Anasayfa / Resim / Ünlü Tablolar / Ressam ve Tablosu

Ressam ve Tablosu

Marc Chagall (okunuşu: Mark Şagal) (7 Temmuz 1887 – 28 Mart 1985), Yahudi kökenli Rus-Beyaz; Rus-Fransız bir ressam. Yaklaşık bir asır yaşayan sanatçı 20. yy’ın en büyük ve başarılı sanatçılarının başında yer alıyor. Çalışmalarının birçoğunu Rusya’da yaşayan Yahudilerin köklerine dayandıran Chagall, o dönemler Rusya İmparatorluğu’na dâhil olan Beyaz Rusya’da dünyaya geldi.

Chagall, 1917’deki Rus Devrimi’nde aktif rol aldıktan sonra 1918’de Sovyet Kültür Bakanlığı, tarafından Vitebsk bölgesinden “sorumlu görevli” unvanı verildi. 1920’lerin sonlarına doğru, iç savaş ve kıtlığın başladığı bir dönemde, Chagall Moskova’da açılmak üzere olan Musevi Oda Tiyatrosu için duvar resimleri çizmek için görevlendirildi. Müzik, dans, drama ve edebiyat sanatlarının tasvir edildiği dört duvarda yer alan en önemli eser “Müzik” adlı tablo oldu. Doksan kişilik kapasiteye sahip olan salonun sağ kolunda yer alan bu tablo, herkesi büyülemeyi başardı. Chagall bu eserini çatı üzerinde keman çalan bir Klezmer müzisyeni olarak tanımladı.

‘Klezmer’ kelimesi ‘şarkının enstrümanı’ anlamına gelen iki İbranice kelime ‘Kley’ ve ‘Zemer’den oluşmakta. İlk başlarda ‘Klezmer’ kelimesi çalınan enstrümanlar için kullanılmaya başladı ancak daha sonra bu müziği yapan sanatçılar ‘Klezmer’ olarak tanımlanmaya başlandı. Klezmer müziğinin öncülerinden kabul edilen Giora Feidman’a göre “tüm Klezmer’ler sanatçı olarak dünyaya gelir ve içlerinde doğal bir güç barındırır. Bu gücü de yansıtabilmek için tek bir enstrümana ihtiyaç duyulurmuş, o da insan, yani bir Klezmer. Klezmer’ler Klezmer müzik türünün enstrümanı kabul edilirler. Musevi kültüründe derin bir öneme sahip olan Klezmer işte Chagall tarafından gördüğünüz üzere böyle resmedildi.

Marc Chagall

Doğu Avrupa’da savaş sonrası Aşkenazi Musevileri, Balkanlardan Kara Deniz’e kadar çok geniş bir alana yayıldı ve yerleşti. Ufak kasabalarda ufak topluluklar oluşturdu. Her ne kadar aralarında geniş mesafeler olsa bile bir şekilde irtibatta olmayı ortak kullandıkları Yiddiş dili ile sürdürdü. İşte “Klezmer Müziği” aslında bir kavim müziği…

Ancak bu eser sanatçının Washington D.C.’deki National Gallery of Art Müzesi’nde sergilenen “The Fiddler, 1912-13” (Kemancı) adlı bir diğer tablosu ile karıştırılmamalı. Aralarında çok benzerlik olmasına rağmen “Music” tablosunda Klezmer iki çatı üzerinde yer alır; giydiği kıyafet farklı ve mor rengindedir. Hemen solunda kemanı bir sopa gibi sallayan başka bir Klezmer vardır. Onun haricinde birkaç daha belirgin farklılıklar var ama burada bu unsurlara girmek gereksiz.

Bir Klezmer kavimi içerisinde büyüyen Chagall keman çalmayı çocuk yaşında düğünlerde öğrendi ve bundan dolayı Musevi Oda Tiyatrosu için resmettiği tablolarında Musevi hayatını ele alırken mutlaka içine bir kemancı entegre etti. İzlenimcilik akımının ardından gelen modern sanat hareketinde yer alan Chagall, pek çok şaheser üretmesine rağmen bu dört tematik tablosunun yeri her zaman ayrı oldu. Özellikle müziğin resmedildiği “Müzik” tablosu hem bir kültürü, hem müziği hem de tarzını anlatmasıyla derin izler bıraktı. Derin bir tarihe, kültüre ve sorumluluğa sahip olan Klezmer Müziği ancak bu kadar zengin iki boyutlu tanımlanabilir…

Yazan: Zekeriya S. Şen
[email protected]

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.
@hakan_bilge

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

Edebiyattan Beyazperdeye Koyu Kırmızı Bir Tabu: Ensest

“Her öyküde arzu ile yasa çatışır ki öykünün temelini de bu çatışma oluşturur.” (A.J. Greimas, ...

3 Yorum

  1. gerçekten ilginç ve bir o kadar güzel bir yazı. norman jewison’ın fiddler on the roof (damdaki kemancı) filminin kökenini de bu şekilde öğrenmiş olduk. teşekkür ederim hocam.

  2. Keman çalan figür resmin simetrisi bozularak neden çok büyük çizilmiş acaba?

  3. Aslında resimde pek bir simetri yok Zafer. Kemancı büyük çizilmiş, çünkü gösterilmesi gereken obje o.

    Ne zaman Chagall’ın bir resmini görsem içimi mutluluk kaplar. Adam, her şeye rağmen sadece kendisini mutlu edecek şeyleri çizmiş sanki. Ben en çok “Doğumgünü” tablosunu severim. Oradaki öpücüğün bana hissettirdiklerini anlatamam size (zaten anlatılamayacağı için resim olarak aktarılmış). Aşkın gücüyle havalarda uçan ve anatomik olarak imkansız pozisyonlara düşen iki insanın ham görüntüsü insanın içini sıcacık yapar. Nasıl bu kadar basit bir şekilde bu kadar etkileyici olabilmiştir anlamıyorum. Hep imrenmişimdir bu güce…

    Bu arada ressamın sembolik objeleri üzerinde pek durulmamış. Uçan insanlar, hayvanların seçimi ve sirk dünyası Chagall için önemli göstergeler aslında. Ama olsun. Yazı için teşekkürler Zekeriya Şen…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir