Batı Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları
Şubat 5, 2012 by Editör
Filed under Edebiyat, Sanat, Ustalara Saygı
SanatLog.com için hazırlayan: Osman Akyol
İletişim: osmanakyol72@hotmail.com
|
YAZAR |
YAŞADIĞI DÖNEM |
UYRUĞU |
EDEBİYATA KATKISI |
|
Aristophanes (Aristofanes) |
M.Ö. 456-386 |
Eski Yunanlı |
Eşek Arıları adlı komedyasıyla ünlü oyun yazarı |
|
Aiskhylos (Asiklos) |
M.Ö. 525-456 |
Antik Yunanlı |
Zincire Vurulmuş Prometheus (Promete), Persler, Yalvaran Kızlar, Agamemnon gibi tragedyalarıyla ünlü oyun yazarı |
|
Aisopos (Ezop) |
M.Ö. 6. yüzyıl |
Eski Yunanlı |
Fabl denen hayvan masallarıyla ünlü masal derleyicisi. Masallarını Ezop Masalları adlı kitabında topladı |
|
Aristoteles |
M.Ö. 384-322 |
Antik Yunanlı |
Organon (Alet) ve Poetika (Şiir Sanatı) gibi kitaplarıyla ünlü filozof |
|
Alphonse Daudet (Alfons Dode) |
1840-1897 |
Fransız |
Natüralist yazar |
|
Arthur Rimbaud (Artur Rimbo) |
1854-1891 |
Fransız |
Sembolist şair |
|
Andre Gide (Andre Jid) |
1869-1951 |
Fransız |
Hümanist yazar |
|
Agatha Christie (Agata Kristi) |
1890-1976 |
İngiliz |
Dedektif romanlarıyla ünlü yazar |
|
Alexandre Dumas (Aleksandr Düma) |
1802-1870 |
Fransız |
Üç Silahşörler ve Monte Kristo Kontu gibi tarihi romanlarıyla ünlü romantik yazar |
|
Alain (Alen) |
1868-1951 |
Fransız |
Deneme yazarı |
|
Aleksandr Puşkin |
1799-1837 |
Rus |
Modern Rus edebiyatının kurucusu sayılan, Yüzbaşının Kızı romanıyla ünlü romantik yazar |
|
Anton Çehov |
1860-1904 |
Rus |
Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi gibi oyunlarıyla ünlü, aynı zamanda modern kısa öykücülüğün kurucusu sayılan, Rus gerçekçi oyun yazarı |
|
Alphonse de Lamartine (Alfons dö Lamartin) |
1790-1869 |
Fransız |
Şairane Duyuşlar ve Graziella adlı şiirleriyle ünlü şair |
|
Arthur Schopenhauer (Artur Şopenhaver) |
1788-1860 |
Alman |
İmmanuel Kant (İmanuel Kant)’ın öğrencisi olan Alman filozof |
|
Albert Camus (Alber Kamü) |
1913-1960 |
Fransız |
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi varoluşçu yazar |
|
Antonio Gramsci (Antonyo Gramski) |
1891-1937 |
İtalyan |
İtalyan Komünist Partisi’nin kurucu üyesi olan düşünür, siyasetçi ve Marksist kuramcı. Hegemonya, sivil toplum, altyapı-üstyapı ilişkileri ve toplumda aydınların işlevi gibi konularda Marksist literatüre katkı yapmıştır. |
|
Alfred de Vigny (Alfred dö Vinyi) |
1797-1863 |
Fransız |
Şiirlerinde karamsar düşünceler hakim olan romantizmin öncülerinden Fransız şair, oyun ve roman yazarı |
|
Alfred de Musset (Alfred dö Müsse) |
1810-1857 |
Fransız |
Fransız romantik şair ve oyun yazarı |
|
Andre Breton (Andre Bröton) |
1896-1966 |
Fransız |
Psikolojik çözümlemeler içeren gerçeküstücülük edebiyat akımının kurucusu |
|
Arnold Bennett (Arnold Benet) |
1867-1931 |
İngiliz |
İngiliz roman yazarı |
|
Arthur Rimbaud (Artur Rimbo) |
1854-1891 |
Fransız |
Sembolist şair |
|
Arthur Miller (Artur Milır) |
1915-2005 |
Amerikalı |
ABD’li oyun yazarı |
|
Bertolt Brecht (Bertold Breht) |
1898-1956 |
Alman |
Kendini komünist olarak tanımlayan ve epik (diyalektik) tiyatronun kurucusu sayılan Alman şair ve oyun yazarı |
|
Bernard Shaw (Bernard Şov) |
1856-1950 |
İrlandalı |
Kadın haklarının koyu bir savunucusu olup aynı zamanda örgün eğitime karşı olan, Pygmalion (Pigmalyon) adlı oyunuyla ünlü sosyalist oyun yazarı |
|
Ben Jonson (Ben Conson) |
1572-1637 |
İngiliz |
İngiliz tiyatrocu |
|
Charles Dickens (Çarls Dikıns) |
1812-1870 |
İngiliz |
Oliver Twist (Olivır Tivist), Bay Pickwick (Pikvik)’in Serüvenleri ve David Copperfield (Deyvid Kapırfiyıld) gibi romanlarıyla ünlü gerçekçi roman yazarı |
|
Cicero (Çiçereo) |
M.Ö. 106-43 |
Latin (Romalı) |
Söylevleriyle ünlü hatip |
|
Charles Baudelaire (Şarl Bodler) |
1821-1867 |
Fransız |
Elem Çiçekleri şiiriyle ünlü sembolist şair |
|
Chateaubriand (Şatobriyan) |
1790-1869 |
Fransız |
Romantizm akımının öncülerinden Fransız yazar |
|
Charles Bukowski (Çarls Bukovski) |
1920-1994 |
Amerikalı |
Eserlerinde genellikle alkolikler, fahişeler ve depresyondakiler gibi marjinal yaşayan insanları anlatan şair, öykücü ve romancı. Kült olmuş kitapları arasında “Kadınlar” ve “Pis Moruğun Notları” gibi öykü kitapları sayılabilir. |
|
Demosthenes (Demostenes) |
M.Ö. 384-322 |
Antik Yunanlı |
Nutuklarıyla (söylevleriyle) ünlü Yunanlı düşünür |
|
Daniel Defoe (Denyıl Defo) |
1660-1731 |
İngiliz |
Robinson Crusoe (Robinson Kruzo) adlı romanıyla ünlü gerçekçi yazar |
|
Dante Alighieri (Dante Aligiyeri) |
1265-1321 |
İtalyan |
Yapay destan İlahi Komedya’nın yazarı ve aynı zamanda Rönesans’ın fikir babası İtalyan şair ve politikacı |
|
Dale Carnegie (Deyl Karnec/gi) |
1888-1955 |
Amerikalı |
“Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı” ve “Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak” gibi kitapları bir dönem peynir ekmek gibi satılan yazar, hatip, kişisel girişimci ve kişiler arası iletişim uzmanı |
|
Denis Diderot (Dönis Didero) |
1713-1784 |
Fransız |
Aydınlanma Çağı’nda bir tür kaldıraç görevi yapan Ansiklopedi dergisinin baş editörü |
|
Euripides (Evripides) |
M.Ö. 480-406 |
Antik Yunanlı |
İphigenia (İfijenya), Helen, Alkestis, Elektra, Herakles (Herkül) gibi tragedyalarıyla ünlü trajedi şairi |
|
Emile Zola (Emil Zola) |
1840-1902 |
Fransız |
Natüralizmin kurucusu sayılan; Meyhane, Germinal, Nana, Toprak gibi romanlarıyla ünlü yazar Not: Germinal mutlaka okunmalı |
|
Ernest Hemingway (Örnıst Hemingvey) |
1899-1961
|
Amerikalı |
Çanlar Kimin İçin Çalıyor, İhtiyar Adam ve Deniz, Silahlara Veda gibi romanlarıyla ünlü gerçekçi yazar |
|
Erich Maria Remarque (Erih Maria Remark) |
1898-1970 |
Alman asıllı Amerikalı |
Naziler tarafından romanları yakılmış, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı romanıyla ünlü Alman romancı. |
|
Edgar Allen Poe (Edgır Elın Po) |
1809-1849 |
Amerikalı |
Morg Sokağı Cinayeti adlı öyküsü ve Annabel Lee (Anabel Li) şiiriyle ünlü sembolist şair ve yazar |
|
Erich von Daniken (Erik fon Daniken) |
1935-…. /td |
İsviçreli |
Tanrıların Arabaları adlı New Age türdeki kitabıyla meşhur araştırmacı yazar |
|
Eugene O’Neill (Öjen Oneyl) |
1888-1953 |
Amerikalı |
Klasik üslup ve teknikle yazdığı Matem Elektra’ya Yakışır adlı oyunuyla bilinen Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Amerikalı oyun yazarı |
|
Edmond Rostantd (Edmon Rotsan) |
1868-1918 |
Fransız |
Cyrano de Bergerac (Sirano dö Berjerak) isimli oyunuyla bilinen romantik şair ve tiyatrocu |
|
Ezra Pound (Ezra Paund) |
1885-1972 |
Amerikalı |
İmgeci şiir akımının kurucu Amerikalı şair |
|
Edmund Spenser (Edmın Spensır) |
1552-1599 |
İngiliz |
Ortaçağ modasına uygun olarak romantik ve destansı şiirler yazan İngiliz şair |
|
Francis Bacon (Frensıs Beykın) |
1561-1626 |
İngiliz |
Geliştirdiği tümevarım yöntemiyle mantığa katkı yapmış ekspresyonist yazar |
|
Friedrich Schiller (Fridrih Şiller) |
1759-1805 |
Alman |
Wilhelm Tell (Vilhelm Tel), Don Carlos (Don Karlos) gibi oyunlarıyla ünlü oyun yazarı ve didaktik şair |
|
Friedrich Hebbel (Fridrih Ebel) |
1813-1863 |
Alman |
Modern tiyatronun kurucusu olan Alman oyun yazarı |
|
Francesco Petrarca (Françesko Petrarka) |
1304-1374 |
İtalyan |
Soneleriyle ünlü Rönesans dönemi hümanist şairi |
|
Fyodor Dostoyevski |
1821-1881 |
Rus |
Bir başyapıt olan “Suç ve Ceza” romanı yanında Karamazof Kardeşler ve Budala gibi romanlarıyla da ünlü olan gerçekçi Rus yazar |
|
Franz Kafka (Franz Kafka) |
1883-1924 |
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (Çek Cumhuriyeti) |
Alaycı karamsarlığıyla ünlü Yahudi asıllı yazar |
|
François Coppee (Fransuva Kope) |
1842-1908 |
Fransız |
Türk şair Tevfik Fikret’i etkilemiş parnasyen (gerçekçi) şair |
|
Friedrich Nietzsche (Frederik Niçe) |
1844-1900 |
Alman |
Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabıyla ünlü, “üstün insan” fikrinin savunucusu varoluşçu Alman filozof. Psikanalizde kullanılan “bilinçaltı” kavramından ilk söz eden kişi olarak Sigmund Freud (Sigmund Froyd)’u etkilemiştir. Ateizme inanan ve “tanrı öldü!” aforizmasıyla ünlü yazar. Deccal adlı eserinde Hristiyanlığı eleştirmiş ve kendisinin “deccal” olduğunu savunmuştur. |
|
François de Malherbe (Fransuva dö Malerb) |
1555-1628 |
Fransız |
Tipik 17. yüzyıl Fransız şairi |
|
François Rabelais (Fransuva Rable) |
1494-1553 |
Fransız |
Rönesans dönemi Fransa’sının ünlü kurgu yazarı |
|
François Fenelon (Fransuva Fenelon) |
1651-1715 |
Fransız |
Edebiyatımızdaki “ilk çeviri roman” ünvanına sahip Telemaque (Telemak) adlı romanın yazarı |
|
Federico Garcia Lorca (Federiko Garsiya Lorka) |
1899-1936 |
İspanyol |
İspanya iç savaşında milliyetçiler tarafından öldürülmüş şair ve oyun yazarı |
|
Gustave Flaubert (Güstav Flober) |
1821-1880 |
Fransız |
Madam Bovary (Madam Bovari) romanıyla ünlü gerçekçi roman yazarı |
|
Giovanni Boccacio (Covanni Bokkaçyo) |
1313-1375 |
İtalyan |
Decameron (Dekameron) adlı Dünya edebiyatında ilk öykü sayılan yapıtın yazarı olan Rönesans dönemi hümanist yazar |
|
Grimm (Grim) Kardeşler: Jacob (Yakop), Wilhelm (Vilhelm) |
Jacob (1787-1865), Wilhelm (1786-1859) |
Alman kardeşler |
Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Bremen Mızıkacıları, Çizmeli Kedi ve Kül Kedisi gibi pek çok masalın derleyicisi |
|
Gustave Apolinaire (Güstav Apoliner) |
1830-1918 |
Fransız |
Fransız şair |
|
Goncourt (Gonkur) Kardeşler: Edmond (Edmond), Jules (Jul) |
Edmond (1822-1896), Jules (1830-1870) |
Fransız |
Doğal (natüralist) romancı kardeşler |
|
Guy de Maupassant (Güy dö Mopasan) |
1850-1893 |
Fransız |
Natüralist öykü yazarı |
|
George Orwell (Corc Orvıl) |
1903-1950 |
İngiliz |
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı bilim kurgu romanında yarattığı Big Brother (Büyük Birader) kavramıyla ünlü yazar |
|
Georges Politzer (Corc Politzer) |
1903-1942 |
Macar asıllı Fransız |
Paris İşçi Üniversitesinde diyalektik materyalizm derslerine girdi. Öğrencilerinin tuttuğu notlara dayanarak ölümünden sonra yayınlanan Felsefenin Temel İlkeleri adlı eseri Türkiye’de de geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. 12 Eylül darbesinde ilk bu kitap yasaklandı. “Kızıl Kafalı Filozof” olarak bilinen yazar 1942’de Naziler tarafından kurşuna dizilerek öldürüldü. |
|
George Byron (Corc Bayron) |
1788-1824 |
İskoç |
Romantizm akımının önde gelen şairlerinden |
|
Gerhart Hauptmann (Gerhar Haupman) |
1862-1946 |
Alman |
Natüralizmin en önemli temsilcisi sayılan Alman oyun yazarı |
|
Homeros |
M.Ö. 8. yüzyıl |
Antik Yunanlı |
İlyada (İlyada) ve Odysseia (Odise) destanlarıyla ünlü yazar |
|
Horatius (Horasyus) |
M.Ö. 65-8 |
Latin (Romalı) |
Satirik ve didaktik şiirleriyle ünlü şair |
|
Herodotos (Herodot) |
M.Ö. 484-425 |
Antik Yunanlı |
“Tarihin babası” ünvanına sahip bugünkü adı Bodrum olan antik şehir Halikarnas’ta dünyaya gelmiş Yunanlı tarihçi. Herodotos Tarihi adlı kitabıyla bilinir. |
|
Honore de Balzac (Onore dö Balzak) |
1799-1850 |
Fransız |
Goriot (Goryo) Baba, Vadideki Zambak ve Eugenie Grandet (Öjeni Grande) gibi realist romanlarıyla ünlü yazar |
|
Hermann Hesse (Herman Hesse) |
1877-1962 |
Alman asıllı İsviçreli |
Eserlerinde kendini kanıtlama, kendi olma ve kendini aşma gibi temaları işlemiş Nobel Edebiyat Ödüllü yazar ve ressam |
|
Hermann Sudermann (Herman Zuderman) |
1857-1928 |
Alman |
Alman oyun yazarı |
|
Heinrich von Kleist (Haynrih fon Klays) |
1777-1811 |
Alman |
İntihar ederek ölen Alman şair, romancı ve tiyatrocu |
|
Heinrich Heine (Haynrih Hayne) |
1797-1856 |
Alman |
Ünlü Alman şair |
|
İvan Sergeyeviç Turgenyev |
1818-1883 |
Rus |
Babalar ve Oğulları romanıyla ünlü realist roman yazarı |
|
Jules Verne (Jül Vern) |
1828-1905 |
Fransız |
Dünyanın Merkezine Yolculuk, Aya Yolculuk, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Seksen Günde Devr-i Alem gibi bilimkurgu romanlarıyla ünlü yazar |
|
Jonathan Swift (Conıtın Sıvift) |
1667-1745 |
İngiliz |
Gulstrongliver (Güliver)’in Gezileri adlı romanıyla ünlü yazar |
|
Johann Wolfgang von Goethe (Yohan Volfgang fon Göte) |
1749-1832 |
Alman |
Genç Werther (Verter)’in Acıları romanı ve Faust (Faust) adlı oyunuyla ünlü, edebiyatta “fırtına ve coşku” döneminin kurucusu ve en önemli temsilcisi olan romantik yazar |
|
John Steinbeck (Con Ştaynbek) |
1902-1968 |
Amerikalı |
Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri ve Sardalya Sokağı gibi romanlarıyla ünlü natüralist roman yazarı |
|
Jean Racine (Jan Rasin) |
1639-1699 |
Fransız |
Andromaque (Andromak), İphigenie (İfijeni), Phaidra (Fedra) gibi tragedyalarıyla ünlü oyun yazarı |
|
Jean-Jacques Rousseau (Jan Jak Ruso) |
1712-1778 |
Fransız |
Fransız İhtilalinin fikir babalarından sayılan, Toplum Sözleşmesi adlı düşünce kitabıyla ünlü romantik Fransız yazar |
|
John Fante (Con Fante) |
1909-1983 |
İtalyan asıllı Amerikalı |
Charles Bukowski’nin yakın arkadaşı olan romancı, kısa hikaye yazarı ve senarist. |
|
John Milton (Con Milton) |
1608-1674 |
İngiliz |
Kaybolmuş Cennet adlı epik (destansı) şiiriyle tanınan İngiliz şair |
|
Jack London (Cek Landın) |
1876-1916 |
Amerikalı |
Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi romanlarıyla ünlü yazar |
|
James Joyce (Ceymis Coys) |
1882-1941 |
İrlandalı |
Getirdiği anlatım yenilikleriyle 20. yüzyıl edebiyatını derinden etkilemiş empresyonist (izlenimci) yazar |
|
Julio Cortazar (Hulyo Kortazar) |
1914-1984 |
Arjantinli |
Öykülerinde fantastik öğelere yer veren, gerçek dünyayla olağandışı yaşamı iç içe geçiren Arjantin’in en büyük yazarı |
|
Jean Paul Sartre (Jan Pol Sartır) |
1905-1980 |
Fransız |
Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden yazar, düşünür ve entelektüel |
|
Jose Maria de Heredia (Jose Mariya dö Heredya) |
1842-1905 |
Kübalı |
Soneleri ile ünlü; annesi Fransız, babası Kübalı Parnasyen (şiirde gerçekçi) şair. Türk şair Yahya Kemal Beyatlı üzerinde etkili olmuştur. |
|
John Keats (Con Kits) |
1795-1821 |
İngiliz |
İngiliz romantik şair |
|
Jean de La Bruyere (Jan dö La Bruyer) |
1645-1696 |
Fransız |
Klasisizm yanlısı Fransız yazar ve ahlakçı |
|
Jean-Christophe Grange (Jan Kristof Granj) |
1961-… |
Fransız |
Türkiye’de, ülkücülere göndermeler yapan “Kurtlar İmparatorluğu” romanıyla tanınan Fransız yazar |
|
Jane Austen (Ceyn Osten) |
1775-1817 |
İngiliz |
Kadın roman yazarı ve şair |
|
Knut Hamsun (Nat Hamsın) |
1859-1952 |
Norveçli |
Açlık ve Dünya Nimeti gibi romanlarıyla ünlü, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar |
|
Kurt Cobain (Kört Kobeyn)
|
1967-1994 |
Amerikalı |
Nirvana grubunun kurucularından olan şarkıcı, söz yazarı, müzisyen ve sanatçı |
|
Karl Marx (Karl Marks) |
1818-1883 |
Alman |
Das Kapital I. Cilt ve Engels’le birlikte kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu kitaplarıyla ünlü komünizmin fikir babası sayılan Alman düşünür |
|
Lev Nikolayeviç Tolstoy |
1828-1910 |
Rus |
Savaş ve Barış, Anna Karenina, Diriliş, İvan İlyiç’in Ölümü ve Hacı Murat romanlarıyla ünlü realist yazar |
|
Le Sage (Lö Saj) |
1668-1747 |
Fransız |
Töre romanlarıyla ünlü Fransız yazar |
|
La Fontaine (La Fonten) |
1621-1695 |
Fransız |
Fabl türündeki masallarıyla ünlü klasik yazar |
|
Lewis Carrol (Luiz Kerıl) |
1832-1898 |
İngiliz |
Alice (Alis) Harikalar Diyarında kitabıyla ünlü yazar, matematikçi, mantıkçı, papaz ve fotoğrafçı |
|
Louis Aragon (Lui Aragon) |
1897-1982 |
Fransız |
Mutlu Aşk Yoktur şiiriyle ünlü dadaist (kuralsız) şair ve romancı |
|
Lessing (Lesing) |
1729-1781 |
Alman |
Alman edebiyatının ilk önemli eleştirmenidir |
|
Moliere (Molyer) |
1622-1673 |
Fransız |
Cimri, Kibarlık Budalası, Hastalık Hastası, Zoraki Tabip gibi oyunlarıyla ünlü komedi yazarı |
|
Mark Twain (Mark Tveyn) |
1835-1910 |
Amerikalı |
Tom Sawyer (Tom Sevyır)’ın Maceraları, ve Huckleberry Finn (Hakılberi Fin)’in Maceraları gibi romanlarıyla ünlü yazar |
|
Michel de Montaigne (Mişel dö Monteyn) |
1533-1592 |
Fransız |
Edebiyatta deneme türünün kurucusu sayılan, Denemeler adlı kitabıyla ünlü deneme yazarı |
|
Miguel de Cervantes (Miguel dö Sörvantes) |
1547-1616 |
İspanyol |
Don Quijote (Don Kişot) adlı romanıyla ünlü yazar |
|
Maksim Gorki |
1868-1936 |
Rus |
Ana, Küçük Burjuvalar ve Halk Düşmanı gibi romanları yanında 1 Mayıs Marşı’nın söz yazarı da olan sosyalist gerçekçi yazar |
|
Madame de Stael (Madam dö Stael) |
1766-1817 |
Fransız asıllı İsviçreli |
Fransız romantik yazar |
|
Madame de La Fayette (Madam dö La Fayet) |
1634-1693 |
Fransız |
Klasisizmin önemli temsilcilerinden olan yazar, ilk tarihi roman yazarı ünvanına sahip |
|
Marcel Proust (Marsel Prust) |
1871-1922 |
Fransız |
Kayıp Zamanın İzinde adlı kitabıyla ünlü, eşcinsel yazar |
|
Mario Puzo (Maryo Puzo) |
1920-1999 |
Amerika |
The Godfather (Baba) romanıyla ünlü romancı ve senarist |
|
Milan Kundera |
1929-… |
Çek asıllı Fransız |
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği romanıyla ünlü roman yazarı |
|
Montesquieu (Monteskiyö) |
1689-1755 |
Fransız |
Yasama, yürütme ve yargının ayrı olması anlamına gelen kuvvetler ayrılığı fikrini ortaya atmış bir politik düşünürdür. |
|
Nikolay Vasilyeviç Gogol |
1809-1852 |
Rus |
Ölü Canlar romanı ve Müfettiş oyunuyla ünlü gerçekçi yazar |
|
Nicolas Boileau (Nikola Bualo) |
1636-1711 |
Fransız |
Klasisizmin kurucusu Fransız şair |
|
Noam Chomsky (Noam Çomski) |
1928-… |
Amerikalı |
Küreselleşme karşıtlığıyla ünlü Amerikalı dilbilimci. Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler adında ABD’nin neo-liberal politikalarını eleştiren bir kitabı var. |
|
Oscar Wilde (Oskar Vayld) |
1854-1900 |
İrlandalı |
Eşcinsel yazar |
|
O’Henry (Ohenri) |
1862-1910 |
Amerikalı |
Öykülerini şaşırtıcı sonlarla bitiren Amerikalı öykü yazarı |
|
Octavio Paz (Oktavyo Paz) |
1914-1998 |
Meksikalı |
Nobel edebiyat ödülü sahibi, gerçeküstücü yazar, şair ve diplomat |
|
Plautus (Platus) |
M.Ö. 254-184 |
Latin (Romalı) |
Komedya yazarı |
|
Platon (Eflatun) |
M.Ö. 427-347 |
Antik Yunanlı |
Batılı anlamda ilk üniversite sayılan Atina Akademisinin kurucusu olan, “Devlet” ve “Sokrates’in Savunması” adlı kitaplarıyla ünlü filozof ve diyalog yazarı |
|
Pindaros (Pindar) |
M.Ö. 4. yüzyıl |
Antik Yunanlı |
Antik Yunanlı şair |
|
Paul Bourget (Pol Burje) |
1852-1935 |
Fransız |
Halit Ziya Uşaklıgil’i etkilemiş romancı |
|
Pierre Corneille (Piyer Korney) |
1606-1684 |
Fransız |
Le Cid (Lö Sid) adlı tagedyasıyla ünlü Fransız trajedi yazarı |
|
Pierre de Ronsard (Piyer dö Ronsar) |
1524-1585 |
Fransız |
Rönesans dönemi Fransız şairi |
|
Paul Verlaine (Pol Verlen) |
1844-1896 |
Fransız |
Sembolist şair |
|
Pablo Neruda |
1904-1973 |
Şilili |
Nazım Hikmet’e hayranlığıyla bilinen şair |
|
Paul Auster (Pol Oster) |
1947-… |
Amerikalı |
Absürd türde yazdığı romanlarıyla bilinen postmodern roman yazarı, şair ve senarist |
|
Paul Eluard (Pol Eluar) |
1895-1952 |
Fransız |
Gerçeküstücü Fransız şair |
|
Philippe Soupault (Filip Supo) |
1897-1990 |
Fransız |
Gerçeküstücü şair |
|
Percy Bysshe Shelley (Persi Biş Şeli) |
1792-1822 |
İngiliz |
İngiliz romantik şair |
|
Roger Garaudy (Roje Garodi) |
1913-… |
Fransız |
Bir dönem Fransız Komünist Partisi üyesiyken 1982 yılında Müslüman olan düşünür ve yazar |
|
Richard Bach (Riçırd Bah) |
1936-… |
Amerikalı |
Martı romanıyla ünlü yazar |
|
Ralph Waldo Emerson (Ralf Valdo Emırsın) |
1803-1882 |
Amerikalı |
Biçimsel/şekilsel dinin geçerliliğini savunan transandantalizm akımının öncüsü sayılan ABD’li yazar ve düşünür |
|
Sappho (Safo) |
M.Ö. 5. yüzyıl |
Antik Yunanlı |
Eski Yunan lirik şairi |
|
Sophokles (Sofokles) |
M.Ö. 495-406 |
Antik Yunanlı |
Kral Oedipus (Oidipus), Elektra, Trakhis (Trakis) Kadınları, Aias, Antigone, Philoktetes (Filoktetes) gibi tragedyalarıyla ünlü trajedi yazarı |
|
Seneca (Seneka) |
M.Ö. 4-M.S. 65 |
Latin (Romalı) |
Aynı zamanda filozof olan tragedyalarıyla ünlü oyun yazarı |
|
Stendhal (Stendal) |
1783-1842 |
Fransız |
Kızıl ve Kara, Parma Manastırı gibi realist romanlarıyla ünlü yazar |
|
Samuel Beckett (Samuel Bekıt) |
1906-1989 |
İrlandalı |
Godot (Godo)’yu Beklerken oyunuyla ünlü ve aynı zamanda absürd tiyatronun en önemli temsilcilerinden sayılan nihilist oyun yazarı |
|
Stephane Mallarme (Stefan Malarme) |
1842-1898 |
Fransız |
Modern Batı şiirinin kurucusu sayılan sembolist şair |
|
Stephen King (Stefın King) |
1947-… |
Amerikalı |
The Dark Tower (Kara Kule) roman serisiyle ünlü, “korku-gerilim türünün en çok satan yazarı” ünvanına sahip yazar |
|
Stefan Zweig (Stefan Zvayg) |
1881-1942 |
Avusturyalı |
Nazilerin kitaplarını yaktıkları Yahudi asıllı romancı, oyun yazarı ve gazeteci |
|
Sylvia Plath (Silviya Pilat) |
1932-1963 |
Amerikalı |
Trajik yaşamı ve intiharıyla ünlü şair ve yazar. Yaşadığı depresyonu anlatan Sırça Fanus romanıyla ünlüdür. Aynı zamanda gizdökümcü şiirin önemli isimlerinden biridir. |
|
Sully Prudhomme (Suli Prudom) |
1839-1907 |
Fransız |
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi parnasyen (gerçekçi) şair |
|
Sir Walter Scott (Sör Valter Skat) |
1771-1832 |
İskoçyalı |
Tarihi roman yazarı |
|
Susanna Tamaro (Suzanna Tamaro) |
1957-… |
İtalyan |
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git romanıyla ünlü yazar. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. |
|
Tomas Stearns Eliot (Tamıs Störns Elyıt) |
1888-1965 |
Amerikalı |
Şair |
|
Thomas Mann (Tomas Man) |
1875-1955 |
Alman asıllı Amerikalı |
Tarihi roman yazarı |
|
Thomas More (Tomas Mor) |
1478-1535 |
İngiliz |
İdeal ve kurgusal bir adayı anlattığı Ütopya adlı romanıyla ünlü hümanist yazar, devlet adamı ve hukukçudur. Kral VIII. Henry tarafından idam edildi. |
|
Torquato Tasso (Torkuato Tasso) |
1544-1595 |
İtalyan |
İtalyan şair |
|
Umberto Eco (Umberto Eko) |
1932-… |
İtalyan |
Gülün Adı ve Faucault (Fuko) Sarkacı romanlarıyla ünlü bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür |
|
Vergilius (Virjilyus) |
M.Ö. 70-19 |
Latin (Romalı) |
Pastoral ve epik şiirleriyle ünlü şair |
|
Victor Hugo (Viktor Hügo) |
1802-1885 |
Fransız |
Sefiller, Notre Dame (Notr Dam)’ın Kamburu gibi romanlarıyla ünlü, romantik yazar |
|
Voltaire (Volter) |
1694-1778 |
Fransız |
Din ve İfade özgürlüğü başta olmak üzere insan hakları konularında Fransız Devrimi ve Aydınlanma hareketine yazdıklarıyla büyük katkı yapmış Fransız yazar ve filozof |
|
Vladimir Mayakovski |
1893-1930 |
Rus |
İntihar ederek yaşamına son veren fütürist şair ve oyun yazarı |
|
William Shakespeare (Vilyım Şekspir) |
1564-1616 |
İngiliz |
Hamlet, Macbeth (Makbet), Romeo ve Juliet (Romeo ve Jülyet), Venedik Taciri, Othello (Otello), Kral Lear (Liır), Julius Caesar (Jül Sezar) gibi oyunlarıyla ünlü romantik oyun yazarı |
|
William Faulkner (Vilyım Folknır) |
1897-1962 |
Amerikalı |
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi modernist yazar |
|
Wilhelm Thomson (Vilhelm Tamsın) |
1842-1927 |
Danimarkalı |
1893 yılında Orhun Kitabelerini okumuş dilbilimci |
|
Walt Whitman (Volt Vitman) |
1819-1892 |
Amerikalı |
ABD’li şair |
Henry Miller – Getto
Ocak 29, 2012 by Editör
Filed under Edebiyat, Oykü, Sanat, Ustalara Saygı
Az sonra, gecenin erken saatlerindeki mor ışığın altında avare avare dolaşmaya başladığımızda, gettoyu bir başka görmeye başladım. Bazı yaz geceleri New York’ta gök masmavidir; binalar gerek özü, gerekse görünüşleri itibariyle hemen önünüzdedir, dokunacakmış gibi olursunuz. Güneş battığında, fabrikaların çirkinliğinden ve binaların iğrençliğinden başka bir şeyin ürünü olmayan o çizgi çizgi ışık yok olur gider, toz çöker, binaların dış çizgileri, bir kalsiyum spotundaki ucubenin çizgileri gibi yavaş yavaş belirmeye başlar. Gökte güvercinler belirir; damların üstünde takla atar dururlar. Bir baca tüter, bazen bir Türk hamamının bacasıdır bu. St. Mark’s Bouwerie, cazibeli bir basitliğe sahiptir; A Caddesi’ne bitişik kocaman yabancı meydan; üzerlerinde al al petrol tanklarının hayalet gibi yükseldiği yan sokaklar, eski sınırtaşı damgasını taşıyan üçgenler, kentin Brooklyn kıyısının bulunduğu kısmı, öyle yakındır ki, öte kıyıda yürüyen insanları fark edebilirsiniz.
New York’un bütün görkemi, formaldehit, ter ve gözyaşından oluşan bu üretken meydanda toplanmıştır. New Yorklu için hiçbir yer, tekmeleyip reddettiği bu yer kadar aşina, canayakın ve sıla özlemiyle dolu değildir. New York’un tamamı kocaman bir getto olmalıymış; zehir kurutulmalı, yoksulluk taksim edilmeliymiş; her atardamar, her toplardamar neşe saçmalıymış. New York’un gerisi bir soyutlamadır; soğuktur, geometrik, ölü beden gibi kaskatı ve eklemek mümkün: kaçıktır -eğer insan ayrı durup cesurca bakabilirse. Sadece arı kovanında o insancıl temas vardır; gettonun dışında umutsuzca aranan o görüntü, duyu, korku kenti sadece buradadır. Parmaklığın dışında bırakılmak, solup gitmek demektir. Parmaklığın dışında, giydirilmiş kadavradan başka bir şey bulunmaz. Çalar saatler gibi her gün kurarlar onları. Damga gibi çalışırlar; posta kutusu alındıkları gibi ölürler. Ama kaynayan petekte bitkiler büyür: bu petekte boğucu bir hayvani sıcaklık, birbirine sürtüşmeden ve yapışmadan doğan bir canlılık, maddi ve manevi bir umut, tehlikeli ama sıhhatli bir pislik vardır. Belki de, mum gibi ama düzenli bir şekilde yanan küçük ruhlar; kendilerini çepeçevre kuşatan duvarlara hayret verici gölgeler düşürebilecek yetenekte..
Bu tatlı mor ışık altında, herhangi bir sokakta ilerleyin. Kafanızdakileri boşaltın. Binlerce duyu dört bir yandan üzerinize saldırır. Burada insanoğlu hala kürklü ve tüylüdür; burada kist ve kuvartz hala konuşur. Madeni levhalardan siperlikleri ve pencereleri terleyen, işitilen ve yuvarlanan binalar vardır; saçaklarında çocukların akrobatlar gibi cambazlık yaptıkları tapınaklar da vardır; kıvrıla kıvrıla uzayan, seyyar sokaklar: Buralarda hiçbir şey sessiz durmaz, hiçbir şey sabit değildir, hayalperestin gözleri ve aklı olmaksızın hiçbir şeyi anlamak mümkün değildir. İnsanı hayallere daldıran sokaklar da vardır: Buralarda aniden ses seda kesilir, her yer bomboştur, sanki veba gelip geçmiş gibi. Öksüren sokaklar, ateşi yükselmiş insanın şakakları gibi zonklayan sokaklar, ölen ve hiç kimsenin dikkatini çekmeyen sokaklar. Gülyağının, pırasa ve arpacık soğanının keskin tadıyla kaynaştığı, garip, yaseminvari sokaklar. Tembel ayakların sadme ve vuruşlarını yansıtan terlikli sokaklar. Sadece mantık ve teoremle açıklanabilen Öklid’den kaynaklanan sokaklar.
Her yandan fışkıran, derinin tabakaları arasında damıtılmış, al al duman gibi sarkan, ikincil cinsel ter vardır, kasık kemiği gibi, Orpheusvari, memelilere ait, kadife amber çiçeği üzerine gecenin serpiştirdiği ağır bir tütsü. Hiç kimse, moğol ahmağı bile bağışık değildir. Deli gömleği giydirilmiş göğüslerinin sürtünmesi ve geçişi gibi, seni yıkar. Hafif yağmur altında, görünmeyen, eterimsi bir çamur bırakır. Her saate aittir; hatta tavşanların pişirildiği zamana bile. Tüplerde, foliküllerde, kabarcıklarda parıldar. Dünya yavaş yavaş dönerken, tırabzanlar ve kapı taraçaları da döner, çocuklar da onlarla beraber. Sıcak gecelerin bulutlu sisinde, dünyevi, şehevi ve kehanetvari ne varsa sitar gibi mırıldanır durur. Saman ve tüy yataklarla kaplı ağır bir tekerlek, küçük gaz lambaları ve saf hayvani ter. Her şey dönüyor da dönüyor, gıcırdayarak, iki yana sallanarak, hantal hantal ilerleyerek, arada sırada da hıçkırarak; ama dönüyor, dönüyor, dönüyor. Sonra, sözgelimi kapının önündeki taraçada sessizce dursanız ve hiçbir şey düşünmeseniz, miyop, hayvani bir berraklık görüşünüzü engeller. Tekerlek oradadır, tekerlek parmakları oradadır; tekerlek göbeği de vardır. Ve bu tekerlek göbeğinin ortasında -hiçbir şey yoktur. Aks ve yağ buraya girer. Ve siz aradasınız, bu hiçin ortasında, duygulu, tamamen genişlemiş, gezegensel tekerleklerin vız vız vızıldaması gibi vızıldar durursunuz. Her şey canlanır ve bir anlam kazanır. Her şey bel verir, sarkar, yoğunluk ve itina ile yosunlaşmıştır; kafanın arkasındaki gözle her şeye bin defa bakılmıştır, ovulmuş, sevilmiştir.
Taş gibi kaskatı, eski bir ırkın insanı. Binlerce yıllık geçmişte atalarının pişirdikleri yemeği kokluyor: Tavuk, ciğer yahnisi, doldurulmuş balık, ringa balığı, iri deniz ördeği. O onlarla beraber yaşamıştır; onlar da onun içinde. Ur’da, Babil’de, Mısır ve Filistin’de olduğu gibi, havada tüyler uçuşuyor, kocaman kafeslere hapsedilmiş kanatlı yaratıkların tüyleri. Zamanla solan aynı parlak ipekler, siyahlar; başka Yahudi katliamlarının ipekleri. Arada sırada bir kahve öğütücüsü ya da bir semaver, baharat ve Doğu’nun sarı sakızını, sarı sabrını koymaya yarar küçük bir tahta kutu. Ufak tefek halılar; Akdeniz’in doğusundaki çarşı ve pazarlardan, mağazalardan, astraganlar, kolyeler, şallar, atkılar ve parlak, farbaladan flaman eteklikler. Bazıları kuşlarını, ev hayvanlarını da getirirler; titrek kalp atışları bulunan, sıcak, canayakın yaratıklar; ne yeni bir dil, ne de yeni bir şarkı öğrenirler; yangın merdivenlerine asılı kızgın kafeslerinde bitkin, baygın, yorgun, solup giderler. Demirden balkonlar et, yatak eşyası, bitki ve ev hayvanlarıyla fisto gibi süslenmiştir; pasın bile kendini kaybetmiş bir halde didiklendiği, sessiz sürünerek geçen bir yaşantıdır bu. Gecenin serinliğinde gençler patlıcana benzerler; Amerikan sokağının iğrenç gürültüsünden hayale kapılırlar. Aşağıda, turşular tahta kovalarda salamurada yüzer. Turşu, simit, lokum olmadan gettonun tadı çıkmaz. Her çeşit ekmek susamlı, susamsız. Beyaz, siyah, kahverengi; hatta kurşuni ekmek; her ağırlıkta, her kıvamda.
Getto! Üstünde ekmek kabı, mermerden bir masa üstü. Tercihen mavi, bir şişe maden suyu. Terbiyeli çorba. Ve iki erkek konuşuyor. Ürkek dudaklarından yanık sigaralar sarkık, konuşuyor da konuşuyorlar. Yakında içinden müzik sesleri gelen bir mahzen; acayip sazlar, acayip giysiler, acayip melodiler. Kuşlar cıvıldamaya başlıyor, hava boğucu bir hal alıyor, ekmek yığın yığın, maden suyu şişeleri tütüyor ve terliyor. Kelimeler, as gibi, tükürüklü talaşın arasından ağır ağır ilerliyor; havlayan, hırıldayan itler havayı eşleyip duruyor. Kafalarındaki sarıklardan bunalan allı pullu kadınlar o güzel giysilerle kuşanmış etten tabutları içinde uyukluyorlar. Kara, kahverengi gözlerde çekici şehvet perisi odaklaşıyor.
Başka bir mahzende ihtiyarın teki, paltosu sırtında bir odun yığını üstünde oturmuş, kömürünü sayıyor. Cracow’da yaptığı gibi, karanlıkta oturmuş sakalını sıvazlıyor. Bütün yaşantısı kömür ve odundan, karanlıktan gün ışığına doğru geçen kısa seyahatlerden ibaret. Kulaklarında hala, parke yollar üzerinde nalların çıkardığı sesler; haykırışlar, çığlıklar; kılıç şakırtıları, mermilerin boş duvara saplanması. Sinemada, sinagogda, kahvede, nerede oturursan otur, iki tür müzik çalıyor: Biri acı, biri tatlı. Sıla Özlemi adlı nehrin ortasında oturuyorsun. Dünyanın viranelerinden elde edilmiş küçük hatıralarla dolu bir nehir. Vatansızların hatıraları, tekrar tekrar dallarla, odun parçalarıyla yuva inşa eden kazazede kuşların hatıraları. Her yerde darmadağın olmuş yuvalar, yumurta kabukları, boyunları koparılmış, ölü gözlerle evreni süzen yavru kuşlar. Tenekeden duvarlar, paslı sundurmalar, alabora edilmiş kayıklar altında Sıla Özlemi ırmağının hayalleri. Yok olup gitmiş umutlar, boğazlanmış arzular, kurşun geçmez açlık dünyası. Öyle bir dünya ki, ılık hayat nefesini bile içeri gizlice sokmak gerekiyor; öyle bir dünya ki, güvercin kalp büyüklüğünde değerli taşlar, bir yarda boş yer ya da bir ons özgürlük pahasına satılıyor. Her şey aşina bir ciğer yahnisine doluşturulmuş, tatsız tuzsuz mayasız ekmek üstüne konup yenmekte. Beş bin yıllık acı, beş bin yıllık kül, beş bin yıllık kırık dallar, paramparça olmuş yumurta kabukları, boğulmuş yavru kuşlar bir çırpıda yutuluyor..
İnsanoğlunun yüreğinin derin iç mahzeninde demirden harp hüzünlü şarkısını sürdürüyor.
Kentlerinizi yüksek yüksek, görkemli inşa edin. Lağımlarınızı kazın. Irmaklarınızı akıtın. Çılgınca çalışın. Rüyasız uykular uyuyun. Bülbül gibi çılgınca ötün. Altta, en derindeki temelin altında, bir başka insan ırkı yaşıyor. Kara, loş, ihtiraslı onlar. Dünyanın bağırsaklarını deşiyorlar. Dehşet verici bir sabırla bekliyorlar. Leş kargaları, devler, öç alanlar bunlardır. Her şey toz toprak içinde yuvarlandığı zaman ortaya çıkarlar.
Sait Faik Abasıyanık – Sevmek Korkusu
Ocak 27, 2012 by Editör
Filed under Edebiyat, Oykü, Ustalara Saygı
Bir yaylı hatırlıyorum. Hayvan, yol ve yulaf kokan keçelerin üzerinde çocukluğumun sevgilisini, yumuşak ve tombul avuçlarıyla, yolun iki tarafında uçan kuşları, alkışlar görüyorum. Sonra yine çocukluğumun sevgilisini, bir deniz kenarında lacivert ve sıkı robunun içinde dolaşır seyrediyorum. Korku, yol boylarınca etrafımı sarıyor, önümde uzuyor. Sevmekten korkuyorum. Başka arzular, ihtiraslarla atıldığım yolda beni avare ve çırılçıplak, başı her manada boş bırakacak yalnız bir şey olduğunu biliyorum ve ondan karanlıktan, riyadan, zulümden, hürriyetsizlikten korkar gibi ürküyorum.
Her şeyi, herkesi, ilmi, felsefeyi bir ortaoyununa çıkaran, yumuşak ve nefesleri yediklerinin değil güzelliklerinin buharlarını çıkaran insanlar olacağını çocukluktan biliyorum.
Yalnız, yüzleri, gözleri, kaşları, kirpikleri, omuzları ve ayakları değil; midesi, kalbi, hançeresi ve hicabı hacizi güzel insanlar var. Seven insanda ise fiziki güzelliklerin deruni taraflarını gören gözler olurmuş. Varsın olsun, inanmıyorum! İnanmadığım halde bu korku niçin? Allah’a inanmayanlar içinde pek çokları samimi olmadıklarını, bazen son nefeslerinde, bazen de ani tehlikelerin karşısında “Allah” diyerek, ispat ediyorlar. O halde ben de samimi değilim. Çünkü korkuyorum. Bu muhakemeyi evvelce, “Varsın olsun, inanmıyorum!” dediğim zaman yapmadım.
Bir kıştı. Kar, küçük şehri “kayakçı”larla doldurmuştu. Kahveler çivili ayakkabılı, yüzleri pembe, kafaları sarılı, mesut sporcu kadın ve erkeklerle dolmuştu. Müzik, her ışıklı çarşıda bir fırtınayı, çamların üzerinde birikmiş kışı, kiliselerin çanları üzerinde serseri karların çıkardığı işitilmez sesleri hikaye ediyordu. Bütün önsezilerim beni aldatmıştır. Yani her şeyi olmuş gibi hisseder; fakat bunların hiçbiri doğru çıkmadığı zaman bütün önsezilerim beni aldatmıştır, derim. Oluşundan önce duyulan şeyler çok defa felaketlerdir. Felaketlerin de kendilerine has kokuları olmasa, burnumuzdan gayrı, köpeğinkinden daha hassas bir başka şammemiz olduğunu söyleyemezdim. Korku da bir önsezidir. Fakat vukudan kilometrelerce uzak değil, hemen hemen bir adım geridedir.
Korkudan buz gibi ter dökülmekle beraber o, sıcak, ılık ve karanlık gibi tatlı ve münzevi bir şeydir. Korkmak için her an elimizde vasıtalar vardır. Eğer o bir zevk olsaydı, kollarımızın arasındaki yumuşak göğüsten ve ağzımızda kırılan hararetle kurumuş dudaktan farkı olmayacaktı. İşte ben, bu küçük şehirde oturmayı kararlaştırmadan evvel, korkuyu, isterseniz önseziyi, bir behimi zevk gibi kucaklamış; avuçlarımın hararetini ona vakfetmiştim. Yeni bir zevk bulmuş gibi, asfaltları biraz daha mor, ampulleri biraz daha karanlık tenha caddelerde dolaşırdım; kar, paltomun yakasına musallat olur, oraya birikir, gözlerim yakamdan ayrılmazdı. Sokağın kenarındaki sinemanın zili çalmaya başlardı. Beklediğim çok defa gelmezdi. Yanımdan acele acele geçenler, beni gördükleri zaman, bilmem korkarlar mıydı?
Beklediğimin gelmediği günlerden bahsedecek değilim. O günler birbirinden, şehre yağan şeyin kar veya yağmur olmasıyla ayrılabilir. Sinemanın zili aynı tarzda çalar, sinemanın içinde aynı film oynanır, aynı insanlar önümden geçip giderler; biletlerini alıp sinemaya girerlerdi. Beklenilen, gelmek için iyi havaları seçerdi.
Rüzgarsız fakat soğuk havayi nesiminin içinde ve yıldızların altında zil daha berrak sesler çıkarır. Sinemacı filmi barometreye göre değiştirir; bulutsuz havaların insanları sinemayı doldururlardı. Bu sinema, uzak ve sessiz bir amele mahallesinin sinemasıydı. Uzun bir koridordan girilirdi. Antresinde iki cılız palmiyenin içinde yemyeşil ampuller yanmıştı. Kenarcıkta bir havuz vardı. Fıskiyesinden rengarenk ışıklı bir ampul zaman zaman fışkırırdı.
Sessiz filmler oynanırdı. Su sesi gibi bir piyano dar salonun uzak bir köşesinden aksederdi. Bir sürü çocuğun arasına otururduk. Adeta ıslıkla yaşanırdı. Ellerimiz birbirinin içinde yumuşardı. Ve perdede de bir haydut.. elinde kama.. Haydutlar düşer, hafiyeler vurulur, nihayet genç kız sevgilisine kavuşurdu.
Salonun içinde hemen hemen hiç konuşmazdık. Ben kafamın içinde biraz sonra çevireceğimiz filmi çevirir; o, masum, habersiz şekillerle güler, hayallerle ağlardı. Sonra herkesle beraber sinemadan çıkardık. Konuşmazdık. Ben kapının kilidine anahtarı sokar; karanlık ve boş odama dolardık.
Bir gün bir masa karşısındaydım. Üstüne yeşil çuha örtmüşlerdi. Üzerinde oyun oynamıştık. Parti bittikten sonra masanın örtüsünü kaldırdılar. O zaman ben masanın birdenbire küçüldüğünü hayretle görmüştüm. O da bu masa gibi olurdu. Fakat aksine; birdenbire küçükken büyüyüverir, kısa iken uzar; kalkar giderdi.
O yanımda iken korkmazdım. Evin dış kapısı kapanır kapanmaz, pencereme vurmuş sokağın ışıkları ve karşı meydanlığın ağaçları yatağımın ayakucundan ışıklı gölgelerle uçuşurlar, yapraklara ve ışıklara karışmış ayak sesleri, yatağımın ayakucunda uçuşan gölgelerle birleşir, kalkar odamın içine bambaşka bir gözle bakardım. Ufuksuz, seri ve maddesiz kuşlar her tarafta uçuşurlardı.
Bütün bunlar bana bir cennet dekoru içinde irtikap edilmeye müsait bir katil vakası tahayyül ettirirdi.
Haftada bir gün gelirdi. Saat ikide kalkar giderdi. O gittikten sonra ben onu öldürmüş kadar harap, katil yatağımın üzerinde sabahı, polisi, kanunları beklerdim.
Alacakaranlıkta, hele sabahın alacakaranlığında hiçbir cinayet işlenmemiş; hatta sabahın alacakaranlığında, muharebe bile olmamıştır. Sabahlara kadar asabiyetsiz bir anı, bir daha yakalayamayacağımı tahmin ettiğim için, bir sabah, bu dağ şehrinden arkama dönüp bakmadan ayrıldım.
Sara Teasdale – İlkbahar Gecesi
Park gece ve sisle dolu,
Çekilmiş dünyanın tülleri,
Yollar boyunca uykulu ışıklar
Loş ve işlenmiş inci gibi.
Boş sokaklar altın sarısı ve pırıltılı,
Dumanlı göl altın sarısı ve pırıltılı.
Sulara gömülmüş kılıçlar gibi aynalı ışıklar,
Parıldayıp titreşiyor.
Ah, burada olmak yeterli mi
Üzerimdeki bu güzellikle?
Boğazım övmekten ağrımalı ve ben
Göğün altında diz çökmeliyim sevinçten.
Ey güzellik, yeterli değil misin?
Aşkın arkasından ağlamam neden
Gençlikle, şakıyan bir sesle ve gözlerle
Yeryüzü mucizesine hayretle tanık olurken?
Gururumu neden çıkarıp attım üstümden,
Neden hoşnutsuzum,-
Ben, dalgın gecenin
Bulutlu saçını ışıkla bağladığı,-
Ben, tüm güzelliğin uğruna
Bir milyon kupa içinde tütsü gibi yandığı?
Ey güzellik, yeterli değil misin?
Aşkın arkasından ağlamam neden?
Ekaterina Yosifova – Bulut
Ocak 20, 2012 by Editör
Filed under Edebiyat, Sanat, Ustalara Saygı
Ortalık karardı, serinledi birden,
güneşle benim aramdan geçti kocaman bulut.
Süratle ilerliyor,
yakında dokunacaktır sana gölgenin öteki ucu.
Ne yapıyorsun şu anda?
Yarın ne yapacaksın?
Bulutlar gibi eriyip gidiyor günler.
Alnım omzuna dayalı olarak ihtiyarlayacağımı sanıyordum oysa ben.
Düşlerime girersin belki,
huzur içinde uyuyabilirim iri vücudunun yanında senin.
Senin gülümseyen ruhunun yanında
-huzur içinde.
Gülümseyerek söylüyorum bunu.
Burası geniş ve sakin,
yaşamını değiştirmiyor kimse.
Bulut geçip gidecek.
İleride yaklaşan geceden başka hiçbir şeycik yok.






