Anasayfa / Sinema / Kült Filmler / Otopsi: Hitchcock’un Psycho’sunun Sahne Sahne İncelemesi (Görsel Materyallerle Birlikte)

Otopsi: Hitchcock’un Psycho’sunun Sahne Sahne İncelemesi (Görsel Materyallerle Birlikte)

 

1960 yılında Paramount Pictures şirketinin gözetiminde, Universal’in stüdyolarında çekilen ve Alfred Hitchcock’un son siyah beyaz filmi olan Psycho/Sapık’ın 16 Haziran’da 57. yıldönümü olacak. Norman Bates adını hafızalara kazıyan, otoyol kenarındaki küçük motellere kuşkuyla yaklaşmamıza sebep olan tüm zamanların en iyi korku filmi Psycho, kendisine olan özel ilgim nedeniyle ve elbette ki 57. yıl dönümü şerefine, sahne sahne irdelenmeyi hak etti. Filmi henüz izlememiş olanlar için sakıncalı olan yazıda maddelerin başlarında ilgili sahnenin filmdeki dakikasını da ekleyerek, izleyiciler için bir kolaylık sağladım. Bu sayede tüm filmi değil de tek bir sahneyi hatta tek bir anı incelemek isteyenler süreye bakıp ilgili sahneyi filmden bulabilecekler. Ne de olsa “hepimiz bazen tırlatırız.”
BİRİNCİ BÖLÜM

1-Açılış kredileri (jenerik): Yazıların parçalı çizgiler halinde aktığını ve bazı kelimelerin bölünmeye uğradığını görüyoruz. Bu bölünme, filmi ilk kez izleyecek birisi için çok da anlamlı değil. Ama Norman Bates’in karakterini ifade eden bir simge olduğunu da söylemeli.

2-Açılış: Filmde California dışında çekilen tek sahne bu. Phoneix, Arizona’da helikopterle çekimi yapıldı. Havadan şehrin genel görüntüsünü alma amacı, kameranın otel penceresine odaklanmasıyla alakalı. Zira yönetmen, burada o gün birinin başından geçen bir olayı anlatmak niyetinde. Sıradan birinin… Kamera, binaları araştırırken “tesadüfen” bir pencereye odaklanıyor. Ayrıca odaklanmaya kadar kesin zaman ve kesin saat içeren bir bilgi görüyoruz. Bu da olayın “tesadüfen” ele alındığının bir belgesi. Tüm bu tesadüflerin tek bir amacı var. Bu filmde anlatılacak olayın herhangi birinin de başına gelebileceği. Hepimizin içinde bir kötünün bulunabilme ihtimali.

3-00:02:41
Seçilen pencerenin ardında olan kişileri, konuşmaları ya da olayları görme isteğimiz direkt bir çekimle değil de “gözetleme” kurgusuyla veriliyor. Rear Window/Arka Pencere’ye kesin bir gönderme söz konusu. Film boyunca “gözetleme” teması sık sık karşımıza çıkacak.

4-00:04:24
Marion, Sam’le olan gizli buluşmalarının kendi evinde saygın bir biçimde yapılmasını istiyor, ve ekliyor: ”Annemin fotoğrafının altında.” İleride karşımıza çıkacak Norman-Anne sendromu filmde ele alınan tek sendrom değil. Annenin bir ilişkiye verilecek onayı hem Marion için hem de Norman için çok önemli.

5-00:05:38
Sam, ölmüş babasından ve boşandığı eşinden bahsediyor. Bahsettiği konu ise onların geçmişte kalmasına rağmen hâlâ kendisine yük olması… Babasının borçları, eski eşinin nafakası. Filmde geçmişin, şimdiki zaman üzerindeki baskısı çoğu sahnede hissedilecek. Bu temaya ilk bakış bu sahnede yer alıyor.

ARA NOT 1: İlk 6 dakikalık sahnede kısaca Marion ve Sam’i tanırız. Marion bu sahnede beyaz iç çamaşırları ve beyaz elbisesiyle bulunur. Masumiyetin sembolü. Marion o kadar masumdur ki, Sam’in eski karısına göndereceği nafaka mektubunun pulunu yalama esprisini dahi kabullenir. Bu sahnedeki elbise renkleri dikkat çekici değildir fakat ileriki sahnelerle bağlantılıdır.

6-00:06:34
Cameo: Alfred Hitchcock’un filmlerindeki temel alışkanlıklarından biri de, bir sahnede kısa bir anlığına görünmektir. İşte tam bu anda, Hitchcock, Marion’ın iş yerinin önünde kovboy şapkasıyla belirir. Bu kadar erken görünmesinin nedeni, izleyicinin kendisini bekleyerek filmden kopmamasıdır.

7-00:07:11
Marion’ın iş arkadaşı, iki kez üst üste annesinin kendi hayatına karıştığından, üstü kapalı olarak dert yanar. Bir başka anne-evlat sendromu daha.

8-00:08:10
Büroya gelen Bay Cassidy, kızı için alacağı evden bahsedip Marion’a kur yaparken “mutsuzluğu, onu yaratan nedeni satın alarak yok etmekten” bahseder. Marion’ın hırsızlığına giden ilk yol!

9-00:10:48
Marion’ın evindeyiz. Genç kadın, şimdi siyah iç çamaşırı, siyah etek giymiştir. Üzerine koyu renk bir elbise geçirir. Eşyalarını koyu renk bir bavula koyar. Odada beyaz olan tek şey, içinde 40.000 dolar bulunan Cassidy’nin verdiği zarftır. Beyazın masumiyeti, siyahın suçluluğuyla yer değiştirir. Hitchcock’un filmlerini sembollerle doldurmasına müthiş bir örnek.

10-00:11:26
Tam bu anda Marion’ın aile fotoğraflarının süslediği duvarın arkasında bir duş görürüz. Marion’ın suratında telaş ve kararsızlık okunur. Şimdilik dikkat çekmeyen duş, ileride filmin kaderini belirleyen çok önemli bir unsur olacaktır.

11-00:11:59
Marion’ın kol çantası da değişir. Ofisteki beyaz çanta yerini siyaha bırakır.

12-00:12:44
Marion, arabasıyla şehirden çıkarken, Sam’in kendisine vereceği tepkiyi hayal eder. Sam’in bu parayı çalmasını onaylamayacağını bildiğinden hemen bu hayali diyaloga bir son verir.

13-00:13:35
Marion’ın otobanda gözünü alan ışıklar, aynı zamanda kadının kendi akıbeti konusundaki endişesini kendi gözlerine hapseder. Marion’ın endişeli hali yavaş yavaş izleyiciye de geçer.

14-00:14:51
Bu sahnede polisin gözlükten görünmeyen gözlerinin direkt kameraya baktığını biliriz. Sinemada temel bir kural vardır. Kamera, seyircinin ta kendisidir. Dolayısıyla polis, Marion’ı sorgularken aynı zamanda izleyiciyi de sorgular. Çünkü biz de yavaş yavaş Marion’ın suçuna ortak oluruz. Zira, şımarık zengin Cassidy’nin parasını, Sam’in borçlarını temizleyerek evlenmelerini sağlama yolunda kullanan Marion’ı hoş görmekteyizdir.

15-00:16:55
Marion, arkasında polis arabası olduğu halde otoyolda arabasıyla ilerlerken bir tabela karşısına çıkar. “Gorman için sağ şerit”. Marion, bu yolu tercih etmez. Onun gideceği yol Gorman’a değil Norman’a çıkacaktır.

16-00:22:49
Marion, siyah renkli ve siyah plakalı arabasını satıp yerine açık renkli ve beyaz plakalı bir araba alır. Renk değişimi, açıkça yavaş yavaş pişman olma duygusunun sembolüdür. Zaten Marion, özünde bir hırsız değildir. Polisin ve satıcının kendisinden şüphelenmesine sebep olacak kadar acemidir. Bavulunu bile eski arabasında unutur.

17-00:25:32
Otoyolda sağanak yağmur başlar, Marion görüş açısını kaybetmek üzeredir. Zaten yol boyunca patronunun ve Bay Cassidy’nin durumun farkına varıp varmadığına dair hayali diyaloglar çizmiştir. Tükenmek üzeredir. Sağanak sadece yolunu kaybetmesine değil yanlış kararlar vermesine de sebep olacaktır.

18-00:28:10
Norman Bates’le tanışırız. Bates Motel’in sahibi. Resepsiyon ofisindeki ilk lafı “dirty night/kirli gece” olur. Yağmurlu, sıkıcı, zor gibi kelimeler yerine “kirli.” Bates ta baştan sorunludur.

ARA NOT 2: Robert Bloch’un orijinal romanında Norman, orta yaşlı, şişman, somurtkan ve sevimsiz bir adamdır. Ama filmde senarist Joseph Stefano’nun isteği ve Hitchcock’un uygun görmesiyle genç, zayıf ve sevimli bir adama dönüştürülür. Bu sayede Anthony Perkins rolü alır.

19-00:29:53
Norman, Marion’a odayı tanıtırken “banyo” kelimesini söyleyemez. Bu esnada endişeli bir hali vardır. Çünkü 1 numaralı kabini, yani, Marion’ı gözetleyebileceği odayı bilerek vermiştir ve olayın gidişatını tahmin etmektedir. Bu arada odadaki kuş tablolarının varlığı birazdan başka bir sahneyle bağlanacaktır.

20-00:32:00
Norma Bates’in, yani Norman Bates’in annesinin ilk defa sesini duyarız. Pencere önünde silüetini gördüğümüz kişinin sesi alenen bir kadın sesidir. Seyircide Norman’ın yaşayan bir annesinin evde bulunduğuna inanması sağlanır. Bu da Norman’ın garipliklerini ve annesinden yakınmalarını normal karşılamamızı sağlayacaktır.

21-00:32:53
Universal stüdyolarında özel olarak inşa edilen ev, tüm zamanların en korkunç film yapılarından biridir. Bu sahnede gökyüzünde bulunan dolunay montajda yapay kara bulutla kapatılmıştır.

22-00:34:02
Norman, Marion için hazırladığı yemeği, Marion’ın odasında yemek istemez. Önce bir adım atar sonra geri çekilir ve bürosunda yemeyi teklif eder. Norman, annesinin suçlamalarından korktuğu için böyle hareket eder.

23-00:34:44
Marion’ın gözüne doldurulmuş bir baykuş ilişir. Norman’ın taksidermist (tahnitçi) olduğu anlaşılır. Bu, genç adamın annesini öldürüp içini doldurmasıyla ilintilidir. Sapıklık, Norman’ın hobilerine dahi işlemiştir. Baykuş, annesiyle aynı ruhu taşır. Ofisinde bir yabancı kadınla yemek yerken, annesinin yerine baykuş gözcülük yapacaktır. Ayrıca ofiste de odalarda olduğu gibi kuş resimleri vardır. Kuşların sessiz şahit olmaları ve taksidermiyle alakalı bir durumdur bu. Hepsinden ilginci de ofisteki tecavüz temalı resimlerdir. Norman’ın sapıklığı birçok görsel öğeyle desteklenmiştir.

24-00:35:15
Norman, Marion’a “bir kuş gibi yemek yediğini” söyler. Daha ilk sahnede yemek yemeyi tercih etmeyen Marion’ın şimdi gerçekten de kuş gibi yemek yediğini görürüz. Tuzağa düşürülmüş bir kuş gibi…

25-00:36:50
“Bir erkeğin en iyi dostu annesidir.” Norman’ın nevrotik durumunun kökenini en iyi açıklayacak cümle yine Norman’dan gelir. Norman, annesinden başkasının olduğu bir dünyayı kabullenemez. Anne, onun için en iyi dosttur, en iyi sevgilidir, ve nihayet anne bizzat kendisi bile olabilir.

26-00:37:39
Buradan itibaren 3 dakika boyunca Marion ile Norman’ın sohbeti, hem Marion’ın parayı çalarak durduk yere kendini tuzağa düşürmesiyle hem de Norman’ın annesine olan yaklaşımıyla alakalı ciddi anahtar cümleler içeriyor. “Bir sevgili asla annenin yerini tutmaz”, “Hepimiz zaman zaman tuzaklara düşürürüz kendimizi.” gibi…

27-00:40:13
Norman, annesinden ne kadar nefret ettiğini ima eder. Aynı zamanda ona olan sevgisini üstteki cümleleriyle kanıtlar. Psikolojide nefret ve sevginin ters yönlü doğrulardan ziyade birbirine paralel iki doğru olduğu düşünülür. Seviyesi Norman’ınki gibi bir durumda birbirine eşit olan iki duygu. Dolayısıyla Norman’ın annesinden nefret ettiği de onu çok sevdiği de doğrudur.

28-00:42:10
“Hepimiz arada sırada deliririz.” Norman’a ait bu söz filmin kalbini oluşturuyor. Hitchcock, bu filmi özdeşleşme tuzakları sayesinde içimizdeki kötülüğün dışarı çıkabileceğini kanıtlamak için çekti. Movie 6 için verdiği ropörtajda “Ben bu filmi bir eğlence olarak görüyorum, bu lunaparktaki büyülü eve bir davet gibi “ şeklinde beyanat veriyor. Birçok sinema eleştirmeni bu sözleri “Hitchcock, kendisini küçümsüyor” şeklinde yorumlar. Oysa Hitchcock doğruyu söylüyor, o bizim içimizdeki kötüyü görmemize bu film sayesinde yardım ederken eğlenebilen bir dahi. İşte bu da Hitchcock’un içindeki kötülük ve Psycho, Hitchcock’un “arada sırada delirdiği an”lardan biri.

29-00:42:37
Marion, Phoenix’e geri dönüp parayı iade etmeye karar veriyor. Nedametine sebep, Norman’ın sözleri oluyor. Marion’la beraber biz de rahatlıyoruz. Onun hırsızlığına onay verip onunla özdeşleştiğimiz için duyduğumuz endişe yerini rahatlamaya bırakmaya başlıyor.

30-00:44:07
Açılıştaki gözetlemeyi, kamera aracılığıyla, biz yapmıştık. Şimdi ise bunu Norman yapıyor. Birazdan gelişecek özdeşleşme transferine bir ön hazırlık. Norman’ın tehlikeli bir adam olduğuna dair kuşkularımız son raddeye varıyor. Norman’ın, odayı gözetlemek için açtığı deliği kapatan tecavüz tablosu da cabası.

31-00:46:14
Sinema tarihi için tuhaf bir ilk yaşanıyor. İlk kez bir filmde tuvalet gösteriliyor.

32-00:46:34-Duş Sahnesi
Psycho’nun en önemli sahnesi başlıyor. Marion’ın duş yapması yalnızca basit bir duş değil. Kadın, vücudundaki kirlerin yanı sıra vicdanındaki lekelerden de arınıyor. Biraz önce patronuna dönmeye karar veren ve izleyiciyi de rahatlatan Marion, pişmanlığının bir sembolü olarak duşa giriyor. Biz ise Norman’ı en son kendi evine girerken bıraktık. Bir tehlike seziyoruz fakat güçlü bir içgüdü değil bu.

Ve şok. Marion gülümseyerek duş yaparken banyo perdesinin arkasında bir silüet belirir. Kendisi de dahil hepimizin affettiği Marion’ı bir kişi affetmemiştir. Perde açılır. Elinde bıçağıyla bir anlığına çılgınca parlayan gözlerini gördüğümüz bir kadın, muhtemelen Norman’ın annesi olarak düşünürüz, Mairon’a saldırır. Madde madde ilginç notlar:

-Hitchcock’un beyanına göre 78 kesme yapılır bu sahnede.
-Janet Leigh, sahnenin çoğunda yer almaz. Onun yerine bir manken kullanılır.
-Defalarca inen bıçak, iki kez yanlışlıkla mankeni keser.
-78 farklı açının hiçbirinde göğüsler ya da cinsel organ görünmez.
-Anthony Perkins, bu sahne çekilirken sette, hatta Los Angeles’ta bile değildir.
-Sahne tam bir haftada çekilir.
-Sahnede yer alan kan çikolata sosudur. Hitchcock, sansür kurullarının bu sahnedeki kanı göstermeye izin vermeyeceğini bildiğinden sırf sahne hiçbir kesintiye uğramadan yayınlansın diye tüm filmi siyah beyaz çeker.
-Birçok soruşturmada sinema tarihinin en kült sahnesi seçilir.
-Boston gösteriminde hamile bir kadın bu sahneyi izlerken çocuğunu düşürür ve Paramount’a açtığı tazminat davasını kazanır.
-Çoğu seyirci bu sahneden sonra sinema salonunu terk eder. Bugün bizim için kolay hazmedilebilir bir sahne olmasına rağmen 1960 yılında hem de ana akım sinemanın bir örneğiyle karşılaşan “nazik” izleyici için bu sahne gerçek bir şoktur.
-Sahne suyun helezonik akışıyla devam eder. Marion’ın günahları ve hataları, akan kanla birlikte lavabo giderine dökülür. Suyla ve kurbanın başıyla yaratılan helezon, filmin de keskin bir dönüş yaşayacağının habercisidir.
-Marion’ın açık kalan gözleri, beyaz perdede saniyeler boyu izleyeni rahatsız etmek için tasarlanmıştır. Hitchcock’un eğlencesi sürer. Ayrıca açık kalan gözler yüzünden çok büyük eziyet çeken Janet Leigh, bu sahneyi tekrar çekmek isteyen Hitchcock’u sertçe reddeder.
-Sahneye eşlik eden Bernard Hermann’ın muhteşem yaylıları, sahneye büyük bir güç katar ve tüm zamanların en iyi tema müziklerinden biri olur.
-Filmde başroldeki aktristin daha filmin yarısı bitmeden ölmesi de sinema tarihinde o güne kadar ender rastlanan bir durumdur.

33-00:49:17

Marion’ın şok edici ölümünün ardından kameranın ilk gösterdiği şey, paranın saklı olduğu gazete tomarıdır. Para artık bir MacGuffin durumuna gelmiştir. Yani, filmin orijininde olmamasına rağmen akıbeti merak edilen unsuruna…

34-00:49:33
Norman, annesine kızar ve hiçbir cevap alamaz. Seyirciyi yanıltmak için bulunmuş bir yol daha. Ardından Norman koşarak Mairon’ın kabinine gelir ve genç kadının cesediyle karşılaşır. Finaldeki açıklamadan da anlaşılacağı gibi Norman, cinayeti gerçekten de annesinin işlediğini düşünür. Bu konuda hiçbir kuşkusu yoktur. Tam o sırada bir kuş resmi yere düşer. Kuş, kendi tuzağına düşmüştür çoktan. Bundan sonraki yaklaşık 10 dakika, biraz önceki şoku dengelemek için verilmiş bir mola gibidir. Bu ara boyuca Norman, banyodaki kanı temizler ve ceset için çareler bulur. Gerilim, dengeyi sağlayacak ve film ikinci yarısına hazırlanacaktır.

ARA NOT 3: 00:55:51’de yer alan müzik, 3 notasıyla Star Wars/Yıldız Savaşları’nda da kullanılmıştır.

35-00:59:22
Norman, Marion’ın cesedi ve eşyalarıyla dolu arabasını bataklığa gömer. Araba bir anlığına durur ve biz de artık Norman’la özdeşleşmeye başlarız. Arabanın batmaması bizim de işimize gelmez. Norman’ın bir anlığına yaşadığı endişeyi hissederiz. Seyirci Marion’ın ölmesiyle birlikte kaybettiği özdeşleşme unsurunu Norman’la bulmuştur. Böylece filme de adını veren bir sapığın huzurunu istemeye başlarız. Hitchcock, hâlâ bizimle “eğlenmektedir.” Bu arada şafak da sökmüştür. Marion’ın şafakta kalkıp yola çıkacağını hatırlarız. Kadın gerçekten de dediğini yapmıştır, fakat yolculuk Phoenix’e değil ölümedir.

İKİNCİ BÖLÜM

1-01:01:09
Filmin ikinci kısmının önemli bir bölümü, Psycho’nun vaad ettiği gerilimin araştırma kısmına yer verir. Bu kez bir süreliğine Norman’ı arkamızda bırakırız. Marion’ın ablası Lila, Sam ve Dedektif Arbogast, Marion’ı aramaya başlar. Arbogast’i ilk gördüğümüz sahne yine bir gözetleme sahnesidir. Henüz kimliğini bilmediğimiz bir adam olarak Lila ve Sam’i dükkanlarında gözetler. Şu ana kadar gözetleme yapan, seyirci ve Norman’dan sonraki 3. karakterdir.

2-01:04:09
Bu kez Norman’ı kuşyemine benzer bir şeker yerken ofisinin önünde görürüz. Hemen arkasından Arbogast, otele gelir. Kuş-tuzak ilişkisi ilk bölümde Marion üzerine kuruluydu. Şimdi ise özdeşleşmeye başladığımız Norman üzerine kurulu. Norman’ın tuzağa düşmesi özdeşleşmiş olan seyirciyi de huzursuz edecektir.

3-01:06:49
Norman, Arbogast’in incelediği kayıt defterine bir kuşun gaga hareketine benzer bir hareketle göz atar. Biraz önce söylediği, oteline haftalardır kimsenin gelmediği yalanının Arbogast tarafından bertaraf edilmesinin ardından verdiği ilk huzursuz tepkidir bu.

4-01:10:58
Arbogast’le Norman arasındaki konuşmada ilk büyük gerilim su yüzüne çıkar. Norman’ın en temel dürtülerini harekete geçiren bir gerilimdir bu. Arbogast, bir kadının onu aldatıp aldatamayacağını sorduğunda, Norman önce kendisini savunur fakat zayıflığının farkındalığıyla hemen kendisi aldatılsa bile annesinin aldatılamayacağını söyler. Norman, bu tür bir tehditte hemen ikinci kişiliğine sığınır.

ARA NOT 4: Arbogast, Bates Motel’e öğlen saatlerinde gelir. Norman’la yaklaşık 10 dakika süren bir konuşma yapar ve ofisten çıktıklarında güneş batmış, akşam olmuştur. Psycho’nun ender film hatalarından birisidir bu.

5-01:13:57
Norman, motele doğru gelen bir arabayı görür. Araba, Arbogast’in arabasıdır. Norman, belli belirsiz duraklar ve motelin arka tarafına doğru yürümeye devam eder. Seyirciye “hissettirilen” bu durum biraz sonra olacaklarla alakalıdır.

6-01:16:38
Arbogast’in öldürülmesi sahnesi, en az duş sahnesi kadar külttür. 1 dakika öncesinden müzikle ve ışıkla verilmeye başlanmış gerilimin sonucunda Arbogast, Norman’ın annesini görmek üzere eve girer. Hitchcock, bundan sonrasını açı oyunlarıyla ehil bir sahneye dönüştürür. Arbogast’in merdivenlerden çıkışını arkadan, önden ve tavandan verir. Eş zamanlı olarak annenin odasının kapısı aralanır ve kasvetli bir ışık hole yayılır. Ardından kamera tavana çıkar ve sabit bir çekim ve Bernard Herrmann’ın duş sahnesinde de kullandığı keskin yaylı enstrümanların birlikteliğiyle yine bir kadın silüeti tarafından nefes kesici bir cinayet işlenir. Burada küçük bir film hatası daha vardır. Katil, bıçağını daha kaldırmadan Arbogast, yüzünü geriye çeker. Hitchcock’un gözünden kaçırdığı ince bir detaydır bu.

Arbogast’in bıçaklanması ve merdivenlerden düşmesi, projeksiyon yardımıyla üst üste bindirilen sahne yöntemiyle kotarılır. Bu esnada Arbogast’i oynayan Martin Balsam, arkadan bağlı bir sandalyeye oturtulur ve eğimli bir yapının üzerinde geriye doğru çekilir. Balsam, düşme efektini verebilmek için çaresizce kollarını sağlar. Benzer bir yöntem Vertigo/Ölüm Korkusu filminde de kullanılmıştır.

Norman’ın; Arbogast’in geldiğini görüp otelin arkasına gittiğini hatırlarız. Fakat katil bir kadındır. İzleyicide Norman’ın kadın giysileri giyip cinayetler işlediği şüphesi uyanır. Bunun bertaraf edilmesi ise biraz sonraki sahnelerde vuku bulacaktır.

7-01:18:28
Norman’ın bataklığa baktığını görürüz. Anlarız ki Arbogast ve arabası da bu bataklığa gömülmüştür.

8-01:23:34
Şerif Chambers’tan Norman’ın annesinin 10 yıl önce öldüğünü öğreniriz. Psycho’nun şok sahnelerinden biri için ilginç aksanlı Chambers’ın konuşması seçilmiştir. Şimdi kendimizi bir “katil kim” oyununda buluruz. Hitchcock, bunu filmlerinde kullanmayı pek sevmez ama Psycho gibi, içeriğinde psikanalitik göndermeler bulunan bir hikaye için denemeye değer bulmuştur.

9-01:25:09
Norman’ın sadece bir psikolojik vaka olmaktan ziyade bir eşcinsel olduğunu da gizli bir imgeyle belirtir bu sahne. Norman, merdivenlerden çıkarken kadınsı bir yürüyüş kullanır. Filmin sonundaki açıklamalar da bu durumu destekler.

10-01:25:23
Biraz önce Norman’ın annesinin 10 yıl önce öldüğünü öğrenmiştik. Oysa şimdi Norman, annesinin yanına gelip onunla konuşur. Hitchcock, anneyi yakından göstermez ama onun bariz kadın sesini çok net bir şekilde verir. Ayrıca Norman’ın, kamera merdivenden tavana doğru çıkıp Arbogast cinayetini hatırlatan bir çekim açısına geçtiğinde annesini taşıdığını ve meyve kilerine götürdüğünü de görürüz. Meyve kileri de filmdeki önemli simgelerden biridir fakat onu biraz sonra işleyeceğiz.

11-01:28:43
Norman film boyunca ya siyah süveter giymiştir ya da koyu renk ceketiyle görünmüştür. Oysa şimdi Lila ve Sam’i karşılarken beyaz gömlek ve açık renk pantolonla görülür. Norman, annesini kilere hapsetmiştir, bu aynı zamanda Norman’ın en büyük korkusunun bilinçaltına hapsedilmesidir. Bu da Norman’a bir özgüven getirir ve genç adam Sam ve Lila’nın karşısına bu özgüveni temsilen beyazlar içinde çıkar.

12-01:30:55
Çalınan 40.000 dolar paranın başarılı bir MacGuffin örneği olmasıyla ilgili bir konuşma Sam ve Lila arasında geçer. Lila; Norman’ın moteli satıp yeni bir iş kurmak için bu parayı çaldığına ve Marion’a zarar verdiğine dair düşüncelerini açıklar.

13-01:34:52
Bates’lerin evini ilk defa gündüz gözüyle ve tamamen görürüz. Dış cepheden bakıldığında 2 katlıdır. Oysa meyve kileriyle birlikte 3 katlı bir evdir. Hitchcock’un, film tasarımı konusundaki dehasının bir ürünü olarak evin bu durumu direkt olarak id-ego-süper ego üçlüsüyle bağlantılıdır. En alttaki id, bilinçaltını ve temel belleği temsil eder. Burası aynı zamanda çürümüşlüğü (Bates’in annesinin çürümüş bedeni) ve tazeliği (ölmüş olsa da Bayan Bates, Norman’a göre henüz tazedir.) simgeleyen meyve kileridir. Ego, yani dışarıdan 1. içeriden 2. kat Norman’ın normal halidir. En üstteki süper ego ise annesinin odasının da bulunduğu ve ikilinin öz yaşamsal ihtiyaçları dışında hiçbir başka argümanın giremeyeceği bir kattır.

Bu sahnede, Lila ile ev sıralı kesmelerle karşı karşıya getirilir. Bu sayede evin bir canlıymış gibi filmde bir yerinin olduğu hissettirilir.

14-01:36:25
Lila, üst kata yani annenin odasına girer. Burada sırasıyla şunları görür: Erotik içerikli büst ve minyatürler, tahnit edilen annenin şeklini almış bir çukurun olduğu yatak. Daha sonra, Norman ve Sam’in sohbetlerine bir geçiş. Ardından Lila, bu kez Norman’ın odasına girer. Burada gördükleri; oyuncaklar, Beethoven’ın Eroica plağı, isimsiz ve kalın kapaklı bir defter (bu defterin, Bates’lerin aile albümü olduğu, Lila’nın ürkmüş bakışlarından anlaşılır fakat net bir durum değildir.) Ardından Norman ve Sam’in konuşmalarında gerilimin yükseldiğini görürüz. Norman, dolayısıyla da özdeşleşmiş seyirci iyiden iyiye heyecana ve telaşa düşmüştür. Norman, Sam’e zarar verebilmek için onu tahnit edilmiş kuşların bulunduğu tuzak odasına çekip kafasına bir cisimle vurur.

15-01:40:15
Lila, Norman’dan saklanırken, meyve kilerini fark eder. Bu aynı zamanda Norman’ın bilinçaltına doğru gidişin ilk anlarıdır.

Filmin üçüncü büyük şok sahnesi başlar. Lila, bilinçaltı odasının içindeki küçük odacığa yani kilere girer ve nihayet annenin çürümüş cesediyle karşılaşırız. Tavandan sarkan lambanın oluşturduğu kaos, Lila’nın attığı çığlık ve Herrmann’ın üçüncü turunu yapan müthiş müziği, birleşir; Norman’ın Norma Bates kılığında odaya girişine hazırlanır. Tam bir korku sahnesidir bu. Ürperten sırıtışıyla “ben Norma Bates’im” diye bağıran Norman’ın karşısında adeta dili tutulan Lila’nın yardımına son anda Sam koşar. Sam, Norman’ın eli bıçak tutan koluna yapışır fakat Norman müthiş bir direnç gösterir. Ama kafasından annesinin peruğu düşünce Norman’ın gücü kesilir. Bu da filmdeki mükemmel simgelerden biridir. Ve nihayet Norman Bates etkisiz hale getirilir. Özdeşleşme ikonumuz tıpkı bir önceki özdeşleşme ikonumuz olan Marion gibi başarısız olmuştur.

16-01:41:46
Simon Oakland’in kısacık ama müthiş canlandırmasıyla psikiyatrist, bize, kalan soruları cevaplar. Kimilerinin eleştirdiği bir sahnedir bu. Hitchcock’un bu psikiyatrist açıklamasını gereksiz bulanlar vardır. Oysa sahne filmin parçalarının eksiksiz bir biçimde bütünlenmesinde büyük rol oynamıştır. Psikiyatrist, Norman’ın hastalığının bir anlamda adını koyar. Oidipus kompleksinin tehlikeli bir versiyonu olan Norman, hem annesini hem de annesinin sevgilisini öldürmüştür. Fakat bu cinayetleri bilinçaltında kabullenememiş ve annesinin içini doldurmuştur. Onu hâlâ yaşıyormuş gibi saklayan Norman, yıllar içinde zamanla annesine dönüşmüş ve çift kişilikli bir sapık halini almıştır. Marion’dan önce iki genç kızı da kimbilir hangi bahane sonrasında öldüren Norman, kontrolden tamamen çıkmış bir vakadır. Psikiyatrist, bu cevapları Norman’dan değil, Norman’ın vücut bulduğu annesinden alabilmiştir.

17-01:45:28
Sam’in,Norman’ın annesinin kıyafetini neden giydiğine dair sorusuna mahkeme görevlilerinden verdiği cevap sinema tarihi açısından ilginçtir. Çünkü, bir ana akım filminde ender olarak “travesti” kelimesinin geçmesine sebep olan bir sorudur bu. Norman, annesinin kimliğine şeklen de bürünebilmek için onun kıyafetlerini giyer ve sözlükte de kadın kıyafeti giyen erkek tanımının tam karşılığı olan travestilik sonucuna bu yoldan varılır. Fakat psikiyatrist açığı hemen fark edip bunun tam bir travestilik olmadığını belirtir. Çünkü, Norman’ın o kıyafetleri giymekteki amacı kendi cinsel tercihi değil, anneyle bütünleşebilme dürtüsüdür.

18-01:46:58
Filmin son sahnesi, zihindeki çatışması biten ve artık baskın kişiliğine yani tamamen anneye devrolunmuş bir vücut olarak Norman Bates’in annesinin sesinden, kendisine battaniye getiren polise teşekkür etmesiyle başlar. Bomboş bir gözetim odasında tek başına oturan Norman’ın; Anthony Perkins’in muhteşem mimikleri aracılığıyla anne dilinden konuştuğunu izleriz. Bu konuşmada anne, elinde gezen bir sineğe bile zarar vermemekten bahseder ve Norman da bunu gülümsemesiyle onaylar. Zira, her iki kişiliğe göre de anne tamamen zararsız masum biridir ve onun refahı için bir sineğin öldürülmesine dair suç bile Norman’a yüklenmelidir.

19-01:48:09
Klasik sinemada bir örneğine az rastlanacak bir şekilde subliminal bir görüntüyle film son karesine bağlanır. Bu görüntüde Norman’ın gülümsemesi, çürümüş annesinin suratıyla üst üste bindirilir. Norman, tamamen Norma Bates’e yani annesine dönüşmüştür. Son karede ise bataklıktan çıkarılan bir araba “the end” yazısı ile birlikte gösterilir. Tüm sorular cevap bulmuştur. Marion’ın akıbeti gösterilmiştir ve Norman’ın suça dair bilinçaltını temsil eden bataklık deşilmeye başlanmıştır. Alfred Hitchcock’un opus magnumu, özdeşleşme yüzünden tam bir dehşetle biter. Hitchcock, eğlencesini tamamlamıştır.

Psycho, 57. yılında hâlâ sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak gösteriliyor. Film, ayrıca korku sinemasının en büyük başyapıtı olarak da bilinir ve ardından gelen ve bugün tamamen kült olmuş korku örneklerinin tamamına sinen bir dolu argümanın da asıl sahibi olmuştur.

 
Muhammed Tiryaki
[email protected]
Yazarın diğer yazıları.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Hakan Bilge: “Godfather, Citizen Kane gibi Notorious da benim saplantılarımdan.”

Söyleşi: Ceyhun Korkmaz Geçen seneki söyleşimizde Truffaut üzerine bir kitap dışında ismini telaffuz etmediğiniz başka ...

2 Yorum

  1. Ne diyeceğimi bilmiyorum, gerçekten. Muhteşem bir inceleme, bunu sadece övmek için falan demiyorum. Gerçek bir yazarın yazılarını okumak bizim için inanılmaz bir şans. Filmi tekrar izleyip sahneleri yeniden incelemek istiyorum şu anda. Teşekkür etmekten başka denebilecek bir şey yok. Dürüst olarak Muhammed Tiryaki’nin diğer yazılarını okumadığımı itiraf etmem gerek, geç olsun da hiç olmasın deyip takibe geçiyorum.

  2. Muhammed Tiryaki

    Merhabalar mjolnir. Çok teşekkür ederim övgüleriniz için. Bu inceleme seneler önce yaptığım biraz acemice, eksikleri olan, yer yer yanlış yorumlar içeren bir incelemeydi. Sevgili Hakan Bilge, sağ olsun değer verip buraya ekleştirdi. Ama bazı filmleri sahne görselleriyle kare kare inceleme fikri açısından ben de kıymetli buluyorum açıkçası. Bugün (6 yıl sonra) çok daha profesyonel bir yeniden yazım gerçekleştirmek isterim. Psycho bunu hak ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir