Anasayfa / Sinema / Julieta (2016, Pedro Almodóvar)

Julieta (2016, Pedro Almodóvar)

‘’Öyküleme beni gönendirir ve içimi parçalar.’’1 Almodóvar’ın Julieta’da yaptığı şey de tesadüfi bir karşılaşmanın yol açtığı öykülemeyle kurulmuş, hem gönendiren hem de iç parçalayan umutlu bir kekemelik.

julieta-2016-pedro-almodovar

Julieta (Adriana Ugarte), yıllar sonra Bea ile karşılaştığında hafıza kutusunda sakladığı geçmişini kâğıda döker. Kızı Antia’ya yazdığı mektubunda yaşadığı mutlu ve hüzünlü anılarından bahsederken onun ortadan kayboluşunun acısını günah çıkarırcasına dile getirir.

Şöyle yazıyor mektubun sonuna: “Yıllarca temiz kalmış eski bir uyuşturucu bağımlısının, bir kere yanlış yaptığında eski haline dönmesi kaçınılmazdır. Yıllarca senden kaçındım. Ama bir hata yapmıştım. Seni bilme, seni bulma umuduna dair yalan söylemiştim. Bu absürt umut, yeni hayatımı üzerine kurduğum zayıf temeli yakıp yok etti. Şimdi geriye hiçbir şey kalmadı. Sadece sen varsın. Yokluğun hayatımı tamamen dolduruyor ve onu yok ediyor.’’

Sevilenin kaybı, onu arama ve elde tutma arzusu insanda hep sürecek, zaman zaman verilmiş aralıklar olsa da. Fakat bu arzuyu, acıyı yaşamayan aynı tadı tatmayan kimse ne kadar çabalarsa çabalasın yaşayanın içinde bulunduğu karaduygunu kavrayamıyor. İçimdeki boşluk, her insan için duyguların evrenselliği söz konusu olsa da farklı bireysel hisleri karşılıyor. Ayrıca eş yazgı diye bir şey var yokluk olarak bildiğimiz. Bir de her acının, mutsuzluk ve haksızlığın Nietzsche’nin deyimiyle bir günahla yahut kusur düşüncesiyle bozulduğu fikri. Kader er ya da geç, dönüp dolanıp, sonuca çattığında onu sevmek vurgulanıyor. Filmin hatırlattıkları bir yana Julieta’da da ne olursa olsun onu severek yaşama devam etmek var. Her şeye rağmen yalnızca onunla olmak arzusu, hiçbir açıklama istemeyeceğini söylemesi ve kendisinin davet edilmediğine karşın alınganlığına Lorenzo’nun olumlaması, Chavela Vargas’ın Si no te vas’ı eşliğindeki yolculukta biten ve Antia’nın Pireneler’e inzivaya çekilmesini gerektiren durum için Julieta’ya Deleuze’den şu çıkarımı yapıyorum: “…Her zaman üzüntüler vardır ve olacaktır. Mesele var olup olmamaları değil, mesele onlara verdiğimiz değerdir; onlara atfettiğimiz itibardır. Onlara ne kadar itibar ederseniz, yani şeyin üzerinizde bıraktığı izi kuşatmak için kudretinizin ne kadarını bu işe yatırırsanız, kudretinizden o kadar kaybedeceksiniz.”

1 Roland Barthes, Bir Aşk Söyleminden Parçalar, sayfa 196

Muhammed Bayar

[email protected]

Yazarın diğer yazıları.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Otopsi: Hitchcock’un Psycho’sunun Sahne Sahne İncelemesi (Görsel Materyallerle Birlikte)

  1960 yılında Paramount Pictures şirketinin gözetiminde, Universal’in stüdyolarında çekilen ve Alfred Hitchcock’un son siyah ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kuşadası escort
bursa escort
ümraniye escort
çankaya escort
escort izmir