Anasayfa / Edebiyat / Şiir / Varolmanın Medeni Hâli: Orfeus

Varolmanın Medeni Hâli: Orfeus

Silvestris homines sacer interpresque deorum caedibus et victu foedo deterruit Orpheus, dictus ob hoc lenire tigris rabidosque leones. -Ars Poetica, Horatius

İnsanın hâlâ ormanlarda yaşadığı dönemde, Orfeus, tanrıların kutsal elçisi, kan dökücülükten ve zalim uygulamalardan uzaklaştırdı insanı, bundan dolayı söylenir, kuduz aslan ve kaplanları bile evcilleştirdiği.[1]

Tarım ve savaşla meşgul olmak varken şiirle uğraşanların yararsız bir işle vakit kaybettiğine inanan Piso’ların ve şiiri bir Roma yurttaşından ziyade bir köleye layık gören Cato’nun aksine Horatius, düşüncelerinişiir lehine dile getirir ve Orfeus’u medeniyetin koşulu ilan eder. Onun gözünde, barbar karakterli insanoğlunun ruhunu yumuşatabilme gücüne sahip tek şey Orfeus’un müziğidir.

Çağlar boyunca farklı dönemlerde şiire farklı işlevler atfedilmiştir. Şiir, kimi zaman hayatı anlamlandırma çabasının bir parçası olarak mitlerin üretimine hizmet etmiş kimi zaman erdemli olanın öğretilmesi amacıyla merkezi kurumların hizmetine girmiş kimi zamansa yalnızca bireyin öznel ifadesi olarak ses bulmuştur. Orfeus imgesi bilhassa bu sonuncusuyla yakından ilintilidir. Şairin duygularını ifade etmekten başka bir gayesi olmayan lirik şiirin temaları büyük oranda Orfeus söylencesi kökenlidir ve ismini de Orfeus’un lirinden alır. Ben bu metinde, öncelikle lirik şiirin tarih içindeki gelişiminihızlıca özetlemek yordamıyla, lirizm ve Orfeus imgesi arasındaki bağlantıyı ortaya koyacağım. Bunu yaparken büyük ölçüde Jean-Michel Maulpoix’nın “Qu’est-ce que le lyrisme?” metni üzerinden gidecek ve gerekli bulduğum yerlerde kendi yorumumu ekleyeceğim. Ardından birtakım kaynakları derleyerek, Orfeus imgesinin Hristiyan modern dönemde geçirdiği evrimin izleklerini takip etmeye çalışacağım.

Fransız şiiri üzerine yirmi küsur ciltlik çalışmalarıyla önemli bir şiir uzmanı ve Paris Üniversitesinde Fransız Edebiyatı profesörü olan Jean-Michel Maulpoix’nın lirik şiir tanımı şu şekildedir:

[2]Lirik şiir sıklıkla, şairin kişisel duygularının ifade edildiği bir edebi tür olarak tanımlanır. Lirik anlatıcı, “ben” diyerek metne kendini dâhil eder. Öte yandan, bu tanımlar lirizmin özünü yakalamak için yeterli değildir. Bilhassa lirizmin en temel iki öğesi, müzikal ve yüce olana ulaşma arzusu göz önüne alınırsa, yukarıdaki tanımdan ziyade lirik şairi şu şekilde algılayabiliriz: kendi ifadesi ve hayatını melodik ve ritimli bir estetik aracılığıyla etkili bir biçimde yüceltme arayışı içinde olan, metamorfoz geçirmeye eğilimli tekil özne.

Lirik şiir, ismini antikitede şarkılara eşlik eden bir enstrüman olan “LİR”den alır. Ahenk ve birliğin sembolü olan bu Apollinikenstrüman Orfeus miti dolayısıyla “pacificateur”, yani yatıştırıcı, uzlaştırıcı, arabulucu, barıştırıcı bir değere sahiptir. Cehennem azaplarını dindirmeye muktedir olan Orfeus, şiirin gücüyle insanın yazgısı arasındaki bağın sembolüne dönüşür.

LİRİK ŞİİRİN TARİHSEL EVRİMİ

sanatlog-sanat

Lirizm Fransa’da, orta çağda, müzikli ve danslı çeşitli metin formları olarak karşımıza çıkar. Chanson de toile, pastourelle, sérénade, ballade, cansos, tournois, tensons, lai ve virelai formlarında üretilen şiirlerhalk ozanları olan Trouvère ve Troubadour’lar tarafından sokaklarda çoğunlukla müzik ve dans eşliğinde seslendirilir. Şölen havasındaki bu icra biçiminden dolayı (müzik ve dans) bu şiirlerin dionizyak bir eğilim taşıdığı düşünülebilir. Bu dönem eserlerine “saraylı aşkı” (amourcourtois)[3] teması hâkimdir. 13. yüzyılın ikinci yarısında söz konusutema artık stereotip hâline gelmiştir, bilhassa Rutebeuf’le birlikte.

15. yüzyılda Charles d’Orléans ve François Villondanslı müzikli üsluptan uzaklaşıp, şiire çok daha melankolik ve kişisel bir ses getirirler. Birinin metinleri alegorilerden beslenir, diğerininkiyse fazlasıyla değişken ve kaygan bir üslubu olmasına rağmen kendi kaderini değiştirebilecek bir güce sahiptir. Bir kız yüzünden kavga çıkar ve Villon bir rahibi bıçaklayarak öldürür. Bunun üzerine idama mahkûm edilir ama yazdığı bir şiirden[4] Kral 7. Charles o kadar etkilenir ki, onu affedip idamını iptal eder.

Rönesans boyunca şiir çeşitliliği artar ancak genel olarak baskın olan tavır, lirizmden ziyade dil hâkimiyetindeki üstünlük çabasıdır (Pleiade şairleri). Barok ve Klasik dönemde şiir lirizmdenoldukça uzaklaşır. Bossuet’nin cenaze dualarında (oraisonfunebre), ayrıca Corneille’in ve Racine’in trajedilerinde yalnızca biçimsel olarak uygulanır.

Lirizmin yenilenmesi, 18. yüzyılın ikinci yarısında pre-romantiklerle gerçekleşir.

Birinci tekil şahıs “ben” diyen öznenin yalnızlığı duygusal nesir ile belirir. Klasik estetiğin nesnel tavrıyla geçen iki asrın sonunda şair nihayet kendi sesini özgürce ifade etmeye başlar. Antikiteden esinlenen ölçülü uyaklı Alexandrin mısra terk edilir, düzyazı şiir ortaya çıkar ve türler birleşmeye başlar. Trajedi ve Komedi birleşerek Dram’a dönüşür.

Lirizm, temelde coşkudan kaygıya kadar, hatta kahraman ve tanrıları anma törenlerinin şenlikli duygularına kadar öznel ifadenin tüm kodlarını kapsar. Şairin sesinin rengi samimi ya da ihtişamlı, hüzünlü ya da neşeli olabilir. En eski ve en soylu lirik form Od’dur. Bilhassa Pindar ile yeşermiş ve Rönesans’ta Ronsard ile yenilenmiştir. Bu üsluptaki esas eğilim élégie’ye[5] karşı koymaktır. Elégie’de ise meditasyon ve hüzün hakimdir. Bu tema zaman içinde evrilerek insan ömrünün sonluluğu, tutkunun ıstırapları ve melankoliye dönüşür. DuBellay’in “Regrets” (pişmanlıklar) eseri buna iyi bir örnektir. 19. yüzyıl romantiklerindeyse hüzün çok daha şiddetli bir biçimde belirir. Rousseau ve Chateaubriand’da lirik ifade düzyazı biçiminde ortaya çıkar. Baudelaire’de ise kişisel duyguların yanı sıra güzelliğin algılanması amacına yönelir. Baudelaire şiirdeki amacını şöyle belirtir:

Prose poétique, musicale, sans rythme et sans rime, assez souple et assez heurtée pour s’a­dapter aux mouvements lyriques de l’âme.

Şiirsel düzyazı, müzikalite, ölçüsüz ve uyaksız, ruhun lirik devinimlerini yakalamak için yeterince yumuşak ve yeterince beklenmedik.

Sembolizmde Verlaine sekiz heceli melodik bir lirizm aracılığıyla, kararsızlık, şüphe ve bitkinliği ifade eder. 20. yüzyıla gelindiğinde, Apollinaire, lirik üslupta yazdığı “Chanson de MalAimé” (kötü bir sevgilinin şarkısı) şiirinde nida ve tekrarları ön plana çıkarır.

Paul Valéry’nin lirizm tanımıysa her şeyi özetler niteliktedir:

Lirizm, bir çığlığın işlenip geliştirilmiş hâlidir.[6]

 sanatlog.com-sinema-sitesi

ÖZNEL İFADE ÜZERİNE

Ovidius’un “Metamorfozlar”ında, Orfeus’un eşi Evridike yılan ısırığı yüzünden ölür. Orfeus yeraltına iner ve üç başlı canavar Kerberus’u müziğiyle yatıştırıp uyutur, kayıkçı Charon ile birlikte Styx nehrini geçer, şarkısıyla Hades ve Persifone’yi etkileyip eşini bırakmaları için ikna eder. Yeryüzüne çıkıncaya dek ona bakmamak şartıyla, Evridike’yi götürmesine izin verilir. Yeryüzüne doğru yola çıkarlarfakatOrfeus son anda dönüp Evridike’ye bakar. Anlaşmanın şartı ihlal edildiği için Evridike aniden yeraltına geri döner. Orfeus ise umutsuzluk içinde acıklı şarkısını söyleyerek yeryüzünde başıboş dolanmaya başlar, ta ki Bacchus’ün hizmetkârları Trakyalı esrik kadınlar olan Maneadlar tarafından onlara yüz vermediği için parçalanıp öldürülünceye dek. Maneadlar’ın ona duydukları hiddetin sebebini Ovidius biraz daha farklı yorumlar. Ona göre, Orfeus homoseksüel ilişkiyi ilk defa erkeklere öğreterek yoğun tutkularıyla ünlü Trakyalı kadınların erkeklerin gözünden düşmesine sebep olmuştur.

sanatlog.com-sanat-sitesi

Evridike’yi ikinci kez kaybettikten sonra Orfeus’un kırsalda keder ve yalnızlık içinde dolaşarak şarkı söylemesi lirizmin özüdür. LesChimeres (hülyalar) adlı eserinde “Karanlıktayım, dul ve tesellisiz”, diye haykırır Nerval. Kuşkusuz lirik şairin en belirgin figürü budur. Kimliği, şarkısı aracılığıyla havada asılı kalan yalnız bir varlığın figürü. Estetik adlı eserinde Hegel, lirik şiirin öznelliği ile epik şiirin nesnelliğini karşılaştırır.

Lirik, öznel olanı içerir, iç dünyayı, duyumsadıkları yüzünden acı çeken ruhu ve şair, acısını yok etmek amacıyla harekete geçmek yerine duygularını öznel bir biçimle ifadeye kavuşturur.

Ovidius’un yorumunda Orfeus kadınlardan yüz çevirip yaşamdan ümidini keser fakat dünyevi ihtiyaçlarını tümüyle kaldırıp atmamıştır, homoseksüel ilişkiler yaşamaya başlar. Virgilius’ta ve birçok kaynağı belirsiz söylencedeyse tümüyle yaşamı reddeden bir yalnızlığa düşmüş olarak tasvir edilir. Orfeus’un dünyevi her şeyden el etek çekerek kayaları bile yumuşatan kederli müziğiyle yeryüzünde başıboş dolanması, büyük romantik şair Novalis’in şair tanımıyla da uyuşmaktadır:

THE GENUINE POET IS ALWAYS A PRIEST – NOVALIS

Hakiki şair daima bir keşiştir.

 sanatlog-sitesi

HRISTİYAN DÖNEMDE ORFEUS İMGESİ

Antik Yunanda Orfeus’un mistik bir şarkıcı ve evrenin kökenine dair ilahiler okuyan bir teolog olduğu varsayılır. Teolog rolü, antik Mısırın mistik öğretilerini Yunanistan’a getirmiş olduğu söylencesine dayanır. Orfeus ayrıca Musevi geleneğindeki Davut ve Musa ile de özdeşleştirilir. Hepsi de müzik aracılığıyla iyileştirebilme gücüne sahiptir. Clement Alexandria, Eusebius ve Proclus gibi erken Yunan kilise liderleri Yunan dinindeki Orfeus’un aslında mısırdaki Musa’dan geldiğini ifade ederek kaynağını Musevi-Hristiyan geleneğinden aldığını gösterirler. Onlara göre, Orfeus öğretisi, Musevi kaynaklardaki tektanrıcılığı temsil eder. Kaldı ki, Orfeus mistisizmi gerçekten de tektanrıcı bir yaklaşım barındırdığı için Yunanistan’da birçokları tarafından kuşkuyla karşılanmıştır, Roma’da ise yurttaşların savaşçı doğasını yumuşattığı gerekçesiyle topyekûn reddedilir. Elbette Orfeus mistisizmindeki tektanrıcılık, devlet gibi merkezi kurumlar tarafından kullanılan bir tür sürü gütme aracı olmaktan ziyade Tasavvuf, Budizm ve diğer birçok Doğu dinlerindekine benzer şekilde tüm varlıkların aslında tek bir varlık olduğu mantığına dayanmaktadır. Öyle ki, kuşkuyla yaklaşılmasında vejetaryenlik uygulamasını Yunanistan’a getirmiş olmasının da payı vardır. Bunun dışında, Pisagor matematiğinin temellerini ve müzikal ölçüyü de Yunanistan’a aslında onun getirdiğine dair görüşler az değildir. Yumuşak ve barışçıl niteliklerinden ötürü Homeros, Hesiodos ve Pindar gibi birçok şair tarafından en büyük Yunan ozanı ilan edilir.

Yeni platoncu Proclus şöyle der: “Tüm Helen teolojisi, mistik Orfik ekolünden türemiştir.”

Helenlerin din ve felsefesinde, müzik kozmosun doğumuyla yakından ilişkili görülür. Bu durum, Platon’un Timeosdialogunda açıkça gösterilir. Müziğin ruhumuzdaki gezegenleri yörüngeye soktuğu ve isyanları yatıştırıp ahenk yarattığı ifade edilir. Platon bunun dışındaki tüm müzik türlerinin şiddet, endişe ve rehavet uyandırdığını ifade eder. Müziğin insan ruhunu iyileştirmek ve toplumsal ahenk yaratmak amacıyla kullanılması gerektiğini öne sürer.

En iyi müzisyen olan Orfeus doğaya ve ruha hükmeder. Hatta müziğinin gücüyle kayaları ve ağaçları bile harekete geçirebilmektedir. Liri, kendisine Apollo tarafından verilmiş olduğu için büyülü güçlere sahiptir.

Orfeus efsanesiyle ilgili erken söylenceler 4. yüzyıldaki Argonautica’ya dayanır (Rodoslu Apollonius’un epik şiiri). Orfeus lirini çalarak Argonatların dikkatini, onları ölüme sürükleyen Sirenlerin şarkısından uzaklaştırmaya çalışır. Bunu Nietzsche’nin Apollon-Dionysos düalizmiyle yorumlayacak olursak, Orfeus’un müziği, şimdi ve burada yok olma dürtüsü duyan insanın bu dürtüye karşı koyarak sonsuza dek yaşama arzusu duymasına yardımcı olmaktadır. Lakin bu yorum sabit bir şekilde okunamaz çünkü Orfeus’un müziği yaşama sevinci üretmek üzere her şeyden çok hüzün koduna başvurması dolayısıyla hem Apollinik hem Dionizyak olanı barındırır. Temelinde arzulanana/sevilene kavuşamamanın hüznü yatar. Arzu reddedilmez, aksine kamçılanır fakat daima doyumdan mahrum bırakılır.

sanatlog

Erken Hristiyan söylencelerinde Orfeus, İsa’nın gelişini müjdeleyen pagan peygamber olarak betimlenir. Augustinus, Orfeus’un tanrının oğlunun gelişini önceden haber verdiğini yazar. Ona göre, Orfeus’un başlattığını İsa tamamlamıştır. Bu dönemde, Orfik mistik öğreti Hristiyan ahlak öyküleri formatına bürünür ve esas kaynakları unutulur. Üç ve altıncı yüzyıllar arasında, Roma mezar yazıtlarında Orfeus motifleri İsa’ya dönüşmüş olarak tasvir edilir. Bu mezar taşlarında İsa, kafasında Frigya başlığı, elinde Lir, etrafında hayvanlarla betimlenir[7]. Gerçi hayvan çeşitliliği koyun, kartal ve güvercin gibi Hristiyan imgeleriyle sınırlıdır.

isa-resimleri

Orfeus ve İsa imgesinin birleşimini açıkça temsil eden bazı muskalarda İsa çarmıha gerilmiş olarak tasvir edilirken arka planda ay ve yedi yıldız görünür (Lirin yedi teli), ayrıca “Orpheus-Bacchus” kelimeleri işlenmiştir.

sanatlog.com

Bunun gibi daha birçok ikon kullanımında ortak nitelik, Orpheus-Bacchus/Dionysos-Christ öğelerinin tek bir imgede birleşmesi ve ruhun yeraltına yapacağı yolculuğun rehberi işlevi kazanmasıdır.

5. yüzyıldan sonra Orfeus ve İsa bağlantısı zayıflamaya başlar. Orta çağda, Orfeus alegorik bir üslupla, paganizmin negatif ışığı biçiminde tasvir edilir hâle gelir. Geç orta çağdaysa, Orfeus romantik saraylı aşka methiyeler düzen yakışıklı bir şövalyeye dönüşür, Evridike’yi hayata döndürür ve öykü daima mutlu sonla biter. 14. yüzyılda Orfeus’la ilgili İngilizcede iki uzun şiir vardır. “Sirorfeo” – anonim ve “OrpheusandEurydice” – Henryson. Bu şiirlerde Orfeus Kral Arthur efsanesindeki Merlin’e yaklaşır, o artık Evridike’yi hayata geri döndüren uğursuz bir büyücüdür.

Avrupa kültürü, gerçek Orfeus’la, 1453’te Constantinople’un düşüşüyle göç eden bilimadamlarının getirdiği zengin kaynaklar sayesinde yeniden tanışır. Orijinal metinler 15. yüzyılda Floransa’da Cosimo de Medici tarafından keşfedilir, Rönesans’ın babası olan bu nüfuzlu banker, aynı zamanda dönemin en önemli siyaset adamı, metinlerin YunancadanLatinceye tercümesini kendisi bizzat finanse eder ve metinler bin yıldan fazla bir zaman sonra ilk defa gün ışığına çıkmış olur.

Yeni Platoncu bir Katolik rahip olan MarsilioFicino, Orfik İlahileri elden geçirir ve üzerinde Orfeus resmi olan bir lirle kamuya açık dinletiler düzenler. Lorenzo de Medici yazdığı bir şiirde ondan şöyle bahseder: “Bir an için Orfeus’un dünyaya geri döndüğünü sandım.”

Orfeus’a dair ilk kayıtlı opera, Jacopo Peri’ye aittir. 1600 yılında “Orpheusand Euridice” adlı eser, Maria de Medici ve Henry 4’ün düğününde temsil edilmiştir. Jacopo Peri ayrıca tarihteki ilk opera bestecisidir. 1607’de Monteverdi’nin ünlü opera eseri sahneye konulur: l’Orfeo. 17. yyda farklı besteciler tarafından en az 26 adet Orfeus operası bulunduğu bilinmektedir. Klasik dönemdeyse, Telemann, Gluck, Haydn ve Handel de Orfeus ile ilgili opera eserleri bestelerler.

Yirminci yüzyıla geldiğimizde, Rilke “Orfeus’a Sonneler” adında elli beş sonnelik bir eser kaleme alır. Ayrıca Doğu kökenli mitlere bir hayli ilgi duyan Jean Cocteau da Orfeus’u gerçeküstücü bir üslupla ve varoluşçu temalarla beyaz perdeye taşımaktan geri durmaz. Orfeus konforlu yaşamından kendisini almaya gelen Ölüm aracılığıyla uyandırılan bir burjuvadır artık.

jean-cocteau-orpheus

İlkay Atay

[email protected]

Yazarımızın diğer incelemelerine göz atmak için tıklayınız.

NOTLAR

[1]Perseus internet sitesindeki İngilizce çeviriden Türkçeye tercüme bana aittir. Q. Horatius Flaccus (Horace), The Art of Poetry: Tothe Pisos (English) (ed. C. Smart, Theodore Alois Buckley)

[2]Metin boyunca Fransızcadan çeviriler bana aittir.

[3] Bkz. Kral Arthur efsanelerinde Sir Lancelot ve Guinevere arasındaki yasak aşk, aynı şekilde Tristan ve Iseut efsanesi, Aucassin ve Nicolette efsanesi vb.

[4] Ballade des Pendus (Asılmışların Baladı).

[5] Elégie: Ağıt.

[6] Le développement d’une exclama­tion.

[7] Orfeus’un müziği tüm doğayı, hayvanları büyüler, yatıştırır ve etrafına toplar. Aynı nitelik bu yazıtlarda İsa’ya atfediliyor.

KAYNAKLAR

  1. http://www.maulpoix.net/lelyrisme.htm
  2. Orpheus Remembered: The Rediscovery of Orpheus Duringthe Renaissance, Alexander J. Broquet, F.R.C.
  3. The Failure of Orpheus, John Heath, Santa Clara University.
  4. Mystic Orpheus: Another Note on the Three-Figure Reliefs Author(s): M. Owen Lee Source: Hesperia: The Journal of the American School of Classical Studies at Athens, Vol. 33
  5. Orpheus, Ovidand Opera Author(s): Frederick W. Sternfeld Source: Journal of the Royal Musical Association, Vol. 113, No. 2 (1988), pp. 172–202
  6. The Triumphand Death of Orpheus in the English Renaissance Author(s): Kenneth R. R. Gros Louis Source: Studies in English Literature, 1500–1900, Vol. 9, No. 1, The English Renaissance (Winter, 1969), pp. 63–80
  7. The Mysteries of Cocteau’s “Orpheus” Author(s): Robert M. HammondS ource: Cinema Journal, Vol. 11, No. 2 (Spring, 1972), pp. 26–33
  8. Fransız Edebiyatı, Berke Vardar, Multilingual, 2005
  9. Histoire de la Littérature Française à l’usagedesclasses de Lettres et desdiversexamens, Ch. M. Des Granges, édition 18, Paris LibrairieHatier, 1919

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Vicdan Pusulası

Galiba pusulanın yeniden bulunması gerekiyor. Daha doğrusu, bir zamanlar insanların okyanusları aşabilmesini sağlamış bu büyülü ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir