Anasayfa / Etiket Arşivi: mehmet arat

Etiket Arşivi: mehmet arat

Vicdan Pusulası

Galiba pusulanın yeniden bulunması gerekiyor. Daha doğrusu, bir zamanlar insanların okyanusları aşabilmesini sağlamış bu büyülü araç gibi, insanlığa bilgiye ve akla dayalı bir yön verebilecek, bataklığa gömülmekten kurtaracak, temiz ve duru sularda yüzmesini sağlayarak önce çocukları ve kadınları, sonra bütün iyi ve dürüst insanları koruyacak, herkese yol gösterecek yeni bir ...

Devamı »

Selim’in Küçük Öyküleri

İki bin on iki yılı, benim yeni bir dünyada yaşamaya başladığım yıldı. Nasıl olduysa, yazılmamış bir öykümden kaçan Selim de aynı zamanda geldi, Sima’yı buldu, öyküler yazmaya başladı. Yılı, “Yılın Son Günü” öyküsüyle bitirdi. (1) Aradan yıllar geçti. Selim yazdığı öykülerin çoğunu bir yerde toplamıştı. Ama küçük öyküleri dağınıktı. Annesiyle ...

Devamı »

Sıcak Bir Yaz, Yeni Bir Sayfa

Sıcak bir yaz geçmiş, İspanya’ya hiç gitmeden İspanya’da bir gezintiyi, İspanya bahçelerindeki bir gecenin müziğini yazmıştım. 1 Son yıllarda yazlar hep sıcak geçiyor. Küresel ısınmanın mı, küreselleşmenin mi etkisi? Hava da, yaşam da ısındıkça ısınıyor. Bu yaz da öncekileri aratmadı. “2016 yazında artık asla olmayacağı sanılan bir kalkışma yaşandı. Darbe ...

Devamı »

Eşsiz Bir Okuma Serüveni: Gülün Adı

Epey uzun zaman önce, yeni olmayan ama daha çok uzun süre güncelliğini koruyabilecek bir kitapla ilgili yazmak üzere bir not almıştım. 16 Mayıs 2015’te “Gerçeğin Yalanı” diyen bir yazım da şöyle bitiyordu: “Gerçeğin adı hangi dildedir? Peki gülün adı?” 1 Yanıtı o kitapla ilgili yazacağım yazının girişinde vermeyi planlamıştım. En ...

Devamı »

Yaşamak, Gezmek, Ölmek

Doğmak, büyümek, öğrenmek, inanmak, sevmek, üretmek, tüketmek, korumak, değiştirmek. Yaşamak, gezmek, okumak. Yaşamak öğrenilebilir mi? Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi? İspanya’ya hiç gitmedim. Ama bugün sizi İspanya’da bir gezintiye çıkaracağım. Dilerseniz İspanya bahçelerindeki bir gecenin müziğini de dinleyebilirsiniz. (1) Bir yeri orada yaşayan mı en fazla tanır, dışarıdan ...

Devamı »

Met’in Teni (Tam Metin)

Geçen hafta birisi beni öldürdü. Katilimi bulmak için tutabileceğim bir sanal detektif var mıydı, bilmiyorum ama insanların topluca katledildikleri bir dünyada kendi yok oluşumla uğraşmayı gereksiz buldum. …. Cennet ve cehennem nerededir? Yakınımızda mı, uzağımızda mıdır? Dünyada mı, çok ötelerde midir? Güvende mi, korkuda mıdır? Sevgide mi, nefrette midir? Yaşamda ...

Devamı »

Düşüncelerin Dili

Gözlerde okunabilir mi? Aklımızdan geçenler, yaşadıklarımız, umutlarımız, düşkırıklıklarımız, isteyip de yapamadıklarımız, istemeden yaptıklarımız, sevdiklerimiz, nefret ettiklerimiz bakışlarımızda yansır mı? Düşüncelerin bir dili var mıdır? Gözlerde okunabilir mi? …. Mutluluk gözlerde yansır mı? Mutluluğun resmini nasıl yapmalı? Elleri mi, birleşen bedenleri mi, gözlerdeki ışığı mı sevinç yaşlarını mı çizmeli? Peki, ışık ...

Devamı »

Yazı Mühendisliği

Zamanı yönetmek her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Kişisel gelişim uzmanlarının, proje yönetimi eğitimi verenlerin, bilimin ve pratik bilgi birikiminin tüm gücünü değerlendirerek geliştirilmiş bilinen ya da henüz duyulmamış yöntem ve modellerin varlığına karşın, günümüz insanının zaman karşısında kazanma şansı yok. Yeniliyor, eziliyor. Bir işi başardığı anda daha kısa sürede ...

Devamı »

Sise Saklanan Gerçek: Rüzgârın Sarmaşığı

Bir zamanlar bu toprakların bir bölümünde adına Troya denilen bir ülke vardı. Öncesinde ve sonrasında pek çok yolculuklar yapıldı, karalardan denizlere, yerlerden göklere, ormanlardan dağlara. Halklar geldi geçti. Taipidos’lar sustu ve bağırdı, yenildi ve kazandı, ağladı ve zafer çığlıkları attı. Ama ezici çoğunluk, dünyayı kendi gözleriyle görmenin, doğadan ve umuttan ...

Devamı »

Bedava Kitapların Değeri: İnsanlık Bedava

Belki de insanlığın, sevginin, inançların, etik değerlerin, hukukun, yaşamın bu derece aşındırılmış olduğu bir ortamda kitaplardan söz etmenin hiç anlamı yok. Oktay Akbal suçumuz insan olmak demişti. (1) Ama en azından benim bilebildiğim kadarıyla, hiçbir normal dönemde insan olmak bu kadar ağır ve örgütlenmiş bir saldırıyla karşılaşmamış, kendi değerlerini başkalarına ...

Devamı »

Sıcak Yüzlerin Öyküleri

“Belki de yüz öykülerini anlatmaya başlamanın en iyi yolu, 11 Eylül 2012 Salı günü bir anda gelen bir sevinç ve coşkuyla Işıktan Düşen Notlar‘da yazdığım mesajı aktarmak olacaktır.” Sıcak yüzlerin öykülerine bu girişle başlamıştım. Sözü edilen mesajın başlığı uzun, kendisi kısaydı. Lalabey Paylaşım, Dergi Sanat ve Sanatlog‘dan söz ediyor, Duygu ...

Devamı »

Barışın Öyküsü (2014 Öykü Yıllığı Üzerine)

Bu yıl da korktuğum başıma gelmemiş ama gelecek yıl için Kemal Gündüzalp’in bana kötü bir haberi varmış. Korktuğum bu kez başıma geliyor, “2014 Öykü Yıllığı – Öykü Yağmuru 3” (1) ile yıllık hazırlamayı bırakıyormuş. 2012 ve 2013 (2, 3, 4) yıllıklarından sonra yayımladığı bu yıllık sonuncusu olacakmış. Gerekçelerini sunu bölümünde ...

Devamı »

Gerçeğin Katli ve Ölümün Sardığı Yaralar

“Savaşa karşı barışı; baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükleri ve demokrasiyi; hırsızlığa ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini yaşamın her alanında yükselten, toplumsal sorumluluğumuzdan dolayı demokratik hak ve özgürlükler mücadelesi de veren DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak ‘Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi!’ sloganıyla düzenleyeceğimiz Emek, Barış Ve Demokrasi Mitingi 10 ...

Devamı »

Çıplaklığın Çevirisi, Dillerin Dilsizliği

“Hiçbir gerçek sanat yapıtı, anlamı ile güzelliğini çırılçıplak ortaya sermez.” Akşit Göktürk’ün “Çeviri: Dillerin Dili” kitabında geçen bu sözü, edebiyat metniyle diğer metinler arasındaki farkı da unutulmayacak biçimde özetliyor. (1) Edebiyat metinlerinin çevrilmesindeki güçlüğü, yazarın yaşadığı ve yapıtlarında yansıyan zamanlar ve konumlarla, ulaştırılmak istendiği farklı dünyalar arasındaki uçuruma dayandırıyor: “Bir ...

Devamı »

Toz Bulutları

Bu yazıda bir yalnızlık senfonisinden söz etmek istiyorum. Ama amacım yalnızlığı değil, toz bulutlarının birliğini anlatmak. Yazarların kendi çalışmalarından söz etmelerinin pek hoş karşılanmadığını biliyorum. Yine de, uzunca bir ön hazırlık döneminden sonra son metnini yazmaya başladığım sıralarda Yalnızlık Senfonisi’ne bir ayrıcalık tanımayı düşünmüştüm. Cumhuriyetin onuncu yılında doğan Keriman Hanım’ın ...

Devamı »