Anasayfa / Manşet / Mad Max: Fury Road (2015, George Miller)

Mad Max: Fury Road (2015, George Miller)

Yaşamı ve her şeyi başlatan element mahiyetindeki su ve türevleri üstüne kurulan bir filmdir Mad Max: Fury Road.

Bazı örnekler:

a) Ölümsüz Joe (Hugh Keays-Byrne) karılarını dölleyerek yeni erkek çocuklar dünyaya getirtir, neslinin devamını sağlar.

b) Aynı despot suyu da kontrol eder ve ara ara kölelere dağıtır. Suyu ne kadar az dağıtırsa halkın gözündeki değeri de o kadar artacaktır. Bu haliyle ulaşılmaz bir tiran özelliğini kazanmıştır ki nitekim yaşadığı yer de bir büyük kayanın tepesindeki bir mağaradır. (tanrılar da tepelerde, dağlarda, göklerde yaşar)

mad-max-fury-road-afis-sanatlog

c) Petrol savaşı güç savaşlarının motivasyon kaynaklarındandır. Ona sahip olan uzak mesafeleri katedebilir, yeni coğrafi alanlara sahip olabilir, düşmanlarını yok edebilir.

d) Joe’nun Hasan Sabbahvari neferleri ölmeden önce yüzlerine ya da ağızlarına sprey sıkarlar. Bir tür grotesk ölüm seremonisi. (Antik Yunan’da ölülerin gözlerine bozuk para konulması ritüelini anımsattı)

e) Ölümsüz Joe’nun mağara-uygarlığındaki şişman ve iri memeli kadınlar sütlerinden faydalanılan birer inek gibi muamele görürler. Atıl ve tembel bu kadınların tek genelgeçer rolü de budur. Joe’nun ayrıcalıklı çevresindekilerden bazıları bu sütleri içerek beslenirler.

mad-max-fury-road-2015_george-miller

f) Sonuna kadar ölümlü Ölümsüz Joe’nun garezinden çöle kaçan Furiosa (Charlize Theron), Max (Tom Hardy) ve diğerlerinin yoluna şimşeklerin çaktığı, kumların bir girdaba dönüştüğü korkutucu bir bölge, esasen doğanın kendisi çıkar. Adeta doğa da onlarla mücadele etmektedir. Aslında bu yozlaşmış, nükleer felaket sonrası natürelliği, saflığı bozulmuş doğanın insanoğlundan aldığı intikamın metaforudur. Bu topraklarda yağmur yerine tuhaf bir cisim yağmaktadır; belki nükleer atığa benzeyen yeni bir element. Bulutlar yağmur yerine nükleer bileşenlerle doludur artık.

g) Ölülerden akan sıvı ise yine kırmızı bir sıvıdır: kan. Çölün sarı kumlarını sulayan, güneşin kavurduğu kan topakları distopik cehennemin ölüm rengidir. Suratına darbe alan savaşçılar ise yine kan tükürürler.

İlaveten:

Charlize Theron’ın canlandırdığı Furiosa karakteri açıkça lezbiyendir. Kısa saçları, erkeksi halleri ve her defasında teşhir ettiği kas gücüyle hakiki bir lezbiyen. Nitekim Çılgın Max ile yakınlaştıkları tek bir an bile yoktur. Max’in öldürülen karısının sesi onun beynini ele geçirdiği için erkek kahramanın da aşka, duygusallığa mecali kalmamış gibidir. Furiosa gibi Max de ancak savaşarak varolabilirler.

mad-max-fury-road-poster mad-max-fury-road_charlize-theron

Diğer yandan, Furiosa’nın Joe’nun mutlakiyetinden kaçış tema’sı salt feminist kontekst içinde ele alınmamalı. Bu aynı zamanda onun cinsel tercihi nedeniyledir. Joe’nun karıları onun da gelecekteki seks partnerleridir.

Özetle, Joe’nun spermleriyle hayat bulan genç kadınlar Furiosa’ya devredilmiştir. Su ve türevlerine vurgu yaparak açılan film yine bu minvalde kapanmıştır.

Ama şu tehlikeli soru kalacaktır geriye: erkeğin spermi olmadan kadınların ele geçirdiği bu düzen nasıl ayakta kalabilecektir? Bu sorunun yanıtı da Furiosa’nın cinsel kimliğinde saklıdır: Bir tür amazonvari duruşuyla Furiosa, doğurmaktan, anne rolünü üstlenmekten imtina eden bir dişi savaşçıdır. Dolayısıyla onun yeni-uygarlığında doğacak erkek çocuklara yer yoktur. Kadın savaşçılar yeterli olacaktır.

mad-max-fury-road_tom-hardy

Hamiş: Bu filmin adı Mad Max’tir ama Max yoktur, kadınların kendisi vardır. Nitekim Max ilk göründüğünde seyirciye arkasını dönmüş, adeta yokluğunu tescillemiştir. Bu esasen Furiosa’nın filmidir. Yönetmen George Miller aslında her iki karakteri sentezleyerek filme adını vermiştir: Mad Max (daha önce üç macerasına tanık olduk), Fury Road (öfkeli yol). Furiosa’nın Portekizcede ‘öfkeli’ anlamına geldiğini hatırladığımızda her şey berraklaşıyor. Bu kadın ve erkeğin ortak macerasıdır, ama ne denilirse denilsin, bu her anlamda Furiosa’nın ve onun müthiş öfkesinin filmidir. Fallik otoritelere, babalara, tanrılara, güç sembollerine savaş açan ve erkeksi uygarlıktan kaçarak özgürlüğünü vurgulayan kadınların filmidir.

Hakan Bilge

sinefil78@gmail.com

Yazarın diğer yazıları, twitter ve facebook sayfası.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Charles François Jalabeat, Antigone Leads Oedipus Out of Thebes (1849)

Edebiyattan Beyazperdeye Koyu Kırmızı Bir Tabu: Ensest

“Her öyküde arzu ile yasa çatışır ki öykünün temelini de bu çatışma oluşturur.” (A.J. Greimas, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir