Anasayfa / Edebiyat / Şiir / Dergi Çıkarmak İsteyenlere Tavsiyeler

Dergi Çıkarmak İsteyenlere Tavsiyeler

Tanıtım bültenlerinde kendilerini ve zavallı şair-yazarlarını yüksek perdeden öven dergilerin tamamı istisnasız kötü dergilerdir ve edebiyattan anlamayanlarca çıkarılmaktadır. Amaç ne o vakit? Dikkat çekmek. Evet, başka bir şey değil.

İşbu nedenden, sakın ha kadronuzu ve derginizde yazan kalemleri abartılı bir biçimde övmeyin. Sadece hakkını verin; hem yazıp çizenin hem de yaptığınız işin. Dürüst ve gerçekçi olun.

Dergisi satsın diye dağıtımcı ve temsilcilerinin iğrenç şiirlerini yayımlayan bir yayın yönetmeni ya da editörden daha budala biri var mıdır? Olasılıkla yoktur. Ama durun bir dakika, belki de vardır. O da şu: Kendisi de edebiyattan anlamayan tüccar zihniyetli bir dergi yöneticisi. Evet, Türk edebiyatı böyleleriyle dolu.

İşbu nedenden, az çok tanınan birinin eserini değil, gerçekten hak edenin eserini yayımlayın. Reklam kokan hareketlerde bulunmayın. Sırf ismi var diye ünlü bir şairin kötü bir şiirini basmayın. Benzer biçimde, klişelere yaslanan ünlü bir yazarın klişelerden geçilmeyen bir yazısını asla yayımlamayın. Çünkü okuyucu aptal değildir, kötü bir şiiri ya da yazıyı okumaz.

Edebiyatın nabzını tutan dergi yoktur, fakat bu temelsiz savlamayı (“sallama” diye okuyun) birçok derginin giriş yazısında görmeniz pekâlâ mümkündür. 300 ila 500 adet satan bir dergi edebiyatın nabzını nasıl tutuyorsa artık! Evet, Türkiye’de her şey mümkündür.

İş bu nedenden, havalara girmeyin. Kuruntulara kapılmayın. Nietzschenin, “Ne kadar yüksekten uçarsanız uçamayanlara o kadar küçük görünürsünüz.” sözünü anımsayın.

edebiyat-dergileri

Birkaç yüz basılan bir dergi için patırtı çıkarıp da ‘yahu biz ne zorluklarla dergi çıkarıyoruz, herkes dergi satın almalı, edebiyata değer vermeli’ demenin ne alemi var ki! Ne yani, dergi satın almayan biri pörsümüş Türk edebiyatına değer vermemiş mi oluyor? ‘Nitelikli dergi çıkarın da satın alalım.’ derler adama. Gürültü kirliliği yapmayalım, ruh sağlımıza dikkat edelim. Ya da hemen şimdi susalım. Evet, susalım.

İş bu nedenden, çokça susup çokça düşünelim ve az konuşalım. Hülasa işimize bakalım. Alçakgönüllülük az bulunan bir erdemdir. İyice düşünelim.

Statizm ve dogmatik alışkanlığın ortadan kalkabilmesi, çokseslilik ve renklilik için bazı dergilerin kapanması, bazılarının yoluna devam etmesi gerekir. Yaşama sanatında olduğu gibi edebiyat eyleminde de değişim şarttır. Derginiz kapandı diye üzülmeyin. Yerinizi başkaları dolduracaktır nasıl olsa.

İşbu nedenden, tükendiğiniz noktada bırakın, derginizi kapatın. Açık havaya çıkıp ferahlayın. Üzerinden zaman geçsin, daha sonra yeniden başlayabilirsiniz, bıraktığınız yerden. İyi şiirleri hemen yayımlamamak, biraz demlendirmek iyidir. Dergicilik de buna benzer. Birkaç yıl ara verin, güçlenin, morallenin, sonra yeniden devam edersiniz.

İyi şairin kötü dergi, kötü şairin iyi dergi çıkardığı görülmüş şey değildir. En kötüsü de kimi yeni yetme şairlerin sözüm ona kötü şair ve kötü dergicilere yalakalık yapmak zorunda hissetmeleridir. Bazı insanlar doğuştan kötü şair olarak doğarlar. Bazıları ise kötü doğarlar. Kötü dergiciler ise hem kötü şair hem de kötü insanlardır. Kötülükleri ise öncelikle kendilerinedir ve oradan çevrelerine yayılır, kara bir duman kütlesi gibi.

İşbu nedenden, iyi bir şair (ya da yazar) ve iyi bir insan olun. Kendinize karşı dürüst olun.

Sadece yazar-çizer takımının satın aldığı, çok az okura ulaşabilen bir dergiyi bir adam neden yıllarca çıkarmaya devam eder ki? Neden bu çaba? İnsan şaşırıyor ve üzülmeden edemiyor doğrusu. Kendimizi kandırmayalım; hiçbir edebiyat dergisi ülke gündeminin nabzını filan tutmuyor, tutamıyor. Herhangi bir ülkede gündemi belirleyen daima iktidar ve onun gizli ve saldırgan araçlarıdır. Popüler ürünler ve onların popülist tüccarlarıdır. Olmadı her akşam ücretsiz izlediğiniz televizyon ekranıdır. Bir dergici olarak asla gündem olamayacaksınız, bunu şimdiden bilin. Evet, kendimizi kandırmayalım.

İşbu nedenden, coğrafya dersine iyi çalışalım. Kompleks yapmayalım. Sakin olalım. Her şey yoluna girer ya da girmez, önemli değil. Bir miktar kaos her zaman daha iyidir. Derginiz satmıyor ya da iyi olduğu halde ilgi görmüyor diye ülser olmayın. Paranıza yazık.

Çıkardıkları acınası derecede içeriksiz dergilerin satmamasının nedenini okurların ve edebiyatçı takımının ilgisizliğine bağlayan dergi yöneticilerinin aynaya bakmalarının zamanı gelmedi mi? Hep mi okurun, edebiyatçının ilgisizliği? Paçavra şiirleri siz yayımlamıyor musunuz? Sanat dergisi yerine ürün dergisi refleksiyle hareket ettiğinizi ne vakit anımsayacaksınız? Gerikafalılığınızın nedenini kendi içinizde arayın ya da en iyisi biraz susun artık!

İşbu nedenden, siz benim kadar sinirlenmeyin. İşinize bakın. Fazla sinir cildi bozar.

Ve son olarak bir de ayar vereceğim: Dergilerdeki birbirinin aynı, klişelere yaslanan, sıkıcı yazılarına devam eden 50 yaş üzeri amcalarım, siz hiç usanmaz mısınız? Yıllardır aynı şeyleri geveleyip durdunuz. Artık edebiyattan da emekli olma vaktiniz gelmedi mi? Ama önce facebook’tan da emekli olmanız gerekiyor tabii. Twitter’da da yeterince yardırdınız. Daha fazla sayıklamayın lütfen. Yaşlandıkça daha da çekilmez oluyorsunuz. Sizi kim okuyor, hiç düşündünüz mü, kankalarınız haricinde? Hemen bugün anlamlı bir eyleme girişin: Emekli olun!

Bu kadar.

Hakan Bilge

sinefil78@gmail.com

Yazarın diğer yazıları, twitter ve facebook sayfası.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

sair-gulten-akin

Birinci Ölüm Yıldönümünde: Gülten Akın

Gülten Akın, bir yıl önce, 4 Kasım 2015 günü, seksen iki yaşında öldü. Gülten Akın ...

2 Yorum

  1. İyi bir nasıra basılmış sanırım şimdi birileri böğürmeye başlamıştır…

  2. Onların yüzü kolay kolay kızarmaz Kamber Hocam. Bir virüs gibi dayanıklıdır bu camiadakiler. Ama zülfiyare dokunduk bir kere, bu kadar kâfi 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir