Anasayfa / Müzik / Dünya Müziği / SanatLog-Toumani Diabaté Röportajı

SanatLog-Toumani Diabaté Röportajı

Yoğun dünya turnesi arasında kendisini İstanbul’da yakaladık ve siz Dünya Müziği severler için Toumani Diabaté ile söyleştik. SanatLog

SanatLog: Kora Enstrümanı eskiden beridir bazı ülkelerde hala pek bilinmiyor. Röportajımızın başında biraz koranın geçmişi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Toumani Diabaté: Kora ile sunduğumuz geleneksel şarkılar o kadar eski şarkılar ki, birçok dinleyicinin iyi bildiği batı klasik müziği eserlerinden bile eski bir geçmişi var… Aslında diğer enstrümanlara rağmen daha çok kişiye ulaştığında herkes birçok batı enstrümanından daha geleneksel ve hiç yabancı olmadığını fark edecek… İyi müzik dinleyicileri bunu fark etmeye başladı bile…

SanatLog: Ebeveynleriniz Ulusal Enstrüman Topluluğunda yer alan müzisyenlerdi ve müzik gelişiminizde mutlaka doğrudan etkileşimleri olmuştur. Anne ve babanız müzik kariyerinizde size bir yol çizdi mi yoksa sizi kendinizle baş başa özgür mü bıraktılar?
Toumani Diabaté: Babamın müzik doğasında vardı ama ben babamı o kadar az görebiliyordum ki…Belki genlerimde taşıyordum diyebilirim ama daha doğrusu yetiştiğim çevrenin bu büyüleyici kora müzikleriyle çevrelenmesi benim gerçek motivasyonumdu, babamdan uzak olduğumu saklamıyorum çünkü hep seyahat etmek zorundaydı… Hem annem hem babam zaten müzikle meşgullerdi ve ben müziği kendimde buldum…

SanatLog: Hiç şüphesiz böyle bir ebeveyn sayesinde birçok farklı müzik dinlediniz. Böyle bir müzik zenginliği içerisinde olmanız korayı kendi kendinize öğrenmenizde size ne kadar katkısı oldu?
Toumani Diabaté: Aslında bu konuda mütevazı değilim çünkü bunun bana Tanrı’dan bir hediye olduğunu düşünüyorum. Bulunduğum çevrenin bu müzikle dolup taşması elbette beni etkilemiştir ama ben bu müziği keşfetmekten çok bu müziğe doğduğumu düşünüyorum; bana bu müziklerle kendimi ifade etmek çok doğal geliyor…

Toumani Diabate

SanatLog: Çok genç yaşta hâlihazırda dönemin ünlü isimleriyle müziksel işbirliğine girmiştiniz; müzik yapmaya başladığınızda uluslararası bir tanınmışlığa ulaşabileceğinizi hiç düşündünüz mü?
Toumani Diabaté: Benim bütün istediğim kora müzikleriyle, kendi gelenekselliğimi temsil ederek dünyayı dolaşabilmekti… Profesyonel olarak sahnede olmak bana çok heyecan veriyordu; açıkçası büyük isimlerle ilk tecrübelerimi kazanmak büyük bir şans ama benim odaklandığım sadece sahnede olmaktı…

SanatLog: Müzik kariyeriniz boyunca hep diğer sanatçılarla müzik alışverişi ve etkileşimi içerisinde oldunuz; farklı coğrafyadan gelen bu kadar müzisyen ile birebir çalıştıktan sonra yeni potansiyel işbirlikçinizde özel bir şey arıyor musunuz?
Toumani Diabaté: Bana pop yıldızları da kimi zaman heyecan verebiliyor… Tıpkı Björk’le çıkardığımız işler gibi alternatif müzikler yapan ve popüler olmuş o kadar başarılı isimler var ki… Madonna ile bir çalışma yapmak çok enteresan olabilirdi… Blur’den bildiğimiz Damon Albarn bana göre çok yetenekli ve kendine özgü işler çıkarıyor… Damon Albarn’la çalışmayı isterdim…

SanatLog: Kişisel olarak Roswell Rudd ile birlikte Caz müziğini Kora ile evlendirdiğiniz “Malicool” çalışmasını çok beğeniyorum, bu çalışma hakkında bizlerle ne paylaşabilirsiniz?
To
umani Diabaté: Kora ile doğaçlama yaptığımda caz duygusu o kadar yakınlaşıyor ki, geleneksel müziklerin cazla uyumu her zaman zengin kökleriyle ilgili… Hem cazın insan dramlarından çıkan ve müzikal olarak da zengin bir geçmişi var hem de kora çalgısı ve gelenekselliği tartışılmaz, bu yüzden uyumlarının iyi olduğuna ben de inanıyorum ve dinleyici özellikle caz dinleyicisi büyük keyif alıyor… 22 Mayıs’ta İstanbul’da aynı keyfi yaşıyor olacaksınız…

Toumani Diabate

SanatLog: Tüm müzik iş birlikteliklerinizin arasında en çok beğendiğiniz ve diğerlerine nazaran ön planda olan hangisi?
Toumani Diabaté: Yaptığım işlerden hiçbirine haksızlık etmek istemiyorum ama kaybettiğimiz bir efsane olarak Ali Farka Touré ile yaptığım çalışma benim kariyerim için çok değerli… Ali Farka’nın müzikleri geleneksel müzikler ve Mali’nin tüm köklerini taşıyor, onun albümünde bir müzisyen olarak yer alabilmek benim için bir ödüldü; üstelik Grammy alan bir albüm oldu…

SanatLog: Yıllardan beri grubunuz Symmetric Orchestra ile çalıyorsunuz ve şu ana kadar birlikte sadece tek bir albüm kaydettiniz, gelecekte onlarla planladığınız yeni çalışmalar dinleyecek miyiz?
Toumani Diabaté: Henüz son albümümü sunuyorum ve The Mande Variations benim için kendimi müzikle ifade etmeye başladığımdan beri alabildiğime inandığım yolu dinleyiciyle paylaşıyor… 20 yıl önce yayınladığımız ilk kora albümünden sonra benim için çok önemli… Bu yüzden yeni bir albüm heyecanı henüz duymuyorum çünkü son albümü daha çok insana ulaştırmak istiyorum… İstanbul’da da bunu yapıyor olacağım…

SanatLog: Kültürel alışverişi algılayıp ileri atılım yapan bir Dünya müzisyeni olarak, seyahatlerinizde diğer sanatçılardan neler duyuyorsunuz? Özellikle ilginizi çeken bir şey var mı?
Toumani Diabaté: Müzisyenler özellikle geleneksel müzikleri daha çok kişiye ulaştırabilmek için deneysel çalışmalar yapmaya devam ediyorlar ve artık ne dinleyici ne de müzisyenler bu konuda katı değiller… Ben yine de gelenekselden çok uzaklaşmamaya çalışıyorum… Eğer kökleri iyi biliyorsanız buna cesaret edebiliyorsunuz… Şimdi tanıştığım birçok müzisyende bu cesaret ve yetenek var.

Symmetric Orchestra

SanatLog: Ne zaman sınırları aşıp uluslararası bir grup olduğunuzu fark ettiniz?
Toumani Diabaté: Hiçbir zaman buna odaklanmadım ama henüz 19 yaşındayken sahnede Mali’nin en ünlü isimleriyle çalışıyordum ve benim için hayal ettiklerimin uzak olmadığını da biliyordum… Symmetric Orchestra’yla dünyanın en prestijli salonlarında konserler vermeye başlayınca şansımın arttığını tahmin edebildim…

SanatLog: Neredeyse tüm dünyayı turladınız ve Mandinka kültürünü insanlara müziğiniz vasıtasıyla tanıttınız, buna istinaden seyirciden aldığınız tepki nasıl?
Toumani Diabaté: İnsanlar popüler müzikleri seviyorlar ama bir yandan işin içine koskoca bir tarih girince daha çok mutlu oluyorlar… İlk safhada dikkat çekmek için deneysel çalışmalar işe yarıyor ama sonrasında geleneği sunmak hem benim için mutluluk verici hem de insanlar keşfettiklerinde daha çok öğrenmek istiyorlar…

SanatLog: Türk Müziği hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz? Beğendiğiniz sanatçılar veya yerel enstrümanlar var mı?
Toumani Diabaté: Herhangi bir ülkeye gittiğimde ilk olarak eski geleneksel müziklerini ve folklorunu öğrenmeye çalışıyorum ama özellikle yurtdışındaki festivallerden Aynur’u tanıyorum… Sesi çok güçlü ve çok etkileyici… Ömer Faruk Tekbilek adını yurtdışında en çok duyduğum bir başka müzisyen…

SanatLog: Sınırların birbirine geçmesiyle kanımca tüm kültürler kendi aralarında kaynaşmaya başladı. Sığ görüşlerin tüm utançları, ayrımcılıkları yıkılmaya başladı. Kültürel küreselleşme ve müziğin bunun içerisindeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Toumani Diabaté: Müziklerin birbirine yakınlaşmasıyla beraber çoğu kez tarihçiler hiç bilemeyeceğimiz tarihi yakınlıkları keşfediyorlar ya da hatta herhangi bir enstrümanın birbirinden çok uzak ülkelerde bile ortak bir enstrüman olabildiğini görüyorlar… Bu yakınlıkları ortaya koymak bence çok anlamlı ama diğer taraftan her ne kadar deneysel müziklere açık olsam da mümkün olduğu kadar geldiğim toprakların eski müziklerini tanıtabilmeye özen gösteriyorum…

SanatLog: Dünya Müziği kavramına inanıyor musunuz?
Toumani Diabaté: Benim ilgilendiğim geleneksel müzik tanımı ve yaptığım çalışmaların yan yana getirildiği tanımlama daha çok geleneksel müzik oluyor…. Ama popüler bir müzikle ya da isimle de geleneksel bir çalışma yapılabilir ve çok alternatif çalışmalar ortaya çıkabilir…

Bela Fleck & Toumani Diabate

SanatLog: Algı kolaylığı bakımından insanlar tarafından her şeyin etiketlendiği bir dönemde yaşıyoruz, siz müziğinizi herhangi bir stil ve tarz altında sınıflandırıyor musunuz?
Toumani Diabaté: Benim böyle bir kaygım yok ama açıkça benim yaptığım müzikler kora müzikleri… Belki bu müziklerin cazla buluştuğu deneysel çalışmalar da yapıyor olabilirim ama müziklerim tamamen bizim eski geleneksel müziklerimiz… Ancak kora müziklerinin yapısı deneysel çalışmalara izin veriyor ve özellikle sahnede cazla çok daha fazla yakınlaşıyor…

SanatLog: Zamanınız için teşekkürler…
Toumani Diabaté: Ben teşekkür ederim.

Röportajı Gerçekleştiren: Zekeriya S. Şen
([email protected])

____________________________________________________________

Toumani Diabaté Hakkında

Dünyamızda çaldığı enstrüman ile gerçek anlamda özdeşleşen bir elin parmağı kadar az sanatçı var. Malili Toumani Diabaté bu sanatçılardan biri ve en önemlisi. Batı Afrika’nın 21 telli özgün kora enstrümanı ile özleşen sanatçı, son yirmi yıldan beri Kora’yı dünya müzik platformuna taşımakta. Ravi Shankar için sitar, Djivan Gasparyan için duduk, Jimi Hendrix için gitar ve Arif Sağ için saz neyse, Toumani Diabaté için kora o. Albümlerinin ülkemize sınırlı sayıda gelmesiyle pek fazla bilinmeyen veya belki kulaktan dolma bilgilerle tanıdığımız bu sanatçıyı biraz tanıyalım.

Kendi kulvarındaki en ilerici sanatçı olan, 10 Ağustos 1965 Bamako doğumlu, Toumani Diabaté, griot veya jelis müzisyen soyundan intikal etmekte. Neredeyse 71 kuşaktır müzisyen olan Diabaté sülalesinin kökleri Mandé İmparatorluğuna kadar uzanmakta. Sülale geleneği olarak, zamanın kora kralı olarak bilinen babası Sidiki Diabaté dâhil olmak üzere hiçbir kimseden ders almadan kora çalmasını öğrenen Toumani Diabaté, her Griot gibi enstrümanının sesini kendi kendine buldu.

Zamanla kendi stilini geliştiren yetenekli sanatçı, beş yaşında kora çalmayı çözdü ve ilk grubunu 13 yaşında kurdu. Delikanlı döneminde Mali’nin dünya çapındaki sanatçıları ile uluslararası konserler vermeye başlayan Toumani, yavaş ama sağlam adımlarla gelişti ve Mali müzik platformunda kendine has özel bir yere sahip oldu. Ut ve arp arasında bir enstrüman olarak sınıflandırılan kora, böylece eşsiz ritimleri ve tınıları ile çağdaş müzik akımında alternatif bir ses yarattı. Kendisini çok yönlü bir sanatçı olarak geliştiren Toumani Diabaté, hem geleneksel Mali müziğine sadık kalıp hem de Flâmenko, blues, caz, rock ve diğer müzik stilleri ile çapraz kültürel etkileşim sağlamakta.

Toumani Diabate

Yazılı kayıtlarda kora çalgı aleti ilk defa Mungo Park’ın 1799 tarihli “Travels in Interior Districts of Africa” adlı kitabında karşımıza çıkıyor. Burada Park, enstrümanı 18 telli kocaman bir arp olarak tanımlıyor. Kantar kabağının kurutulmuş bedeninin yarısının ortasından geçirilen, deri halkalarla sıkıştırılmış uzun ahşap bir saptan yapılan kora çalgı aleti, kısmen inek derisi ile kaplanır. 21 tel, ahşap sapın bünyesindeki deri halkaları kantar kabağının bedeni ile demir bir çember sayesinde birleştirir. Çalgının akordu bu deri halkaların aşağı-yukarı simültane hareketiyle sağlanır. Tel olarak çok kolay ulaşılabilecek ve gerilince kusursuz ton veren bildiğimiz balık misinası kullanılır. Arp sesine benzeyen bir ses veren kora enstrümanının karmaşık gibi görünen çalma stili ağırlıkta bir Flâmenko gitarını andırır. Kora enstrümanı çalgıcının kucağına yerleştirilerek çalınır. Her iki elin işaret ve başparmağı telleri hareket ettirirken geri kalan parmaklar enstrümanı kavrar. 21 telin on biri sol işaret ve başparmak ile çalınırken, geri kalan on tel sağ işaret ve başparmak ile çalınır. Kora enstrümanı çalgıcının farklı akort yöntemleri ile çok geniş bir gam skalasına sahiptir.

1987 yılında yirmi bir yaşında ilk albümü “Kaira”yı çıkartan Toumani Diabaté böylece babasının 1970 yılında sadece kora enstrümanı melodileri içeren ve Mali’nin ulusal sembolü kabul edilen “Ancient Strings” albümünün mirasını sürdürdü. Yüksek kalitede kişisel stil ile desteklenen nefes kesen doğaçlama kora melodileri ile dolu olan albüm, bir anda sanatçıyı ülkesinde yıldız yaptı. 1989 yılında sanatçı çapraz kültürel müzik etkileşimine soyundu ve İspanyol yeni akım Flâmenko grubu olarak bilinen Ketama ile “Songhai I” adlı albümü kaydetti. Albüm geleneksel Griot melodilerini yanıp tutuşan Flâmenko ezgileri ile birleştirerek yeni müziksel sınırlara süzüldü. Bu albümün devamı olarak kabul edilen “Songhai II” ise 1992 yılında geldi. Toumani Diabaté böylece namını dünya platformuna taşıdı. Aynı yıl Toumani Diabaté, The Symmetric Orchestra adında bir ekip oluşturarak sadece Japonya ve Mali’de piyasaya sürülen “Shake the Whole World” adlı çalışmasını çıkarttı. Kültürler arası müziksel deney yapmaya devam eden sanatçı kora virtüözlüğünü döktürmeye başladı ve bu enstrümanın ne kadar evrensel olduğunu kanıtladı.

Takip eden üç yıl boyunca dünyanın belli başlı şehirlerinde konserler veren sanatçı sadece Mali müziğini tanıtmakla kalmayıp müzikseverlerin kora enstrümanına olan ilgisini arttırdı. Sanatçı 1995 yılında yine ortak bir çalışma olan, kızının adını verdiği “Djelika” adlı albümü kaydetti. Bu albümde yanına, balafon (ksilofon benzeri bir çalgı cihazı) üstadı Keletigui Diabaté ve ngoni (minyatür gitar benzeri bir enstrüman; daha çok avcının arpı olarak biliniyor) üstadı olan Basekou Kouyate’yi aldı. Bu dönemde Mali’de sintisayzır ve gitar yaygınken Toumani Diabaté albümünde yerel, sakin ve akustik enstrümanları kullanarak daha modern bir müzik üretti. Daha sonra 1998 yılında kuzeni Ballake Sissoko ile birlikte “New Ancient Strings” adlı albüme imza attı. Böylece babasının mirasını bir üst boyuta taşıdı. Bu dönemlerde özellikle çalışmalarında vokal kullanmaması, albümlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasına imkan verdi. Takip eden yıl sanatçı Amerikalı blues adamı Taj Mahal ve hepsi Batı Afrikalı sanatçılardan oluşan bir grup ile müzik işbirliğine girerek çok ses getirecek olan “Kulanjan” adlı albümü kaydetti. Bu albüm sayesinde Toumani Diabaté Mali ve Amerika arasında notasal köprü kurdu.

Sanatçı takip eden senelerde sırasıyla, 2001 yılında “Jarabi” adında bir toplama albüm çıkarttı, sonra yine Amerikalı bir sanatçı ile işbirliğine girdi ve caz tromboncusu Roswell Rudd ile belkide kariyerinin en sofistike albümü “Malicool”u çıkarttı. Bu karizmatik çalışmada sanatçı kora enstrümanının klişe sınırlarını zorladı. Uzun bir süre konserler veren sanatçı, tüm dünyayı birkaç defa turladı ve şu ana kadar 2000’in üstünde konser verip yaklaşık 180 tane festivalde yer aldı. Yorucu bir canlı performans zincirlemesinden sonra 2005 yılında, geçen sene kaybettiğimiz Ali Farka Touré ile “In The Heart of the Moon” adlı albümü çıkarttı. Bu albüm ile “En İyi Dünya Geleneksel Albümü” kategorisinde Grammy ödülünü evine götürdü. Sonra 25 Temmuz 2006 tarihinde Symmetric Orchestra ile ikinci çalışması olan en son albümü “Boulevard de L’independance” çıkarttı. Bu albüm sanatçının şu ana kadar çıkan çalışmalarının doruğu oldu. Sanatçının çalıştığı diğer önemli müzisyenler arasında Peter Gabriel, Salif Keita, Kasse Mady Diabate ve Damon Albarn yer aldı.

2008’de gelen “The Mandé Variations” ile sanatçı kora tekniklerini geliştirerek daha derin ezgilere doğru yola çıktı. Albüm, Diabate’nin engin virtüözlüğünün bir yansıması olmasının yanı sıra yenilikçi düzenlemeleri ve çalma tetkikleri ile koranın kalıplaşmış sınırlarından dışarıya taşması ile dikkat çekti. Normalde dört farklı akorda (Tomora ba, hardino, sauta ve Tomora mesengo) sahip olan kora, Toumani sayesinde bu albümde beşinci akordu kulaklarımız ile tanıştırdı. “Egyptian” (Mısırlı) adı verilen bu akort, bas ağırlıklı melankolik bir ritme sahip ve “The Mandé Variations”ın geneline hâkim.

Toumani Diabaté organik müziksel yapılandırmaları ve notasal zekâsıyla Keith Jarett’ın piyanoda yaptığını korada yapıyor. Belki bu bilincin ışığında Batı Afrika kora sanatçıları arasında Toumani Diabaté bir kora öncüsü olarak görülmekte ve buna istinaden de kendisine “kora’nın prensi” lakabı verilmiş durumda. Gelişen, zengin duygusal melodi sentezleriyle dinleyenin kulağına sımsıkı asılan Toumani Diabaté, her zaman akıcı, bütünsel çalışmaları ile kalitesini koruyor. Toumani Diabaté bu, geçmişi ve geleceği mükemmel zamansız müzik ile bir araya getiren bir müzik terzisi…

Yazan: Zekeriya S. Şen

Diabaté Diskografi:

1987 - Kaira
1989 – Songhai I
1992 - Songhai II
1992 – Shake The Whole World (Sadece Japonya ve Mali)
1995 – Dielika
1998 – New Ancient Strings
1999 – Kulanjan
2001 – Jarabi
2005 – In The Heart Of The moon
2006 – Boulevard De L’independance
2008 – The Mandé Variations

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.
@hakan_bilge

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

SİNE K Dergi “Western” sayısıyla çıktı

Sinema dergiciliğine yeni bir soluk getirmeyi amaçlayan SİNE K Derginin “Western” dosya konulu yeni sayısı ...

7 Yorum

  1. Çok güzel bir röportaj…

  2. Konulan videoya bakılırsa yumuşak, dinlendirici tınılar hakim müziğine. Yeni bir keşif olabilir zannedersem. Teşekkürler.

  3. Yeni yazarımıza hoşgeldin diyorum ben de 🙂 Söyleşi için de çok teşekkürler. Afrika sanatı ile batı müziği (caz müziği) Toumani Diabaté ile müthiş bir kıvama ulaşmış bence. Harika…

  4. Oldukça başarılı bir sanatçıya benziyor. Ben de tanışmış oldum böylece, sağolun 🙂

  5. Oldukça ilgi çekici, çok teşekkürler. Dünyada birçok müzisyen ulusal kaynaklarına dönüp bunu batı enstrümanları ile yoğuruyor ki bu ülkelerinin ezgilerini herkesin anlayacağı bir üslupla ortaya koymak ile eş anlamlı. İnsanları kitaplar ya da filmlerden çok müzik bir araya getirir ve aynı paydada buluşturur. Diabete’yi de bu açıdan değerlendirebiliriz herhalde 😉

  6. Yaylı çalgılar da diğer enstrümanlar gibi geniş bir alana yayılıyor. Alt akımları ve ekolleri belirleyici üsluplar var. Doğal olarak hepsini takip etmek, özümsemek çaba ve zaman gerektiriyor. Bu çaba için Zekeriya S.Şen’e teşekkür ediyorum.

  7. Değerli arkadaşlar öncelikle eşsiz yorumlarınız için çok teşekkürler. Oradaki müzik olarak tanımlayabileceğimiz etnik/dünya ve benzer klasmana giren müziklerin çok derin ve zengin olduğunu Touymani Diabate ve benzeri sanatçılar sayesinde algılıyoruz. Bu çok heyecan verici bir unsur açıkçası… Dünyamızda çok güzel müzikler var, sadece biraz algılarımızı açmamız gerek… Tekrar hepinize teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir