu yüzden de İktidar tarafından altedilmeye ve kraliçenin emriyle öldürülmeye çalışılır.

    Sence bu toplum ve iktidar tarafından empoze edilmek yerine bir başkaldırı değil mi?

    Acaba Alice Harikalar Diyarında romanda bir çıkış ve başkaldırma noktası olarak mı değerlendiriliyor?

    Bu arada eline sağlık, romanı okumuş olmamama rağmen iyi noktalara değindiğini düşünüyorum..

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz...
Yorumunuzda avatar çıkması için gravatara üye olmalısınız!




Additional comments powered by BackType