Eugène Guillevic – Işıltı
Kasım 30, 2010 by Editör
Filed under Edebiyat, Sanat, Siir, Ustalara Saygı
Elbette yalan
Aşk faslının kapandığı
Bizi mutsuz kıldığı
Elbette yalan
Elbette yalan
Bizi ağlamaklı ettiği
Yarınların eşiğinde
İkimiz göz gözeyken
Elbette yalan
Tümünün baştan çıktığı
Yokuşa tırmananları
Tam iteleyeceğimiz kez de
Bütün aşkların çürüdüğü
Elbette yalan
Gücümüzü takınıp
Şöyle bir davrandığımızda
Elbette yalan
Aşkların kısırlaştığı
Ulu bir savaşta
Zaferi adımlarken
Çoğu yalan çoğu yalan
Aşk için denmişlerin
Karasevdalıların
Damarına basıldı mıydı
Paylarına düşen günü donatmaları
Cümbür cemaat yaşadıklarından
Eugène Guillevic
Çeviren: Güzin Eloğlu
Alenen Sizi Askerlikten Soğutmak İstiyorum
Alenen askerlikten soğutmak istiyorum sizleri, hepinizi, yani tüm dünya halklarının yoksul çocuklarını. Ölmeyin, öldürmeyin istiyorum, silah şirketlerinin kâr hırsı ve birilerinin erk mücadelesi yüzünden. Savaşıp insanlıktan çıkmayın istiyorum hiçbiriniz. Ölmek ve öldürmek üzere emre amade birer robot olmayın istiyorum. Siyasal erklerin başına çöreklenenler, size birer istatistiksel rakam gibi bakmasınlar istiyorum, cenazeleriniz sıra sıra geçerken yoksul halkların kalplerinin önünden. Mezarlarınızın başında ağlayan karınız, etinden et kopan ananız, yetim kalacak çocuklarınız olmasın istiyorum.
“Eğer bir adam marşla uyum içinde yürüyebiliyorsa, o değersiz bir yaratıktır. Kendisine yalnızca bir omurilik yeterli olabileceği halde, her nasılsa yanlışlıkla bir beyni olmuştur onun. Uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir. Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçsiz ve bilinçli şiddetten, aptalca yurtseverlikten, tüm bunlardan nefret ediyorum. Ben savaşı ve o soğuk silahları öylesine tiksindirici ve aşağılayıcı buluyorum ki böyle iğrenç bir eyleme katılmaktansa kendimi yok ederim daha iyi.”
diyen Albert Einstein’ın sözlerinin altına kalbimin en çocuk harfleriyle imzamı atıyorum.
Yılmaz Odabaşı’nın;
“Cehennem Bileti” adlı şiirindeki “bayrakları bayrak yapan bayrak imalatçılarıdır. toprak eğer uğrunda ölen varsa utanmalıdır!”
dizesinin de altına, bütün bilincim, kalbim, insan olma onurum ve cesaretimle alenen imzamı atıyorum. Zerre kadar da korkmuyorum, çekinmiyorum, bu yüzden Yılmaz Odabaşı gibi yargılanıp hapis yatmaktan.
Çok şey istiyorum biliyorum. Ah, ne yazık ki “Dünyanın En Tuhaf Mahlûkusunuz” benim güzel insanlarım, “âdeta mağrur, salhaneye koşan”, ama kalbimin sıkletince denemeden de duramıyorum, sizi alenen askerlikten, sizi militarizmden, sizi savaşlardan, sizi ölmekten ve öldürmekten soğutmayı. Çünkü insan onuruna aykırı buluyorum, bu vahşete itiraz etmemeyi, dünyanın her yanını saran.
Ne balıktan ne Hâlik’ten beklediğim bir şey yok, yoksul halkların güzel çocukları. Sizi sevmekten başka bir derdim de yok, benim güzel insanlarım.
Yazan: Serkan Engin
sekoengo@gmail.com
KASIM 2010



