Şiiri Özlüyorum Dergisi, 45. Sayı

23 Aralık 2011 Yazan:  
Kategori: Deneme, Dergi & Fanzin, Duyurular, Edebiyat, Eleştiri, Sanat, Siir

ŞİİRİ ÖZLÜYORUM - 45
İÇİNDEKİLER

Mustafa Durak*Hilmi Yavuz ve Yineleme* S.2-7
Percy Bysshe Shelley* Bir Şiir Savunması* s.8-13
 Hüseyin Çiftçi**Dizeler* s.8
 Hüseyin Peker* Yazma Boyası* S-14
 Gültekin Emre* Midilli* S.15
 Betül Tarıman* Aret’le Mülakatlar* S.16
 İlhan Kemal* Kapı Kırıcı- Büyük Küsüş* S.17
 Murat Dalgın* Kronik Ayna- Gölgedeki Oyun* S-18
 Sadık Yaşar* Brüt Ağırlık- Yeryüzünü Tartan Aç* S. 19
 Muammer Can* Kan Dil- Gece Fobisi* S. 20
 Mustafa Ergin Kılıç* Sibel’i Us…5. Senfoni* S.21
 Serdar Aydın* Blues ve Caz Şiirleri* S.22
 Harun Aydın* Nostradamus’un Kamburunda Beliren Meseller* S.23

 

Selami Şimşek* Son Gözyaşı- Maviydi Kiraz Dallarının Alevi* S.24
 Cihan Baskın* Yeni Bir Dünyanın Keşfi ve Columbus* S.25
 Onur Sakarya* Cerrah* S.25
 Fuat Çiftçi* Uzunca Oğlan İçin Yirmi Ötleği* S.26-27
 Tahsin Şentürk* Kanat Alıştırmaları* S.28
 Güntürk Üstün* Uyum Sağlama Becerisi* S.28
 İlkay Coşkun* OtoRay* S.29
 Hüseyin Korkmaz* Şimdi Şiir Düştüğü Yeri Yaksın* S.29
 Serkan Gezmen* Kiraz, Muz ve İll Allah* S.30
 Kaptan Ali Yalçınkaya* Ergen Şiirler 1* S.30
 Abdurrahman Akkuş* Şairin Fazla Organı* S.31
 Achim Wagner’den Şiirler* S.32
 Harun Atak * Kopuk Ve Kopuk’la Yansıyanlar Odağında Bâki Ayhan T. Şiiri Söyleşisi* S.33-37
 Vicdan Efe* Hayat* S.38-39
 Zeki Karaaslan * Şiir Bahçesinde Dört Şair-Dört Şiir* S.40-43
 Uluer Aydoğdu * Ölümü Göze Alan Yaşam Aşkı* S.44-46
 Uluer Aydoğdu * Yap İşini* S.46
 Hakan Bilge * Jean Genet’nin Manifestosu: Un Chant D’amour* S.47-48
 Mustafa Ünver* Şair Çelişkinin Neresindeyse Onu Yazar… Şair Zamanına Borçludur* S.49
Koray Feyiz* Çeviri Kitaplığı* S-50-51

www.sanatlog.com

Temrin Dergisi’nin 42. Sayısı Çıktı…

Hilmi Yavuz özel sayısı olan 41. sayımız yoğun ilgi gördü ve matbaadan çıkar çıkmaz neredeyse tükenme seviyesine geldi. Öyle ki bazı D&R mağazalarının daha ilk günden “yok satarı” oldu. Eylül sayımız Hilmi Hoca’nın da beğenisini kazandı. Hoca’nın beğenisini kazanan arşivlik bir sayı hazırladığımız için mutluyuz. Özel sayımıza her türlü desteği vererek derginin hazırlanma aşamasında yanımızdan hiç ayrılmayan Şair Ercan Yılmaz’a bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Ekim sayımız da elinizden düşürmeyeceğiniz bir sayı oldu. Bu yılki Yaşar Nabi Şiir Ödülü’nü alan Taner Cindoruk “kök” ve “dünya narı” isimli iki şiiri ile sayfalarımızda yer aldı. Fatih Yavuz Çiçek, Şükran Kara ve Serdar Çakıcıoğlu diğer şairlerimiz.

Prof. Dr. Mahmut Kaplan, “Muhibbi’nin Şiir Aynasında Canan” başlıklı yazısında Kanuni’nin kadına bakışını ele aldı. Hakan Bilge “Ölümü Yenmek”, Şeref Yılmaz “Hiçbir Şey Gereksiz Değil”, Tahsin Yıldırım “1940 Yılının Edebiyat Dünyasında Bir Tartışma: Afrodit”, Ayşe Yılmaz “Hayatı Güzelleştiren Hikâyeler”, Sıddık Akbayır “Tezcan Bahar’ın Exlibrislerinde Renk Ve Öykü”, Gülşah Elikbank “Piyasanın Mantığı Edebiyatın Mantığı Değil”, Semra Bilgin “Alın Yazısını Denizin Öte Yakasında Denemek” başlıklı yazılarıyla bu sayımıza katkıda bulundular.

Bu sayımızın öykücüleri; Ahmet Büke, V.Hüseyin Kaya, Nurdan Beşergil ve Bekir Şakir Konyalı. Dört öyküyü de beğeniyle okuyacağınızı düşünüyoruz. Bekir Şakir Konyalı artık Temrin okurunun yakından takip ettiği bir öykücü. Bu sayımızda yer alan “Çivi” isimli öyküsü, Konyalı’nın öykü evreninin giderek nasıl da genişlediğinin bir göstergesi.

Bu ayki söyleşi konuğumuz İtalyan eleştirmen-romancı Umberto Eco. Kayahan Sarı, Umberto Eco ile “kurmaca” bir gezintiye çıkarıyor bizleri. Romanları ve romancılığı üzerine bilmediğimiz şeyleri fısıldıyor Eco.

“Ödülün Hikâyesi” köşesinde bu ay Yıldız Ramazanoğlu’nu ağırlıyoruz. Ramazanoğlu “Derin Siyah’ın Bahtı” başlıklı yazısında 2002 TYB Hikâye Ödülü’nü alan kitabı “Derin Siyah”ın serüvenini anlattı.

Fuat Ata “insanat” köşesinde yeni bir karikatürüyle yer aldı.

Alperen Köseoğlu çizimleriyle yine kapağımıza renk kattı.

Son olarak, Kalender Tufan “künye” köşesinde kitapların ve Seda Ülke “devran” köşesinde sanat ve edebiyatın izini sürdü.

Gelecek sayılarda buluşmak ümidiyle…

SanatLog Haber

www.sanatlog.com

Köpekleşen Şairlerin Anatomisi

11 Temmuz 2010 Yazan:  
Kategori: Deneme, Edebiyat, Edebiyat Ödülleri, Sanat

Yıl 2005. Bir telefon konuşması:

Hüseyin Alemdar: Serkan n’aber?

Serkan Engin: İyiyim, sağol.

Hüseyin Alemdar: Serkan, Enver Ercan’a selamımı söyle, senin şiirlerini Varlık’ta bassın.

Serkan Engin: (Gülerek) Ya “arkadaş yakinimdir” diyerek şiir mi bastırılır?

İlk bakışta Hüseyin Alemdar’ın yaklaşımı iyi niyetli olarak genç bir şaire destek gibi algılanabilir ama etik açıdan iğrençtir böyle selamla kelamla, torpille şiir yayımlatmak. Ne var ki onlar için doğal ve sıradandır bu durum. Çarklar böyle işler. Aslında bu, yetenek gördükleri genç bir şairi “çarklara” dahil etmektir, “ehlileştirerek”, bir şiir erkine biat etmesini sağlayıp “köpekleştirme” çabasıdır. Çokları için şiir bir erk alanıdır. Makro ve mikro şiir erkleri ile donatılmıştır şiir coğrafyası. Şiir şeyhleri edindikleri müritlerle güçlerini artırmak ister sürekli. Güçleri arttıkça erklerinin geleceğini garantilemek ve erkin getirdiği rantı yemektir amaçları. Enver Ercan, elinde bulundurduğu Varlık ve Yasak Meyve dergileriyle şiir coğrafyasındaki erk alanından aslan payını götüren kişidir. Bu sayede hemen her şiir yarışması jürisinde rahatlıkla görebilirsiniz kendisini. Köpekleşen genç şair!lerden pek çok müridi vardır, paralarını alıp Yasak Meyve Yayınları’ndan kitabını bastığı. Ödüller vererek, şiirlerini kendi dergilerinde yayımlayarak “ulufe” dağıttığı bu şair!ler sayesinde emre amade kapıkulları beslemektedir.

Bir başka erk sahibi de yakın zamana kadar Adam Sanat Dergisi’nin başında olan ve şimdi aynı tavrı Sözcükler Dergisi’nde gösteren Turgay Fişekçi’dir. Gene Hüseyin Alemdar’ın aktardığına göre Ahmet Erhan ve Hüseyin Alemdar kaç kez ilkokul çocuğu gibi elinden tutup Onur Caymaz’ı Adam Sanat Dergisi’ne götürmüşlerdir, “Abi bu çocuğun şiirlerini bas” diyerek…Oysa ne kadar alçaltıcı bir durumdur bu kendine saygısı olan bir insan için. Ne var ki Onur Caymaz bu duruma “höst” demek yerine boynunu büküp “abilerinin” vereceği ulufeyi ellerine ovuşturarak kabul etmiş ve böyle böyle palazlandırılmıştır. Tabi erke tabi, emre amade olması şartıyla.

Bir başka şiir şeyhi ise jürisinde olduğu şiir yarışmasında aleni şekilde kendi oğlu Ali Hikmet’e ödül vermekten çekinmeyecek kadar pervasızca ulufe dağıtan Hilmi Yavuz’dur. Can Yayınları’nın şiir editörlüğü yaptığı sırada Can Bahadır Yüce’ye kitabını basmak suretiyle ulufesini vermiş ve himayesine almıştır. Bugün kral ve soytarısı şeklinde her yerde beraber boy göstermektedirler. Televizyon programlarına Can Bahadır Yüce’yi de götürüp kendine övgüler düzdürmektedir Hilmi Yavuz.

Veysel Çolak da bir başka şiir şeyhidir elinde bulundurduğu Dize Dergisi ve şiir yıllıkları yayımlamasının verdiği güçle. Pek çok kapıkulu beslemektedir emre amade. k. İskender de bir başka şiir şeyhidir evinde müritlerine uşak muamelesi yaptığı sabit kişi…Bu isimler ve dergilere daha pek çokları örnek olarak eklenebilir şiir coğrafyasında irili ufaklı erk sahibi…

“Şeyh uçmaz mürit uçurur” diye güzel bir söz vardır. Şiir şeyhlerinin erkini besleyen işte bu kısa yoldan tanınmak, palazlanmak, dergilerde şiirleri ve kendileri hakkında övgü dolu sözlerin yayımlanması, şiir ödüllerine kapmak, şiir yıllıklarına girmek, tanınmış yayınevlerinde kitaplarını bastırmak vs gibi çıkarlar uğruna bu şiir şeyhlerine biat ederek köpekleşen şaircikledir. Hatta şiir coğrafyamız bu yolda “metres şairi!” bile görmüştür. Çok ünlü bir yayınevinden şiir kitabını bastırmak ve Avrupa’da Şiir Festivallerinde fink atmak pahasına dedesi yaşındaki ünlü şairle ilişkisi ulusal basına kadar taşınmıştır bu şahsın.

Oysa nitelikli şiir zaten geleceğe kalacak ve tarih herkesi doğru yere koyacaktır. Bırakın şiir ödülünüz olmasın, büyük yayınevleri şiir kitabınızı basmasın, namlı dergiler size yer vermesin…Günübirlik parsayı toplamak sizi geleceğe taşımaz, sadece geçici bir süre popüler yapar. Sonra şiir tarihinin çöplüğünü boylarsınız şiiriniz nitelikli değilse ve ancak okurun özdeşlik kurabileceği ya da okura empati kurduran şiirler geleceğe kalır. Nitelikli şiir yazamıyorsanız, okurun kalbine iki dize çakamıyorsanız, hiçbir şiir ödülü ya da edebiyat dergisi sizi geleceğe taşımaz. Ece Ayhan’ı şiir yıllıklarına bile almazlardı mesela. Bugün ise şiirleri hakkında tezler yazılan, pek çok genç şairi etkileyen ve tartışmasız şiir tarihimizin en özgün şiirlerini yazmış nitelikli bir şair olarak değerlendirilerek geleceğe doğru ilerlemektedir.

Köpekleşen şaircikler oldukça bu şiir erkleri sürecektir. Ne var ki bu kapıkulu şaircikler tarihe utanç abideleri olarak geçerler ancak. Bir Nazım’ın, Mayakovski’nin, Can Yücel’in, Neruda’nın, Rimbaud’un şiir erklerine biat ettiğini düşünebilir misiniz?..

Bir re-prodüksiyon şiirimle “höst” demek istiyorum bu şiir erklerine ve köpekleşen şairciklere :

Şiir Haini

Nazım’a ince selamlarımla…

Evet, şiir hainiyim, siz şiirperverseniz, siz şiirseverseniz, ben şiir hainiyim.
Şiir, ahbap-çavuş ilişkilerinizse,
hemşehrim-köylüm kayırmacılığınızsa şiir,
şiir, kirli klikleriniz, çirkef klanlarınızsa,
şiir, el altından takas ettiğiniz sahte ödüllerinizse
mürit-mürşit yaltaklanmalarınızsa şiir,
şiir, mikro iktidarlarınız, mikro vicdanlarınız, mikro beyinlerinizse,
ben şiir hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Serkan Engin şiir hainliğine devam ediyor hâlâ.

Serkan Engin

(BU YAZI ORMANŞEHİR DERGİSİ’NİN İKİNCİ SAYISINDA YAYIMLANACAKTIR)

Yazan: Serkan Engin

sekoengo@gmail.com