Anasayfa / Sinema / İkonlar & Portreler / Sinemada sessiz ama derin bir kariyer Michael Keaton

Sinemada sessiz ama derin bir kariyer Michael Keaton

Düşündüğüm zaman çocukluğumdan hatırladığım en eski zaman karesi bir filme ait. Film 1988 yapımı Beetlejuice, yani bizdeki çevirisiyle Beter Böcek.

Tüm dünya için Tim Burton’ın ayak sesleri niteliğindeki film, yönetmenin filmi onun oyunculuğuna bıraktım diyebileceği kadar sağlam bir başrolle tanıştırdı bizleri;  Micheal Keaton. Seksenlerin sulu komedi dizilerinden ve ilk filmi Night Shift’ten (1982) sonraki dönüm noktası kabul edilebilecek film doksanlı yıllarda çocuk olan herkes için unutulmazlar arasında yerini alırken; Tim Burton’ın fantastik dünyasında farklı bir yere sahip olan Batman (1989) ile yola devam eder Keaton. Bu kez çizgi romandaki iri yarı kas yığını yarasa adam imajı için seyircinin gözünde biraz minyon kalır ve eleştirilerin hedefindedir. Burada filmin tematiğini incelemek gerekiyor. Burton’a göre bu iki ucube karakter, yani Batman ve Joker’in birbirleriyle, kendi hayatlarıyla olan savaşı; alt benliklerinin, zevklerinin, karşıtlıklarının, ruhlarındaki bütün kırılganlıkların iç içe geçtiği eksantrik bu şölen filmin kafayı takmamız gereken esas noktasıdır. İkinci Dünya Savaşı’na yapılan göndermeler, Vertigo (1958) gibi kült bir filmden etkilenmiş olunması Batman serisi içindeki Keaton’lı döneme farklı bir tat katar.

batman_tim-burton_michael-keaton

Filmin Micheal Keaton isminin en net anlamı kazanacak olduğu Birdman’de yönetmen Inarritu’ya vereceği hafiften ilhama da daha çeyrek asır vardır.

Ardından Much Ado About Nothing (1993) adlı Shakespeare oyunu ve günümüz uyarlaması, bienal takipçilerinin iyi bileceği filmde Kenneth Branagh yönetmenliğinde  Dogberry isimli polis memuru rolüyle tekrar komedyen yönüne geri döner.

much-ado-about-nothing-michael-keaton

Filmin grotesk havası içinde dikkat çekicidir, ama bu dönemde bence en iyi filmi My Life (1993). Nicole Kidman’la yakaladığı uyumu,  muzipliği, hüznü, ciddiyeti, ölüme mahkûm bir hasta olmanın yarattığı psikolojiyi seyirciye çok gerçekçi yansıtır. Doğacak bebeğini görmeden ölüme yenilmek istemeyen, kaderini zorlayan Bobby Jones; bir babanın çocuğuyla paylaşacağı her şeyi videolara çekmeye başlar; geriye bırakacağı tek şey bu görüntülerdir,  çocuğunun hayatına dokunabileceği tek buruk çaresi. Bu arada geçmişiyle beraber terk ettiği ailesiyle de hesaplaşacağı bir yolculuğa çıkar. Sevdikleriyle sonsuza dek vedalaşması gereken, bunu yaparken de daima metanetini koruyan adamı Keaton oynamamış, adeta yaşamıştır.

my-life-michael-keaton

Sevimli bir aile filmi olarak nitelendirilebilecek Multiplicity’de (1996) eşine ve işine daha fazla vakit ayırmak isterken kendini klonlatan Doug Kinney rolünde ise bambaşka dört karakteri canlandırır. Bu kesinlikle hiperaktif bir oyunculuk gerektirmiş olmalı. Film eğlenceliktir, hepsi bu.

Jack Frost (1998), A Shot at Glory (2000), Live From Baghdad (2002), Quicksand (2003), First Daughter (2004), White Noise (2005) ve sanki fazla hatra binaen oynamış gibi durduğu Herbie Fully Loaded filmleri ise televizyonda pazar gecesi izlenecek hiçbir şey bulunamadığında açık kalan kanalda öylesine oynayan yapımlar, üzerine söylenebilecek tek şey, fazla sıradan oluşları.

white-noise-michael-keaton

The Company (2007) adlı üç bölümlük Amerikan yapımı dizide Soğuk Savaş’ın entrikaları ve casusluk oyunları üzerine olan hikâyenin James Jesus Angleton’ı olan Keaton karakterin insanı çileden çıkartan sinsi ve soğuk duruşu için nevrotik bir hale bürünmüş denilebilir.

İşte sıra Michael Keaton’ı anlatmaktan en zevk alınabilecek performansı sergilediği 2014 yapımı Birdman’de  -Cahilliğin Umulmayan Erdemi-   Birdman isimli süper kahraman serisinin unutulan başrolü Riggan Thompson şöhretinin işe yaradığı yıllara, gençliğine ve eski popülaritesine duyduğu ümitsiz özlemle boğuşurken, bir yandan da 1950’lerden kalma, kadın-erkek ilişkilerini sorgulayan bir Broadway şovunu sahneye koymakla meşguldür. Kusursuzluk peşinde giderken ruhunda yaşattığı o kuş adeta ikinci benliğidir.

birdman_inarritu_michael-keaton

Unutulmuş olmanın intikamını kendisine fazlasıyla kötülük ve acımasızlık empoze ederek alır, onu aslında hak ettiği noktaya gelsin diye mi zorlatıyor diye de seyirciye sordurtur. Bütün filmin tek plan oluşu eksterm bir durum ve odak noktasındaki Keaton’a daha fazla iş düşürüyor. Riggan’ın düzgün bir iş çıkarmak uğruna mahvolmaya zorladığı hayatı, sanata faydası sıfır ve kaleminden zehir akan bir eleştirmenle olan can sıkıcı sürtüşmeleri, kızının yaşadığı yeni jenerasyonu anlamlandırma çabası, sosyal medyanın gücünü  keşfedişi ve Edward Norton’ın canlandırdığı Mike Shiner isimli manyakla boğuşmaları; Keaton’ın her biçimden binbir hale bürünüşüyle anlam kazanıyor. Filmdeki Hollywood’un sanılanın aksine o kadar da cazip olmadığı vurgusu önemli.

birdman_michael-keaton_edward-norton

Josh Singer ve Tom Mccarty’nin senaristlik ve yönetmenliklerini yaptığı Spotlight’a (2015) gelince… Boston Globe adlı gazetede çalışan Walter Robinson rolü gerçekten tam bir bıçak sırtı. Katolik kilisesinin uzun yıllar boyu üstünü kapatmaya çalıştığı cinsel istismarların açığa çıkarılması ve bunu yaparken de filmin zayıf görsel vizyonunda bol diyalogla işi kotarmaya çalışmak Keaton’ın zorlandığı, belki daha fazlası verilse (en azından Mark Ruffolo’nun oynadığı role daha yakışacağı nacizane düşüncem) Oscar’ı kazanabileceği bir işti. Mağdurlarla olan diyaloglarında seyirciye yapılan ajitasyon mu, yoksa gereği kadar duygusallık mı olacağının ince ayarını Keaton başarıyla yakalar.

spotlight-michael-keaton_mark-ruffalo

Son olarak 9 Eylül’de vizyona girecek biyografik film The Founder’da (2016) Mc Donalds’ın kurucusu Ray Kroc rolünde izleyeceğimiz Micheal Keaton tüm dünyada finansal politikalara yeniden hayat vermiş birinin ihtirasını fragmana bakıldığında iyi yansıtmışa benziyor. Beklentinin yüksek tutulduğu bir film olacağı aşikâr. Bu kez Oscar konuşması yapması dileğiyle.

Hülya Ayazoğlu

hulyaayazoglu91@gmail.com

Hakkında Editör

Hakan Bilge - The Godfather Mitosu (Şule Yayınları, 2015) ve Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti (Doruk Yayınları, 2016) adlı sinema kitaplarının yazarıdır.

Bu yazıya da bakabilirsiniz.

noah-russell-crowe

Noah (2014, Darren Aronofsky)

Marc Forster’ın World War Z’sini (2013, Dünya Savaşı Z) izlerken de benzer duygulara kapılmıştım: Yetenekli ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir