Batı Edebiyatının Önemli Şair ve Yazarları

Şubat 5, 2012 by  
Filed under Edebiyat, Sanat, Ustalara Saygı

için hazırlayan:

İletişim: osmanakyol72@hotmail.com

YAZAR

YAŞADIĞI DÖNEM

UYRUĞU

EDEBİYATA KATKISI

Aristophanes (Aristofanes)

M.Ö. 456-386

Eski Yunanlı

Eşek Arıları adlı komedyasıyla ünlü oyun yazarı

Aiskhylos

(Asiklos)

M.Ö. 525-456

Antik Yunanlı

Zincire Vurulmuş Prometheus (Promete), Persler, Yalvaran Kızlar, Agamemnon gibi tragedyalarıyla ünlü oyun yazarı

Aisopos

(Ezop)

M.Ö. 6. yüzyıl

Eski Yunanlı

Fabl denen hayvan masallarıyla ünlü masal derleyicisi. Masallarını Ezop Masalları adlı kitabında topladı

Aristoteles

M.Ö. 384-322

Antik Yunanlı

Organon (Alet) ve Poetika (Şiir Sanatı) gibi kitaplarıyla ünlü filozof

Alphonse Daudet (Alfons Dode)

1840-1897

Fransız

Natüralist yazar

Arthur Rimbaud (Artur Rimbo)

1854-1891

Fransız

Sembolist şair

Andre Gide

(Andre Jid)

1869-1951

Fransız

Hümanist yazar

Agatha Christie (Agata Kristi)

1890-1976

İngiliz

Dedektif romanlarıyla ünlü yazar

Alexandre Dumas (Aleksandr Düma)

1802-1870

Fransız

Üç Silahşörler ve Monte Kristo Kontu gibi tarihi romanlarıyla ünlü romantik yazar

Alain

(Alen)

1868-1951

Fransız

Deneme yazarı

Aleksandr Puşkin

1799-1837

Rus

Modern Rus edebiyatının kurucusu sayılan, Yüzbaşının Kızı romanıyla ünlü romantik yazar

Anton Çehov

1860-1904

Rus

Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi gibi oyunlarıyla ünlü, aynı zamanda modern kısa öykücülüğün kurucusu sayılan, Rus gerçekçi oyun yazarı

Alphonse de Lamartine

(Alfons dö Lamartin)

1790-1869

Fransız

Şairane Duyuşlar ve Graziella adlı şiirleriyle ünlü şair

Arthur Schopenhauer (Artur Şopenhaver)

1788-1860

Alman

İmmanuel Kant (İmanuel Kant)’ın öğrencisi olan Alman filozof

Albert Camus

(Alber Kamü)

1913-1960

Fransız

Nobel Ödülü sahibi varoluşçu yazar

Antonio Gramsci (Antonyo Gramski)

1891-1937

İtalyan

İtalyan Komünist Partisi’nin kurucu üyesi olan düşünür, siyasetçi ve Marksist kuramcı. Hegemonya, sivil toplum, altyapı-üstyapı ilişkileri ve toplumda aydınların işlevi gibi konularda Marksist literatüre katkı yapmıştır.

Alfred de Vigny (Alfred dö Vinyi)

1797-1863

Fransız

Şiirlerinde karamsar düşünceler hakim olan romantizmin öncülerinden Fransız şair, oyun ve roman yazarı

Alfred de Musset (Alfred dö Müsse)

1810-1857

Fransız

Fransız romantik şair ve oyun yazarı

Andre Breton

(Andre Bröton)

1896-1966

Fransız

Psikolojik çözümlemeler içeren gerçeküstücülük edebiyat akımının kurucusu

Arnold Bennett (Arnold Benet)

1867-1931

İngiliz

İngiliz roman yazarı

Arthur Rimbaud (Artur Rimbo)

1854-1891

Fransız

Sembolist şair

Arthur Miller (Artur Milır)

1915-2005

Amerikalı

ABD’li oyun yazarı

Bertolt Brecht (Bertold Breht)

1898-1956

Alman

Kendini komünist olarak tanımlayan ve epik (diyalektik) tiyatronun kurucusu sayılan Alman şair ve oyun yazarı

Bernard Shaw (Bernard Şov)

1856-1950

İrlandalı

Kadın haklarının koyu bir savunucusu olup aynı zamanda örgün eğitime karşı olan, Pygmalion (Pigmalyon) adlı oyunuyla ünlü sosyalist oyun yazarı

Ben Jonson

(Ben Conson)

1572-1637

İngiliz

İngiliz tiyatrocu

Charles Dickens (Çarls Dikıns)

1812-1870

İngiliz

Oliver Twist (Olivır Tivist), Bay Pickwick (Pikvik)’in Serüvenleri ve David Copperfield (Deyvid Kapırfiyıld) gibi romanlarıyla ünlü gerçekçi roman yazarı

Cicero

(Çiçereo)

M.Ö. 106-43

Latin (Romalı)

Söylevleriyle ünlü hatip

Charles Baudelaire (Şarl Bodler)

1821-1867

Fransız

Elem Çiçekleri şiiriyle ünlü sembolist şair

Chateaubriand (Şatobriyan)

1790-1869

Fransız

Romantizm akımının öncülerinden Fransız yazar

Charles Bukowski (Çarls Bukovski)

1920-1994

Amerikalı

Eserlerinde genellikle alkolikler, fahişeler ve depresyondakiler gibi marjinal yaşayan insanları anlatan şair, öykücü ve romancı. Kült olmuş kitapları arasında “Kadınlar” ve “Pis Moruğun Notları” gibi öykü kitapları sayılabilir.

Demosthenes (Demostenes)

M.Ö. 384-322

Antik Yunanlı

Nutuklarıyla (söylevleriyle) ünlü Yunanlı düşünür

Daniel Defoe

(Denyıl Defo)

1660-1731

İngiliz

Robinson Crusoe (Robinson Kruzo) adlı romanıyla ünlü gerçekçi yazar

Dante Alighieri (Dante Aligiyeri)

1265-1321

İtalyan

Yapay destan İlahi Komedya’nın yazarı ve aynı zamanda Rönesans’ın fikir babası İtalyan şair ve politikacı 

Dale Carnegie

(Deyl Karnec/gi)

1888-1955

Amerikalı

“Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı” ve “Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak” gibi kitapları bir dönem peynir ekmek gibi satılan yazar, hatip, kişisel girişimci ve kişiler arası iletişim uzmanı

Denis Diderot

(Dönis Didero)

1713-1784

Fransız

Aydınlanma Çağı’nda bir tür kaldıraç görevi yapan Ansiklopedi dergisinin baş editörü

Euripides

(Evripides)

M.Ö. 480-406

Antik Yunanlı

İphigenia (İfijenya), Helen, Alkestis, Elektra, Herakles (Herkül) gibi tragedyalarıyla ünlü trajedi şairi

Emile Zola

(Emil Zola)

1840-1902

Fransız

Natüralizmin kurucusu sayılan; Meyhane, Germinal, Nana, Toprak gibi romanlarıyla ünlü yazar

Not: Germinal mutlaka okunmalı

Ernest Hemingway (Örnıst Hemingvey)

1899-1961

Amerikalı

Çanlar Kimin İçin Çalıyor, İhtiyar Adam ve Deniz, Silahlara Veda gibi romanlarıyla ünlü gerçekçi yazar

Erich Maria Remarque (Erih Maria Remark)

1898-1970

Alman asıllı Amerikalı

Naziler tarafından romanları yakılmış, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı romanıyla ünlü Alman romancı. 

Edgar Allen Poe (Edgır Elın Po)

1809-1849

Amerikalı

Morg Sokağı Cinayeti adlı öyküsü ve Annabel Lee (Anabel Li) şiiriyle ünlü sembolist şair ve yazar

Erich von Daniken (Erik fon Daniken)

1935-…. /td

İsviçreli

Tanrıların Arabaları adlı New Age türdeki kitabıyla meşhur araştırmacı yazar

Eugene O’Neill (Öjen Oneyl)

1888-1953

Amerikalı

Klasik üslup ve teknikle yazdığı Matem Elektra’ya Yakışır adlı oyunuyla bilinen Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Amerikalı oyun yazarı 

Edmond Rostantd (Edmon Rotsan)

1868-1918

Fransız

Cyrano de Bergerac (Sirano dö Berjerak) isimli oyunuyla bilinen romantik şair ve tiyatrocu

Ezra Pound

(Ezra Paund)

1885-1972

Amerikalı

İmgeci şiir akımının kurucu Amerikalı şair

Edmund Spenser (Edmın Spensır)

1552-1599

İngiliz

Ortaçağ modasına uygun olarak romantik ve destansı yazan İngiliz şair

Francis Bacon (Frensıs Beykın)

1561-1626

İngiliz

Geliştirdiği tümevarım yöntemiyle mantığa katkı yapmış ekspresyonist yazar

Friedrich Schiller (Fridrih Şiller)

1759-1805

Alman

Wilhelm Tell (Vilhelm Tel), Don Carlos (Don Karlos) gibi oyunlarıyla ünlü oyun yazarı ve didaktik şair

Friedrich Hebbel (Fridrih Ebel)

1813-1863

Alman

Modern tiyatronun kurucusu olan Alman oyun yazarı

Francesco Petrarca (Françesko Petrarka)

1304-1374

İtalyan

Soneleriyle ünlü Rönesans dönemi hümanist şairi

Fyodor Dostoyevski

1821-1881

Rus

Bir başyapıt olan “Suç ve Ceza” romanı yanında Karamazof Kardeşler ve Budala gibi romanlarıyla da ünlü olan gerçekçi Rus yazar

Franz Kafka

(Franz Kafka)

1883-1924

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (Çek Cumhuriyeti)

Alaycı karamsarlığıyla ünlü Yahudi asıllı yazar

François Coppee (Fransuva Kope)

1842-1908

Fransız

Türk şair Tevfik Fikret’i etkilemiş parnasyen (gerçekçi) şair

Friedrich Nietzsche (Frederik Niçe)

1844-1900

Alman

Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabıyla ünlü, “üstün insan” fikrinin savunucusu varoluşçu Alman filozof. Psikanalizde kullanılan “bilinçaltı” kavramından ilk söz eden kişi olarak Sigmund Freud (Sigmund Froyd)’u etkilemiştir. Ateizme inanan ve “tanrı öldü!” aforizmasıyla ünlü yazar. Deccal adlı eserinde Hristiyanlığı eleştirmiş ve kendisinin “deccal” olduğunu savunmuştur. 

François de Malherbe (Fransuva dö Malerb)

1555-1628

Fransız

Tipik 17. yüzyıl Fransız şairi

François Rabelais (Fransuva Rable)

1494-1553

Fransız

Rönesans dönemi Fransa’sının ünlü kurgu yazarı

François Fenelon (Fransuva Fenelon)

1651-1715

Fransız

Edebiyatımızdaki “ilk çeviri roman” ünvanına sahip Telemaque (Telemak) adlı romanın yazarı

Federico Garcia Lorca (Federiko Garsiya Lorka)

1899-1936

İspanyol

İspanya iç savaşında milliyetçiler tarafından öldürülmüş şair ve oyun yazarı

Gustave Flaubert (Güstav Flober)

1821-1880

Fransız

Madam Bovary (Madam Bovari) romanıyla ünlü gerçekçi roman yazarı

Giovanni Boccacio (Covanni Bokkaçyo)

1313-1375

İtalyan

Decameron (Dekameron) adlı Dünya edebiyatında ilk öykü sayılan yapıtın yazarı olan Rönesans dönemi hümanist yazar

Grimm (Grim) Kardeşler:

Jacob (Yakop), Wilhelm (Vilhelm)

Jacob (1787-1865), Wilhelm (1786-1859)

Alman kardeşler

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Bremen Mızıkacıları, Çizmeli Kedi ve Kül Kedisi gibi pek çok masalın derleyicisi

Gustave Apolinaire (Güstav Apoliner)

1830-1918

Fransız

Fransız şair

Goncourt (Gonkur) Kardeşler:

Edmond (Edmond), Jules (Jul)

Edmond (1822-1896), Jules (1830-1870)

Fransız

Doğal (natüralist) romancı kardeşler

Guy de Maupassant (Güy dö Mopasan)

1850-1893

Fransız

Natüralist öykü yazarı

George Orwell

(Corc Orvıl)

1903-1950

İngiliz

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı bilim kurgu romanında yarattığı Big Brother (Büyük Birader) kavramıyla ünlü yazar

Georges Politzer (Corc Politzer)

1903-1942

Macar asıllı Fransız

Paris İşçi Üniversitesinde diyalektik materyalizm derslerine girdi. Öğrencilerinin tuttuğu notlara dayanarak ölümünden sonra yayınlanan Felsefenin Temel İlkeleri adlı eseri Türkiye’de de geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. 12 Eylül darbesinde ilk bu kitap yasaklandı. “Kızıl Kafalı Filozof” olarak bilinen yazar 1942’de Naziler tarafından kurşuna dizilerek öldürüldü.

George Byron

(Corc Bayron)

1788-1824

İskoç

Romantizm akımının önde gelen şairlerinden

Gerhart Hauptmann

(Gerhar Haupman)

1862-1946

Alman

Natüralizmin en önemli temsilcisi sayılan Alman oyun yazarı

Homeros

M.Ö. 8. yüzyıl

Antik Yunanlı

İlyada (İlyada) ve Odysseia (Odise) destanlarıyla ünlü yazar

Horatius

(Horasyus)

M.Ö. 65-8

Latin (Romalı)

Satirik ve didaktik şiirleriyle ünlü şair

Herodotos

(Herodot)

M.Ö. 484-425

Antik Yunanlı

“Tarihin babası” ünvanına sahip bugünkü adı Bodrum olan antik şehir Halikarnas’ta dünyaya gelmiş Yunanlı tarihçi. Herodotos Tarihi adlı kitabıyla bilinir.

Honore de Balzac (Onore dö Balzak)

1799-1850

Fransız

Goriot (Goryo) Baba, Vadideki Zambak ve Eugenie Grandet (Öjeni Grande) gibi realist romanlarıyla ünlü yazar

Hermann Hesse (Herman Hesse)

1877-1962

Alman asıllı İsviçreli

Eserlerinde kendini kanıtlama, kendi olma ve kendini aşma gibi temaları işlemiş Nobel Edebiyat Ödüllü yazar ve ressam

Hermann Sudermann (Herman Zuderman)

1857-1928

Alman

Alman oyun yazarı

Heinrich von Kleist (Haynrih fon Klays)

1777-1811

Alman

İntihar ederek ölen Alman şair, romancı ve tiyatrocu

Heinrich Heine (Haynrih Hayne)

1797-1856

Alman

Ünlü Alman şair

İvan Sergeyeviç Turgenyev

1818-1883

Rus

Babalar ve Oğulları romanıyla ünlü realist roman yazarı

Jules Verne

(Jül Vern)

1828-1905

Fransız

Dünyanın Merkezine Yolculuk, Aya Yolculuk, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Seksen Günde Devr-i Alem gibi bilimkurgu romanlarıyla ünlü yazar

Jonathan Swift (Conıtın Sıvift)

1667-1745

İngiliz

Gulstrongliver (Güliver)’in Gezileri adlı romanıyla ünlü yazar

Johann Wolfgang von Goethe (Yohan Volfgang fon Göte)

1749-1832

Alman

Genç Werther (Verter)’in Acıları romanı ve Faust (Faust) adlı oyunuyla ünlü, edebiyatta “fırtına ve coşku” döneminin kurucusu ve en önemli temsilcisi olan romantik yazar

John Steinbeck

(Con Ştaynbek)

1902-1968

Amerikalı

Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri ve Sardalya Sokağı gibi romanlarıyla ünlü natüralist roman yazarı

Jean Racine

(Jan Rasin)

1639-1699

Fransız

Andromaque (Andromak), İphigenie (İfijeni), Phaidra (Fedra) gibi tragedyalarıyla ünlü oyun yazarı

Jean-Jacques Rousseau

(Jan Jak Ruso)

1712-1778

Fransız

Fransız İhtilalinin fikir babalarından sayılan, Toplum Sözleşmesi adlı düşünce kitabıyla ünlü romantik Fransız yazar

John Fante

(Con Fante)

1909-1983

İtalyan asıllı Amerikalı

Charles Bukowski’nin yakın arkadaşı olan romancı, kısa hikaye yazarı ve senarist.

John Milton

(Con Milton)

1608-1674

İngiliz

Kaybolmuş Cennet adlı epik (destansı) şiiriyle tanınan İngiliz şair

Jack London

(Cek Landın)

1876-1916

Amerikalı

Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi romanlarıyla ünlü yazar

James Joyce

(Ceymis Coys)

1882-1941

İrlandalı

Getirdiği anlatım yenilikleriyle 20. yüzyıl edebiyatını derinden etkilemiş empresyonist (izlenimci) yazar

Julio Cortazar (Hulyo Kortazar)

1914-1984

Arjantinli

Öykülerinde fantastik öğelere yer veren, gerçek dünyayla olağandışı yaşamı iç içe geçiren Arjantin’in en büyük yazarı

Jean Paul Sartre

(Jan Pol Sartır)

1905-1980

Fransız

Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden yazar, düşünür ve entelektüel

Jose Maria de Heredia (Jose Mariya dö Heredya)

1842-1905

Kübalı

Soneleri ile ünlü; annesi Fransız, babası Kübalı Parnasyen (şiirde gerçekçi) şair. Türk şair Yahya Kemal Beyatlı üzerinde etkili olmuştur.

John Keats

(Con Kits)

1795-1821

İngiliz

İngiliz romantik şair

Jean de La Bruyere (Jan dö La Bruyer)

1645-1696

Fransız

Klasisizm yanlısı Fransız yazar ve ahlakçı

Jean-Christophe Grange (Jan Kristof Granj)

1961-…

Fransız

Türkiye’de, ülkücülere göndermeler yapan “Kurtlar İmparatorluğu” romanıyla tanınan Fransız yazar

Jane Austen

(Ceyn Osten)

1775-1817

İngiliz

Kadın roman yazarı ve şair

Knut Hamsun

(Nat Hamsın)

1859-1952

Norveçli

Açlık ve Dünya Nimeti gibi romanlarıyla ünlü, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar

Kurt Cobain

(Kört Kobeyn)

1967-1994

Amerikalı

Nirvana grubunun kurucularından olan şarkıcı, söz yazarı, müzisyen ve sanatçı

Karl Marx

(Karl Marks)

1818-1883

Alman

Das Kapital I. Cilt ve Engels’le birlikte kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu kitaplarıyla ünlü komünizmin fikir babası sayılan Alman düşünür

Lev Nikolayeviç Tolstoy

1828-1910

Rus

Savaş ve Barış, Anna Karenina, Diriliş, İvan İlyiç’in Ölümü ve Hacı Murat romanlarıyla ünlü realist yazar

Le Sage

(Lö Saj)

1668-1747

Fransız

Töre romanlarıyla ünlü Fransız yazar

La Fontaine

(La Fonten)

1621-1695

Fransız

Fabl türündeki masallarıyla ünlü klasik yazar

Lewis Carrol

(Luiz Kerıl)

1832-1898

İngiliz

Alice (Alis) Harikalar Diyarında kitabıyla ünlü yazar, matematikçi, mantıkçı, papaz ve fotoğrafçı

Louis Aragon

(Lui Aragon)

1897-1982

Fransız

Mutlu Aşk Yoktur şiiriyle ünlü dadaist (kuralsız) şair ve romancı

Lessing (Lesing)

1729-1781

Alman

Alman edebiyatının ilk önemli eleştirmenidir

Moliere

(Molyer)

1622-1673

Fransız

Cimri, Kibarlık Budalası, Hastalık Hastası, Zoraki Tabip gibi oyunlarıyla ünlü komedi yazarı

Mark Twain

(Mark Tveyn)

1835-1910

Amerikalı

Tom Sawyer (Tom Sevyır)’ın Maceraları, ve Huckleberry Finn (Hakılberi Fin)’in Maceraları gibi romanlarıyla ünlü yazar

Michel de Montaigne (Mişel dö Monteyn)

1533-1592

Fransız

Edebiyatta deneme türünün kurucusu sayılan, Denemeler adlı kitabıyla ünlü deneme yazarı

Miguel de Cervantes (Miguel dö Sörvantes)

1547-1616

İspanyol

Don Quijote (Don Kişot) adlı romanıyla ünlü yazar

Maksim Gorki

1868-1936

Rus

Ana, Küçük Burjuvalar ve Halk Düşmanı gibi romanları yanında 1 Mayıs Marşı’nın söz yazarı da olan sosyalist gerçekçi yazar

Madame de Stael (Madam dö Stael)

1766-1817

Fransız asıllı İsviçreli

Fransız romantik yazar

Madame de La Fayette (Madam dö La Fayet)

1634-1693

Fransız

Klasisizmin önemli temsilcilerinden olan yazar,  ilk tarihi roman yazarı ünvanına sahip

Marcel Proust (Marsel Prust)

1871-1922

Fransız

Kayıp Zamanın İzinde adlı kitabıyla ünlü, eşcinsel yazar

Mario Puzo

(Maryo Puzo)

1920-1999

Amerika

The Godfather (Baba) romanıyla ünlü romancı ve senarist

Milan Kundera

1929-…

Çek asıllı Fransız

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği romanıyla ünlü roman yazarı

Montesquieu (Monteskiyö)

1689-1755

Fransız

Yasama, yürütme ve yargının ayrı olması anlamına gelen kuvvetler ayrılığı fikrini ortaya atmış bir politik düşünürdür.

Nikolay Vasilyeviç Gogol

1809-1852

Rus

Ölü Canlar romanı ve Müfettiş oyunuyla ünlü gerçekçi yazar

Nicolas Boileau (Nikola Bualo)

1636-1711

Fransız

Klasisizmin kurucusu Fransız şair

Noam Chomsky (Noam Çomski)

1928-…

Amerikalı

Küreselleşme karşıtlığıyla ünlü Amerikalı dilbilimci. Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler adında ABD’nin neo-liberal politikalarını eleştiren bir kitabı var.

Oscar Wilde

(Oskar Vayld)

1854-1900

İrlandalı

Eşcinsel yazar

O’Henry

(Ohenri)

1862-1910

Amerikalı

Öykülerini şaşırtıcı sonlarla bitiren Amerikalı öykü yazarı

Octavio Paz

(Oktavyo Paz)

1914-1998

Meksikalı

Nobel edebiyat ödülü sahibi, gerçeküstücü yazar, şair ve diplomat

Plautus

(Platus)

M.Ö. 254-184

Latin (Romalı)

Komedya yazarı

Platon

(Eflatun)

M.Ö. 427-347

Antik Yunanlı

Batılı anlamda ilk üniversite sayılan Atina Akademisinin kurucusu olan, “Devlet” ve “Sokrates’in Savunması” adlı kitaplarıyla ünlü filozof ve diyalog yazarı

Pindaros

(Pindar)

M.Ö. 4. yüzyıl

Antik Yunanlı

Antik Yunanlı şair

Paul Bourget

(Pol Burje)

1852-1935

Fransız

Halit Ziya Uşaklıgil’i etkilemiş romancı

Pierre Corneille (Piyer Korney)

1606-1684

Fransız

Le Cid (Lö Sid) adlı tagedyasıyla ünlü Fransız trajedi yazarı

Pierre de Ronsard (Piyer dö Ronsar)

1524-1585

Fransız

Rönesans dönemi Fransız şairi

Paul Verlaine

(Pol Verlen)

1844-1896

Fransız

Sembolist şair

Pablo Neruda

1904-1973

Şilili

Nazım Hikmet’e hayranlığıyla bilinen şair

Paul Auster

(Pol Oster)

1947-…

Amerikalı

Absürd türde yazdığı romanlarıyla bilinen postmodern roman yazarı, şair ve senarist

Paul Eluard

(Pol Eluar)

1895-1952

Fransız

Gerçeküstücü Fransız şair

Philippe Soupault (Filip Supo)

1897-1990

Fransız

Gerçeküstücü şair

Percy Bysshe Shelley (Persi Biş Şeli)

1792-1822

İngiliz

İngiliz romantik şair

Roger Garaudy

(Roje Garodi)

1913-…

Fransız

Bir dönem Fransız Komünist Partisi üyesiyken 1982 yılında Müslüman olan düşünür ve yazar

Richard Bach

(Riçırd Bah)

1936-…

Amerikalı

Martı romanıyla ünlü yazar

Ralph Waldo Emerson (Ralf Valdo Emırsın)

1803-1882

Amerikalı

Biçimsel/şekilsel dinin geçerliliğini savunan transandantalizm akımının öncüsü sayılan ABD’li yazar ve düşünür

Sappho

(Safo)

M.Ö. 5. yüzyıl

Antik Yunanlı

Eski Yunan lirik şairi

Sophokles

(Sofokles)

M.Ö. 495-406

Antik Yunanlı

Kral Oedipus (Oidipus), Elektra, Trakhis (Trakis) Kadınları, Aias, Antigone, Philoktetes (Filoktetes) gibi tragedyalarıyla ünlü trajedi yazarı

Seneca

(Seneka)

M.Ö. 4-M.S. 65

Latin (Romalı)

Aynı zamanda filozof olan tragedyalarıyla ünlü oyun yazarı

Stendhal

(Stendal)

1783-1842

Fransız

Kızıl ve Kara, Parma Manastırı gibi realist romanlarıyla ünlü yazar

Samuel Beckett (Samuel Bekıt)

1906-1989

İrlandalı

Godot (Godo)’yu Beklerken oyunuyla ünlü ve aynı zamanda absürd tiyatronun en önemli temsilcilerinden sayılan nihilist oyun yazarı

Stephane Mallarme (Stefan Malarme)

1842-1898

Fransız

Modern Batı şiirinin kurucusu sayılan sembolist şair

Stephen King

(Stefın King)

1947-…

Amerikalı

The Dark Tower (Kara Kule) roman serisiyle ünlü, “korku-gerilim türünün en çok satan yazarı” ünvanına sahip yazar

Stefan Zweig

(Stefan Zvayg)

1881-1942

Avusturyalı

Nazilerin kitaplarını yaktıkları Yahudi asıllı romancı, oyun yazarı ve gazeteci

Sylvia Plath

(Silviya Pilat)

1932-1963

Amerikalı

Trajik yaşamı ve intiharıyla ünlü şair ve yazar. Yaşadığı depresyonu anlatan Sırça Fanus romanıyla ünlüdür. Aynı zamanda gizdökümcü şiirin önemli isimlerinden biridir.

Sully Prudhomme (Suli Prudom)

1839-1907

Fransız

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi parnasyen (gerçekçi) şair

Sir Walter Scott

(Sör Valter Skat)

1771-1832

İskoçyalı

Tarihi roman yazarı

Susanna Tamaro (Suzanna Tamaro)

1957-…

İtalyan

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git romanıyla ünlü yazar. Eserlerinde hep bir hüzün vardır.

Tomas Stearns Eliot (Tamıs Störns Elyıt)

1888-1965

Amerikalı

Şair

Thomas Mann (Tomas Man)

1875-1955

Alman asıllı Amerikalı

Tarihi roman yazarı

Thomas More (Tomas Mor)

1478-1535

İngiliz

İdeal ve kurgusal bir adayı anlattığı Ütopya adlı romanıyla ünlü hümanist yazar, devlet adamı ve hukukçudur. Kral VIII. Henry tarafından idam edildi.

Torquato Tasso (Torkuato Tasso)

1544-1595

İtalyan

İtalyan şair

Umberto Eco (Umberto Eko)

1932-…

İtalyan

Gülün Adı ve Faucault (Fuko) Sarkacı romanlarıyla ünlü bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür

Vergilius

(Virjilyus)

M.Ö. 70-19

Latin (Romalı)

Pastoral ve epik şiirleriyle ünlü şair

Victor Hugo

(Viktor Hügo)

1802-1885

Fransız

Sefiller, Notre Dame (Notr Dam)’ın Kamburu gibi romanlarıyla ünlü, romantik yazar

Voltaire

(Volter)

1694-1778

Fransız

Din ve İfade özgürlüğü başta olmak üzere insan hakları konularında Fransız Devrimi ve Aydınlanma hareketine yazdıklarıyla büyük katkı yapmış Fransız yazar ve filozof

Vladimir Mayakovski

1893-1930

Rus

İntihar ederek yaşamına son veren fütürist şair ve oyun yazarı

William Shakespeare (Vilyım Şekspir)

1564-1616

İngiliz

Hamlet, Macbeth (Makbet), Romeo ve Juliet (Romeo ve Jülyet), Venedik Taciri, Othello (Otello), Kral Lear (Liır), Julius Caesar (Jül Sezar) gibi oyunlarıyla ünlü romantik oyun yazarı

William Faulkner (Vilyım Folknır)

1897-1962

Amerikalı

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi modernist yazar

Wilhelm Thomson (Vilhelm Tamsın)

1842-1927

Danimarkalı

1893 yılında Orhun Kitabelerini okumuş dilbilimci 

Walt Whitman

(Volt Vitman)

1819-1892

Amerikalı

ABD’li şair

 www.sanatlog.com

Henry Miller – Getto

Ocak 29, 2012 by  
Filed under Edebiyat, Oykü, Sanat, Ustalara Saygı

Az sonra, gecenin erken saatlerindeki mor ışığın altında avare avare dolaşmaya başladığımızda, gettoyu bir başka görmeye başladım. Bazı yaz geceleri New York’ta gök masmavidir; binalar gerek özü, gerekse görünüşleri itibariyle hemen önünüzdedir, dokunacakmış gibi olursunuz. Güneş battığında, fabrikaların çirkinliğinden ve binaların iğrençliğinden başka bir şeyin ürünü olmayan o çizgi çizgi ışık yok olur gider, toz çöker, binaların dış çizgileri, bir kalsiyum spotundaki ucubenin çizgileri gibi yavaş yavaş belirmeye başlar. Gökte güvercinler belirir; damların üstünde takla atar dururlar. Bir baca tüter, bazen bir Türk hamamının bacasıdır bu. St. Mark’s Bouwerie, cazibeli bir basitliğe sahiptir; A Caddesi’ne bitişik kocaman yabancı meydan; üzerlerinde al al petrol tanklarının hayalet gibi yükseldiği yan sokaklar, eski sınırtaşı damgasını taşıyan üçgenler, kentin Brooklyn kıyısının bulunduğu kısmı, öyle yakındır ki, öte kıyıda yürüyen insanları fark edebilirsiniz.

New York’un bütün görkemi, formaldehit, ter ve gözyaşından oluşan bu üretken meydanda toplanmıştır. New Yorklu için hiçbir yer, tekmeleyip reddettiği bu yer kadar aşina, canayakın ve sıla özlemiyle dolu değildir. New York’un tamamı kocaman bir getto olmalıymış; zehir kurutulmalı, yoksulluk taksim edilmeliymiş; her atardamar, her toplardamar neşe saçmalıymış. New York’un gerisi bir soyutlamadır; soğuktur, geometrik, ölü beden gibi kaskatı ve eklemek mümkün: kaçıktır -eğer insan ayrı durup cesurca bakabilirse. Sadece arı kovanında o insancıl temas vardır; gettonun dışında umutsuzca aranan o görüntü, duyu, korku kenti sadece buradadır. Parmaklığın dışında bırakılmak, solup gitmek demektir. Parmaklığın dışında, giydirilmiş kadavradan başka bir şey bulunmaz. Çalar saatler gibi her gün kurarlar onları. Damga gibi çalışırlar; posta kutusu alındıkları gibi ölürler. Ama kaynayan petekte bitkiler büyür: bu petekte boğucu bir hayvani sıcaklık, birbirine sürtüşmeden ve yapışmadan doğan bir canlılık, maddi ve manevi bir umut, tehlikeli ama sıhhatli bir pislik vardır. Belki de, mum gibi ama düzenli bir şekilde yanan küçük ruhlar; kendilerini çepeçevre kuşatan duvarlara hayret verici gölgeler düşürebilecek yetenekte..

Bu tatlı mor ışık altında, herhangi bir sokakta ilerleyin. Kafanızdakileri boşaltın. Binlerce duyu dört bir yandan üzerinize saldırır. Burada insanoğlu hala kürklü ve tüylüdür; burada kist ve kuvartz hala konuşur. Madeni levhalardan siperlikleri ve pencereleri terleyen, işitilen ve yuvarlanan binalar vardır; saçaklarında çocukların akrobatlar gibi cambazlık yaptıkları tapınaklar da vardır; kıvrıla kıvrıla uzayan, seyyar sokaklar: Buralarda hiçbir şey sessiz durmaz, hiçbir şey sabit değildir, hayalperestin gözleri ve aklı olmaksızın hiçbir şeyi anlamak mümkün değildir. İnsanı hayallere daldıran sokaklar da vardır: Buralarda aniden ses seda kesilir, her yer bomboştur, sanki veba gelip geçmiş gibi. Öksüren sokaklar, ateşi yükselmiş insanın şakakları gibi zonklayan sokaklar, ölen ve hiç kimsenin dikkatini çekmeyen sokaklar. Gülyağının, pırasa ve arpacık soğanının keskin tadıyla kaynaştığı, garip, yaseminvari sokaklar. Tembel ayakların sadme ve vuruşlarını yansıtan terlikli sokaklar. Sadece mantık ve teoremle açıklanabilen Öklid’den kaynaklanan sokaklar.

Her yandan fışkıran, derinin tabakaları arasında damıtılmış, al al duman gibi sarkan, ikincil cinsel ter vardır, kasık kemiği gibi, Orpheusvari, memelilere ait, kadife amber çiçeği üzerine gecenin serpiştirdiği ağır bir tütsü. Hiç kimse, moğol ahmağı bile bağışık değildir. Deli gömleği giydirilmiş göğüslerinin sürtünmesi ve geçişi gibi, seni yıkar. Hafif yağmur altında, görünmeyen, eterimsi bir çamur bırakır. Her saate aittir; hatta tavşanların pişirildiği zamana bile. Tüplerde, foliküllerde, kabarcıklarda parıldar. Dünya yavaş yavaş dönerken, tırabzanlar ve kapı taraçaları da döner, çocuklar da onlarla beraber. Sıcak gecelerin bulutlu sisinde, dünyevi, şehevi ve kehanetvari ne varsa sitar gibi mırıldanır durur. Saman ve tüy yataklarla kaplı ağır bir tekerlek, küçük gaz lambaları ve saf hayvani ter. Her şey dönüyor da dönüyor, gıcırdayarak, iki yana sallanarak, hantal hantal ilerleyerek, arada sırada da hıçkırarak; ama dönüyor, dönüyor, dönüyor. Sonra, sözgelimi kapının önündeki taraçada sessizce dursanız ve hiçbir şey düşünmeseniz, miyop, hayvani bir berraklık görüşünüzü engeller. Tekerlek oradadır, tekerlek parmakları oradadır; tekerlek göbeği de vardır. Ve bu tekerlek göbeğinin ortasında -hiçbir şey yoktur. Aks ve yağ buraya girer. Ve siz aradasınız, bu hiçin ortasında, duygulu, tamamen genişlemiş, gezegensel tekerleklerin vız vız vızıldaması gibi vızıldar durursunuz. Her şey canlanır ve bir anlam kazanır. Her şey bel verir, sarkar, yoğunluk ve itina ile yosunlaşmıştır; kafanın arkasındaki gözle her şeye bin defa bakılmıştır, ovulmuş, sevilmiştir.

Taş gibi kaskatı, eski bir ırkın insanı. Binlerce yıllık geçmişte atalarının pişirdikleri yemeği kokluyor: Tavuk, ciğer yahnisi, doldurulmuş balık, ringa balığı, iri deniz ördeği. O onlarla beraber yaşamıştır; onlar da onun içinde. Ur’da, Babil’de, Mısır ve Filistin’de olduğu gibi, havada tüyler uçuşuyor, kocaman kafeslere hapsedilmiş kanatlı yaratıkların tüyleri. Zamanla solan aynı parlak ipekler, siyahlar; başka Yahudi katliamlarının ipekleri. Arada sırada bir kahve öğütücüsü ya da bir semaver, baharat ve Doğu’nun sarı sakızını, sarı sabrını koymaya yarar küçük bir tahta kutu. Ufak tefek halılar; Akdeniz’in doğusundaki çarşı ve pazarlardan, mağazalardan, astraganlar, kolyeler, şallar, atkılar ve parlak, farbaladan flaman eteklikler. Bazıları kuşlarını, ev hayvanlarını da getirirler; titrek kalp atışları bulunan, sıcak, canayakın yaratıklar; ne yeni bir dil, ne de yeni bir şarkı öğrenirler; yangın merdivenlerine asılı kızgın kafeslerinde bitkin, baygın, yorgun, solup giderler. Demirden balkonlar et, yatak eşyası, bitki ve ev hayvanlarıyla fisto gibi süslenmiştir; pasın bile kendini kaybetmiş bir halde didiklendiği, sessiz sürünerek geçen bir yaşantıdır bu. Gecenin serinliğinde gençler patlıcana benzerler; Amerikan sokağının iğrenç gürültüsünden hayale kapılırlar. Aşağıda, turşular tahta kovalarda salamurada yüzer. Turşu, simit, lokum olmadan gettonun tadı çıkmaz. Her çeşit ekmek susamlı, susamsız. Beyaz, siyah, kahverengi; hatta kurşuni ekmek; her ağırlıkta, her kıvamda.

Getto! Üstünde ekmek kabı, mermerden bir masa üstü. Tercihen mavi, bir şişe maden suyu. Terbiyeli çorba. Ve iki erkek konuşuyor. Ürkek dudaklarından yanık sigaralar sarkık, konuşuyor da konuşuyorlar. Yakında içinden müzik sesleri gelen bir mahzen; acayip sazlar, acayip giysiler, acayip melodiler. Kuşlar cıvıldamaya başlıyor, hava boğucu bir hal alıyor, ekmek yığın yığın, maden suyu şişeleri tütüyor ve terliyor. Kelimeler, as gibi, tükürüklü talaşın arasından ağır ağır ilerliyor; havlayan, hırıldayan itler havayı eşleyip duruyor. Kafalarındaki sarıklardan bunalan allı pullu kadınlar o güzel giysilerle kuşanmış etten tabutları içinde uyukluyorlar. Kara, kahverengi gözlerde çekici şehvet perisi odaklaşıyor.

Başka bir mahzende ihtiyarın teki, paltosu sırtında bir odun yığını üstünde oturmuş, kömürünü sayıyor. Cracow’da yaptığı gibi, karanlıkta oturmuş sakalını sıvazlıyor. Bütün yaşantısı kömür ve odundan, karanlıktan gün ışığına doğru geçen kısa seyahatlerden ibaret. Kulaklarında hala, parke yollar üzerinde nalların çıkardığı sesler; haykırışlar, çığlıklar; kılıç şakırtıları, mermilerin boş duvara saplanması. Sinemada, sinagogda, kahvede, nerede oturursan otur, iki tür müzik çalıyor: Biri acı, biri tatlı. Sıla Özlemi adlı nehrin ortasında oturuyorsun. Dünyanın viranelerinden elde edilmiş küçük hatıralarla dolu bir nehir. Vatansızların hatıraları, tekrar tekrar dallarla, odun parçalarıyla yuva inşa eden kazazede kuşların hatıraları. Her yerde darmadağın olmuş yuvalar, yumurta kabukları, boyunları koparılmış, ölü gözlerle evreni süzen yavru kuşlar. Tenekeden duvarlar, paslı sundurmalar, alabora edilmiş kayıklar altında Sıla Özlemi ırmağının hayalleri. Yok olup gitmiş umutlar, boğazlanmış arzular, kurşun geçmez açlık dünyası. Öyle bir dünya ki, ılık hayat nefesini bile içeri gizlice sokmak gerekiyor; öyle bir dünya ki, güvercin kalp büyüklüğünde değerli taşlar, bir yarda boş yer ya da bir ons özgürlük pahasına satılıyor. Her şey aşina bir ciğer yahnisine doluşturulmuş, tatsız tuzsuz mayasız ekmek üstüne konup yenmekte. Beş bin yıllık acı, beş bin yıllık kül, beş bin yıllık kırık dallar, paramparça olmuş yumurta kabukları, boğulmuş yavru kuşlar bir çırpıda yutuluyor..

İnsanoğlunun yüreğinin derin iç mahzeninde demirden harp hüzünlü şarkısını sürdürüyor.

Kentlerinizi yüksek yüksek, görkemli inşa edin. Lağımlarınızı kazın. Irmaklarınızı akıtın. Çılgınca çalışın. Rüyasız uykular uyuyun. Bülbül gibi çılgınca ötün. Altta, en derindeki temelin altında, bir başka insan ırkı yaşıyor. Kara, loş, ihtiraslı onlar. Dünyanın bağırsaklarını deşiyorlar. Dehşet verici bir sabırla bekliyorlar. Leş kargaları, devler, öç alanlar bunlardır. Her şey toz toprak içinde yuvarlandığı zaman ortaya çıkarlar. 

Sait Faik Abasıyanık – Sevmek Korkusu

Ocak 27, 2012 by  
Filed under Edebiyat, Oykü, Ustalara Saygı

Bir yaylı hatırlıyorum. Hayvan, yol ve yulaf kokan keçelerin üzerinde çocukluğumun sevgilisini, yumuşak ve tombul avuçlarıyla, yolun iki tarafında uçan kuşları, alkışlar görüyorum. Sonra yine çocukluğumun sevgilisini, bir deniz kenarında lacivert ve sıkı robunun içinde dolaşır seyrediyorum. Korku, yol boylarınca etrafımı sarıyor, önümde uzuyor. Sevmekten korkuyorum. Başka arzular, ihtiraslarla atıldığım yolda beni avare ve çırılçıplak, başı her manada boş bırakacak yalnız bir şey olduğunu biliyorum ve ondan karanlıktan, riyadan, zulümden, hürriyetsizlikten korkar gibi ürküyorum.

Her şeyi, herkesi, ilmi, felsefeyi bir ortaoyununa çıkaran, yumuşak ve nefesleri yediklerinin değil güzelliklerinin buharlarını çıkaran insanlar olacağını çocukluktan biliyorum.

Yalnız, yüzleri, gözleri, kaşları, kirpikleri, omuzları ve ayakları değil; midesi, kalbi, hançeresi ve hicabı hacizi güzel insanlar var. Seven insanda ise fiziki güzelliklerin deruni taraflarını gören gözler olurmuş. Varsın olsun, inanmıyorum! İnanmadığım halde bu korku niçin? Allah’a inanmayanlar içinde pek çokları samimi olmadıklarını, bazen son nefeslerinde, bazen de ani tehlikelerin karşısında “Allah” diyerek, ispat ediyorlar. O halde ben de samimi değilim. Çünkü korkuyorum. Bu muhakemeyi evvelce, “Varsın olsun, inanmıyorum!” dediğim zaman yapmadım.

Bir kıştı. Kar, küçük şehri “kayakçı”larla doldurmuştu. Kahveler çivili ayakkabılı, yüzleri pembe, kafaları sarılı, mesut sporcu kadın ve erkeklerle dolmuştu. Müzik, her ışıklı çarşıda bir fırtınayı, çamların üzerinde birikmiş kışı, kiliselerin çanları üzerinde serseri karların çıkardığı işitilmez sesleri hikaye ediyordu. Bütün önsezilerim beni aldatmıştır. Yani her şeyi olmuş gibi hisseder; fakat bunların hiçbiri doğru çıkmadığı zaman bütün önsezilerim beni aldatmıştır, derim. Oluşundan önce duyulan şeyler çok defa felaketlerdir. Felaketlerin de kendilerine has kokuları olmasa, burnumuzdan gayrı, köpeğinkinden daha hassas bir başka şammemiz olduğunu söyleyemezdim. Korku da bir önsezidir. Fakat vukudan kilometrelerce uzak değil, hemen hemen bir adım geridedir.

Korkudan buz gibi ter dökülmekle beraber o, sıcak, ılık ve karanlık gibi tatlı ve münzevi bir şeydir. Korkmak için her an elimizde vasıtalar vardır. Eğer o bir zevk olsaydı, kollarımızın arasındaki yumuşak göğüsten ve ağzımızda kırılan hararetle kurumuş dudaktan farkı olmayacaktı. İşte ben, bu küçük şehirde oturmayı kararlaştırmadan evvel, korkuyu, isterseniz önseziyi, bir behimi zevk gibi kucaklamış; avuçlarımın hararetini ona vakfetmiştim. Yeni bir zevk bulmuş gibi, asfaltları biraz daha mor, ampulleri biraz daha karanlık tenha caddelerde dolaşırdım; kar, paltomun yakasına musallat olur, oraya birikir, gözlerim yakamdan ayrılmazdı. Sokağın kenarındaki sinemanın zili çalmaya başlardı. Beklediğim çok defa gelmezdi. Yanımdan acele acele geçenler, beni gördükleri zaman, bilmem korkarlar mıydı?

Beklediğimin gelmediği günlerden bahsedecek değilim. O günler birbirinden, şehre yağan şeyin kar veya yağmur olmasıyla ayrılabilir. Sinemanın zili aynı tarzda çalar, sinemanın içinde aynı film oynanır, aynı insanlar önümden geçip giderler; biletlerini alıp sinemaya girerlerdi. Beklenilen, gelmek için iyi havaları seçerdi.

Rüzgarsız fakat soğuk havayi nesiminin içinde ve yıldızların altında zil daha berrak sesler çıkarır. Sinemacı filmi barometreye göre değiştirir; bulutsuz havaların insanları sinemayı doldururlardı. Bu sinema, uzak ve sessiz bir amele mahallesinin sinemasıydı. Uzun bir koridordan girilirdi. Antresinde iki cılız palmiyenin içinde yemyeşil ampuller yanmıştı. Kenarcıkta bir havuz vardı. Fıskiyesinden rengarenk ışıklı bir ampul zaman zaman fışkırırdı.

Sessiz filmler oynanırdı. Su sesi gibi bir piyano dar salonun uzak bir köşesinden aksederdi. Bir sürü çocuğun arasına otururduk. Adeta ıslıkla yaşanırdı. Ellerimiz birbirinin içinde yumuşardı. Ve perdede de bir haydut.. elinde kama.. Haydutlar düşer, hafiyeler vurulur, nihayet genç kız sevgilisine kavuşurdu.

Salonun içinde hemen hemen hiç konuşmazdık. Ben kafamın içinde biraz sonra çevireceğimiz filmi çevirir; o, masum, habersiz şekillerle güler, hayallerle ağlardı. Sonra herkesle beraber sinemadan çıkardık. Konuşmazdık. Ben kapının kilidine anahtarı sokar; karanlık ve boş odama dolardık.

Bir gün bir masa karşısındaydım. Üstüne yeşil çuha örtmüşlerdi. Üzerinde oyun oynamıştık. Parti bittikten sonra masanın örtüsünü kaldırdılar. O zaman ben masanın birdenbire küçüldüğünü hayretle görmüştüm. O da bu masa gibi olurdu. Fakat aksine; birdenbire küçükken büyüyüverir, kısa iken uzar; kalkar giderdi.

O yanımda iken korkmazdım. Evin dış kapısı kapanır kapanmaz, pencereme vurmuş sokağın ışıkları ve karşı meydanlığın ağaçları yatağımın ayakucundan ışıklı gölgelerle uçuşurlar, yapraklara ve ışıklara karışmış ayak sesleri, yatağımın ayakucunda uçuşan gölgelerle birleşir, kalkar odamın içine bambaşka bir gözle bakardım. Ufuksuz, seri ve maddesiz kuşlar her tarafta uçuşurlardı.

Bütün bunlar bana bir cennet dekoru içinde irtikap edilmeye müsait bir katil vakası tahayyül ettirirdi.

Haftada bir gün gelirdi. Saat ikide kalkar giderdi. O gittikten sonra ben onu öldürmüş kadar harap, katil yatağımın üzerinde sabahı, polisi, kanunları beklerdim.

Alacakaranlıkta, hele sabahın alacakaranlığında hiçbir cinayet işlenmemiş; hatta sabahın alacakaranlığında, muharebe bile olmamıştır. Sabahlara kadar asabiyetsiz bir anı, bir daha yakalayamayacağımı tahmin ettiğim için, bir sabah, bu dağ şehrinden arkama dönüp bakmadan ayrıldım.

Sara Teasdale – İlkbahar Gecesi

Ocak 20, 2012 by  
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı

Park gece ve sisle dolu,

Çekilmiş dünyanın tülleri,

Yollar boyunca uykulu ışıklar

Loş ve işlenmiş inci gibi.

Boş sokaklar altın sarısı ve pırıltılı,

Dumanlı göl altın sarısı ve pırıltılı.

Sulara gömülmüş kılıçlar gibi aynalı ışıklar,

Parıldayıp titreşiyor.

 

Ah, burada olmak yeterli mi

Üzerimdeki bu güzellikle?

Boğazım övmekten ağrımalı ve ben

Göğün altında diz çökmeliyim sevinçten.

Ey güzellik, yeterli değil misin?

Aşkın arkasından ağlamam neden

Gençlikle, şakıyan bir sesle ve gözlerle

Yeryüzü mucizesine hayretle tanık olurken?

Gururumu neden çıkarıp attım üstümden,

Neden hoşnutsuzum,-

Ben, dalgın gecenin

Bulutlu saçını ışıkla bağladığı,-

Ben, tüm güzelliğin uğruna

Bir milyon kupa içinde tütsü gibi yandığı?

Ey güzellik, yeterli değil misin?

Aşkın arkasından ağlamam neden?

Ekaterina Yosifova – Bulut

Ocak 20, 2012 by  
Filed under Edebiyat, Sanat, Ustalara Saygı

Ortalık karardı, serinledi birden,

güneşle benim aramdan geçti kocaman bulut.

Süratle ilerliyor,

yakında dokunacaktır sana gölgenin öteki ucu.

Ne yapıyorsun şu anda?

Yarın ne yapacaksın?

Bulutlar gibi eriyip gidiyor günler.

Alnım omzuna dayalı olarak ihtiyarlayacağımı sanıyordum oysa ben.

Düşlerime girersin belki,

huzur içinde uyuyabilirim iri vücudunun yanında senin.

Senin gülümseyen ruhunun yanında

-huzur içinde.

Gülümseyerek söylüyorum bunu.

Burası geniş ve sakin,

yaşamını değiştirmiyor kimse.

Bulut geçip gidecek.

İleride yaklaşan geceden başka hiçbir şeycik yok.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »