Anasayfa / Sinema / Klasik Filmler / Le silence de la mer (1949, Jean-Pierre Melville)

Le silence de la mer (1949, Jean-Pierre Melville)

Direniş ve Estetiği: Le silence de la mer

Jean-Pierre Melville’in kariyerinin ilk filmi Le silence de la mer (1949, Denizin Sessizliği), II. Dünya Savaşı sırasında yaşlı bir Fransız adam (bundan sonraki kısımda Amca olarak anılacaktır) ve yeğeninin, Alman General Wernervon Ebrennac’ın (Howard Vernon) geçici olarak evlerine yerleşip onlarla birlikte yaşamaya başlamasıyla değişen yaşamlarını anlatır. Vercors’un aynı adlı öyküsünden uyarlanan film alışılmışın dışında bir direniş yöntemiyle hem karakterlerini hem de izleyicisini sınar.

jean-pierre-melville-filmleri_sanatlog-com

Direniş

Direniş von Ebrennac’ın eve gelişiyle başlar. Dışavurumcu Alman sinemasını hatırlatan bir sahneyle izleyiciye sunulan General, gerçek görünüşünden çok Amca ve Yeğeninin onu gördüğü şekliyle karşımıza çıkar. Bembeyaz yüzü, teatral ışıklandırması ve vampiri andıran figürüyle ona dair ilk izlenimimiz ürkünçtür.

le-silence-de-la-mer-jean-pierre-melville

II. Dünya Savaşı sonrası erken dönem Fransız filmlerinin aksine von Ebrennac insani bir Alman askeri olarak tasvir edilir: Klasik müzik dinler, Fransız edebiyatına hâkimdir, konuşmalarında alıntılar yapar, kibardır ve ev halkına saygılıdır. Kapıda ilk belirdiği andan sonra ağır ağır ortaya çıkan bu yönleri bizi onunla bağ kurmaya, duruma onun gözünden bakmaya zorlar. Ancak onun bu yüksek kültürlü ve anlayışlı ruhuna karşın içinde bulunduğu durum Amca ve Yeğeninin ona karşı direniş göstermesine engel olmaz.

Filmin en tartışmalı (controversial) yanı bu direniş meselesidir ve cevaplanması gereken ilk soru sessiz kalmanın bir direniş olup olmadığıdır. Evin orta yerinde tüm varlığıyla işgalci konumundaki Generale karşı onu evden çıkarmak için hiçbir çaba içine girilmemiş olması bu direnişi sorguya açar görünür. Amca ve Yeğenin direniş olarak nitelendirilebilecek bir aksiyonu yoktur. Diğer yandan sessiz kalarak von Ebrennac ile aralarına kesin bir çizgi çekerek kendilerini ondan ayırmayı başarırlar. Von Ebrannac’ın selamlamalarına, sorularına, konuşmalarına yanıt vermezler ve sadece dinlemekle yetinirler. Film ilerledikçe bu durum sinir bozucu bir hal alsa da bundan taviz vermezler. Bir noktada, Amcanın ev içerisindeki otoritesinden uzakta, von Ebrennac ve Yeğen dışarıda, karlı bir patikada karşılaşırlar. Direnişi sürdürüp sürdürmemek Yeğenin elindedir. Kısa süreli bir bekleyişin ardından kararlılığını devam ettirir ve Alman Generalin yanından geçip gider. Direniş devam etmektedir. O halde Melville’in sessizliği nasıl okunmalıdır?

denizin-sessizligi-jean-pier-melville

Filmin ismi, Denizin Sessizliği, Vercors’un bu soruya verdiği cevabı içerir. Vercors’a göre denizin sessizliği içinde ‘saklanmış ve köpürmeyi bekleyen arzuları ve düşünceleri’[i] barındırır. Bu açıdan bakıldığında film sessiz ama onurlu bir umudu ve bekleyişi anlatır. O deniz, bir gün, günü geldiğinde köpürecektir; Melville’in Army of the Shadows (1969, Gölgeler Ordusu) filmi direnişin bu diğer yüzünü yansıtır. Karakterlerin aksiyonsuzluğu Melville’in filminin estetiğine de yansır, karakterlerin sessizliği kameranın hareketsizliğiyle paralel bir doğrultuda ilerler. Bu yönden bakıldığında filmdeki direnişin heterodoksluğuyla sinemasal yaklaşımın aykırılığı doğrudan bir ilişki halindedir.

Sinemasal Yaklaşım

Melville’in ilk filmi geleneksel sinemasal anlatıma karşı bir tavır içerisindedir. Karakterlerin aksiyon-reaksiyonlarından oluşan bir anlatı sanatına karşın, o, bu filmdeki amacının ‘aksiyon karşıtı bir sinema’ yapmak olduğunu belirtir. Kendisiyle yapılan söyleşide bunu, “Sadece görüntülerden ve seslerden oluşan bir film yapmak istedim ve bu filmde neredeyse hiç hareket ve aksiyon olmamalıydı.”[ii] diyerek ifade eder. Bu karar filmin içeriğiyle örtüşür ve sinemada yeni bir alan açar; sabit planlar, diyaloglar ve seslendirmenin (voiceover) hâkim olduğu yeni bir alan. Melville ve Bresson sonraki dönem filmlerinde bu alandan bolca yararlanacaklar, öyle ki bu alanı isimlendirme konusunda eleştirmenler arasında Melvillian / Bressonian tartışmalarına sebebiyet vereceklerdir.[iii]

le-silence-de-la-mer-1949-jean-pierre-melville-sanatlog-sinema

Le silence de la mer, Vercors’un öyküsünde yer almayan bir sekansla açılır. Birbiriyle diyaloga girmeyen iki adam arasında, bir sokak kenarında çanta alışverişi yapılır. Bu çantanın içinden çıkan Le silence de la mer kitabının içinde filmin kısa bir jeneriği akar. Basit bir başlangıç numarası olarak görülebilecek bu hayli kısa açılış Melville’in bundan sonra yapacağı filmler için bir foreshadowing görevi görür. Bir yönetmenin ilk filminin ilk sahnesinin, takip edecek tüm filmografisine dair bir önceleyen görevi görmesi sinema tarihi açısından oldukça özel bir andır. Sonraki filmlerinde yer altındaki Fransa’yı, tetikçileri, kumarbazları ve ötekileri anlatacak olan Melville, filmden bağımsız bu sahne ile bir nevi kendi yolunu en başından çizmiştir.

Ozan Yoleri

ozanyoleri@gmail.com

Yazarın diğer yazıları.

[i] Vercors (1951) Le Silence de la Mer, sf 64. İlk baskısı Les Editions de Munit tarafından 1942 yılında yapılmıştır.

[ii] Vincendeau, G. (2003). Jean-Pierre Melville: An American in Paris. London: BFI Pub.

[iii]A.g.e. Melville eleştirmenlerin filmlerini “Bressonyan” olarak nitelendirmesinden rahatsız olmuştur. Ona göre Bresson kendisinden etkilenmiştir ve onun filmleri “Melvilleyan”dır.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

noah-russell-crowe

Noah (2014, Darren Aronofsky)

Marc Forster’ın World War Z’sini (2013, Dünya Savaşı Z) izlerken de benzer duygulara kapılmıştım: Yetenekli ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir