Anasayfa / Edebiyat / Deneme / Alenen Sizi Askerlikten Soğutmak İstiyorum

Alenen Sizi Askerlikten Soğutmak İstiyorum

Alenen askerlikten soğutmak istiyorum sizleri, hepinizi, yani tüm dünya halklarının yoksul çocuklarını. Ölmeyin, öldürmeyin istiyorum, silah şirketlerinin kâr hırsı ve birilerinin erk mücadelesi yüzünden. Savaşıp insanlıktan çıkmayın istiyorum hiçbiriniz. Ölmek ve öldürmek üzere emre amade birer robot olmayın istiyorum. Siyasal erklerin başına çöreklenenler, size birer istatistiksel rakam gibi bakmasınlar istiyorum, cenazeleriniz sıra sıra geçerken yoksul halkların kalplerinin önünden. Mezarlarınızın başında ağlayan karınız, etinden et kopan ananız, yetim kalacak çocuklarınız olmasın istiyorum.

“Eğer bir adam marşla uyum içinde yürüyebiliyorsa, o değersiz bir yaratıktır. Kendisine yalnızca bir omurilik yeterli olabileceği halde, her nasılsa yanlışlıkla bir beyni olmuştur onun. Uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir. Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçsiz ve bilinçli şiddetten, aptalca yurtseverlikten, tüm bunlardan nefret ediyorum. Ben savaşı ve o soğuk silahları öylesine tiksindirici ve aşağılayıcı buluyorum ki böyle iğrenç bir eyleme katılmaktansa kendimi yok ederim daha iyi.”

diyen Albert Einstein’ın sözlerinin altına kalbimin en çocuk harfleriyle imzamı atıyorum.

Yılmaz Odabaşı’nın;

“Cehennem Bileti” adlı şiirindeki “bayrakları bayrak yapan bayrak imalatçılarıdır. toprak eğer uğrunda ölen varsa utanmalıdır!

dizesinin de altına, bütün bilincim, kalbim, insan olma onurum ve cesaretimle alenen imzamı atıyorum. Zerre kadar da korkmuyorum, çekinmiyorum, bu yüzden Yılmaz Odabaşı gibi yargılanıp hapis yatmaktan.

Çok şey istiyorum biliyorum. Ah, ne yazık ki “Dünyanın En Tuhaf Mahlûkusunuz” benim güzel insanlarım, “âdeta mağrur, salhaneye koşan”, ama kalbimin sıkletince denemeden de duramıyorum, sizi alenen askerlikten, sizi militarizmden, sizi savaşlardan, sizi ölmekten ve öldürmekten soğutmayı. Çünkü insan onuruna aykırı buluyorum, bu vahşete itiraz etmemeyi, dünyanın her yanını saran.

Ne balıktan ne Hâlik’ten beklediğim bir şey yok, yoksul halkların güzel çocukları. Sizi sevmekten başka bir derdim de yok, benim güzel insanlarım.

Yazan: Serkan Engin

[email protected]

KASIM 2010

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Hermann Hesse’nin Bozkırkurdu İsimli Romanı Üzerine

Harry Haller; yolunu şaşırıp kendi habitatından ayrı düşmüş, kazârâ bir kente inip sürüye karıştığına inandığı ...

9 Yorum

  1. Alenen katılıyorum…

  2. Belki yaşadığımız zaman sizi anlayamayacaktır ama gelecek fikirlerinizin yanında olacaktır, sayın Serkan Engin.
    Ayrıca tuhaftır, ne zaman sert vurucu bir başlık görsem bu kesin Serkan Engin yazısıdır diyorum. Artık bilinçaltıma oturdu yazılarınız. Güçlü kalem velhasıl, istikbalimiz istiklal olsun..

  3. Arkadaşlar, ikinizi de Koza Han’dan Fomara Meydanı’na kadar koşarak kucaklıyorum kalbimin en çocuk harfleriyle…

  4. Çok dürüst ve korkusuz bir yazı. Katılmamak ve heyecanlanmamak elde değil.

  5. Seni de kucakladıklarımın arasına alıyorum izninle, wherearethevelvets kod adlı arkadaş…

  6. Hissedip dile dökemediğim şeyleri en vurucu haliyle kaleme almışsınız, size tüm içtenliğimle katılıyorum. Umuyorum ki ileride insanlar bu düşüncelerin, bu mantıklı yazının değerini ve anlamını anlayıp birşeyleri değiştirmeye başlayacak ve başaracak.

  7. Ne mutlu ki “albina” kod adlı arkadaş, sen de geldin bir kişi daha örgütlendik barışa doğru. “Derken karanfil elden ele”…

  8. Çok doğru. Ben de size katılıyorum (bi tane de karşı cins olsun) 🙂

  9. Sen de hoşgeldin aramıza Gamze, derken böylece bir kartopundan koca bir barış çığına, barış çağına örgütleniriz giderek…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kuşadası escort
bursa escort
ümraniye escort
çankaya escort
escort izmir