Anasayfa / Sinema / Noah (2014, Darren Aronofsky)

Noah (2014, Darren Aronofsky)

Marc Forster’ın World War Z’sini (2013, Dünya Savaşı Z) izlerken de benzer duygulara kapılmıştım: Yetenekli genç yönetmenlerin Hollywood memurlarına dönüşmelerini izlemek kadar üzücü bir şey yok. Sanırım Paul Rotha yazmıştı: “Hollywood’a gidip de körelmeyen yönetmen yok gibidir.” Sanırım doğru. Burada kastettiği Avrupa’dan Amerika’ya yerleşen sinemacılar elbette, ama fark eden bir şey yok. Hollywood makinesi bünyesindekileri ya da çevresindekileri giderek kendisine benzetiyor. Bir filme baktığımızda yüzlercesini, yüzlerce filme baktığımızda tek bir filmi görmemiz de bundan.

Kurtarıcı arama gayretleri bugünkü siyasal konjonktürde hangi ideolojiye hizmet ediyor acaba? Tek bir kurtarıcının lanse edilmesi hangi siyasal liderleri çağrıştırıyor? Tek kutsal lider inancı sağ ideolojiye hizmet etmiyor mu? Büyük kurtarıcılar büyük faşistler değil mi? Film bunları düşündürdü. Dinsel bir figür ya da değil. Kanımca Noah (2014, Nuh: Büyük Tufan, Darren Aronofsky) ataerkil Hollywood geleneklerinin izdüşümüdür.

noah-film

Aile olmaya duyulan inanç konvansiyonel örneklerin öteden beri üzerinde durduğu bir mesele. Soyun devamını sağlamakla sadece aile kurumu edilmiş olmuyor, yanı sıra statüko da devam etmiş oluyor. Günümüzden bakıldığında aile olmaya dönük saf idealler aslında kapitalist düzenin istikrarlı biçimde devam ettirilmesini garantilemiş oluyor. Çünkü doğan her çocuk yeni bir tüketici demektir.

Filmi sadece dönemine göre okumak büyük bir saflıktır. Bu kıtada çekilen fantastik filmlerin, tarihsel üst-yapımların aslında günümüz uygarlığına göndermelerle kurgulandığı unutulmamalı. Daha doğrusu şu: Günümüz bakış açısıyla kurgulanan bu tarz filmler yürürlükteki ideolojik refkleslerin bir uzantısı biçiminde yorumlanmalıdır. Kutsal kitaplardaki Nuh tasviri sadece bir şakadan ibarettir. Salt kutsal metinler kalkış noktası yapılarak girişilecek bir okuma sönük, hatta gereksiz kalacaktır.

noah-russell-crowe

Noah kelimenin düz anlamıyla kurtarıcı arama gayreti içindeki Hollywood statükosunun zavallı bir örneğidir. İnananları memnun etmemesi gayet normal. Onlar üstün, gündelik telaşelerinden kurtulmuş, dahası peygamber formundaki bir Nuh’u hayal ediyorlardı; ama insan zaafları olan bir yaratıktır. Filmin bu zaaflar üzerine gittiği söylenebilir, ama allasen tek zaaf üreyip çocuk yapmak mıdır? Aile kurmak mıdır? Düzüşmek midir?

Günah keçisi Kabil’in soyundan gelen saldırgan, giderek yamyamca çizilen insanlık bütünüyle kötü de sadece Nuh ve ailesi mi iyi? Neden içi doldurulmamış, insanın haliyle sorası geliyor. Sadece düzüşmeyi düşünen bir ailenin neresi iyidir ki? Diğer yandan, iyi ile kötünün ortajen savaşımından enstantaneler sunmak bugün için mükemmel bir saçmalıktan ötesi değildir. Çünkü iyi ve kötü her zaman yan yana ve iç içedir. İyi her daim kötü formunda yüzünü gösterir. Politikacıların iyi ve faydalı olandan bahsedip tam tersini yapmaları gibi.

noah-darren-aronofsky

İyi ile kötünün geleneksel savaşı da yine iyilerin lehine çözümlenerek Hollywoodvari altın kurala tam kesinlikte uyum gösterilmiş. Bağımsız sinema anlayışından gelen bir yönetmenin mevcut tuzağa düşmesi gerçekten de şaşırtıcı.

Süperegoyu temsil eden, Nuh’un dedesi Methuselah’ın (Anthony Hopkins) tasviri kendisi kurtarıcılığa soyunan figürün baba (ya da tanrı) arayışlarıyla ilgili bir başka klişedir. Bu tarz hikâyelerde kahramanların sığındıkları bir akıl hocaları ya da temel bir dayanak noktaları muhakkak vardır. Hitler’in akıl hocası kimdi, bugün anımsayan var mı?

noah-anthony-hopkins

Hollywood’un statükoyu yansıtmak için büyük prodüksiyonlara ihtiyaç duyduğu görülmemiş şey değildir. Gökkubbenin altında yeni bir şey yok. Yeni olan belki de şu: Sürekli kutsal figürlere başvurarak suları bulandırmak ve iyi niyetli kardeşlik çağrıları şiarını altüst etmek. Noah örneği bu bağlamda uygarlıklar arası çatışmayı körükleyen bir silahtır, asla bir film değil. Bu sağ kanat filmlerinin görselliğine, kullanılan efektlere övgü düzmek faşizme, ataerkilliğe övgü düzmekle eşanlamlıdır. Yapılan safdil eleştirilere bakılınca Noah kısmen başarılı olmuş bile sayılabilir.

Şişkin bütçelere rağmen olabildiğince fazla yıldız oyuncu kullanma gayreti işi sağlama alma yönündeki çabalara işaret eder. Güven telkin eden iyi yüzlü oyuncular kitlelerin kolayca özdeşim kuracağı kompozisyonlar çizerek kalabalıkları uyuştururlar. Onların güçlü personası her dönemde işe yaramıştır. 50’li yılların anti-komünist cadı kazanında Hollywood starlarının işe koşulması gibi.

Nuh’un (Russell Crowe) handiyse tek ilginç özelliği hayvanları öldürüp yememesidir, diyeceğim ama ironi olduğu düşünülecek. Neyse. Uzun uzun yazmayı gereksiz buluyorum. Biz bu hikâyeyi daha önce izledik diyor, kapatıyorum.

Hakan Bilge

sinefil78@gmail.com

Yazarın diğer yazıları.

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Otopsi: Hitchcock’un Psycho’sunun Sahne Sahne İncelemesi (Görsel Materyallerle Birlikte)

  1960 yılında Paramount Pictures şirketinin gözetiminde, Universal’in stüdyolarında çekilen ve Alfred Hitchcock’un son siyah ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kuşadası escort
bursa escort
ümraniye escort
çankaya escort
escort izmir